Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Siz uyuya durun biz kızlarımızı yolcu ettik, yeşil çay eşliğinde birer dilim elmalı pastayı lüplettik bile:)))Sabahları akşam haberlerinin tekrarından ve en dandik filmlerden başka bir şey yok tv de. Keşke Tarihin Arka Odasını sabah tekrarları yapsalar. Çok sevdiğim bu programı hiç bir zaman sonuna kadar izleyemiyorum. Sabaha kadar sürüyor çünkü. Bir de Pelin Batu , format gereği mi orada acaba?? bazen kendisi de isyan ediyor, beni hiç konuşturmuyorsunuz diye:))) Bu programda da şarkı araları var ama müzisyen Murat Bardakçı'nın kendisi. Çok güzel tambur çalıyor.Akşam da Aşk-ı Memnu izledik. Anam, bu Beşir ne salak bi oğlan. Sen tut evin kızına aşık ol. Gül gibi Cemile'yi bırak da. Al Cemileyi. Oturun köşkün müştemilatında, elektrik , su fatırası yok, kira derdi yok, mutfak masrafı yok.İki maaş, bir iki yıla kalmaz yazlık kışlık alırdın. Sanane ama sanane, Behlül'lle Bihter'in yediği nanelerden, üstüne vazife mi. Oh olsun işte sürün şimdi. Anneannem aynen böyle dizi izlerdi işte. Oyuncularla kavga döğüş. Öpüştüklerinde terbiyesizler derdi bir de:)))O Aşk-ı Memnunun ilk versiyonunu izlemişti.Kitabım bitiyor, bitiyo üzülüyorum dedim gece okurken; kocam bir tuhaf baktı yüzüme:)).Yarın yürüyüşlerime kaldığım yerden devam ediyorum. Dün yaptığım elmalı pastayı bitireyim de hehheehehe .Kendim için yaptığım tek pastadır. Yerler ama işte öyle yerler, ayıp olmasın diye. Naziş ağzına koymaz, Gamse tırtıklar, kocam çayının yanına bir dilim alır. Dün temizlik vardı ev de, bitince bir de elmalı pasta attırayım dedim, temiz temiz yerim:))Aşk-ı Memnuya da yakışır. Biri yasak Aşk biri yasak meyve . Kötü bi esprimiydi?? yooo hiç de deği, fena bile sayılmaz. Biz de Cem Yılmaz değiliz herhalde yani.Ahhh az kaldı unutuyordum , dün bir ödül aldım İkiz annesi sdilek den.
Ödülü alan kişi bunu 12 kişiye verecekmiş isimlerini ve blog isimlerini beliterek...Ben bu ödülü değişiklik yaparak beni blog dışından izleyenlere veriyorum.Fatih, Zuz, Aysel, Oya, Nermin , Beril, Ebru, Rezzan, Hüseyin,Neşe,Fatma,Berrin, Kuzeyli Adsız, California'lı Adsız ve benim bilmediğim tüm blog dışı okuyucularıma veriyorum. Sizler de blog arkadaşlarım kadar özel ve değerlisiniz ve bu ödüllere layıksınız.Not: Bloğumun sağ tarafında gördüğünüz videodaki şarkıyı dinlediniz mi? bir çingene şarkısıdır. Bu gün özellikle dinleyin Selendi'den sürülen çingeneler için...
Güne kargalar kahvaltı etmeden başladık yine... Gamse okula yemek götürdü bu gün hehehhe yemekte dalyan köfte olduğu günler yemekhaneye bile inmiyor. Ne garip, yeni evliyken; evimize gelen ilk misafire dalyan köfte pişirmiştim. Yemek kitabında en afilli o duruyordu çünkü:))Misafirler bayılmıştı.Resim yemek blogcularının atası portakalağacından. E napim herhalde dalyan köfte yapacak resmini çekip buraya koyacak halim yoktu . Şimdi başka yerden alsam, anam benim yemeemm, benim tabaaam, benim tasım diye gelirler haklı olarak. Bu gün Cancan biz de heheheh Babannenin tansiyonunu çıkartmış. Hem geliyo hemde ne yemek var diye de soruyo bir de. hemen etli türlü yaptım ona. Patatesli, ıspanaklı , havuçlu karnabaharlı pırasalı , birazda kepekli bulgur koydum , azcıkda zeytinyap . Pişince de biraz bzızızıt yaptık kedilimutfak sahibi Annoya gibi. Koca bir tabak yedi de uyudu bile. O uyurken ben de annesine alternatif yemek tarifleri bulup, mailine gönderdim. Beyefendi yemek listesinden bıkmış da :))Akşam Kabadayı var tv de, hangi kanal unuttum, izlemeyenlere duyurulur. Şener Şen'i izleme fırsatını kaçırmayın.Dün akşam yeni bir dizi başladı Aşk ve Ceza, oyuncular en sevdiğimden konusu ise en bildiğimden ne demeli bilemem . Şimdiii CAN uyurken biraz toparlanmalı biraz dinlenmeliyim. Çünkü uyanınca acaip faaliyetlerimiz var.
