Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

26 Ekim 2010 Salı

Sabah sabah vır vır


Bir senkron tutturamadım bu sabah... Önce bir film izleyeyim dedim...Gölgesizleri seçtim... sabaha hiç yakışmadı ...neşeli bir şey izleyeyim dedim... Mamma Miayı izlemeye başladım. Merly Streep de vardı hemde...ama sonra bir müzikal istemediğime karar verdim.Gelinlerin Savaşını izlemeye karar verdim sonra. İşte o da bilindik konu. Çocukluklarından beri iki iyi arkadaş... tüm hayalleri ünlü Plaza Hotelde haziran düğünü yapmak...aynı gün evlilik teklifi alınca ve de haziranda bir gün boş olunca ne arkadaşlık kalır ne bişey... işte bu çerçevede gelişen olaylar...

Dün akşam başladım başlıyorum derken araya Gece Güzelliği girince başlayamadığım, Haruki Murakami'nin Sınırın Güneyinde Güneşin Batısındasına başladım ve yarıladım. Murakami'nin , bizim küçüklüğümüzdeki Küçük Hayat Ansiklopedisi kalınlığındaki kitaplarından sonra fındık fıstık oooo dedim bu kitaba.İnsanın kaderini ve maddi dünyayla ilgili gel gitlerini anlatan bir kitap... Bir insanın kalbini hiç onarılamayacak kadar kırdınız mı hiç? ya da en farklı kızı en farklı erkeği ben sevdim, kimsenin dinlemediği müziği dinliyorum çünkü onu ben fark ettim duygusuna kapıldınız mı? hiç. İşte bu duyguları yaşayan Hacime'nin hikayesi.Murakami kitaplarında olduğu gibi , altta bir müzik ve olmazssa olmaz kediler yine var...bir yazar eğer 40 dilde okunuyorsa vardır bir sebebi deyin ve bu yazarla tanışın. Beni tanıştıranda hep söylerim sevgili Zero^dur.

Aslında bu yazıda bir film bir kitap konseptine uydu galiba:)

Dün pazar alış-verişi yapalım dedik Karı-Koca... benim Kocam çok sıkılır bu işten. Marketten toplu olarak alınsın ne farkı vardır ona göre...ama pazarın bir ruhu bir kokusu vardır, bilmez:)Nasıl mandalina kokuyor pazar anlatamam. Yazında çilek kokar aynı böyle... sonra ben pazara çıkmasaydım tezgahta muz poşetini unutan o yaşlı kadının arkasından kim koşacaktı ha!
Bu gün yağmur yağmasaydı Topkapı Müzesine gidecektik... daha önce gittik ama olsun ara sıra hatırlamak iyidir o havayı... Sonra ben müze bahçelerinde oturmayı, hatıra eşya dükkanlarını egzmeye bayılırım...neyse zaten kaldı yağmur yüzünden.Alternatif bir programımda yoktu sanırım evdeyim bu günama sanırım dedim ha !

8 yorum:

  1. merhaba,

    ingilizce biliyorsaniz harukinin kisa hikayelerini burdan okuyabilirsiniz..cok iyi bir marathon kosucusu ve Harvard'da ders vermis oldugunu biliyor muydunuz?

    http://www.murakami.ch/hm/shortstories/shortsories_a_long_way_from_stuffed_cabbage.html

    p.s. "da", "ama" ayri yazilacak:))

    YanıtlaSil
  2. ayrica "alisveris" ve "kari koca" da boyle yazilacak:))

    aklima geldi..madem kis geliyor vefaya gidip leblebi ile boza icer misiniz? benden olsun:))ustune tarcin da koysunlar...oyle ayak ustu degil aynali vitrinlere bakarak oturarak icin ama..

    YanıtlaSil
  3. çok ama çok sevgili Adsız,

    evet biliyordum hatta bu nedenle koşar gibi yazdığını da... hatta bir zamanlar bir bar işlettiğini de.Murakami çok sevdiğim bir yazardır. O yüzden hakkında geniş bir araştırma yapmıştım. Link için tekrar teşekkür ederim

    Türkçede biz maraton diye yazarız birde. O kelimeleri o biçimde yazmak hoşuma gidiyor. Bunun aramızda bir hoşluk olduğunu düşündüm başlangıçda ama eğer bu dilbilgisi dersine dönüşüp yazma isteğim üzerinde bir baskı oluşturacaksa küsüşürüz:)
    Eğer yolum o tarafa düşerse boza içerim... bir ziyaretinizde size ikram etmekten de zevk duyarım
    sevgilerimle

    YanıtlaSil
  4. Lale abla;

    ne çok kitap var yine hepsini okumak istiyorum. Ne olacak bu halim benim :):)

    murakami 'yi senin sayende tanımaktan çok mutluyum. iyi ki paylaşıyorsun :)

    öpüyorum

    YanıtlaSil
  5. Lale senin maratonuna da ben yetişemiyorum anacım :)ne çabuk yarıladın kitabı tü tü tü..Of valla pazarı her zaman tercih ederim yakınımda olsa birde zaman ne güzel oluyor bizim pazarlar..öptümmm.
    asis

    YanıtlaSil
  6. Valla dostum ben de bu sabah ayarsızım. Biraz ondan biraz bundan, hava zaten beni sinir eden türden.Hanım grip, ev dandini, iş çok yapacak adam yok.. Yani hafta biraz sinir gidecek anlaşılan. Aslında ben de heybelide çok arkadaşım olmasına rağmen yaz boyu gidememiştim, bu gezi vesile oldu tesadüfte arkadaş balığa çıkınca paraketadan kırlangıç vurmuş..denk düştü.Uzun süredir yememiştik. Hayat geçiyor bir yerinden yakalamak lazım. Bir daha sefere inme vapurdan.. Belki aynı restorana düşeriz...:) başak Restorana... Sağlıkla...

    YanıtlaSil
  7. Laleciğim ne güzel kitaplar okuyorsun,ayrıca cevabını çok beğendim,sanki biz burda sınavdayız Allah Allahh:))

    YanıtlaSil
  8. Murakami kitapları erkek olsaydı, ben onlara çoktan aşık olmuştum. Böyle bir tutku, böyle bir his, böyle bir bağımlılık Murakami okumak bence:) sevgiler

    YanıtlaSil

içinizden geldiği gibi yorumlayın ama unutmayın ki keser döner sap döner gün gelir hesap döner:))