Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

13 Ekim 2011 Perşembe

BİSİKLETLİ ÇOCUK

Filme gidene kadar, Bisiklet Hırsızları dedim durdum:))ki o filmi de çok beğenirim. İlk izlediğimde henüz ben de bir çocuktum ya da çocuk denecek yaştaydım. Bisikletli Çocuk; ikinci filmekimi filmim...Az kaldı kaçıracaktım ama :))Film bu gün saat 11 de Atlas sinemasında son kez gösterimdeydi...Artık vizyona girmesini bekleyeceksiniz...

Film Cannes'de Nuri Bilge Ceylan'ın Bir Zamanlar Anadoluda filmi ile jüri büyük ödülünü paylaştı... Ve eleştirmenler tarafından çocukluğa yapılmış en güzel film olarak tanımlandı. Dün izlediğimiz Tiranazorus'dan sonra çok ama çok iyi geldi bana...Çiviyi çiviyi söker misali oldu. Film sonsuz iyimserlik aşıladı bana... Filmi hem rahatsız edici hem iyimser buldum...Bu filmi görmenizi çok isterim kategorisine koydum...Küçük oyuncuyu çok ama çok başarılı buldum...E, o kadar film izliyoruz bu kadarcı da söz söyleme hakkımız olsun dimi...Bir çocuğun sorumluluğunu almak için ille de anne babası olmak gerekmiyor... Samantha , iyimserlik ilacım oldu...

Günün geri kalan kısmında ev için çalıştım. Yemekler yaptım...Domates soslu patlıcan silkme , zeytinyağlı pırasa ve pilav pişirdim. Çorbamız da var...

Akşamın dizisi Fatmagül tabiki... Kabak çekirdeği yenerek izlenecek:)) Naziş Göreme'den gelirken bir torba kabak çekirdeği getirmiş. Daha doğrusu kocamın asker arkadaşının gönderdiği kuru meyveler arasında bu da vardı...Bir de güzel kavrulmuş. Akşamları çıt çıt çitene de yapıyoruz.

Hava bu günden itibaren soğuyor.Önlemlerinizi alınız , söylemedin demeyiniz... Kışlık çaylara başlayın, ekinezyadır, ıhlamurdur, zencefildir...



11 Ekim 2011 Salı

Doğunun Limanları


Bu gün evdeyim tüm enerjimi yarına saklıyorum...
Sabah kızlar gitti, salona her zamanki sabah keyiflerime başlamak için geçerken, Kocam benden önce kanepemi , sehpamı kaptı...Uykusu kaçmış , tv açıp haber izlemeye başladı...Ben ayyy orası benimmm deyince , gideyim mi diye sorunca tabi kıyamadım... Ama ertesi sabah asla bunu kabul etmeyeceğimi deklare ettim.

Hava yamurlu, ev havası ama ben bu havalarda da dışarıda olmayı severim aslında...

Bu gün Kitap Okuyan Kız için ; Amin Maalouf'un en sevdiğim kitabı olan Doğunun Limanları hakkında yazdım. Kitabı yeniden karıştırıken keşke keşke dedim filme alınsa
ve ben bu yazıyı okur okumaz yazabilmiş olsaydım. Sanırım çok daha farklı bir yazı çıkardı ortaya... Aranızda okumuş olanlar varsa , sizin görüşlerinizi de orada görmek isterim.Kitap Okuyan Kız için yazı yazarken burada sözünü etmemiş olduğum kitaplardan da seçmeye özen gösteriyorum...Mesela hiç şiir kitabından söz etmedik. Bu konuda pek iyi değilimdir ama yatarken okuduğum bir Tagore şiiri ya da Murathan Mungan'ın Eteğimde ki Taşlarından okuduğum bir şiir ruhuma iyi gelir. Ruh kendini iyi hissedince beden de ona ayak uydurur kanısındayım.

Yarın için ,inşalah bir aksilik çıkmazssa çok şahane bir programım var kendisi de çok şahane olan biriyle...Çoğunuz tanıyorsunuz Zero''yu...Umarım hava şartları bir azizlik yapmaz bize de programımızı uygulayabiliriz.

Bu günlük şimdilik bu kadar...Kitap Okuyan Kız'a uğramayı unutmayın:))

gece gece dır dır



Gece saat 01.29'u gösteriyor...Pencereye vuran yağmurun sesine ,geçen bir uçağın sesi karıştı...Bu havada , bu saatte o uçakta olmak istemeyeceğimi düşündüm.

