Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
28 Ocak 2012 Cumartesi
Sabahın Körü akşamın alacası
Başlıkla yazının pek alakası yok, yazı sabah yazıldığı için olabilir ama akşamın lacası sabahın körü derken aklıma geldi:)Ama bu iki ışık fotoğrafçılar için çok önemliymiş.Ama bu arada Mor ve Ötesinden Sabahın Körünü dinlemek fena olmaz...
Sabahın sessizliği var evde...Naziş olsaydı ki , O'da erkenci benim gibi, ya sıcak çikolatasını ya kahvesini alıp belgesellerine dalmıştı. Ama dün gece yaptıkları korku filmleri gecesi kaçta bitti Allah bilir.
Bu gün plansız programsızım. Belki Zeya ile bir şeyler yapabiliriz. Çok da kesin konuşmadık, havaya göre dedik.Gamse arkadaşının nişan yemeğine katılacak, Naziş zaten yok. Bilemedim yane.
Dün gece sanırım kar yağmadı. Gece kalktığımda don vardı, yerler cam gibi parlıyordu sokak lambasının ışığında.
Bir kötü huyumu keşfettim, eğer merak ettiğim bir kitap , film varsa ve onları da almışsam, ille etrafında bir döneliyorum. İlle onları okuyacak izleyecek ortam tam oluşsun. Ya da haklarında çok konuşulup, yazıp çiziliyorsa onlar bitsin. ya da haklarında çok fikir sahibi olmadan okuyayım ya da izleyeyim. Mesela film olarak ; Motosiklet Günlüğü... Bir Zamanlar Anadoluda...Kitap ;Hava Kurşun Gibi Ağır( Hüznün Tadı'nın Mihriban'ın hediyesi)...Ama eğer bu gün dışarı çıkmazssam hem filmlerden birini izleyeceğim hem de kitaba başlayacağım.
E yeter bu kadar, şimdi biraz eve vakit ayırayım. Sonrası ne olur bilemem.
27 Ocak 2012 Cuma
Acı çikolatalı karlı gün

Dün geceden beri durmadan yağıyor kar... Usul usul elif elif yağıyor.Biz de her fırsatta dışarı çıkıyoruz. Dün akşam Gamsegamse dans kursundayken, hadi O'nu karşılayalım bu saye de yürüyüş yapalım dedik.Ama hem rüzgarlı hem de çok soğuktu, mahallenin kafeteryasında çay molası verdik.Ben eşofmanlarımla çıktığım için öyle tıkma tıkıç hiç kabanımın önünü neyin açamadan oturdum:))Ama ne söylesem az mis gibi demleme çaylar yapıyor. Çay ocağının üstünde belki 10 tane demlik vardı... İnce belli duble bardaklarda içtik çaylarımızı ...Dans çıkışı Gamse arayınca hoho biz Aslı Börekde çay içiyoruz dedik. O gelince kalktık, gözlerimize kar taneleri kaça kaça koşa koşa eve geldik.Hemen yeniden çay suyumuzu koyduk.
Fatmagül'e bile takılmadım dün gece Acı Çikolata'yı okudum. Bu nası bişeydi abi ya, yemek tarifleriyle harmanlanmış bir aşk hikayesi... Yemeklerin kokusuna mı? hikayenin güzelliğine mi? bakayım şaştım. Filmi de var :)Yarın sabah inşallah maşallah herkesler uyurken izleyeceğim.
Kitap 12 bölümden oluşuyor her bölüm ocak ayından başlayarak bir ay adı...alt başlık bir yemek adı ve ilk sayfada malzeme listesi var ve her bölüm yemeğin tarifi ile başlıyor.
