bu gün eski yazı günü ama ben biraz geciktim zeya ta dünden koydu yazısını, ebru geçen haftakiyle idarae ediyor. Nalan da seferi sayılır:)).
Sabahın köründe yollara düştüm , yeni geldim eve. Arşivden alelacele bu yazıyı çıkardım. Bir sobe yazısı , blogspottaki yeni dostlarım da biraz daha tanır beni böylece
*********************************************************************************
16/3/2006 - ANAAAAAAAAAAAAAA YİNE SOBE
Sevgili ipekyolu ve pınardnmz beni aynı anda sobelemiş.bu nasıl saklambaç anlamadım geçen seferde tam 6 kez sobelenmiştim.,sorular biraz farklı ama kim düzenlediyse ,daha yaratıcı olabilirdi gibi,Şimdi çok biliyosan sen yap derlermiş.Anam terslik ben de diyorum da inanmıyosunuz.Baktım herkes soruları madde madde cevaplamış çıkmış işin içinden.yok illaki bir girizgah yapilacak,Öyle ya giriş, genişleme ,sonuç bölümleri var,
Neyse hadi başlayalım
1-SİZCE SEVGİ NEDİR:
Anneanneme göre çok ayıp bi şeydi,gız gısmı sevmek mevmek bilmezdi.Tabi bu teyzemler evlenene kadardı.Bize gelince doğru dürüst birini sevip evlenseler oldu.Bana göre iyi bişey sevelim sevilelim,KAAAAAAAAAAAM alalım dünyadan(a ların üstünde inceltme işareti var gibi okuyun),
2-YENİDEN DOĞSANIZ NE OLMAK İSTERDİNİZ:
Kocama sorayım.o ne olmak isterse o olmak isterim.Şimdi o başka ,ben başka olursak onu nerde bulucam,
3-EN ÇOK DUYGULANDIRAN ŞARKI
Duruma göre değişiyo.,Ama sıkı bir SEZEN ci olarak.,şunu söyleyebilirim bütün şarkıları her tür duyguma yol arkadaşlığı yapmıştır.Bi de MİHRİBAN,ama aslında.,Sertab Erener in ''Hadi yüreğim ha gayret,hele sıkı dur.hadi sabret.bu bir rüyaydı sabret.
4-EN ÇOK ETKİLENDİĞİN ŞAİR:
Etkilendiğim demeyelim de şiirlerini okumaktan zevk aldığım diyelim.Bizde ATTİLA İLHAN,yabancı Şilili şair PABLO NERUDA
5-iSMİNİZİN NE OLMASINI İSTERDİNİZ
Şehriban.Ya, ismimi çok severim ben sadece güzel bir çiçek ismi olduğu için konmamış bana .Daha önce de anlatmıştım ya kendisi de ihracatcı olan dedem tarafından ,doğduğum yıl Türkiyeden Hollanda ya LALE soğanı ihraç edildiği için onun anısına verilmiş. Tarihe tanıklık ediyoruz şurda
6-HİÇ AŞIK OLDUNUZMU:
Olmam mı? benim nerem eksik, Aşık olduğumu sandıklarım hariç.Tam anlamıyla bi kez,Masmavi gözlü bir adamdı.Hep yeşil parka giyerdi, Bi de ciddi naaaaaaaaaapsan bakmaz,Yaptık her türlü numaramızı,vardı elbet bizim de bildiğimiz bi kaç bişey,Allem ettik,kallem ettik,biraz dış yardım aldık,Biliyosunuz savaşta ve aşk da her şey mübahtır.Sonun da gördü beni senmisin öyle yapan inim inim inlettim,yerlerde süründürdüm.Zorla evlenmeye razı etti beni : ) Tam 24 yıl oldu.