Hafta Sonunu Cancan'la şahane bir şekilde noktaladık. Annesi kuaföre gitti O da bize geldi. Böylece yeni yılın ilk ziyeretini gerçekleştirdi. Misler gibiydi çok şendi. Ablalrı da evdeydi. Bir sürü etkinlik yaptılar. Kutuları üst üste boy sırasına göre dizip kule yaptılar. Koştular zıpladılar. Cancan yine çaktırmadan her fırsatta bizi ısırdı. Gamse sabah kolum niye acıyo böyle diye bakınca Cancan'ın bıraktığı hatırayaı gördü. İnci gibi diş izleri:))) Gece bir buçuğa kadar Deliler Evi'ni okudum. İnsan bırakamıyor. Bir şeyin ucu hemen diğerine bağlanıyor, Bir karakter sahneye girdiğinde , bir diğerinin sahne girişini de yapmış oluyor. Tam 300 karakter var kitapta, hepsinin birbirine bağlanış biçimindeki ustalık insana Ayfer Tunç önünde şapka çıkarmaya zorluyor. Son yıllarda okuduğum en iyi kitaplardan biri olduğunu söyleyebilirim. Dewey ise aynen Magissa'nın dediği gibi:))) yani diyorum. Çok farklı bulacağımı , Her Gece Josephine tadında olacağını sanmıştım. Kızların ikisi de bu akşam yemeği dışarda arkadaşlarıyla yediler. Halbuki biz de de Babaanne yemekleri vardı. Biz karı koca Yumbuldağı ana ana yedik.( Kısa boylu, tombik kayınvalideme , kocam yumbuldak derdi). Ben işteyken gizlice eve girip su böreği yapıp bırakan, çamaşırları katlayan, karnım ağrısa üzülüp ağlayan kayınvalidemi rahmetle , güzellikle andık. Gamse yaramazlık yapınca, kız sen kime benzedin deyince ; Gamse'ninde cevap olarak - Annem diyo ki, yüzüm Anneme , huyum size benziyomuş . Geldi bana - Lale bizim huyumuz nasılki dedi- ben de çok güzell dedim. Aynı Gamse gibi hehehehe. İyi huyludur benim kızım:)))) Yazımı yazdıktan sonra Ezel başlayana kadar kitap okuyacağım . Yazarken fonda Musa Eroğlu Mihriban'ı söylüyor. Kulaklarını çınlatıyorum zeya...
Yahşi Batı ile başlayayım , söze; ilk günü olduğu için her yer tıklım tıklımdı, sinemaya yakın oturmanın avantajını kullandık hehehehehe. Film güzeldi, ince esprileri vardı her zamanki gibi CMYLMZ'ın. Biraz güncel hayatı takip etmek, biraz tarih bilgisi gerektiren esprileri vardı. Çok gülmedim, ama sinema yıkıldı. Yanımdaki kız dizlerine vura vura gülüyordu. O' Recep İvedik 3 fragmanına da aynı şekilde güldü. Yani gülmeye endeksli gelmişti. Hep böyle tipleri bulur otururum yanına.O dizlerine vura vura güldü, ben sakin sakin çayımı içe içe izledim.( Gamse pek güler , sinemeda çay içmeme) Bu arada anladınız tabii, gözleriniz de aydın Recep İvedik üçlemiş . Sanırım düzine olmadan da bırakmaz. Çok haklı adam, ben olsam bende bırakmazdım. Film başlayana kadar dışarda salonda oturduk. Avatar yeri göğü inletiyordu. Bir ara görümcem korktu bile:)). Görümcem ve kızı ben ve kızım olarak gitmiştik sinemaya, kız muhabbeti yani. Sonuç: Filmi beğendim. Kızılderililer gerçek kızılderili, kovboylar gerçek kovboy, kasabalar gerçek kasaba gibiydi. Kendimi bir iyi bir Amerikan filminde hissettim.Sinema çıkışı önce D&R a girdik. Hepimiz birer kitap aldık. Ben kediliyaşam dan Hakan'ın sözünü ettiği ve çok merak ettiğim Kütüphane Kedisi Dewey'i aldım.

