Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

8 Şubat 2008 Cuma

KİŞİYE ÖZEL SOBE

Hafta sonu geldi ya, ne çabuk geldiyse,eski yazı ekleyeceğiz. Acaba hangi eski yazımı eklesem derken , hem sevgililer gününü eda edeceğimiz :)) gün yaklaştı , hem de blog da hazır aşk havası var(anlayan anladı). Nalanın bana yaptığı bu sobe geldi aklıma. Sadece bana yaptı , ve okurken havaalanındaydı Helsinki ye uçuyordu, ya da Helsinkiden geliyordu. Zaten onun yorumunu da yazının altında göreceksiniz. Kocamla tnasıl tanıştığım dı sobe konusu. Şimdi Nalan bu yazıyı sanırım yine havaalanında okuyacak, şimdi de Güney Afrikaya uçuyor. Galiba tarih tekerrürden ibaret sözü gerçek .
Buyrun şimdi yazıya
**************************************************************************************
16/2/2007 - KİŞİSEL SOBE-ÖZELMİ ÖZEL SOBE
Evet başlıkta da belirtilmiş olduğu üzre bu sobe tarafıma ,blogcu arkadaşım,ama artık abla kardeş gibi olduğumuz Desertwind(Nalan) tarafından yapıldı.Kendisi bir çöl aşığı
olup.Görünüm de Dubai de ikamet eder ama ,kah Fas tan yazar,kah İtalya dan,bu aralar Helsinki den sesleniyor.Helsinkinin havasıyla başı hiç hoş değil ama o mücadelesini veriyor.Efenim sobe ye gelince ,kocamla nasıl tanıştığımı yazmamı istemiş,bu da özel bir sobe olsun demiş.Hay hay seni mi kıracağım dedim.

Efenim bizim ilk tanışıklığımız 1974 yıllarına dayanır ,o zamanlar ben daha lise -1 öğrencisi,o da İstanbul Galatasaray Devlet Mimar Mühendislik Akademisin de (İGDMMA) kimya mühendisliği tahsil etmek de.Babamın ortağının dayısının oğlu olurmuş...Yani o zamana kadar haberim yoktu.Benim de beş kişilik bir çetem var o zamanlar,İstanbulun altını üstüne getirmekle meşgulüz.Paramız bittiğinde ,ya da karnımız acıktığın da soluğu babamın Sirkeci de ki iş yerinde alıyoruz.

Üniversitelerin de çalkantılı dönemleri,boykotlar falan gırla.İşta okulların boykot olduğu günlerden birin de biz yine ekiple babamın iş yerine damladık.Ama her günkünden farklı biri var orda ,zoraki selamladı bize tamam.Sonra biz oraları birbirine katıyoruz,ooo sanki hiç kimse yok gibi davranıyor zat-ı muhterem.Bu boykotlar uzadıkça bu da babamlara daha fazla takılmaya başlayınca ee biz de daha fazla takılmaya başladık ama nafile.

Sonra aradan 4 yıl geçti.Biz de bu arada boş durmadık büyüdük ,bakılır hale geldik tabiki.Artık takılıyoruz benim kuzenlerle falan denize gidiyoruz,sinemaya falan.Benim doğum günümdü,bir şeyler yapalım birlik de dedi,tamam dedim.Anam bu sen git,kardeşlerime de bilet al bizi gece önce luna parka sonra sirke götürdü.Adam karar vermiş benle aile olmaya ama ben anlamıyorum demek.Yok dedim bundan hayır çıkmaz.