7-HAYATINIZI DEĞİŞTİREN OLAY
Değiştirmedi de seyrini etkiledi,Körfez krizi ve Ölü Ozanlar Derneğini okumam
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
sobe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sobe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Nisan 2008 Cumartesi
11 Şubat 2008 Pazartesi
yeni hafta ve geciken sobeler
Yeni bir haftaya başladık. İstanbul yağmurlu. Nazlı bu gün yarıyıl tatilinin bitmesi nedeniyle, iş başı yani okul başı yaptı. Gamsegamse daha 10 marta kadar tatil. Uhuuuuu biz artık onla ne sabah kahvaltıları , ne gece yarısı film festivalleri yaparız. Bu gün saat ikiye kadar kahvaltı yaptık, tv izleye izleye.
Geçen haftayı biraz hızlı yaşadım. Tiyatrolar, okey partileri, arkadaş buluşmalar, misafir ağırlamalar. Yani biraz yorgun ve de hasarlı çıktım. Hatta içim kan ağlayarak pazar günü bir brunch davetini erteledim.
İzlediğim ouun, Size öyle Geliyorsa öyledir. Oyuncuların hepsi ünlü ve dizilerden de tanıdık olunca , ev de tv izliyor hiisine kapıldım bir an. Ama ilk 1o dk biraz adaptasyon zorluğu yaşadım. Yani girizgah uzun tutulmuştu. Sonrası su gibi aktı.
Şimdi sobelere geleim. İlki mavianne den. Çocuk kitapları ile ilgili. Ama ben bunu kendim ce yanıtlayayım. Çocukalrımı kitap konusunda ilk yıllarda yönlendirdiğim doğrudur. İlk kitaplarını Nazlıya iki aylık hamile iken almaya başladım. Fasikül fasikül yayınlanan, dünya çocuk klasikleriydi. Her kitap beş fasikülden oluşuyordu. Kitap tamamlanınca da cilt kapağı geliyordu arkadan. Çok zevkliydi onlarla uğraşmak. Sonra, uzman tavsiyesine göre çok resimli az yazılı kitaplar aldık. Daha sonra da az resimli çok yazılıya geçtik. Biz Milliyet Çocuk kitaplarıyla büyüdük. Onlar halen Zuz da dır. İhtilal yaptı hepsine el koydu. Nazlının kitap okuma tarzı bana benzedi. Yani okurken top patlasa duymaz ve her ortam da okuyabilir. Çünkü okurken dış dünya ile ilişiği kesilir. Ama burada fırsatını bulmuşken, sesini tanıdığım yazarların kitabını okuyamam. Mesela Can Dündarın bir kitabını okumaya kalksam , o kitabı sanki bana o okur. Çok rahatsız olurum. Böyl de bir huy görülmüş mü bilmem. Aziz Nesin le öğrencilik yıllarım da tanışmıştım. O zamana kadar da ''Maçinli Kız İçin Ev '' hariç bir çok kitabını okumuştum iyiki de. Kankicim bu sobeni tam anlamıyla kapsamadı ama , iyi oldu be! bende bi çok unuttuğum şeyi hatırladım. Zuz dan kendi kitaplarımı geri alayım mesela:))
İkinci sobe Sibelden. masa üstüm ve yapamayıp içimde kalanlar
Msa üstümüz çok ilginçtir. Kızlarla ortak bilgisayar kullandığımız için. Nazlı üçe bölmüş. Hepimiz ayrı kullanıcı olarak giriyoruz bilgisayara. Benim masa üstüm de aile resmimiz var. Bir tatil dönüşü. Ayvalık - Ören den dönüyoruz. Bavullarımız önümüz de.

ikinci soru ise yapmaya fırsat bulamayıp içimde kalanlar.
Kumburgaz dönemlerimizde tramplenden atlamak için bişiğimiz de Hotel Marine vardı. Ona sızardık deniz tarafından , arkadaşlarla. Hiç en tepesinden atlamadım. Çünkü atlarken kuş gibi kollarımı açtığımdan, kollarım cayır cayır yanardı sonradan
Bir de hep sanat tarihi okumak isterdim. Zuz la düşünürüz hep, bizim üniversiteler de akşam bölümleri aç. İnsanlar gidip , ilgi duydukları konuda ağitim alsalar.
