Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Kadıköy...Kadıköy

Bu günkü programım da Meral ile Kadıköy vardı... Meral ailemizin art direktörüdür... Görümcemin kızıdır ve de kankalarımdan biridir.Kim derdi ki tanıştığımızda dört yaşında olan bu kız,büyüyecek ve bana arkadaş olacak...Bu gün; Gamse'nin dersi vardı. Naziş'in arkadaşının doğum günü...O yüzden aramızda olamayacaklardı...

Meralle saat bir gibi buluşup Kadıköy'ê gittik... Önce her zaman ki gibi Ferit Bey'in yerinde Türk kahvelerimizi içip sohbet ettik. Hava çok güzeldi. Nihayet bir bahar günü yaşadık... Sonra Gamsegamse aradı, dersten çıktım neredeyseniz oraya geleyim dedi....

Gamse gelince dergicidir , Kitapçıdır dolaştık...Eski film afişleri aldım...öğle yemeğimizi Çiya'da yedik... Herkes sevmez ama bizim için özel bir lezzet olan Mumbar dolması yedi,k en başta:))Bundan beş yıl önce yemiştim son kez , sevgili Rukiye , Adana'dan uçakla göndermişiti:)) O zamanda en son bi 15-20 yıl önce yemiştim zaten...Beni daha önce tanıyanlar bu hikayeyi biliyor ama bilmeyenler için burada...
Çiya'da genellikle yöresel yemekler bulunur. Mutlaka uğramanızı öneririm. Gurmelerin yaptığı en iyi ve en kaliteli lezzet durakları arasında; ilk sıraya girer her zaman... yalnız sakız ağacının filizlerinden mi,köklerinden mi yapılan bir salata vardı ,onu denemek isterdim , artık bir daha ki sefere dedim:)Çiya hakkında biraz daha bilgi derseniz burada

Çiya'dan sonra o dükkan senin bu dükkan senin girdik çıktık. Son keşfim olan bir dükkandan söz edeyim.. Maya Store... Çok tatlı bayanlar çalıştırıyor... Dükkandak bir çok şey kendi tasarımları... Oradan bir kaç resim çekmediğime çok pişman oldum... kendime; bu Küçük Prens okuyan baykuş , broşu aldım ve alır almaz da taktım... Meral de çok güzel ipek fularlar aldı. Yeri; Şifa Hastanesinin yukarısında Mantıcı Sayla^nın karşısı...

Bu günün benim için en önemli etkinliği Bilinmeyen Sinemalar Film Festivaliydi... Ta dünden kafama koymuştum zaten. Meral ile Gamse Koton'a girince ben de hemen Kadıköy-Moda Sinemasından davetiyelerimizi aldım... Bu festivalde oynayan filmleri iücretsiz izliyorsunuz... tek şart yarım saat önce orada olmak. Festival salı günü sona eriyor. Bizim izlediğimiz film;Himalaya-Bir Şefin Çocukluğu idi... Ben filmi çok beğendim.Tibet dilinde gösterildi , Türkçe ve ingilizce alt yazılıydı.. Kadıköy-Moda'nın da İstanbul'un en rahat film izlenen sinemalarından olduğunu hatırlatayım...

Himalaya – Bir Şefin Çocukluğu / Himalaya – L'Enfance d’un chef /

Nepal’in Doplo bölgesinde geçen cesaret, inanç ve dayanışma yüklü bir film, Himalaya - Bir Şefin Çocukluğu. Eric Valli’nin yönettiği yapım, hikâyesi kadar sağlam karakterleri ve muazzam doğa manzaralarıyla da dikkat çekiyor.

Yaşlı reis Tinlé'nin oğlu Lhakpa, kervanla çıktığı yolculukta hayatını kaybeder. Lhakpa’nın ölümü, tuz taşıyan yak sürülerinin yeni bir lidere ihtiyacı olduğu anlamına gelmektedir. İhtiyarlar meclisi yeni liderin Karma olmasını ister ama Tinlé, genç adamı oğlunun ölümünden sorumlu tuttuğu için buna karşı çıkar. Yeni bir kervanın yola koyulması için şamanlar tarihi belirlerken, Karma şamanlara kulak asmaz ve vaktinden önce yola çıkar. Tinlé ise şamanların belirlediği günde, yanında keşiş oğlu, yaşlı arkadaşları ve gelecekte şef olmasını umduğu torunuyla kendi kervanını hazırlar ve Karma’nın peşinden gider. Tinlé’yi sadece Karma’nın kervanı değil, yüksek dağlar, tipi ve yorgunluk da beklemektedir.

Nepal’in güzel ama inatçı doğa koşullarında geçen film, iyimser ve insancıl bir hikâye anlatıyor.