Artık ben fal tutuyorum ,şu yerdeki siyah karolara basmadan yürürsem seviyo,3dakika için de evin önünden 3 kırmızı araba geçerse seviyo.Biz çıkıyomuz şimdi,e çıkmıyosak niye her gün beraber gezip duruyoruz ,derken bir gün küt -lale ben seninle evlenmek istiyorum ,öyle köşe bucak gezemem ben dedi.İyi evlenelim dedi,bu sefer düşün diyo.İç sesim diyoki tamam üle tamam dedik ya.Şimdi hadi bi kaç gün düşinim dicem,e sonra,sen tekrar sormazsan ben tamam demem.e sen de sormazsan ,riske atarmıyım heç.Yok yok dedim düşünmeye gerek yok.hemen nişanlandık.Ama tam dört yıl sonra evlendik,okul du ,askerlikdi.

Ama zorunluluk halleri hariç her gün birlik de geçen dört yıl,gidilmeyen film,tiyatro,açık hava konseri kalmamacasına ,ayağı yanık kedi gibi gezmeler.Askerliğini üç saat mesafe deki Bilecik de yaptı,sürekli gidip geldik .E işte gerisini zaten yavaş yavaş okudunuz buralar da bir yıldır. Ha adı mı ,ZEKİ

16/2/2007 - Bayildim yazina!
Yazan Desertwind
Simdi havaalanindayim.Istanbul'a kadar geldim birazdan Dubai'ye ucacagim.Hemen kosup bloglari kontrol ettim.Surda herkesin icinde kikirdamami gorleiydin.Herseyden once beni kirmayip yazdigin icin cok tesekkur ederim.

Insanin icini sicacik eden bir iliski sizinkisi ve benim hep olmasini istedigim sey ; once dost sonra sevgili ya da es olmak.

Bu arada seninde dedigin gibi abla kardes oldugumuza gore lutfen bana sen de.Naber kiz ? de:)

güle güle Nalan iyi yolculuklar , iyi uçuşlar

7 Şubat 2008 Perşembe

ÇOCUK KİTAPLARI TOPLUYORUZ

Bu gün , size aslın da dün gittiğim tiyatro dan söz edecektim. Ama zeyanın sayfasına gittiğim de çok öncelikli bir konu beni bekliyordu. Çocuklar için bir kampanya.Ben baktım ki zeya bunu çok güzel anlatmış, e gelsin benim sayfamda da kendi cümleleriyle anlatsın dedim.Ve yazısını olduğu gibi buraya aldım. Şimdi yazımı ekleyip, kitaplığımı dökmeye gidiyorum, çocuk kitaplarını ayıracağım. Hadi siz de iş başına bence
*****************************************************************************
ÇOCUK KİTAPLARI TOPLUYORUZ
Sunay Akın'ın anlattığı çok sevdiğim bir hikaye vardır. Babası çocuğa pazar günü hayvanat bahçesine gitmek için söz vermiş ancak pazar günü televizyonun karşısında oturmak daha rahat gelmiş. Oğluna gazeteden çıkan dünya haritasını parçalara bölüp vermiş bunu doğru olarak birleştirirsen hayvanat bahçesine gideriz demiş. Nasılsa akşama kadar tamamlayamaz düşüncesiyle rahatça koltuğuna kurulmuş. 15 dakika sonra çocuk bitti baba hadi gidelim demiş. Adam bir araya gelmiş haritaya bakarak nasıl yaptığını sormuş. Çocuk da arka sayfasında bir adam resmi vardı adamı düzeltince dünya kendiliğinden düzeldi demiş.

İnsanları düzeltmenin en etkin yolu çocuğu eğitmekten geçiyor. İmkanı olmayan çocukların daha iyi imkanlarda okumaları iç dünyalarını kitaplarla zenginleştirmeleri için yine bir kitap kampanyası başlatıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığından onaylı ilköğretim okuma kitaplarını topluyoruz. Bu seferlik sadece çocuk kitabı ve kırtasiye malzemesi (defter, kalem, silgi vs) topluyoruz.

Bunun için siz neler yapabilirsiniz?

