Dün evimiz temizlendi paklandı... Ben de iki ev arasında gidip gelmekten helak oldum... Yakın olmasa ne yapacaktım bilmem... Ev temizlenirken de oturdum, şu şuraya bu buraya diye kafamdan yerleştirdim oldu bitti... Wirginia Woof'un gittiği yoldan gidip kendime ait bir oda yapma peşindeyim...Ay bi de baktım ki, kocam da oranın peşinde töbe töbe...Valla kanımın son damlasına kadar orayı savunma peşindeyim, hiiiççç anlamam da dinlemem de:)
Taşınma işi çarşamba gününe kaldı. Çünkü bu arada önce Gamse hastalandı sonra da kocam...Kocam Gamse'ye girdin dibime dibime bana sattın en sonunda diyo...Ama ne hastalık, yatağın içinde yüzlerce kez hapşırıyo belki.Adamceyiz resmen süründü...Ama kendisi kimya ilmi tahsil ederken ek ders olarak tıp seçtiği için:) kendi teşhisini koydu ve yarın iyileşeceğini ilan etti.Bu gün akşama doğru iyileşmeye başlayıp, yarın tam olarak iyileşmiş olcakmış.
Bunun dışında hiç birşey yapmıyorum, tamamiyle taşınmaya odaklanadım.Film izleyemiyorum, kitap okuyamıyorum, konsantrasyon sorunu yaşıyorum anlayacağınız...
Kızların taşınma ile ilgili bir problemleri yok, sabah bu evden çıkacaklar, akşam o eve gelecekler bu kaa...Şimdi tek tek arayıp, yemekte evde olamayacaklarını bildirdiler bile... Huhh şahane bezelye ve pilavımı kaçırdılar. Kendime de semizotu pişireceğim birazdan. Belki salatasını yaparım. Geçen gün Yeliz ağzımı sulandırmıştı... Şöyle azcık da sızma değdiririm. Bir kaç tane de zeytin atayım.Salatada zeytine bayılırım.Bu arada iyi aklıma geldi, diyetisyenime mail atıp bu hafta gelemeyeceğimi bildirmem gerek.
Benden haberler bu kadar. Kendime tarih koydum. 1o Mayıs itibariyle sahalara döneceğim. İlk başlayacağım kitap, daha önce de söylemiştim Haruki Murakami'nin 1Q84...İlk gideceğim yer kuzen OYA... Oyaa okudun di mi?. Gelicem kıss, hatta Zeki Abin ile planlarımız var seninle birlikte...Tiyatro sezonunu kapatacağım güzel bir oyunla, sabah filmlerimi kendime ait odamda izleyeceğim:))
Hadi gittim ben şimdilik.
gitmeden bir duyuru... Buğday Tanesi geçen yıl düzenlediği kitap etkinliğinin ikincisini düzenliyor. İlki pek şenlikli geçmişti...Katılmak isteyenler buraya tıklayın anacım...Bu etkinlik benim tam taşınma sürecine rastladığı için direk D&R dan adrese teslim olacak. Şimdiden bana çıkacak arkadaştan özür diliyorum.Gönül isterdi ki,kitabı gidip seçme, kartı o caanım elyazımla yazma, bizim kazulet PTT' cinin önünde bekleme, ne var bunda kitap mı? yine sorusunu duymazdan gelme fırsatım olabilsin. İnşalah bir daha ki sefere... D&R cılarda alışıktır bize, istersek şiir bile yazarlar içine,referans Leylak Bacı:))
Geçen yıl etkinlik sahibi Buğday Tanesi bana çıkmıştı ve ona Paul Auster'in New York Üçlemesini hediye etmiştim. Üstünden çok geçmeden Buğday kardeş New York'a gitti...Bu arada lütfen Hıdırellezde Zuz'a Cunda'da pansiyon çizdiğimi ve kağıdı Kuzguncuk^dan denize attığımı hatırlayınız... Evde saçımı taramayı beceremeyebilirim ama köyde gelin başı bağlarım icabında...
