Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

22 Kasım 2013 Cuma

Hafta Sonu Önerileri

Ne çabuk geldi hafta sonu ayol:)

İlk önerim kahvaltınız için.Otlu  omlet.2 yumurta, bir tutam maydonoz, 2 sap taze soğan, bir tutam dereotu , tuz, karabiber... Ecem sen sadece dereotu koy:))Otları ince ince doğrayın,tuz ve karabiber ile çırpılmış yumurtanın içine koyun karıştırın.Yanmaz tavada altlı üstü pişirin...Kızarmış ekmek üzerine alın... Ben kepekli sandviçi ikiye bölüp onun üstüne aldım bu sabah...Kalabalık kahvaltılarda kişi başı bir yumurta kırın ve kabak mücveri gibi kaşık kaşık dökerek pişirin..




Hava yağmurlu   en güzeli sinemaya gitmek. Bizim programımızda bugün vizyona giren ''Erkek Tarafı'' var...




Kitap, kendi okuduğum kitabı önereceğim Anne, Tut Elimi/Uygar Şirin ya da ''Bibliyomanyaklar'' aralık ayının kitabı olan Venüs/Şebnem İşigüzel...Yorumlarımızı karşılaştırırız...


Yağmurlu havada yürüyüş de tavsiye ederim. Biz bugün karıkoca pek güzel yürüdük. Sonra da lahmacun yedik ama olsun:))' Hacıoğlu''nun kapalı balkon kısmına kurulduk, üşütmeyen yağmurlu havayı içimize çeke çeke yedik ,içtik. Bir taraftan bu bekleyen ama verilen lahmacunları yemeyen kedicik ile uğraştık, bir taraftan da yağmurdan kaçışanları izledik.





Benim bu hafta sonum yine çok yoğun. Yarın akşam kuzenimin oğlunun düğününe katılacağım, artık sülalelemle muhabbet diz boyu olur:)) pazar günü de  bir doğum günü brunchu var...













Hayde  gittim ben şimdilik. Çok güzel olsun haftasonunuz...
 

21 Kasım 2013 Perşembe

BUGÜN

Dün gece alerji ilacı alıp yatınca saat taaa 11.30 da uyandım,  uyandırılmasam sanırım öylece akşama kadar uyurdum. Uyku ilacı alsam uyumam ama bu alerji ilacı beni zom ediyor.

O yüzden  bugün   akşama kadar, aşağıda gördüğünüz resimlerdeki olayları gerçekleştirdim. Akşam beşten sonra da mutfağa girdim,kıymalı,bulgurlu acı biberli bir ıspanak yemeği pişirdim. Bolonez soslu makarna( valla havalı olsun diye böyle yazdım, bilidiğiniz salçalı ,kıymalı makarnadır bu) ve kendi usulümce yeşil mercimek pişirdim.
Şimdii yeşil mercimeği tarif edip gideyim.Neyse ki bir arkadaşa tarif etmiştim bugün de,hemen kopyaladım:)
1 su bardağı yeşil mercimek, yarım su bardağı dövülmüş buğday, bir çay bardağı haşlanmış nohut, iki acı sivri biber, iki domates, kuru nane, biraz tereyağ... Yeşil mercimeği önce biraz haşlayın, çıkan siyah suyu döküp, içine buğdayı koyup üstüne su koyup yeniden haşlayın. İçine haşlanmış nohutları da atın. Pişme işlemi sona erince; sivri biberleri ince ince doğrayın, tereyağda soteleyin, üstüne küçük doğranmış domatesleri de ilave din birlikte sotelemeye devam edin, bu sırada yarım çorba kaşığı kadar salça ilave edin. Salça ile de biraz karıştırdıktan sonra kuru nane ekleyip çorbanın üstüne dökün... İki diş sarımsağı da ezip yine tencerenin içine atın.Çorbanın altını kapatın:) Biraz kıvamlı bir çorbadır.Niksar'da bunun içine  biraz erişte atıyorlar ve adına çatal çorba  diyorlar.




