Dünü ev de geçirdim, tüm gün kitap okudum. Hem de hiç salona geçmeden yatak odasında. Nazlı Zuz dan gelince bir ara verdim o kadar.
Yemeği de dolaptaki hazır döner ve dürümle hallettik. Bi tek arasına domates ve ızgara biber ilave ettik. Sonra yine okuma ya devam. İrfan Orga'nın Bir Türk Ailesinin Öyküsünü bitirdim. Daha önce kitaptan söz etmiştim. Kitapta yer yer tutarsızlıklar dikkatimi çekmişti. Ama oğlunun eklediği son söz kısmında nedenini anladım. Kitap İrfan Orga tarafından ingilizce kaleme laınmış ve İralandalı eşi tarafından edith edilmiş. Bu kitabı da okuyunca anladım ki ben biyografi okumayı seviyorum. Yaşanmışlıklar beni daha çok cezbediyor.
Sabah çerez bir kitap aldım elime. Kaş dan dönerken yolda bir kitapçıdan almıştık. Leylak Zamanı Maeve Binchy ye ait. İrlandalıların Kerime Nadir'i diyorum ben ona. Sahi bilen var mı yeni nesilden Kerime Nadir'i. İlk kitabı İtalyanca Aşk Başkadır çok güzeldi. Zuz filmini beğenmiş kitabını almıştı. Ben de kitabı ondan okudum çok beğendim filmine de gittim. Fimi hiç beğenmemiştim. Her şey yarım kalmıştı sanki. Sinema çıkışı ee sonra demiştim. Bir yaz günü sinemada yedi kişi izlemiştik. ikisi de zaten Gamsegamse ile ben. Sıcak bir günü sinemada geçirelim demiş, gidip donmuştuk. Neyse işte bu kitapta biraz İtalyanca Aşk Başkadırın tarzı var. Yine tek tek kişiler üzerinden gidiyor. İki saat sürmeden okunup bitecek bir kitap.
Okunmak için sıra bekleyen kitaplar rafından rast gele çektim aldım bu geldi. Bu kitaplar bitmeden kitap almak yok demiştim ama dün akşam Adalet Ağaoğlu'nun Sessizliğin İlk Sesleri adlı kitabı Gamse tarafından kitaplığımıza armağan edildi. Bizim evden her çıkanın yolu bir kez Alkım'a düşer mutlaka. Bir göz gezdirdim ilginç bir şeye benziyor.
Kitap okumaya üç kitap olarak başlarım hep, bir felsefi ya da derinlerde kalmış bir kitap, bir roman bir de çıtır çerez.Roman bitti, çıtır çerez bitmek üzere. Faust beni biraz oyalıyor. Ya da modum da değilim öyle bir kitap için . Bir kitabı yarım bırakmak hiç tarzım değil. Bir kez yaptım. O da Orhan Pamuk'un Beyaz Kalesi idi. Sonra onu yıllar sonra okuyup bitirdim.
Bu gün pazarımız var. Bir ara dışarı çıkıcam. Yarın arkadaşlarla buluşacağım. Çarşamba Cancan dan randevu isteyeceğim. Kokusunu bile özledim. Dün akşam kocam tv kumandasını bulamamış , aaa Can alıp eve götürmüştür dedik.
Hadi gittim ben. İyi bir hafta olsun hepimize
deeep not.:Karabükten sonra Muğla- Gümüşlükte de Latife Tekin'in üzerine yürüdüler. Tarihi eserler ve araziler kime aittir diye sorduğu için
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
23 Mart 2009 Pazartesi
22 Mart 2009 Pazar
ve söz biter
Yüksel Enişteyi ilk gördüğümde yatmış kitap okuyordu. . Zeki'nin nişanlısı dediler, doğruldu elinden kitabı bırakıp beni kucakladı.Sonra babamla çocukluk arkadaşı çıktılar. Şahane güveç yapardı. Çok iyi piknikçiydi. Piknik malzemesi her daim arabasının bagajındaydı. Portatif masası , sandalyeleri ve güveç kabı. Sayısız piknikler yaptık birlikte. Güveçin iyisi dört beş saaat pişer derdi, kimseyi yaklaştırmazdı ama ben ateşin yanından geçerken , bak bakalım tadına tuzuna derdi masusçuktan. Görümcemle annemin kafası da uyunca daha doğrusu kocamın tüm ailesiyle şimdiki moda deyimle kanki oldu bizimkiler. Çok birliktelikler yaşandı acı tatlı bi çok günde birlikte olundu.
