Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

8 Mart 2013 Cuma

Çekiliş hakkında

Kitap çekilişi ile ilgili bugün ikinci kez yorum bırakılamadığı hakkında mail aldım...Bloga yorum bırakmakta zorlanan arkadaşlar laleninbahcesi@gmail.com adresine bana mail atabilirler...

Bu akşam saat sekizde  çekilliş yapacağız...Kitap seçimi hakkında hiç düşünmedim bile,bugüne en yakışan ve benim çok sevdiğim bir kadın yazarın çok sevdiğim bir kitabını hediye etmek istedim...Yine tekrarlayayım beni blog dışından izleyen herkese açık...

Hepinize sevgiler



Bugün Dünya Kadınlar Günü...Kadınların eşit haklar istediğinin,emeklerine saygı istediğinin bunun için 40.000 dokuma işcisinin ayaklandığı ve 129'unun bu uğurda öldüğü gün...Son senelerde özellikle Türkiye'de bugünü kasti olarak  bir Sevgililer Gününe sokma çabası var...Bugün Emekçi kadınların günü unutmayın....


Beni blog dışından takip etmek isteyen okuyucularım için bir kitap hediye etmek istemiştim. Bu da anlamlı bir güne kodlansın ki, belki gelenekselleştiririz:)

Katılım için bugün son gün... Bende mi? Brütüs  başlıklı yazının altına , blog dışından izleyicilerimim yaptığı yorumlar arasında bu akşam bir çekiliş yapacağız ama  artık bu yazının altına da yapılabilir. Çünkü,o yazı  sayfanın çok altlarına kaydı artık.

Tüm adsız,sessiz,blog dışı izleyen,okuyan tüm okuyuculara açık olan bu davet için bu akşam saat sekiz sondur... Kitap ismi sürpriz olsun,ama en sevdiğim kitaplardan biri olduğunu söyleyebilirim:))

7 Mart 2013 Perşembe

bir film bir kitap bir yemek

Avusturya sinemasında kendine yer edinmeye çalışan Umut Dağ' a ait bir film ''KUMA''..Berlin film festivalinin panorama bölümünde ön gösterimi yapılmış...''Kuma'' değişik bir kuma filmi...Avusturyalı gurbetçi bir ailenin annesi,ölümcül bir hastalığa yakalanınca kendi köyünden bir kızı kuma olarak,kendi alıyor...Köyde sözde oğluyla evlendirdiği kıza düğün yapıp Avusturya'ya götürüyor.İşte bundan sonrasında birden fazla ters köşe var...




Kitap...Sadakat/İnci Aral...Sadakat bir İnci Aral klasiği ama kadın erkek ilişkisini İnci Aral'dan daha iyi anlatan görmedim ben...Bu kez Özgürlük-Sadakat ilşkisini ele almış...,kadının tek teraflı anlatımıyla sürüp gidiyor.Bana  deseniz ki en sevdiğin İnci Aral kitabı hangisiydi...'MOR''  derim.







Bugünün yemeği etli kuru biber dolması...Bildik malzemelerle yapıyorum ama şöyle bir farkla, kıymayı ve soğanı birlikte hafif kavurur gibi yapıp,pirincini ekliyorum,pirinçle de biraz kavurmaya devam edip salçasını ekliyorum biraz da salçalı halde  devam ediyorum olaya ve baharatlarını ilave edip kapatıyorum...Sıcak suda yumşamalarını sağladığım kurutulmuş biberleri dolduruyorum...



