Dün evde otururken birden bir takırtı duydum aşağı katlarda bir makine falan çalışıyor sandım,meğer yağmurmuş. Resmen camları dövdü. Dışardakiler için endişe duymamak imkansızdı. Hemen kızları aradım ki çıkmayın okuldan diye,biz arabadayız Kadıköy tarafında bir şey yok dediler. Onlar gelene kadar da sakinleşti ama. Sanırım gökyüzü dün tüm haşmetiyle Üsküdar'ın üstüne boşalttı tüm yağmuru... Alttaki resmi kuşkusuz çoğunuz görmüşsünüzdür,deniz ile kara birleşti her yer deniz oldu. Meteorolojiden gelen haberlere göre çarşamba günü yağmurun merkezi İstanbul olacakmış ve bu yağmur haziran ayı boyunca devam edecekmiş.
Hediye kitap konusuna gelince, ''Bibliyomanyaklar''ın haziran ayı kitabı;Fırtına Takvimi/Jale Sancak biliyorsunuz. Bir önceki yazımda söylemiştim. İlk yazı bana ait ve yayına girdi. Yorum bırakanlar arasında yapılacak çekilişte bir kişi Mehmet Eroğlu'nun Fay Kırıkları Üçlemesinin ikinci kitabı olan ''Emine'' yi kazanacak ve kendi elceağızlarımla göndereceğim kendisine...Şuraya bir TIK derseniz yazıyı okuyup ,yorumunuzu bırakabilirsiniz.
Ben Altın Defter/ Doris Lessing okumaya devam ediyorum, sanırım uzun bir sürede devam ederim:)) Tuğla kalınlığında ve iki kilo ağırlığında bir kitap netekim:)... Yayınevlerine defalarca seslendim, bu tür kitapları iki cilt olarak basın tek ambalajda satın diye... Pazularım olacak yakında,kol kaslarım baya bi güçlendi:)Okurken uyuya kalsanız mazallah burnunuzu kırabilirsiniz...
Bu sabah kahvaltımı yaparken bir İran filmi izledim... Türkçeye ''Mütevazi Kabul''olarak çevrilmiş... Çok ilginç bir filmdi... Ha bu arada bu film Berlin film festivalinde Altın Ayı ödülü almış.
Konusu bir dağ yolunda bir araba ilerlemektedir. İçinde bir kadın bir erkek var.Arabanın arkasında çuval çuval paraları dağıta dağıta ilerlemekteler. Bu parayı niçin dağıtıyorlar, kimler nasıl karşılıyor izleyin görün.
Çoktandır yemek tarifi vermedim size değil mi? sorun ki niye:)) Çünkü gayet hafif takılıyoruz. Yıkanan temizlenen semiz otu yaprakları hiç işlem görmeden yoğutla karıştırılıp üstüne sadece azıcık sızma zeytinyağ gezdirilip öyle geliyor masaya ya da sivri biberle azcık yağ ile cız cız ettirilip üstüne diş diş sarımsaklar ve irice doğranmış domateslerle bir kaç kez çevrilip et ya da tavuk yanında servis ediliyor. Ama bugün tencerede patlıcan kebabı yaptım.
Tencerenin alt kısmına yağ, iri doğranmış soğan, 15-20 diş sarımsak,bir
kaç da sivri biber koydum, daha doğrusu bunları kızgın yağa attım biraz
karıştırdım, üstüne patlıcanları koyup ağzını kapattım, bir kaç dakida
bir, tencerenin iki yanından tutup, bir taraftan da kapağı tutup ama:))
tencereyi hızlı hızlı silkeleyip, alttakilerin üste gelmesini
sağladım. Böylece patlıcanlar toplu kızarıma uğradılar... En üste de
daha önce pişirmiş olduğum kuşbaşı etleri ve bir kaç tane doğranmış
domatesi koydum, hiç su koymadan pişirdim. Tuz koymayı
unutmayın:))baharat konusunu size bıraktım..
Haydi gittim ben kalın ağlıcakla, bugün bu haftanın tek yağışsız günüymüş kıymetini bilin. Benim ise haftanın en yağışlı görünen gününe programım var hadi bakalım gün olan devran döne...
