Lodosla uyandık. Bir rüzgar bir uğultu. Herkese bir tost bir ballı ekinezya çayı, uğurladım evden. Beş dk sonra Gamsegamse aradı, vapur , motor hiç bir şey çalışmıyor dedi. Sunumu da vardı bu gün. Diğer dersleri kaçırsam da olur, sunum saatine kadar tuğçelerde bekleyeceğiz , belki o zama açılır dedi. Sonra sesi çıkmadığına göre gidebildiler demektir.
Cuma günü bir Beyoğlu yaptım. Hava güzeldi. Artık ben cesaret edemiyorum ama hala güverte de yolculuk yapanlar var. Sokaklar nasıl kalabalıktı anlatamam. Yoksa iş günü değil mi? bu gün dedim. Kuzenlerimle yine iyi bir gün geçirdim. Halil beni çok güldürdü. Şimdi de Side de pansiyon açmaya karar verdi. Hep alakasız işler yapar. Bir kaç yıl sonra bıkar. Daha önce Derimod da idi. Oradan çıkana kadar akla karayı seçti. Çokta başarılıydı. Sonra engelliler için bir okul açtı. Ne hevesle yaptı anlatamam. Yüzmeye bile onlarla gitti her gün. Günlük hediyeler hazırladı. Beni aradı- sende gel dedi. -Ne yapıcam dedim. -Ben oturuyorum sende oturursun benimle dedi.üç ya da dört yıl yaptı bu işi, devretti. Şimdi de pansiyoncu olacakmış.Halil yazısına tıklarsanız daha önce onu anlattığım yazıyı okur, nasıl bir adam olduğunu görürsünüz.
Cumartesi , kızlarıda evden gönderdim. Evi baştan aşağıya temizledim. Güzel yemekler yaptım. Hatta kovcam aç kaldığıma değmiş bu gün dedi. Fırsat bulup öğle yemeği bile yiyememiş. Ona daha çok Beşiktaş dokunuyor bu günlerde. Son Sivas yenilgisi mahvetti kocamı be yaw.
Pazar gün biraz yatak keyfi yaptım. Sonra Semoşum aradı Ankaradan. Sesi hem bana çok iyi geldi hem de İbrahim Beyin kaybından sonraki en iyi sesiydi. Onu çok özledim. Semrayı , beni sürekli okuyanlar bilir. Denizi olmayan yerden, eğri çatılı evden komşum. Şimdi Ankarada tetkik hakimliğinden emekli oldu. Çok iyi bir korist, iyi kanun çalar. Bana reçel yapmayı , tarhana yapmayı öğretmiştir. -Kız niye yapıyoruz bunları, niye uğraşıyoruz bunlarla dememe rağmen zorla yaptırdı bana. Mesela öyle güzel vişne şurubu yapmayı ondan öğrenmişimdir. Şimdi bi gün Semra da, Gamze bu şuruptan içti. Çok beğendi. Daha da iki-üç yaşında. Hemen kocama yarın vişne al, surup yapıcam dedim. O gözünü sevdiğimde bir kasa vişne gönder eve. Biz Semra ile yarısını reçel , yarısını şurup yaptık. Eeee sonra ne mi oldu. Gamze içti ve ııııh Semsa teyzeminki gibi olmamış dedi. Kendisi gurmedir ya:)).
Pazar öğleden sonra Gamze ile dışarı çıktık. Naziş Zuz la takıldı. Cumartesi gecesinden gitti teyzoşuna. Onun için bayağıda karlı olmuş:)). Dün Bağdat Caddesine çıkıp alış-veriş yapmışlar bi sürü. Eee ne kadar çalışıp parasını kazansa da teyze bu boru mu. Gamze de hemen mesaj çekti, adaletin bu mu dünya diye. Onunla ayrı bir gün yapacaklarmış:)).
Üsküdara inmiştik. Hava da buz gibiydi. Sunumu için renkli çıktı yaptırdık. Biraz dolaştık. Biraz alış- veriş yaptık geldik. Sonra Naziş elinde çantalarıyla geldi , ortalık yeniden karıştı. Sonra kombimiz de - iyonizasyon-servis çağırın- yazısı çıktı. Haydeee al sana bir iş daha dedim. Klimayla idare ettik. Şimdi servis bekliyoruz, kombi hazretleri emretti ya. İnsan lütfen filan der ya. Ne o servis çağırın demek. Haftaya arıza ile başladık anlayacağınız...
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
12 Kasım 2007 Pazartesi
10 Kasım 2007 Cumartesi
ATAYI ANIYORUZ AMA BAŞIMIZ YETERİNCE DİK Mİ?

Dönüp bakalım,emanete yeterince sahip çıkıyormuyuz?.Türk gençliği gerçekten de Atasının izinde mi?. Yoksa her 10 kasım gibi,yine hamasi nutuklar,atılıp,şiirler okunup,Atanın sevdiği şarkılar söylenerek geçecek 10 kasımlardan biri mi.?
