Bayram bitti, herkes dağıldı ev yine bana kaldı. Küçük bir tost yaptım kendime, çayımıda aldım biraz buralarda bakınayım, sonra azcık ev düzene sokulacak. Akşam kızlar yemekte yok, yemeğimiz bize yeter.Benimse gün için şimdilik hiç bir programım yok. Sanki hiç keyfimde yok. Biraz buruşuğum çokca karışığım bu gün.
Bi gün Yengem dedi ki-Amcamın karısı olan- Lale ,cennette hep mutlu olacakmışız.--- eee Yenge dedim. İyide hep mutlu hep mutlu, deli gibi hep gülcekmiyiz. Ne kadar sıkıcı, ben sıkıntıdan patlarım dedi.Ha bu arada yengem de hacıdır ha.
Dün akşam O yengem aradı, daha doğrusu kuzenime aratmış.Lale'yi çok özledim, söyle gelsin, bir gece kalsın demiş. Kızlar da çok severler O'nu, çok da komik bulurlar, komiktir de. Çokca komik anımız vardır. Bir akşam aniden yemeğe misafirimiz oldu, ciğer kavuruyorum yemeğe takviye olarak, hangi ara bu geldiyse gelmiş, ciğerin tuzuna bakmış, tuzsuz bulmuş. Elbezileri kaynatmak için deterjan getirmiştim mutfağa, onu tuz san., bir avuç at içine. Bir baktım benim ciğer köpükler saçmakta. Sonra , boş ver bi sürü yemeğin varmış zaten dedi:)))). Onlar karı-koca bir alemdirler zaten. Bir keresinde, Amcam bizi kahvaltıya çağırdı, nasılda kar yağıyor, gelemeyiz falan dedikse de , yok ille geleceksiniz dedi. Gittiğimizde kahvaltıya mangal yakmıştı. Kocamın gözleri faltaşı gibi açılmıştı heheheheh. Program yaptık. Kızlar yarıyıl tatiline girince gideceğiz bir cumartesi gecede kalacağız. Bize özlediğimiz yemeklerinden yapacak.
Bunları hatırlayınca azcık keyiflendim mi ne:))
Şimdi biraz gidim ben sonra yine gelirim.
not: bazen yorumlarım görünmüyor burada, mesela şu anda bir yorum var ama hiç yok görünüyor. Mailimde görebiliyorum tıklayınca açılıyor ancak, sonrada kendiliğinden düzeliyor, var mı bilen nedenini:)))) ya da başına gelen.
düzenleme.1. Dün gece Rolkesen'i bitirdim. İlginçti, keşke sonu öyle bitmeseydi. Şimdi Haruki Murakami'nin İmkansızın Şarkısını bir elime, kahvemi de diğer elime aldım, salonun yolunu tuttum.
düzenleme- 2: Bu yorum işine uyuz oldum, şu anda 10 yorum var fakat yedi görünüyor. Mailim de görmesem açıp okumuyorum ya sinir oldum sinir..
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
1 Aralık 2009 Salı
28 Kasım 2009 Cumartesi
BÖYLE OLUR BİZİM BAYRAMLAR - üçüncü günden notlar eklendi hanımmmm
Bayram sabahı saat sekize 0n kala dayımın telefonu ile başladım güne. Daha kocam bayram namazından gelmemişti ama Ordu bizden yarım saat önde olduğu için, dayım cami kapısında başlamıştı kutlama işlerine.
Bayram kahvaltısına herzamanki gibi pek özendim. En nadide masa örtülerimi , fincan takımlarımı çıkardım. Geleneksel kıymalı, yeşillikli mücverimi yaptım. Bir gün önceden hazırladığım ıspanaklı, patetesli rulolarımı da masaya kondurdum. Hiiç acele etmeden geniş geniş kahvaltımızı yaptık, bir gelen olursada masaya buyursun dedik.
İlk ziyaretcimiz Cancan ve ailesi oldu. Gamse ablası O'na kumbara almıştı. Sırayla dolaştırdı hepimize , verdiğimiz paraları önce atmak istemedi ama sonra atmak hoşuna gitti. Akşama kadar sürdü ziyareti, birlikte yemekler yedik, çaylar içtik. Misafirimiz Ilgın'a ev sahipliği yaptı, arada saçını çekti,arada öptü. O'nun babasının kucağına oturup, kıskandırdı, kolonya bidonunu bulup, kolonyayı bidonla ikram etme cömertliği gösterdi.
