Bugün ''Tavsiye Evi''nde yine bir yazar-okur buluşması yaptık. Yasemin Sungur moderatörlüğünde Gülşah Elikbank ile son romanı ''UYKUSUZLAR'' hakkında konuştuk. Rüyalar ve rüyalarımız üzerine çok koyu bir sohbete daldık.Hepimiz rüya görür uyandığımızda da bunu anlamlandırmaya çalışırız. Ben mesela beni yönlendirmesine izin vermesem de rüyalarıma inanırım. Önünde sonunda çıkar çünkü...Hatta bazen beni korkutur bile bu durum.Gülşah Elikbank'da rüyalarına inanlardan ve bu konuda 4 yıl araştırma yapmış,sonunda da bu roman çıkmış ortaya... Fantastik bir kurgu olmasına karşın hemen herkesin kendinden bir şeyler bulabilebileceği bir kitap.
Bir de gölge mevzu var kitapta kii gölge de benim ilgimi çeken bir şeydir. Hatta zaman zaman gölgemi çektiğim resimleri de burada paylaşmışımdır. Gördüğümüz ama dokunamadığımız,maddesel olmayan bir şey hem korkutucu hem çok ilginç hem de çok güzel bir şey...Şey diyorum adını koyamadım çünkü:)
Kitabı okurken hemen ilk sayfalarda şu cümleler çok ilgimi çekti.''Dünyada kendi türünden tiksinen ve onu sebepsiz yere tüketmek yok etmek için çabalayan tek ırk İnsanlık!''
''En keskin kılıç; bir varlığın aklıdır. Lakin ne yazık ki, aklı yenebilecek tek şey de; Aşktır''
Gülşah Elikbank'ı ben bu fantastik romanıyla tanıdım. Bir Türk okur olarak da kendisiyle gurur duydum. Nasıl Hary Potter serisini genç yetişkin demeden keyifle okuduk, o fantastik dünyayı sevdik ''Uykusuzlar'' da hiç de aşağı kalmayan bir başarı yakalamış.Haklının hakkını teslim etmek gerekirse ben de uyandırdığı kanı budur.
Bugünün diğer bir lezzeti daha doğrusu lezzetleri ise ''Kız Çocukları''nın bizim için hazırladığı yiyeceklerdi... Elmalı turta başımın taacıydıı desem beni bilen anlar ne demek istediğimi...Ben onların yaptıkları yiyecekler kadar hikayelerini de çok seviyorum...Bir tıklayıp giderseniz hem hikayeyi hem de yaptıkları yiyecekler hakkındaki bilgileri okuyabilirsiniz...
Bugün de böyle girsin kayda...Hem beyne hem damağa şenlik bir gündü diye...
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
26 Şubat 2014 Çarşamba
25 Şubat 2014 Salı
Dersimiz: Fizik
Dün itibariyle artık canıma tak eden diz ağrılarım nedeniyle fizik tedaviye başladım. Zuz da benimle birlikte tedaviye başladı Çünkü;O da tenisçi dirseği denilen bir rahatsızlıktan muzdaripti... Anam 100 yaşında olmak böyle bişi olmalı. O muzdarip kelimesi yerine koyabileceğim kelimeyi bulmadım:) Neyse işte kardiş kardiş tedavi oluyos. Karşılıklı geçip. Çabuk bitsin diye de günde iki seans alıyoruz.İki seans arasında iki saatlik boşluğumuz var o boşlukta da sohbet, yeme ,içme,didişme ve gülüşme işlerini yapıyoruz. Tedavinin en keyifli yanı yatıp kitap okumak:))Tabi en önemlisi de günün büyük bir kısmı hastanede olduğumuz için gündemden uzak kalıyor olmak.
Bugün dizimde hissedilir biçimde bir rahatlama hissettim. Eski günlerime dönmek, Üsküdar-Harem sahilini keyifle yürümek istiyorum. Dolmuşlardan zıp diye inmek, merdivenleri hop hop inmek istiyorum.