Herkes uyudu. Nedense hiç ama hiç uykum yok. Yazın Ordu'da buluştuğumuz arkadaşım, Antalya'ya yeni dönünce ; çektiği resimler bu akşam elime geçti... Bu havada yaz resimlerine bakmak hem tuhaf hem çok hoş oldu... O gün ne kadar eğlendiğimizi , Teyzemlerin onları ektiğim için bana gizliden gizliye gıcık kaptıkları ama hiiç belli etmedikleri geldi aklıma , güldüm.(pek sevdim bu resmi yav)

Naziş , üç gün süren Kapodokyo gezisinden çok memnun döndü... Orada ki ilçelerden birinin belediye başkanı benim kocanın hem askerlik hem de çok sevdiği bir arkadaşı olunca VİP statüsünde ağırlanmışlar:)Pek hoşnuttu...Bizi mi? yatağını mı? daha çok özlediği konusunda kararsızım:)


Bu gün genel temizlik günüydü, ev gıcırdadı, her seferinde bakıp hep böyle kalsan kalabilsen keşke diyorum:)

Bu akşam Mor Menekşelerin başlamasını beklerken o başlamayıverdi, 17 Ekime ertelenmiş. Onun yerine Show da yeni başlayan ses yarışmasını izledik. Üfff şimdi bi sürü saçma sapan şey mi dinleyeceğiz derken. Çok beğendik. Hadise, Mustafa Sandal, Hülya Avşar ve Murat Boz'dan oluşan Jüriye bayıldım. Murat Boz ve Hadise resmen show yaptılar...Sanırım bu kadar çamur attıktan sonra her zamanki dengesizliğimle izleyeceğim:) hem biraz dizi modundan da çıkmış oluruz.

Gce gece yeter dimi bu kadar muhabbet...

10 Ekim 2011 Pazartesi

pazarın ardından

Bu pazar gününü en keyifli kılan unsur yağmurdu...Naziş gezide olduğu için, Kocamın da kendine ait bir programı olunca Gamse ile biz karşılıklı kanepelerde kah kucaklarımızda laptop , kah tv
izleyerek, kah kitap okuyarak, yiyip içerek koca pazar gününü devirdik.






Anne kurabiyeleri çay saatimize eşlik etti...Bir önceki yazıda tarifi var...
Yemek saati geleneksel kuru biber dolması ve iç artınca , dondurucudan alelacele çıkarılan, haşlanmış karalahana yapraklarına sarılan lahana dolması ile şenlendi...

Tv de TRT1 'in yeni dizisi Avrupa Avrupa'nın izleyemediğimiz tekrar bölümü ile kahkahadan kırıldık. Henüz keşfetmediyseniz , pazar akşamları oynayan bu diziyi kaçırmayın. Türkiye'nin Avrupa Birliğine girdiği farzedilerek çekilen bir dizi... Bir apartman baz alınmış. Buradaki aile ve komşuluk ilişkileri işleniyor. Dün gece kendini konsere göndermeyen , babasını karakola şikayet eden kızın hallerini, artık ikametgah verilmesi yasaklanan muhtarın, tüm muhtarlarla Ankara'ya yürümesi bize keyifli saatler geçirtti... Hafta sonunu güzel bitirmek, haftaya keyifli başlamak için birebir. Anam ben reklamcı neyin mi? olaydım. Bu işi burada bedava yapıp duruyorum.


Bir eleştirmen dizi için şöyle demiş,

Bu dizi besbelli ki Avrupa Birliği’ni popüler kılmak için düşünülmüş. Ama ciddi bir stratejik iletişim ve konumlandırma hatası var bana göre.

Çünkü yeni bir toplumsal ve kültürel üst değeri halka benimsetmek için, daha işin başında komedi yolunu seçmek, AB-Türkiye gerçeğini, yeni oluşacak gerçeklikten uzaklaştırabilir, sulandırabilir diye düşünüyorum.

Ben de diyorum ki, e bizim Avrupa Birliği hikayemiz baştan aşağı komedi değilmi ki...

Bir de bu akşam yine TRT1 de Mor Menekşeler başlıyor unutmayın...

Beni benden alarak biten Sakın Kımıldama'nın ardından Venedikte 1000 güne başladım... Kitap Okuyan Kızın hediye kitap çekilişinde de vardı...Yok bana çıkmadı ayol hehhe...O çoktan sahibini buldu bile...Ha bu arada bu günkü yazıda son günlerde adından çokça söz edilen ve filmi de gelecek hafta vizyona girecek olan ''BİR GÜN'' var...Filmi izlemeden önce kitaba bir göz atmak isterseniz tık tık...

Bu gün genel temizlik günü, dışarıda bir güneş açan , bir yağmur yağan bir hava var...Bu gün pazarımızda var... Öle işte

9 Ekim 2011 Pazar

hayatın bu sabahında yağmur var İstanbul da

Sabah uyandığımda yağmur başlamıştı...Baktım herkes uyuyor usulcacık salona geçtim. Bir kaç bir şeyler karalayayım kitabıma devam edeceğim...