Ben guruluyum O'nunla aynı topraklarda yaşamış olmaktan ve izinde olmaktan
Ben guruluyum O'nunla aynı topraklarda yaşamış olmaktan ve izinde olmaktan
8 Kasım 2007 Perşembe
BU SABAH Bİ DE SOBEEEEEEEE
Dün gece tam yatmak üzereyiz, Gamse gamse banyoda dişlerini fırçalıyor, bense banyo dolabına havluları kaldırıyorum.-Annee şimdi Turgut Reis'de deniz kıyısında , güneşleniyor olsaydık dedi. Öyle kocaman bir hayır demişim ki şaşırdı . Çünkü o anda olmak istediğim tek yer yatağım.Halbuki yazın olsa ne cazip bir fikir değil mi?. Şimdi bu nereden geldi aklıma ne bilim. Biraz blog sayfalarında dolaştım. Ne kadar farklıyız değilmi. Angel çok cesur. Hatta yazdım ona, yorumlar , senin yazıların kadar cesur değil diye. Şekerimpembemin evini yine su bastı. Üçüncü evinde üçüncü kez .keny@lı zehir zemberek bir yazı yazmış bu gün. Nalan galiba G.Afrika yolcusu . Zeya annesi ile birlikte Londra hazırlıklarında. Mavianne , erken kararmasından şikayetçi havanın, Yelizin sevmek en kolay şarkısıyla havaya girmeye çalışıyor. Ebru İzmire gitti. yazıları 29 ekim de kaldı.
Peki bennn , hala uyanamadım. Gamsegamsenin de dersi öğleden sonra, uyanırsa kahvaltıyı birlikte yapacağız. Şimdilik hiç planım yok sonrası için. Biraz avanelik yapmak, pineklemek istiyorum.Dün akşam İlmiyemden gelince birden coştum mutfağa girdim bi sürü yemek yaptım. Dün sabah ki kahvaltımız muhteşemdi , resmini çektim. Ama bluetooth kırıldığı için ekleyemedim.
Yarın sabah erkenden Beyoğluna gidiyorum. Önce bir kahvaltı buluşması sonra Allah kerim.
Gelelim sobeye.Şekerimpembem sobelemiş beni.Mevsimin ilk sobesi yani
Şimdi sorulara bakalım.
Aşk bence; Aşktır yaw. Hani , hiç anlamazsın, birden onu düşünür olursun, hep salak salak gülümsersin.Millet çorba dese sen konuyu bir punduna getirip Zekiye getirisin . Ay pardon yani aşkına.
En saçma huyum;Ooooo bi sürü saçma huyum var. Ama en saçması en soğuk havada bile pencereleri açmam. Olduğum yerde mutlaka hava akımı olmalı. Yani mezarıma bile bir hava deliği vasiyetimdir.
Ben küçükken;Her şey daha büyüktü sanki. Evimize giden yokuş daha dikti. Babam daha uzun boyluydu. Gökyüzü hep yıldızlıydı.TV tek kanaldı. Necefli maşrapanın dayanılmazlığı vardı:)) Aşk-ı Memnu en erotik diziydi.
Aslında ben;Aynı okuduğunuz gibiyim. Mitsukoya, zeyaya ve ebrucuğa sorun inanmazsanız.
İlk kopyamı; , Deli Rabianın girdiği tarih dersinde çektim.IV.Muratın oğlunun sünnet düğünü soran bir hocaya ne yapılmaz.
Cep telefonumda; annemim gençkızlık resmi. Ailemin beni çok sevdiklerini söyleyen açılış mesajları, Nazlı'nın bana tatildeyken gönderdiği -anneciğimm seni çok seviyorum diyen sesli ve görüntülü mesajı kayıtlı.
bi de son not. Yahu Beşiktaşa sözüm, o golleri öyle patır patır yerken , kendinize acımadınız acımadınız benim kocamada mı acımadınız. O adam ertesi gün ne yapar . Bütün gün kaşlarını çatmış ki , kimse bir şey söylemeye cesaret edemesin.
Peki bennn , hala uyanamadım. Gamsegamsenin de dersi öğleden sonra, uyanırsa kahvaltıyı birlikte yapacağız. Şimdilik hiç planım yok sonrası için. Biraz avanelik yapmak, pineklemek istiyorum.Dün akşam İlmiyemden gelince birden coştum mutfağa girdim bi sürü yemek yaptım. Dün sabah ki kahvaltımız muhteşemdi , resmini çektim. Ama bluetooth kırıldığı için ekleyemedim.
Yarın sabah erkenden Beyoğluna gidiyorum. Önce bir kahvaltı buluşması sonra Allah kerim.
Gelelim sobeye.Şekerimpembem sobelemiş beni.Mevsimin ilk sobesi yani
Şimdi sorulara bakalım.
Aşk bence; Aşktır yaw. Hani , hiç anlamazsın, birden onu düşünür olursun, hep salak salak gülümsersin.Millet çorba dese sen konuyu bir punduna getirip Zekiye getirisin . Ay pardon yani aşkına.
