Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

Kitap Notlarım

Kitapları okuyorum, kitaplığa  okunmuşların arasına kaldırıyorum... Kim bilir ne zaman tekrar elime  alırım... o kadar çok kitabı okumak istiyorum ki, aynı kitaba tekrar dönmem imkansız. Bu sayfayı o yüzden yapmaya karar verdim... Hiç olmazssa okuduğum zaman ki duygularımı hatırlarım...
 Geriye dönük yazmak  hemen henem imkansız, o yüzden burada şimdiden itibaren okuduklarım yer alır, ya da yakın geçmiş de okuduklarım...
 

 MURAKAMİ ile bu yıl tanıştım ve tarzını çok sevdim... Sahilde Kafkayı okuyunca şöyler bir not yazmışım içine

Sahilde Kafka dün akşam bitti. Hiç bitmesin istediğim kitaplardan birisi oldu. 650 sayfa nasıl ilerledi sona geldi, iki bağımsız sandığımız hikaye birbirine değe değe nasıl ilerledi bilemiyorum. Haruki Murakami
kitaplarında hep size eşlik eden bir müzik var. Bu kez de sık sıkBeethoven ve Haydn eşlik etti satırlara. Bir an önce bitse de Beethoven'in Arşıdük üçlemesini dinlesem falan diyorsunuz. Alt metinde sürekli bir müzik var anlayacağınız.Kitap okumayı seven herkesin okumasını tavsiye edebileceğim bir kitap. Hani ben derim ya kitap beni zorlamalı, düşündürmeli, araştırmaya sevketmeli; işte Sahilde Kafka böyle bir kitap...
Murakami insanı gerçeklikle gerçek üstülük arasında getirip götüren bir yazar... Durup dururken canınız bir yiyeceği çeker gibi bir Murakami kitabı okumak çeker...Alt metinden gelen müzik sesi... olmazsa olmaz kediler... her şeyi bir cevabı olması, hiç bir şeyin boşlukta kalmaması ... sizi Murakami'ye bağlar.Örneğin Sahilde Kafka'da yaptığına bayılmıştım. Kafka çek asıllı bir yazar, çekçe de Kafka karga demek...Kitabı okuyanlar, Murakami'nin Kafka'nın Değişim'ine de gönderme yaptığını anlayacaklardır...Zira Sahilde Kafka da bir değişim dönüşüm hikayesiydi...Murakami bir site kurmuş gelen binlerce maili cevaplıyor...Kitapların diğer bir özelliği yükte de pahada da ağır olması )))..







Loksandra - İstanbul Düşü

Maria Yordanidu

. Loksandra ise benim gibi kalabalıklarda yaşayan, kocaman bir ailesi olan hatta sülalace yaşayan , kendi felsefesi olan bir kadını buldurdu bana ve - Mutluluğu hiç aramam, o gelir beni bulur- sözünü gönlüme kazıdı. Gerçekten de mutluluk araya araya bulunacak bir şey değil.

Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi / Ayfer Tunç



Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi'nin anlatı zamanı bugünde geçmesine rağmen, Ayfer Tunç bir Karadeniz şehrine tesadüfen konuşlanmış akıl ve ruh sağlığı hastahanesinin bir türlü yazılamayan tarihi teması üzerinden bütün bir 20. yüzyılı, 20. yüzyıl boyunca Osmanlı tebaası ya da Cumhuriyet Türkiyesi vatandaşı olmuş insanları kucaklayan, kucakladığı her roman kişisine sınıfsal aidiyetine, cinsel kimliğine ve etnik kökenine bakmaksızın hakkını vermeye özen gösteren çok sayıda hikayecik üretmiş. İşin doğrusu, hikâyeci kimliğini koruyarak, hikâyeler aracılığıyla kurgulamış romanını. Ülkü Birinci'nin konuşmasıyla tetiklenen bir "zincirleme reaksiyon" başlıyor; her hikâye yeni bir hikâyenin kapısını aralarken, 20. yüzyıl tarihi ve coğrafyasını didikleyen yüzlerce hikaye toplamı ile romanın kendi hikayesi de ilerliyor. Ne var ki 14 Şubat günü hastanede başlayıp yine aynı gün aynı hastanede bir faciayla sonuçlanan bu genel hikâyenin özetini yapmanın, okumayanlarda roman hakkında bir kanaat yaratacağını düşünmüyorum. Bu nedenle Ayfer Tunç'un canlandırdığı kişiler, olaylar, tarihsel dönemler ile üslubuna dair bir şeyler söylemek daha anlamlı olacak.
Evvel Aşklar Masalı
Günhan Kuşkanat




Bu yıl okuduğum ve okumasam üzülürdüm diyeceğim kitaplardan biri... Günhan Kuşkanat  hiç tanımadığım bir yazardı. Tesadüfen D&R da görüp aldığım bir kitaptı ... İhsan Oktay Anar kitapları tadında...

