Lalenin Bahçesi
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
12 Haziran 2009 Cuma
Doğum günü mesajı bırakanlara çok teşekkür ediyorum. Doğum günüm yarın. Şenlik ateşi yakmadan doğum günü kutlarmıyım hiç. Yarın akşam bilumum taife ile kutlayacağız .
İstanbulluların dikkatine , kocam bildiriyor ayilenizin meteorologu:))) bu gün ve yarın iki üç derece düşüyor sıcaklık.
Hadi gittim ben iyi bir hafta sonu dileklerimi de bıraktım.
10 Haziran 2009 Çarşamba
Sabah en son Gamse evden çıktınca - hadi Lale dedim durma , erken kalkan yol alır, erken evlenen döl alır. İkisini de yaptık evelallah. Bu gün temizlik günüydü. Dün Can vardı. Can olunca ertesi gün enkazın ortasında uyanıyorsunuz. Her tarafınız ağrıyor. Yerlerde yatıp yuvarlanmaktan. Yere yastık koyup yatıyorum, mal bulmuş mağribi gibi koştura koştura gelip üzerime atlıyor.Yüzümü, gözümü nere önüne gelirse öpmeyle karışık ısırıyor, ben kendimi sakındıkça yüzümü ortaya çıkarmak için saçlarımdan çekiyor. İkimiz de çığlık çığlığa bağırıyoruz.Dışardan sesimizi duyan olsa cinayet işleniyor sanır. Evinde canına okuyoruz bu arada. İşte; bu gün ev baştan aşağı temizlendi , paklandı, çamaşırlar yıkandı asıldı. Biber, kabak dolması da pişince. Doğru banyo ondan sonra da kitabımı aldım uzandım. Aslı Erdoğan'dan Kırmızı Pelerinli Kent'e başladım dün akşam. Biraz okuyunca uyku bastırdı , o kadar tatlıydı ki ama epi topu 45 dk uyumuşum.
Gözümüz aydın Mehmet Topuz Fenerbahçe ile anlaşma imzalamış. Bu konuyu size anlatmaya valla gücüm yetmez. İrgenç bir transfer hikayesi diyebilirim. Herkesin ne koparsam kardır diye üstüne atladığı yağız Anadolu futbolcusu. Kapanın elinde kalacaktı , ya da tarihe gömülecekti. Sonunda Fenerbahçe de kalmış. Bakalım spor programlarında ne konu bulup konuşacaklar. Bir haftadır kafamı şişirdiler. Maçlara yayın yasağı geldi ya bunlara da çenesi düşük kocakarılar gibi konuşmak kaldı. Hele Ahmet Çakar meydanı kimselere kaptırmıyor. Önce pehlivanlar gibi konunun etrafında dönüp dolaşıyor ta ki, rakiplerinde takat kalmıyor , voleyi vuruyor. Yanındakiler ancak Sayın Çakar, sayın Çakar , sayın çakar çakmaz çakan çakmak diye dursun atı alan Üsküdar'ı geçiyor.
Bir de bitti mi şu Türkçe Olimpiyatları , çocuklar çok şekerler de , yok Başbakanın yok Cumhurbaşkanının önüne çıkıp tekrar tekrar şarkı söylettirilmiyorlarmı gıcık oluyorum. Sanki Türkçe aşkına öğrendi bu şarkıları çocuklar. Gülen Okullarının bir promosyonu olduğunu Mısırdaki sağır sultan bile biliyo da. Bizim Zatı muhteremler haklarındaki dedikodular bu kadar ayyuka çıkmışken yinede buralarda boy göstermekten, duygu yoğunluğuna , duygu seline kapılmaktan kendilerini alamıyorlar.
Bu akşam biraz Avrupa Yakası takılıp yine kitabıma gömülücem e hadi gittim ben.
not: Bu gün Tibetdiyarından , doğum günümü kutlayan bir kart aldım. İçim öyle tuhaf oldu ki anlatamam. Ne şahane bir şey şu blog dedim yeniden yeniden. Teşekkürler kendisine buradan da, günümü aydınlattı, renk kattı. Doğum günümü şimdiden daha bir güzel kıldı.
9 Haziran 2009 Salı
Şimdi Ordu'da; teyzemlerin balkonun da olsam, denize, limana ve şehrin ışıklarına baksam. Eniştem sağlıklı olsa burası ,Tarabya dese, içeri seslense- Lale ile bana bi kave ama kave yapın dese.