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
27 Nisan 2012 Cuma
24 Nisan 2012 Salı
foto şipşak
Üsküdar Lale Sinemasının içindeki fotoğrafçıda çekilmiş... Elbiseyi Olgunlaşma Enstitütüsüne giden teyzem yıl sonu defilesi için dikmiş. Resimde görünmüyor ama elbisenin eteklerinden beline doğru kanaviçe işlemeler var. Ve ben bu elbise ile podyumda yürümüştüm:))
Can'ım Cankuşumun hediyesi... Benim için boyamış okulda... Cicianne sürpriiiiz diye verdi... O resmi boyayan elleri yesin Ciciannesi...

Blogger eski ara yüzüne dönmezse ben bu işi kıvıramam bu ne ya...
not:ay neyse ki,istendiğinde eski ara yüze dönülebiliyormuş. Ama yeni de video kaydetme özelliği vardı:)
22 Nisan 2012 Pazar
pazar
Dün sabah Gamse biraz hasta gibiydi. Bir gün önceki 23 Nisan provalarında terlemiş üşütmüş herhalde.Birlikte kahvaltı ettik, ilacını içti, salonda teelvziyonun karşısına kuruldu. Biz de Naziş ve Kocam ile birlikte Kuzguncuk'a kadar yürüyelim dedik. Sabah Naziş bana -anne yürüyüş yapalım mı? diye sorar sormaz ; yağmur şarrrrr diye cevabı verip , çocuğumun moralmanini yerle bir etmişti.Öğleden sonra açınca , hemen hazırlandık gittik. Ama vay efendim ben hasta çocuğumu evde bırakıp gezmelere gitmişim. Altı üstü bir iki saat evde yoktum.Beni yürüyüşe götüren de tam Sittirella ile telefonda konuşurken anne diye çağırıp duruyordu ben de hiç bakmıyordum, meğer resmimi çekecekmiş. Ben de saf saf konuşmam bitince gülerek poz verdim, herhalde lalelerin yanında resmimi çekecek diye... Gerçi fikri veren kocammış ama resmi Gamse'ye gönderen de Naziş...
Benim mail şifrem, banka şifrem, blog şifrem, facebook giriş şifrem hep bunların elindedir. Zuz yerime arkadaş onaylar, diğeri bloguma girip korsan yazı yazar, hesabımdan oyun oynar. Benim kişisel hesabıma para yatırıp fon hesabı açıp hesabımı kullanılmaz hale getirir. Bunları neden kendi hesaplarından yapılmadığını bir onlar bir Allah bilir. Henüz ben akıl sır erdirebilmiş değilim.
Evde boya işi devam ediyor. Kocam, ustaya-Usta, benim hanım çok huysuzdur, aman dikkat et uğraştırma beni de seni de demiş. Var mı? böyle bişi...Adam, ben gider gitmez eline aldı bezi orayı burayı siliyor. Ben de bilmiyorum ya- ben sana daha iyi bezler göndereyim dedim:))
Dün gece Survivor izledik. Nihat'ın hatırına Ünlüleri tutuyoruz...Bu akşam yine onu izleyeceğiz...
Bu akşam yeni bir kitaba başlayacağım ama henüz karar vermedim.Gece karar vereceğim.
Benim mail şifrem, banka şifrem, blog şifrem, facebook giriş şifrem hep bunların elindedir. Zuz yerime arkadaş onaylar, diğeri bloguma girip korsan yazı yazar, hesabımdan oyun oynar. Benim kişisel hesabıma para yatırıp fon hesabı açıp hesabımı kullanılmaz hale getirir. Bunları neden kendi hesaplarından yapılmadığını bir onlar bir Allah bilir. Henüz ben akıl sır erdirebilmiş değilim.