Yüksel Enişteyi son gördüğümde , biraz rahatsız dediler, odasına girdim yine yatmış kitabını okuyordu. Artık dışarı çok az çıkıyorum dedi.
Güle güle git Yüksel Enişte babamın deyimiyle Ali Ağa. Yolun ışık olsun
Not. Yüksel Enişte görümcemin eşidir. daha önce hasta olduğunu yadığım eniştem değil.
Yüksel Enişteyi son gördüğümde , biraz rahatsız dediler, odasına girdim yine yatmış kitabını okuyordu. Artık dışarı çok az çıkıyorum dedi.
Güle güle git Yüksel Enişte babamın deyimiyle Ali Ağa. Yolun ışık olsun
Not. Yüksel Enişte görümcemin eşidir. daha önce hasta olduğunu yadığım eniştem değil.
19 Mart 2009 Perşembe
bu gün ne gün 2' ÖLE BUYURDU ATALET)
Gamse yatağından kahvaltısını bilgisayar başında yapmak istediğini buyurdu. Tost ve tereyağlı ballı bir ekmek dilimi eşliğinde çayını içti. Bilgisayarda bir şeyler yaptı. Ben biraz daha salındım ortalıkta. Sonra bir iki telefon konuşması yaptım, maillerime baktım.İnternetten takip ettiğim bir kaç yazar var onlara baktım.
Zil çaldı Tuçe elinde mantı ve yoğurtla geldi, Lale Teyzeciim bize mantı yaparmısın diyerek. Ama şahane bir mantıydı, aldığı yerden alınıp buzluğa stoklayacağım. Naziş mantı hastasıdır. Kocam da anlamsız bulur hehehe.
Mantıyı yiyince uyku bastı, kahve içtim. Kızlar sinemaya gittiler.
Akşama Ezo gelin çorba, bulgur pilavı, pilaki ama barbunya değil kuru fasulyeden yaptım bol havuçlu ve köfte var. Oldumu ataletimmm. Ha akşam Aşkı memnu izleyeceğim ve kitabımı bitireceğim artık.Sayfanın yan tarafında son okuduklarım ve şimdi okuduklarım var.
Bi de yukardaki kadın evini neden gece gündüz elektrik süpürgesiyle süpürüyor anlamak istiyorum, gidip elinden süpürgeyi alıp evini bir güzel süpürüp , o süpürgeyide alıp eve gelesim var.Ota boka panoya yazı asılır bizim apt de. Ama bu kadını bi tek ben duyuyorum ve sesimi çıkarmıyorum ya problem yok.
Zil çaldı Tuçe elinde mantı ve yoğurtla geldi, Lale Teyzeciim bize mantı yaparmısın diyerek. Ama şahane bir mantıydı, aldığı yerden alınıp buzluğa stoklayacağım. Naziş mantı hastasıdır. Kocam da anlamsız bulur hehehe.
Mantıyı yiyince uyku bastı, kahve içtim. Kızlar sinemaya gittiler.
Akşama Ezo gelin çorba, bulgur pilavı, pilaki ama barbunya değil kuru fasulyeden yaptım bol havuçlu ve köfte var. Oldumu ataletimmm. Ha akşam Aşkı memnu izleyeceğim ve kitabımı bitireceğim artık.Sayfanın yan tarafında son okuduklarım ve şimdi okuduklarım var.