Hava da ne kadar soğudu, kış başladığından beri bu kadar soğuk hatırlamıyorum. Durdu durdu bana sakladı sanki tüm hışmını . Hadi hiç resimsiz olmasın. Kabataş motorundan, yağmur damlaları ardından görünen Kabataş iskelesi...
Böle işte...
Bugün dizimde hissedilir biçimde bir rahatlama hissettim. Eski günlerime dönmek, Üsküdar-Harem sahilini keyifle yürümek istiyorum. Dolmuşlardan zıp diye inmek, merdivenleri hop hop inmek istiyorum.
Hava da ne kadar soğudu, kış başladığından beri bu kadar soğuk hatırlamıyorum. Durdu durdu bana sakladı sanki tüm hışmını . Hadi hiç resimsiz olmasın. Kabataş motorundan, yağmur damlaları ardından görünen Kabataş iskelesi...
Böle işte...
22 Şubat 2014 Cumartesi
Filmmania
Dizim yüzünden hareketlerim kısıtlanınca kendimi vurdum filme... Zaten Oscar törenine kadar aday filmleri izlemek istiyordum.

Bugün iki Oscar adayı film izledim. Ama onun öncesinde dün de bir film izledim...Adore...
Doris Lessing'in romanından, yönetmen Anne Fontaine tarafından beyazperdeye aktarılan filmin başrollerinde Naomi Watts ve Robin Wright bulunuyor. Filmin senaryosunu Oscar ödüllü senarist Christopher Hampton yazarken, film Doris Lessing'in Nobel Edebiyat Ödüllü "The Grandmothers" adlı romanından uyarlanmış.Kitap 2007 yılında ''Nobel Edebiyat Ödülü almış'' Dört kısa hikayeden oluşan bir kitap... Film ''Büyükanneler adlı hikayeden'' ..Konusu kısaca,küçüklüklerinden beri arkadaş olan iki kadının orta yaşlarında birbirlerinin oğullarına aşık olmaları...
Bugün izlediğim filmlerden ilki iki dalda Oscar adayı olan ''Sen Şarkılarını Söyle''... Yattığım yerden keyifle izledim bu müzik dolu filmi... Sanırım en iyi müzik dalında adaylıklarından biri... Kazanır mı kazanmaz mı bilemem ama şarkı sözleri alt yazılı olarak da verilmişti çok hoşuma gitti...
Bugünün ikinci ve son filmi ise Leonardo Dicaprio'nun Oscar almasına kesin gözüyle bakıldığı ''Para Avcısı''Çok uzun bir süreye sahip olmasına rağmen hiç sıkılmadan izledim. ''Sıkıysa Yakala'' dan sonraki en iyi performansıydı bence...Titanik falan hikayedir, ''Sıkıysa Yakala'' da gerçekten sıkı oynamıştı.
Bu üç filminde kesinlikle bir yetişkin filmi olduğunu hatırlatayım...

Bugün iki Oscar adayı film izledim. Ama onun öncesinde dün de bir film izledim...Adore...Doris Lessing'in romanından, yönetmen Anne Fontaine tarafından beyazperdeye aktarılan filmin başrollerinde Naomi Watts ve Robin Wright bulunuyor. Filmin senaryosunu Oscar ödüllü senarist Christopher Hampton yazarken, film Doris Lessing'in Nobel Edebiyat Ödüllü "The Grandmothers" adlı romanından uyarlanmış.Kitap 2007 yılında ''Nobel Edebiyat Ödülü almış'' Dört kısa hikayeden oluşan bir kitap... Film ''Büyükanneler adlı hikayeden'' ..Konusu kısaca,küçüklüklerinden beri arkadaş olan iki kadının orta yaşlarında birbirlerinin oğullarına aşık olmaları...