Kitabın arka kapağından
Yemek pişirerek, yemek yiyerek, yemekler aracılığıyla aşk ilanı, tinsel ve tensel iletişim gerçekleşebilir mi? Laura Esquivel, "Acı Çikolata" ile, içinde yemek tarifleri, aşk öyküleri ve kocakarı ilaçları bulunan bu romanla bu iletişimin gerçekleşebileceğini kanıtlıyor. Yüzyıl başlarında Meksika'da devrim, eski kolonyal toplumun son kalıntılarını temizlerken, aile geleneğine göre evlenmesi olanaksız, ama buna karşın Pedro'ya delicesine tutkun Tita, yemek yapmayı aşkının iletişim aracına dönüştürüyor. Laura Esquivel bu olanaksız aşkı yemek ve kocakarı ilaçları tanımlarıyla dile getiriyor ve sarsıcı, büyüleyici bir dille bu aşkın ezgisini yaratıyor; yarım kilo soğan, iki baş sarmısak, bir tutam fesleğen, romanın her satırından fışkıran yakıcı aşkın simgesine dönüşüyor. Yazarın ironik, neşeli ve yumuşak bir dili var; yaşam sevgisi ve tensel aşk bu dil içinde büyülü gerçekliğe bağlanıyor. Hiçbir kadın yazar, kadın dünyasını bu düzeyde dile getiremedi. Kısa zamanda on beş dile çevrilen ve yazarın senaryosuyla sinemaya aktarılan, filmi ülkemizde de büyük ilgiyle karşılanan "Acı Çikolata", başta Meksika ve ABD olmak üzere yayımlandığı her ülkede satış rekorları kırdı. Bir kez okumakla yetinemeyeceğiniz bir roman
Yazar:Laura Esquivel
Çevirmen:Mükerrem Akdeniz
Sayfa Sayısı: 271
Baskı Yılı: 1999
Dili: Türkçe
Yayınevi: Can Yayınları
Çevirmen:Mükerrem Akdeniz
Sayfa Sayısı: 271
Baskı Yılı: 1999
Dili: Türkçe
Yayınevi: Can Yayınları
Bu gün kızlar uyurken , makarna haşladım, süzme mercimek çorbası pişirdim, dün akşamdan kuru fasulye, pilav ve görümcemin gönderdiği nevalelerde vardı... Oh be rahatladım... Acıkınca ton balıklı makarnalarını yerken dünyanın en güzel yemeğini yermiş gibi teşekkürlerini sundular.
Yemek derdi olmayınca ben de gün boyu istediğim gibi kitabımı okudum bir ara dışarı çıktık PTT ye gittik, karda dolaştık.
Bu akşamın dizisi Yalan Dünya... Gülse Birsel'in tüm tiplemelerine bayıldım. Orçun ve Nurhayat fenomen olma yolunda zaten... Naziş , Neslihan'a gitti...Korku filmi gecesi yapacaklarmış.
İşte böle böle
26 Ocak 2012 Perşembe
firari
Bu günün etkinliğ kızların rutin göz, kulak burun boğaz muayeneleri için doktora gitmelerini fırsat bulup benim evden firar etmemdi. Çok uzağa gitmedim gerçi... Görümcelerle aynı mahallede oturmanın lüksünü yaşar bendeniz biliyorsunuz... Sağlam bir okey partisi yaptık. Ailenin art directörü Meral yine ailenin bilgisayar teknolojilerinden sorumlu Memo , ben ve görümcem dörtlüsünden müteşekkil grup ile... Görümcem canım benim, benim için özel diyetik mönü hazırlamıştı. Yalnız ben, Memo ve Meral hem oynayıp hem de çan çan konuşma işini aynı anda götürmeye çalışırken; Hadiye Hanım, kattı önüne bizi sürdü gitti:))
Akşam ça( akşam çağı, akşam olunca anlamında Orduca:))eve dönerken de ev ahalisine hazırlanan azık torbamı alıp eve döndüm.
Bu akşam Fatmagül gecesi tabi ben yerine bi dizi hazırlayana kadar. Öyle Bir Geçer Zaman ki'nin yerine Seksenleri oturttuğum gibi :))
Gamsegamse'nin de dans gecesi. Perşembe akşamları salsa yapar hanım kızımız...Naziş bu haftayı tamamiyle dinlenmeye ayırdı. Sadece yürüyüşlere katılıyor. Yürüyüş derken dün akşam karı koca akşam yürüyüşüne çıktık. Bizim burada pek meeşur bi sandviççi var, Patso... Başka yerlerde de görebilirsiniz ama asıl yeri, doğuş yeri burası. yanyana bir sürü vardır ama bunun önü acaip kuyruk olur. Dün akşam tam onun önünden geçerken Fener Yolu'nda oturan kuzenimi elinde kocaman sandviçle onun önünde bastım:)) Yok trafik sıkışmış da buradan sardırmış yolu da hahha yemezler. O üniv. öğrencisiyken görümcemin kiracısıydı burada... tadını biliyo yani bu Patso'nun . Yüz kere yazdım ama bir daha yazayım. Görümcem bir gün bunlar evde yokken evlerine girmiş bir şey bırakmaya, bir bakmış bir not... eve ilk gelen pilav tenceresini yıkasın diye... Napsın kadınceyiz yıkamış. Niye yıkadın dedim- e ne yapayım ilk ben girmiştim eve dedi. Yüz bininci kez okuyanlar kusura kalmasınlar.