Lise yıllarında okuduğum Her Gece Josephine den sonra bir kedinin bir kasaba üzerinde nasıl etki bıraktığını merak etmiştim. Josephine de bir köpekti.Mutlaka okumanızı öneririm. Mizahi dille bir köpeğin , insan yaşamında nasıl yer ettiğini anlatıyor. Mesela karı-koca boşanırken ilk konuştukları şey ; köpek kimde kalacak. D&r dan sonra biraz da mağaza dolaştık. Sonra evlerimize dağıldık. Biz Gamsegamse ile gelirken kendimize ufak bir kokoreç partisi verdik. Saat 11'i geçmiş evdekiler merak etmiş, aradılar. Koştur koştur eve geldik. Biraz da tv izledik. Sonra okuma faslına geçtik hep birlikte. Sabah kızların biyolojik saati artık erken uyanmaya ayarlı olduğundan , acıktık diye bağırıştılar. Hem de yatak keyfi yapmak istediler. Kocam yardım eder diye baktım, o da uyuyormuş takliti yapıp, çamura yattı. Her şeyi hazırladım, Gamse son rötuşları yaptı. Kahvaltımızı yaptık . Öğleden sonrada herkes dağıldı. İki gündür yemek yapmıyorum. Bu gün mercimek çorbası yaptım sadece. Hala yılbaşı gecesi yemekleriyle idare ediyoruz:)))) Bir de öneri yapıp bu günkü yazı olayını sonlandıralım. Efenim bu öneri, saç dökülmesinden , saçının bakımsızlığından, yıpranmışlığından falanından filanından şikayet sedenler için. Denenmiş memnun kalınmış ve size öyle sunulmuştur:))) Otacı bitkisel şaşmpuan alıyorsunuz. Bizimki dört yüz grlık( Türkçeye kazandırdığım yeni boyut, kısaltmalara ek takmak). Şampuanın içine 30 damla çam terebentin damlatıyorsunuz. Bu çam terebentin denilen zımbırtı en dandik aktarda bile var, bizi marketten aldık. Bizim marketin ayıptır sölemesi şahane bir aktar kısmı var:))). Evde damlalık yoksa bir tane alın eczaneden. Sonra şampuanı çalkalayın ve kullanın anacım. Krem bile istemeyecek saçınız ,boyalı saçta bile. Ammaaa ille de krem derseniz yine bitkisel krem alın, aynı markanın. Hadi gittim ben.Edith Piaf söylüyor
padam padam
Geldi işte 2010 hayırlı uğurlu olsun, vatana millete. Evde karşıladık ailece, ağacımızın ışıklarını yaktık, mumlarımızı da. Masamızı donattık.Giyindik, kuşandık. Ailece yedik içtik. Gamse yemeğe kadar arkadaşlarıylaydı, Naziş yemekten sonra çıktı. Sonuçta yemek birlikte yendi. Saat 10 gibi benden bu kadar dedim pijamalarımı giydim. Gamse de atladı hemen olaya O da çekti eşofmanlarını. Kocam bir süre daha dayandı. Saat oniki olduğunda ortalık yıkıldı. Havai fişeklerle karşıladı İstanbul yeni yılı. İyi işte günlerdir tantana tantana bu iş de bitti. Burcuma göre bu yıl kariyer yılımmış, hehehehe.Artık mutfakta yeni füzyon yemekler mi denerim , yeni yerler mi keşfederim bilemem. Bir kapı çelengi yaparak işe başladım zaten. Hayatımda ilk kez de böyle bir şey yaptığım için gidip gelip bakıyorum zaten:))))Güne geç başladık haliyle. Kızlar uyurken şöle börekli çörekli bir masa hazırladım, yılbaşı kurabiyelerimi de göz doldursun diye masaya kondurdum. Saat 12 gibi kahvaltıya oturduk. Birazdan da evden çıkıyoruz,Gamse ile ben.Eylem şu;.Yahşi Batı... yani Anneler ve kızları sinema günü. Grupta iki anne, iki kız, iki kuzen, bir yenge, bir gelin , bir görümce, bir hala var:)))) toplamda dört kişiler ama heheheheh,
Şimdilik bize müsade...
Bu yıl ki kapı çelengimi kendim yaptım.Tamamiyle el ürünüdür.çemberi, eski makarna süzgecinin dış çemberi. Çevresini eski kullanmadığım bir fularla sardım. Korudan topladığım çam kozalaklarının üstüne sprey vernik sıktım. Bir saat beklettim. Sonra silikon tabancasıyla çembere yapıştırdım Mor, paket kurdelesini de üstlerinden geçirdim. Üstündeki kırmızı meyveler geçen yıl Naziş'e gelen bir hediye paketinin üstündeydi. Onları da silikon tabancasıyla yapıştırdım. Çam ağacımızın alt dalındandan bi tane kesip araya yeşillikler yaptım( ben keserken pek bi feryat etti ev halkı. , yine ağaçtan iki üç çan yürüttüm alın size anlı şanlı kapı çelengi. Bizim meraklı kapıcı yine inceledi bu gün biraz yerinden kaykılmış. Kurdele yan dönmüş:))) Nasıl meraklı bişi anlatamam. Bazen kapıya yapıştırdığım şeyleri çıkıyomu diye çekerek kontrol eder:))) Bir yere giderken nereye gittiğini sorar, yanındakinin kim olduğunu sorar . Neyse işte dün gece hem ezel izledim hem faaliyet yaptım. Anladığınız üzre kariyerde yaparım çocuk da hem de iki tane hehehehehhe. Şu anda bizimkiler içerde Zuz'un çakmağına gaz doldurmaya çalışıyorlar. Yokluğumu henüz farketmediler. Çay saatine kadar bir yazı attırayım dedim de...
Bu gün postacı kapımı çaldı yine , mavianne den kankimden hem yeni yıl kartı hem çok şık bir kese geldi, günümü pespembe yaptı.
Sonra kapı çaldı üst kattaki hiç tanımadığım komşu şahane bir aşure getirdi, ağzıma tat kattı. E çok güzel bi gün oldu.