Bi de yukardaki kadın evini neden gece gündüz elektrik süpürgesiyle süpürüyor anlamak istiyorum, gidip elinden süpürgeyi alıp evini bir güzel süpürüp , o süpürgeyide alıp eve gelesim var.Ota boka panoya yazı asılır bizim apt de. Ama bu kadını bi tek ben duyuyorum ve sesimi çıkarmıyorum ya problem yok.
bu gün ne gün
Ne yapılacağı bilinmeyen bir gün olarak kayıt düşülebilir tarihe. Çayımı içtim , Yabancı Damatın tekrar bölümünü izledim. Kitabımdan da 40-50 sayfa okudum. Okurken bu kez siyah çay içtim. Şimdi sıra kahve de. Çay içerken bi tane de kaşarlı tost yuttum. Tahıllı ekmeğe yapılmış. Ev de her yer her yerde, Gamse'nin boş günü henüz yatakta ama beş dakikaya kalmaz , kahvaltıda ne var diye sorar.
Dün Cancan vardı alt alta üst üste boğuştuk. Ama ablalar eve geldiğinde çığlıklar atarak karşılıyor onları.Uyanıkken yedik içtik oynadık, uyurkende uazandım yanına kitap okudum.
Seçim kartlarımız geldi, hayırlı uğurlu olsun vatana millete. Nihayet kızlarla aynı sandıkta oy kullanıyoruz.Evde ki insanları mahallenin iki ayrı okuluna göndermek nası bi şey acaba. hayır bi mahsuru yokta uygulama garip.
bunun dışında yacak hiç bişe yok...
Dün Cancan vardı alt alta üst üste boğuştuk. Ama ablalar eve geldiğinde çığlıklar atarak karşılıyor onları.Uyanıkken yedik içtik oynadık, uyurkende uazandım yanına kitap okudum.
Seçim kartlarımız geldi, hayırlı uğurlu olsun vatana millete. Nihayet kızlarla aynı sandıkta oy kullanıyoruz.Evde ki insanları mahallenin iki ayrı okuluna göndermek nası bi şey acaba. hayır bi mahsuru yokta uygulama garip.
bunun dışında yacak hiç bişe yok...
18 Mart 2009 Çarşamba
17 Mart 2009 Salı
İzlemedeyim
Elif Şafak bir kitap yazdı , Siyah Süt. Kitabın giriş bölümünde Adalet Ağaoğlunu ziyaretinden , O' na yaptığı çay ikramından, çayın yanında getirdiği kurabiyelerin simetrik dizilişinden söz ediyor. Neden çocuk yapmadığını soruyor, Adalet Hanımda kariyeri tercih ettiğini , seçiminin bu olduğunu söylüyor. Ve Elif Şafak da bunları kitabına alıyor.
Şimdi Adalet Ağaoğlu diyor, ki ben çay ikram etmedim, evimde çay demlenmez, bir şey içermisiniz dedim , çay dedi. Sallama ıhlamur getirdim. Kitabı yazmak için gelmiş ve beni kurgusuna alet etti demiş. Elif Şafak kitabını okuyup okumadığını sorduğunda da - hayır okumadım, sizden bıktım demiş.
Sonra olaya Buket Uzuner de dahil oluyor ve usta çırak ilişkisinden söz edip, neredeyse Elif Şafağa yalancı demeye getirip, lohusalık sendromunu anlattığı kitabını lohusa iken değilde hamileyken yazdığını iddia ediyor.
Olaya son dahil olan kişi ise Dubai Fatihi Ayşe Arman. O da olayı yazar kıskançlığına bağlamış.
Şimdi izlemedeyim bakalım daha kimler olaya dahil olacak ve magazinel boyut nerelere varacak.
Bu üç yazar kitaplarının hepsini okuduğum ve gerçektende çok sevdiğim yazarlar. Adalet Ağaoğlunu ilk Bir düğün Gecesi ile tanımıştım. Türk edebiyatında ki hep, bataklık kızı Aysel , sazlı damın kızı Aysel lere karşılık bir profösör Aysel çıkarmıştı karşımıza. İç hesaplaşmaların olduğu çok güzel bir kitaptı ve bir ikilemeydi. Meğer önce Ölmeye Yatmak'ı okumak gerekirmiş.
Buket Uzuner ise Kumral Ada Mavi Tuna ile vurmuştu beni.Gerçek hayatla ilgisi yok dendi ama basbayağı Sadri Alışık'ın biyografisiydi. Bi çok çocuğa Ada ismi bu kitaptan sonra verildi.