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
3 Haziran 2014 Salı
2 Haziran 2014 Pazartesi
Bu hafta sonu
Bu hafta sonu
''Yeryüzü Derneği''nin Üsküdar Ekolojik Pazar ve Antikacılar pazarında yaptığı ekşi mayalı ekmek yapımı Workshopu vardı... Önce maya yapımını gördük sonra da pazar fırında pişen ekmeğin kokusu ile bi yerinde sallandı şöle:))
Yeni bir kitaba başladım. Çok önceleri şöyle bir karıştırabildiğim bir kitaptı...
Krep... Gamsegamse,sabah biz uyurken odaya gelip kahvaltıda canım krep istiyo deyince yapıldı... Ablası yani Naziş Cunda'ya gittiği için pek hüzünlüydü zaten:))) Krep hamuru fazla kaçınca bir kısmına da dereotu doğradım o da beyaz peynirle ,domatesle pek yakıştı...
Hafta sonu bir de düğüne katıldık, Balta Limanında... Kocamgilin)) tarafından akraba idi gelinimiz...Düğün akraba düğünü olunca tabi herkes de tanıdık olunca pek bir güzel oldu... Düğünün sonunda masadaki güllerden birini kulaklarımızın arkasına takıp Boğazın bu enfes manzarası karşısında poz vermeden edemedik. Filiz ve Banu ile...
Dün akşam da Naziş Cunda'dan döndü... Çok eğlenmişler...
Bu kadar işte...Peki siz ne yaptınız bu hafta sonuı...
''Yeryüzü Derneği''nin Üsküdar Ekolojik Pazar ve Antikacılar pazarında yaptığı ekşi mayalı ekmek yapımı Workshopu vardı... Önce maya yapımını gördük sonra da pazar fırında pişen ekmeğin kokusu ile bi yerinde sallandı şöle:))
Krep... Gamsegamse,sabah biz uyurken odaya gelip kahvaltıda canım krep istiyo deyince yapıldı... Ablası yani Naziş Cunda'ya gittiği için pek hüzünlüydü zaten:))) Krep hamuru fazla kaçınca bir kısmına da dereotu doğradım o da beyaz peynirle ,domatesle pek yakıştı...
Hafta sonu bir de düğüne katıldık, Balta Limanında... Kocamgilin)) tarafından akraba idi gelinimiz...Düğün akraba düğünü olunca tabi herkes de tanıdık olunca pek bir güzel oldu... Düğünün sonunda masadaki güllerden birini kulaklarımızın arkasına takıp Boğazın bu enfes manzarası karşısında poz vermeden edemedik. Filiz ve Banu ile...
Dün akşam da Naziş Cunda'dan döndü... Çok eğlenmişler...
Bu kadar işte...Peki siz ne yaptınız bu hafta sonuı...
30 Mayıs 2014 Cuma
Düğündür dernek... İstanbul İstanbul
Yazmadığım günlerde Aylin'i evlendirdik biz...Aylin kim derseniz:)Bi TIK deyin,öğrenin...Asmalı Mescit'de '' Kum Saati Blues'' de sokaklara taşan bir düğün yaptık.

Düğünün her ayrıntısını inceden inceye planlayan Aylin çok güzel bir iş başarmıştı ama çok da yorulmuştu...Yani düğünün sefasını biz sürdük diyebilirim. Uzun süredir görüşemediğimiz ama görüştüğümüzde de sanki dün ayrılmışız gibi olduğumuz insanlarla yepyeni olan ama çok can olan dostlarla güzel bir gece geçirdik.
Bu gördüğünüz, konukların duygularını yazılı iletmelerini sağlayan dilek ağacı... Çok hoş bir fikir olarak, yeni evlenecekler not alsın... Ağacın dibinde bir kalem ve asılacak biçimde tasarlanmış not kağıtları vardı...
Yazmadığım günlerde okuduğum kitap ise; Duygu Asena ödülünü alan Fırtına Takvimi/Jale Sancak.
Bu kitapla ilgili görüşlerimi ''Bibliyomanyaklar/ Kitap Düşkünleri'' nde okuyacaksınız. Mayıs ayının kitabı Pala Hayriye/ Figen Şakacı idi biliyorsunuz. Ve bu ayın son yazısını ben yazdım. Okuyun ve de yorumlayın bence:)) Hem yorumculardan biri Mehmet Eroğluna ait Fay Kırıkları Üçlemesinin ilk kitabı olan ''Mehmet''i kazanacak.