Önce yeşil çayımı aldım tabi...yıllardır yeşil çay yeşil çay diyorum ya buradan, dün okduğum bir araştırm yazısında, yeşil çayın metabolizmayı nasıl hızlandırdığı, enerji verdiği anlatılıyordu.Güne kahve yerine yeşil çay ile başlamak bana çok daha iyi geliyor. Sanki iç organlarım yıkanıyor gibi geliyor ...



Son okuduğum kitaptan söz etmek istiyorum...Margaret Mazzantini'nin yazdığı'' Sakın Kımıldama''.Çok hazin bir hikaye...Timo, İtalia, Angela, Elsa ...bu isimler aklınıza kazınıyor sanki...Ben ki sismleri aklımda tutamam... Hayatta yaptığımız seçimlerin yaşamımızı nasıl etkilediğini, ayrıkotlarının üstüne basıp geçerken onları nasıl farketmediğinizi...Bahçenizde olsa, söküp atmak istersiniz hani..Hayır diyemeyen birine tutulmak, sevmeden aşık olmak nasıl bir duygudur...

Kitap bir cerrahın çalıştığı hastaneye getirilen yaralının kendi kızı çıkmasıyla ve kızının ameliyattayken , ona bir hikaye anlatmaya başmasıyla başlıyor.İşte bundan sonrası tufan...Margaret Mazzantinin daha önce okuduğum kitabı '' Sen Gelmeden Önce'' de de aynı kanıya kapılmıştım. Detaylara çok önem veren bir yazar. Bir odayı anlattığında , sanki film izlermiş gibi oda gözümde canlanıyor. İtalia'yı tarif ederken mesela önümde yürüyor sandım. O ince bacakları, beyaz teni, dizinden aşağılara sarkan kırkyama çantası...Ben bu yazarın adını unutmayın diyorum...Margaret Mazzantini hayatınızın kitabının yazarı olabilir bir gün...Kitap filme se alınmış ve Penolope Curise oynamış. Bu filmi hemen bulmalıyım...

Kitaptan bir kaç cümle size...Bakın bunu her zaman yapmam:)

* Yerde üzerinde tehlikeli çöpler yazan bir kutu var, içimdeki insanı alıyorum ve onun içine atıyorum.

* Angela, neden hayat bu kadar aza indirgeniyor? İyilik nerede? Annemin yüreğinin sesi nerede? Sevdiğim tüm yüreklerin sesi nerede? Bir sepet ver kızım, şu anaokuluna götürdüğün sepeti. İçine, karanlıktaki ateş böcekleri gibi, hayatımdan geçen parıltıları koymak istiyorum...

Yağmur hala devam ediyor. Sanırım bu haftayı yağmurlu geçirecekmişiz. İnsan dünkü havaya bakınca bu güne inanamıyor. Dün Gamse ile cumartesi için yaptığımız hiç bir programa uymadık. Hava güzeldi, seçtiğimiz filmler aman aman değildi...Çok istediğim film gelecek haftanın programındaydı...Evet kitabını okumadım bu kez filmini izleyeceğim ''Bir Gün'' önümüzdeki hafta vizyona giriyor... Sinemadan vaz geçince Üsküdar'a indik. Baktık balık pazarında herkes balık tezgahlarının başında... Hadi akşama bira balık programı yapalım dedik...Biz küçük , çıtır çıtır kızaran balıkları sevdiğimiz için balıkçıların istavrit diye sattığı kraçalardan ve mezgit aldık. Bu kraçalar şu an çok lezzetli zaten beş on güne bulunmaz artık...Onlar her zamanki gibi mısır ununa bulanıp tavaya zıpladılar ama mezgit ama mezgit o Babamın usulünde pişti. Önce unlanıp, sonra çırpılmış yumurtaya batırılıp tavada altlı üstlü aynı omlet gibi kızartılıp, bol limon eşliğinde yendiler... Mezgitler henüz küçükken, bir kez bile olsa denemenizi öneririm..

Bu yağmurlu pazar sabahına kahvaltı önerim, yumurtalı ekmek kızartması yanında incir reçeli ...MFÖ dem bu sabah yağmur var İstanbul'dayı da açın alttan alttan usul usul çalsın...Çayınızı da şöyle sağlamca demleyin...Kahvaltıdan sonraki keyif çayınıza yasemin atın...e her evde yasemin bulunmaz dimi, o zaman koku verecek bir limon kabuğu , tarçın çubuğu, ne bileyim bir karanfil tanesi atın...Özellikle karanfili tavsiye ederim...Hala hiçbiri yoksa , lütfen önümüzdeki pazar günü için tedarikli olunuz:))

İyi pazarlar...