E kalabalık bir sülalede doğup yine aynı kalabalıkta bir sülaleye sahip bir kocan olursa bu iki sülalede kaynaşıp birbirini çok severse noolur işte böyle olur. Kapı çalınca 10-12 kişli aynı anda içeri girer. Bayram ziyareti bayram şenliğine dönüşür, gülüşler havada uçar, herkes gittikten sonra bile suratına asılı kalır.Sonra sen çıkarsın her gittiğin yerde aynı aynı durum olur.
Ah bunda ben çıkmamışım bu da benli olanı:)))))


Ramazan bayramı yazımda bu resmin bir benzerini görmüştünüz yine. Hep birlikte güldük konuştuk çook neşelendik her zamanki gibi.
Misafirlerimizi yolcu ettik hemen biz çıktık, aile apt.sinde oturan görümcelerime gittik. Yine aynı sahneler gerçekleşti ve bayram ziyaretimiz dört saat sürdü:)))
Bayram tatlımın tarifini internette buldum. Oktay Ustadan fındıkpare. Çok güzel bir tatlı oldu. Yiyen herkes çok beğendi.
Eve gelince kitaplarımı, dergilerimi alıp koşa koşa yatağa gittim. Leman ve Gırgır okudum. Zeya^nın hediyesi Rolkesene başladım.Birinci günü noktaladım.
Biraz öncede kocamla Beyoğlundan geldik. Ayağımızın tozuyla bir grup misafir ağırladık. Artık kitap okuma ve film izleme zamanı.
Üçüncü gün için yeniden düzenleme:)))
Bu sabah yine dayımın telefonu ile uyandım. Gece kafasına bir şey takılmış, aramak içinde saaat geç olmuş,, sabah aramış . Artık kalıkınca geri yatmadım, kahvaltıyı hazırladım. Bu günkü plan ben evde olacaktım, kızlar arkadaşlarıyla buluşacaktı, kocam da kendine göre plan yapacaktı. Saat bir gibi Kuzenim Oya ve Eşi geldiler.Onlar gittikten sonra Naziş planını yarına erteledi. - Anne , hadi senle bi Kadıköy yapalım dedi. Gamse^de Kadıköy'e bizinmle geldi ama bizden ayrıldı. Biz önce Nezih kitapevine girdik. Sonrada vurduk yukarı doğru, dükanlara gire çıka, beğendiklerimiz ala ala Bahariye'ye doğru çıktık.O arada acıktım dedi, yemek yemek için oturduk. Sonra biraz da Bahariye^de dolaştık. Son durağımız Alkım'dı. Peren Haruki Murakami^nin İmkansızın Şarkısı'nı orada bulduğunu söylemişti. Daha önce hem Alkım^da hem de D&R da bulamamıştım.Kitapevinden içeri girer girmez ilk iş onu aldım:)), bir de Zülfü Livanelli'nin Leylanın Evi ni okumamıştım, merak da ediyordum onu da aldım. Sonra kendimi tuttum:)))) Sahilde Kafka son kitabı Murakami'nin, tam onu alacakken Zero'nun Murakami^ye bu kitapla başlamam tavsiyesinde bulunduğu aklıma geldi. Kitaplarımızı aldıktan sonra, Kahve Dünyasına oturduk Anne Kız, kahvelerimizi yudumlarken,aldığımız kitapları inceledik. Eve gelirken Bağlarbaşında indik arabadan, orada bir mağazamız var, orda gördüğüm çeşitte trikoları başka hiç bir yerde görmemişimdir. İki tane Naziş'e bir tane de Gamse^ye hırka aldık. Bakalım Gamse Hanım beğenecek mi?, beğenmezsse değiştirme kartı var .Henüz görmedi geç gelecek, lise arkadaşlarıyla yemekte. Eve geldik, geldik ki, kocam eve gelmiş de misafir bile ağırlamak da:))). Şimdi misafirlerimizi yolcu ettik , yazımı da yazayım, kitap okuma faslına geçeceğim. Hadi gittim ben şimdilik.
