Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

9 Haziran 2009 Salı

Şimdi Ordu'da; teyzemlerin balkonun da olsam, denize, limana ve şehrin ışıklarına baksam. Eniştem sağlıklı olsa burası ,Tarabya dese, içeri seslense- Lale ile bana bi kave ama kave yapın dese.

Ben denize baksam bu gün çok güzeldi, çıkmak istemedim desem. Sanki hiç denizden çıkmak istermişim gibi, sahile çıkıp tekrar denize dalmazmışım gibi. Gülden yine ısrar etse, yarın akşam da burada kal dese, bunun için kavga etsek O'nla, İstanbul'da da beraberiz burada da mı? birlikte zaman geçireceğiz desem.

Dayım telefon açsa – sen, üç kağıtçının tekisin, neredesin dese, sonra Hakan arasa - nerdesin oraya geleyim, helva yapalım dese. Bir baksak sülale ben neredeysem oraya doluşmuş olsa. Ayşe, helva tarifini yeniden yazdırsa.


Yüksel arasa ,yarın ne tarafa denize gidelim dese, yine eşek kadar tostlar yapsa. Karısı bu kadar büyük yapıyorsun , öğle yemeğini mi? atlatmak istiyorsun bize, diye takılsa.

Sabahları Yengem kahvaltıya beş kilo patates kızartsa, Dayım siz adam yersiniz valla deyip, herkesten çok yese. Mehmet teyzemlere sadece gençler toplanıyoruz biz de bu akşam dese, teyzemler küsse, o da kıyamayıp tekrar onları tek tek toplasa, azıcık nazlansalar ama yine de süslenip püslenip gelseler.

Pazar günlerini sadece kardeşim(Metin) ve ailesiyle geçirsem, hep kendi kardeşimin tarafını tutsam hehehe. O nereye derse oraya gidelim desem. Arzu ile sabah kahvesi içsem. Burcu ile aynı yatakta sarılıp yatsam. Doğa hala gel seni muayane edeyim deyip ,dr takımlarıyla beni on saat muayene etse uykum gelse.

Şaziye Teyzem ile karşılıklı yataklarda yatıp gece yarılarına kadar sohbet etsek, iyi geceler iyi geceler deyip yeniden konuşmaya başlasak.

Bazı geceler hadi köydeki eve gidelim, orada yatalım bu gece desem, Dayım da hadi dese, palas pandıras köye gitsek.Yolda Evşen arabayı kullanmak istese, teyzemler hep birlikte duaya başlasa. Giderken de herkesi toplasak yine. Sabah taze süt kokusuyla uyansam, çıplak ayakla harmanda yürüsem. Annemi ziyaret etsem- Ah be Anne desem , ne idi bu acelen desem , Bak Gamze'de okulu bitiriyor, bu sene desem.

Sabahnur Teyzem, yine gelirken vitrinde gördüğü bluzu anlatsa, alsamıydım acaba dese, dönüşte alsa. Mecbure Teyzem ne lüzum var dese, ama O da alsa .

Emine Teyzem, Enişten Yağlı yaptırıyo dese, kahvaltıya gitsek, Eniştem evi yağlıyla doldurmuş olsa, Teyzem de geri kalannını elimize tutuştursa, biz de ikindi çayında onları tekrar ısıtıp yesek, ikinci ısıtmada yağlının daha bir güzel olduğunu savunsam ben yine( Yağlı, karadeniz pidesi, Ordu'da yağlı deniyor)

Ben yine A, B, C planları yapsam. A planı deniz, hava kaplıysa B planı köy, hava yağmurluysa C planı- ev ev gezme eşek oynama, okey oynama durmadan yeme içme , kahve içme fal bakma. Orada olmayanların durmak bilmeyen telefonları . Kısacası benim Ordum geldi arkadaşlar. Ama var daha .