İzlediğim filmler için facebook sayfası açtım yan tarafta göreceksiniz '' Bizim Evin Orta Yeri Sinema'' Artık toplu olarak görülebiliyor hem de...
Gelelim bugüne bugün İsviçre'den Asis, Ankara'dan Mavianne'nin gelmesi dolayısıyla ve de İstanbul cenahlarından ben ve Ece'nin katılımıyla çok güzel bir gün geçirdik valla dolu dolu bir gündü. İzleyin hak vereceksiniz. Eminönünde buluştuk 11 gibi... Önce bir Saray Muhallebicisinde soluklandık, ev limonatası diye sunulan ama bundan şüphe duyduğum limonata ile ferahladık. Ayol ne sıcaktı. Sonra daha önce palanladığımız şekilde Şehzadebaşı Cağ Kebapçısının yolunu tuttuk. Burası sizlere daha öncede önerdiğim Rumeli Köftecisinin karşısında... Nimet Abla(Sirkeci'de ki)nın sokağından içeri girin hemen görürsünüz zaten. Okuduğuma göre Erzurumdan sonra en iyi Cağ Kebabı burada yenilebilirmiş.İstanbul'un arka sokak lezzetleri ünlü restoranlara meydan okuyor söyleyeyim. Cağ kebabı güzeldi, çömlekte sunulan yoğurt güzeldi. Garsonlar güleryüzlüydü fiyatlar makuldu tavsiye ederim. Önce bir şiş geliyor. Sonra garsonlar tepsiyle masaları dolaşıyorlar,isteyenlere tekrar veriyorlar. Biz ikişer şiş yedik ama ben ezmeye saldırmasaydım üçüncü de yenilebilirdi...
Ahmet Hamdi Tanpınar Müzesi...
Yemekten sonra yine programımızı takip ettik ve Gülhane Parkı içindeki Ahmet Hamdi Tanpınar Müzesini ziyaret ettik. Müze haftada 6 gün açık ve de ücretsiz geziliyor.Tanpınar yanında İstanbul'da yaşayan diğer yazarlar ve şairlerden de hatıra eşyalar belgeler var. Mesela Nazım Hikmet'in annesine yazdığı mektuplar hepimizi çok duygulandırdı...
Müzeden çıkınca Gülhane Parkı içinden çıkmadık ve ağaçlar arasında yürüyerek bu kez Asis'in geçen yıl keşfettiği Saray Burnu üstlerindeki şahane manzaralı çay bahçesine gittik. Çay bahçesi dediğime bakmayın yemek de yiyebilirsiniz:)) Bakır demliklerde gelen çayı harikaydı...
Burda sohbetin dibini deldik akşamı ettik. Tabi tekrar o yolu yürüyüp Sirkeci tarafına çıkmadık,sahil kapısından dışarıya çıkıp Eminönüne kadar yürüdük. Mavianne ile ben aynı vapura binip günün güzelliğine biraz daha devam ettik. Ve Üsküdar'da vedalaştık.
İşte böle böle

Düğünün her ayrıntısını inceden inceye planlayan Aylin çok güzel bir iş başarmıştı ama çok da yorulmuştu...Yani düğünün sefasını biz sürdük diyebilirim. Uzun süredir görüşemediğimiz ama görüştüğümüzde de sanki dün ayrılmışız gibi olduğumuz insanlarla yepyeni olan ama çok can olan dostlarla güzel bir gece geçirdik.
Bu gördüğünüz, konukların duygularını yazılı iletmelerini sağlayan dilek ağacı... Çok hoş bir fikir olarak, yeni evlenecekler not alsın... Ağacın dibinde bir kalem ve asılacak biçimde tasarlanmış not kağıtları vardı...
Yazmadığım günlerde okuduğum kitap ise; Duygu Asena ödülünü alan Fırtına Takvimi/Jale Sancak.
Bu kitapla ilgili görüşlerimi ''Bibliyomanyaklar/ Kitap Düşkünleri'' nde okuyacaksınız. Mayıs ayının kitabı Pala Hayriye/ Figen Şakacı idi biliyorsunuz. Ve bu ayın son yazısını ben yazdım. Okuyun ve de yorumlayın bence:)) Hem yorumculardan biri Mehmet Eroğluna ait Fay Kırıkları Üçlemesinin ilk kitabı olan ''Mehmet''i kazanacak.
