Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
14 Temmuz 2014 Pazartesi
ROMANTİK İRONİ
Romantik İroni/Tuba Akyol...Nar Kitap
Tam bir yaz kitabı, hafif ,eğlenceli...Bölüm başlıklarını mevsimler ve aylar oluşturuyor.
Kahramanımız Banu birlikte yaşamanın zorluklarını, kolaylıklarını,arkadaşlıkları, iş yaşamını, her şey hakkında ve hiçbir şey hakkındaki düşüncelerini, yaşadıklarını kısa kısa pasajlar halinde anlatıyor bize... Her pasajın sonunda doğru yav, aynen böyle diyorsunuz.
Siz mesela ''tulpa'' nedir ,biliyor musunuz? Ben bilmiyordum ama meğer hep yaptığımız bir şeymiş. Mesela hangimiz çocukken resim dersinde dağların ardından gülümseyen bir yarım güneş, dağların arasından akan bir dere, derede yüzen ördekler, dere kıyısında yaz kış dumanı tüten bir bacası olan ev, evin bahçesini çeviren çitlerin olduğu bir resim çizmedik. Milyonlarca çocuk köy resmi denince bunu çizmiştir. İşte bu tulpaymış.Yani tüm dünya barışı dilesek gelir mi bu barış? denemekten ne zarar gelir...Valla okur okumaz facebook da bir tulpa konusu açtım. Gün boyu giden gelen bir yorum yazdı, giden yine geldi yine yazdı:)Düşünün siz bu konuyu:))
St. Petersburg'u kurmak için 1. Petro'nun bataklık bir bölgeye bir kale yaptırıp gelene geçene taş vergisi koyduğunu(ortamında taş bile olmayan yere) bu taşlarla rıhtımlar inşa ettirdiğini,dönemin en ünlü mimarlarını parayla, olmadı tehditle olmadı yaka paça getirtip saraylar yaptırttığını,bu kentin temelinin kentin inşasınında çalışırken ölen işcilerin kemiklerinden oluştuğunun söylendiğini ben Banu'dan öğrendim. O da Moskova'ya yaptığı iş yolculuğunda öğrendi,ayı eti yerken:))
Herkes burcunu okur ama sorsan burçlarla ilgilenmediğini söyler, hiç kimse doğru dürüst kullanma kılavuzu okumaz ama yine de aletleri kendince metotlarla çözüp kullanır.Mesela ben:)) klimanın kılavuzunu bile okumadan kumanda üzerinden deneye yanıla çözdüm,kılavuz okumaktan çok daha kolay:))
İşte bunları okurken de,İstanbul, Van, Diyarbakır, Moskova, Cape Town arasında gidip geliyorsunuz. Hatta Urfa'da bir sıra gecesi bile var.
İşte böyle bir şey ''Romantik İroni '' ... Ben sevdim , umarım siz de seversiniz...
Etiketler:
ayı eti,
Romantik İroni,
St Petersburg,
Tuba Akyol,
tulpa
11 Temmuz 2014 Cuma
Sıcak ilişki
Sıcakla aramdaki ilişki şöyledir; sıcak, her ağzımı açtığımda ilk sözüm sıcak olur, ne diyeceksem onun ardından gelir. Öyleki yanımdakiler sıcaktan çok benden bezer,dünyaya geldiğine pişman olur...
Neyseki evimizin olduğu mahalle Boğaz ve Çamlıca arasında kaldığından,bizim daireninde açık bir alana bakmasından dolayı ev çok sıcak değil. Henüz,hiç klima çalıştırmadık ama dün bir ara dışarı çıkmıştım. Taksi ile gidip gelmeme,klimalı ortamda olmama rağmen, yolun karşısına geçmek gibi bir mesefade sıcak beni sanki dövdü...
Bu ara ben ne yapıyorumda ilk haber; kombimiz bozuldu,iki gün revizyona girdi. Bugün getirip taktılar ve denemek için kaloriferi de yaktılar:))İliğimiz kemiğimiz ısındı:))
Kitap, Nobelli Yazar Mo Yan'ın ''İri Memeler ve Geniş Kalçalar'' adlı kitabını okuyorum. Yazara kitabının ismini değiştirmesi için çok baskı yapılmış ama kabul etmemiş. Yalnız bu Uzak Doğulular uzun uzun ,geniş geniş takılmayı seviyorlarki kitap bir ansiklopediden hallice kalınlıkta ve ağırlıkta...