Elif Şafak ise yazı dilini çok sevdiğim zekasını çok takdir ettiğim bir yazar. Kitap okurken bir yazarın cinsiyetini ilk kez farkettik denilebilir Siyah Sütü okurken
Eğer ortada bir suç varsa ki beni hiiiç ilgilendirmiyor. Kapalı kapalı kapılar arkasında halletsinler. Onları magazinde görmek bana kendimi kötü hissetirdi, promosyon koktu ortalık
Bunlarda diğer kadın yazarların yorumu
Esmahan Aykol: “Öncelikle insanların Adalet Ağaoğlu’na saldırmalarından çok rahatsız olduğumu söylemek istiyorum. Bence Adalet Ağaoğlu’nun her şeyi söylemeye hakkı var. O Elif Şafak üzerinden polemik yaratmadı ki sadece Elif Şafak’ın onu kitabında olduğundan farklı yansıttığını söyledi. Kısacası sadece fikrini bildirdi. Ben asıl polemiği ona saldıranların yarattığını düşünüyorum.”
Şebnem İşigüzel: “Gönül ister ki tartışmalar edebiyat üzerinden yapılsın. Kitaplar tartışılsın. Elif Şafak da sanırım böyle olsun isterdi. Adalet Ağaoğlu’nun hassasiyetini de anlamalıyız. Ancak şunu kabul etmeliyiz ki romancı kadın, yaratan kadın, kasabanın cadılarıyız bir bakıma. Kasabanın cadılarının kimi zaman kapışmasından doğal ne olabilir? Ben yeraltında yaşayıp büyülerini sessizce yapan bir cadı olmayı tercih etmişimdir.”
Alev Alatlı: “Bu tür polemikleri mahallevari buluyorum. Ayıptır.”
Buket Uzuner: Adalet Ağaoğlu’nun yanındayım
Elif Şafak ile Adalet Ağaoğlu arasında başlayan ve halen devam eden polemikte Adalet Ağaoğlu’nun yanında yer alan ve “genç yazarların biraz daha dikkatli olmaları gerektiğini” söyleyen Buket Uzuner, Hürriyet gazetesinin köşe yazarlarından Ayşe Arman tarafından dün Elif Şafak’ı kıskanmakla itham edilmişti. Buket Uzuner, Ayşe Arman’ın yazısına yanıt vermekte gecikmedi ve konu hakkında kısa bir açıklama yaptı.
Buket Uzuner’in yayıncısı Turkuaz Kitap tarafından yollanan, yazarı konu hakkındaki görüşleri ile durduğu yeri net bir biçimde özetleyen açıklama : “Türk edebiyatının değerli ve önemli yazarı Adalet Ağaoğlu ile yan yana durmaktan ve beraber olmaktan gurur duyuyorum.”
bu konuda çıkan diğer haberler, ve bir diğer haber ve bir diğer haber daha
bendenizin notu)): Biliyorum her konuda objektif olmak zordur ve biliyorum ki her zaman tarafsız kalmak doğru değildir. Bazen tarafsız kalmak suçlunun tarafında olmak anlamına da gelebilir. Ama kadın yazarların bu konuda taraf olması bakalım neler getirip neler götürecek izleyelim arkadaşlar izleyelim..
*************************************************
ek bilgi
size izleyelim demiştim işte şimdi de buraya buyrun
Şimdi Adalet Ağaoğlu diyor, ki ben çay ikram etmedim, evimde çay demlenmez, bir şey içermisiniz dedim , çay dedi. Sallama ıhlamur getirdim. Kitabı yazmak için gelmiş ve beni kurgusuna alet etti demiş. Elif Şafak kitabını okuyup okumadığını sorduğunda da - hayır okumadım, sizden bıktım demiş.
Sonra olaya Buket Uzuner de dahil oluyor ve usta çırak ilişkisinden söz edip, neredeyse Elif Şafağa yalancı demeye getirip, lohusalık sendromunu anlattığı kitabını lohusa iken değilde hamileyken yazdığını iddia ediyor.