Bu yazıda böyle bir yazı olsun, adı özlem olsun



not:Bu yazı Magissa için yeniden elden geçirildi , örneğin Teyzemlerim balkonda olsam cümlesi, teyzemlerin balkonunda olsama, laleyle bana bi kave yapın cümlesi , Lale ile bana bir kahve yapın olarak değiştirildi. Ama bak Magissa bu seferlik ha bundan sonra yine ko gitsin, koyver gitsin :))))

8 Haziran 2009 Pazartesi

Bu günden, bu akşamdan ve yeni kitabımdan

Bu akşam hiç bir şeye odaklanamıyorum. Kocam korolar çarpişıyoru izlememizi önerdi , bazen bayılır antiri fostik yarışmaları izlemeye. Gerçi bunu bende seviyorum. Hepsi de favorim çünkü hepsi pek bi güzeller. Bana izleyelim dedi şimdi de balkonda orda burda geziniyor. Kızların her biri başka bir yerde. Bu akşam dağınık takılıyoruz.

Ne sıcak bir gündü , sabah kahvaltıdan önce bir yürüyüş yapayım dedim, market alış verişi yapıp geri döndüm. Gamse 'de evdeydi. Gelirken simitte aldım uzun uzun kahvaltı ettik . Sonra O ders çalışmaya başladı ben evi toparlayıp biraz internette takıldım. Saat dört gibi pazara çıktık, ayağı yanık kedi gibi gezdik:))) . Semizotu aldım gelir gelmez pişirdim Can için. Annesinin tatsız tutsuz sebze çorbalarından sonra benim ekşi ekşi semiotuma bayılıyor:))). Onun için tuzssuz ve çok az yağlı pişiriyorum. Biz yerken tuz ilave ediyoruz. Gamsegamse2nin cuma günü üç sınavı olduğu için onun programını salıya aldık. Yani yarın bizim ev de Can sahne alacak. Artık yürüteciyle koridorda koşmayacak uçacak, bütün çekmeceler açıp kapanacak, buz dolabının kapağında ne kadar magnetle tutturulmuş tarif resim varsa aşağı inecek eve çöp eve dönecek. Ama biz buna bayılacak , ve garip anlaşılmaz bir zevk duyacağız.

Yeni Kitabım Çarşamba Mektupları. Zeyanın hediyesi. Çok sevdim ve hatta her çarşamba ben de kocama mektup yazayım dedim. Zaten her şeyi gelince , adam kapıdan içeri girer girmez dır dır anlatmaya başlıyorum da bir de üstüne mektup okumak adamın bünyesine nasıl gelir onu düşünemiyorum. Kitabı yarısına geldim bile, her mektubu sabırsızlıkla okuyorum.Kitabın en ilginç kılan şey. Arka kapağa yapışık bir zarf var, zarfın içinden bir mektup çıkıyor. Ben tabi dayanamadım mektubu hemen okudum




Bugün, yani evlendigimiz gün sana bir söz verdim ve bu gece de baska bir söz verecegim. Sana her hafta mektup yazacagim... Laurel, her zaman senin yaninda olacagim. Ne olursa olsun. Her durumda beraber olacagiz. Hiç sir olmayacak. Sürprizler olmayacak ve ben her zaman burada senin yaninda olacagim.
-Jack-

Birbirlerinin kollarinda öldüler. Fakat sirlari mektuplar onlarla birlikte ölmedi. Gerçek askta hiçbir sir gizli kalamaz.

Jack ve Laurel 39 yildir evlidir. iyi bir yasam sürmüsler ve mükemmel bir evlilik geçirmislerdir. Esine sarilmis bir sekilde ölen Jack son nefesini vermeden önce, son Çarsamba Mektubunu yazar.

Çarsamba Mektuplari bagislama üzerine güzel bir vurgu yapmaktadir ve bu kitabi okuduktan sonra kendi Çarsamba Mektuplari'nizi yazmaya baslayacaksiniz.