En saçma huyum;Ooooo bi sürü saçma huyum var. Ama en saçması en soğuk havada bile pencereleri açmam. Olduğum yerde mutlaka hava akımı olmalı. Yani mezarıma bile bir hava deliği vasiyetimdir.
Ben küçükken;Her şey daha büyüktü sanki. Evimize giden yokuş daha dikti. Babam daha uzun boyluydu. Gökyüzü hep yıldızlıydı.TV tek kanaldı. Necefli maşrapanın dayanılmazlığı vardı:)) Aşk-ı Memnu en erotik diziydi.
Aslında ben;Aynı okuduğunuz gibiyim. Mitsukoya, zeyaya ve ebrucuğa sorun inanmazsanız.
İlk kopyamı; , Deli Rabianın girdiği tarih dersinde çektim.IV.Muratın oğlunun sünnet düğünü soran bir hocaya ne yapılmaz.
Cep telefonumda; annemim gençkızlık resmi. Ailemin beni çok sevdiklerini söyleyen açılış mesajları, Nazlı'nın bana tatildeyken gönderdiği -anneciğimm seni çok seviyorum diyen sesli ve görüntülü mesajı kayıtlı.
bi de son not. Yahu Beşiktaşa sözüm, o golleri öyle patır patır yerken , kendinize acımadınız acımadınız benim kocamada mı acımadınız. O adam ertesi gün ne yapar . Bütün gün kaşlarını çatmış ki , kimse bir şey söylemeye cesaret edemesin.
7 Kasım 2007 Çarşamba
BİZİM EVİN HALLERİ
Tam evden çıkmak üzereydim, du bi yazı yazayım dedim. Kaç gündür fırsat bulamıyorum. Önce evden altı gün ayrılınca, altı ay uzaklaşmış gibi oldum. Onun rehavetini attım üzerimden.
Pazar günü önce kuzenlerimle buluşup Kadıköy'debir yemek yedik sonra aileye yeni katıla en küçük İsbo'yu görmeye gittik.(Sipahioğlu soyadından dolayı eskiler bize İsbo lar dermiş.) Buluşma yerimiz Nezih kitabeviydi ama iki tane olduğundan ben ilkine girip onları ararken aklıma ikincisi geldi. Dışarı çıkınca acaba geride kaldı diye düşünürken , yoldaki gençlere sordum- çocuklar Nezih kitabevi nerede kaldı ileride mi geride mi derken bir ses- ben yardımcı oalyım bağyan dedi. Baktım kuzen Ahmet, Uğur ve Ecemnaz, dibim de bittiler.Neyse Şampiyona gittik. Ne kadar lüzümsuz şey varsa yedik. Sonrada hoşgeldin dünyaya Bahar demeye gittik. Ebru da gelmişti Ankaradan , Zuz da geldi. Oturduk film konuştuk iyi mi.
Çıkışta ben biraz Bağdat Caddede takıldım sonra da ev . Ertesi gün dayımlar, Güllü falan aradı Beyoğluna gel dite tamam dedim. Sabah bir baktım , hem boğazlarım yanıyor hem de hava yağmurlu. Siz bu tarafa bana geçin dedim. Onlarda ikiletmedi geldiler . Gece geç saatlere kadar bizdeydik.
Bizim evden haberlere gelince, Gamsegamse bu yıl çift ana dal baş vurusu yapmıştı. O hakkı da elde etti. Ama şimdi daha yoğun çalışıyor ve nefes almıyor. İkinci dalı Üstün Zekalılar Eğitimi. Çok zevkli buluyor. Özellikle drama derslerini. Nazlı ve kocam çalışıyor da çalışıyor ben de geziyorum da geziyorum.
Şimdi İlmiyeme gidiyorum. Kahvaltı yapacağız. Artık öğle yemeği de çıkacak aradan:))
Pazar günü önce kuzenlerimle buluşup Kadıköy'debir yemek yedik sonra aileye yeni katıla en küçük İsbo'yu görmeye gittik.(Sipahioğlu soyadından dolayı eskiler bize İsbo lar dermiş.) Buluşma yerimiz Nezih kitabeviydi ama iki tane olduğundan ben ilkine girip onları ararken aklıma ikincisi geldi. Dışarı çıkınca acaba geride kaldı diye düşünürken , yoldaki gençlere sordum- çocuklar Nezih kitabevi nerede kaldı ileride mi geride mi derken bir ses- ben yardımcı oalyım bağyan dedi. Baktım kuzen Ahmet, Uğur ve Ecemnaz, dibim de bittiler.Neyse Şampiyona gittik. Ne kadar lüzümsuz şey varsa yedik. Sonrada hoşgeldin dünyaya Bahar demeye gittik. Ebru da gelmişti Ankaradan , Zuz da geldi. Oturduk film konuştuk iyi mi.
Çıkışta ben biraz Bağdat Caddede takıldım sonra da ev . Ertesi gün dayımlar, Güllü falan aradı Beyoğluna gel dite tamam dedim. Sabah bir baktım , hem boğazlarım yanıyor hem de hava yağmurlu. Siz bu tarafa bana geçin dedim. Onlarda ikiletmedi geldiler . Gece geç saatlere kadar bizdeydik.