Siz beni dinleyin bir kez de bu usulde deneyin...Dinleyin diyorum çünkü, mutfağın dikenli yollarında tek başına yürümüş biri olarak söylüyorum size, Annesinin,nişanlısına-bak oğlum, kitap okur,film izler,iyi tavla oynar bir de iyi yüzer dediği biri olarak,ıspanak diye roka almış biri olarak, evliliğinin ilk yıllarında yemeğe gelecek misafire ,yemek kitabından ,resimlerine bakarak yemek seçen biri olarak söylüyorum size,izimden gelin:)))))Ben boşa mı? diyorum,ıspanağı bir kilo yıkayacağınıza iki klo yıkayın,dondurucuya atın, mutlaka haşlanmış kuru fasulye,nohut ve yeşil mercimek bulundurun dondurucuda diye...Niye, benim  düşe kalka edindiğim tecrübeler size bedavaya gelsin diye:))))


Şimdilik de bu kada

  Not: Not: Beni dışardan yani blog dışı izleyen izleyiler için yaptığım 8-Mart-Kadınlar Günü  kitap hediyesi çekilşi için  aşağıdaki Bende mi? Brütüs  başlıklı yazıya 8-Mart akşamına kadar yorum bırakabilirsiniz..


5 Mart 2013 Salı

sırtım güneşe yüzüm karayele

Önce dün akşamdan başlayalım...Dün akşam bu masanın etrafında şen saatler geçirdim...Kızkıza toplandık yine...Nalan,Magissa,Zeya,Ebru,Elçin ,Zuz ve de bendeniz cennet kuşu:)..Ev sahibemiz Ebru'ydu...

Bu börek gecenin yıldızıydı...hemen tarfini aldım,patatesli ve kaşarlı...Bizim evin sakinleri buna bayılır...



Bugün ise havanın parlaklığına aldanıp çıkmış bir karayel mağduresiydim...Güneş ne kadar ısıttıysa karayel o kadar üşüttü...Sırtımı güneşe verdim,yüzüm üşüdü,yüzümü güneşe verdim bu kez de sırtımı üşüttü ama yine de pırıl pırıl havanın tadını sonuna kadar çıkarttım...Koruda yürüdüm, Bordo Köşkün bahçesinde kitabımı okudum,kahvemi,çayımı içtim....Yürüyüş sırasında güneş vurmuş bank gördüm mü? hemen oturdum,kitabımı açtım...






Bugününn filmi ise ''Purge'' idi...çok ödüllü bir film ama bana sabah saatlerime çok sert  geldi...İnsan keyifle kahvaltı ederken ya da sabah kahvesini içerken izlenilebilecek bir film değil...Rus fuhuş mafyasından kaçan genç bir kızın,sığındığı yaşlı kadınla ilişkisi...Estonya'nın Sovyetlerin elinde olduğu yıllarda geçiyor. Genç kızla yaşlı kadının yolu çok yıllar öncesinden kesişmiştir aslında...Yaşlı kadın şöyle der filmin sonunda-Herkes hızlı koşamaz ve herkes saklanacak güzel bir yer bulamaz...




Bu akşamın dizisi ''Seksenler''...Seksenler izleyeceğiz tamam da,son zamanlarda düştüğü tekrarlar,lüzumsuz uzatmalar, neredeyse dizi uzunluğunda ki özeti beni sıkmaya başladı...

Şimdilik bu kadar...

 Not: Beni dışardan yani blog dışı izleyen izleyiler için yaptığım 8-Mart-Kadınlar Günü  kitap hediyesi çekilşi için  aşağıdaki Bende mi? Brütüs  başlıklı yazıya 8-Mart akşamına kadar yorum bırakabilirsiniz..