Bu akşam yeni bir kitaba başlayacak olmanın keyfini yaşıyorum...Acı Çikolata... Bir çoğunuz okudu biliyorum. Bende de çoktandır sıra bekliyordu. Meksika'lı bir yazar,Laura Esquıvel...İçinde yemek tarifleri, aşk öyküleri ve kocakarı ilaçları olan bir roman...Süpperrr bayılırım...Fürüzan'la güp güp etti yüreğim. Sıcak sobalar başına kıvrılmayı, üstüme soba yanmayan yerden gelen soğuk yorganlar örtmeyi istedim. Ben uyurken burnuma soba üstüne konan portakal kabuklarının kokusu, çaydanlık fıkırtısı, demli çay kokusu, uykularıma radyo sesleri karışsın, mırıl mırıl konuşma sesleri,vapur düdüğü geceyi yırtsın gelsin kulağıma dolsun istedim. Hala da istiyorum. Füruzan ya niye yazmazsın ki yeniden...''Sevda Dolu Bir Yaz''' bir sevda gibiydi ...Sanırım çok yakında Kitap Okuyan Kız için bir Füruzan yazısı patlatırım:)
Bazen uzaklardan yazan bazen de Moda'da beni gören ama acaba diye ses çıkarmayan Uzaklar , benden bir kaç hem kolay hem besleyici yemek tarifi istemiş. Benim yemeklerim hem hep kolay hem de hep besleyicidir zaten:)) yoksa nasıl hem gezip hem böyle diyet peşine düşecek duruma gelirdim.
Bizim evin en çok baş vurduğu acil durum yemeği, gemici patetesi de denilen yumurtalı patatestir. Küçük küçük doğranmış patetesleri ya kızartın ya da haşlayın. Bir teflon kaba alın, üstüne çırpılmış bir kaç yumurtayı, ve baharatları dökün bir kapakla ağzını kapatıp kısık ateşte pişirin.Yanında çay...üüff
Şimdi bir iki tavuk çeşitlemesi..
Bir fırın kabına kalın kalın soğan halkaları doğrayın, üstüne kırmızı közlediğimiz biberlerden sanırım paprika deniyor... Sivri yeşil biberlerden doğrayın... Bir baş sarımsağı iyice yıkayın ama soymadan bütün koyun.. bir kaç elma dilim patatesi de ilave edin... Sonra istediğiniz tarz tavuk parçaları, baget olabilir, incik olabilir biz tavuk pirzolayı tercih ediyoruz... Şimdi acı severseniz acı biber salçası , bir tatlı kaşığı hardal, karabiber ile bir çorba kaşığı zeytinyağ ile yarım çay bardaklık bir sos hazırlayıp fırına sürün. Sarımsakları hüüp hüüüp diye içinize çeke çeke yiyin...Bu fırında pişerken yanına artık pilav mı ?salata mı? ne yaparsanız yapın.
Yine defalarca tarifini verdiğim bir yemek... Kuşbaşı doğranmış tavukları akşamdan soya sosuna yatırın... aman tuz koymayın biliyorsunuz bu sos tuzlu... Sonra bunları mısır unu ile bir güzel harmanlayıp tereyağda kızartın. Vog tava kullanırsanız çok rahat oluyor. Bu yemeği yaptığımda hiç kimse tavuk yediğine inanamadı ...