İzlediğim filmler için facebook sayfası açtım yan tarafta göreceksiniz '' Bizim Evin Orta Yeri Sinema'' Artık toplu olarak görülebiliyor hem de...
Gelelim bugüne bugün İsviçre'den Asis, Ankara'dan Mavianne'nin gelmesi dolayısıyla ve de İstanbul cenahlarından ben ve Ece'nin katılımıyla çok güzel bir gün geçirdik valla dolu dolu bir gündü. İzleyin hak vereceksiniz. Eminönünde buluştuk 11 gibi... Önce bir Saray Muhallebicisinde soluklandık, ev limonatası diye sunulan ama bundan şüphe duyduğum limonata ile ferahladık. Ayol ne sıcaktı. Sonra daha önce palanladığımız şekilde Şehzadebaşı Cağ Kebapçısının yolunu tuttuk. Burası sizlere daha öncede önerdiğim Rumeli Köftecisinin karşısında... Nimet Abla(Sirkeci'de ki)nın sokağından içeri girin hemen görürsünüz zaten. Okuduğuma göre Erzurumdan sonra en iyi Cağ Kebabı burada yenilebilirmiş.İstanbul'un arka sokak lezzetleri ünlü restoranlara meydan okuyor söyleyeyim. Cağ kebabı güzeldi, çömlekte sunulan yoğurt güzeldi. Garsonlar güleryüzlüydü fiyatlar makuldu tavsiye ederim. Önce bir şiş geliyor. Sonra garsonlar tepsiyle masaları dolaşıyorlar,isteyenlere tekrar veriyorlar. Biz ikişer şiş yedik ama ben ezmeye saldırmasaydım üçüncü de yenilebilirdi...
Ahmet Hamdi Tanpınar Müzesi...
Yemekten sonra yine programımızı takip ettik ve Gülhane Parkı içindeki Ahmet Hamdi Tanpınar Müzesini ziyaret ettik. Müze haftada 6 gün açık ve de ücretsiz geziliyor.Tanpınar yanında İstanbul'da yaşayan diğer yazarlar ve şairlerden de hatıra eşyalar belgeler var. Mesela Nazım Hikmet'in annesine yazdığı mektuplar hepimizi çok duygulandırdı...
Müzeden çıkınca Gülhane Parkı içinden çıkmadık ve ağaçlar arasında yürüyerek bu kez Asis'in geçen yıl keşfettiği Saray Burnu üstlerindeki şahane manzaralı çay bahçesine gittik. Çay bahçesi dediğime bakmayın yemek de yiyebilirsiniz:)) Bakır demliklerde gelen çayı harikaydı...
Burda sohbetin dibini deldik akşamı ettik. Tabi tekrar o yolu yürüyüp Sirkeci tarafına çıkmadık,sahil kapısından dışarıya çıkıp Eminönüne kadar yürüdük. Mavianne ile ben aynı vapura binip günün güzelliğine biraz daha devam ettik. Ve Üsküdar'da vedalaştık.
İşte böle böle
Etiketler:
Ahmet Hamdi Tanpınar Müzesi,
Cağ Kebabı,
Gülhane Prkı,
Hoca Paşa,
Şehzade Cağ Kebap
23 Mayıs 2014 Cuma
Kahve Dükkanı
Bu yaz yolu Karadeniz sahiline düşeceklere özellikle de Fatsa'dan geçeceklere bir mekan önerim var... Fatsa City AVM içinde yer alan ''Fatsa City Kahve Dükkanı''...Bizzat kuzenimdir sahibesi...Bir kahve molası verirseniz Özlem'e selamlarımı söylemeyi unutmayın:))
Fatsa çok özel bir yerdir benim için...Oraya gelince hah artık Ordu'ya geldik derdim, çünkü... Gitmişken mutlaka eski yoldan geçin...
Haydi esen kalın...
Fatsa çok özel bir yerdir benim için...Oraya gelince hah artık Ordu'ya geldik derdim, çünkü... Gitmişken mutlaka eski yoldan geçin...
Haydi esen kalın...