Evde boya işi devam ediyor. Kocam, ustaya-Usta, benim hanım çok huysuzdur, aman dikkat et uğraştırma beni de seni de demiş. Var mı? böyle bişi...Adam, ben gider gitmez eline aldı bezi orayı burayı siliyor. Ben de bilmiyorum ya- ben sana daha iyi bezler göndereyim dedim:))
Dün gece Survivor izledik. Nihat'ın hatırına Ünlüleri tutuyoruz...Bu akşam yine onu izleyeceğiz...
Bu akşam yeni bir kitaba başlayacağım ama henüz karar vermedim.Gece karar vereceğim.
21 Nisan 2012 Cumartesi
Bu İhanetin Belgesidir :)
20 Nisan 2012 Cuma
Böyle işte

Evin boyalarını seçtik dün... İşin uzmanlarınca renk karmaşasına gitmeden tek renkte kalmamız önerildi. Ve kumsal bejinde hemfikir olduk.
Nihayet aylardır beklediğim kitap Doğan Kitap'dan çıktı. HARUKİ MURAKAMİ'nin 1Q84...George Orwel'in 1984 romanına göndermeler yaptığı için ve de Q Japoncada dokuz olarak okunduğu için bu adı alıyor.Yeni evimde yeni bir Murakami'ye başlayacak olmanın coşkusu doldu içime. Bu 1000 sayfalık gerçekle gerçek üstüler arasında gidip gelmeye hazırım ben:))Yalnız yine söylüyorum Doğan Kitap kapak konusunda çok kötü...Bu kapak hiç ama hiç yakışmamış.
İki filmim var sözünü edeceğim ilki Tutku Günlükleri... John Depp kitabın yazarının hayranıymış ve filme alınmasını çok istemiş. Bu yönetmenin-Bruce Robinson- canı isteyen seyretsin tarzını çok severim. Karaip Korsanlarından sonra böyle bohem bir rolde izlemek hoş oldu, John Depp'i... Filmde bir kaç mizahi sahne vardı ki hem çok yaratıcıydı hem de çok güzeldi. Bir iki tane olan fantastik sahnelerse hiç hoşuma gitmedi.

İkini film ise, artık klasik hale gelen bir Japon filmi... Nobody Knows... Gerçek bir hikayeden uyarlanmış. Hatta Japonya'da blogculardan sanırım Erihu idi... Bu olayın geçtiği evin önünden geçtiğini yazmıştı.Her biri farklı babadan olan dört çocuğunu evde terekederek ortadan kaybolan annenin ardından çocukların verdiği yaşam mücadelesi...Bu filmi size izlemenizi önerdiğim filmler listesine lütfen koyun...
Bugün okey grubumla buluştum ama elim okeyde, kafam evi yerleştirmekle meşgul olduğundan durum vaziyetleri nanay...
BİTTİ
Etiketler:
Cunda Adali Pansiyon,
film,
Nobody Knows,
tutku günlükleri
18 Nisan 2012 Çarşamba
kısa kes Aydın havası olsun

Zeytinyağlı taze fasulye pişirdim
Film izledim..
Pencereden fırtına seyrettim
Müzik dinledim...TIK
Kuzenlerimle telefonda konuştum
Kitap okudum
Akşam oldu ...
17 Nisan 2012 Salı
öğle sonrası
Bir günde iki yazı ender eklerim ama bugün böyle rastladı...
