Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

20 Haziran 2017 Salı

Dantela...Athena Konseri ve gelmeyen yaz üstüne

Herkesin ağzında gelmeyen yaz...Laf aramızda ben çok memnunum bana göre yaz ne kadar geç gelirse ve ne kadar erken giderse o kadar iyi...Sıcak kadar beni yoran bir şey yok.Denize de bayılırım ya,işte böyle garip bir ikilem.
Yaz demişken Ayvalık/ Cunda tarafına yolu düşenlere yeni bir mekan tavsiyesi...Benim kızkardeşim Zuz'u hepiniz tanıyorsunuz. Hatta bir çoğunuz işlettiği "Cunda Adali Pansiyon"da ya tatil amacıyla kaldı, ya da geçerken kafayı bi uzatıp merhaba dedi. İşte Cunda Adali Pansiyon'a bir kızkardeş geldi😍Adı; Dantela...Yepisyeni bir konsepti var. Bir antikacı dükkanında olduğunuzu düşünün. Burada hem yemek yiyebilecek, isterseniz çay, kahve içebilecek hem de yediğiniz içtiğiniz eşyalar, oturduğunuz sandalye bile olabilir satın alabileceksiniz. Kendisi de pansiyon sahibi olan ortağı Emre ile birlikte işletiyorlar. Annemin ördüğü danteller de sandıktan çıktı ve Emre ve Zuhal'in elinde kah örtü olarak kah aydınlarma araçlarına bürünüp gün yüzüne çıktılar. 
Giderseniz bi uğrayın, benden selam götürün😍

Ben yaz etkinliklerimi Açık Hava Cemil Topuzlu Sahnesindeki şahane bir Athena Akustik konseri ile açtım.E bizim gençliğimizin müziği rock müzikti. Suzy Quatrolarla Demis Rouseslerle büyüdük.Athena'da gecenin hakkını verdi çok keyifli bir gece yaşattı bize.Gecenin sonuna doğru ayakta bağıra çağıra eşlik ederek izledik konseri.

Hadi biraz kitap...
En son Kör Suikastçı/ Margaret Atwood okudum. Kesinlikle tavsiye ettiğim bir kitap. Daha önce size sözünü ettim mi bilemiyorum "Damızlık Kızın Öyküsü"nü okumuştum. Onu da kesinlikle tavsiye ettiklerim arasına koyabilirsiniz.Margaret Atwood distopya ve ütopya kavramlarını birleştirerek kendine özgü bir tür yaratmış.
Kör Suikastçı'da babaları iki dünya savaşı sırasında düğme fabrikası olan iki kızkardeşin hikayesi. Kızlardan biri zengin bir adamla evlenirken diğeri Kör Suikastçı adında bir roman ve arkasında bir sır bırakarak intihar ediyor. Spoiller verdim sanılmasın bu romanın ilk sayfası:) Roman içinde roman olan bu kitap Booker Ödüllü...
Şimdi elimde olan kitap ise Haydar Paşa Kitap Fuarından aldığım tek kitap Şaşırmayın geçen yıl hiç almamıştım :)Öyle işte züccaciye dükkanına giren fil gibi olurum öyle yerlerde... Sadece oraya buraya çarparım:)Kıymetli şeyleri iyi tanzim etmek gerekir. Bu kitabı daha ilk sayfalarda olmama rağmen tavsiye ediyorum.


Gelelim bugüne, bugün görümcelerimle oturduk  koca bir tencere zeytinyağlı dolma sardık bizim eve... Görümcemi saat kaçta geleyim diye aradığımda dolmanın içini hazırlamıştı bile... Aldım tenceremi gittim😍 Zaten bizim beş evin salamura yaprak bidonları onun kilerinde durur.Yani hep derim görümcelerle aynı mahallede oturmak en şahane bi şeydir. Kışın yağmur olur, kar olur canın uzak bi yerlere istemezse görümcelerinden birinde bi çay masası bi okey masası mutlaka vardır.  :)     :)

Öle işte şimdi gideyim ben, malum iftar yaklaşıyor.