Mo Yan'a biraz ara vermek zorunda kaldım çünkü ''Bibliyomanyaklar'' ın temmuz ayı kitabı olan ''Deliduman/ Emrah Serbes '' okuyorum.Okurken ,notlar alıyorum Çok beğendim şimdiden söyleyeyim size... Emrah Serbes yine yazmış afilli afilli...Hatta ''Bibliyomanyaklar'' a gidip Leylak Dalı'nın yazısını okuyabilirsiniz...
Akşamları iftardan sonra yeni mekanımız olan ''Bağlarbaşı Kahve Dehası''na takılıyoruz. Bütün mahalle ve tabikitleri de bizim sülale toptan oradayız. Neyseki yeterince büyük ve yeterince hizmetli var da servis hiç aksamıyor. Bu akşam nasıl olur bilemiyorum ama bu akşama kadar her akşam şalla oturdum diyeyim size... O meydanın esintisi her zaman ünlüdür zaten.
Yazlık dizimiz ise; Ulan İstanbul... Biz sevdik. Sezon tatiline giren ''Aramızda Kalsın''ın açığını kapattı...
Yazlık en favori içeceğim ise karpuzlu frozen,içindeki minik buzları ,pipetle çekmek pek keyifli.
Geçen gün kuzen Vildan ile buluştuk. Kuzen benim ama benim kızlarla daha çok ortak arkadaşı ve ortak konusu var ne de olsa o da öğretmen... Kadıköy'de buluştuk ve saatlerce kulak çınlatmadık, anmadık kimse bırakmadık...
Bugünlerde bunu dinliyorum hem de her sabah...Hele bu sıcaklarda Samistal Yaylasının erimeyen karından söze eden bir türkü... Gitarla Yaşar Kurt söylemiş... Pek de güzel söylemiş,çok şahane söylemiş...Tık tık
Hayde gittim ben...
Neyseki evimizin olduğu mahalle Boğaz ve Çamlıca arasında kaldığından,bizim daireninde açık bir alana bakmasından dolayı ev çok sıcak değil. Henüz,hiç klima çalıştırmadık ama dün bir ara dışarı çıkmıştım. Taksi ile gidip gelmeme,klimalı ortamda olmama rağmen, yolun karşısına geçmek gibi bir mesefade sıcak beni sanki dövdü...
Bu ara ben ne yapıyorumda ilk haber; kombimiz bozuldu,iki gün revizyona girdi. Bugün getirip taktılar ve denemek için kaloriferi de yaktılar:))İliğimiz kemiğimiz ısındı:))
Kitap, Nobelli Yazar Mo Yan'ın ''İri Memeler ve Geniş Kalçalar'' adlı kitabını okuyorum. Yazara kitabının ismini değiştirmesi için çok baskı yapılmış ama kabul etmemiş. Yalnız bu Uzak Doğulular uzun uzun ,geniş geniş takılmayı seviyorlarki kitap bir ansiklopediden hallice kalınlıkta ve ağırlıkta...
Mo Yan'a biraz ara vermek zorunda kaldım çünkü ''Bibliyomanyaklar'' ın temmuz ayı kitabı olan ''Deliduman/ Emrah Serbes '' okuyorum.Okurken ,notlar alıyorum Çok beğendim şimdiden söyleyeyim size... Emrah Serbes yine yazmış afilli afilli...Hatta ''Bibliyomanyaklar'' a gidip Leylak Dalı'nın yazısını okuyabilirsiniz...
Akşamları iftardan sonra yeni mekanımız olan ''Bağlarbaşı Kahve Dehası''na takılıyoruz. Bütün mahalle ve tabikitleri de bizim sülale toptan oradayız. Neyseki yeterince büyük ve yeterince hizmetli var da servis hiç aksamıyor. Bu akşam nasıl olur bilemiyorum ama bu akşama kadar her akşam şalla oturdum diyeyim size... O meydanın esintisi her zaman ünlüdür zaten.
Yazlık dizimiz ise; Ulan İstanbul... Biz sevdik. Sezon tatiline giren ''Aramızda Kalsın''ın açığını kapattı...
Yazlık en favori içeceğim ise karpuzlu frozen,içindeki minik buzları ,pipetle çekmek pek keyifli.
