Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

30 Aralık 2009 Çarşamba

Mutlu Yıllar




Bizim evden manzaralarla, yeni yılınızı kutluyorum. Hepimizin tüm dilekleri gönlünce olsun. Eski yılın muhasebesini yapmadan kapatmak istiyorum bu yılı. Çok mutlu olduğum anlarda oldu, çok üzüldüğüm anlarda . Tüm kötülükler 2009 da kalsın. 2010 güzelliklerle umutlarla gelsin.

Annem ne çok merak ederdi 2000 yılını, 1998 de vefat etti. Üzülme Anneciğim hiç bir şey kaçırmadın...Hatta en güzel yıllarda yaşadın...

29 Aralık 2009 Salı

ben yaptım ben yaptım ben yaptım:)))



Bu yıl ki kapı çelengimi kendim yaptım.Tamamiyle el ürünüdür.çemberi, eski makarna süzgecinin dış çemberi. Çevresini eski kullanmadığım bir fularla sardım. Korudan topladığım çam kozalaklarının üstüne sprey vernik sıktım. Bir saat beklettim. Sonra silikon tabancasıyla çembere yapıştırdım Mor, paket kurdelesini de üstlerinden geçirdim. Üstündeki kırmızı meyveler geçen yıl Naziş'e gelen bir hediye paketinin üstündeydi. Onları da silikon tabancasıyla yapıştırdım. Çam ağacımızın alt dalındandan bi tane kesip araya yeşillikler yaptım( ben keserken pek bi feryat etti ev halkı. , yine ağaçtan iki üç çan yürüttüm alın size anlı şanlı kapı çelengi. Bizim meraklı kapıcı yine inceledi bu gün biraz yerinden kaykılmış. Kurdele yan dönmüş:))) Nasıl meraklı bişi anlatamam. Bazen kapıya yapıştırdığım şeyleri çıkıyomu diye çekerek kontrol eder:))) Bir yere giderken nereye gittiğini sorar, yanındakinin kim olduğunu sorar . Neyse işte dün gece hem ezel izledim hem faaliyet yaptım. Anladığınız üzre kariyerde yaparım çocuk da hem de iki tane hehehehehhe.

Şu anda bizimkiler içerde Zuz'un çakmağına gaz doldurmaya çalışıyorlar. Yokluğumu henüz farketmediler. Çay saatine kadar bir yazı attırayım dedim de...


Bu gün postacı kapımı çaldı yine , mavianne den kankimden hem yeni yıl kartı hem çok şık bir kese geldi, günümü pespembe yaptı.


Sonra kapı çaldı üst kattaki hiç tanımadığım komşu şahane bir aşure getirdi, ağzıma tat kattı. E çok güzel bi gün oldu.

sabahın körü

Sezen Aksu Zor Yılları söylüyor ...

Kozmik Odanın üçüncü aranışı sekiz saat sürmüş...iyi , ikinci aranışı 28 saat sürmüştü...

Sanki yabancı bir memlekette gibi, olayları dışardan izliyorum... dün akşam koskoca profösör bile anlayamadığını ve , yabancılık duygusu çektiğini söyledi...Hah dedim ya , demek ki yalnız değilim....kendi ülkemizde , fransız olduk..

Ayfer Tunç'un Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Kısa Tarihine başladım dün gece... Buket Uzuner'in İstanbulluları gibi başladı ... Kitap kahramanlarının hayatlarına geri dönüşlerle... karakter sayısı 300 müş...henüz çok başlardayım , elli sayfa falan ancak okuyabildim...Türkiye panoraması...


Akşam Zuz yemeğe gelecek...

Sabah beş buçukta uyandım, kızlar sırayla gitti... Ada çayı içtim..şimdi de uykum var...şarkı bitsin yatıcam...