Sibelcim şimdi daha aklıma gelmiyo ama ben eklerim zaman zaman içimde kalanları ha' ne dersin.
Sibelcim şimdi daha aklıma gelmiyo ama ben eklerim zaman zaman içimde kalanları ha' ne dersin.
Hadi gittim ben. Bu gün pazarımız var. Gamze ile dolaşacağız biraz.
Geçen haftayı biraz hızlı yaşadım. Tiyatrolar, okey partileri, arkadaş buluşmalar, misafir ağırlamalar. Yani biraz yorgun ve de hasarlı çıktım. Hatta içim kan ağlayarak pazar günü bir brunch davetini erteledim.
İzlediğim ouun, Size öyle Geliyorsa öyledir. Oyuncuların hepsi ünlü ve dizilerden de tanıdık olunca , ev de tv izliyor hiisine kapıldım bir an. Ama ilk 1o dk biraz adaptasyon zorluğu yaşadım. Yani girizgah uzun tutulmuştu. Sonrası su gibi aktı.
Konu: Esrarengiz bir aile: Adam, karısı, kayınvalidesi. Kasaba halkı yeni taşınan bu üç kişi arasındaki ilişkileri tuhaf bulur. Adam karısının kendi annesi ile görüşmesini neden engellemektedir? Karısını niçin baskı altında tutmaktadır? Genç kadın kimdir? Çevre merak içinde tartışır ve damadı da kayınvalideyi de zor duruma düşürür. Farklı yorumlar ardındaki gerçek nedir?
Şimdi sobelere geleim. İlki mavianne den. Çocuk kitapları ile ilgili. Ama ben bunu kendim ce yanıtlayayım. Çocukalrımı kitap konusunda ilk yıllarda yönlendirdiğim doğrudur. İlk kitaplarını Nazlıya iki aylık hamile iken almaya başladım. Fasikül fasikül yayınlanan, dünya çocuk klasikleriydi. Her kitap beş fasikülden oluşuyordu. Kitap tamamlanınca da cilt kapağı geliyordu arkadan. Çok zevkliydi onlarla uğraşmak. Sonra, uzman tavsiyesine göre çok resimli az yazılı kitaplar aldık. Daha sonra da az resimli çok yazılıya geçtik. Biz Milliyet Çocuk kitaplarıyla büyüdük. Onlar halen Zuz da dır. İhtilal yaptı hepsine el koydu. Nazlının kitap okuma tarzı bana benzedi. Yani okurken top patlasa duymaz ve her ortam da okuyabilir. Çünkü okurken dış dünya ile ilişiği kesilir. Ama burada fırsatını bulmuşken, sesini tanıdığım yazarların kitabını okuyamam. Mesela Can Dündarın bir kitabını okumaya kalksam , o kitabı sanki bana o okur. Çok rahatsız olurum. Böyl de bir huy görülmüş mü bilmem. Aziz Nesin le öğrencilik yıllarım da tanışmıştım. O zamana kadar da ''Maçinli Kız İçin Ev '' hariç bir çok kitabını okumuştum iyiki de. Kankicim bu sobeni tam anlamıyla kapsamadı ama , iyi oldu be! bende bi çok unuttuğum şeyi hatırladım. Zuz dan kendi kitaplarımı geri alayım mesela:))
İkinci sobe Sibelden. masa üstüm ve yapamayıp içimde kalanlar
Msa üstümüz çok ilginçtir. Kızlarla ortak bilgisayar kullandığımız için. Nazlı üçe bölmüş. Hepimiz ayrı kullanıcı olarak giriyoruz bilgisayara. Benim masa üstüm de aile resmimiz var. Bir tatil dönüşü. Ayvalık - Ören den dönüyoruz. Bavullarımız önümüz de.
ikinci soru ise yapmaya fırsat bulamayıp içimde kalanlar.