Bayram kahvaltısına herzamanki gibi pek özendim. En nadide masa örtülerimi , fincan takımlarımı çıkardım. Geleneksel kıymalı, yeşillikli mücverimi yaptım. Bir gün önceden hazırladığım ıspanaklı, patetesli rulolarımı da masaya kondurdum. Hiiç acele etmeden geniş geniş kahvaltımızı yaptık, bir gelen olursada masaya buyursun dedik.
İlk ziyaretcimiz Cancan ve ailesi oldu. Gamse ablası O'na kumbara almıştı. Sırayla dolaştırdı hepimize , verdiğimiz paraları önce atmak istemedi ama sonra atmak hoşuna gitti. Akşama kadar sürdü ziyareti, birlikte yemekler yedik, çaylar içtik. Misafirimiz Ilgın'a ev sahipliği yaptı, arada saçını çekti,arada öptü. O'nun babasının kucağına oturup, kıskandırdı, kolonya bidonunu bulup, kolonyayı bidonla ikram etme cömertliği gösterdi.
E kalabalık bir sülalede doğup yine aynı kalabalıkta bir sülaleye sahip bir kocan olursa bu iki sülalede kaynaşıp birbirini çok severse noolur işte böyle olur. Kapı çalınca 10-12 kişli aynı anda içeri girer. Bayram ziyareti bayram şenliğine dönüşür, gülüşler havada uçar, herkes gittikten sonra bile suratına asılı kalır.Sonra sen çıkarsın her gittiğin yerde aynı aynı durum olur.
Ah bunda ben çıkmamışım bu da benli olanı:)))))
Ramazan bayramı yazımda bu resmin bir benzerini görmüştünüz yine. Hep birlikte güldük konuştuk çook neşelendik her zamanki gibi.
Misafirlerimizi yolcu ettik hemen biz çıktık, aile apt.sinde oturan görümcelerime gittik. Yine aynı sahneler gerçekleşti ve bayram ziyaretimiz dört saat sürdü:)))
Bayram tatlımın tarifini internette buldum. Oktay Ustadan fındıkpare. Çok güzel bir tatlı oldu. Yiyen herkes çok beğendi.
Eve gelince kitaplarımı, dergilerimi alıp koşa koşa yatağa gittim. Leman ve Gırgır okudum. Zeya^nın hediyesi Rolkesene başladım.Birinci günü noktaladım.
Biraz öncede kocamla Beyoğlundan geldik. Ayağımızın tozuyla bir grup misafir ağırladık. Artık kitap okuma ve film izleme zamanı.
Üçüncü gün için yeniden düzenleme:)))
Bu sabah yine dayımın telefonu ile uyandım. Gece kafasına bir şey takılmış, aramak içinde saaat geç olmuş,, sabah aramış . Artık kalıkınca geri yatmadım, kahvaltıyı hazırladım. Bu günkü plan ben evde olacaktım, kızlar arkadaşlarıyla buluşacaktı, kocam da kendine göre plan yapacaktı. Saat bir gibi Kuzenim Oya ve Eşi geldiler.Onlar gittikten sonra Naziş planını yarına erteledi. - Anne , hadi senle bi Kadıköy yapalım dedi. Gamse^de Kadıköy'e bizinmle geldi ama bizden ayrıldı. Biz önce Nezih kitapevine girdik. Sonrada vurduk yukarı doğru, dükanlara gire çıka, beğendiklerimiz ala ala Bahariye'ye doğru çıktık.O arada acıktım dedi, yemek yemek için oturduk. Sonra biraz da Bahariye^de dolaştık. Son durağımız Alkım'dı. Peren Haruki Murakami^nin İmkansızın Şarkısı'nı orada bulduğunu söylemişti. Daha önce hem Alkım^da hem de D&R da bulamamıştım.Kitapevinden içeri girer girmez ilk iş onu aldım:)), bir de Zülfü Livanelli'nin Leylanın Evi ni okumamıştım, merak da ediyordum onu da aldım. Sonra kendimi tuttum:)))) Sahilde Kafka son kitabı Murakami'nin, tam onu alacakken Zero'nun Murakami^ye bu kitapla başlamam tavsiyesinde bulunduğu aklıma geldi. Kitaplarımızı aldıktan sonra, Kahve Dünyasına oturduk Anne Kız, kahvelerimizi yudumlarken,aldığımız kitapları inceledik. Eve gelirken Bağlarbaşında indik arabadan, orada bir mağazamız var, orda gördüğüm çeşitte trikoları başka hiç bir yerde görmemişimdir. İki tane Naziş'e bir tane de Gamse^ye hırka aldık. Bakalım Gamse Hanım beğenecek mi?, beğenmezsse değiştirme kartı var .Henüz görmedi geç gelecek, lise arkadaşlarıyla yemekte. Eve geldik, geldik ki, kocam eve gelmiş de misafir bile ağırlamak da:))). Şimdi misafirlerimizi yolcu ettik , yazımı da yazayım, kitap okuma faslına geçeceğim. Hadi gittim ben şimdilik.