28 Aralık 2009 Pazartesi

Çıktık açık alınla 28 yılda her savaştan;

Geçen yıl tam bu gün bu yazıyı yazmışım, okudum ; değişen hiç bir şey yok sadece 27 yerine artık 28 olduk. Bir yaş daha büyüdük. Tek değişen Gamse artık öğrenci değil; öğretmen. Naziş 'in meslekte beşinci yılı, Kocamın saçında bir kaç tel daha beyaz var, heheheheh benim saçlarımda kızıl kahve bu yıl , kilom aynı:))))

Link vermişim ama burayada alayım, linkteki yazının devamında Gamse ile benim tahtakale maceram var:)))

BİZ

Bundan tam 27 yıl önce biz , bir yola çıktık. Şimdiki ortalamalara göre daha çocuk yaştaydık. Birlikte çok şey yaşadık, Önce ben değil biz demeyi öğrendik. Ayrıca bendik de. Ailellerimizden uzakta çok karlı bir şehirde ,soba yakmayı, annelerimiz pişirmeden karnımızı doyurmayı öğrendik. Birlikte çok eğlendik, acılar paylaştık. Annelerimizi kaybettik birbirimize sarıldık. İkiyken üç olduk dört olduk. Dört ayrı karakter bir arada nasıl yaşar onu öğrendik.

Bu ikili bu akşam evliliklerinin 27.yılını ama birlikteliklerinin tam 30 yılını devirmekteler. Artık sokaklarda kar topu oynayan, yokuşlardan kahkahalar atarak kızakla kayan , istiklal'de gülme komasına girip herkesin başlarını onlara çevirip baktığı, rezarvasyonsuz yollara çıkıp ondan ona bin usulüyle yolculuk yaptıkları günlerdeki gibi değiller. Artık daha bi ağırbaşlılar artık tatile giderken bir ay önceden rezarvasyon yaptırıyorlar ama içlerinde hala bi çocuk tarafları var. Kadın olanı hala bi çıldırık ama olsun idare edip gidiyolar işte.

Biz bu geceyi yine kendi usulumüzde ev de kutlayacağız, yemeğimizi yiyeceğiz, pastamızı keseceğiz ayyy iyiki evlendik diyeceğiz...


19 NOLU SONNET

Yalnızca benden kaçma yeter
Boş sözler de etsen duymak istiyorum seni
Sağır olsan gönlüm sözlerini ister
Dilsiz olsan gördüğünü.
Kör olsam, seni görmek isterdim
Sen yanımda yol gösterici oldun
Uzun yolun daha yarısı bile aşılmadı

Bir düşün içinde yaşadığımız karanlığı
Bırak beni yaralıyım´ desen de boşa

Görevden dönülmez, yalnızca ertelenir
Başka bir yerde değil, yalnızca burda
Gönlüm herşeyden önce seni ister
Biz de diyebilirim, ben yerine.

Bertolt Brecht

27 Aralık 2009 Pazar

haftada bir pazar

Bu gün güne şu müzikle başladım,(ilgilenen için sayfamın yan tarafında videosu var) Gamse 'den çaldım , bayıldım , defalarca dinledim sonra sayfamın yan tarafına video olarak koydum, facebook da paylaştım. Teyzem , Karayolları lojmanında otururdu, lojmanda Melet ırmağı kıyısına yakındı daha doğrusu şantiye. Eniştem orada makne şefiydi, Babamın sınıf arkadaşı da karayolları şefi. Biz o nedenle orada , tabiri caizse at oynatırdık resmen.Bahar aylarında, bekçileri atlatır, duvarlardan aşar, ırmak kıyısındaki çingene kampına seyire giderdik. Bahtımıza bazen düğüne rastlardık. Korku nedir bilmezdik ki, bizim için çingene Paprika'daki( PAPRİKA ÇİNGENE AŞKI - ERICH VON STROHEİM) ya da Türkan Şoray'ın Ateşli Çingenelerindeki gibilerdi. Romantik bi şeydi yani çingene olmak. Şimdide çiçek kokulular.Yani bi evveliyatım var onlarla:))) Sonra Emir Kusturica'nın Çingeneler Zamanını kim unutabilir ki.Neyse işte ben bumları düşüne düşüne defalarca dinledim. Bi yandan da çayla patatesli börek yedim. E herkes uyumaktaydı ve ben açtım. Naziş'im erknden gitmişti veli toplantısına. Gerçi sonra Gamse de kalktı, ona da benim usul kahvaltı ikram ettim ve Suzan Kardeş'ten Makyaj Odaları Şarkılarını dinlettim. Yılmaz Erdoğan'ın Telli Turnamını çok sevdi.Bu anlattıklarım yataktan kalktıktan sonra yaptıklarım.