-Eğer evinizde okunmuş çocuk kitapları varsa onları gönderebilirsiniz.
-Yeni kitap satın alıp gönderebilirsiniz. 1 tane bile olsa damlaya damlaya göl olur.
-Bloglarınızda ve mail listeleriniz de bu duyuruyu yayınlayabilirsiniz.
-Farklı fikirlerinizi benle paylaşabilirsiniz.


Ben kendim göndermek istiyorum veya İstanbul dışında yaşıyorum diyenler bana mail atarlarsa okulların adreslerini verebilirim.
İhtiyacı olan her okulda birer kütüphane kurulsa ne güzel olur değil mi?


İletişim:
Kazım Karabekir Paşa Kültür Merkezi
Kazım Karabekir Sok.no:8 Erenköy İstanbul
Mail: uayas@hotmail.com

5 Şubat 2008 Salı

Karman çoraman bi yazı işte

Cuma gününden beri yazmamışım ,O zaman cumadan başlayalım. Cuma sabahı erkenden kalkmıştım , kahvaltı ettik kızlarla, baktım hava çok güzel, ben bi Beyoğlu seferi düzenleyeyim dedim içimden. Ama önce Beyoğlu ekibini bi ayarlamak gerek dimi. Kuzen Güllüye (Gülden) telefon açtım. O hemen atladı tabi, -hadi gel kahvaltıdan başlayalım dedi. - yok dedim ben kahvaltı kısmını geçtim. Geri kalan zevata da o haber verdi.
Motorla karşıya geçerken dikkatimi çekti, çoktandır, yerliden çok yabancı oluyor karşıya geçerken, bir de çok konuşuyorlar. Artık Marmaray projesinde çalışanlar mı? bilemiyorum. Önceleri sadece Japonlar dı, şimdi her telden çalıyoruz. Yanımda oturan kızcağızın kafası şişti ki, ay bunlar hiç susmayacak mı? dedi.

Fato, Halil , Güllü ve Ben yine çok gürültülü bir gün geçirdik. Benim boğazım doğal olarak ertesi gün yine ağrıyordu dolayısıyla. Halili eski arkadaşlarım bilir ama bilmeyenler isminin üstüne tıklayabilir. Valla çok güzel bi gün oldu. Çiçekçiler, sokak çalgıcıları, piercingli gençler, etrafına şaşkın şaşkın bakanlar, Bambinin tostu, Kızılkayaların ıslak hamburgeri, rengarenk vitrinleri eh bi de ben her zamanki Beyoğlu idi yani.

Cumartesi günlerini eğer evdeysem kendime izlemek isteyip de izleyemediğim filmler günü yaptım. Kimse yoktu ev de, kızların arkadaşlarıyla programları vardı. Önce şöle bi hijyenik çalışmalar, sonra yemek yaptım. Daha sonra da önce Duvara Karşı ile başladım film etkinliğime, sonra 10 dk izledim. Geçen de Nalan da Ademin Trenlerini okumuştum, aklım kalmıştı. Onu izlemeye karar verdim. Çok güzeldi. Çocuk gözünden anlatılan filmlere bayılırım zaten.10 dalda ödüle aday gösterilmiş Sinema Yazarları Derneği tarafından. Yabancı festivallere davet edilmiş.

Filmin Konusu
Hasan Hoca, Bekir’in kirletip terk ettiği Hacer’i ailesinden korumak için nikâhına aldı. Ama ona hiç el sürmedi. Bunu Allah’ın kendisine bir sınavı kabûl ediyordu. Hoca onca yoksulluğuna rağmen Hacer’e ve dünyaya getirdiği Fatmacık’a karşılık beklemeden yıllarca baktı. Bu yaşam, bir gün Hasan Hoca’nın Manisa’nın uzağındaki yirmi hanelik küçük tren istasyonuna İmam olmasıyla değişti