Bizim evden haberlere gelince, Gamsegamse bu yıl çift ana dal baş vurusu yapmıştı. O hakkı da elde etti. Ama şimdi daha yoğun çalışıyor ve nefes almıyor. İkinci dalı Üstün Zekalılar Eğitimi. Çok zevkli buluyor. Özellikle drama derslerini. Nazlı ve kocam çalışıyor da çalışıyor ben de geziyorum da geziyorum.
Şimdi İlmiyeme gidiyorum. Kahvaltı yapacağız. Artık öğle yemeği de çıkacak aradan:))
4 Kasım 2007 Pazar
BİR KAÇ RESİM BİR KAÇ ANI
Çok fazla resim çekmemişim. Aralarından bunları seçtim. Diğerlerinide konsu geldikçe eklerim diye düşğündüm. Nevin , kına gecesinde müzik sisteminin kurulmasını beklemeye dayanamayıp, tepsi çalıp oynarken.
Yazın bir kısmını geçirdiğimiz yayla evi. Ağaç dallarının geldiği yer yatak odamızdı. Önünde küçük bir veranda vardır. Sabah kahvaltısını orada çam kokularını içine çekerek yapmak , muhteşemdi.
Veeee meşhur eğri çatılı ev, ama o eğriliği çekememişim . Celepoğlu çıkmazı. Sokak isimleri değişiyormuş, her nedense, ben de o sırada evin önündeydim. Adımı , soyadımı sordular , söyledim. Haaaa Zeki Abinin Evi dediler. Kocam olur bizzat kendisi. İki üç gün sonrada bu tabelayı getirip çaktılar. Biz geldik oradan , ismimiz kaldı yadigar.


Veeee meşhur eğri çatılı ev, ama o eğriliği çekememişim . Celepoğlu çıkmazı. Sokak isimleri değişiyormuş, her nedense, ben de o sırada evin önündeydim. Adımı , soyadımı sordular , söyledim. Haaaa Zeki Abinin Evi dediler. Kocam olur bizzat kendisi. İki üç gün sonrada bu tabelayı getirip çaktılar. Biz geldik oradan , ismimiz kaldı yadigar.
2 Kasım 2007 Cuma
huuuuuuuuuuuu blog dünyası döndümmmm
Evet çarşamba sabah 06.30 itibarıyla artık İstanbuldayım. Denizi olmayan yerden, Eğri çatılı evden ve de Celepoğlu çıkmazı sokaktan selamlar getirdim size. Hepsinin resimlerini çektim bu kez ama yarın ekleyebeileceğim ancak. Niyesi ise uzun hikaye. Zaten Gamse ile bunun kavgasını yaptık bu sabah.
Hadi gelelim seyahat notlarıma. Uzun ama upuzun bir yolculuktan sonra İlmiyemle menzile ulaştık. Gitmeden önce arkadaşlarım arayıp , sakın kendi evine gitme, gidip orada bir daha düzen kurma, iş mi yapıcan kıs , yemek mi yapıcan, sabah kahvaltımı hazırlayacaksın uyarılarını dinleyip ve de ne kadar da haklılar deyip Aliyeye gitmeye karar verdim. (Aliye de zaten eğri çatılı evin yanında oturuyor). Aliye- bana gelin kocam da Fransa da , ev bize kaldı deyince hah, dedim en uygun yer ora. Onu servisten aradım, geldik , çay suyunu koy dedim. O da sen kahvaltı masasını geceden hazırla yat iyi mi. Çok güzel bir kahvaltı ile güne başladık. Valla önce oraya özgü tarhana çorbası ile kendimize geldik. Öğlene kadar dinlendik. Sonra Aliye kuafördür. Ama öyle böyle kuaför değil ha!. Meslek sınavlarını hazırlar.. Çıraklık okulunda ders verir. Çalışanlarına bana 3-4 gün dokunmayın siz idare edeceksiniz demiş. Öğleden sonra onun kuaför salonuna gittik. Saçlarımı boyadı, kesti, kızıl balyajlar attı. Pek bi güzel oldum. Gece vebcam aracılığıyla da İstanbul halkının onayını aldım.
Arkadaşlarıma geldiğimi anons ettim ama bu gün beni beklemeyin süslenmekle meşgulum dedim. Dayanamadılar onlar yanıma geldi. Ben de saçlarım boyanırken onlarla sohbet ettim . Akşam Aliye'de yine şahane bir yemek yedik. Bizi geliyor diye tüm dolapları doldurmuş. Yemek yapmakla oyalanmayalım diye. Öğlede de bize oraya özgü eni 4-5 cm ama boyu neredeyse 1m. olan pidelerle ziyafet çekmişti dükkanın mutfağında. Gece çayları demledik. Aliye ,Oğlu Özkan ve İlmiyemle okey oynadık.