Bugün izlediğim filmlerden ilki iki dalda Oscar adayı olan ''Sen Şarkılarını Söyle''... Yattığım yerden keyifle izledim bu müzik dolu filmi... Sanırım en iyi müzik dalında adaylıklarından biri... Kazanır mı kazanmaz mı bilemem ama şarkı sözleri alt yazılı olarak da verilmişti çok hoşuma gitti...
Bugünün ikinci ve son filmi ise Leonardo Dicaprio'nun Oscar almasına kesin gözüyle bakıldığı ''Para Avcısı''Çok uzun bir süreye sahip olmasına rağmen hiç sıkılmadan izledim. ''Sıkıysa Yakala'' dan sonraki en iyi performansıydı bence...Titanik falan hikayedir, ''Sıkıysa Yakala'' da gerçekten sıkı oynamıştı.
Bu üç filminde kesinlikle bir yetişkin filmi olduğunu hatırlatayım...
Etiketler:
Adore,
film,
Para Avcısı,
Sen şarkılarını söyle
21 Şubat 2014 Cuma
Abim Evin Tek Çocuğu
Passenger dinliyorum...Sesi arı sokmuş gibi sızlayan dizimi bile hissetmemi sağlıyor sanki... Dizim yine ama bu kez her zaman yakındığım dizim değil diğeri...Bu kez çok canımı yaktı.Bu hafta sonunu sadece buz torbasıyla geçireceğim anlaşılan istikbalde bundan başkası görünmüyor şimdilik:(
Bugünü hep yatarak geçirdim. Yatarken de tavana bakmadım tabi, kitap okudum,film izledim. Kitabım hala ''Fay Kırıkları Üçlemesi '' nin ilk kitabı;Mehmet... Mehmet Eroğlu'nun akıcı yazım dili nedeniyle çok rahat okunuyor. Mehmet durmadan kendine-Sen nasıl bir insansın-diye soruyor ve bunun cevabını arıyor. Bakalım neye dönüşecek ben de çok merak ediyorum...
Filmim ise İtalya'da gişe rekorları kıran bol ödüllü bir film. ''Abim Evin Tek Çocuğu''ben çok beğendim söyleyeyim...2007 yapımı bizde de Filmekimi etkinliklerinde gösterilmiş.1960 yıllarında İtalya'da geçen bu öyküde biri kominist parti diğeri faşist parti üyesi iki kardeşin traji-komik hikayesi...
Bu kaa...
Bugünü hep yatarak geçirdim. Yatarken de tavana bakmadım tabi, kitap okudum,film izledim. Kitabım hala ''Fay Kırıkları Üçlemesi '' nin ilk kitabı;Mehmet... Mehmet Eroğlu'nun akıcı yazım dili nedeniyle çok rahat okunuyor. Mehmet durmadan kendine-Sen nasıl bir insansın-diye soruyor ve bunun cevabını arıyor. Bakalım neye dönüşecek ben de çok merak ediyorum...
Filmim ise İtalya'da gişe rekorları kıran bol ödüllü bir film. ''Abim Evin Tek Çocuğu''ben çok beğendim söyleyeyim...2007 yapımı bizde de Filmekimi etkinliklerinde gösterilmiş.1960 yıllarında İtalya'da geçen bu öyküde biri kominist parti diğeri faşist parti üyesi iki kardeşin traji-komik hikayesi...
Bu kaa...
20 Şubat 2014 Perşembe
hem ağrırım hem gezerim
İnternet yasası onaylandı biliyorsunuz... Umarım geç buldum çabuk kaybettim şarkısını söylemeyiz, bir gün kalktığımda blogumun yerinde yeller estiğini görürsem çok ama çok üzülürüm. Şimdiden söylüyorum öyle bir şey olursa hakkınızı helal edin, yolda falan rastlarsanız yanıma gelin valla şaka değil.
Hadi şimdi bakalım yazmadığım günlerde neler olmuş.