Pazar günü olaysız geçti.Akşam Denizi Olmayan Yerden arkadaşım, hani ekim ayında oğlunun düğününe gittiğim Nevin aradı. İstanbuldayım , yarın bana gel dedi.
Dün yani pazartesi günü Nevin' e gittim. Bostancı'ya. Önce dışarda buluştuk. Biraz alışveriş yaptık. Ben ala ala bir krep tavası aldım. Sonra onlara gittik. Gelirken bi sürü tariflerle gelmiş. Gece ikiye kadar da onları yapmış. Yani tüm yeni tariflerini ben de denedi. Hepsi çok güzeldi. Favorilerim, tahinli bayat ekmek salatası ve sütlü incir tatlısı. Ama masa da taze bakla dan, kabak tatlısına , kivili muzlu pastadan, yöresel bir yemek olan kelem kavurması (lahana kavurması yani) , Rus salatasına kadar sayamadığım bir sürü şey vardı. Kızları da gelecek sanmış ,yapmış da yapmış. Onların hakkını göndermeye kalktı ama, götüremem dedim. Kızlar fena bozuldular ama ne yapalım gelseler di.
Bu gün bu hafta ki tek boş günüm. Yarın tiyatroya gideceğim. Bu yıl tiyatrolar altın yılını yaşıyormuş. 1960 dan beri böyle bir şey olmamım mış. Çoğu oyuna mayıs ayına kadar yer yok. Biz bu biletleri Gamsegamse nin sayesinde bulduk. Öyle takip etti ki iptal ediler rezervasyonları. Yarın ki gideceğimiz oyun , Modern tiyatronun kurucularından sayılan Nobel Ödüllü İtalyan yazar Luigi Pirandello’nun komedisi. Ayrıntıları izledikten sonra yazarım artık.
Kitabımı bitirdim. Yani Araf'ı. Beğendim, yalnız Elif Şafak bazı kelimelere fazlaca takılıyor. Örneğin ''son tahlil de '' demediği bir kitabına rastlamış değilim. Bu sabah da kocamı uğurladıktan sonra , yatakta biraz daha kitap okudum . Kimya Hatun'a başladım. Gelelim bu güne , günün en kayda değer olayı gözümüzü vapur düdükleriyle açınca anladık ki sis var. Eyvah ki eyvah Gamze'nin sınavı vardı. Hemen internete baktı. Tüm seferler iptal. Birden panikledi, neyseki sınav saatine kadar sis hafifledi.
Bu kadar bu günlük. Bu arada iki sobe ödevim var, biri maviaanne den, biri Sibelden.İkisininde konusu çok zevkli. Bundan sonraki ilk yazım onlar olsun.

1 Şubat 2008 Cuma

ESKİLERDEN SEÇMELER



Hafta sonun da eski yazılardan seçmelere devam.Hazır, konu eğri çatılı evden açılmışken biraz ondan devam edeyim istedim. Geçen hafta ki yazıyı okuyan herkes , eğri çatlı evin hala durup durmadığını sormuş. Evet duruyor, ama artık yaşayan bir ev değil.İçinde hatıralar var sadece artık. Geçtiğimiz ekim ayında , ziyaret etmiş ve resmini koymuştum hatırlarsanız, ünlü Celepoğlu sokaktan:)). Sizin için resmi tekrar koydum ama, eğri çatılı evi tam anlatan bir resim değil. Siz o çatının ta aşağılara kadar indiğini düşünün işte. Eve ismi , yaşadığımız yerde taktılar.Sanırım yazının içinde de var bu.
Artık denizi olmayan yeri, eğri çatılı evi ve onun bahçesini biliyorsunuz.Bi de o bahcede yaşayan insan türü dışında da canlılar var dı.Bir şekilde bu işe bulaştık onları da anlatıcaz gayrı,
*********************************************************************************