15 Haziran 2017 Perşembe

Günler aylar gelir geçer

Yine çok olmuş yazmayalı...
Yazmayalı bir yaş daha aldım. Eskiden özel günler için günler öncesinden hazırlık yapardım. Sonra aklım  başıma geldi. Arkadaş bana özel  günse neden yine en çok yorulan ben oluyorum. O yüzden  şimdi bir gün önceden mutfağı kapatıyorum🙃 Artık sürprizleri bekliyorum. Bu kez, Ordu'yu özlediğimi düşünerek pancar çorbalı, melocanlı, sakarcalı, turşu kavurmalı ve olmazssa olmaz Ordu usulü pideli  bir yemek düzenlemişlerdi. Bağdat cad. Çifte Havuzlarda Nelipide bunların yapılanileceği en güzel yerdir kuşkusuz. O yüzden burayı seçmİşlerdi.Bu seçimxen çok memnun kaldım ve bunu gelenekselleştirmelerini söyledim.😍Doğum günü mumumu pasta üzerinde değil Kotyora tatlısı üzerinde üfledim. Kotyora; Ordu'nun eski adıdır. 

Bu yıl kendim için yaptığım en iyi şey; koro çalışmalarına katılmaktı. Sanırım sürdürebileceğim kadar  devam ederim bu çalışmalara. Haftada iki gün telefonu kapatıp üç saat boyunca şarkı söylemek, dışarıdaki tüm olumsuzlukların dışında olmak bana çok iyi geldi. Dışardan bakıldığında, gidip şarkı ezberliyoruz gibi gelebilir. Ama, öyle titiz bir hoca ile çalıştık ki, Murat Birer bizi bir hece için bile saatlerce çalıştırdı. Şarkının duygusuna girip öyle söylememiz için elinden geleni yaptı. Ama herşeye değdi. Çok güzel bir konser ile bu çalışmalarımızı taçlandırdık.


Bu ay "Kazım Karabekir Kültür Merkezi Kitap Kulübü"müzde iftar yemeği ile sezonu noktaladık. Son olarak Sona Erdi/ Selim İleri okuduk ve hiç sevmedik. Hatta ben yarım bıraktım.

Kitap demişken bu ay Canan Tan ile Tavsiye Evi'nde buluşup son kitabı hakkında konuştuk. Canan Tan'ın inanılmaz bir hoş sohbeti var. Yazarlık serüveni, kitap yazarken yaptığı çevre gözlemlerini mesela yaz tatili sırasında izlediği dansçı kızın saçlarını daire şeklinde savuruşunu son kitabındaki kahramanına nasıl yaptırdığını anlattı.

Kitap demişken, Haydar Paşa Garın'nda ki Kadıköy Kitap Günleri yine muhteşemdi. Tüyap Yunanistan sınırına gittiğinden beri bu şahane bir alternatif oldu.Aysel'le buluşup hem Orhan Bahtiyar söyleşisine katıldık hem de kitap stantları ve vagonlar arasında çocuk gibi zıp zıp dolaştık.

Bu arada yürüyüşlere devam ediyoruz karı koca... Kah Üsküdar sahil, kah Emirgan korusuaklımıza ogün neresi eserse orada yürüyoruz. Üsküdar sahili tek geçerim ama sabah erken saatlerde olması kaydıyla.., Saat 10 dan sonra geçmem bile oradan. Kalabalık inanılmaz.
Emirgan'a gittiğimiz gün hafif yağmur vardı ve kimsecikler yoktu koruda... Şahane oldu. Merve, Serdar ve Gamsegamse ile misler gibi çok dinlengin bir gün geçirdik.

Gamsegamse'ye biz eskiden böyle ağaca yaslanıp poz verirdik dedim, biliyorum dedi. Aa nereden dedim, Türk filmlerinden dedi😇
Bu arada BJK şampiyonluğunu da kutladık. Ben GS li olsam da Gamsegamse ve Kocam hasta BJK lı. Şu kalabalığa girebilecek kadar hem de😍

Şimdi bir de tavsiye
Bayramda İstanbul'da olacaklar için tabi bu tavsiye...
Küçük Su Kasrı'na gidin bir gün. Kasrı gezin, bahçesinin tadını çıkarın. Sonra yan tarafındaki kafedeyeytin için denize bakın iskeleden atlayıp duran karabatakları izleyin. Gelen geçen vapurları izleyin. 