Öncesinde Naziş giderken uyanınca ,yatakta Hülya Koçyiğit ve Ediz Hun'un Sen Bir Meleksin filmini izledim, yarı bıraktım başka kanalda Engin Çağlar ve Emel Sayın'ın bir filmiyle devam ettim. Sonra yarı buçuk Dünya Bir Tiyatro sahnesidir izledim, Emrah konuktu açmadı beni sonrada acıktım kalktım zaten. Kocam ben uyuduktan sonra Tarihin Arka Odasına devam etmiş. Sarıkamış konuşuluyordu çok da ilginçti ama uyumuş gitmişim. Nazlı radyodan dinliyor sabaha kadar( aynı anda radyodan da yayınlanıyor, (bu programı keşfetmeyen varsa şiddetle tavsiye ediyorum) .


Günün sürprizi Cancan'ın gelişiydi. İçerde deriiin bir uykuda. Annesi ofise çizim yapmaya gitti. O da Babanne mi? Cicianne mi? derken ; Ciciannede karar kılmış:))). Bana - Lale demesini tercih ederim , ama hep birlikte bu eğilim içindeler heheheh. Bne de kocama dede dedirttim ödeştik. Öyle güzel dedeh diyor ki:)))İyi oldu gelişi yılbaşı araya girecek görüşemeyecektik.Nazlı ablası da toplantısını yapıp geldi. Birlikte uyuyorlar şimdi.


Şimdilik bu pazar söyleşisi bu kadar.

Not: Ayfer Tunç'un Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihine başlıyorum bu gün. Leylak Dalıcım çok seveceğimi söylemişti daha önce. Bitireyim konuşuruz , yada ara ara okudukça izlenimlerimi yazarım zaten.

25 Aralık 2009 Cuma

Yıllar sonra yeniden

Dün akşan Aşk-ı Memnu izliyoruz, görürsünüz bakın, Behlül saçlarını kestirecek, çok saç konuşuldu, bir filmde silah görünüyorsa o silah patlayacak demektir falan diye ahkam kesiyorum. Gamse içerden sesleniyor, o sahne gelince çağır bakıcam diye... Zıır ev telefonu çaldı. Bir kadın sesi- lale - buyruun beniim diyorum. Tanıdın mı??- ehem kem küm- Davut Paşa Lisesi desem- Davut Paşa Lisesi???? kem küm- derken derken Deniiiiiiz diyorum. Bana içerde konuş bakışları...

Deniz benim Davut Paşa lİsesi ve Fındıkzade yıllarındaki beş kişilk çetemin mensuplarından. Ne maceralara imza atmışız. Yenikapı, Samatya sahillerini turalamışız. , oradaki bütün öğrenci kahvelerinde bilardo, okey oynamışız. Eve sigarası içmişiz. Hani şu güllü sigaralar.Sahil yolundaki çingene kadınlara koftiden fallar baktırmış, gülmekten yerlere serilmişiz.Hem sınıfları geçmiş hem izlemedik film bırakmamışız. En büyük maceramızda , bizim bir gün önce çalınan arabamızı, bizim ertesi gün bu beş kişilik çeteyle okul kırmış dolaşırken görmüş. Kızları arabanın başına dikmiş, oradaki bakkaldan telefonla polis çağırmıştım. Babam şaşkınlıktan sen burada ne arıyorsun bile diyememişti heheheheheheh.