İkinci gün sabahı , ben erkenden uyandım her tarafı didik didik aradım bitki çayı bulamadım. O zamanda milleti ayaklandırdım. Erkenden kahvaltı yaptık. Tam kahvaltıdan sonra, bizim Orduda daha çok küçükken tanıştığımız , büyüyene kadar da gerçek halamız sandığımız Türkan Halayı aradım.(Eşi Şevki Amca , Ordu da Karayolları Şefiydi, emekli olunca buraya geldi, iki dönem belediye reisliği yaptı. Annemden 40 gün sonra da onu kaybettik.). Çocuklarıyla kardeş gibi büyüdük. Karayolları lojmanı bahçesinde.İşte onlar yani oğlu Melih ve Türkan Hala bizi gelip aldılar. Yaylaya gittik. Karı karış gezdik yaylayı. İlmiyem yayla deyince , sanmış ki barakaların falan olduğu, koyun kuzu otlayan bir yer. Burası , çam ağaçları içinde sayfiye evlerinin, restoranların, tatil köylerinin olduğu bir yayla. Türkiye de şehir merkezine 20dk uzaklıkta böyle bir yayla yokmuş. Burada yaşarken biz de yazın bir kısmını burada geçiridik. Evin resmini çektim. Yarın artık.
Yayladan dönünce , yine Aliyenin kuaför dükkanına gittik. Orası durağımız oldu zaten. Üstümüzü orada değişip, nihayet buraya geliş amacıma yöneldik. Düğün evine gittik. Akşam yemeği orada yendi , aman anam minicik etli yaprak sarmalar. Kayserinin mantısı nasıl küçüklüğüyle ünlüyse bu dolmada öyle. Nasıl öyle küçük sarılır şaşarsınız. Çeşit çeşit baklavalar. Çokda güzel bir kına gecesi yaptık. Hem çaldık hem söyledik. Boğazım ağrıdı. Gece eve geç döndük ama yeniden çay demleyip bir okey partisi daha yaptık.
Ertesi gün Pazar gün geç kalktık. Brunch gibi bir kahvaltı yaptık. Benim belim ağrıyordu yattım. Aliye ve İlmiyem köfte patates bile kızartmışlar. Sonra , akşam düğün hazırlıkları için yine kuaför salonuna gittik. Tabii o gün ora çok kalabalık oldu. Bütün arkadaşlar da oraya geldi. Anlarsınız işte saçlar başlar , makyajlar.
Düğün çok güzel oldu. Kocaman ve çok şık bir düğün salonu yapılmış. Ben orada yaşarken yoktu. Düğünde herkesi bir arada gördüm.Ayıptır masamız ziyaretçi akınına uğradı. Aaa Lale değilmi bu diyen koptu geldi. Duygu sağanakları :)) yaşadık desem inanın. İllede geri gelin buraya yerleşin dedi çoğu. Bir ara ben şamdandaki mumu elbisemin koluna damlattım. Geri katladık neyse belli olmadı. Kendi yöntemimle çıkardım sonra evde. Oynadık zıpladık. Ben konuşmaktan takı merasiminin sonuna koşa koşa yetiştim. Nevin kadar oynayan kaynana görmedim. Gecenin sonunda topallıyordu. Zaten kına gecesinde de müzik sistemi kurulana kadar, tepsi çaldı oynadı. Bende söyledim ayıptır söylemesi. Eve gelince yine okey oynadık.
Ertesi sabah, Hülya ya sabah kahvaltısına davetliydik. Kocamın kuzenini eşi olur. Breh breh kuş sütü eksikti. O gün üç öğün davette olacağımdan saat ayarlaması yapmıştım. Saat tam 10 da orada olduk. Hülya benim geldiğimi bir kaç kişiye daha söylediği için baya kalabalık olduk. Eskilerden, çocukların büyümesinden kobuştuk. Artık onlar facebook aracılığıyla yeniden görüştükleri için çok mutlu olduk. Aman onlar da birbirlerini kaybetmesinler dedik.
Sonra saat üç deki randevu için, görümceme geçtik. Orada da acaip kalabalık olduk. Yılardır görüşemediğim Banu, Nuran, Çiğdem, Nurdan, Neslihan ve Nimet yenge ile görüştüm.Bu görümcem biraz çabalasa ünlü bir iç mimar olabilirdi. Bir bibloyu bir yere koyması bile değişiktir. Bir anlam katar oraya. Yine hayran hayran gezdim evini. Mönü de su böreğinden tutun da baklavaya kadar vardı. Bu arada Türkan Hala fellik fellik beni arıyormuş. Akşama Tokat Kebabına davet etti bizi. Akşam da oraya geçtik. Biz muhteşem üçlü. Aliye İlmiyem ve ben. Türkan Hala bu kebapla kalırmı. Kebap özel bir ocakta yapıldığı için dışardan geldi tabii. Pişme şekli çok değişiktir. Bir gün anlatırım. Yanına oraya özgü toyga çorbası, nohutlu pilavlar. Ben , Melih ve Türkan Hala eskilere daldık. Çevreyi de saati de unuttuk.