Gelelim şimdi de bir sergi tavsiyesine. Daha dün gittim. 25 Hazirana kadar gezebileceğiniz bir sergi.
Kolombiya'lı ressam Botero'nun resim ve heykel sergisi. Kesinlikle kaçırmamanızı tavsiye ederim.
Karaköy'de Anna Laudel Contemporary'de sergileniyor resim ve heykeller. Yeri çok basit, Banklalar caddesinde hemen Kamondo Merdivenlerine gelmeden.




Bir sürü kitap var,okuyun diyebileceğim...filmler var izleyin diyebileceğim ama onlar için tek bir post yapmalıyım.

İşte böle böle









5 Mayıs 2017 Cuma

Öyle işte

Uzun zaman yazmayınca, insan nereden başlayacağını bilmiyor. Hayat debisi çok yüksek bir nehir gibi. Çok efor istiyor, iyi yüzme bilmek gerekiyor. 
Durmadan okuyorum, durmadan yürüyorum. Her yerde yürüyorum. Koruda, Üsküdar Sahilde, Moda Sahilde, Gülhane Parkında...Yürümek ve okumak iyi geliyor.

Kendi hedefimdeki km yi yürüdükten sonra oturup kitabımı okuyorum. Eşim iki tur daha atıyor. Benim hedefim; altı bin adım ama genelde yedi bini geçiyor.Telefonumdaki bu programı kullanıyorum.

Aşağıdaki foto, Gülhane Parkında...  Erken saatlerde,kimseler yokken gidip laleler arasında yürümenizi ve Kaplumbağa Terbiyecisi  maketini görmenizi  tavsiye ederim.

Fethi Paşa Korusu'nda erguvan zamanını da kaçırmayın. Tartan pistte yürüyebilir, aletli cimnastik yapabilir ve aşağıdaki köşklerde yemek yiyip, bir şeyler içebilirsiniz.


Bu arada eşimin sağ omuz atar damarına stent takıldı. Bu yaşam stilimizi, yeme alışkanlıklarımızı tamamen değiştirdi.Her şerden bir hayır çıkar misali, daha farkındayız yaşamın. Yürüyüşlerimiz artık daha düzenli mesela. Yoğurdumuzu ve ekmeğimizi  de kendim yapıyorum. Artık sadece sızma yağ kullanıyoruz. Balık,(özellikle somon) sebze ağırlıklı besleniyoruz. Yemeklerimiz de genelde fırında pişiyor. Tanrı insana bir ders verirmiş, eğer dersi almazsan alana kadar dersi vermeye devam edermiş,geçen ay ki kitap kulübü toplantımızda;  Timsal Karabekir söylemişti,  bu sözü. Ne kadar doğru, kulağımıza küpe ettik biz.

Aşağıdaki fotoda gördüğünüz  Karadeniz'e özgü bir  ot olan, melocan. Fakat semt pazarlarında da bulunuyor. Ben, bizim pazardan aldım mesela... Hafif haşlayıp, süzüp biraz soğuk suda beklettikten sonra bol soğanla kavurup, yumurta kırın. Yanına da çay demleyin.  :)



Bu sene kendime yaptığım en büyük iyilik koro çalışmalarına katılmamdı. En azından 25 adet TSM şarkısı öğrendim.Konserimize de çok az bir zaman kaldı.

Hangi kitaplardan söz ettiğimi unuttum ama en son bu kitaplar var...


Bugün Hıdırellez, dileklerinizi dilemeyi ve dua etmeyi unutmayın. 
Hayde gittim ben... Dilerim daha kısa sürede tekrar buluşuruz, hala okuyan varsa tabi  :)





4 Nisan 2017 Salı

Dut Ağacı

Dut Ağacı, Banu  Tozluyurt'un beşinci kitabı ama ilk kurgu romanı...
Beni yakından takip edenler; İmza Kızın, İmza Karın ve İmza Ben üçlemesinden hatırlayacaklar. Bu kollektif kitaplarda benim de yazılarım vardı. Banu, bir roman yazmaya başladığını  ve bir okuyucu gözünden nasıl göründüğünü anlamak için  de  zaman zaman bana pdf göndermek istediğini söyleyince çok sevindim. Bir yazarı adım adım takip etme deneyimi yaşamak inanın çok keyifliydi,
Bu serüven basılma süreci de dahil olmak üzere sanırım 1,5 yıl kadar sürdü.  Kitap bittiğinde  arka kapak yazısını da benim yazmamı isteyince bu serüven artık benim hayatım boyunca saklayacağım bir hatıraya dönüştü.