3/3/2006 - ON DERSTE TAVUKCULUK VE EN VERİMLİ YUMURTA ,ELDE ETME YOLLARI


Efendim bir gün bir aklı evvelin biri gelip diyorki kocama, o bahceye tavuk da lazım ,çocukların da hoşuna gider,hem taze yumurta alırsınız.Bizimki yok çiçeklere zarar verir dese de adam ertesi gün elinde bir tavuk ,bir horozla çıka geldi.Ama tavukla ,horoz bi garip,öylesini hiç görmedik,.simsiyahlar ,minik beyaz benekleri var..O kadarda küçükler ki avuç içi kadarlar,ha bi de sanki pantolon giymişler paçalı paçalılar. Çin tavuğuymuş cinsleri . Dedim ki bunları adam başından attı.Komşular bunları görmesin rezil olduk.Kocam gitti onları evin bodrumuna koydu önlerine de yemlerini koydu geldi. Anaaaa sabah bi baktık yoklar.Kapının demir parmaklığından kaçıp gitmişler.Oh iyi oldu kimse görmeden gittiler derken, akşam olunca salına salına geldiler aynı yerden içeri girdiler.Akşama kadar nerede sürttüler bilmem.
Sonra başladık bahcenin her bir yerinde yumurta bulmaya ..Zor alıştırdık onu bodrumda bir yere yumurtlamaya,Yumurtaları oraya bıraktık falan, boyuna bosuna bakmadan günde iki kez yumutluyodu. Kasabalı bi sene bana şaştı. bi sene evin çatısına, şimdide tavuklar çıktı.Gelip tavuğa bakıyorlar.(sırada köpeğimiz lucky var ki onun kadar hiç bi şeye şaşmadılar)Tavuk sanki yumurta fabrikası.

Neyse kış geldi, komşular bir süre yumurtladan kesilir dediler ama nafile,ama bu arada hiç bizim bahcede yoklar sabah biz uyurken gidiyorlar akşam olunca tıngır mıngır evin yolunu tutuyorlar.Bir gün kızları aldım bir arkadaşa gidiyorum evi bize çok uzak ama ben kestirme bir yol buldum ,evin aşağı tarafta kanal var .Kanal boyunca yürüyorum çok güzel sebze bahceleri var ..oradaki tahta köprüden geçince arkadaşın evinin karşısına çıkıyoruz.Tam sebze bahcelerinin yanından geçiyoruz kızlar bağırmaya başladı anneeeeeeeee bizim tavuklar.Bir de ne göreyim tavuklar bahcenin içinde habire o güzelim kıvırcıkları ,diğer sebzeleri mahvediyorlar Meğer her gün buraları talan ediyorlarmış.Akşam kocam kapının parmaklıklarını kalın naylonlarla kapattı.nafile ertesi gün gene yoklar.Akşam arkaların da bir kadınla çıka geldiler.K adın .komşum tavuk yüzünden kötü olmayalım bahceyi üç kere yeniden yaptım bu gün bunları takip edip burayı buldum sana zahmet biraz kapat şunları dedi..Bizimkinin bu kadar yumurtlamasının nedeni anlaşıldı. taze taze sebzeler..

Sonra yaz geldi yani tatil zamanı.,onları komşuya emanet ettik yumurtalar senin dedik gittik.Tam bir ay sonra döndük.Komşu geldi yeminler ediyor siz gittikten sonra bir tane bile yumurtlamadı diye.Ertei gün aşağı bodruma indim bir şey arıyordum ,gözlerime inanamadım kösede bir tane küfe duruyordu , ta evin inşaat zamanından kalma, ağzına kadar yumurta doluydu.Bizden sonra girip çıkıp oraya yumurtlamış. Komşuya verdik almadı, o benim kısmetim değil dedi,İstanbula taşınırken arkadaşıma hediye ettim onları kayınvalidesi kuluçkaya yatırmış.Bir kümes dolusu tavuk yapmış bizim tavuklardan.Sonrada horozu herkese saldırdığı için kesmişler.Bizim bahçede hiç durmadıkları için bu huyunu bilmiyorduk.
http://laleninbahcesi.blogcu.com/319536/