Geçen gün kuzen Vildan ile buluştuk. Kuzen benim ama benim kızlarla daha çok ortak arkadaşı ve ortak konusu var ne de olsa o da öğretmen... Kadıköy'de buluştuk ve saatlerce kulak çınlatmadık, anmadık kimse bırakmadık...
Bugünlerde bunu dinliyorum hem de her sabah...Hele bu sıcaklarda Samistal Yaylasının erimeyen karından söze eden bir türkü... Gitarla Yaşar Kurt söylemiş... Pek de güzel söylemiş,çok şahane söylemiş...Tık tık
Hayde gittim ben...
Etiketler:
Bağlarbaşı Kahve Dehası,
Deliduman,
Emrah Serbes,
Frozen,
Mo Yan,
Samiztal Yaylası,
Yaşar Kurt
5 Temmuz 2014 Cumartesi
Kitap kitap dedikçe
Tatil matil derken kitaplardan söz edemedik... Kısa kısa geçelim unutmadan:)
''Patriça Koyu'' na giderken yanıma Ferzan Özpetek'in ''İstanbul Kımızısı''nı almıştım. Filmlerine bayılırım ama yazı dilini sevmedim...Ferzan Özpetek'in çocukluk,ilk gençlik anılarını bölük börçük anlatması beni sarmadı. Kiii bayılırım anı kitabı okumaya...
Kürşat Başar'ı severim. Daha önce ''Kış İkindisinin Evinde'' ve ''Baş Ucumda Müzik'' kitaplarını okumuştum. Bu adı gibi yaz gibi bir kitap olmuş. Çocukluğa, gençliğe ağıt gibi ama aynı zamanda da yaz gibi uçuş uçuş bir kitap olmuş. Şezlonguma yattım,kitabı açtım okumaya başladım, ara ara denize daldım çıktım derken bi baktım kitap bitmiş:)) O gün Duba plajındaydık...
''Beyaz Balina'' ya gittiğimiz gün yanıma iki kitap aldım. Çünkü ''Emir Beyin Kızları/Ayla Kutlu'' yarımdı... Onu bitirdim.Üç ayrı karakterden Cumhuriyetin ilk yıllarını ve bireye yansımasını da çok güzel anlatmış bu kitapta Ayla Kutlu...Çok çok beğendim.
İkinci kitap; Berlinli Apartmanı/ Yaprak Öz...Yazım dili son derece akıcı,kolay okunan bir kitaptı.Hatta o kadar kolaydı ki tüm ipuçları hiç şaşırmadan katile çıktı:))
Çılgın ve Özgür/Hıfzı Topuz... Neyzen Teyfik'in hayat hikayesini anlatan bir biyografi roman... Neyzen Teyfik ney çalması yanında çılgınlığı ve özgürlüğüne düşkünlüğü ile tanınan bir sanatçıydı... Hazır cevaplılığı ile ilgili anekdotlar hala karşımıza çıkar. Bunlar kitapta bolca yer alıyor. Ölümünün ardından Hasan Ali Yücel'in söylediği şu sözler onu çok iyi ifade ediyor.''Ferdin ve topluluğun üzerine çöken istibdadın baskısından kurtulmak için o dönemde iki yol vardı... Ya işi deliliğe vurup sorumluluktan kurtulurdu ya da kendini içkiye verirdi. Neyzen bazen bu yollardan birine bazen de diğerine saptı ama hiç teslim olmadı''
İşte böle böle
''Patriça Koyu'' na giderken yanıma Ferzan Özpetek'in ''İstanbul Kımızısı''nı almıştım. Filmlerine bayılırım ama yazı dilini sevmedim...Ferzan Özpetek'in çocukluk,ilk gençlik anılarını bölük börçük anlatması beni sarmadı. Kiii bayılırım anı kitabı okumaya...
Kürşat Başar'ı severim. Daha önce ''Kış İkindisinin Evinde'' ve ''Baş Ucumda Müzik'' kitaplarını okumuştum. Bu adı gibi yaz gibi bir kitap olmuş. Çocukluğa, gençliğe ağıt gibi ama aynı zamanda da yaz gibi uçuş uçuş bir kitap olmuş. Şezlonguma yattım,kitabı açtım okumaya başladım, ara ara denize daldım çıktım derken bi baktım kitap bitmiş:)) O gün Duba plajındaydık...