Acil durum yemeklerimden biri de boş zamannımda köfte yapıp tepsiyle dondurucuya koyup, iki saat sonra onları tık tık toplayıp buz dolabı poşetlerine doldurmam sonra da karnı acıkına hemen bir iki köfte çıakrıp çözülmesini beklemeden kızartıp yaptığım ekmek arası köftelerdir... Aarsına artık marul , domates ile garnitür yapabilirsiniz.
Ama en en acil durum yemeğimiz hemen makarna haşlayıp bir ton balıklı makarna olayına girişmemizdir. En tutulan S.O.S yemeğimizdir.
Bir de sebze yemeği verelim. Kabakları istediğiniz şekilde doğrayın, üstüne bol dereotu, maydonoz, taze soğan, sarımsak ve domates doğrayın üstten biraz yağ gezdirin...kısık ateşte hiç su ilave etmeden pişirin. Yanına makarna ve yoğurt oh ne la keyif...
Şimdilik aklıma gelenler bunlar...
Akşam ça( akşam çağı, akşam olunca anlamında Orduca:))eve dönerken de ev ahalisine hazırlanan azık torbamı alıp eve döndüm.
Bu akşam Fatmagül gecesi tabi ben yerine bi dizi hazırlayana kadar. Öyle Bir Geçer Zaman ki'nin yerine Seksenleri oturttuğum gibi :))
Gamsegamse'nin de dans gecesi. Perşembe akşamları salsa yapar hanım kızımız...Naziş bu haftayı tamamiyle dinlenmeye ayırdı. Sadece yürüyüşlere katılıyor. Yürüyüş derken dün akşam karı koca akşam yürüyüşüne çıktık. Bizim burada pek meeşur bi sandviççi var, Patso... Başka yerlerde de görebilirsiniz ama asıl yeri, doğuş yeri burası. yanyana bir sürü vardır ama bunun önü acaip kuyruk olur. Dün akşam tam onun önünden geçerken Fener Yolu'nda oturan kuzenimi elinde kocaman sandviçle onun önünde bastım:)) Yok trafik sıkışmış da buradan sardırmış yolu da hahha yemezler. O üniv. öğrencisiyken görümcemin kiracısıydı burada... tadını biliyo yani bu Patso'nun . Yüz kere yazdım ama bir daha yazayım. Görümcem bir gün bunlar evde yokken evlerine girmiş bir şey bırakmaya, bir bakmış bir not... eve ilk gelen pilav tenceresini yıkasın diye... Napsın kadınceyiz yıkamış. Niye yıkadın dedim- e ne yapayım ilk ben girmiştim eve dedi. Yüz bininci kez okuyanlar kusura kalmasınlar.
Bu akşam yeni bir kitaba başlayacak olmanın keyfini yaşıyorum...Acı Çikolata... Bir çoğunuz okudu biliyorum. Bende de çoktandır sıra bekliyordu. Meksika'lı bir yazar,Laura Esquıvel...İçinde yemek tarifleri, aşk öyküleri ve kocakarı ilaçları olan bir roman...Süpperrr bayılırım...Fürüzan'la güp güp etti yüreğim. Sıcak sobalar başına kıvrılmayı, üstüme soba yanmayan yerden gelen soğuk yorganlar örtmeyi istedim. Ben uyurken burnuma soba üstüne konan portakal kabuklarının kokusu, çaydanlık fıkırtısı, demli çay kokusu, uykularıma radyo sesleri karışsın, mırıl mırıl konuşma sesleri,vapur düdüğü geceyi yırtsın gelsin kulağıma dolsun istedim. Hala da istiyorum. Füruzan ya niye yazmazsın ki yeniden...''Sevda Dolu Bir Yaz''' bir sevda gibiydi ...Sanırım çok yakında Kitap Okuyan Kız için bir Füruzan yazısı patlatırım:)
Bazen uzaklardan yazan bazen de Moda'da beni gören ama acaba diye ses çıkarmayan Uzaklar , benden bir kaç hem kolay hem besleyici yemek tarifi istemiş. Benim yemeklerim hem hep kolay hem de hep besleyicidir zaten:)) yoksa nasıl hem gezip hem böyle diyet peşine düşecek duruma gelirdim.