29 Ocak 2008 Salı

ben gezerem yane yane



Şimdi sinemadan geldim taze taze film kritiği yapacağız :)). Son günlerin en konuşulan filmine gitmemek olmazdı dimii. ULAK tan söz ediyorum. Çağan Irmak'ın son filmi. Kendisini ilk Çemberimde Gül Oya da keşfetmiş olmanın acısını yaşamaktayım. Anlatacak bir hikayem var demiş, dizi oyuncularına. Anlatacağım bitecek. Ona göre. Çok da güzel anlatmıştı, hatırlarsanız ve bitmesi gereken yerde de bitirmişti. Şimdi ki dizilere baksanıza , bazen ölene kadar oynayacaklar sanıyorum. Zaten Yaprak Dökümünü Rahmetli Reşat Nuri ahiretten yazıp yazıp gönderiyo hala.

Filmi beğendim, mistik film sevenler için inanılmaz güzel. Filmin mesajı da süper bence anlayana. Suçu işleyen kadar; görüpte, görmezden gelen de suçlu diyor. Kim katılmaz bu görüşe
.
Sinemadan çıktığımızda çok güzel kar yağıyordu. Eve kadar yürüyebilirdik ama, akşam başka bir programımız vardı. Gamsegamse biraz daha takıldı arkadaşıyla orada. Ha Kavak Yellerinin oyuncusu Deniz de sinemadaydı, hatta yanımızda. O diziyi de pek severim.

Sinemaya gitmek için tam evden çıkarken kocamın yeğeninin, eşi Nilüfer aradı.-Yenge akşam evdemisiniz? dedi. Evdeyiz gelin dedim, yok biz sizi davet ediyoruz dedi. Ha o da olur dedim:)). Eve geldim hemen bir tatlı yaptım , akşam Mehmet ve Nilüfere götürmek için. Bakın bunun tarifini yazayım. Çünkü biraz uydurdum süsleme işini. 1 kg süt. 1 bardak şeker, bir bardak irmik(su bardağı). , bir kaşık margarin, bir paket vanilya ile bir puding pişirdim. Sonra , geçen yıldan kalma böğürtlern reçelim vardı. Onu biraz sulandırdım ve iki kaşık nişasta ile pişirdim.Bir borcamı ıslattım. Önce bu karışımı koydum tabana sonra da irmikli muhallebiyi, üstüne döktüm. Onun üstüne de , dövülmüş ceviz döktüm. Soğuyunca ters çevirdim.Görüntü çok güzel oldu.

Akşam sekiz gibi gittik , gezmemize karıkoca karıkoca. Naziş teyzesine konuşlandı yine, yani Zuz a. Gamsegamse evde kalmayı tercih ettiğini söyledi. Ama biz oraya gittikten sonra baktık msn de habire sulanıyo bize. Gelimi? gelimi? diye. Baktı bizde muhabbet gırla, ziyafet o biçim. Bir saat sonra atladığı gibi arabaya soluğu yanımızda aldı. Gecenin ilerleyen saatlerinde konu tiyatroya gelince , hemen oracıkta iki oyuna birden rezervasyon yaptırdık. Yani ayın altısında ve yirmisinde yokum ona göre:)). Geç saatte eve geldik, Gamse'yi zor razı ettim valla , yazımı ekliyeyim , sen sonra geç bilgisayara diye. Hadi ben şimdi biraz kitap okuyayım. ARAF'a devam. Gözlüklere alıştım biraz biraz . Onlar da bana. >

28 Ocak 2008 Pazartesi



Yeni bir haftaya daha başladık. Gelecek gelecek denen kar bir türlü gelemedi. Sanırım bir yerler de takıldı:)). Kar bile korkuyor İstanbula gelmekten.