"Herkes için dokunakli ve muhtesem bir ask hikayesi. Buradan bir ders çikartip, arasaniz da aramasaniz da, askin gücünü içinizde hissedeceksiniz. Bagislamanin hayat veren gücünü ve ailenin gerçek anlamini çok iyi gösteriyor."
-Publisher Weekly-

"Bu mükemmel kitabi çok sevdim. Beni güldürdü, aglatti ve aileme, sevdiklerime farkli bir gözle bir kez daha bakmami sagladi. Bitirene kadar elimden birakamadim. Bu kitabi herkese tavsiye ediyorum. Bu kitabi okuduktan sonra elime kalem alip mektup yazma ihtiyaci duydum. Elbette gelecek çarsamba ben de esime bir mektup yazacagim."
-Keith Merrill, Akademi Ödüllü Yönetmen-

7 Haziran 2009 Pazar

AŞK; ÜSTÜNE DE ZEYTİNYAĞLI FASULYE

Aslında başlık yalnızca Aşk olacaktı ama önceki yazıdaki zeyadan çalıntı başlıktan sonra , şimdi de Ece den çalıntı bir başlıkla karşınızda olacaktım:)))))))



Sabah yatakta Aşk'ı bitirdim, güzeldi evet söylenenler doğruymuş gerçekten güzeldi, modern hayat ve Mevlana Şems hikayesi çok güzel birleştirilmişti. Kırk kural internette o kadar çok dolaşıyor ki, zaten herkes okumuştur ben kendi adıma her kuraldan kendime bir şeyler çıkardım.

Kitap bitince de akşam için zeytinyağlı fasulye pişirdim :))


Dün Gamsegamse saat üçe kadar ders çalıştı. Sonra görümceme çaya gittik. Görümcemin kızı Meral hem benim hem Gamse'nin kankası. Aynı zamanda meslektaşlar. O da öğretmen. Ama onunki sanatla ilgili, resim öğretmenidir. Giderken Meral'e hediye kitap götürdüm, kitaplığımın armağan kitaplar köşesinden Adalet Ağaoğlu'na ait Sessizliğin İlk Seslerini seçtim. Evet böyle bir köşem var kitaplığımda ama artık oradaki kitaplar tükendi yerine yenilerini koymam gerek.

Hava çok sıcaktı , neyseki aynı mahallede oturuyoruz görümcelerimle. yürürken tam onların sokağına dönecekken Gamse gel deniz gören sokaktan aşağı inelim dedi. Denize baka baka indik de ne olacak bu deniz sevdamız dedim içimden. Artık mayıs ayından itibaren denize girebileceğim bir yerde oturmak istediğime karar verdim heheheh her yaza girişte ben bu kararı veririm.


Bu gün evdeyim anladığınız üzre. Gamse Caddebostan sahilinde piknikte, Kocam işte pazar pazar, Naziş sabah erkenden yıl sonu gösterisi için gitti biraz önce haşat biçimde geldi. Cuma günü de karne veriyor sonra ay sonunda ver elini Bodrum. Ben kararlıyım bu yıl kesinlikle tatilimin tümünü Ordu^da geçireceğim. Gamse 10 günlüğüne ben de gelirim dedi. Kocam da aynı fikirde . Tamamdır 10 gün kalıp dönsünler ben kendi kabilemle takılırım biraz , ayile saadeti durumunda takılmalar da bi yere kadar dimi yani=))

Hadi gittim ben önce çamaşır asacağım sonta biraz tv ve Zeyanın armağanı Çarşamba Mektuplarına başlanacak.

5 Haziran 2009 Cuma

FELİCİTA:))

Başlık çalıntı zeya'dan)))). Çünkü ben de sabah O'nunla aynı duygular içinde uyandım. Dün akşam hiç ummadık bir anda keyifli bir gece geçirdik. Ben Zuz'daydım. Ebru namı diğer yıldızlı fırça ile Zeya da Caddede buluşmuşlar. Zuz'u aradılar, bir Cadde sakini olarak. Biz de hadi gelin hadi gelin deyince gece birden seyrini değiştirdi, ev de ne nevale varsa çıkardık ve süper bir gece geçirdik.