Ben denize baksam bu gün çok güzeldi, çıkmak istemedim desem. Sanki hiç denizden çıkmak istermişim gibi, sahile çıkıp tekrar denize dalmazmışım gibi. Gülden yine ısrar etse, yarın akşam da burada kal dese, bunun için kavga etsek O'nla, İstanbul'da da beraberiz burada da mı? birlikte zaman geçireceğiz desem.
Dayım telefon açsa – sen, üç kağıtçının tekisin, neredesin dese, sonra Hakan arasa - nerdesin oraya geleyim, helva yapalım dese. Bir baksak sülale ben neredeysem oraya doluşmuş olsa. Ayşe, helva tarifini yeniden yazdırsa.
Yüksel arasa ,yarın ne tarafa denize gidelim dese, yine eşek kadar tostlar yapsa. Karısı bu kadar büyük yapıyorsun , öğle yemeğini mi? atlatmak istiyorsun bize, diye takılsa.
Sabahları Yengem kahvaltıya beş kilo patates kızartsa, Dayım siz adam yersiniz valla deyip, herkesten çok yese. Mehmet teyzemlere sadece gençler toplanıyoruz biz de bu akşam dese, teyzemler küsse, o da kıyamayıp tekrar onları tek tek toplasa, azıcık nazlansalar ama yine de süslenip püslenip gelseler.
Pazar günlerini sadece kardeşim(Metin) ve ailesiyle geçirsem, hep kendi kardeşimin tarafını tutsam hehehe. O nereye derse oraya gidelim desem. Arzu ile sabah kahvesi içsem. Burcu ile aynı yatakta sarılıp yatsam. Doğa hala gel seni muayane edeyim deyip ,dr takımlarıyla beni on saat muayene etse uykum gelse.
Şaziye Teyzem ile karşılıklı yataklarda yatıp gece yarılarına kadar sohbet etsek, iyi geceler iyi geceler deyip yeniden konuşmaya başlasak.
Bazı geceler hadi köydeki eve gidelim, orada yatalım bu gece desem, Dayım da hadi dese, palas pandıras köye gitsek.Yolda Evşen arabayı kullanmak istese, teyzemler hep birlikte duaya başlasa. Giderken de herkesi toplasak yine. Sabah taze süt kokusuyla uyansam, çıplak ayakla harmanda yürüsem. Annemi ziyaret etsem- Ah be Anne desem , ne idi bu acelen desem , Bak Gamze'de okulu bitiriyor, bu sene desem.
Sabahnur Teyzem, yine gelirken vitrinde gördüğü bluzu anlatsa, alsamıydım acaba dese, dönüşte alsa. Mecbure Teyzem ne lüzum var dese, ama O da alsa .
Emine Teyzem, Enişten Yağlı yaptırıyo dese, kahvaltıya gitsek, Eniştem evi yağlıyla doldurmuş olsa, Teyzem de geri kalannını elimize tutuştursa, biz de ikindi çayında onları tekrar ısıtıp yesek, ikinci ısıtmada yağlının daha bir güzel olduğunu savunsam ben yine( Yağlı, karadeniz pidesi, Ordu'da yağlı deniyor)
Ben yine A, B, C planları yapsam. A planı deniz, hava kaplıysa B planı köy, hava yağmurluysa C planı- ev ev gezme eşek oynama, okey oynama durmadan yeme içme , kahve içme fal bakma. Orada olmayanların durmak bilmeyen telefonları . Kısacası benim Ordum geldi arkadaşlar. Ama var daha .