''Beyaz Balina'' ya gittiğimiz gün yanıma iki kitap aldım. Çünkü ''Emir Beyin Kızları/Ayla Kutlu'' yarımdı... Onu bitirdim.Üç ayrı karakterden Cumhuriyetin ilk yıllarını ve bireye yansımasını da çok güzel anlatmış bu kitapta Ayla Kutlu...Çok çok beğendim.
İkinci kitap; Berlinli Apartmanı/ Yaprak Öz...Yazım dili son derece akıcı,kolay okunan bir kitaptı.Hatta o kadar kolaydı ki tüm ipuçları hiç şaşırmadan katile çıktı:))
Çılgın ve Özgür/Hıfzı Topuz... Neyzen Teyfik'in hayat hikayesini anlatan bir biyografi roman... Neyzen Teyfik ney çalması yanında çılgınlığı ve özgürlüğüne düşkünlüğü ile tanınan bir sanatçıydı... Hazır cevaplılığı ile ilgili anekdotlar hala karşımıza çıkar. Bunlar kitapta bolca yer alıyor. Ölümünün ardından Hasan Ali Yücel'in söylediği şu sözler onu çok iyi ifade ediyor.''Ferdin ve topluluğun üzerine çöken istibdadın baskısından kurtulmak için o dönemde iki yol vardı... Ya işi deliliğe vurup sorumluluktan kurtulurdu ya da kendini içkiye verirdi. Neyzen bazen bu yollardan birine bazen de diğerine saptı ama hiç teslim olmadı''
İşte böle böle
2 Temmuz 2014 Çarşamba
CUNDA'DA TATİL DEMEK
Cunda'da tatil demek; Kardeşinin kah evinde kah pansiyonunda hazırladığı kahvaltıların keyfini sürmek demek...
Cunda'da tatil demek;''SEMALİ Küçük Yer'' de Berduş köfte ve ızgara kalamar demek, Girit Ezmesinin dibini ekmekle sıyırmak demek...
Sema ve Ali ile sohbetin dibine dalmak günün son kahvesini birlikte içmek demek...
Cunda'da tatil demek; Üstünden ne kafar geçerse geçsin doğumgününü bir kez de orada sokak ortasında verilen bir partide kutlamak demek...
Cunda'da tatil demek; Meltem ve Levent'in evlerinde şahane bir kahvaltıya konuk olmak demek...
Levent'in özel spesyalitesi ıspanaklı ve pastırmalı suflesinin lezzetine doyamamak demek...
C

Cunda'da tatil demek;Şirinkent'de şezlongunu bir zeytin ağacının altına çekip, yatıp kitabını okumak bu koca bardaklardan çayını yudumlamak demek...
Cunda'da tatil demek , bir akşamAyvalık'a gidip sokak boyunca kurulan pazarda Meltem'in el yapımı bebeklerini görmek demek...
Cunda'da tatil demek bir akşam Ayvalık'a gidip saat yedide kalkan servise yetişip ''Şeytan Sofrası'nda güneşin batışını izlemek demek...
Cunda'da tatil demek; Duba plajında şezlonguna yatıp Kürşat Başar'ın son kitabına başlayıp, bitirmeden kalkmamak demek...
Cunda'da tatil demek; Bir tepenin eteğinden Çatal Tepe'den denize girmek demek

Cunda'da tatil demek; Patriça Koyunda Bıyıklı Beachde zeytin ağaçları arasında yol ala ala oraya gidip, sadece kuş seslerini duyarak denize girmek demek...
Valla ben yoruldum, daha bi sürü yol hikayesi var...
Cunda'da tatil demek;''SEMALİ Küçük Yer'' de Berduş köfte ve ızgara kalamar demek, Girit Ezmesinin dibini ekmekle sıyırmak demek...
Sema ve Ali ile sohbetin dibine dalmak günün son kahvesini birlikte içmek demek...
Cunda'da tatil demek; Üstünden ne kafar geçerse geçsin doğumgününü bir kez de orada sokak ortasında verilen bir partide kutlamak demek...
Cunda'da tatil demek; Meltem ve Levent'in evlerinde şahane bir kahvaltıya konuk olmak demek...
Levent'in özel spesyalitesi ıspanaklı ve pastırmalı suflesinin lezzetine doyamamak demek...
Kahvaltı sonrası da kendi yaptıkları likör eşliğinde sunulan kahveyi içmek demek...
C

Cunda'da tatil demek;Şirinkent'de şezlongunu bir zeytin ağacının altına çekip, yatıp kitabını okumak bu koca bardaklardan çayını yudumlamak demek...