John Berger;O An'a Adanmış"adlı kitabında duvara astığımız fotoğrafın  zaman ilerledikçe artık  ilk astığımız gündeki fotoğraf olmadığını söyler.O duvarda  asılı olduğu sürece,orada yemekler yenmiş,bir sürü şey konuşulmuş,odaya girenler çıkanlar olmuştur.
Banu,"Dut Ağacı"nı yazarken,Dut Ağacı da benim için ayrı bir hikaye yazdı.
Banu ilk sayfayı gönderdiğinde ben hastane bahçesinde çok sevdiğim birinin ameliyattan çıkmasını bekliyordum.Telefonuma mail geldiği bildirimi gelince,olduğum yerden uzaklaşıp,Düşünen Adam Heykelinin kaidesine oturup,gelen dosyayı açıp okudum.O an, bana o kadar iyi geldi ki,bulunduğum ortamdan çıkıp başka bir boyuta geçtim.Okumam bittiğinde ameliyat bitmiş ve başarılı geçmişti.
Daha sonraki günlerde,Banu bana sayfaları göndermeye başladıkça bir sonraki sayfayı sabırsızlıkla bekler oldum.Kimi zaman bir sabah kahvaltıma denk geldi,kimi zaman tam denizden çıkmış saçlarımı kurularken geldi.En keyiflisi o zamanlardı.Hemen çayımı söyler şezlonga kurulur,okumaya başlardım.
 Bazen coştu bazen tıkandım dedi.Bi gün Nihan aşık oldu dedi,bi gün ohooo sen görmeyeli Nihan Almanya'ya gitti dedi.
Kitaptaki tüm karakterler bana göre ayrı bir romanın kahramanı olabilir.Özellikle baba karakteri en favori karakterim.☺
Bu kitabı kitaplığımda görene kadar,tüm aşamalarında Banu'nun ne kadar çalıştığını,uğraştığını çok yakından gördüm. Hayatın sarp ve dikenli yollarında yürüdü yani😊
Şimdi sizler de okurken,kimbilir ne anlarınıza tanık olacak "Dut Ağacı"...Tam okurken belki telefonunuz çalacak çok keyifli bir sohbetin tadı damağınızdayken okumaya devam edeceksiniz belki  kahvenize eşlik edecek belki de okurken çok tatlı bir uykunun rehavetiyle bırakacaksınız elinizdeki kitabı.Sizin hikayenizde ki "Dut Ağacı"nasıl olacak bakalım.
Kitabı kendi kitaplığımda görmenin keyfi ise paha biçilmez.


Dilerim Nihan'ı ,dut ağacının altındaki o evi çok seversiniz.
Sizde ,ünlü yazar hanımlar bi yana kaykılın bakayım Banu geldi😊
Perşembe akşamı Banu ilk kez okuyucu buluşması yapıyor.Ben de orada olacağım, eğer aranızada gelebilecek olursa hem görüşmüş de oluruz :) fırsat bu fırsat.


Benim için çok özel olan bu kitabı dilerim okur ve seversiniz.












24 Mart 2017 Cuma

Yaz kızım

Böyle yazmaya ara verince de anlatacak çok şey birikiyor :) Anlatacaklarımı unutuyorum, o anki duygusu kalmıyor. Hep dediğim gibi her yazıdan sonra yarın hemen yeni yazı ekleyeyim diyorum ama gerisi gelmiyor. 
Havalar ısınmaya başladı ya, bizim de  programlarımız genelde açık havada oluyor. Yani anladığınız gibi önce gezmelerden tozmalardan başlıyoruz.
Havalar ısındı  tam ada zamanı a dostlar. Adalara gidin, vapurda çayınızı için, martılara simit atın. Kıyı lokantalarında yemek yeyin. Mimoza alın mutlaka... Biz öyle yaptık bir gün. Aslında  Bostancı sahilde yürüyecektik ama ben iskeleyi görünce hadi Adalara dedim. Heybeli Ada'ya geçtik hemen. Ada sokaklarında yürüdük. Sahilde bira balık olayına girdik. Mavi Restoranı tavsiye ederim. Mezesi, balığı, servisi güzeldi. Fiyatlar da makul sayılır.Hemen mimozalarımı da aldım tabiki.Yol arkadaşlarımız her zamanki gibi Banüü ve Ercü idi. :)




