Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

7 Ağustos 2011 Pazar

Ramazan yazıları6

İstanbul bir kaç gündür hafiften serinledi. Geceleri baya bi rahatladı... Dün gece çok güzel bir kitaba başladım. Hatta bu akşamı soluksuz bekledim devam etmek için ama bu gece Elif Şafak'ın İskender'ine başlıyorum.Ama sorun ki niye ... Bu akşam benim yeğenim Cucu geldi...Hani Ordu'ya nişanına gittiğim. Bir haftalık izni varmış, atlamış gelmiş. Yolda gelirken annesi yani bizim taze kaynana Arzu'ya iki kitap almış. Biri Serenad diğeri de İskender:))) E okumak istiyordum e bi de beleş okuyacağım heheheh...Sen gidene kadar ben okurum bunu dedim. Okuuu Haloşummm dedi. Şimdi bu yazıyı yazdıktan sonra ,istikamet kitap okumaya... Ha dün akşam başladığım kitap Zeya'dan. Bir kitabı okurda çok beğenirse -hemen sana getiriyorum Lale Abla der. Sonra üzerinde konuşmaya bayılıyoruz. Daha ilk sayfalardan kitabın içine girdim. Böyle içine alıp insanı sürükleyen romanlara nehir roman deniyordu dimi...

Ben olaya geceden başladım ama sabahımız ve günümüz de az hareketli değildi doğrusu...Bu gün Cancan özel davetlimizdi. Artık okula gittiği için ve de kardeşi olup evlerinde yatılı yardımcıları olduğu için eskisi kadar sık gelemiyor. Sabah ablalarıyla kahvaltı etti, market alışverişine çıktı. Tüm alışverişi o yapmış. Neler olduğunu tahmin edebilirsiniz tabi. Sürpriz yumurtalar, rüzgar gülleri diyeyim gerisini anlarsınız artık.Verdiği tüm siperiş yemekleri pişirmiştim zaten. Tarhana çorbası,makarna ve köfte...Makarna yerine güzel bir ev eriştesi pişirdim.Bayıla bayıla yedi. Beraber yatıp iki saat de uyuduk mu size oh kebap olduk. Ara ara uyanıp, beni yanında görünce devam etti uykusuna...Kendinize özel tasarım T-shirtleriniz olsun isterseniz. Bu T-shirtleri bizim ailenin art directörlerinden Nilüfer yapıyor. Güzel Sanatlar mezunudur aynı zamanda. Bu resimdeki t-shirt Gamsegamse için yapıldı mesela...

İşte böle böle

6 Ağustos 2011 Cumartesi

Ramazan yazıları 5

Baktım televizyonlarda sahur programları çok kötü, ben de kendi sahur programımı yaptım dün gece:))
Gece Zeya, Ebru ve Elçin'in iftardan sonra beni evden almaları ile başladı. Benim için öyle tabi
onlar iftarla başladılar programa...Önce Beylerbeyine yöneldik. Deniz kıyısında yürüyüş yaptık.Rüzgar püfür püfür, Boğaz köprüleri ışıl ışıl, camiden gelen Kur'an sesi
denizden geçen teknelerden gelen müzik sesi , denize atılan oltalar ve bu ambians içinde biz...çok ama çok güzeldi.
Çay kahve içmek için oturduğumuz kafe aynı Gümüşlük'de ki kafelere benziyordu...Önünde; epi topu üç dört masa, mavi boyalı çerçeveler ,kapılar...o kadar mekan içinde bizi kendine çekti.Evimizin balkonunda gibi oturduk zaten. Garson orayı bize bırakıp karşı kafeye gitti:))






Gecenin biri olmuş meydan boşalmış , köpekler, kıyıda iki sevgili ve biz kalmışız haberimiz yok.


Kalkıp asıl program amacına yöneldik. Yani Fethi Paşa Korusunda sahur yapmaya...
Rezarvasyonu terasa yaptırmıştım ama öyle serindiki hava içeride bile hırka ile oturduk. Sıcak birer çorba ile başlangıç yaptık sonrası Allah ne verdiyse))

Eve geldiğimde saat dörde geliyordu. Bizim ahali hala uyanıktı. Ben hemen yatağa atladım, o serinlik duygusu geçmeden uykuya daldım.Yepisyeni bir kitabım var...Anlatılacaklarda birikiyor. Artık toplu gösterim yaparız...

5 Ağustos 2011 Cuma

Ramazan yazıları 4

Dün geceden beri bloguma giriş yapamıyordum. Mail geldi hesabımı Google hesabına taşımışım
artık önce oradan oturum açıp girebilecekmişim. Bak ese köse ama teknolocik bilgim aha da buraya kadar. Neyse dün akşamdan beri kapılardan bacalardan kovuldum
yanlış şifre yine yanlış şifre hahah yine yanlış yine yanlış derken mail atmayı akıl ettim. gelen cevap da taşınmışsınız şeklinde oldu.