Kumburgaz dönemlerimizde tramplenden atlamak için bişiğimiz de Hotel Marine vardı. Ona sızardık deniz tarafından , arkadaşlarla. Hiç en tepesinden atlamadım. Çünkü atlarken kuş gibi kollarımı açtığımdan, kollarım cayır cayır yanardı sonradan
Bir de hep sanat tarihi okumak isterdim. Zuz la düşünürüz hep, bizim üniversiteler de akşam bölümleri aç. İnsanlar gidip , ilgi duydukları konuda ağitim alsalar.
Sibelcim şimdi daha aklıma gelmiyo ama ben eklerim zaman zaman içimde kalanları ha' ne dersin.
Sibelcim şimdi daha aklıma gelmiyo ama ben eklerim zaman zaman içimde kalanları ha' ne dersin.
Hadi gittim ben. Bu gün pazarımız var. Gamze ile dolaşacağız biraz.
8 Şubat 2008 Cuma
KİŞİYE ÖZEL SOBE
Hafta sonu geldi ya, ne çabuk geldiyse,eski yazı ekleyeceğiz. Acaba hangi eski yazımı eklesem derken , hem sevgililer gününü eda edeceğimiz :)) gün yaklaştı , hem de blog da hazır aşk havası var(anlayan anladı). Nalanın bana yaptığı bu sobe geldi aklıma. Sadece bana yaptı , ve okurken havaalanındaydı Helsinki ye uçuyordu, ya da Helsinkiden geliyordu. Zaten onun yorumunu da yazının altında göreceksiniz. Kocamla tnasıl tanıştığım dı sobe konusu. Şimdi Nalan bu yazıyı sanırım yine havaalanında okuyacak, şimdi de Güney Afrikaya uçuyor. Galiba tarih tekerrürden ibaret sözü gerçek .
Buyrun şimdi yazıya
**************************************************************************************
16/2/2007 - KİŞİSEL SOBE-ÖZELMİ ÖZEL SOBE
Evet başlıkta da belirtilmiş olduğu üzre bu sobe tarafıma ,blogcu arkadaşım,ama artık abla kardeş gibi olduğumuz Desertwind(Nalan) tarafından yapıldı.Kendisi bir çöl aşığı
olup.Görünüm de Dubai de ikamet eder ama ,kah Fas tan yazar,kah İtalya dan,bu aralar Helsinki den sesleniyor.Helsinkinin havasıyla başı hiç hoş değil ama o mücadelesini veriyor.Efenim sobe ye gelince ,kocamla nasıl tanıştığımı yazmamı istemiş,bu da özel bir sobe olsun demiş.Hay hay seni mi kıracağım dedim.
Efenim bizim ilk tanışıklığımız 1974 yıllarına dayanır ,o zamanlar ben daha lise -1 öğrencisi,o da İstanbul Galatasaray Devlet Mimar Mühendislik Akademisin de (İGDMMA) kimya mühendisliği tahsil etmek de.Babamın ortağının dayısının oğlu olurmuş...Yani o zamana kadar haberim yoktu.Benim de beş kişilik bir çetem var o zamanlar,İstanbulun altını üstüne getirmekle meşgulüz.Paramız bittiğinde ,ya da karnımız acıktığın da soluğu babamın Sirkeci de ki iş yerinde alıyoruz.
Üniversitelerin de çalkantılı dönemleri,boykotlar falan gırla.İşta okulların boykot olduğu günlerden birin de biz yine ekiple babamın iş yerine damladık.Ama her günkünden farklı biri var orda ,zoraki selamladı bize tamam.Sonra biz oraları birbirine katıyoruz,ooo sanki hiç kimse yok gibi davranıyor zat-ı muhterem.Bu boykotlar uzadıkça bu da babamlara daha fazla takılmaya başlayınca ee biz de daha fazla takılmaya başladık ama nafile.