Olaya son dahil olan kişi ise Dubai Fatihi Ayşe Arman. O da olayı yazar kıskançlığına bağlamış.
Şimdi izlemedeyim bakalım daha kimler olaya dahil olacak ve magazinel boyut nerelere varacak.
Bu üç yazar kitaplarının hepsini okuduğum ve gerçektende çok sevdiğim yazarlar. Adalet Ağaoğlunu ilk Bir düğün Gecesi ile tanımıştım. Türk edebiyatında ki hep, bataklık kızı Aysel , sazlı damın kızı Aysel lere karşılık bir profösör Aysel çıkarmıştı karşımıza. İç hesaplaşmaların olduğu çok güzel bir kitaptı ve bir ikilemeydi. Meğer önce Ölmeye Yatmak'ı okumak gerekirmiş.
Buket Uzuner ise Kumral Ada Mavi Tuna ile vurmuştu beni.Gerçek hayatla ilgisi yok dendi ama basbayağı Sadri Alışık'ın biyografisiydi. Bi çok çocuğa Ada ismi bu kitaptan sonra verildi.
Elif Şafak ise yazı dilini çok sevdiğim zekasını çok takdir ettiğim bir yazar. Kitap okurken bir yazarın cinsiyetini ilk kez farkettik denilebilir Siyah Sütü okurken
Eğer ortada bir suç varsa ki beni hiiiç ilgilendirmiyor. Kapalı kapalı kapılar arkasında halletsinler. Onları magazinde görmek bana kendimi kötü hissetirdi, promosyon koktu ortalık
Bunlarda diğer kadın yazarların yorumu
Esmahan Aykol: “Öncelikle insanların Adalet Ağaoğlu’na saldırmalarından çok rahatsız olduğumu söylemek istiyorum. Bence Adalet Ağaoğlu’nun her şeyi söylemeye hakkı var. O Elif Şafak üzerinden polemik yaratmadı ki sadece Elif Şafak’ın onu kitabında olduğundan farklı yansıttığını söyledi. Kısacası sadece fikrini bildirdi. Ben asıl polemiği ona saldıranların yarattığını düşünüyorum.”
Şebnem İşigüzel: “Gönül ister ki tartışmalar edebiyat üzerinden yapılsın. Kitaplar tartışılsın. Elif Şafak da sanırım böyle olsun isterdi. Adalet Ağaoğlu’nun hassasiyetini de anlamalıyız. Ancak şunu kabul etmeliyiz ki romancı kadın, yaratan kadın, kasabanın cadılarıyız bir bakıma. Kasabanın cadılarının kimi zaman kapışmasından doğal ne olabilir? Ben yeraltında yaşayıp büyülerini sessizce yapan bir cadı olmayı tercih etmişimdir.”
Alev Alatlı: “Bu tür polemikleri mahallevari buluyorum. Ayıptır.”
Buket Uzuner: Adalet Ağaoğlu’nun yanındayım
Elif Şafak ile Adalet Ağaoğlu arasında başlayan ve halen devam eden polemikte Adalet Ağaoğlu’nun yanında yer alan ve “genç yazarların biraz daha dikkatli olmaları gerektiğini” söyleyen Buket Uzuner, Hürriyet gazetesinin köşe yazarlarından Ayşe Arman tarafından dün Elif Şafak’ı kıskanmakla itham edilmişti. Buket Uzuner, Ayşe Arman’ın yazısına yanıt vermekte gecikmedi ve konu hakkında kısa bir açıklama yaptı.
Buket Uzuner’in yayıncısı Turkuaz Kitap tarafından yollanan, yazarı konu hakkındaki görüşleri ile durduğu yeri net bir biçimde özetleyen açıklama : “Türk edebiyatının değerli ve önemli yazarı Adalet Ağaoğlu ile yan yana durmaktan ve beraber olmaktan gurur duyuyorum.”
bu konuda çıkan diğer haberler, ve bir diğer haber ve bir diğer haber daha
bendenizin notu)): Biliyorum her konuda objektif olmak zordur ve biliyorum ki her zaman tarafsız kalmak doğru değildir. Bazen tarafsız kalmak suçlunun tarafında olmak anlamına da gelebilir. Ama kadın yazarların bu konuda taraf olması bakalım neler getirip neler götürecek izleyelim arkadaşlar izleyelim..