''Ayvalık'dan ZUZ geldi, evde bir bayram havası'' modundayız. Geldiği akşamın ertesi sabahı kahvaltıdan sonra evden çıktık,Üsküdar'a indik. Ayaklarımızı Kız Kulesine karşı; çay simit eşliğinde kitaplarımızı okuduk. Eve gelirken de hamsi alıp, akşama hamsinin tavası ,soğanın cücüğü partisi yaptık.

Gece herkes yattıktan sonra da 5 dalda Oscar adayı ''Her'' filmini izledik. Önceleri ne bu la, ne kadar yavaş falan derken film ilginçleşti. Vay anasını sayın seyirciler gelecekte insanlığı böyle birşey bekliyor olmasın...İnternetin insanların hayatına gün geçtikçe nasıl el koyduğunu, birebir ilişkilerden nasıl koparttığı bundan daha iyi anlatılamazdı herhalde...
Dün Zuz karşıya geçti ben de görümcelerimle okey oynadım. Üç görümcem bir de ben, bahçelerde börülce oynar gelin görümce hesabı çiftetelli oynamasak da bi güzel okey oynadık. Yalnız ben biraz kabalık ettim, Halide Abla'nın yaptığı bu güzelim pırasa dolmaların lüp lüp yutup üstüne de okeyleri çat çat çakıp,çift çift yazdırdım sayıları:)


Her şey böyle keyifli keyifli giderken dün geceyi dizim yüzünden korkunç ağrılar içinde geçirince konuya yine Ataletim canım benim el koydu... Ama bu sefer sıkı el koydu valla . Pazartesi gününden itibaren fizik tedavinin yolları taştan dizim çıkardı beni baştan türküsü çığıra çığıra fizik tedaviye başlıyorum.
İşte böle böle
Hadi şimdi bakalım yazmadığım günlerde neler olmuş.
''Ayvalık'dan ZUZ geldi, evde bir bayram havası'' modundayız. Geldiği akşamın ertesi sabahı kahvaltıdan sonra evden çıktık,Üsküdar'a indik. Ayaklarımızı Kız Kulesine karşı; çay simit eşliğinde kitaplarımızı okuduk. Eve gelirken de hamsi alıp, akşama hamsinin tavası ,soğanın cücüğü partisi yaptık.

Gece herkes yattıktan sonra da 5 dalda Oscar adayı ''Her'' filmini izledik. Önceleri ne bu la, ne kadar yavaş falan derken film ilginçleşti. Vay anasını sayın seyirciler gelecekte insanlığı böyle birşey bekliyor olmasın...İnternetin insanların hayatına gün geçtikçe nasıl el koyduğunu, birebir ilişkilerden nasıl koparttığı bundan daha iyi anlatılamazdı herhalde...
Dün Zuz karşıya geçti ben de görümcelerimle okey oynadım. Üç görümcem bir de ben, bahçelerde börülce oynar gelin görümce hesabı çiftetelli oynamasak da bi güzel okey oynadık. Yalnız ben biraz kabalık ettim, Halide Abla'nın yaptığı bu güzelim pırasa dolmaların lüp lüp yutup üstüne de okeyleri çat çat çakıp,çift çift yazdırdım sayıları:)


Her şey böyle keyifli keyifli giderken dün geceyi dizim yüzünden korkunç ağrılar içinde geçirince konuya yine Ataletim canım benim el koydu... Ama bu sefer sıkı el koydu valla . Pazartesi gününden itibaren fizik tedavinin yolları taştan dizim çıkardı beni baştan türküsü çığıra çığıra fizik tedaviye başlıyorum.