Sonra aradan 4 yıl geçti.Biz de bu arada boş durmadık büyüdük ,bakılır hale geldik tabiki.Artık takılıyoruz benim kuzenlerle falan denize gidiyoruz,sinemaya falan.Benim doğum günümdü,bir şeyler yapalım birlik de dedi,tamam dedim.Anam bu sen git,kardeşlerime de bilet al bizi gece önce luna parka sonra sirke götürdü.Adam karar vermiş benle aile olmaya ama ben anlamıyorum demek.Yok dedim bundan hayır çıkmaz.
Artık ben fal tutuyorum ,şu yerdeki siyah karolara basmadan yürürsem seviyo,3dakika için de evin önünden 3 kırmızı araba geçerse seviyo.Biz çıkıyomuz şimdi,e çıkmıyosak niye her gün beraber gezip duruyoruz ,derken bir gün küt -lale ben seninle evlenmek istiyorum ,öyle köşe bucak gezemem ben dedi.İyi evlenelim dedi,bu sefer düşün diyo.İç sesim diyoki tamam üle tamam dedik ya.Şimdi hadi bi kaç gün düşinim dicem,e sonra,sen tekrar sormazsan ben tamam demem.e sen de sormazsan ,riske atarmıyım heç.Yok yok dedim düşünmeye gerek yok.hemen nişanlandık.Ama tam dört yıl sonra evlendik,okul du ,askerlikdi.
Ama zorunluluk halleri hariç her gün birlik de geçen dört yıl,gidilmeyen film,tiyatro,açık hava konseri kalmamacasına ,ayağı yanık kedi gibi gezmeler.Askerliğini üç saat mesafe deki Bilecik de yaptı,sürekli gidip geldik .E işte gerisini zaten yavaş yavaş okudunuz buralar da bir yıldır. Ha adı mı ,ZEKİ
16/2/2007 - Bayildim yazina!
Yazan Desertwind
Simdi havaalanindayim.Istanbul'a kadar geldim birazdan Dubai'ye ucacagim.Hemen kosup bloglari kontrol ettim.Surda herkesin icinde kikirdamami gorleiydin.Herseyden once beni kirmayip yazdigin icin cok tesekkur ederim.
Insanin icini sicacik eden bir iliski sizinkisi ve benim hep olmasini istedigim sey ; once dost sonra sevgili ya da es olmak.
Bu arada seninde dedigin gibi abla kardes oldugumuza gore lutfen bana sen de.Naber kiz ? de:)
güle güle Nalan iyi yolculuklar , iyi uçuşlar
Buyrun şimdi yazıya
**************************************************************************************
16/2/2007 - KİŞİSEL SOBE-ÖZELMİ ÖZEL SOBE
Evet başlıkta da belirtilmiş olduğu üzre bu sobe tarafıma ,blogcu arkadaşım,ama artık abla kardeş gibi olduğumuz Desertwind(Nalan) tarafından yapıldı.Kendisi bir çöl aşığı
olup.Görünüm de Dubai de ikamet eder ama ,kah Fas tan yazar,kah İtalya dan,bu aralar Helsinki den sesleniyor.Helsinkinin havasıyla başı hiç hoş değil ama o mücadelesini veriyor.Efenim sobe ye gelince ,kocamla nasıl tanıştığımı yazmamı istemiş,bu da özel bir sobe olsun demiş.Hay hay seni mi kıracağım dedim.
Efenim bizim ilk tanışıklığımız 1974 yıllarına dayanır ,o zamanlar ben daha lise -1 öğrencisi,o da İstanbul Galatasaray Devlet Mimar Mühendislik Akademisin de (İGDMMA) kimya mühendisliği tahsil etmek de.Babamın ortağının dayısının oğlu olurmuş...Yani o zamana kadar haberim yoktu.Benim de beş kişilik bir çetem var o zamanlar,İstanbulun altını üstüne getirmekle meşgulüz.Paramız bittiğinde ,ya da karnımız acıktığın da soluğu babamın Sirkeci de ki iş yerinde alıyoruz.