Evde oruçda fire verdik. Kocam şiddetli boğaz ağrısı ve kırgınlıkla doktora gidip bir çuval ilaçla geri geldi. Doktor bir kaç gün oruç tutmamasını ,ilaçlarını düzenli kullanmasını söylemiş. Hastalığının nedeni de klimaymış. Şimdi benim kocam evdeki klima ile kuması gibi gözleşmese doktor da arkadaşının oğlu olmasa yiyecektik bunu))...Ha ondan da olabilir tabi de olmasa çok şaşardık.

Dün gece uyuyamayınca salona geçtim. Klimadan da etkilenmeyeyim diye kanepe yastıklarından kendime barikat yapıp arasına yattım, yanıma da notbook aldı kafama göre takılıyorum. Birden -anneeee diye bir ses...Naziş, yastıkların arasından sızan ışığa akıl erdirememiş bir an... heheheh annem erdi mi? sandın dedim. Ne de olsa ,küçükken odalarına giren ateşböceklerini görünce;bizim odada uzaylılar var diye koşuşturmuş çocuklara sahibim. O yüzden buna hiç şaşmadım))


TVler de ki sahur programlarını beğenmediğim için bu akşam kendim bir sahur programı yaptım. Yapayım bir, yarın anlatırım.

Bu akşam myeni bir dizi başlıyor. İstanbul'un Altınları...Haluk Bilginer var Demet Akbağ var yetmez mi? bana yeter artar bile...

Şimdilik gittim.

4 Ağustos 2011 Perşembe

Ramazan yazıları3

Havada ramazan'ın verdiği bir rehavet var sanki...Bir zamansızlık söz konusu...geçen akşam hadi yatayım dediim meğer saat iki buçuk olmuş. Yani sahur olmuş. Bir daha yatmayınca , hadi sahurdu, masada sohbetti, tv izlemeydi derken sabah olmuş. Ertesi günü hepimiz sersem sepelek geçirdik. Ve gün saat 48 saatmiş gibi geldi bize.

Okuduğum kitaplardan söz edesim var ama yazasım yok:) böyle bir dengesiz kişilik sergilemesi içindeyim.Bu gün Zeya'nın yazısını okuduktan sonra , baş ucumdaki ve de ayak ucumdaki kitap kulesinin bir an önce erimesi gerektiğine karar verdim. Elif Şafak'ın yeni kitabı ''İSKENDER''İ çok merak ediyorum ama kapağı o kadar itici geldi ki tarifsiz. Firarperest'in o şirin kapağından sonra bu iyi gelmedi bana...

Gündüzleri Çocuklar Duymasının tekrar bölümlerini izliyorum. Kızlarla tüm kanepeleri koltukları kapışıyoruz. Karşılıklı seriliyoruz. Bir kanepe var ki, Kocamın da, Gamsenin de benim de en favori kanepemiz. Tam balkon kapısının yanında ve tvnin tam karşısında ve de önünde sehpa olması dolayısıyle çok cezbedici...Naziş kendi köşesine çekiliyor, kitabını laptopunu, içeceğini eline alır bu yazın limonata kışın sıcak çikolata şeklinde olur, kimseye karışmıyor. Ama biz üçümüz bir devinim içindeyiz :)Bir balkona çık, bir içerilere git , kanal değiştir...

Aydın Boysan'ın oynadığı reklamı izlediniz mi?Masaya yumruğunu indirmesine bayılıyorum. Bir de Şahan Gökbakar'ın öztürkcell reklamları. Her seferinde gülüyorum.

İftara artık bir çeşit yemek yapmaya karar verdim. İftariyeliklerde olayı bitiriyoruz karıkoca...Geçen akşam Gamse'nin börekçi arkadaşı)Fatma ; bize iki tepsi börek getirdi. Jambonlu mantarlı ve pastırmalı sucuklu, kaşarlı ve közlenmiş biberli.Hemen dilimlere ayırıp dondurucuya attım. Sıkışca hemen iki üç dilim çıkarıp ısıtıyoruz. Fatma , liseden sonra iş hayatına atıldı ve babası onaPanbörek'in bayiliğini aldı. Bu da en çok Gamse'ye yaradı.Özellikle zeytinyağlı dolmalarının dibine darı ekiyor. Bakınız şekil 1.a
Kızlar iki hafta sonra seminer dönemine girerek , bir ölçüde iş başı yapıyorlar. Geç giderler , erken gelirler, arada gitmezler ama sonuçda zil çalıyorYani ördek suya daldı zil çaldı. Onların zili çalınca , ben daha özgür olacağım tabi heheheh...Nereye gitemeye kalkasam mırın kırın ediyolar sonra da akşam program yapıp kendileri kaçıyor.