26 Kasım 2009 Perşembe
SİS

Bir kaç gündürkü manzaramız aynen budur. Dün gece yine sabaha kadar vapur düdükleri öttü. Bayram sonuna kadarda sürecekmiş.Görüş mesafesinin sıfıra yakın olduğu yolculuklar yaptım. Berbat bir şeydir, belirsizlik içnde yol almak. Öyle pencereden izlemeye benzemez. Bir kaç yıl önce konvoy şeklinde Karadeniz gezisi yapıyoruz. Yolumuz Ordu- Akkuş üzerinden Tokat'a doğru.Tekkiraz yaylasına geldiğimizde sis bastırdı. Peşpeşe dört araba falanız. Biz önde, arkamızda ise Kuzen Ebru'nun arabası var, sis içinde ilerliyoruz, sis lambalarımız da yanıyor. Telefonum çaldı , arayan Ebru. Neredeyse tampon tamponayız , lambalarımızı dahi göremiyormuş, nerdesiniz diye soruyor. . O yolculuğumuzu hiç unutamam. Sis içinde kilometrelerce yol kat ettik.
Bir keresinde de hiç unutmam. Uludağ'dayız. Çocuğum daha. Biraz ayrıldım Annemlerin yaanından, birden sis indi, ben ciyak ciyak bağırdım. Sesimden buldular beni.
Her sis olayında Tevfik Fikret'i hatırlarım. Tevfik Fikret'in ''Sis'' şiirini bilmeyen var mı?. İstanbul'a lanet okur o şiirde. Tüm şairlerin kızssalar bile güzelleme yaptıkları İstanbul'u nasılda tiksinç nefretlik bir şekilde anlatır. Ankara'nın en güzel yanı, İstanbul' a dönüşüdür diyen Yahya Kema'li de analım bu arada. Hey gidi Mehmet Karakuş Ed. öğretmenimiz. Yaşıyorsan kulakların çınlasın, yaşamıyorsan nur içinde yat. Nasılda dersin içine çekerdin bizi, ağzının içine baktırırdın.
Aslinda bayram yazısı yazmak için oturdum buraya ama perdeleri açınca bu yazı çıktı ortaya.
Not- teşekkürler Beşiktaş, sayende kocam dün akşam çok mutlu oldu:)))
25 Kasım 2009 Çarşamba
Dün Akşam
Bu sabah baktım mutfakta tıkırtılar var, ohooo yaşasın Babam kahvaltı hazırlıyor dedim. Babamın burada olduğu zamanların en büyük keyiflerinden biride bu. Şimdi kızlar tatile girsin, Dede- sabaha patatesli mücver yap diye başlarlar. Babam ikinci çayındayken yetiştim kahvaltıya. Ekneklerimi kızarrtım tabi önce. Eğer kahvaltıda kızarmış ekmek varsa, bir tek peynir zeytin bile olsa bana ziyafet gibi gelir. Yani illede ekmeğim kızarsın:))
Dün akşam nihayet Zeya ile Capitolde buluştuk. Çoktandır planlanmış birşeydi ama benim hastalığım, Zeya'nın İspanya seyehati derken bu güne geldik. Kitaplarıma kavuştum sonunda heheheh. Zeya bi gün, bana mail attı - Lale Abla, sürpriz kitapların var, bende dedi. hemen kahvaltı planı yaptık ama araya yukarda saydığım nedenler girdi. Sağ olsun Zeya, arada beni kışkırttı- Lale Ablaa, kitapları merak etmiyomusun diye:))). Dün akşam kahve eşliğinde muhteşem sohbetler ettik, sonra Gamsegamse 'de katıldı bize. Ay eve gelince iki kitap da O^nun çantasından çıkmaz mı? bana, kaymaklı ekmek kadayıfı gibi oldu. Zeya'nın hediyesi kitaplardan biri çok çok özel. Bana kendimi de öyle hissetirdi.