20 Kasım 2013 Çarşamba

Saraylara layık aşure:)))

Bu sabah kalktım, yeşil çayımı içtim ve vira Bismillah deyip aşure kazanını ocağa oturttum...Kazan diyorum çünkü pişirince yedi mahalleye yetecek kadar  pişirir ve dağıtırken de evdeki kişi sayına göre kase koyarım. Dört kişi varsa dört kase...Ben de usul bu...

Şimdi 1kg buğdaya göre vereceğim tarife gelelim....
1kg buğdayı yıkayıp, pişireceğim tencereye koydum ,üstünü suyla doldurup bir iki tık kaynattım ve altını kapatıp yattım. Sabah kalktığımda iyice yumşamış ve şişmişti ve hiç su kalmamıştı. Üstünü tekrar su ile doldurdum ve pişirme işine başladım. Bugday iyice pişince içinden beş altı kepçe kadarını başka bir tencereye alıp el blendırı ile bzzttt bztttt yaptım, macun gibi oldu. Onu tekrar tencereye geri koydum. İçine koyacağım üzümünü, kayısısını, fasulye, nohut(önceden haşlanmış) ve incirini ilave ettim.Bu kuru meyvaları küçük küçük doğruyorum. Meyvalar da iyice yumşayınca bu kez 1kg kadar şeker koyup biraz daha pişirdim. Kıvamı muhallebi kıvamı hatta biraz daha suluca kalsın. Çünkü koyulaşıyor sonra. Kaselere böldükten sonra üstünü süsleyin istediğiniz gibi...

Yukarıdaki resimde buzdağının görünen yüzünü görmektesiniz:))

Pişen aşureler böyle  en yeni esbaplarını giydiler, aşure  servisine uygun olarak dizayn edilmiş, anne elinden  çıkma örtü üzerinde servise çıktılar...
Önce apartmana  dağıttım, ondan sonra da görümcelerimin paylarını aldım,onlara gittim. Ohhh misss gibi çaylarımızı içtik, ben Van'da ki bebelere ördüğüm örgümü  örmeye devam ettim, görümcelerimle sohbet sohbet oturdum  akşam olunca da  hadi bana müsade deyip evime geldim.

 Bu akşam yeni bir kitaba başlıyorum  biline:) Anne Tut Elimi/ Uygar Şirin... Bi okuyalım konuşuruz nasılsa hakkında...

Hadi ben gideyim, kendinize iyi bakıyosunuz ve öpüyosunuz...Güzel olsun akşamınız...

19 Kasım 2013 Salı

Fenni Edebiyat falan filan...

Ne yaptınız hafta sonunda,ben ne yaptığımı unuttum bile desem inanır mısınız?...İyi ki şu önerileri yazıyorum,kendim için de kayıt oluyor aynı zamanda...

Aşure hala pişiremedim iyi mi?...Komşulardan idare ediyoruz... Geçen akşam Gamsegamse pastaneden alıp getirdiği aşuresiyle mesajını verdi... Kısmetse yarın ,bu gece buğdayımı ıslar ,yatarım yarın da kollarımı sıvarım....

 Hava az biraz serinlese de pırıl pırıl bir sonbahar yaşıyoruz.Dün karıkoca biraz yürüdük, hurma ağacı altında çayımızı içtik,gazete ,kitap okuduk. Kitap derken; ben yanıma  ''Kitapçı'' dergisini almıştım.

Emre Gürcan'ın yazdığı bir kitap tanıtım yazısına gelince orada kaldım...
 Osmanlı Bilim Kurgusu:Fenni Edebiyat/Seda Uyanık''  hakkında yazdığı yazı benim çok ilgimi çekti, yazıdan pasajlar okuyunca kocamın da çok ilgisini çekti ve bunun üzerine  4 er çaylık bir sohbet ettik:) Seda Uyanık 8 eserde bunu incelemiş.Yazıda Osmanlı zamanında teknoloji  roman kurgusuna ne kadar girmiş...Jules Verne'nin bu konuda Osmanlı edebiyatına etkileri göz ardı edilmemiş.''Rüyada Terakki'' adlı kitap ikimizin de çok ilgisini çekti... 2012 yılında Boğaziçi Üniversitesi Yayınları  ve Kapı Yayınları taraından yeniden basılmış. Kitapta yazıldığı tarihten 400 yıl sonrasını anlatan bir rüya anlatılıyor. Yani 23.yy...Ama okuyunca  şimdi kullanılan sokak kameralarının tarif edildiğini, polisin bunlardan yararlanacağını ,x-ray cihazlarını neredeyse tarif ettiğini  görüyoruz.Bu kitabı en yakın zamanda edinmeyi düşünüyorum.