21 Mayıs 2014 Çarşamba
Günler geçerken
Günler geçigeçiverirken:)) önce bugünden başlayayım,bugün çok güzel bir etkinliğe daha ev sahipliği yapan ''Tavsiye Evi''ndeydim. ''İmza: Ben'' yazarlarını ve okuyucularını konuk ettiler bu kez de. Yazarlar,okuyucular karşılıklı söyleştik.Banu Özkan Tozluyurt kitap satışlarının nasıl iyi gittiğini, gördüğü ilgiyi, geri dönüşleri anlattı... Güldük,kitapla ilgili anılarımızı anlattık, kitaplar imzaladık.Türgök yararınaydı bu kitabımızın geliri, biliyosunuz. Kendisi de bir Türgök gönüllüsü olan Armağan Portakal bize görmeyenler için basılan kabartma kitapların ancak beş kez okunabildiğini söyleyince ve bir kitabın maliyetinin neredeyse 300 lira olduğunu,biz kitapçıya girip saatlerce bunu mu alsam? şunu mu alsam? diye ordan oraya zıplarken,görmeyenlerin sadece seslendilmiş veya kabartma olarak basılabilmiş kitapları okuyabildiklerini de ekleyince bu projede yer aldığıma yüzlerce kez daha sevindim.

Ayşe Erbulak ile...Başımızdaki çiçeklere dikkatinizi çekerim ,İmza: Ben kitap kapağındaki çiçeklerin aynısı...
Böle de afilli imzalarım kitapları:))
(sunum: kutu kutu parti)
Günler geçerken iki de kitap okudum bitirdim...
İngiltere'de ulaşımı çok zor olan bir adanın tek kitapçısı Fikry,kızına bir okuma listesi hazırlar...Eğlenceli,duygusal,bilmediğimiz,duymadığımız kitaplardan bizi haberdar eden bir kitap... Her bölüm; okuma listesindeki bir kitap ile açılıyor.
İsabael Allende için bir söz söylemek haddime mi? Yine çok güzel bir kitaptı. Bugünlere de cuk oturdu... Birbirinden alakasız üç ailenin ayrı ayrı hikayesi nereye gidecek derken bir maden ocağında birleşti...Ve Arjantin halkının uyanışına neden oldu...
Filmlere gelirsek şimdi bakalım ne var...
İlk filmim bir yerli film...Bir Küçük Eylül Meselesi... Filme plato olan Bozcaada muhteşemdi...Kız güzel oğlan yakışıklıydı... Konu da kötü sayılmazdı... Sonuçda eli yüzü düzgün bir filmdi...
Bu filme çok umutlu başlamıştım. Çok kötü değilse de beklentime cevap vermedi... Jane Austen hayranı bir genç kızın bir tur şirketiyle gittiği Austen hayranları için hazırlanmış o konsepte hazırlanmış bir köydeki maceraları...
Şimdi sırada Uçurtma Müzesi var. Daha önce de söz etmiştim ama ilk kez müze sahibi Mehmet Naci Aköz ile tanıştık ve müzeyi onun anlatımıyla tanıdık gezdik.Mehmet Naci Aköz...
Hiç bir ücret almadan çocuklara dünyanın her tarafından topladığı uçurtmaları gösteriyor. Anlatıyor. Aşağıdaki atölyelerde çocuklarla birlikte uçurtma yapıyor. Mutlaka gitmelisiniz. Ama önce randevu alın...
Bir de artık filmler için facebook da sayfa açtım. Toptan orada görebileceğiz hepimiz...
Bizim Evin Orta Yeri Sinema .... Buraya tıklayarak takibe alabilirsiniz...
haydi yeter bu kadar gayri:))

Ayşe Erbulak ile...Başımızdaki çiçeklere dikkatinizi çekerim ,İmza: Ben kitap kapağındaki çiçeklerin aynısı...
Böle de afilli imzalarım kitapları:))
(sunum: kutu kutu parti)
Günler geçerken iki de kitap okudum bitirdim...
İngiltere'de ulaşımı çok zor olan bir adanın tek kitapçısı Fikry,kızına bir okuma listesi hazırlar...Eğlenceli,duygusal,bilmediğimiz,duymadığımız kitaplardan bizi haberdar eden bir kitap... Her bölüm; okuma listesindeki bir kitap ile açılıyor.