Dedesi Kazım Karabekir'in ''Hayatım'' adlı eseri.Eve gelir gelmez Kocam- önce ben okuyacağım diye kaptı. Diğeri yine çok merak ettiğim Rolkesen, yazarı Millenia Black. Gamse'nin hediyesi kitaplar ise, Andre Malraux'un yazdığı Altenburg'un Ceviz Ağaçları ve Falih Mardi'den Binbir Hayat Masalları. Bu kitapla ilgili nette bir şey bulamadım. Ama arka kapakta yazdığına göre kendi memleketinde sürgünü, sürgünde ise yaşadığı dışlanmayı anlatıyor anlatıcı diyor. Binbirgece Masallarının kenti Bağdat'dan bu güne kalanlar diye de ekliyor. Anladığınız gibi çok kitaplı bir bayram var önümde.
Dün akşam eve geldiğimizde , Naziş'de beş dakika önce gelmişti, kendi okulun yemeğinden. Öğretmenler Günü çekilişinde en büyük hediye O'na çıkmış. İki kişilik Safranbolu Seyahati. Gecenin devamnı benim kabilemin kutlama telefonlarıyla getirdik. Gündüz kızların telefonları kapalı olduğu için ulaşamamışlar .
İşte bizden haberler bu günlük bu kadar.
düzenleme- Bu blog dünyası bir hediye bana, hergün iyiki iyiki dedirtiyor . Dün sabahın beş buçuçuğunda , minik bir çengelli iğne lazım oldu Gamse'ye. Ev de onun aradığı miniklikteki çengelli iğne , Ece'nin hediyesi dikiş setinden çıktı. Biz ana kız bağırdık sabahın köründe; Eceee süpersin diye.Öyle bir bağırmışız ki, bir kaç saat sonra Ece aradı:)))
Dün akşam nihayet Zeya ile Capitolde buluştuk. Çoktandır planlanmış birşeydi ama benim hastalığım, Zeya'nın İspanya seyehati derken bu güne geldik. Kitaplarıma kavuştum sonunda heheheh. Zeya bi gün, bana mail attı - Lale Abla, sürpriz kitapların var, bende dedi. hemen kahvaltı planı yaptık ama araya yukarda saydığım nedenler girdi. Sağ olsun Zeya, arada beni kışkırttı- Lale Ablaa, kitapları merak etmiyomusun diye:))). Dün akşam kahve eşliğinde muhteşem sohbetler ettik, sonra Gamsegamse 'de katıldı bize. Ay eve gelince iki kitap da O^nun çantasından çıkmaz mı? bana, kaymaklı ekmek kadayıfı gibi oldu. Zeya'nın hediyesi kitaplardan biri çok çok özel. Bana kendimi de öyle hissetirdi.

Dedesi Kazım Karabekir'in ''Hayatım'' adlı eseri.Eve gelir gelmez Kocam- önce ben okuyacağım diye kaptı. Diğeri yine çok merak ettiğim Rolkesen, yazarı Millenia Black. Gamse'nin hediyesi kitaplar ise, Andre Malraux'un yazdığı Altenburg'un Ceviz Ağaçları ve Falih Mardi'den Binbir Hayat Masalları. Bu kitapla ilgili nette bir şey bulamadım. Ama arka kapakta yazdığına göre kendi memleketinde sürgünü, sürgünde ise yaşadığı dışlanmayı anlatıyor anlatıcı diyor. Binbirgece Masallarının kenti Bağdat'dan bu güne kalanlar diye de ekliyor. Anladığınız gibi çok kitaplı bir bayram var önümde.
Dün akşam eve geldiğimizde , Naziş'de beş dakika önce gelmişti, kendi okulun yemeğinden. Öğretmenler Günü çekilişinde en büyük hediye O'na çıkmış. İki kişilik Safranbolu Seyahati. Gecenin devamnı benim kabilemin kutlama telefonlarıyla getirdik. Gündüz kızların telefonları kapalı olduğu için ulaşamamışlar .