Deniz'in Annesi Cahide Teyze arada bir Tarsus'a giderdi. Ev halkı da işe falan. Evleri de okula çok yakındı. Soğuk günlerde okul kırınca doğru Deniz^lere , bize kısırlar yapar, çaylar demlerdi. Dolaptaki Humusu da bulur dibine darı ekerdik.

Deniz'in ablası, tesadüfen bizim bu beşli çete mensuplarından, Nermin'le komşu olmuş. Nermin de yıllardır beni aramaktaymış. Anacım o zamanlar cep telefonu, facebook neyin yok. Bi telefon değiştirdin, bi adres değiştirdin kayboldun gittin işte. Sonra Nermin^'le konuştuk. Nermin İstanbuldaymış, Deniz memleketi Tarsus'a yerleşmiş. İkisinde ikişer oğulları olmuş. Nermin hala sınıftan bir kaç kişiyle görüşüyormuş. Hatta sonraları bizim gruba iki oğlan:))) dahil olmuştu. Onlardan birine de bankaya gititğinde bakmış ki bizim oğlan bankanın müdürü. Buluşacağız bir gün . Ay çok heyecanlı oldu. Deniz gece tekrar aradı sonra , artık asla bırakmam ha , ona göre dedi.

Biz Nermin'le en yakın zamanda buluşacağzı. Aramızda bir deniz otobüsluk ara var. Üsküdardan kalkan Deniz Otobüsü doğru onun oturduğu semte gidiyor.Giderken de Onun bana yaz tatilinde trenle giitiği Avrupa seyahatinden getirdiği takma kirpikleri takarım:))))9 Deniz ^le de İstanbul'a geldiğinde, belki biz de Tarsus'a gideriz belli mi olur.

Bu yazıya hiçbir şey ilave etmek istemiyorum çok keyifliyim çoook.

Okulumuz bizim yanımızda bir çok ünlü yetiştirmiştir heheheheheh onlar
Aziz Nesin,Celal Bayar,Oğuz Aral, Tekin Aral, Fatma Girik, Ayşegül Aldinç, Perran Kutman, Aydın Boysan, Doğan Hızlan, Asaf Koçak ve Murathan Mungan sayılabilir
Burası okulumuzun caddeden görünen tarihi binasıydı, bu binanın içinden geçerek büyük bahçe içindeki yeni binaya ulaşılırdı. Bizim sınıf yeni binadaydı. Zuz' da eski binada ortaokul öğrencisiydi. Cerrah Paşa Tıp Fakültesiyle karşılıklı olduğu için , hemen hemen bütün kızların bir tıplı sevgilisi vardı:))) Bizim çete hariç valla , biz o ara ancak muzurluk peşindeydik. Ay iyiki de öyle yapmışız, sevgili her zaman bulunan bişey heheheheheheheh bulmadık mı, sevgilisiz mi kaldık...Gelirmi şimdi geriye o bilardo maçları, yaptığımız şamatalar, gördüğümüz filmler. Emanueli bile gidip seyretmiş insanlarız :)))