İşte böle böle
17 Şubat 2014 Pazartesi
iki film bir kitap bir de ben
İlk film; Viva Küba... İki küçük çocuğun peşinde Küba'yı baştan başa geçiyoruz. Muhteşem Küba manzaraları eşliğinde. Ben filmi çok beğendim.Gündem zaten yeterince gergin o yüzden bu kavgasız ,gürültüsüz,entrikasız filme bayıldım. Aileleri birbirinden nefret eden Malu ve Jorgito, Malu'nun annesinin yurt dışına sevgilisinin yanına gitmek isteyince, Malu'nun babasına çıkış iznini imzalamaması için adayı bir baştan bir başa kat ederler... Anlaşıldığı üzre aynı zamanda bir yol filmi kiii bilirsiniz yol filmlerine de ayrıca bayılırım:))
İkinci filmimiz; Nebraska... Bir aile filmi...Altı dalda 2014 Oscar adayı aynı zamanda...Film siyah beyaz...Yine bir yol filmi:))...Huysuz, oldukça yaşlı ve alkolik bir baba büyük piyangoyu kazandığına dair bir mektup alır. Büyük ödülü almak üzere uzun bir yolculuğa çıkacaktır. Dört eyaleti geçerek yolda pek iyi anlaşamasalarda oğlu eşlik edecektir.Oscar alır mıııı? almaz mııı? bilemem ama filmi beğendim... Özellikle ikinci yarısı çok güzeldi. Anne rolünü oynayan; June Squibb muhteşemdi...Tam bir aile filmi...
Gelelim kitap kısmınaaa... Mehmet Eroğlu'nun Fay Kırıkları üçlemesinin ilk kitabı olan ''Mehmet'i okuyorum. Mehmet Eroğlu'nun okuduğum ilk kitabı; ''Issızlığın Ortası'' idi...hatta sonraları dizi yapıldı ve hatırladığım kadariyle kadın oyuncusu Sevtap Parman'dı...
''Mehmet'' de müslüman bir burjuva sınıfının yaratım sürecine tanıklık ediyoruz arka fonda...Önde ise hiç bir işte dikiş tutturamayan Mehmet'in bu dünyada hangi tarafta yer alacağını göreceğiz...Türkiye'nin değişen çehresini kişiler üzerinden anlatıyor Mehmet Eroğlu...
Bana gelince ,Zuz geliyor bu akşam Ayvalık'tan... Sevdiği yemekleri pişirdim, bekliyorum.
Bir de bu kadar sıcak giden şubata sinir oluyorum. Tamam iyi güzel ama bunun bir de yazı var... Susuzluk var ,var da var...
Gittim şimdilik...
İkinci filmimiz; Nebraska... Bir aile filmi...Altı dalda 2014 Oscar adayı aynı zamanda...Film siyah beyaz...Yine bir yol filmi:))...Huysuz, oldukça yaşlı ve alkolik bir baba büyük piyangoyu kazandığına dair bir mektup alır. Büyük ödülü almak üzere uzun bir yolculuğa çıkacaktır. Dört eyaleti geçerek yolda pek iyi anlaşamasalarda oğlu eşlik edecektir.Oscar alır mıııı? almaz mııı? bilemem ama filmi beğendim... Özellikle ikinci yarısı çok güzeldi. Anne rolünü oynayan; June Squibb muhteşemdi...Tam bir aile filmi...
Gelelim kitap kısmınaaa... Mehmet Eroğlu'nun Fay Kırıkları üçlemesinin ilk kitabı olan ''Mehmet'i okuyorum. Mehmet Eroğlu'nun okuduğum ilk kitabı; ''Issızlığın Ortası'' idi...hatta sonraları dizi yapıldı ve hatırladığım kadariyle kadın oyuncusu Sevtap Parman'dı...
''Mehmet'' de müslüman bir burjuva sınıfının yaratım sürecine tanıklık ediyoruz arka fonda...Önde ise hiç bir işte dikiş tutturamayan Mehmet'in bu dünyada hangi tarafta yer alacağını göreceğiz...Türkiye'nin değişen çehresini kişiler üzerinden anlatıyor Mehmet Eroğlu...
Bana gelince ,Zuz geliyor bu akşam Ayvalık'tan... Sevdiği yemekleri pişirdim, bekliyorum.