İşte bizden haberler bu günlük bu kadar.
düzenleme- Bu blog dünyası bir hediye bana, hergün iyiki iyiki dedirtiyor . Dün sabahın beş buçuçuğunda , minik bir çengelli iğne lazım oldu Gamse'ye. Ev de onun aradığı miniklikteki çengelli iğne , Ece'nin hediyesi dikiş setinden çıktı. Biz ana kız bağırdık sabahın köründe; Eceee süpersin diye.Öyle bir bağırmışız ki, bir kaç saat sonra Ece aradı:)))
24 Kasım 2009 Salı
Bizim Ev de Öğretmenler Günü
Biz,dün akşam çok meşgulduk.Bu gün , Öğretmenler Günü Malum. Kendileri için çok özel bu günde, öğrencilerine çok daha şık , güzel görünmek isteyen öğretmenler var bu evde. Gamsegamse yakasına melek broş taktı. Melek gibi bir öğretmen oldu,ilk Öğretmenler Gününde. . Naziş artık beş yıllık öğretmen olmanın olgunluğunda, duruşunda.
Müsterihim ki, ta başından beri, iyi bir eğitmen olmanın sinyallerini verdiler bana . Ne de olsa çizgi filmlerde bile ağlayabilecek bir annenin, karısına yük taşıtıp kendi elini kolunu sallayarak giden adamın yolunu kesip kavga edebilen bir babanın, başkalarının başarısından sonsuz haz duyup gözleri yaşaran, okul birincisi olan öğrenciyi kendi ailesini bile şaşırtan çılgınlıkta alkışlayan anne ve babanın, kızları onlar. Umarım hep böyle devam eder. .Sabah kalktık karı-koca uğurladık, kutladık kızlarımızı ve onların nezdinde TÜM ÖĞRETMENLERİ.
Onlara ögüdüm. İlerlediğiniz yol çok dikenli ve çetrefil. Rehberiniz Atatürk'ün şu sözleri olsun.

Cumhuriyet sizden "fikri hür
vicdanı hür
irfanı hür" nesiller ister. 25.081924
Muallimler Birliği Kongresi Üyelerine.
• Sizin başarınız
Cumhuriyetin başarısı olacaktır. 25.08.1924
Öğretmenler Birliği Üyelerine.
• Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden
eğiticiden mahrum bir Öğrenci her ne yaşta ve sınıfta olursa olsun
onlara geleceğin büyükleri gözüyle bakacak ve öyle davranacaksın. (1930)
Müsterihim ki, ta başından beri, iyi bir eğitmen olmanın sinyallerini verdiler bana . Ne de olsa çizgi filmlerde bile ağlayabilecek bir annenin, karısına yük taşıtıp kendi elini kolunu sallayarak giden adamın yolunu kesip kavga edebilen bir babanın, başkalarının başarısından sonsuz haz duyup gözleri yaşaran, okul birincisi olan öğrenciyi kendi ailesini bile şaşırtan çılgınlıkta alkışlayan anne ve babanın, kızları onlar. Umarım hep böyle devam eder. .Sabah kalktık karı-koca uğurladık, kutladık kızlarımızı ve onların nezdinde TÜM ÖĞRETMENLERİ.
Onlara ögüdüm. İlerlediğiniz yol çok dikenli ve çetrefil. Rehberiniz Atatürk'ün şu sözleri olsun.

Cumhuriyet sizden "fikri hür
vicdanı hür
irfanı hür" nesiller ister. 25.081924
Muallimler Birliği Kongresi Üyelerine.• Sizin başarınız
Cumhuriyetin başarısı olacaktır. 25.08.1924
Öğretmenler Birliği Üyelerine.• Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden
eğiticiden mahrum bir Öğrenci her ne yaşta ve sınıfta olursa olsun
onlara geleceğin büyükleri gözüyle bakacak ve öyle davranacaksın. (1930)23 Kasım 2009 Pazartesi
Biz dün çok CAN'lı saatler yaşadık. On beş gün sonra ilk kez görüşebildik, benim hastalığım yüzünden. Nasıl özlemişiz birbirimizi nasıl anlatamam. Arabaları daha bizim sokağa girerken sevinç çığlığı atmış.