4 Mart 2013 Pazartesi

Bir Kitap bir film bir yemek

Önce kitap... Nazar/Reha Çamuroğlu

Reha Çamuroğlu'nun ilk okuduğum kitabı...Pagan kültüre meraklı olan Naziş'in aldığı bir kitap...Cadılar,cadı avcıları,kilise,engizisyon ...Bunlar kitabın görünen yüzünde....Alt metinde ise hiç değişmeyen  siyasi oyunlar...Reha Çamuroğlu bir cadı avı  hikayesi anlatırken ,günümüze göndermeler yapıyor...Bir rahibin ağzından söylenen şu söz mesela,hiç değişti mi? doğruluğu,üstünde tartışma bile götürmeyen doğruluğu hem de...
Siyaset; Sürüleri toplamak,birleştirmek,yeri geldiğinde ise dağıtmak ve parçalamak sanatıdır...
Konu  Ortaçağda  batının dul ve yalnız bir kadına bakış açısını anlatıyor aynı zamanda ben kitabı okurken, Umberto Eco'nun ''Gülün Adı'' adlı romanını anımsadım hep....Bu kitabı okurken;toplumlar nasıl kışkırtılır dehşet içinde okuyacaksınız... Ben kitabı beğendim...Kitap kapağında yer alan Fatima'nın gözü,özellikle Orta Doğu ülkelerinde nazara karşı üstte taşınır... Naziş, Musevi okulunda çalışırken onlarında nazara karşı bu simgeyi taşıdıkalrını  anlatmıştı...Onlar hamsa diyor biz Fatima'nın eli ya da ya da Fatima'nın gözü diyoruz...Ben bilmediğim zamanlarda ''Kapalıçarşı'' da kuyumcu vitrinlerinde altın küpelerini görür lale sanırdım:)))

Gelelim filme...Büyük kızımın kitap tavsiyesinden sonra küçük kızın film tavsiyesinde sıra...Gamse bu filmden bana çok daha önceleri söz etmişti,mutlaka izle anne demişti ama sıra ancak geldi...
Filmin adı; KORO...




1948 senesinde Clement Mathieu isimli bir müzik öğretmeni çocukları rehabilite etme amaçlı bir yatılı okula müdür olarak atanır. Buradaki baskıcı eğitim ve çocukların umursamaz tavırları başta onu hayalkırıklığına uğratır. Ancak Clement müziğin gücüyle zorlukları aşacağına inanmıştır.Filmi mutlaka izlenmeli kategorisine koydum...

haydi şimdi de yemek yapalım...Bu tarifi zaman zaman tekrarlarım, peki niye ,sorun niye...Çünkü çok kolaydır, lezzetlidir,sunumu iyidir,servisi çok rahattır...Yanına bir pilav ve bir salata yaptınız mı? akşam misafirlerinizi bile süpper bir şekilde ağırlarsınız...


Kişi başı birer tavuk pirzola,kalçadan buttan hazırlatılınca apeyce büyük bir porsiyon oluyor...Şimdii bunu,iki kaşık  zeytinyağ, bolca kekik,kırmızı pul biber,karabiber ve tuz ile yapacağınız fırın tepsisinde bir güzel harmanlayın...Derili kısımları üste gelecek biçimde,yerleştirin ki, deriler kızarsın...İki havucu boylamasına dilimleyin,iki patetesi de elma dilim yapın, kalınca olsun ama...sivri biber bir kaç tane,iki üç baş sarımsak soymadan,üst kabukalrını alabilirsiniz. Bütün olarak yıkayın,sakın soymayın...15-20 adet arpacık soğan,olmassa iki kuru soğanı,ikiye veya dörde bölün,iki üç domatesi ,dörde bölün,sebze kısmını sadece tuzluyorum..Sebzeler kendi  tatlarında olsunlar diye ve yağlamıyorum...Aralara bir iki defne yaprağı da koyabilirsiniz...Tepsiye bunları da boşluklara yerleştirin... Ben patates ve havuçları toplu olarak bir köşeye koyuyorum,servite rahatlık açısından...Şimdi sürün fırına...Siz pilavınız yapın...İyice pişince,fırının ızgara kısmını açıyorum bir kaç dakika ki, üstleri kızarsın.....Sarımsakları,diş diş ayrın,yerken,hüüüp diye çekin içinize:))lezzete inanamayacaksınız...Hayde afiyet olsun.

Not: Beni dışardan yani blog dışı izleyen izleyiler için yaptığım 8-Mart-Kadınlar Günü  kitap hediyesi çekilşi için  aşağıdaki Bende mi? Brütüs  başlıklı yazıya 8-Mart akşamına kadar yorum bırakabilirsiniz..