Ertesi gün sabah kahvaltıya Nimet yengeye davetliydik. Nimet yengenin bahçesinde yetiştirdiği beyaz zambaklardan yaptığı reçeller ünlüdür. Menü yine ihtişamlı tabi kahvaltı deyip geçmeyin. Zeytinyağlı dolmalar su börekleri bile var. Tabii orada da yine kalabalığız.
Öğleden sonra benim can arkadaşım Zehraya davetliydik. O da yöresel yemekler yapmıştı. Tarhana çorbası, ama sizin bildiğiniz tarhana değil. Bütün buğdaydan yapılıyor. Pırasa dolması.(ilmiyem bayıldı buna). Ve de fasulyeli bulgur pilavı ve deeeeeeeee kalbura bastı. Emine de gelmişti Zehraya. Saat beş gibi ayrıldık Zehra dan. Valizleri akşamdan hazırlamış, Aliyenin dükkana bırakmıştık.Oradan aldık veeeee yola koyulduk. Geldiğmde vay sen kilo almışın diye Zuz başımın etini yedi. Tartıldım gittiğimden bir kilo zayıftım. Herhalde tadımlık yedik saydıklarımı , balıklama dalmadık.Önemli olan yemekler değil o masalarda yapılan doyulmaz sohbetlerdi. İlmiyem de çok beğendi Denizi Olmayan Yeri. Arkadaşlarımı çok sevdi. Ben şimdi Mayıs ayında bir düğüne daha gidiyorum. Bu kez Zuz da gelecek. E şimdi olurmu bir arkadaşın davetine icabet edip , diğerine etmemek. Bana yakışmaz dimiiiii...
NOT. Güzel bir haber. Kayıp olduğunu aşağıdaki yazımda okuduğunuz SELMA, ailesine kavuştu.
Hadi gelelim seyahat notlarıma. Uzun ama upuzun bir yolculuktan sonra İlmiyemle menzile ulaştık. Gitmeden önce arkadaşlarım arayıp , sakın kendi evine gitme, gidip orada bir daha düzen kurma, iş mi yapıcan kıs , yemek mi yapıcan, sabah kahvaltımı hazırlayacaksın uyarılarını dinleyip ve de ne kadar da haklılar deyip Aliyeye gitmeye karar verdim. (Aliye de zaten eğri çatılı evin yanında oturuyor). Aliye- bana gelin kocam da Fransa da , ev bize kaldı deyince hah, dedim en uygun yer ora. Onu servisten aradım, geldik , çay suyunu koy dedim. O da sen kahvaltı masasını geceden hazırla yat iyi mi. Çok güzel bir kahvaltı ile güne başladık. Valla önce oraya özgü tarhana çorbası ile kendimize geldik. Öğlene kadar dinlendik. Sonra Aliye kuafördür. Ama öyle böyle kuaför değil ha!. Meslek sınavlarını hazırlar.. Çıraklık okulunda ders verir. Çalışanlarına bana 3-4 gün dokunmayın siz idare edeceksiniz demiş. Öğleden sonra onun kuaför salonuna gittik. Saçlarımı boyadı, kesti, kızıl balyajlar attı. Pek bi güzel oldum. Gece vebcam aracılığıyla da İstanbul halkının onayını aldım.
Arkadaşlarıma geldiğimi anons ettim ama bu gün beni beklemeyin süslenmekle meşgulum dedim. Dayanamadılar onlar yanıma geldi. Ben de saçlarım boyanırken onlarla sohbet ettim . Akşam Aliye'de yine şahane bir yemek yedik. Bizi geliyor diye tüm dolapları doldurmuş. Yemek yapmakla oyalanmayalım diye. Öğlede de bize oraya özgü eni 4-5 cm ama boyu neredeyse 1m. olan pidelerle ziyafet çekmişti dükkanın mutfağında. Gece çayları demledik. Aliye ,Oğlu Özkan ve İlmiyemle okey oynadık.
İkinci gün sabahı , ben erkenden uyandım her tarafı didik didik aradım bitki çayı bulamadım. O zamanda milleti ayaklandırdım. Erkenden kahvaltı yaptık. Tam kahvaltıdan sonra, bizim Orduda daha çok küçükken tanıştığımız , büyüyene kadar da gerçek halamız sandığımız Türkan Halayı aradım.(Eşi Şevki Amca , Ordu da Karayolları Şefiydi, emekli olunca buraya geldi, iki dönem belediye reisliği yaptı. Annemden 40 gün sonra da onu kaybettik.). Çocuklarıyla kardeş gibi büyüdük. Karayolları lojmanı bahçesinde.İşte onlar yani oğlu Melih ve Türkan Hala bizi gelip aldılar. Yaylaya gittik. Karı karış gezdik yaylayı. İlmiyem yayla deyince , sanmış ki barakaların falan olduğu, koyun kuzu otlayan bir yer. Burası , çam ağaçları içinde sayfiye evlerinin, restoranların, tatil köylerinin olduğu bir yayla. Türkiye de şehir merkezine 20dk uzaklıkta böyle bir yayla yokmuş. Burada yaşarken biz de yazın bir kısmını burada geçiridik. Evin resmini çektim. Yarın artık.
