Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

9 Şubat 2019 Cumartesi

Hayat bir sudur,akar gider

Hayat gerçekten de akıp gidiyor.Bazen içimizden akıp gidiyor, bazen de kıyısında durup öylece bakıyoruz.
Yılın ilk günlerinde bir heves bir heves yazmaya başlamıştım ama bir baktım ki neredeyse üç haftayı geçmiş yazmayalı.
Valla kendimi övmek gibi olmasında yine filmler,kitaplar efenime söyliyeyim tarifler ve de gezi tavsiyeleri ile geldim.Üç haftalık yazacağım ona göre okumaya başlamadan önce ne işiniz varsa yapın, bir haftalık yemek stoku yapın, çayınızı kahvenizi alın gelin:)
İlk önce gezi tavsiyeleri...
Eger İstanbul dışına çıkmıyorsanız hem İstanbul'dan çıkıp hem de çok uzaklaşmadan gidilebilecek en iyi yer bence Şile. Şile Sahilinde uzun uzun yürüyüşler yapabilir, Karadeniz'in hırçın dalgalarını seyredebilir ve bir sürü balık restoranından birinde yemek yiyebilirsiniz. Benim tavsiyem Şile Sahilde yine Şile Belediyesinin işlettiği İskorpit Restoran... Yanında mısır ekmeği ile servis edilen balık çorbası enfesti. Yine yediğimiz balıklarda denizden yeni çıkmış gibiydi ve fiyatlar da İstanbul ile kıyaslarsanız son derece ekonomikti.Deniz manzarası ve iyi bir servis de cabası.




Hadi bu hafta Şile'ye gittiniz o zaman haftaya da Riva'ya gidin:) Geçtiğimiz hafta  Riva'ya gittiğimizde hava bahar gibiydi. Papatyalar, kır menekşeleri açmıştı. Önce Cam Ocağı'nı gezdik.Orada bir atölye çalışmasını izledik. Camın sanat halini gördük. Bir kaç yıl önce yine gitmiştim ama yine çok keyifle gezdim.tabi kankalarımız Ercü ve Banu ile gittik.

Eger giderseniz cam ocağının önündeki patikadan yürüyerek nehir kıyısına inin. Biz gittiğimizde karabataklar yüzüyordu.


Daha sonra deniz kıyısına inip, kumsalda yürüdük.

 Karnımız hala acıkmamıştı o yüzden yemeği Riva'da yemeyip Çangelköy'de ki Tokat Sofrasını arayıp kebebplarımızı ocağa atın dedik.Çünkü Tokat Kebabının pişme süresi çok uzundur.Neyse ki kebap gelene kadar yatıştırıcılar veriyorlar. Ama siz siz olun ortaya Niksar çökeliği ile yapılmış ince belli bir pide isteyin:)






Pekii dediniz ki yok bize oralar bize uzak...O zaman sizi Fatih Kadınlar Pazarına alalım. Siirt Şeref Büryan'da büryan kebabı ve perde pilav yeyin ve sonra çıkın yerel pazarı gezin. Ben bamya ve dolmalık kuru kabak aldım mesela mesela...
Biz önce Eyüp Sultan'a gidip dualarımızı ettik sonra gençlerle yemekte buluştuk. Onlar biz gelene kadar çorbalarını içmiş,içli köftelerini yemişlerdi bile.
Hadı o da olmadı gelin Fethi Paşa korusuna yenilendi, ahşap sallanan köprülerden seyir terasları yapıldı. Çocuklara rastlarsanız sizi bi güzel sallıyolar da:) Sonra aşağı inin Boğaza karşı çay için. Ay daha ne diyeyim size olmadı şimdi tavsiye  edeceğim filmleri izleyin kitapları okuyun. Yanında da yine tarif edeceğim portakallı kekten yiyin:)

Sisters Brothers'i bugün izledim.Bir western filmi...Kovboylar çağınin bitiş filmi...Gringolara el sallayıp western kuşağına veda filmi.Bu kovboylar dişlerini fırcaladı,lüks otellerde kaldı,tuvaletin sifonunu çekti.Hem de kardeşlik hikayesi anlattı.Başlayan hikaye filmin ortasinda değisip bambaşka bir yol aldı.Evet beğendim sadece bir sahnede gözlerimi kapattim.





The Mirror/Zerkalo/Ayna - Tarkovski
Kaderimiz takip eder bizi usturalı bir deli gibi.
Bir film değil bir şiir seyrettim bugün.
Ayna ,Tarkovski'nin hayatından yansimalar.O yuzden adı ayna zaten.
Tavsiye eder misin derseniz,tavsiyem şu...
Eğer sinemayi sanat değilse,film izlemek sizin için sadece boş zamanlarinızı dolxurmak,hoş vakit gecirmek için bir aracsa,kesinkes izlemeyin. Ama bir sinema tutkunuysaniz bu başyapıtı kaçırmayın.
"Ayna 1975 Rus yapımı, Andrei Tarkovsky tarafından yönetilmiş bir filmdir. Çocukluk anıları, güncel olaylara dair sahneler ve Tarkovsky'nin babası Arseny Tarkovsky tarafından yazılan güncel olaylara dair şiirler ile kompoze edilmiş kabaca bir otobiyografidir. Kaynak:Vikipedi.


18.yy İngiltere'sinde Kraliçe Anne ve onu etkilemeye çalışan iki kuzen arasindaki rekabetin hikayesi.
Üç kadın arasindaki iktidar çatışmasi yer yer absürd ögelerle yer yer metaforlarla anlatılmiş.
İktidar hırsının edepsizce anlatımı🤣😂😁
75.Venedik Film Festivali'nde Jüri Büyük Ödülü ve başrol oyuncusu Olivia Colman’a En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini almış.

Şimdi sıra film izlerken çayımızın yanında yiyeceğimiz kekin tarifinde..

Portakal soslu kek.
3 yumurta,
2büyük portakal,
3corba kaşiğı yoğurt,
un,1su bardagı toz şeker,
yarim su bardagı sıvı yağ,
1paket kabartma tozu
1 tatlı kaşığı nişasta+2 tatli kaşığı toz şeker
Yarım su bardagı su.
Yumurta ve şekeri iyice çirpin.Bir portalin dışinı rendeleyin,suyunu sıkıp,yoğurt ve yağ ile birlikte şekerli yumurtalı karışıma ekleyin karıştirın.
Unu yavas yavaş kabartma tozu ile birlikte eleyerek ilave edin.Akışkan bir kıvamda olsun.

Orta büyüklükte bir kalıba döküp 180°de pişırin.
Sos
Bir portakal suyu(1 su bardağı kadar olsun.Eksiğini su ile tamamlayın)1 tatlı kaşığı nişasta+2 tatli kaşığı şekerle pişirin.Firindan çıkan kekinizin üstüne dökün.Ikisi de sıcak olsun.


işte böle böle
.



3 yorum:

  1. Teşekkürler.. misgibi gezdim, bilgilendim, keki de kokladım

    YanıtlaSil
  2. Özlemişim kankimin bu bol geZili filmli kitaplı hayat dolu yazılarını
    İyiki varsın bu kadar ara verme ama
    Şubat benim için çok verimli geçti
    Her gün bir yazı yazarak özlem giderdim
    Öpüyorum seni

    YanıtlaSil
  3. Lale abla son kitap tavsiyeleri almaya gelmiştim portakallı kek tarifini koydum cebime gidiyorum :) çok öpüyorum seni aslı

    YanıtlaSil

içinizden geldiği gibi yorumlayın ama unutmayın ki keser döner sap döner gün gelir hesap döner:))