İsmet İnönü'nün müze evini gezdik. Hemen aşağısında ünlü çivileme dalışlarını yaptığı plaj var.
Evin mütevaziliği, gezdiren hanımın zerafeti insanı en başta büyülüyor.İsmet İnönü bu evi almak istediğinde ev eşyalı olarak 25.000 liraymış. Eşyasız 9.500 liraya almış. Ev eşyaları Atatürk'ün ev hediyesiymiş.

Okulun tatil olduğu bir gün en sevdiğimiz şeylerden birini yaptık, bu kez Nazlı'da geldi bizimle ve  Haliç vapuru ile Haliç'deki her iskeleye uğraya uğraya Eyüp Sultan'a gittik. Dualarımızı ettik, Her zamanki yerimiz Sultan Sofrası'nda yemeğimizi yedik. Eyüp sokaklarında dolaştık ve aynı güzergahı izleyerek evimize döndük.Bu restoran caminin avlusuna bakıyor. Tercih nedenlerimizden biri de o zaten.Yemekleri de leziz, garsonları çok kibar.

Eeeen sevdiğim yengem, İtalya seyehati öncesi İstanbul'a gelince huyu suyu tipi bana en çok benzeyen kuzenim Oya ile sabahın köründen, akşamın alacasına Kadıköy- Moda arası  oralarda yapılabilecek her şeyi yaptık. Ali Usta'dan dondurma yemek dahil. 

Pazar klasiğimiz Çamlıca/ Libadiye DSİ Sosyal Tesisleri... Sorulduğu için yazıyorum sadece mensupları yararlanabiliyor. Biz Ercü kontenjanından faydalanıyoruz. O da zaten biz gitmezsek gitmiyor ama ne zaman bir yere gidelim nereye gidelim Ercü desek hemen DSİ diyor😍 Biz ay yine miii deyince de bir kızıyor bir köpürüyor - efendim başka yerde ne yapıyormuşuz, orada da yemek yemiyor musunuz, çay içmiyor musunuz, mis gibi doğa yürüyüşü de yapıyorsunuz deyince biz de - e haklı hem de çok haklı deyip düşüyoruz peşine😍Şimdi fotoğraflara bakınca çocuk haklı dedim valla dedim. Şu mimoza ağacı için bile haklı😎
Yine Ercü ve Banüüü ile ama bu kez çoluk tombak Anadolu Hisarı Sabancı Öğretmen Evinde kahvaltıdayız. Sınava girecek olan Kıvırcık Salata Cemre ; sınava Kandilli Kız Lisesinde girince biz de hemen oraya en yakın yere kahvaltı ayarladık. Sınavdan çıkınca yanımıza gelsin diye... Her pazar canlı müzik eşliğinde açık büfe kahvaltı var. Öğretmene  26 lira, sivil 30 lira...Açık büfesi oldukça zengin. Manzara zaten Boğaz... Gitmişken kuaföründe saçımı da boyattım. Kızlar fön çektirdi derken erkek kısmı çok sıkıldı ve bir daha sizle buraya gelmeyiz dediler🙃

Bu da aile sinema günümüzden. Naziş cuma günleri yaptığımız bugünü cumartesiye alınca benim başka programım var deyip sabahın dokuzunda evden kaçtığı için yok. Yılmaz Erdoğan'ın Haybeden Gerçek Üstü Aşk adlı tiyatro oyunundan uyarladığı film çok eğlenceliydi Birbirimize tatlııım tatlııım diye diye çıktık sinamadan.



Ay bu kadar açık havada gemek yeter deyip bir de ev gezmesi yaptım. Çantama ev ayakkabıları bilem koydum :) O fotoğraftaki muhacir böreği var ya akıllara zarar bir şeydi. Koca tepsiyi çökerttik.


Haydi kitap faslı...