Şimdi kitap demişken ,okuduğum kitaba gelelim, Venüs bitti ama onunla ilgili görüşlerimi, yorumlarımı ''Bibliyomanyaklar '' da okuyacaksınız... Arada bakıyorsunuz değil mi oraya da.. Bu hafta Ataletim yazdı,kaçırmayın...Şimdi okuduğum kitaba dönersek Memleket Hikayeleri/ Ayfer Tunç okuyorum... Kısa kısa hikayelerden,anekdotlardan,deneme yazılarından oluşan memleketimizden insan manzaraları... Dün akşam okuduğum  hikaye beni çok etkiledi mesela... Sırf inancı  kendilerininkinden farklı diye, can komşularını,arkadaşlarını, öğretmenlerini bir gecede dışlamalarını,onun ve ailesinin hayatında onulmaz yaraların açılışını  anlatan acı bir hikayeydi..Sanki bir Ku klux  klan hikayesi okuyorum sandım...


Film oalyına gelirsek arkadaşlar  valla süper bir film izledim. ''Mao'nun Son Dansçısı''... Filmi izlemenizi öneriyorum. Hele bir  sahne var ki  yani spoiller vermek pahasına  anlatacağım:)) Çinli muhafızlar, ABD' ye iltica eden  dansçının anne ve babasının köyüne gelip aileyi aşağılıyorlar.  Yetiştirdiğiniz çocuktan utanın falan diyorlar. Annenin onları- çocuğumu benden 11 yaşından aldınız, onu nasıl yetiştirdiniz verin bana çocuğumu, bunun hesabını vereceksiniz diye koca bir sopayı kapmasıyla bunları bir kovalaması var, gülmekten öldüm....



Yarın aşure yapıcam azıcık farklı bir formülüm var, izlemede kalın:)




 Şimdi bu linke tıklayıp, Leylak Dalı'nın  yazısını okumanızı istiyorum. Bir kadına en iyi bir kadın yarım edebilir, erkek okuyucum var mı bilemiyorum. Varsa onlar da yardımcı olurlar diye düşünüyorum. Sahi var mı erkek okuyucum,merak ettim şimdi...
 TIK...




Şimdi ben çoktandır aradığım ''Hala'' adlı kısa filmi buldum ki Fından sayesinde kendime bir latte yapıp onu izleyeceğim....Latte dediysem cafecrown çıkartmış, çok da başarılı... Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derlermiş hesabı,idare ediyoruz işte... Bu arada ne kada kalender, ne kadar tevazzu sahibi biri olduğumu da anladınız umarım hehehhe ay gideyima rtık yoksa buraları su basacak....

15 Kasım 2013 Cuma

Hafta Sonu Önerileri

Ne çabuk geldi hafta sonu,yazının başında acaba bu hafta sonu neler önerebilirim dedim. Çünkü önerilerim, hafta sonunda kendimin de  yapacağım şeyler oluyor.

Mesela bu hafta sonunda benim planımda Özcan Deniz'in yeni filmini izlemek var.





Kitap ise Şebnem İşigüzel'in son kitabı ''Venüs''ü okuyorum. Şu ana kadar çok keyifli geldiğini söyleyebilirim.




Yemek ise az önce kuru fasulye ıslattım. Şimdi size bir tavsiye; kuru fasulyeniz piştikten sonra  küçük güveç kaplarına bölün, ve üstlerine birer dilim pastırma koyup fırında pastırma kızarana kadar tutun  aniii valla demedi demen yok böyle bir lezzet. Yanına bu kez  domatesli biberli bulgur pilavı ve ayran var. Ha bir de düğün çorbası pişireceğim. Hatta şu an et suyunu çıkartmak için ocağa oturttum kemikli eti...