Osmanlı'yı bir başka yanı ile ele alan Günhan Kuşkanat'ın romanı Evvel Aşklar Masalı Doğan Kitap'tan çıktı. 16. yüzyılda 3. Murat kız kardeşi Nagehan Sultan ve dönemin büyük bilgini Mihran Takiyuddin arasında geçen ve aşk günah nefret gurur kıskançlık ve aldatma üzerine kurulu olan roman sizleri büyüleyecek. İmkânsızı seven ruhlar fırtınaya kapılmış bedenler. Korkunç bir veba salgını kıyamet alameti bir kuyruklu yıldız ve uğursuz bir kule. Saray soytarıları cariyeler suikastler şeytanlar cinler mekanik aletler simya formülleri sonsuz hayat arayışları ve şehrin altında birbirine açılan yüzlerce galeri..
XVI. yüzyılda III. Murad, kız kardeşi Nagehan Sultan ile dönemin büyük bilgini Mihran Takiyüddin arasında geçen şaşırtıcı bir öykü. Aşk, günah, nefret, gurur, kıskançlık ve aldatma… İmkânsızı isteyen ruhlar, fırtınaya kapılmış bedenler. Korkunç bir veba salgını, kıyamet alameti bir kuyrukluyıldız ve uğursuz bir kule… Saray soytarıları, cariyeler, suikastlar, şeytanlar, cinler, mekanik aletler, simya formülleri, sonsuz hayat arayışları ve şehrin altında birbirine açılan yüzlerce galeri… Evvel Aşklar Masalı’nda Osmanlı’yı bir başka yanıyla, bir tutku imparatorluğu olarak tanıyacaksın

 PUSLU KITALAR  ATLASI Bir kitabı okurken , beni düşündürmeli, çağrışımlar yaptırmalı, beni zorlamalı derim hep... Puslu Kıtalar Atlası insanı varlık üzerine düşündürmeye iten bir kitap. O kadar sverek okudum ki, bitse de yazarın diğer kitaplarını koşup alsam dedim...  İhsan Oktay Anar kendine has bir yazım dili olan çok özel bir yazar... İnsan ömründe bir tane olsun bir  İhsan Oktay Anar kitabı okumalı...
Yeniçeriler kapıyı zorlarken Uzun İhsan Efendi hala malum konuyu düşünüyor, fakat işin içinden bir türlü çıkamıyordu... 'Rendekar doğru mu söylüyor? Düşünüyorum, öylese varım. Oldukça makul. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: Düşünen bir adamı düşünüyorum. Düşündüğümü bildiğim için, ben varım. Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum. Böylece o da benim kadar gerçek oluyor. Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor.

Düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. Öylese gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum.'Kapı kırıldığında Uzun İhsan Efendi kitabı kapandı. az sonra başına geleceklere aldırmadan kafasından şunları geçirdi: 'Dünya bir düştür. Evet, dünya..Ah! Evet, dünya bir masaldır.'
 PRENSES GÜNLÜKLERİ

Prenses Günlüklerini okudum.Burada sözünü edeceğim Kastilya Prensesi Dona İzabel'in günlükleri. Sonradan İspanya Kraliçesi oluyor. Hayatında bir kara leke bir de yüz akı var. Kara lekesi engizisyon mahkemelerini kurdurmuş olması. Çocukluğundan başlayan günlüğünde o kadar naif , resim yapmaya çalışan, nakış işleyen, hasta annesi için o kadar endişelenen bir genç kızın engizisyon mahkemeleri kurdurmaya kadar giden hayatı. Ve de Kristof Kolomb'a verdiği destekle dünyanın seyrini değiştirmesi. Gerçi Kristof Kolomb onu bile din adına diyerek arazı ediyor. Yeni dünyadaki insanları da hristiyan yapmak için. İlginç bir kitaptı.



Her sabah kadife elbisemi giyip saçlarımı altın simli ağla toplayıp Portekizli elçi ile piskoposa tatlılıkla gülümsemek için hazırlanıyorum. Yüzüm gülüyor ama içim kan ağlıyor! Bu kadar iyi bir oyuncu olduğuma ben bile şaşırıyorum. Bütün bunları, henüz hakkında çok az şey bildiğim biriyle evlenmek için yapıyorum.

1400lü yılların ortalarında yaşayan prenses İzabel hem kaba saba bir adam olan erkek kardeşi Kral Enrique ile mücadele etmek zorundadır; hem de onu zorla evlendirmek istedikleri, Portekiz Kralı Afonsodan kurtulmak. Küçük prensesin mücadelesi zor ve acılı olur ama Amerikayı keşfeden denizci Kristof Kolomba verdiği destekle tarihin akışını değiştirir. Afonso ile değil, aşık olduğu Kral Fernando ile evlenmeyi başaran İzabel artık İspanyanın Altın Çağını yaratan bir Kraliçe, Amerika Kıtasının Anası olarak anılacaktır..

3 yorum:

  1. Lale'cim bu kadar mı olur?
    Leylak dalı Nurşen'cim ile sen ve ben aynı tarz mı okuyoruz nedir?Hep benim okuduklarımı okumuşsun, ben oturup sayfaya yazamayacak kadar tembel oldum bu yaz.
    Sahilde Kafka hep tereddütte kaldığım bir romandı, çok erteledim alıp okumayı ama hemen bu gün alacağım
    Sevgiyle kal...

    YanıtlayınSil
  2. Sevgili Özlem
    Kafkaya bayılacaksın derim...

    YanıtlayınSil
  3. selam, Ayfer Tunç'u bir türlü okuyamadım ısınamadım gitti.Puslu Kıtalar Atlası'na bayıldım. Haruki Marakami'yi ilk kez sizde gördüm bulursam okumayı düşünüyorum.

    YanıtlayınSil

içinizden geldiği gibi yorumlayın ama unutmayın ki keser döner sap döner gün gelir hesap döner:))