Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

15 Aralık 2009 Salı


Çok kızarım biliyomusunuz, benim kupamla bir şeyler içilmesine ve sabah kalktığımda onu kirli bulmaya. Bu pek olmaz ama bu gün oldu. Yeşil çayımı demledim, Mitsukonun bu iş için özel olarak Japonya'dan getirdiği demliğe, tam 4 dk. beklettim, ama o ne kupam yok. kendisi kavanoz kadardır, baş parmak koyma yeri vardır ve benimdir kaç yıllıktır bilmem. Hatta bir yerlerde resmi vardı durun bulayım:)) Neyse kupa bulaşık makinesindeydi ve üstelik de salep içilmişti. Başka kupa kullandım çaresiz.Annem olsa - nooldu, boğazından eğri mi? gitti diye sorardı şüphesiz)).

Resmi buldum, işte yandaki kupadır kendileri , hatta benim için mutluluk nedir, miminde bile koymuşum onu :)))


Yürüyüş güzergahımızı Nakkaş Tepe'ye kaydırdık.Nakkaş Tepe deyince artık kendindende ünlü olan gece klübü gelir akla, Rakkas. Aşağıda küçücük bir ansiklopedik bilgi verdim, Nakkaş Tepe hakkında. Çalıştığım dönemlerde sabahları önce bir boğazı baştan başa geçer öyle giderdik işe, akşamlarıda trafikten kaçmak için Nakkaş tepe yolundan dönerdik, böylece ilk ben inerdim servisten.Manzara güzeldir.
İstanbul ilinin en güzel manzaraya sahip semtlerinden biri olan Nakkaştepe Üsküdar ilçesine bağlıdır.Ayrıca bu ilçeyi Beylerbeyi ile Boğaz Köprüsü ne bağlar.Trafiğin en çekilmez olduğu zamanlarda kullanılan kavşak da bu semtte bulunmaktadır.Bünyesinde bulunan Rakkas Meyhanesi de oldukça ünlüdür.

Akşam Ezel'i izledik. Bazen sadece Dayı konuşsun istiyorum.Gamse arkadaşında kaldı, sabah servisten konuştuk, uyuyordu artık kaçta yattılar kimbilir. Ben Ezel bitince doğru yatağa koştum:)))Kazım Karabekir Paşa'nın ''Hayatım''adlı kitabını okuyorum. Çocukluğundayım henüz. Bu tür insanların çocuk olduğunu, yaramazlıklar yaptıklarını düşünemiyoruz değil mi? sanki onlar öyle var oldular. Kazım Karabekir'in asker bir aileden geldiğini, dayısının Japonya'da batan Ertuğrul Gemisinde olduğunu bilmiyordum mesela. Babasıyla birlikte tüm imparatorluğu geziyorlar, Ben Mekke bölümündeyim şimdilik. Her gittikleri yerde evlerinin olduğu yeri kroki ile göstermiş, bu çok hoşuma gitti.

Şimdiii, bu gün karşıya geçmek gibi bir niyetim var, havada çok soğuk gibi duruyor, tam karar veremedim. Beyoğlu ekibim çok sitem ediyor bana. Hadi bakalım gün ola harman ola.

not: beş dakika önce sayfamda sekiz kişi vardı , hani şimdi nerdeler he:)))

13 yorum:

  1. Kupan ve demliğin gerçekten çok hoş:))
    Benim de ellenmesini kullanılmasını istemediğim eşyalarım vardır ama ev halkı tarafından inadına mı ne bilmem herkes tarafından pek sevilir ve çaktırmadan kullanılır.
    Havalar gerçekten çok soğuk ben de vde miskin miskin girdim battaniyenin altına Elif Şafak'tan Aşk'ı okuyorum yazdan beri bekliyor.
    Öpüyorum iyi bak kendine aman dikkat et havalar ayazda.