Ödüller
:
2000 Oscar Ödülleri : En İyi Yabancı Film Adayı
2000 César Ödülleri, Fransa : En İyi Görüntü, En İyi Müzik
1999 Ghent Uluslararası Film Festivali: Seyirci Ödülü, Büyük Ödül, Özel Mansiyon
2000 Huelva Latin Amerikan Film Festivali: Vision Europa Ödülü

Ülke: Nepal, Fransa, İsviçre, İngiltere Yönetmen: Eric Valli Senaryo: Eric Valli - Jean Claude Guillebaud Müzik: Bruno Coulais Oyuncular: Thilen Lhondup, Gurgon Kyap ve Lhakpa Tsamchoe Süre: 108 dak Yapım Yılı: 1999

Filmden çıktığımızda saat altı buçuk olmuştu ama hava pırıl pırıldı ... yürüyerek balık pazarına indiğimizde gördük ki ;insanlar, akşam yemeği için her yeri doldurmuş. Yiyorlar içiyorlar. Aaa biz de acıkmışız dedik ... Meral ve Gamze midye dolma midye dolma dediler... Mercan'ın yolunu tuttuk tereasına kurulduk. gerisini anlayın gayri...

11 Mayıs 2011 Çarşamba

KÜÇÜK ŞEF



bize elleriyle börek yapıtı...fırına koydu... Şimdi balık unluyormuş annesi kızartıyormuş. Artık sırtım yere gelmez...

Master Chef Lale







Bu gün daha doğrusu bu akşam çok hoş bir etkinliğe katıldım.Fikri Muhim davetlisi olarak Tefal'in sponsorluğunda grçekleşen bir workshopta yer aldım...Mutfak Sanatları Akademisinde... Bir Dilim Sohbet Zero buradan mezun oldu... Zero^da okudukça gördükçe merak eder bir taraftanda özenirdim. Neyse kısmet oldu...Bu akşam 28 kadın şefler eşliğinde hem pişirdik hem yedik hem de çok eğlendik...Yedik içtik eğlendik, sertfikalarımızı da aldık geldik. Daha ne olsun , her gün böyle olsun...

Sabah, film, şu bu işte

Bu sabah hava güneşli galiba... Mayıs ayının ilk 10 gününü bitirdik ama henüz bahardan ses seda yok. Gerçi bu gün hava aydınlık , güneşli gibi duruyor ma yine de mayıs ayı için oldukça serin bir hava... hatırlıyorum da lise yıllarında 19 Mayıs gösterilerine hazırlık için stadyuma giderdik. Her okuldan gelen öğrencilerle ortak çalışmalar yapardık. Bu çalışmalar 15-20 gün hatta bir ay önceden başlardı , derslerden izinli sayılırdık, beden eğitimi derslerimiz kafadan 10 olurdu ve nasıl yanardık güneşten... O zamanlar , günler öncesinden kızların etek boyu tartışılmazdı... Sanırım törenlerin coşkusu da bu etek boyu tartışmalarının arasında tüm heyecanını yitirdi. Bu sabah kalktım, önce bir parti çamaşır attım makineye, sonra yeşil çayımı içerken bir taraftan da kahvaltı için çay suyu koydum. Çay suyu kaynarken yatakları düzelttim veee kahvaltımı yaparken de çok güzel bir film izledim.Böylelikle bana nasıl bu kadar film izleyebiliyorsun diye sorulan sorulara da açıklık
getirmiş oldum:)
.

Sevgi Ziyafeti ya da orjinal adıyla ''love feast''... Baş rolde Morgan Freeman'ın olması benim için referanstı ve yanılmadım. Çok güzel bir film izledim. Charles Baxter'ın aynı adlı kitabından uyarlanmış.
Videoyu izlerseniz film hakkında yeterli fikir edinmiş olur böylece izleyip izlememeye karar verebilirsiniz.

Şimdi oldukça yoğun bir gün beni bekliyor. Eğer bu gün yapmak istediğimi gerçekleştirebilirsem yarın size anlatacağım çok şeyim olacak...

düzenleme:Nihat, Euruvision'dan elendiğimizi duyunca bize ne diyecek şimdi. Oturup kalkıp onu düşünüyorum...Acun söylemese bari de morali bozulmasa:)

10 Mayıs 2011 Salı

Hayvansever Naziş



Naziş bu gün eve gelip de,okulun bahçesinde ki kediyi veterinere götürüp ,üstüne kaydettirdiğini adını Salem koyduğunu ve onu okulun kedisi yaptıklarını söyleyince ; bir kez daha anladım ki O'nun hayvanseverliği spor olsun diye değil...Sadece ulaşabildiklerine değil, evlat edindiği nesli tükenmekte olan bir saz kedisi ve okyanusta yaşayan bir deniz kaplumbağası var... Ama keşke sadece kedi köpek gibi ne bilim kuş balık gibi hayvanlarla sınırlı kalabilseydi bu sevgi... Sürüngenleri es geçseydi mesela))Adını duyduğumda beni zıp zıplatan hayvanları eline almaya kalkmasaydı... Ama iguanaları bile eline alan omzunda gezen bu kız, ufacık bir örümcek görmeyiversin duvara tırmanır:))

Bu gün eve erken geldi. Evde de kimse yok sakin sakin oturuyoruz, kahvelerimizi içtik. Şimdi O da kitabını aldı uzandı, ben de bana tavsiye ettiği ikinci kez bile okurum dediği Esrarname'ye devam edeceğim...