Perşembe akşamı Zeya , ebrucuk ve ben Zuz da toplandık. Çok hoş bir gece geçirdik. Hatta benim kocam saat 12.30 da arayıp -eve gelmeyecekmisin?, orada mı kalıyorsun? demese saatin farkında bile değildik. Sonra da Ebrunun teyzesi aradı, ben yatıcam artık, anahtarın var mı dedi:)) . Birlikte yedik, içtik zeyanın deyimiyle birbirimizin hayatlarına biraz daha daldık. Resmi yükleyebilirsem eğer göreceksiniz. Gülme komasına girmemizin nedeni Zeya makinayı kurup kanepeye öyle bir atladıki, Ebruya bodoslamadan daldı. Ebrunun saçındaki dalgalanma zeyanın rüzgarından yani.:)). Ebru saçlarım aYnı lego gibi çıkmış diye tutturdu ama biz yine de bu rEsmi sizle paylaştık. Zuz bize çok güzel şeyler hazırlamıştı. Kızların sayesinde bende sebeplendim. Yoksa bana dışardan pide söyler genelde de:)). Meşhur soyalı tavuğunu ve kendi özel patates salatasını yapmıştı. Bunların tarifini bir başka yazım da vereceğim. Ben gece o saAtten sonra dönemedim tabii Zuz da kaldım. Sabah birlikte çıktık evden.Çoktandır iki kardeş kalmamıştık , iyi oldu.

. Ertesi sabah eve geince, hemen akşamdan derbeder kalan evi toparladım ve giyinip çıktım. Arkadaşlarımla okey oynamaya gittim. Hehehe neyseki bu sefer şans benden yanaydı. Akşam tabi ki karı koca , dizimiz hatırla sevgiliyi izledik.
Cumartesi günü kendimi biraz hasta hissettim kocam fazla gezmekten ileri gelebileceğini anons etti:)).

Pazar günü aile saadeti evdeydik. Durmadan film izledik, durmadan yiyip içip bulaşık çıkarttık. Gece de saat üçe kadar kızlarla Avrupa Yakasının izlemediğimiz bölümlerini izledik. Şimdi yine tatil dolayısıyla evdeyiz ve marketten gelen kızlar kar yağışın başladığını müjdelediler. Ama annem yüzünden hep kar sevinci boğazımıza takılır. Her kar yağışında bize , dışarda kalanları, yiyeceği , yakacağı olmayanları hatırlattığı için. ...

25 Ocak 2008 Cuma

hafta sonu hafta sonu


evet hafta sonu ama , hafta sonunda yaptıklarımı artık hatanın başına kaldı. Çünkü başlattığımız hafta sonu eski yazı koyma etkinliği var şimdi:)). Zeyanın koyduğu eski yazı çok hüzünlüydü, ilk okuduğumda kapıldığım duyguları aynen yaşadım. Bazı insanların doğum günleri işte böyle hüzünlü olabiliyor. Ben buradan da Timsal Hanımı kutluyorum. Tüm sevdikleriyle nice yıllara. Ama ne mutlu ona ki babası ve silah arkadaşları sayesinde insanlar doğum günlerini bu ülkede huzurla kutluyor. Ve o da babasının gerçek bir Timsali.
Ben de bu hafta blogcu günlerimde baya bi raiting yapmış bir yazımı koydum. Umarım yeniden okumaktan hoşlanırsınız. Okumayanlar da umarım ki sever.

28/2/2006 - YİNGE YİNGE YAPMA YİNGE



''Hasta nasıl bakılır .,alçı nasıl çıkarılır. hatta ve hatta kısır nasıl yapılır öğrettim size (bakınız ocak ayı arşivin de .''siz kısırı nasıl yaparsınız '')başlıklı yazı. Bu gün bahce sanatlarından söz edeceğiz .Ağaç nasıl budanır ..,gül ne zaman dikilir ,domates nasıl yetiştirilir onu öğreneceğiz hep birlikte.Başka bir günde eğer unutmassam tavuk yetiştiriciliğinden ve en verimli yumurta nasıl alınır onu anlatmak isterim( şaka değil gerçek).