485 yılında II.Bayezid’in Sadrazamı Davut Paşa tarafından Sübyan Mektebi olarak kurulmuştur. İstanbul’un ilk Türk okuludur.Fatih Sultan Mehmed Döneminde Anadolu Beylerbeyliği olarak fetihte büyük yararları bulunan Davut Paşa’ya Padişah büyük ayrıcalıklar vermiş, Aksaray meydanından bugünkü DavutPaşa Kışlasının bulunduğu yere kadar olan alanı Paşa’ya bırakmıştır.DavutPaşa’nın vakfı olan bu alan üzerinde adını taşıyan pek çok tarihi eser bulunmaktadır.Rumeli Beylerbeyi olarak 1478′de Rumeli atanan Davut Paşa burada da pek çok eser inşa ettirmiştir.Okul,yıllar içinde Osmanlı Eğitim sisteminde ki değişim ve gelişmelere paralel olarak değişik kademelerde hizmet vermiş,1847 yılında açılan ilk Rüştiye Mektebi yine Davut Paşa olmuştur.Dönemin Maarif Nazırı Kemal Efendi’de bu okulda öğretmenlik yapmıştır. 1894 yılında olan büyük İstanbul depreminde bugün sokak tarafına bakan duvarı hariç yıkılmış, yeniden 3 katlı yapı olarak inşa edilerek eğitime devam etmiştir.1913 yılında Sultani olmuştur. Cumhuriyet döneminde önceleri Erkek Orta Okulu,1955′ten itibaren karma Ortaokul ve en sonunda 1969 yılında Lise olarak nice öğrenciler yetiştirmiştir. Bunlar arasında Aziz Nesin,Celal Bayar,Oğuz Aral, Tekin Aral, Fatma Girik, Ayşegül Aldinç, Perran Kutman, Aydın Boysan, Doğan Hızlan, Asaf Koçak ve Murathan Mungan sayılabilir.

24 Aralık 2009 Perşembe

Dün bütün gün Cancanla idik. Yine kızlar gelene kadar mutlu mesut oynaştık yedik içtik okuduk, temiz temiz oturduk. Amma kızlar gelince her tarafa dağıldılar yine. Yeni oyun, Gamsenin takı kutularından birini alıp hızla kaçmak, Gamse arkasından koşar o çığlıklar atar, bazen kutu açılır , içindekiler saçılır...

Akşam Gamsegamse ileCapitole gittik. Hediye çekilişi yapmışlar okulda hediye aldık. İnşalah beğenir arkadaşı , çok güzel bir hırka aldık.Ay sonra malum her tarafa daldık, D&R a girdik , kart standının altını üstüne getirip, yeni yıl kartları seçtik. Yıllar sonra yeniden kart yazmak ,seçmek çok hoşuma gitti. Ben kitaplara doğru hamle yaptım ama Gamse - Anneee sen oralara hiç dalma , ben çok acıktım dedi, yemek yedik kızımla başbaşa çok hoş bir dekorda.

Eve gelince biraz tv takıldım, Naziş yatmaya hazırlanıyordu, kocam maç izliyordu. Ben de yatakta kitap okumaya çekildim. Kazım Karabekir'in Hayatım adlı kitabını okuyorum. Anlatım dili çok hoşuma gidiyor. Bu kitabı okurken bir kez daha anladım ki, hiç birşey tesadüf değil, Kazım Karabekir Paşa , Kazım Karabekir Paşa olmak için doğmuş. Daha öğreniminin ilk yıllarında insiyatifini kullanmaya başlamış. Ev de kendinden büyükler varken evin idaresi bile O'na bırakılmış, hesap kitap kabiliyetinden dolayı . Bu kitaptan sonra Günlüklerinide okumak istiyorum.


Bu gün hep evdeydim nevresim operasyonu yaptım , tüm yataklara:))) Akşam yemeğine de fırında hamsi. Bu kez değişik usulde yaptım. Soğanları piyazlık doğradım sıvı yağ, tuz , karabiber ve kekikle harmanlayıp tepsiye yaydım. Kılçıkları temizlenmiş hamsileride aynı işlemden geçirip açık bir biçimde soğanların üstüne dizdim. Ocağın üstünde bir kaç dakika tutup öyle fırına koydum. Hamsiler kızarana kadar fırında tuttun. Bir kaç da defne yağrağı koydum. Gamse çok hafif buldu , kocam da . Naziş zaten yoktu, seminerdeydi, olsada ağzına koymazdı zaten:))))

Bu gece Aşkı Mem-nu izleyip peşine Bir Bulut Olsam takıcam. Bu gece finali var , en favori dizimin.

Bizim ev de hal böyleyken böyle ya siz de ne var.