Cunda'da tatil demek , bir akşamAyvalık'a gidip sokak boyunca kurulan pazarda Meltem'in el yapımı bebeklerini görmek demek...
Cunda'da tatil demek bir akşam Ayvalık'a gidip saat yedide kalkan servise yetişip ''Şeytan Sofrası'nda güneşin batışını izlemek demek...
Cunda'da tatil demek; Duba plajında şezlonguna yatıp Kürşat Başar'ın son kitabına başlayıp, bitirmeden kalkmamak demek...
Cunda'da tatil demek; Bir tepenin eteğinden Çatal Tepe'den denize girmek demek

Cunda'da tatil demek; Patriça Koyunda Bıyıklı Beachde zeytin ağaçları arasında yol ala ala oraya gidip, sadece kuş seslerini duyarak denize girmek demek...
Balık simiti, levrekten yapılan, susamlı ve özel soslu bir meze... Cunda'ya yolu düşen mutlaka tatmalı...
Cunda'da tatil demek; Bir Ayvalık kaçamağında hemen ''Kafe Karamel'' uğrayıp soluklanmak demek...Sahibesi Yasemin'in o ince zevkine, enfes sunumlarına tanık olmak demek...
Etiketler:
Ayvalık,
balık simiti,
Bıyıklı Beach,
Cunda,
Cunda Adali Pansiyon,
Çatal Tepe,
Girit Ezmesi,
Kafe Karamel,
Patriça Koyu,
Semali,
Son Vapur
1 Temmuz 2014 Salı
dönüş
Dün gece itibariyle evdeyiz artık. Bavulları açayım, kendime bir geleyim acaip bir Ayvalık-Cunda belgeseli ile geliyorum...
21 Haziran 2014 Cumartesi
Müsadenizle:)
Biz bi koşu gidip gelcez... Kendinize iyi bakın...
Mekanım Cunda olsun:)

Burası bizim Zuz'un pansiyonu biliyorsunuz... Bilgi almak isterseniz, yandaki pansiyonun resmini bi tık edersiniz...Kardeşim diye demiyorum reçellerini bile kendi yapar ne de olsa ablası kim:))?
Böyle de şahane bi kahvaltı hazırlar. Ayıptır söylemesi bu kahvaltının resmini bizzat kendim çekmiştim.
Sabah erkenden elime kitabımı alıp ''Taş Kahve''nin yolunu tutmak istiyorum.
Şimdilik Adiyo...
Mekanım Cunda olsun:)
Burası bizim Zuz'un pansiyonu biliyorsunuz... Bilgi almak isterseniz, yandaki pansiyonun resmini bi tık edersiniz...Kardeşim diye demiyorum reçellerini bile kendi yapar ne de olsa ablası kim:))?
Böyle de şahane bi kahvaltı hazırlar. Ayıptır söylemesi bu kahvaltının resmini bizzat kendim çekmiştim.
Sabah erkenden elime kitabımı alıp ''Taş Kahve''nin yolunu tutmak istiyorum.
20 Haziran 2014 Cuma
Dünkü Gün:)
Dün sadece Cancan vardı... Başbaşa evde çok güzel vakit geçirdik. Bir yarım saatliğine ancak dışarı çıktık o kadar...

Birlikte kahvaltı yaptık...Patetesli ve kaşarlı gülen adam omletime bayıldı.
Çiçek diktik
Bana resim yaptı hem de model kullanarak..
kitap okuduk...
Birlikte Köfte Yağmuru 2 izledik...
Biz başabaşa iken her şey güzeldi ama ablalar eve gelince birlikte kudurdular...Her tarafı dağıttılar...
Akşam yemeğini de birlikte yedik ve sarılıp gizlice seni çok seviyorum dedi ve gitti...

Birlikte kahvaltı yaptık...Patetesli ve kaşarlı gülen adam omletime bayıldı.
Çiçek diktik
Bana resim yaptı hem de model kullanarak..
kitap okuduk...

Birlikte Köfte Yağmuru 2 izledik...
Biz başabaşa iken her şey güzeldi ama ablalar eve gelince birlikte kudurdular...Her tarafı dağıttılar...
Akşam yemeğini de birlikte yedik ve sarılıp gizlice seni çok seviyorum dedi ve gitti...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








