Bizim evin en çok baş vurduğu acil durum yemeği, gemici patetesi de denilen yumurtalı patatestir. Küçük küçük doğranmış patetesleri ya kızartın ya da haşlayın. Bir teflon kaba alın, üstüne çırpılmış bir kaç yumurtayı, ve baharatları dökün bir kapakla ağzını kapatıp kısık ateşte pişirin.Yanında çay...üüff
Şimdi bir iki tavuk çeşitlemesi..
Bir fırın kabına kalın kalın soğan halkaları doğrayın, üstüne kırmızı közlediğimiz biberlerden sanırım paprika deniyor... Sivri yeşil biberlerden doğrayın... Bir baş sarımsağı iyice yıkayın ama soymadan bütün koyun.. bir kaç elma dilim patatesi de ilave edin... Sonra istediğiniz tarz tavuk parçaları, baget olabilir, incik olabilir biz tavuk pirzolayı tercih ediyoruz... Şimdi acı severseniz acı biber salçası , bir tatlı kaşığı hardal, karabiber ile bir çorba kaşığı zeytinyağ ile yarım çay bardaklık bir sos hazırlayıp fırına sürün. Sarımsakları hüüp hüüüp diye içinize çeke çeke yiyin...Bu fırında pişerken yanına artık pilav mı ?salata mı? ne yaparsanız yapın.
Yine defalarca tarifini verdiğim bir yemek... Kuşbaşı doğranmış tavukları akşamdan soya sosuna yatırın... aman tuz koymayın biliyorsunuz bu sos tuzlu... Sonra bunları mısır unu ile bir güzel harmanlayıp tereyağda kızartın. Vog tava kullanırsanız çok rahat oluyor. Bu yemeği yaptığımda hiç kimse tavuk yediğine inanamadı ...
Acil durum yemeklerimden biri de boş zamannımda köfte yapıp tepsiyle dondurucuya koyup, iki saat sonra onları tık tık toplayıp buz dolabı poşetlerine doldurmam sonra da karnı acıkına hemen bir iki köfte çıakrıp çözülmesini beklemeden kızartıp yaptığım ekmek arası köftelerdir... Aarsına artık marul , domates ile garnitür yapabilirsiniz.
Ama en en acil durum yemeğimiz hemen makarna haşlayıp bir ton balıklı makarna olayına girişmemizdir. En tutulan S.O.S yemeğimizdir.
Bir de sebze yemeği verelim. Kabakları istediğiniz şekilde doğrayın, üstüne bol dereotu, maydonoz, taze soğan, sarımsak ve domates doğrayın üstten biraz yağ gezdirin...kısık ateşte hiç su ilave etmeden pişirin. Yanına makarna ve yoğurt oh ne la keyif...
Şimdilik aklıma gelenler bunlar...
25 Ocak 2012 Çarşamba
okuma günlüğü kimin olsun

Kitap okuyan kız okuma günlüğü hediye ediyor!
Bu okuma günlüğü benim olsun ben de okuduğum kitapları günlüğüme yazmak istiyorum diyorsanız 2011′de en sevdiğiniz veya en etkilendiğiniz kitabı yorum olarak yazın. Yorum yazanlar arasından yapılacak çekilişle 1 kişi Okuma Günlüğünün sahibi olacak. Son katılım tarihi 31 Ocak 2012 SalıNeymiş bu okuma günlüğü derseniz tık tık
Duyguların rengi
Yağmurlu bir sabaha uyandım. Uyandım diyorum çünkü ; henüz herkes uyuyordu. yaşasın yaşasın dedim ve hemen yeşil çayımı demledim. Demliğimi kupamı alıp yavaş yavaş odama döndüm ve Leylak Dalıcımın tavsiyesi filmimi izledim. Film Oscar adayıymış aynı zamanda ve Duyguların Rengi adlı kitaptan uyarlama... Kitap kapağı ve film afişi aynı. Geçen ay D&R da almış ama filme alındığını duyunca kasada bırakmış tercihimi başka bir kitaptan yana kullanmıştım.
Filmi çok beğendim ve izlemezseniz valla da billa da küserim kategorisine koydum.Magisaa izle valla İncir Reçeli ile ödeşiriz:))

İzlemekten gitmişken ; biz Öyle Bir Geçer Zaman ki vedalaştık. yeter içimiz kıyıldı. Dün akşam TRT1 de başlayan Seksenler dizisine başladık. Seksenli yıllarda geçiyor, o günleri yeniden hatırladık hem güldük hem hüzünlendik.