Hayat Bir Kervansaray/Emine Sevgi Özdamar
Kitap,Almanca yazılmış ve Ayça Sabuncuoğlu tarafından Türkçeye çevrilmiş. Kitabı okurken bu kitap nasıl Almanca yazılabilir diyorsunuz.Sanırım dilin bütün kurallarını,kalıplarını yerle bir etmiştir.Çevirmen de iki dile de çok hakimmiş ki romanın büyülü gerçekliğine bir gıdım halel gelmemiş.
Baştan söyleyeyim ki bu bambaşka bir yazım dili.Yani önermekte çok zorlandığım bir taraftan da herkes okusa keşke dediğim bir roman,bir masal. Sevgili Arsız Ölüm'ün tadını buldum ben.

Denizadamı İsveç'in küçük bir kasabasında geçen bir hikaye. Ama nası bir hikaye...İnsana kendini, anneliği babalığı, arkadaşlığı sorgulatan, kendimize benzemeyenlere karşı davranışlarımız ve kötü olabilmenin sınırı var mı? ... Çok beğendim mutlaka okumanızı öneririm.



Şimdi elimde olan kitap ise çok eğlenceli Sibop/ Başar Başarır... Arka kapak fotoğrafını koyuyorum ki kitap hakkında fikriniz olsun.

Şimdii sıra her yıl zamanı gelince tekrarladığım haberde.

Tabakta gördüğünüz meyva;pepino...
Her sene  pepinolar markette görülmeye başladığında bu bilgiyi tazelerim tekrarlarım ki bütün hanım kardeşlerim faydalansın.Bi tek ben güzel olmayayım😊
Tadı ve içi kavuna benziyor,çok sulu fakat tatsız.  
Bunu yiyebilirsiniz de ama en önemlisi dilim dilim kesip yüzünüze sürün maske niyetine ve 20dk sonra ılık suyla yıkayın.Maliyeti 2 lira bacım.Hem de en doğalı dan kolayından kozmetik.Zaten kozmetik  yapımında çok kullanılırmış.
Bunu biz tesadüfen keşfettik.Bi gün benim koca,markette görmüş bunu-bak Lale  değişik bir meyve dedi.Kestim baktım aaa kavun gibi dedim.Ama sonra ay çok tatsız ziyan olmasın bari yüzüme gözüme süreyim dedim.Benim Anneannem,dayım küçükken iğneden korkup kaçınca ziyan olmasın diye kendine vurdurmuş😊
Neyse işte yüzüme sürdüm.Ay bi vaktım cildim bi parladı,ışıldadı Kalanını diğer günlerde sürmeye devam ettim.O sırada göz kapağımda bir yağ bezesi oluşmuştu.Doktora gidip aldıracaktım.Bir sabah yüzümü yıkarken pıt diye çıkıp bilye gibi elime geldi.Demekki pepino yumşatmış.
Sonra bi de internet araştırması yaptım ve meğer meyva değil ilaçmış bu pepino😊Yalnız kan sulandırıcı ilaç kullananlar yemesin sadece yüzüne gözüne sürsün.
Aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.
http://pepino.tropikalmeyveler.com/pepino-faydalari.html

Sıra son haberde bakın bu altın vuruş😍


Şu manzaraya karşı yürüyüş  yaptık karı koca, yemeğimizi yedik, balıkçılar çarşısından balığımızı aldık ve Migrosa girdik  ve çıkışta ben, arabaların park etmesini önlemek için yapılan beton bariyerlere takılıp alçaktan uçuşa geçtim. Kendi duyduğum acıdan çok kocamın korkusuna üzüldüm. Ağlayamadım, aslında oraca bağıra bağıra ağlamak istiyordum. Düşerken üstüne düştüğüm kolum kalbimi ağrıtmıştı. Ama ben iyiyim iyiyim diyordum. Neyseki kırıksız çıkıksız atlattım. İki üç gündür evdeyim o yüzden🙃
Yani azcık tombul olmanın faydasını görmüş olabilirim :) :)  Hastanade bi ağrı kesici bir kas gevşetici iğne ve evde içebileceğim ilaçlarla kurtardım. Bundan sonra belki önüme bakarım, aklım beş karış havada gezmem...
Sonuna kadar gelebildiyseniz hayde gittim ben. Dilim damağım kurudu ayol konuşmaktan. Hata filmler kaldı😍