Bir de bu kadar sıcak giden şubata sinir oluyorum. Tamam iyi güzel ama bunun bir de yazı var... Susuzluk var ,var da var...
Gittim şimdilik...
15 Şubat 2014 Cumartesi
Fotoroman
Vira Bismillah deyip Mehmet Eroğlu'nun Fay Kırığı Üçlemesine başladım...
Bundan gerisi Naziş ile benim bugün kü Kadıköy gezimden...
Kahve Dünyasından... Tüm zamanlarımın en sevdiğim pastası;Mozaik pasta... Lisedeyken öğrenmiştim yapmasını, sürekli yapar buzluğa koyardım. O kadar çok yaptım ki Zuz nefret etti...Hala da eder:) Öyle yapmasaydın çok sevdiğim bir pasta olabilirdi der hep:)
Bugün kendime çoktandır istediğim led tarzı okuma lambası aldım. Bilmiyorum kullanışlı bir şey mi?...Deneyip göreceğiz... Bugün yine Vatan Kitap günüydü...Her ayın 15'inde çıkıyor... Kitap: Kılıç Yarası Gibi/Ahmet Altan... Okumuş çok beğenmiştim ama Zuz'dan alıp okumuştum. Alkım kitapevi yeniden basmış 3 Lira ya satılıyor tüm Ahmet Altan kitapları... Kitaplıkta bulunsun dedim. Belki yeniden bile okuyabilirim... Bardakta tarçınlı su var... Alkali Diyet toplantısından beri içtiğim sular limon dilimli ya da tarçınlı faydasını çok gördüm, anlatıcam...
Mimozalar, bugün tüm Kadıköy çiçekçileri mimozalarla doluydu...Görüntü muhteşemdi...
Kadıköy'de açılan dilim pizzacıdan birer dilim pizza alarak yapılacak tüm serserilikleri tamamlayıp eve döndük Naziş ile...Eve dönünce Naziş ben öğrenciliğimde yaptığım gibi pilav yapıcam dedi ve pilavımızı o yaptı...
Yarın valla da billa da sedece kitap okuyup film seyredicem...
Bundan gerisi Naziş ile benim bugün kü Kadıköy gezimden...
Kahve Dünyasından... Tüm zamanlarımın en sevdiğim pastası;Mozaik pasta... Lisedeyken öğrenmiştim yapmasını, sürekli yapar buzluğa koyardım. O kadar çok yaptım ki Zuz nefret etti...Hala da eder:) Öyle yapmasaydın çok sevdiğim bir pasta olabilirdi der hep:)
Bugün kendime çoktandır istediğim led tarzı okuma lambası aldım. Bilmiyorum kullanışlı bir şey mi?...Deneyip göreceğiz... Bugün yine Vatan Kitap günüydü...Her ayın 15'inde çıkıyor... Kitap: Kılıç Yarası Gibi/Ahmet Altan... Okumuş çok beğenmiştim ama Zuz'dan alıp okumuştum. Alkım kitapevi yeniden basmış 3 Lira ya satılıyor tüm Ahmet Altan kitapları... Kitaplıkta bulunsun dedim. Belki yeniden bile okuyabilirim... Bardakta tarçınlı su var... Alkali Diyet toplantısından beri içtiğim sular limon dilimli ya da tarçınlı faydasını çok gördüm, anlatıcam...
Mimozalar, bugün tüm Kadıköy çiçekçileri mimozalarla doluydu...Görüntü muhteşemdi...
Kadıköy'de açılan dilim pizzacıdan birer dilim pizza alarak yapılacak tüm serserilikleri tamamlayıp eve döndük Naziş ile...Eve dönünce Naziş ben öğrenciliğimde yaptığım gibi pilav yapıcam dedi ve pilavımızı o yaptı...
Yarın valla da billa da sedece kitap okuyup film seyredicem...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