Gecenin sonunda her zamanki gibi Zeya ve ben önce Ebru'yu eve bıraktık. Bu kez kaybolmadan yolumuzu bulduk:))). Medeniyet medeniyet diye bağırmadan direk medeniyete daldık bu sefer, meğer biz sola dönmemiz gerekirken dümdüz gidip şantiyelerin içine dalış yapıyomuşuz. Ben kapıdan girerken saat ikiye yirmi vardı, hemen cupladım yatağa.

Bu günü ev de bir o yana bir buyana devrile devrile, tv izleyerek, kitap okuyarak geçirmek istiyorum. Kırmızı Pelerinli Kent'e başlayacakken, Aşk'ı okumaya başladım. Çünkü okuyan herkes çok beğendiğini söylüyor daha fazla bekletemedim. Ama o beni bekleyen kitaplar yok mu? onlar hazinem benim.

3 Haziran 2009 Çarşamba

Tenhalarda buluşalım :)))

Ne oldu ayol, blog sapır sapır döküldü. Kırlaramı açıldık, yaylalara mı? çıktık. Biz aynıyız. Naziş son turları atıyor okulda, yıl sonu etkinlikleri hazırlıyor, hep sahnede olacağı için ))) kendine kıyafet ayarlıyor. Gamsegamse hala ödev sunum, yıllık çekimleri peşinde. Neyseki stajı bitti. İzleyen hocası hem çekim yapmış, hem de hayatımda izlediğim en iyi 10 staj dan biri demiş. Biz de ev de videosunu izledik ve iyi not verdik:)). Allah dualarımı kabul ediyor. Nazlıya bir delik olsada seni sınıfta izlesem demiştim. Kanal Türk ve Show TV sınıfında çekim yapmıştı, değil ben sülalace izlemiştik. Hele Kanal Türk'ünkü bir çocuk programıydı ve aylarca her sabah saat 9 da Nazlı'nın sınıfından yayın yapıyordu. Ben ev de baba iş de kızımızı izledik . Neyse Gamse^yi de izledim ders anlatışını çocuklarla iletişimini birebir kendi gözlerimle gördüm,

Zuz tatilden kara marsık olarak döndü. Tatili çok iyi geçmiş. Kuşadası ve Bodrum dolaylarındaydı. Can Bey de yurt semalarına döndü, dün bizdeydi. O bizi biz O'nu çok özlemişiz. Yaladık yuttuk birbirimizi, doyamadık yarın da geliyor. Zaten perşembe O^nun günü de, dün özlemden extra yaptık. Sevgiden mi?dir nedir bilemedik bana bir sarıldı kulağımı kaptı ısırdı:)).

Bu gün arkadaşlarla buluştuk iki tur okey oynadık, ayıptır söylemesi ikiye katlayıp dörtle çarptım onları:)). Ya bi adamın her el elinde okey olurmu bazen iki okey birden . Kumarda kazanan aşkta kaybeder lafına inanmayın siz, artık devir değişti kazanan her yerde kazanıyor heheheheheheh.

Akşam yemeğine kabak kemane yaptım( benim uydurduğum isim biliyosunuz). Giderken pişirip bırakmıştım. Nazlı bu gün koşturmacadan doğru dürüst yemek yiyememiş okulda gelince bir tabak yemiş hemen. Ben gelince de giyindi uçtu gitti bile dışarıya.

Aldığım kitaplardan Mucizevi Mandarini bitirdim. Okudukça İstanbul'u özledim ne garip değilmi??. Bir de,'' aşka bir göz fazladır''sözü kaldı yadigar. Sonuç'da Aslı Erdoğan'ın okuduğum ilk kitabıydı , yazı dilini sevdim. Yani evet bir Aslı Erdoğan okuyucusu olabilirim. Sırada Kırmızı Pelerinli Kent var. Bu akşam başlayacağım.