    YanıtlayınSil
  2. Ben de çok kızarım, Allahtan pek elleşmezler benim kupalara. Yalnız şu senin çaydanlığa bittim, o ne şirin birşeydir yahu, yeşil domates gibi.
    Hava soğuksa şu Beyoğlu işinden vazgeç derim, zira tam iyileşmeden sokaklara dökülmenin başa neler açtığını ikimizde gayet iyi bilmekteyiz. Yine de sen bilirsin tabii.
    Sevgiler canım...

    YanıtlayınSil
  3. Lale Abla günaydın, demlik çok şirin, çok otantik...böyle nesnelere bağlılık, ritüeller bende de vardır...
    Beyoğlu için bence, üşenmeyin, lahana gibi giyinin ve keyfini çıkarın...
    Sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
  4. Yine ben..mutluluk mimini sonradan okudum..bayıldım..ne tatlısınız siz ya...gününüz çok güzel ve Beyoğlu'lu geçsin:)

    YanıtlayınSil
  5. Kupan ve demlik super ablacim.

    Kitap cok dikkatimi cekti ben de okumaliyim.

    YanıtlayınSil
  6. benimde kendime has kupalarım var..arada kullansam bile onlar benim dediğimde kupamdan elleini çekiyor ev ahalisi :)

    karpuzlu demliği 10 sene önce anneler gününde anneme almıştım..şimdi rafta aksesuar durumunda ne zaman "şunda bi çay demlesem" desem annem," o benim "deyip kullanmama bile izin vermiyor :)

    çok özledim sizleri
    tatli yanaklarından öperim
    sevgiler,
    nurdan

    YanıtlayınSil
  7. Lale abla;
    ben bir kaç kupa edinirim biri kirliyken öbürüyle idare edeyim diye :):)

    kitabı sevmene çok sevindim :) Babasıyla imparatorluğu gezmesi ve doğuyu çocukluk yıllarında tanıması sayesinde biz Türkiye Cumhuriyetinde özgürce yaşıyoruz belki de.

    hiç bir şey tesadüğf değil di mi?

    öpüyorum

    YanıtlayınSil
  8. benim de var böyle alışkanlıklarım Lalecim ya...kendi kupam, kendi koltuğım,sevdiğim sandalye filan. hiç değişsin istemem.:)
    ama senin kupa ve de demlik gerçekten çok şıkmış...
    keyifle yeşil çay içimleri olsun tatlım.:)

    YanıtlayınSil
  9. Kupana çaydanlığına bayıldımmmm,Biliyormusun anadolu yakasını pek bilmiyorum zaten çok genç yaşta ayrıldığım için İstanbulun her yerini de çok iyi bilmiyorum birgün bana gezdirirsin inşallah seni rehber alıcam ona göre ;)kitabı artık yaza alırım okumak isterim..hadi öptümmm kaçtım.

    YanıtlayınSil
  10. Çay sefası yaparak kitap okumaya bayılırım.Çaydanlık demlik ikilisine de bayıldım.Kitabı bende merak ettim okuyucan .Biyografi kitaplarını severim.İstanbul tanıtımları çok hoş,notlar alıyorum,inşallah gezebilirim.sevgiler.

    YanıtlayınSil
  11. kupana bayıldım.bende ciddi bir kupa hastasıyım :)
    ha bu arada ya ben senin anlatımına,İstanbul un en sevdiğim mekanlarında yürümene bayılıyorum :) keyifle okuyorum seni...
    sevgilerimle

    YanıtlayınSil
  12. senin kupana ha, ne cesaret...

    sevgilerimle

    YanıtlayınSil
  13. bunlar güzel takıntılar, demlik ve kupa her ikisi de çok hoşlar.
    Okuduğunuz kitabı ben de çok merak ettim, Zeya'nın yorumuna kaydı sonra da hemen gözüm. Onlara ne çok şey borçluyuz. Nur içinde yatsın

    YanıtlayınSil

içinizden geldiği gibi yorumlayın ama unutmayın ki keser döner sap döner gün gelir hesap döner:))