*************************************************
ek bilgi
size izleyelim demiştim işte şimdi de buraya buyrun
Etiketler:
ADALET AĞAOĞLU,
AYŞE ARMAN,
BUKET UZUNER,
Elif Şafak
15 Mart 2009 Pazar
pazar sabahından
Günlerden pazar sabahın erken sayılacak saatleri ama ben pörtledim. Gözümü bir açtım artık hiç uykum yok. Kalktım çay suyu koydum. Gamse kursa gittti, Naziş zaten Zuz da. Dün geceye dair hatırladığım tek şey Okan Bayülgen'in Disco Kralını izliyordum. Gerisi meçhul, demek uyumuşum . İlk konuklar Muazzez İlmiye Çığ ve Hayrettin Karaca idi. Çok şekerdi ikisi. Bir eğlence programında olduklarının farkındaydılar ve söylemek istediklerini mesajlarını çok eğlenceli bir şekilde ilettiler. Muazzez İlmiye Çığ'ın geçen yıl başına gelenleri biliyosunuz. Az kaldı 95 yaşında ki bu kadını hapse göndereceklerdi. Suçu işini yapmak , kadın Sümerelog. Sümerlerde yapılan bir uygulamayı söyledi diye bir linç edilmediği kaldı.Hayrettin Karaca öyle bir anlattı ki, her yere meşe dikesim geldi. Hatta meşe palamudu yemek istedi canım. Bu meşe palamutlarını toprağa gömmeye bile gerek yok dedi, düştüğü yerde yeniden çıkar. Hayvan yemi olarak bile kullanabilir , kestane gibi tüketebilirsiniz dedi. Meşhur türküyü hatırladınız mı, sobaların da kuru da meşe yanıyor ammmannn. Dikkat edin yalnız meşeler kuru. Canlı canlı getirip sobaya atmamışlar.
Böle şahhane bir girişten sonra gelelim düne.
Sabah kalktım ki hava günlük güneşlik Zuz'u aradım
kalk artık sabah oldu
her taraf renkle doldu
sütcü koseyi dondü
bütün ışıklar söndü, diye şarkı söyledim. Çünkü onunla programımız vardı ve ilk önce onun evden çıkması gerekiyordu. Mesafeler açısından. - Bir şeyler atıştırıp , giyinip çıkıcam seni arabadan ararım dedi. Taksim de tramvay durağında buluşmak üzere sözleştik. Hava günlük güneşlikti demiştim dimi??. Ben dışarı çıkarken bir deli yağmur başladı. Üsküdara indiğimde caddeyi sel götürüyordu. Önümde yürüyen adam yanındakine - Belediye çelışıyor dedi, şehrin orası su içinde . Gerçekten de iskele meydana bir karış su içindeydi. Motora dar attım kendimi. Şemsiye satıcıları yol kesiyordu, almayanları döveceklerdi neredeyse)). Kabataşa geçerken baktım orada ne yağmur var ne bişe, gökyüzü aydınlık. Hey Allahım dedim ya bu nası memleket caddesinin bir tarafına yağmur yağar bir tarafına yağmaz. Bu aynıyle vakidir(bu osmanlıca mı??) Sonrası finüküler zaten. Yine Japon doluydu.
Taksime çıktığımda Zuz tramvay durağında oturmuş bekliyordu. . . Taksim polis kaynıyordu nedeni az sonra anlaşıldı yürüyüş vardı. Zuz - abla senin geleceğini duymuşlar dedi. Zılgıtları duyunca , yürüyüştekileri de görünce kim olduklarını da anladık. Biraz yürüdük alış veriş yaptık Eniştemi ziyarete gittik. Her zamankinden daha iyiydi. Bizi görünce duygulandı.