Hadi bakalım artık akşam oldu evli evine köylü köyüne

1 Haziran 2009 Pazartesi

Hafta sonu raporu:)))))

Hafta sonunu tarif et deseler, eğlenceli, doyurucu ve yorucuydu derim:).
Cumartesi önce ev halkı ile geç ve uzun bir kahvaltı yaptıktan sonra hadi çıkalım , şimdi çıkalım derken ancak saat ikiye doğru çıkabildik.İstikamet Beşiktaş.




Beşiktaş'a veya Kadıköy'e gidince uğramadan edemediğimiz yer tabiki Alkım Kitabevi. Ben buraya girince saldırganlaşıyorun, bir oraya bir buraya gidiyorum, her kitabı elime alıyorum. Sonuç da Gamse ile dört kitapta karar kıldık ve aldık. İlki Elif Şafak'dan ''Aşk''. Bu kitap hakkında çok yazıldı , çok söylendi. Ben de böyle popüler kitapları okumak için ortalığın biraz durulmasını beklerim. İki kitapda Aslı Erdoğan'dan aldık. ''Mucizevi Mandarin'' ve ''Kırmızı Pelerinli Kent''. Erdogan’in dunya okurlarinca gelecege kalacak elli yazardan biri sayildiginı ve kitaplarının İngilizceden Norveçceye kadar bir çok dile çevrildiğini de dip not olarak düşelim. Dördüncü kitapta ''Telefonda Anlatılan Masalar'' yazarı Gianni Rodari. İçinde 70 kısa öykü var. Çok seyehat eden baba, her akşam kızına bir masal anlatmaya söz veriyor, cep telefonunun olmadığı zamanlarda geçiyor bu olay.

Kitapçıda hemen hemen bir saat falan kalmışız, acıkmışız da bu arada. Karnımız doyursak teyzeme gidiyoruz, hadi Şampiyonda birer midye tavalı sandvich yiyeylim dedik. Hem yedik hem kitaplarımızı inceledik. Teyzeme gittiğimiz de tüm kuzen tayfası toplanmıştı. Acaip gürültülü bir gündü. Hatta Gamse eve dönmeye falan kalktı, Oya da bize gel dedi ama ertesi günkü sınav yüzünden kaldı mecburan bizimle:))). Bu gürültü patırtı ve yeme içme faslı gece 11 e kadar sürdü. Bir ara Beyoğlu faslı yaptık geri döndük. Gece yarısı Kuzen Gülden'e geçtik. Karar verdim artık yatağım dışında yerlerde uyuyamıyorum. Uyur uyanık bir gece geçirdim. Gamse Darüşşafaka'da ki sınavda gözetmen olduğu için erken kalktık. Taksim'e çıktık , o saatte insanlar eğlenceden yeni dönüyordu , Bambi de kahvaltı ettik birlikte . Sonra ben yine Gülden'e geri döndüm. Mucizevi Mandarin'i okudum biraz , yeniden uyumuşum. Öğlene kadar uyumuş kalmışız, o ara Gülden benim odama gelmiş, karşı yatağa yatmış haberim bile yok. Kalktık kahvaltı ettik, kahvemizi içtik. Eniştem'i ziyarete gittik. Ben Eniştem için enginar pişirdim, piştikten sonra püre yaptık. Biraz biraz konuşuyor , bir iki adım attırdık, koltuğa oturttuk.


Akşam eve dönerken Kabataş'a geldiğimde yer gök inliyordu, Beşiktaş2ın Şampiyonluk kutlamasının hazırlıkları vardı. Biliyosunuz bizim ev fifty fifty Beşiktaşlı ve Galatasaraylı. O yüzden biz de bu sevinçten pay alıyoruz. Gamse ve Kocam BJK li , Ben Ve Naziş GS liyiz. Zaten bu yıl ya Beşiktaş Ya Sivas şampiyon olsun istiyordum.