İsabael Allende için bir söz söylemek haddime mi? Yine çok güzel bir kitaptı. Bugünlere de cuk oturdu... Birbirinden alakasız üç ailenin ayrı ayrı hikayesi nereye gidecek derken bir maden ocağında birleşti...Ve Arjantin halkının uyanışına neden oldu...
Filmlere gelirsek şimdi bakalım ne var...
İlk filmim bir yerli film...Bir Küçük Eylül Meselesi... Filme plato olan Bozcaada muhteşemdi...Kız güzel oğlan yakışıklıydı... Konu da kötü sayılmazdı... Sonuçda eli yüzü düzgün bir filmdi...
Bu filme çok umutlu başlamıştım. Çok kötü değilse de beklentime cevap vermedi... Jane Austen hayranı bir genç kızın bir tur şirketiyle gittiği Austen hayranları için hazırlanmış o konsepte hazırlanmış bir köydeki maceraları...
Şimdi sırada Uçurtma Müzesi var. Daha önce de söz etmiştim ama ilk kez müze sahibi Mehmet Naci Aköz ile tanıştık ve müzeyi onun anlatımıyla tanıdık gezdik.Mehmet Naci Aköz...
Hiç bir ücret almadan çocuklara dünyanın her tarafından topladığı uçurtmaları gösteriyor. Anlatıyor. Aşağıdaki atölyelerde çocuklarla birlikte uçurtma yapıyor. Mutlaka gitmelisiniz. Ama önce randevu alın...
Bir de artık filmler için facebook da sayfa açtım. Toptan orada görebileceğiz hepimiz...
Bizim Evin Orta Yeri Sinema .... Buraya tıklayarak takibe alabilirsiniz...
Bizim Evin Orta Yeri Sinema
Son olarak da bir etkinlikten söz edeyim. Yasemin Sungur'un 6 yıldır, Oyuncak Müzesi içinde gerçekleştirdiği '' Kitap İle Sohbet'' etkinliğine katıldım. Gündüz Vassaf'ın Cehenneme Övgü kitabından okumalar yapıp,üzerinde konuştuk. İnanılmaz keyifliydi.
haydi yeter bu kadar gayri:))
20 Mayıs 2014 Salı
Evvel Sevda İçinde
Kapkara günler yaşadık,yüzümüze gözümüze kömür karaları bulaştı. Şimdi yavaş yavaş bu hava dağılacak ve yine ateş düştüğü yeri yakacak. Ne kadar üzülmüş,yanmış olsak bile o babasız kalan çocukların,eşini yitirmiş kadınların acısını ne derece hafifletebiliriz. Sosyal medyada dolaşan şu '' 301 ölü 77 milyon yaralı''sözü belki de durumumuzu en iyi anlatan sözdü...
Bugün size bir şiir kitabından söz edeceğim. Belki de ilk kez bir şiir kitabı konuk olacak sayfama...İbrahim Öksüz; yani bu kitaptaki şiirlerin şairi, ''Şiir; edebiyatın mahzun çocuğudur'' demiş bana gönderdiği mailde... Çok haklı halbuki isyanlarımızı, acılarımızı, aşkımızı, zaferlerimizi şiire dökeriz,şiirle ifade ederiz de niye ihmal ederiz bu kadar.

Okuma listelerinize alabileceğiniz bir şiir kitabı Evvel Sevda İçinde...
Yeni dilmlerde,kitaplarda buluşmak üzere...
Bugün size bir şiir kitabından söz edeceğim. Belki de ilk kez bir şiir kitabı konuk olacak sayfama...İbrahim Öksüz; yani bu kitaptaki şiirlerin şairi, ''Şiir; edebiyatın mahzun çocuğudur'' demiş bana gönderdiği mailde... Çok haklı halbuki isyanlarımızı, acılarımızı, aşkımızı, zaferlerimizi şiire dökeriz,şiirle ifade ederiz de niye ihmal ederiz bu kadar.

Okuma listelerinize alabileceğiniz bir şiir kitabı Evvel Sevda İçinde...
Yeni dilmlerde,kitaplarda buluşmak üzere...
14 Mayıs 2014 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






