Günün geri kalanında kuzenlerle patırtı kütürtü, bol yeme içme. Akşam eve gelirken balık pazarına uğradım. Gamse balık istiyor canım diyordu. Nazlı da evde yokken yapayım dedim. Balık yaptığım zaman masaya bile bereyle geliyor. Saçlarına balık kokusu siniyormuş. Ve asla yemez. Bir tek okullarında ıspanaklı ve püreli mezgit fileto çıkıyor onu yiyor ve çok seviyor. Hatta tarifini aşcıdan alıp getirmişti. Nerde acaba??. Neyse çok güzel olta istavrit vardı aldım geldim ve tava yaptım. Hani ben yemek yapmayacaktım hafta sonun da heheheh rahatlığın bana batması gibi bir alışkanlığım vardır.
Ben şimdi gidip biraz daha yatsam mı ki...
not- bi de meraklısına link. Özellikle İzmirlilere
bi de dün karşıya geçerken bir Kız Kulesine baktım bir Galata Kulesine ve aklıma Bedri Rahminin şu dizeleri geldi
Böle şahhane bir girişten sonra gelelim düne.
Sabah kalktım ki hava günlük güneşlik Zuz'u aradım
kalk artık sabah oldu
her taraf renkle doldu
sütcü koseyi dondü
bütün ışıklar söndü, diye şarkı söyledim. Çünkü onunla programımız vardı ve ilk önce onun evden çıkması gerekiyordu. Mesafeler açısından. - Bir şeyler atıştırıp , giyinip çıkıcam seni arabadan ararım dedi. Taksim de tramvay durağında buluşmak üzere sözleştik. Hava günlük güneşlikti demiştim dimi??. Ben dışarı çıkarken bir deli yağmur başladı. Üsküdara indiğimde caddeyi sel götürüyordu. Önümde yürüyen adam yanındakine - Belediye çelışıyor dedi, şehrin orası su içinde . Gerçekten de iskele meydana bir karış su içindeydi. Motora dar attım kendimi. Şemsiye satıcıları yol kesiyordu, almayanları döveceklerdi neredeyse)). Kabataşa geçerken baktım orada ne yağmur var ne bişe, gökyüzü aydınlık. Hey Allahım dedim ya bu nası memleket caddesinin bir tarafına yağmur yağar bir tarafına yağmaz. Bu aynıyle vakidir(bu osmanlıca mı??) Sonrası finüküler zaten. Yine Japon doluydu.
Taksime çıktığımda Zuz tramvay durağında oturmuş bekliyordu. . . Taksim polis kaynıyordu nedeni az sonra anlaşıldı yürüyüş vardı. Zuz - abla senin geleceğini duymuşlar dedi. Zılgıtları duyunca , yürüyüştekileri de görünce kim olduklarını da anladık. Biraz yürüdük alış veriş yaptık Eniştemi ziyarete gittik. Her zamankinden daha iyiydi. Bizi görünce duygulandı.
Günün geri kalanında kuzenlerle patırtı kütürtü, bol yeme içme. Akşam eve gelirken balık pazarına uğradım. Gamse balık istiyor canım diyordu. Nazlı da evde yokken yapayım dedim. Balık yaptığım zaman masaya bile bereyle geliyor. Saçlarına balık kokusu siniyormuş. Ve asla yemez. Bir tek okullarında ıspanaklı ve püreli mezgit fileto çıkıyor onu yiyor ve çok seviyor. Hatta tarifini aşcıdan alıp getirmişti. Nerde acaba??. Neyse çok güzel olta istavrit vardı aldım geldim ve tava yaptım. Hani ben yemek yapmayacaktım hafta sonun da heheheh rahatlığın bana batması gibi bir alışkanlığım vardır.
Ben şimdi gidip biraz daha yatsam mı ki...
not- bi de meraklısına link. Özellikle İzmirlilere
bi de dün karşıya geçerken bir Kız Kulesine baktım bir Galata Kulesine ve aklıma Bedri Rahminin şu dizeleri geldi
İstanbul deyince aklıma kuleler gelir
Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır
Ama şu Kızkulesi'nin aklı olsa
Galata kulesine varır
Bir sürü çocukları olur.
Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır
Ama şu Kızkulesi'nin aklı olsa
Galata kulesine varır
Bir sürü çocukları olur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