Yayladan dönünce , yine Aliyenin kuaför dükkanına gittik. Orası durağımız oldu zaten. Üstümüzü orada değişip, nihayet buraya geliş amacıma yöneldik. Düğün evine gittik. Akşam yemeği orada yendi , aman anam minicik etli yaprak sarmalar. Kayserinin mantısı nasıl küçüklüğüyle ünlüyse bu dolmada öyle. Nasıl öyle küçük sarılır şaşarsınız. Çeşit çeşit baklavalar. Çokda güzel bir kına gecesi yaptık. Hem çaldık hem söyledik. Boğazım ağrıdı. Gece eve geç döndük ama yeniden çay demleyip bir okey partisi daha yaptık.
Ertesi gün Pazar gün geç kalktık. Brunch gibi bir kahvaltı yaptık. Benim belim ağrıyordu yattım. Aliye ve İlmiyem köfte patates bile kızartmışlar. Sonra , akşam düğün hazırlıkları için yine kuaför salonuna gittik. Tabii o gün ora çok kalabalık oldu. Bütün arkadaşlar da oraya geldi. Anlarsınız işte saçlar başlar , makyajlar.
Düğün çok güzel oldu. Kocaman ve çok şık bir düğün salonu yapılmış. Ben orada yaşarken yoktu. Düğünde herkesi bir arada gördüm.Ayıptır masamız ziyaretçi akınına uğradı. Aaa Lale değilmi bu diyen koptu geldi. Duygu sağanakları :)) yaşadık desem inanın. İllede geri gelin buraya yerleşin dedi çoğu. Bir ara ben şamdandaki mumu elbisemin koluna damlattım. Geri katladık neyse belli olmadı. Kendi yöntemimle çıkardım sonra evde. Oynadık zıpladık. Ben konuşmaktan takı merasiminin sonuna koşa koşa yetiştim. Nevin kadar oynayan kaynana görmedim. Gecenin sonunda topallıyordu. Zaten kına gecesinde de müzik sistemi kurulana kadar, tepsi çaldı oynadı. Bende söyledim ayıptır söylemesi. Eve gelince yine okey oynadık.
Ertesi sabah, Hülya ya sabah kahvaltısına davetliydik. Kocamın kuzenini eşi olur. Breh breh kuş sütü eksikti. O gün üç öğün davette olacağımdan saat ayarlaması yapmıştım. Saat tam 10 da orada olduk. Hülya benim geldiğimi bir kaç kişiye daha söylediği için baya kalabalık olduk. Eskilerden, çocukların büyümesinden kobuştuk. Artık onlar facebook aracılığıyla yeniden görüştükleri için çok mutlu olduk. Aman onlar da birbirlerini kaybetmesinler dedik.
Sonra saat üç deki randevu için, görümceme geçtik. Orada da acaip kalabalık olduk. Yılardır görüşemediğim Banu, Nuran, Çiğdem, Nurdan, Neslihan ve Nimet yenge ile görüştüm.Bu görümcem biraz çabalasa ünlü bir iç mimar olabilirdi. Bir bibloyu bir yere koyması bile değişiktir. Bir anlam katar oraya. Yine hayran hayran gezdim evini. Mönü de su böreğinden tutun da baklavaya kadar vardı. Bu arada Türkan Hala fellik fellik beni arıyormuş. Akşama Tokat Kebabına davet etti bizi. Akşam da oraya geçtik. Biz muhteşem üçlü. Aliye İlmiyem ve ben. Türkan Hala bu kebapla kalırmı. Kebap özel bir ocakta yapıldığı için dışardan geldi tabii. Pişme şekli çok değişiktir. Bir gün anlatırım. Yanına oraya özgü toyga çorbası, nohutlu pilavlar. Ben , Melih ve Türkan Hala eskilere daldık. Çevreyi de saati de unuttuk.
Ertesi gün sabah kahvaltıya Nimet yengeye davetliydik. Nimet yengenin bahçesinde yetiştirdiği beyaz zambaklardan yaptığı reçeller ünlüdür. Menü yine ihtişamlı tabi kahvaltı deyip geçmeyin. Zeytinyağlı dolmalar su börekleri bile var. Tabii orada da yine kalabalığız.
Öğleden sonra benim can arkadaşım Zehraya davetliydik. O da yöresel yemekler yapmıştı. Tarhana çorbası, ama sizin bildiğiniz tarhana değil. Bütün buğdaydan yapılıyor. Pırasa dolması.(ilmiyem bayıldı buna). Ve de fasulyeli bulgur pilavı ve deeeeeeeee kalbura bastı. Emine de gelmişti Zehraya. Saat beş gibi ayrıldık Zehra dan. Valizleri akşamdan hazırlamış, Aliyenin dükkana bırakmıştık.Oradan aldık veeeee yola koyulduk. Geldiğmde vay sen kilo almışın diye Zuz başımın etini yedi. Tartıldım gittiğimden bir kilo zayıftım. Herhalde tadımlık yedik saydıklarımı , balıklama dalmadık.Önemli olan yemekler değil o masalarda yapılan doyulmaz sohbetlerdi. İlmiyem de çok beğendi Denizi Olmayan Yeri. Arkadaşlarımı çok sevdi. Ben şimdi Mayıs ayında bir düğüne daha gidiyorum. Bu kez Zuz da gelecek. E şimdi olurmu bir arkadaşın davetine icabet edip , diğerine etmemek. Bana yakışmaz dimiiiii...