Kitap da ise Füruzan'ın Sevda Dolu Bir Yaz'ını okuyorum...Çok ama çok güzel oldu yeniden yeniden okumak.
Şimdi gitmeliyim ev de hareket başladı...
Filmi çok beğendim ve izlemezseniz valla da billa da küserim kategorisine koydum.Magisaa izle valla İncir Reçeli ile ödeşiriz:))


İzlemekten gitmişken ; biz Öyle Bir Geçer Zaman ki vedalaştık. yeter içimiz kıyıldı. Dün akşam TRT1 de başlayan Seksenler dizisine başladık. Seksenli yıllarda geçiyor, o günleri yeniden hatırladık hem güldük hem hüzünlendik.
Kitap da ise Füruzan'ın Sevda Dolu Bir Yaz'ını okuyorum...Çok ama çok güzel oldu yeniden yeniden okumak.Şimdi gitmeliyim ev de hareket başladı...
Etiketler:
Bu filmin kötü adamı benim,
help,
yardımcı
24 Ocak 2012 Salı
Bu günlerde
Malum kızlar tatilde , o yüzden bizim ev çok hareketli.En çok da mutfak.
Yürüyüş ekibi üç kişi oldu. Naziş de katıldı bize. Gamse'de telefonla katılıyor. Nerdesiniz, hadi gelin falan gibi...
Yürüyüş sonunda keyifli çay molalarına devam.Oh bi de çay mı? içiyorsunuz diyen telefonda ki ses de Gamsegamse'nin.
(NAZİŞ beni karanlıkta bırakıp, manzara ağırlıklı çalışmış:))Genelde deniz kıyısında yürüyoruz. Kız Kulesi'ni, Topkapı Sarayını , tarihi yarımadayı karşıma alarak yürümeye bayılıyorum.
Bu günkü güzergahımız Kuzguncuk tarafıydı... Gelirken Tekel Sahnesine uğrayıp oyunlara baktık. Genç Werther'in Acıları Balesini görmeyi çok istiyorum. Kitaptan ve yazılım sürecini anlatan filmden bir kaç yazı önce söz etmiştim hatırladınız mı? Şimdi kitabını okuduk, filmini izledik bale ile taçlandıralım diyorum.
Diyetisyen haberleri çok iyi. Diyete başlayalı 1,5 ay olmuş ve 6 kg vermişim.
Moviemoxfestival'de çok güzel filmler izliyorum. İzlememi bekleyen dvd lerim var bir sürü ama onları tatil sonrası izleyeceğim.Valla film keyiflerimi kaptırmam kismelere:))
Yan tarafta afişini gördüğünüz film...Noel ailesi...Noeli yalnız geçirmek istemeyen zengin bir adamın ; Noel için kendine aile kiralamasının konu edildiği , çok keyifli bir film
Cancan ve Uras ile çok keyifli bir pazar günü geçirdik. Cancan'ım bu ara çok hasta oldu. Zatüre başlangıcı demiş doktoru. Ama şimdi daha iyi.
(Cancan uyuyunca , böyle gözgöze, dizdize saatler geçirdik Uras'la)
Cancan -Cicianne, korsan gemimi tamir edermisin dedi bana...
Fürüzan kitapları arasına ,kütüphaneden aldığım Dön Muazez girdi. Ayşenur Yazıcı'nın bir kitabı...Kitap, hep bir yerlerden başlanabileceğini anlatıyor. Annesinin cesedinin altından çıkan üç yaşında bebekken de... Sevdiğin seni en mutlu olduğunu sandığın anda terkederken de... Ve şansın karşına çıkan insanlar olduğunu anlamak gerektiği gibi mesajları var ki. Buna gönülden ,sonuna kadar katılırım.
Onlara nasıl yaparsam yapayım , gözlerinin yine benim diyet yemeklerimde olduğunu yazmışmıydım size. En basitinden bir örnek vereyim. Dün Gamse elinde dolma tabağı karşıma geçmiş. O sırada ben de yeşil çay, diyet peynir ve kepekli galete yiyorum ara öğün olarak. Bana diyor ki- Anne biliyomusun, gözümü senin peynirinden ve galetenden alamıyorum. Nitekim de yedi sonunda...