Biz hani gitmiştik ya denizi olmayan bir memlekete .Denizi yoktur ama Türkiye nin en verimli ovaların dan birine sahiptir.Gittikten 1-2 yıl sonra biz karı-koca dedik ki - çocukların çocukluk devresi burada geçsin , küçük yerlerde yaşamanın verdiği rahatlıkla sere serpe büyüsünler. Gittik bir arsa aldık.Kocamın kuzeni de mimar dır ona plan çizdirdik,. O da gözünü sevdiğim bize 100metre kareye oturan 3 katlı koca bir ev yaptı .Yanlız ille bizde bi çıkıntılık olacak ya evin çatısı hani İsveç Norveç ya da Kanada daki kar tipi evler var ya (du bakalım bahceye nasıl bağlıyacağız) onların çatısı gibi kar tipi .Yani aşağı doğru iyice eğik .E,v zaten yapım aşamasındayken çatıyı görmek isteyenlerce ziyaretci akınına uğradı .Bizde ne yapalım biz para veremedikce mütahit çatıyı eğiyor diyorduk. Hah işte o evin 4 tarafı da bahceydi

Biz hiç bahceli evde oturmamışız , nasıl özeniyoruz. Ne bulsam toprağa sokuyorum .Ön tarafa gül çubuklarını yan yan soktum bir sürü de yaptım ki tutmayan olur diye .Hepsi tuttu .Sıcak havalarda yanmamaları için kolileri açıp ıslattım onlara çadır yaptım . Yan tarafa ne çiçek toumu , fidesi bulduysam duvar diplerine diktim .Ortaya 5 kg ingiliz çimi tohumu atınca çimler bıraksak belimize çıkacaktı. Zavallı bahçevan Mehmet Ağa az çekmedi onlardan.

Yan tarafa meyva fidanları diktik .Budama mevsimi geldi ben elim de budama makası bahceye çıkıyorum arkam da bahcıvan ,Yinge Yinge öyle olmaz Yinge başlıcam yingene git arkadaki ayrık otlarını temizle diyorum .Yok adam laftan anlamıyor .Meğer ağaçlar ilk sene gücüne sonra meyvesine budanırmış (bana bu konuda bi şey sormayın ben hala nasıl yaptığımı bilmiyorum.).Benim şeftali ağacı boyuna bosuna bakmadan bir şeftali verdi dallara hiç boşluk bırakmadan boncuk gibi dizildiler.Bahcıvan gene tepemde ,Yinge bu ağaç bunları tartmaz ,seyreltelim dedi bir tekine dokun kendini yok bil dedim,, şeftaliler büyüyünce dallar iyice aşağı sarktı. Mehmet ağa onlara alttan destekler yaptı ve ağaç bir gün ortadan ikiye yarıldı. Ama yine hiç bi şey olmadı iki tane ağacım oldu. Kirazın sadece tepesinde meyve oldu, onu da kocam kuşların hakkı diyerek toplatmadı . Kayısı çok adi çıktı bir tek meyve bile vermedi. Salça farikasının avukatı komşumuzdu bana 20 tane domates fidesi getirdi sırık domatesiymiş yer gök domates doldu.Gamze okuma yazma öğrenince ilk iş kadife çiçekleriyle evin duvarlarına Gamzelerin evi yazdı bizde adres verirken sokağın başın da ki eğri çatılı ev demekten kurtulduk''

not. ebrunun eski aşklarını yeniden yayınladı. Okumayan çok şey kaçırır bence. Nalan sa Afrikaya taşınma sürecini yaşarken , geçen yıl Dubaiye yerleşme sürecini hatırlatmış bize. Biz onu oraya ellerimizle yerleştirmiştik. Afrikaya da aynısını yaparız alimallah.