Üsküdar'a geçtiğimde hissettiğim dinginliği anlatamam. Sanki garip bir huzur vardı. Eve gelen sokağa girdiğimde yorgunluğumu anladım. İçeri girer girmez hemen banyoya sonra yatağa gittim. Gamze de gelmiş aynını yapmış uyuyordu. Gözümü açtığımda üstüme eğilmiş şaşkın şaşkın bakan kocamı gördüm. Bu kadar yorulacak ne yaptınız ki dedi, hangisini anlatsam ki dedim içimden. Sadece Gülden desem yeter sanırım dedim.
Hafta sonunun bir diğer güzelliği de Moonsun'dan aldığım doğum günü kutlama kartıydı. Nazlı - Anne sana Miami'den kart var deyince nasıl şaşırdım anlatamam. Akabinde nasıl mutlu olduğumu da. Moonsun hafta sonumu aydınlattın renk kattın çok teşekkür ederim. Doğum günüme biraz daha var ama çok güzel oldu, kutlamalar erken başlamış oldu:))). Bu sayede bir kat daha anladım ki blog açmakla doğru ve güzel bir şey yapmışım.

29 Mayıs 2009 Cuma

ay bi yazı ki, dolu dolu, hatta taşıyo:)))

Dünden başlayayım, dün evcek evdeydik . Ama hafta içi sabahın köründe pörtleyen bir aile olduğumuzdan , erkenden pörtledik. Herkes önce odasında takıldı ama heyhat erken kahvaltı etmeye alışkın mideler guruldumaya başladı. Sonra aklıma geldi aaa bizde misafir vardı heheheheh. Gamse^nin arkadaşı Neşe, namı diğer Neşka. Ama O, meğer erkenden gitmiş, kursu varmış.

Neyse ben kalktım, mutfak tezgahında duran helvadan bi tane lüpledim sabah sabah zihnim açılsın diye. Akşam Gamse Anne Neşe ile geliyoruz deyince yemeğin yanına hadi bi de helva attırayım dedim. Üstünüze afiyet un helvam meşhurdur. Tariflidir , şaşmaz tutar. tarif , yazının sonunda:)))

Kahvaltı faslından sonra biz karı-koca tıkır tıkır yürüyere yürüye Üsküdar'a indik. Alış veriş yaptık biraz, hava efil efildi.

Eve gelince çamaşır yıkama, asma , katlama , kaldırma , ve dolma sarma günü ilan ettim.Çünkü kocam dönüşte firar etti. Bizim bir özelliğimiz de ben dahil. Evden birlikte çıktığın biriyle , eve birlikte dönme olasılığın % 20 falandır. Bu gün yazı da tarif dolu çünküüü nohut dolması yaptım. Anah demeyin, nohut dolması da olur mu??? hiç demeyin ve üşenmeyin deneyin. Onunda tarifi yazının sonunda. Dolma sarma işlemi sırasında bi tencerede etli taze fasulye pişti. Sonracığıma , okuldan aç gelen Gamse'nin canı ton balıklı makarna istedi, ara verildi o da yapıldı. Sonra sonra nohut dolması yapılıp pişmeye konulunca bi de bakıldı ki , bi sürü yaprak artmış. Hemen etli dolma içi hazırlandı , sarıldı bir taşım kaynatılıp , soğutulup dondurucıuya karagün dostu olarak atıldı. Bunların hepsi yapıldı Aşkı Memnu başladı , dondurma yiyerek seyredildi, sonra üstüne dolma yendi heheheheheheh.