7 Ekim 2011 Cuma

hafta sonu gelmeden planları gelir(Anne kurabiyesi tarifi ile yeniden düzenlendi)

Hafta sonu geldi nihayet, bana ne oluyorsa artık:)) kızların gazına geldim herhalde...Onlar haftasonu hafta sonu dedikçe bana da bir heves geliyor:))

Naziş bu akşam arkadaşlarıyla geziye gidiyor. Pek kıskandık kendini ama bizim yapacağımız bir şey değil , o bizim evin en cesuru... Geldiğinde inşallah resimleriyle anlatırız ...O hafta sonu olmayınca, Gamsegamse arkadaşlarıyla olan programını iptal edince yarın için kendimize full program düşündük ama içinde sinema mutlaka var... Ben bu gün filmlerin fragmanlarına bakarak bir şey seçmeye çalıştım. Gamse hafif ve eğlenceli bir şey olsun dedi ve Julian Moore'nin bir filminde karar kıldık. Tek belli olan şey bu şimdilik.

Pazar günü İstanbul gökgürültülü ve sağanak yağışlı olacakmış. Biz buna da sevindik. Pizza, kitap, film, pencereden yağmur izleme, Yağmurun camlarda bıraktığı izlerden fal bakma...Gamse'nin yeni aldığı ve bir türlü kullanma fırsatı bulamadığı baykuşlu şemsiyeyi kullanma fırsatı, kocamın pencereden bakıp sürekli tekrarladığı kış geldi sözü, Üstü fındıklı anne kurabiyesi, tarçınlı çay, zencefilli limonlu çay,gerçek , has, sonuna kadar çay olan çay, Türk kahvesi, karamelli kahve,köfte, patates, zeytinyağlı barbunya, Bodrum mandalinalı, bergamutlu yeşil çay, fesleğenli makarna ...Ezo gelin çorba, diz üstü polar battaniyeler........

Hafta sonu kitap tavsiyesi... Sakın Kımıldama...Margaret Mazzantini...

Güzel olsun hafta sonunuz...


he bi de, Kirpinin Zarafeti ve Gurmenin Son Yemeğini sizler için yorumladım Kitap okuyan kız da öhö öhömm

Anne kurabiyesi

Asmira, anne kurabiyesinin tarifini istemiş...
125 gr..tereyağ ya da margarin ben tereyağ tercih ederim.Bir çay bardağı yoğurt. İki yumurta , birinin beyazı ayrılacak, bir su bardağı şeker, alabildiğince un, vanilya ve kabartma tozu( annem bir çay kaşığı karbonat koyardı) Hepsi birlikte yoğrulup , istenildiği büyüklükte parçalar koparıp koparıp elde yuvarlanıp, çırpılmış yumurta akına batırılıp tepsiye dizilecek. Üstlerine birer fındık batırılacak:)) Ben bu fındikları kurabiyelerin üstünden toplar toplar yerdim. geriye tepeleri oyuk kurabiyeler kalırdı.Annem fıtık olurdu... Sonra bunlar kocaman bakır tencerelere doldurulur. Okuldan gelen her eline birer tane alıp sokağa fırlardı...

perşembe

Bu gün İstanbul'un işgalden kurtuluş günü olduğu için okullar tatildi ve kızlar evdeydi. Kurtuluş gününü fetih günü olarak karıştıranlarda facebook ve twetter de baya bi hoşluk ve boşluk yarattılar:))

Hava çok güzeldi ama Naziş yarın akşam hafta sonu gezisine gittiği için Gamse kendini çok yorgun hissettiği için ve de Zuz'da kızlar madem evde hadi ben de geleyim dediği için evcek evdeydik. Tabi bu ev hallerinin bir ucu bana dokunur hep. Dün akşam Kanuni ve Hürrem'i izlerken sardığım koca bir tencere zeytinyağlı yaprak dolma , fındık fıstık gibi çerez niyetine gitti... Tavuk göğsünün çikolatalısı mı ? olur diyen Zuz, durmadan hadi tatlı yiyelim dedi... Yoğurtlu kırmızı ve yeşil biber kızartmalarım makarna yanında götürüldü ve bulaşık makinesi haldır haldır çalıştı...Şimdi Zuz evine gitti, kızlar yattı, koca yine buldu bir tartışma programı ben de tarçın çayı yaptım bu kez kendime artık akşam saatlerinde çay ve kahve içmiyorum.

Bu yazıyı yazdıktan sonra yeni bir kitaba başlıyorum. Sakın Kımıldama adı...Margaret Mazzantini'ye ait... Daha önce Sen Dünyaya Gelmeden adlı kitabından burada çokça söz etmiştim. Bu kitap filme de alınmış. Önce kitabını okuyayım sonra filmi araştırayım bulayım ve bir film bir kitap şenliği yapalım... Ha bu arada Kitap Okuyan Kız da yeni yazım yayında... Daha önceki yazımda beni yalnız bırakmadınız çok sevindirdiniz çok teşekkür ederim.