Üniversitelerin de çalkantılı dönemleri,boykotlar falan gırla.İşta okulların boykot olduğu günlerden birin de biz yine ekiple babamın iş yerine damladık.Ama her günkünden farklı biri var orda ,zoraki selamladı bize tamam.Sonra biz oraları birbirine katıyoruz,ooo sanki hiç kimse yok gibi davranıyor zat-ı muhterem.Bu boykotlar uzadıkça bu da babamlara daha fazla takılmaya başlayınca ee biz de daha fazla takılmaya başladık ama nafile.
Sonra aradan 4 yıl geçti.Biz de bu arada boş durmadık büyüdük ,bakılır hale geldik tabiki.Artık takılıyoruz benim kuzenlerle falan denize gidiyoruz,sinemaya falan.Benim doğum günümdü,bir şeyler yapalım birlik de dedi,tamam dedim.Anam bu sen git,kardeşlerime de bilet al bizi gece önce luna parka sonra sirke götürdü.Adam karar vermiş benle aile olmaya ama ben anlamıyorum demek.Yok dedim bundan hayır çıkmaz.
Artık ben fal tutuyorum ,şu yerdeki siyah karolara basmadan yürürsem seviyo,3dakika için de evin önünden 3 kırmızı araba geçerse seviyo.Biz çıkıyomuz şimdi,e çıkmıyosak niye her gün beraber gezip duruyoruz ,derken bir gün küt -lale ben seninle evlenmek istiyorum ,öyle köşe bucak gezemem ben dedi.İyi evlenelim dedi,bu sefer düşün diyo.İç sesim diyoki tamam üle tamam dedik ya.Şimdi hadi bi kaç gün düşinim dicem,e sonra,sen tekrar sormazsan ben tamam demem.e sen de sormazsan ,riske atarmıyım heç.Yok yok dedim düşünmeye gerek yok.hemen nişanlandık.Ama tam dört yıl sonra evlendik,okul du ,askerlikdi.
Ama zorunluluk halleri hariç her gün birlik de geçen dört yıl,gidilmeyen film,tiyatro,açık hava konseri kalmamacasına ,ayağı yanık kedi gibi gezmeler.Askerliğini üç saat mesafe deki Bilecik de yaptı,sürekli gidip geldik .E işte gerisini zaten yavaş yavaş okudunuz buralar da bir yıldır. Ha adı mı ,ZEKİ
16/2/2007 - Bayildim yazina!
Yazan Desertwind
Simdi havaalanindayim.Istanbul'a kadar geldim birazdan Dubai'ye ucacagim.Hemen kosup bloglari kontrol ettim.Surda herkesin icinde kikirdamami gorleiydin.Herseyden once beni kirmayip yazdigin icin cok tesekkur ederim.
Insanin icini sicacik eden bir iliski sizinkisi ve benim hep olmasini istedigim sey ; once dost sonra sevgili ya da es olmak.
Bu arada seninde dedigin gibi abla kardes oldugumuza gore lutfen bana sen de.Naber kiz ? de:)
güle güle Nalan iyi yolculuklar , iyi uçuşlar
25 Aralık 2007 Salı
yılın son sobesi
Başlıkta da dediğim gibi yılın son sobesi, onurtan hocamdan geldi. Kendisi ilk blog arkadaşlarımdandır. Ve benim ona yaptığım en abuk subuk sobelere bile nezaketle cevap vermiştir. Şimdi o da kendine gelen pası cevaplamış ve bana atmış. Hadi bakalım denizci deyimiyle vira bismillah.
1. Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?. Ben bilgisayarda antoloji com. Atlas a üye, yemek tariflerine bakan. Bilgisayarda oyun oynayan, biriydim. Her şey Nazlının okulu bitirip İzmirden dönüşü ile başladı. Anne bunu istediğin gibi karıştır, kurcala bi şey olmaz. Alt tarafı virüs girer dedi. Bende o sırada blogcuları buldum. Takip ettiklerim vardı. Yine bir akşam evde bi sürü kedidili bisküi var. Bunları ne yapalım, bir pasta tarifi arayalım derken. Çileksuyu nu buldum. Çok hoşuma gitti. Nazlı- anne sende yap dedi, yok yav , nası yapaim ben falan derken , baktım o açmış bile. Hemen de yorum geldi. Kelebek ten. Taa Avusturyadan bulmuş beni dedim . Pek bi gururlandım öylece başladım. Ama o günler bi başkaydı bee.
2. Blog yazılarımın konusunun belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum? Ah ne çok isterdim , böyle bir şeyimin olmasını ama.Görüyosunuz işte. Çalakalem. Oturuyorum klavyenin başına. Allah ne vardiyse. Bi günde ay şunu yazayım diye otursam dişimi kırcam
3. Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?. Yok yav. Yapmam öle şeyler. Bilgisayarı boş gördüm mü tamamdır.
4. Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken, şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı? Öyle olsa hemen bırakırım. Hala eğleniyorum. Hala yeni insanlar tanıyorum. Artık arkadaş profilimde iyice oturdu.Yaşamıma taşıdığım arkadaşlarım da var artık.
Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim? . Bunu hiç ama hiç düşünmedim. Her şey olacağına varır. Yazcam derim bi gün şıp diye kaybolurum. Yazmam derim , kazık çakarım burada yaşlanırım. Yani su akar yatağını bulur hesabı. Acep uydumu bu laf buraya ama uyuduysa da uymadıysa da , hoşuma gitti . Kaçtım ben. Haftalık programımı vermiştim biliyosunuz.
1. Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?. Ben bilgisayarda antoloji com. Atlas a üye, yemek tariflerine bakan. Bilgisayarda oyun oynayan, biriydim. Her şey Nazlının okulu bitirip İzmirden dönüşü ile başladı. Anne bunu istediğin gibi karıştır, kurcala bi şey olmaz. Alt tarafı virüs girer dedi. Bende o sırada blogcuları buldum. Takip ettiklerim vardı. Yine bir akşam evde bi sürü kedidili bisküi var. Bunları ne yapalım, bir pasta tarifi arayalım derken. Çileksuyu nu buldum. Çok hoşuma gitti. Nazlı- anne sende yap dedi, yok yav , nası yapaim ben falan derken , baktım o açmış bile. Hemen de yorum geldi. Kelebek ten. Taa Avusturyadan bulmuş beni dedim . Pek bi gururlandım öylece başladım. Ama o günler bi başkaydı bee.
2. Blog yazılarımın konusunun belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum? Ah ne çok isterdim , böyle bir şeyimin olmasını ama.Görüyosunuz işte. Çalakalem. Oturuyorum klavyenin başına. Allah ne vardiyse. Bi günde ay şunu yazayım diye otursam dişimi kırcam
3. Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?. Yok yav. Yapmam öle şeyler. Bilgisayarı boş gördüm mü tamamdır.
4. Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken, şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı? Öyle olsa hemen bırakırım. Hala eğleniyorum. Hala yeni insanlar tanıyorum. Artık arkadaş profilimde iyice oturdu.Yaşamıma taşıdığım arkadaşlarım da var artık.
Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim? . Bunu hiç ama hiç düşünmedim. Her şey olacağına varır. Yazcam derim bi gün şıp diye kaybolurum. Yazmam derim , kazık çakarım burada yaşlanırım. Yani su akar yatağını bulur hesabı. Acep uydumu bu laf buraya ama uyuduysa da uymadıysa da , hoşuma gitti . Kaçtım ben. Haftalık programımı vermiştim biliyosunuz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)