 Haaa bi de aşure yapacağım kısmetse, dün komşu getirdi pek güzeldi...Ama ailede kaç kişi varsa kişi başı olmalı bu, bize iki kase geldi, hadi birini ben yedim,geri kalan tas kaça bölünecek mecbur kalıp onu da yemek zorunda kalıyorum:))) Ay şaka tabi ama içimden geçtiği de doğrudur, bende yalan yok.

Şimdiii, film,kitap, yemek önerisi yapıldı e yeter bence, zaten hafta sonu yağışlı geçecekmiş, azcık da evde dinlenin.

E peki yok mu, sizin  öneriniz. Şu film çok güzel, şu kitabı mutlaka oku, şu yemeği bi dene ama bana da yazık hep benden beklemeyin:)





14 Kasım 2013 Perşembe

perşembedir perşembe

Bugünün perşembe olduğunu, biraz önce ''Aramızda Kalsın''ın fragmanını görünce anladım.

Dün bütün gün evdeydim.Hamsili pilavımı yaptım, onu yaparken uzun süre mutfakda kalacağım için ''Yalan Dünya''nın izlemediğim son bölümünü açtım. Arkadaş, hamsiler ayıklandı,yıkandı. Pilav pişti, tepsiye döşendi, fırına kondu,pişti hala  ''Yalan Dünya'' devam ediyor, düşünün bir de reklamsız izledim. Yuh dedim ya yuh.


Sondan geriye gidiyoruz,geldik salı gününe.Salı günü; Hüznün Tadı-Mihriban- ve Hamdiyefiliz blogunun sahibi Filiz ile Kadıköy'de buluştuk. Artık bizimki blogcu tanışması tarzında değildi, daha önce tanışmıştık zaten. Eski arkadaşların buluşması havasında geçti. Kahvelerimizi içtik, ''Otantik'' de  yöresel yemekler çeşitlemesi yaptık. Çerkes  mantısı hıngal, keşkek ve siirt usulü içli köfteden oluşan  Otantikmix tabağını tavsiye ederim, herşeyi azar azar tadabileceğiniz bir tabaktır.,tulum peyniri  ile servis edilir. Sohbet,muhabbet yedik içtik. Havanın güzelliği de eklenince kaymaklı ekmek kadayıfı gibi oldu...



Kitap;  Daha/Hakan Günday bitti...Ama  ne bitti kardeşim,ben bunda bişi eksik bişi eksik derken  gerildi gerildi  suratımın ortasına yumruğu indirdi...Hakan Günday kitapları genelde iki bölümden oluşuyor, bunun en yakın örneği '' AZ'' olay böle böle giderken birden şöle şöle oluyor, bambaşka bir mecrada akıyor. Konu değişti, o hikaye bitti falan sanıyorsunuz. Yani lafı dolandırmanın bi alemi yok, Hakan Günday; kendi okuyucu kitlesi olan bir yazar. Ben de böyle yazarlara bayılırım:)

Dün yeni bir kitaba başladım. Yeni kitap; Venüs/ Şebnem İşigüzel. Çok sevdiğim kitapları olduğu kadar hiç sevmediğim kitapları da olan çok sevdiğim bir yazardır. E biz adamı pazara kada değil mezara kada seviyoz  malum... Mesela Özcan Deniz, tüm filmlerini izlemişimdir, yapıcak bişi yok ,gönül bu:)) Mesela yeni bir filmi girecek vizyona ve biletleri de ön satışta...
Film falan demişken, Capitol Spectrum sinemaları 14 salondan birini 'Başka Salon'' adı altında, gerçek sinema seyircisine tahsis etti... Benim niye yok ,o niye yok, bu niye yok maillerimden birinin cevabında bana;  bunun müjdesini vermişlerdi:))Artık o salonda,festival filmleri, kısa filmler ve sürpriz film geceleri olacak...Allahım Allahım ya, ben de her festivalde yalanıp durmayacağım artık....Filmekiminde en iyi filmlerden biri olarak gösterilen ''Mavi En Sıcak Renktir'' şu an da bu salonda oynuyor ve bendeniz cennet kuşu bugün olmazssa yarın bu filmi izleyeceğim...