Şimdiii gelellim bu hummalı yemek faliyeti neden yapıldı, şundan yapıldı, Hafta sonu yüklü bir program var , iki gün evde yokum hatta gece de yokum. Yarın , Oya ( kuzen), benim kızlar ve Zuz diğer bir kuzen tayfası ile buluşucaz. Teyzeme çıkartma yapacağız. Sonra Naziş , Zuz ve Oya ile dönecek. Gamse ile ben yedi bela dokuz katil lakaplı Gülden'de kalacağız, Fato da katılacak bize, gece de Beyoğluna akmaca var.

Pazar günü Gamse Darüşşafaka'da yapılacak sınava gözetmen olarak katılacak. Akşam dönüşte Taksim^de buluşacağız, Beşiktaş Alkım'da turlayacağız . Yani program bu. Bu gün de evde değildim bir arkadaşıma gittim, geldim. Nazlı biraz mırın kırın etti, çünkü O Şavuot Bayramı nedeniyle tatildi. O yüzden çok kalmadan eve geldim.

ŞİMDİ SIRA TARİFLERDE

Un Helvası.
yedi çay bardağı un, bir paket tereyağ(250gr) ya da margarin, üç çay bardağı şeker, üç çay bardağı süt, fındık fıstık ceviz ne arzu ederseniz

Yağı eritin , unları yağda iyice un kokusu gelip pembeleşene kadar kavurun, belkide sararana kadar demeliyim bilemedim. Zaten o kendini belli ediyor kavrulma işlemi birden kolaylaşıyor, kremamsı bir kıvama geliyor. Önce toz şekeri hiç eritmeden boca edin üstüne hemen soğuk sütüde, bir güzel karıştıra karıştıra yedirin, fındık fıstık ilave edin, altını kapatın. Beş on dakika bırakın demlensin. Sonra kaşıkla şekil vere vere servis tabağına alın. Afiyetle yiyin bu kıyağımıda unutmayın. Bu tarif hiç şaşmaz. Helva delisi bir koca için tarafımdan deneye yanıla geliştirilmiştir. Adam herkesin yakasına yapışıyodu helva yapın diye ayol.

Nohut Dolması

Bunda ölçü veremek zor , her şey göz kararı. Ama 250-300 gr kadar nohutu akşamdan ıslatın.

Şimdii zırnanın zırt dediği yere geliyoruz , iki su bardağı kadar aşlık diyeceğim o da ne diyeceksiniz. Çekilmiş buğdaydır bunun türkçesi yada dövülmüş. Ama görümcelerim aşlık olmadığı zaman bulgur koyduklarını söylüyorlar. İki su bardağı kadar da ondan diyelim. Bol soğan doğrayın, ince ince. İki çorba kaşığı kadar kuru reyhan. Karabiber kırmızı biber ve tuzla ve de iki çorba kaşığı salça ile harmanlayın. Et dolmasından daha iri iri sarın. Bir dolmanın içinde üç nohut falan olsun. Bunu tencereye dizerken aralarına kemikli etler koyun. Ben kuşbaşı koydum. Bizim evin kemik alerjisi var da :)). Tenceye dizme işi bitince üstünden sıvı yağ gezdirin yağın biraz fazla olması gerekiyor, çünkü iç malzeme hiç yağsız. Tamammmm tencerenin yerleşmesi bitti dimi. Ama bizim iş bitmedi. Şimdi bolca soğan doğrayın yine piyazlık gibi. Bunu bir kaşık tereyağda iyice sarartın, pembeleştirin her ne yapıyosanız, içine 10 diş kadar sarımsak da atın.Bir kaşık da salça koyun karıştırın. Tenceredeki dolmaların üzerine yayın bu karışımı. Sıcak su ialave edin pişirin. Tarif uzun görünebilir ama ben bu işi bilemediniz 45 dk da bitirdim. Nohutum İspanyol cinsiydi ve çok kolay piştiyi de dip not olarak ekledim. Niksar da pişirken üstüne pastırma dilimleri de koyuyorlar. Aman ne lezzetli oluyor. Ama biz de kokulu hiç bir şeyi kızlar ağza koymadığından, koymuyorum.