Kahvaltıdan sonra karı koca iskeleye indik ve sahilde yürüyüş yaptık.Ağır bir hava vardı, yağış sıkıntısı gibi...Kocam tutturdu -Lale, hava alamuk. Otuz yıldır evliyiz, bu adamceyize bir alamuğu öğretemedim,bir de turşu kavurması yediremedim. Her sıcak ama bulutlu havaya alamuk der, turşu kavurması görünce de; pişmiş turşuyu nasıl yiyorsunuz diye şaşar şaşar şaş kalır. Ben de Ona annesinin erikli ya da kızılcıklı çorbasını hatırlatırım. üstelik de kıymalı, üstelik de çok güzel olur:))
Alamuk hava, Ordu'da denize girerken bakarsın hava bulanıktır, bulutlardan güneş görünmez bile, üstelik de hafiften bir rüzgar eser. Ammaaa buna aldanır da önlem almazsanız, hastanelik olma derecesinde yanarsınız. Bir garip birşeydir. Bulutların arasından süzülen güneş ışığı insanı gafil avlar. Neyse sonuç da alamuk böyle bir şey:))
Yürüyüş sonrası herzaman ki yerimizde çay ve kitap ,gazete okuma molası verdik. Bugün, öğrencilerin Kız Kulesi günüydü galiba akın akın geldiler. Teknelere doluşup doluşup kuleye gittiler. Kulenin her tarafından salkım saçak sarktılar.Bir ara bizim garson bile olaya müdahil oldu. Öğretmeniniz nerede , sıradan çıkmayın, sizi aramasın diyordu:))

Falcılarıyla, çiçek ve parfüm satıcılarıyla, martıları, karabataklarıyla yine başlıbaşına bir hengameydi Üsküdar... Çok ama çok memnunum yeniden burada olmaktan. Az kaldı, hadi şu metro inşaatı bitene kadar biraz tebdili mekan yapalım diyen kocama uyacaktım:))
Aşağıda gördüğünüz beyaz leylak, Leylak Dalı hanfendi için özel resimlendi. Bizim yan sokaktadır kendisi.. Kocamla yolda ayrılmıştık, elim kolum doluydu, makineyi tek elle çantadan çıkarıp, tek elle çektim...Ece dediki bu çok nadide bir leylakmış.Beyaz leylak az görülürmüş...
BİTTİ
Kahvaltıdan sonra karı koca iskeleye indik ve sahilde yürüyüş yaptık.Ağır bir hava vardı, yağış sıkıntısı gibi...Kocam tutturdu -Lale, hava alamuk. Otuz yıldır evliyiz, bu adamceyize bir alamuğu öğretemedim,bir de turşu kavurması yediremedim. Her sıcak ama bulutlu havaya alamuk der, turşu kavurması görünce de; pişmiş turşuyu nasıl yiyorsunuz diye şaşar şaşar şaş kalır. Ben de Ona annesinin erikli ya da kızılcıklı çorbasını hatırlatırım. üstelik de kıymalı, üstelik de çok güzel olur:))
Alamuk hava, Ordu'da denize girerken bakarsın hava bulanıktır, bulutlardan güneş görünmez bile, üstelik de hafiften bir rüzgar eser. Ammaaa buna aldanır da önlem almazsanız, hastanelik olma derecesinde yanarsınız. Bir garip birşeydir. Bulutların arasından süzülen güneş ışığı insanı gafil avlar. Neyse sonuç da alamuk böyle bir şey:))
Yürüyüş sonrası herzaman ki yerimizde çay ve kitap ,gazete okuma molası verdik. Bugün, öğrencilerin Kız Kulesi günüydü galiba akın akın geldiler. Teknelere doluşup doluşup kuleye gittiler. Kulenin her tarafından salkım saçak sarktılar.Bir ara bizim garson bile olaya müdahil oldu. Öğretmeniniz nerede , sıradan çıkmayın, sizi aramasın diyordu:))
Falcılarıyla, çiçek ve parfüm satıcılarıyla, martıları, karabataklarıyla yine başlıbaşına bir hengameydi Üsküdar... Çok ama çok memnunum yeniden burada olmaktan. Az kaldı, hadi şu metro inşaatı bitene kadar biraz tebdili mekan yapalım diyen kocama uyacaktım:))
Aşağıda gördüğünüz beyaz leylak, Leylak Dalı hanfendi için özel resimlendi. Bizim yan sokaktadır kendisi.. Kocamla yolda ayrılmıştık, elim kolum doluydu, makineyi tek elle çantadan çıkarıp, tek elle çektim...Ece dediki bu çok nadide bir leylakmış.Beyaz leylak az görülürmüş...
BİTTİ
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