NOT. Güzel bir haber. Kayıp olduğunu aşağıdaki yazımda okuduğunuz SELMA, ailesine kavuştu.
24 Ekim 2007 Çarşamba
İKİNCİ BULUŞMA VE ONDAN BUNDAN
Bu keyifsiz günlerin içinde , günlerdir ilk kez keyifli bir şey yaptım. Dün akşam zeya ve ebrucuk la ikinci kez dün akşam saat 8.15 gibi Capitol de buluştuk. Çok güzel bir sohbet oldu. Valla ben doyamadım kendi adıma. Öyle çok şey paylaşıyoruz ki buralarda. Karşılaşınca da sanki bi sürü ortak arkadaşımız var.Gerçi zeya ile ortak bir tanıdığımız var. Onlar ailemi yıllardır tanıyor sanki. Bende onları. Konuşacak ne çok şey oluyor. Her buluşma ayrı bir tat veriyor. Şimdi hedefimiz Ebruya bir iş bulup , İstanbula yerleşmesi. Gece beni eve bıraktıklarında inanılmaz iyi hissettim kendimi.Bu arada Ebru benim meşhur ceviz ağacımı merak ediyordu onu gördü. Hatta rüyasına girmişti bir kez.
Çoktandır ceviz ağacından haberler vermedim size değil mi?. Artık dalları binanın iki yanından bile görülüyor.Boyu zaten çoktandır 6 katlı apartman boyunu aştı. Bilmeyenler için yazıyorum. Yoksa tüm arkadaşlarım biliyor. Kendileri Yüksek Anıtlar Kurumuna kayıtlı bir zatı muhteremdir.Empeyalisttir. Acaip bir yayılma politikası izlar. Arka kısmında iki tane daha var onlarda bayağı ulu ağaçlar ama bunun gibisi yok.Aşağıda oturan komşum, her yıl belediyeye baş vurur, dallarını biraz kestirir. Akşama kadar çoluk çocuk, kadın, erkek yoldan geçen diplerinde ceviz arar. Ben çok eğlenirim bu durumla.
Yarın akşam yolcuyum ben. Demiştim ya; denizi olmayan yer ve eğri çatılı eve doğru bir yolculuk bu. Hem de İlmiyemle birlikte. Dün biraz alış veriş de yaptık onunla. Paramız bitti simit evlerinde oturup çay içip simit yedik.
Bu gün Nazlının doğum günü. İlkokuldaki hatıra defterine sana istediğin her şeyi veremesem de sevgim hep banko yazmışım. Evet bu gün de aynı. İyiki doğdun kızım , hayatımıza kattığın her şey için sana teşekkürler.
Bu arada Cumhuriyet Bayramımız da şimdiden kutlu olsun. O gün burada olamayacağım. Ama gittiğim yerde de bayram gecesi çok güzel fener alayı yapılır.Herkes elinde meşale yürür.
Yeniden görüşene değin Allahaısmarladık...
Çoktandır ceviz ağacından haberler vermedim size değil mi?. Artık dalları binanın iki yanından bile görülüyor.Boyu zaten çoktandır 6 katlı apartman boyunu aştı. Bilmeyenler için yazıyorum. Yoksa tüm arkadaşlarım biliyor. Kendileri Yüksek Anıtlar Kurumuna kayıtlı bir zatı muhteremdir.Empeyalisttir. Acaip bir yayılma politikası izlar. Arka kısmında iki tane daha var onlarda bayağı ulu ağaçlar ama bunun gibisi yok.Aşağıda oturan komşum, her yıl belediyeye baş vurur, dallarını biraz kestirir. Akşama kadar çoluk çocuk, kadın, erkek yoldan geçen diplerinde ceviz arar. Ben çok eğlenirim bu durumla.
Yarın akşam yolcuyum ben. Demiştim ya; denizi olmayan yer ve eğri çatılı eve doğru bir yolculuk bu. Hem de İlmiyemle birlikte. Dün biraz alış veriş de yaptık onunla. Paramız bitti simit evlerinde oturup çay içip simit yedik.
Bu gün Nazlının doğum günü. İlkokuldaki hatıra defterine sana istediğin her şeyi veremesem de sevgim hep banko yazmışım. Evet bu gün de aynı. İyiki doğdun kızım , hayatımıza kattığın her şey için sana teşekkürler.
Bu arada Cumhuriyet Bayramımız da şimdiden kutlu olsun. O gün burada olamayacağım. Ama gittiğim yerde de bayram gecesi çok güzel fener alayı yapılır.Herkes elinde meşale yürür.
Yeniden görüşene değin Allahaısmarladık...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)