Bu akşam bakalım Cemile'nin Suçu Ne... her seferinde izlemeyeceğim diyorum ama yine de izliyorum, mazoşistmiyim neyim:))

MİLLİYET gazetesinden telefonuma mesaj geldi, dahi yönetmenler çekti ama yasaklandı... 10 filmin dvd sini bilmem kaç kupona veriyoruz diyor. Filmlere baktım da annem ne zaman yasaklandı onlar , yasaklandıysa ben niye izledim hepsini:))
Ama ödüllü kitaplar çok güzeldi , bak onların kuponlarını biriktirdim. hem de çoğu evde olduğu halde... Okumayana veririm, okumadıklarımı okurum. Böyle gelin bana... öyle yok yasaklı filmleri veriyorlarmış:))

Tamam bu yazı burada bitti bence...

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Haftanın ilk günü nasıl geçti diye sorsalar işte öle derim...Okuduğum kitabı yarım bıraktım daha doğrusu geceleri okumamaya karar verdim.Naziş'in tavsiye ettiği kitap tabi ki cinli perili olacaktı::)) İzlediğim film de yarım kaldı çünkü; ikinci cd bozuk çıktı. Nasıl da özenmiştim Colin Firth ve Julien Moor'lu The Single Man izlemeye. İkisine de bayılırım... Hele Colin Firth'i, Bridge Jones'un Günlüğünde giydiği o geyikli kazağıyla gördüğümden beri:))Bunu da bin kere yazdım belki... Bu akşam Murat Gülsoy'un ''Bu Filmin Kötü Adamı Benim'' e başladım. Şu an 40 sayfa falan okudum...Yazarın okuduğum ilk kitabı, bakalım senkron tutturacakmıyız...

Bu akşam çok takdire şayan bir olay gerçekleştirdim. Aakşam yemeğini yedikten sonra, kuruldum teelvizyonun karşısına hem Survivor izledim Hem de bir tencere dolusu etli yaprak dolması sardım .Survivorda favorim Nihat...Ne yani, adamın felsefesi var, bir kere... Bir sürü de atasözü öğrendim ondan. Mesela; atın üzerinde sinek olacağına at ol, gibi. Asena'dan ne öğrendim, , Pascal'dan ne öğrendim. Kaç yıldır Beşiktaş seyircisi, Pascal bizi diskoya götür diye slogan atıyo da bi kişiyi bile götürdü mü?Hah gaza gelip diskalifiye de oldu zaten. Nihat'dan öğreneceğimiz daha çok şey var. Sonra adam kadınları bir takdir ediyor ki... Bir kadının karşısında ben kim oluyorum ki dedi dün akşam, imparatorlar, krallar dize gelmiş önlerinde de... Bknz; Hürrem:)

Yarın hava güzel olsun istiyorum...

8 Mayıs 2011 Pazar

Anneler günü kutlaması


Anneler gününü de kutladık bin şükür:)) Bağlarbaşı Bağ Pastanesinde ufak bir kutlama yaptık... En favori görümcem, kızı Meral ve Naziş ve de Gamsegamse ile.
Bağlarbaşı Bağ pastanesininin Altunizade de ki yerinde oturduk. Bahçesi de iç mekanı da çok güzel... Makarnaları, sandviçleri, pastaları da ağzınıza layık. Eğer yolunuz buralara düşerse ve oturacak mekan ararsanız tavsiyemdir...Bizim kızların hepsi başka bir çeşit makarna isteyip sonrada birbirlerinin tabaklarında gözleri kaldı.

Bu gecenin programında erken yatmak gibi bir düşüncem var . Dün gece daha doğrusu sabahın dördünde uyanıktım hala... İzlemeye de bir şey bulamadım Lale Devrinin tekrarını izledim. Hiç izlemediğim bir dizi olmasına rağmen bir takıldım. Hatice Arslan harika oynuyor doğrusu... Ferhunde Hanım ve Kızlarından beri beğenirim kendisini...

Şu anda Başbakan m tv de fıkra anlatıyor töbe töbe... Kendini süper ligde görüyormuş bu arada... Sanırım Patagonya'nın süper liginde....

Gittim ben... iyi bir pazar akşamı olsun...