Bu yazıda böyle bir yazı olsun, adı özlem olsun
not:Bu yazı Magissa için yeniden elden geçirildi , örneğin Teyzemlerim balkonda olsam cümlesi, teyzemlerin balkonunda olsama, laleyle bana bi kave yapın cümlesi , Lale ile bana bir kahve yapın olarak değiştirildi. Ama bak Magissa bu seferlik ha bundan sonra yine ko gitsin, koyver gitsin :))))
8 Haziran 2009 Pazartesi
Bu günden, bu akşamdan ve yeni kitabımdan
Ne sıcak bir gündü , sabah kahvaltıdan önce bir yürüyüş yapayım dedim, market alış verişi yapıp geri döndüm. Gamse 'de evdeydi. Gelirken simitte aldım uzun uzun kahvaltı ettik . Sonra O ders çalışmaya başladı ben evi toparlayıp biraz internette takıldım. Saat dört gibi pazara çıktık, ayağı yanık kedi gibi gezdik:))) . Semizotu aldım gelir gelmez pişirdim Can için. Annesinin tatsız tutsuz sebze çorbalarından sonra benim ekşi ekşi semiotuma bayılıyor:))). Onun için tuzssuz ve çok az yağlı pişiriyorum. Biz yerken tuz ilave ediyoruz. Gamsegamse2nin cuma günü üç sınavı olduğu için onun programını salıya aldık. Yani yarın bizim ev de Can sahne alacak. Artık yürüteciyle koridorda koşmayacak uçacak, bütün çekmeceler açıp kapanacak, buz dolabının kapağında ne kadar magnetle tutturulmuş tarif resim varsa aşağı inecek eve çöp eve dönecek. Ama biz buna bayılacak , ve garip anlaşılmaz bir zevk duyacağız.
Yeni Kitabım Çarşamba Mektupları. Zeyanın hediyesi. Çok sevdim ve hatta her çarşamba ben de kocama mektup yazayım dedim. Zaten her şeyi gelince , adam kapıdan içeri girer girmez dır dır anlatmaya başlıyorum da bir de üstüne mektup okumak adamın bünyesine nasıl gelir onu düşünemiyorum. Kitabı yarısına geldim bile, her mektubu sabırsızlıkla okuyorum.Kitabın en ilginç kılan şey. Arka kapağa yapışık bir zarf var, zarfın içinden bir mektup çıkıyor. Ben tabi dayanamadım mektubu hemen okudum

Bugün, yani evlendigimiz gün sana bir söz verdim ve bu gece de baska bir söz verecegim. Sana her hafta mektup yazacagim... Laurel, her zaman senin yaninda olacagim. Ne olursa olsun. Her durumda beraber olacagiz. Hiç sir olmayacak. Sürprizler olmayacak ve ben her zaman burada senin yaninda olacagim.
-Jack-
Birbirlerinin kollarinda öldüler. Fakat sirlari mektuplar onlarla birlikte ölmedi. Gerçek askta hiçbir sir gizli kalamaz.
Jack ve Laurel 39 yildir evlidir. iyi bir yasam sürmüsler ve mükemmel bir evlilik geçirmislerdir. Esine sarilmis bir sekilde ölen Jack son nefesini vermeden önce, son Çarsamba Mektubunu yazar.
Çarsamba Mektuplari bagislama üzerine güzel bir vurgu yapmaktadir ve bu kitabi okuduktan sonra kendi Çarsamba Mektuplari'nizi yazmaya baslayacaksiniz.
"Herkes için dokunakli ve muhtesem bir ask hikayesi. Buradan bir ders çikartip, arasaniz da aramasaniz da, askin gücünü içinizde hissedeceksiniz. Bagislamanin hayat veren gücünü ve ailenin gerçek anlamini çok iyi gösteriyor."
-Publisher Weekly-
"Bu mükemmel kitabi çok sevdim. Beni güldürdü, aglatti ve aileme, sevdiklerime farkli bir gözle bir kez daha bakmami sagladi. Bitirene kadar elimden birakamadim. Bu kitabi herkese tavsiye ediyorum. Bu kitabi okuduktan sonra elime kalem alip mektup yazma ihtiyaci duydum. Elbette gelecek çarsamba ben de esime bir mektup yazacagim."
-Keith Merrill, Akademi Ödüllü Yönetmen-
7 Haziran 2009 Pazar
AŞK; ÜSTÜNE DE ZEYTİNYAĞLI FASULYE
Sabah yatakta Aşk'ı bitirdim, güzeldi evet söylenenler doğruymuş gerçekten güzeldi, modern hayat ve Mevlana Şems hikayesi çok güzel birleştirilmişti. Kırk kural internette o kadar çok dolaşıyor ki, zaten herkes okumuştur ben kendi adıma her kuraldan kendime bir şeyler çıkardım.
Kitap bitince de akşam için zeytinyağlı fasulye pişirdim :))
Dün Gamsegamse saat üçe kadar ders çalıştı. Sonra görümceme çaya gittik. Görümcemin kızı Meral hem benim hem Gamse'nin kankası. Aynı zamanda meslektaşlar. O da öğretmen. Ama onunki sanatla ilgili, resim öğretmenidir. Giderken Meral'e hediye kitap götürdüm, kitaplığımın armağan kitaplar köşesinden Adalet Ağaoğlu'na ait Sessizliğin İlk Seslerini seçtim. Evet böyle bir köşem var kitaplığımda ama artık oradaki kitaplar tükendi yerine yenilerini koymam gerek.