Şimdilik bu kaa

2 Ağustos 2011 Salı

Ramazan yazıları 2

Benim ramazan planın, sahura kadar oturmak , iftara kadar yatmaktı ama,henüz uygulamaya geçiremedim. Erken kalkmalara alışkın bu bünye laf anlamıyor ki. Sabah olunca plink diye açılıyor göz kapaklarım. İnsan biraz uyku mahmuru falan olur dimi yok.Yatakta biraz debelenip kalktım.Akşamdan ıslattığım nohutları , ocağa koydum.Pilava, çorbaya , şuna buna lazım oldukça kullanılmak üzere dondurucuya konulacaklar.
Ev hala tatilzede...hala kuruyan çamaşırlar var. Kocam sizle dünyanın öbür ucuna bile giderim ama şu nbavullarınız olmasa dedi. Eskiden bir büyük bavula sığar giderdik tatile.Şimdi kişi başı bir bavul. Dönüşte de ; giyilsin giyilmesin bavula giren her şeyin yıkanması var.

Okuduğum kitap ''Kazım Karabekir'in Gözüyle Yakın Tarihimiz''. Üzerinde günlerce konuşulabilir , tartışılabilir. Gamse'nin bir huyu vardır, başladığım kitaba başlar. Geçen gün tam kitabımı alıp yatağa giricem , alıcı kuş gibi odaya daldı, kitabı kaptı gitti.Hasbinallah dedim, okuyacağın bi sürü kitap var. Yok, bunu merak ettim dedi. Gece uyuyorum-anneee diye bir ses, hemen anladım.Kitapla ilgili dimi dedim.Yarın konuşalım,derin mevzu dedim.Sabah ilk iş kitaptan konuştuk.Kitabı bitireyim, araştırmalarımı yapayım. Sonra yazacağım.

İyi bir gün olsun...Bir kaç gün serinleyecekmişiz haberiniz olsun...

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Ramazan geldi hoş geldi



Dün gece sahura kalkarak, ramazana giriş yaptık. Sahur'da Gamse'nin sürprizine uyandım ben. Nasıl süper bir şey oldu anlatamam. Kızım benim ya, kahvaltı hazırlamış, çayımızı demlemiş, kıymalı yumurta yapmış, kekikli, kırmızı biberli , zeytinyağlı domates yapmış, masayı da hazırlamış . Ben o sırada klima altı cam cam , öpsün seni amcan vaziyetlerinde salona serilmiştim. O yüzden koku falan da duymadım. Nazo , gazi olmanın keyfini çıkarıyor. Bir hafta sonra sanırım iyice , iyileşecektir ayağı. Artık ufak ufak basarak geziyor. Dün çok sıkıldım, halama gidelim dedi. Görümcelerimle aynı mahallede oturmanın etinden ,sütünden , yününden faydalandığımızı biliyorsunuz zaten:) Gittik, oy oy ne şahane bir çay masasına oturduk görmeliydiniz. Yedik , içtik, güldük , konuştuk. Birbirimizin tatil resimlerine baktık.

Bu ara okuduğum kitaplardan söz etmedim ama onları tek bir yazıda toplamaya karar verdim.Bu akşam ATV de yeni bir dizi başlıyor...REİS...Melissa Sözen'in oynuyor olması benim için referans.Bir iki dizi edineyim kendime.

İftar için değişik hafif yemekler yapmak istiyorum. Bu gün sebze olarak semizotunu seçtim. Et olarak tavuğu, çorba olarak mercimeği , salata olarak çoban salatasını, tatlı olarak da zerdeyi seçtim. Mercimek, ezo gelin olarak, semizotu pirinçli, tavuklarda , tavuk pirzolası şeklinde , kekikli, kırmızı biberli, bir sosa batırılıp,elma dilim patatesler , eşliğinde fırına girecek.Ben eskiden olsa bu yemeğin yanına bir de pilav yapardım:) Şimdi yok iftariyelikler, ana yemek , salata derken fazla geliyor.

Benim için ramazan çok hoş anılarla dolu bir ay... mücver kokulu, fındık kabuğu çıtırtılı, davullu sahurlar,kalabalık sofralı iftarlarla dolu anılar.Artık babamın yaptığı mücverlerin kokusuyla uyanmıyorum sahura ama aynı tatla uyanıyorum, kokuyu duymak için derin derin nefes alıyorum.
Hepimize hayırlı ramazanlar olsun, ağız tadıyla, gönül rahatlığıyla geçsin...

31 Temmuz 2011 Pazar

Çok gıcığım

Geldik geleli çamaşır yıkanıyor
Özel bir komutan isteğimiz yoktu
Yeni danıştay başkanınız su böreği açmasını biliyormuş o zaman börekçi olsaydı
Dışardaki rüzgar bu gece eve niye girmedi, balkonda üşüdüm neredeyse...
Eniştemin gidişinin 40.günüydü dün
Yolda düştüm, hatta uçtum ve kondum. Yoldan geçen delikanlı hanfendi hanfendi diyen koşup beni kaldırdı.
Ütülenmesi gereken bir sürü şey var
Dün akşam eve gelince anlatılan bir şeye hatta birine çok gıcık oldum, iyi ki olaya şahit olmadım. Evdekilerde aynını söylemişler. Gamse- Annem bu olaya balkondan atlardı demiş.


Burada yazdığım herşeye gıcık ötesi gıcık oluyorum.

Bu gün 31Temmuz pazar...