Ben de mi? Brütüs


Tamam bu sözün doğrusu ''sen de mi? Brütüs'' dür ama Brütüslük yapan bu kez ben olunca:))

Dedim ki, biz blog arkadaşları bir vesile ile aramızda hediyeleşiriz. Kitap etkinliği,bayram kartları,yeni yıl kartları...Ama dışarıdan bizi yani blogcu olmayan okuyucularımızla böyle bir şey yapma fırsatımız olmaz.

İşte bu yüzden ben de dedim ki,hazır önümüzde ''Kadınlar Günü'' var...Bu vesile ile yıllardır beni blog dışından izleyen,okuyan  okuyucularımla bir etkinlik  niye olmasın...Belki ben bir gün yazmaz olurum belki de siz okumaktan vazgeçersiniz...Bu kitap ve bu çekiliş bugünlerin anısı olur...

Kendi kitaplığımdan bir kitabı böyle bir  izleyicime,okuyucuma armağan etmek istiyorum.Dileyenler bu yazının altına yorum bıraksın, biz de Kadınlar Gününde yani 8 Mart akşamı  çekiliş yapalım,çekilşte adı çıkan arkadaşa ben kendi kitaplarımdan birini hediye edeyim...

Son yorum tarihi 8 Mart saat 20.00 olsun...Olsun mu?

E hadi olsun o zaman...Beni blog dışından izleyen tüm okuyanlara açıktır bu davet....

not:'Kitaplıkkurdu''nda bugün ben varım:)) Kızarmış Palamutun Kokusunu orada yazdım...Görüşlerinizi bekliyorum... Buradan bi TIK

1 Mart 2013 Cuma

Mart güneşi toplarken

Ne güzeldi,perdenin altından sızan gün ışığı...Bu çağrıya uymamak delilikle eş değer tutulabilirdi:))
E ben akıllı kadınımdır bilirsiniz...

Koydum çantama kitabımı,taktım kafama kırmızı şapkamı hatta kırmızı rujumu bile sürdüm,çıktım dışarıya...Bu havada en güzel,en yakın yer tabikitleri de koru...Beni bu semte bağlayan en önemli figür...O asırlık sakız ağacı,mevsimine göre açan çiçekler, her daim beni bekleyen banklar, içinde çayımı kahvemi ,çebileceğim,artık evim gibi olan köşkler hatta kafama ceviz atan kargalar...









Korunun içinden yürüyerek en aşağıdaki Beyaz Köşke indim...Önce sade kahvemi söyledim, kitabımı okudum, sonra tostumu ,çayımı söyledim kitabımı okudum...Arada denizden gelen vapur seslerine,martı çığlıklarına kulak verdim...Baktım zaman kuş olmuş uçmuş,kitabım yarı olmuş...Karayel ısırmaya başlamış,tam kalkmak üzereyken kocam kişi aradı...Gamse'nin siparişi varmı,Üsküdar'a ineceğim,istersen buluşalım dedi...Bi çay daha içtim ve kalktım.

Üsküdar çarşıda dolaştık,Gamse'nin siparişini aldık ben baharatçılardan,kurutulmuş biber aldım,en acısından...Zuz gitmeden ona şöyle anlı şanlı bir etli kuru biber dolması yapayım dedim...O ara ,hadi çorbacımıza çoktan uğramadık,birer çorba içelim dedik...




Sonra da eve geldim...Ha eve yürürken bizim sokakta bu martıya rastladım,yürüye yürüye,tüm apartmanların kapısının önünde durup bakarak,sanki bir şey arıyormuş gibi bakınıyordu...



Sonra da evin o dingin sessizliği, hemen yeşil çay suyumu koydum...Yazım bitsin,evden çıkarken ıslattığım pirinçten pilav yapıcam:))

A bitti bile yazı tüh...