A  gitmeden Van çadırkentte yaşayan bebeler için  yaptığımız kampanyayı hatırlatayım. Ben bir bere ördüm,Van'daki bebeden önce bizim evin bebeği taktı. Bu sanırım iki ,üç yaşında bir bebeğe olacak, atkı bitsin daha büyük yaşlar için başlayacağım hemen.Eğer katılayım, bir  çocuğun başını ıstayım, sevgiyle boynuna dolanayım, elimi yüreğinin üstüne koyayım derseniz  şuraya bi TIK

 ( benim ördüğüm bere, bizim koca kafalı bebeğe bile yakıştı)
E hadi yeter bu kadar muhabbet, sabah kalkınca hemen bi toparlama işi yapmıştım, akşam yemeği de şöyle böyle, takviye ister yani...Ben şimdi bi kahvemi yapayım, sonra  kocamın özlü sözünde olduğu gibi ne gele ne gele...

13 Kasım 2013 Çarşamba

HAMSİLİ PİLAV

Hamsili pilav tarifini isteyen arkadaşlar olmuştu. Ama şöyle detaylı bir resim olsun da öyle yapayım diye bekliyordum. Geçtiğimiz cumartesi Ece ile yaptığımız ve Atalet ve Begüm'ün de katılımıyla  bi güzel yediğimiz  hamsili pilavın aşama aşama resimlerini çekmiştik. Hadi bakalım şimdi , sabah sabah da yazdım ki, hemen hamsileri alın ,akşam yemeğine yetiştirin:)



Bu gördüğünüz küçük fırın tepsisi için yaklaşık  2kg hamsi kullandım. Onu baştan söyleyeyim.
Malzeme:
 2kg hamsi
2,5  su bardağı pirinç
1 adet kuru soğan.
bir çorba kaşığı kadar çam fıstık
2 çorba kaşığı kadar kuş üzümü ve yine aynı miktarda kuru nane
tuz, karabiber, 3 adet kesme şeker...ve sıvı yağ

Hamsileri, temizleyin,kılçıklarını çıkarın.yıkayın,tuzlayın ve sularının süzülmesi için süzgeçte bırakın. 

Soğanı incecik doğrayn sıvı yağda  ,fıstıkla birlikte kavurun, fıstıklar pembeleşince yıkadığınız pirinci ilave edin ve kavurma işlemine devam edin. Aynı zeytinyağlı dolma içi gibi anlayacağınız. Sonra üzümlerini koyun. Ve sıcak su ilave edip aynen pilav gibi pişirin. Pirinç diri kalmasın aynen pilav gibi pişsin. Pişme işlemi sona erince nane ve karabiberini serpin karıştırın. Biraz ılımasını bekleyin.

Gelelim hamsileri dizme işlemine. Bu işlem aynen resimde gördüğünüz gibi...Biraz ince kenarlı tepsi tercih ederseniz, daha rahat edersiniz. Tepsinin altı hamsiyle kaplansın, hatta biraz sıkışık koyun çünkü; pişme sırasında hamsiler küçülüp, birbirinden ayrılıyor. tepsi kenarlarından da aşağı sarkacak gibi dizme işlemine devam edin.



 Alt  ve yanlara dizme işlemi bitince ,pilavı ortasına dökün ve eşit şekilde yayın.







Yan kısımları da üstüne getirin. Yine en üstü de , alt kısımda yaptığımız gibi sıkı sıkı boşluk kalmayacak şekilde hamsi ile kapatın. En üste ben biraz mısır unu serperim ki, kızarma işlemi daha güzel olsun.
 

 Fırını önceden biraz ısıtın ve 220 derecede pişirin.
Afiyetler olsunnnn...