Hava çok sıcaktı , neyseki aynı mahallede oturuyoruz görümcelerimle. yürürken tam onların sokağına dönecekken Gamse gel deniz gören sokaktan aşağı inelim dedi. Denize baka baka indik de ne olacak bu deniz sevdamız dedim içimden. Artık mayıs ayından itibaren denize girebileceğim bir yerde oturmak istediğime karar verdim heheheh her yaza girişte ben bu kararı veririm.
Bu gün evdeyim anladığınız üzre. Gamse Caddebostan sahilinde piknikte, Kocam işte pazar pazar, Naziş sabah erkenden yıl sonu gösterisi için gitti biraz önce haşat biçimde geldi. Cuma günü de karne veriyor sonra ay sonunda ver elini Bodrum. Ben kararlıyım bu yıl kesinlikle tatilimin tümünü Ordu^da geçireceğim. Gamse 10 günlüğüne ben de gelirim dedi. Kocam da aynı fikirde . Tamamdır 10 gün kalıp dönsünler ben kendi kabilemle takılırım biraz , ayile saadeti durumunda takılmalar da bi yere kadar dimi yani=))
Hadi gittim ben önce çamaşır asacağım sonta biraz tv ve Zeyanın armağanı Çarşamba Mektuplarına başlanacak.
5 Haziran 2009 Cuma
FELİCİTA:))
Gecenin sonunda her zamanki gibi Zeya ve ben önce Ebru'yu eve bıraktık. Bu kez kaybolmadan yolumuzu bulduk:))). Medeniyet medeniyet diye bağırmadan direk medeniyete daldık bu sefer, meğer biz sola dönmemiz gerekirken dümdüz gidip şantiyelerin içine dalış yapıyomuşuz. Ben kapıdan girerken saat ikiye yirmi vardı, hemen cupladım yatağa.
Bu günü ev de bir o yana bir buyana devrile devrile, tv izleyerek, kitap okuyarak geçirmek istiyorum. Kırmızı Pelerinli Kent'e başlayacakken, Aşk'ı okumaya başladım. Çünkü okuyan herkes çok beğendiğini söylüyor daha fazla bekletemedim. Ama o beni bekleyen kitaplar yok mu? onlar hazinem benim.
3 Haziran 2009 Çarşamba
Tenhalarda buluşalım :)))
Zuz tatilden kara marsık olarak döndü. Tatili çok iyi geçmiş. Kuşadası ve Bodrum dolaylarındaydı. Can Bey de yurt semalarına döndü, dün bizdeydi. O bizi biz O'nu çok özlemişiz. Yaladık yuttuk birbirimizi, doyamadık yarın da geliyor. Zaten perşembe O^nun günü de, dün özlemden extra yaptık. Sevgiden mi?dir nedir bilemedik bana bir sarıldı kulağımı kaptı ısırdı:)).
Bu gün arkadaşlarla buluştuk iki tur okey oynadık, ayıptır söylemesi ikiye katlayıp dörtle çarptım onları:)). Ya bi adamın her el elinde okey olurmu bazen iki okey birden . Kumarda kazanan aşkta kaybeder lafına inanmayın siz, artık devir değişti kazanan her yerde kazanıyor heheheheheheh.
Akşam yemeğine kabak kemane yaptım( benim uydurduğum isim biliyosunuz). Giderken pişirip bırakmıştım. Nazlı bu gün koşturmacadan doğru dürüst yemek yiyememiş okulda gelince bir tabak yemiş hemen. Ben gelince de giyindi uçtu gitti bile dışarıya.
Aldığım kitaplardan Mucizevi Mandarini bitirdim. Okudukça İstanbul'u özledim ne garip değilmi??. Bir de,'' aşka bir göz fazladır''sözü kaldı yadigar. Sonuç'da Aslı Erdoğan'ın okuduğum ilk kitabıydı , yazı dilini sevdim. Yani evet bir Aslı Erdoğan okuyucusu olabilirim. Sırada Kırmızı Pelerinli Kent var. Bu akşam başlayacağım.
Hadi bakalım artık akşam oldu evli evine köylü köyüne