Dün birlikte yattık yuvarlandık, koştuk yedik içtik. Ablalarına pirzola , O'na köfte kızarttım pilavının yanına. Ama o ne cin biliyomusunuz. Köfteyi attı, pirzolayı kaptı. Kemiğini bile zor aldım elinden. Nasıl kemirdi, diğer eliyle nasıl pilav kaşıkladı inanamzsınız. Artık O kocaman bi adam oldu.
Öğleden sonra uyumuştu. Gamsegamse de kendi odasında uyuyordu, Naziş'de salonda laptopda bir şeyler yapıyordu. Bende fırsattan istifade akşam yemeğini hazırlayayım dedim. Ara sıra gidip bakıyordum, uyuyor mu? diye. Tam tencereyi karıştırıyorum, arkadan biri bacaklarıma sarıldı. Uyanmış, yataktan inmiş, pıt pıt sessizce gelmiş. Sarıldık birbirimize, kucağıma aldım, yeleğini giydirdim. Göğsümde biraz daha uyudu. Kan bağıymış pöh dedim. O an , böyle bir mutluluk var mı daha dedim. Bir bebek sana böylesine sarılsın, yaslansın. Yeşil çay yapmıştım, O da bisküvi batırdı, hapır hupur nasıl zevkle yedi. Arada bana da ikram etti. Kaşla göz arası cep telefonumu çaldı kaçtı. Anlayacağınız dün çok Can'lı çok güzeldi.
Akşam Gamsegamse ile Çok Güzel Hareketler Bunları izledik. Naziş'de izlediğini iddia atti. Bize kalsa uyududa. Sonra sizle bir şey izlenmiyor dedi gitti. Gece Murat Bardakçı Ve Murat Belge'nin konuk olduğu Teke Teki izlerken uyumuşum. Halbuki çok güzel bir programdı. Nazlı da radyodan dinliyor, kulaklıkla .
Bu gün itibarıyla bayram hazırlıklarına startı verdim. Bu gün genel temizlik var. Son rötuşu perşembe günü olur. Ooo daha dolmalar falan sarılacak. Geçen bayram yapmadım da , burası kimin evi, bizim ev değil dediler:)))
İyi bir hafta olsun.
Dün birlikte yattık yuvarlandık, koştuk yedik içtik. Ablalarına pirzola , O'na köfte kızarttım pilavının yanına. Ama o ne cin biliyomusunuz. Köfteyi attı, pirzolayı kaptı. Kemiğini bile zor aldım elinden. Nasıl kemirdi, diğer eliyle nasıl pilav kaşıkladı inanamzsınız. Artık O kocaman bi adam oldu.
Öğleden sonra uyumuştu. Gamsegamse de kendi odasında uyuyordu, Naziş'de salonda laptopda bir şeyler yapıyordu. Bende fırsattan istifade akşam yemeğini hazırlayayım dedim. Ara sıra gidip bakıyordum, uyuyor mu? diye. Tam tencereyi karıştırıyorum, arkadan biri bacaklarıma sarıldı. Uyanmış, yataktan inmiş, pıt pıt sessizce gelmiş. Sarıldık birbirimize, kucağıma aldım, yeleğini giydirdim. Göğsümde biraz daha uyudu. Kan bağıymış pöh dedim. O an , böyle bir mutluluk var mı daha dedim. Bir bebek sana böylesine sarılsın, yaslansın. Yeşil çay yapmıştım, O da bisküvi batırdı, hapır hupur nasıl zevkle yedi. Arada bana da ikram etti. Kaşla göz arası cep telefonumu çaldı kaçtı. Anlayacağınız dün çok Can'lı çok güzeldi.
Akşam Gamsegamse ile Çok Güzel Hareketler Bunları izledik. Naziş'de izlediğini iddia atti. Bize kalsa uyududa. Sonra sizle bir şey izlenmiyor dedi gitti. Gece Murat Bardakçı Ve Murat Belge'nin konuk olduğu Teke Teki izlerken uyumuşum. Halbuki çok güzel bir programdı. Nazlı da radyodan dinliyor, kulaklıkla .
Bu gün itibarıyla bayram hazırlıklarına startı verdim. Bu gün genel temizlik var. Son rötuşu perşembe günü olur. Ooo daha dolmalar falan sarılacak. Geçen bayram yapmadım da , burası kimin evi, bizim ev değil dediler:)))
İyi bir hafta olsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