O yüzden bu gün öğle yemeğimi 40cm çapında bir tavaya yaptım:)) Babam da dahil yumuldular.
Dumanı üstündeyken , dürümlere sarıp sarıp yediler:)
Biz de durum böyle...Peki sizde ne var...
Yürüyüş ekibi üç kişi oldu. Naziş de katıldı bize. Gamse'de telefonla katılıyor. Nerdesiniz, hadi gelin falan gibi...
Yürüyüş sonunda keyifli çay molalarına devam.Oh bi de çay mı? içiyorsunuz diyen telefonda ki ses de Gamsegamse'nin.
Bu günkü güzergahımız Kuzguncuk tarafıydı... Gelirken Tekel Sahnesine uğrayıp oyunlara baktık. Genç Werther'in Acıları Balesini görmeyi çok istiyorum. Kitaptan ve yazılım sürecini anlatan filmden bir kaç yazı önce söz etmiştim hatırladınız mı? Şimdi kitabını okuduk, filmini izledik bale ile taçlandıralım diyorum.
Diyetisyen haberleri çok iyi. Diyete başlayalı 1,5 ay olmuş ve 6 kg vermişim.

Moviemoxfestival'de çok güzel filmler izliyorum. İzlememi bekleyen dvd lerim var bir sürü ama onları tatil sonrası izleyeceğim.Valla film keyiflerimi kaptırmam kismelere:))
Yan tarafta afişini gördüğünüz film...Noel ailesi...Noeli yalnız geçirmek istemeyen zengin bir adamın ; Noel için kendine aile kiralamasının konu edildiği , çok keyifli bir film
Cancan ve Uras ile çok keyifli bir pazar günü geçirdik. Cancan'ım bu ara çok hasta oldu. Zatüre başlangıcı demiş doktoru. Ama şimdi daha iyi.
(Cancan uyuyunca , böyle gözgöze, dizdize saatler geçirdik Uras'la)
Cancan -Cicianne, korsan gemimi tamir edermisin dedi bana...
Fürüzan kitapları arasına ,kütüphaneden aldığım Dön Muazez girdi. Ayşenur Yazıcı'nın bir kitabı...Kitap, hep bir yerlerden başlanabileceğini anlatıyor. Annesinin cesedinin altından çıkan üç yaşında bebekken de... Sevdiğin seni en mutlu olduğunu sandığın anda terkederken de... Ve şansın karşına çıkan insanlar olduğunu anlamak gerektiği gibi mesajları var ki. Buna gönülden ,sonuna kadar katılırım.
Onlara nasıl yaparsam yapayım , gözlerinin yine benim diyet yemeklerimde olduğunu yazmışmıydım size. En basitinden bir örnek vereyim. Dün Gamse elinde dolma tabağı karşıma geçmiş. O sırada ben de yeşil çay, diyet peynir ve kepekli galete yiyorum ara öğün olarak. Bana diyor ki- Anne biliyomusun, gözümü senin peynirinden ve galetenden alamıyorum. Nitekim de yedi sonunda...
O yüzden bu gün öğle yemeğimi 40cm çapında bir tavaya yaptım:)) Babam da dahil yumuldular.
Biz de durum böyle...Peki sizde ne var...
Etiketler:
Alkım Kitapevi,
Dön Muazzez,
film,
Noel ailesi
21 Ocak 2012 Cumartesi
Cumartesi cumartesi
Bu gün bu filmi izledim.
Bu şarkıyı dinledim...nasıl güzel bir şarkı..bir ağıtmış Ecemmm hemen yapmış araştırmasını
Eda Karaytuğ...Azad bir guştum
Ve bu kitabı okumaya devam ettim...
Siz de hafta sonu seçenekleriniz arasına koyabilirsiniz.
Bu şarkıyı dinledim...nasıl güzel bir şarkı..bir ağıtmış Ecemmm hemen yapmış araştırmasını
Eda Karaytuğ...Azad bir guştum

Ve bu kitabı okumaya devam ettim...
Siz de hafta sonu seçenekleriniz arasına koyabilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)