Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
hamsili pilav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hamsili pilav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2013 Çarşamba

HAMSİLİ PİLAV

Hamsili pilav tarifini isteyen arkadaşlar olmuştu. Ama şöyle detaylı bir resim olsun da öyle yapayım diye bekliyordum. Geçtiğimiz cumartesi Ece ile yaptığımız ve Atalet ve Begüm'ün de katılımıyla  bi güzel yediğimiz  hamsili pilavın aşama aşama resimlerini çekmiştik. Hadi bakalım şimdi , sabah sabah da yazdım ki, hemen hamsileri alın ,akşam yemeğine yetiştirin:)



Bu gördüğünüz küçük fırın tepsisi için yaklaşık  2kg hamsi kullandım. Onu baştan söyleyeyim.
Malzeme:
 2kg hamsi
2,5  su bardağı pirinç
1 adet kuru soğan.
bir çorba kaşığı kadar çam fıstık
2 çorba kaşığı kadar kuş üzümü ve yine aynı miktarda kuru nane
tuz, karabiber, 3 adet kesme şeker...ve sıvı yağ

Hamsileri, temizleyin,kılçıklarını çıkarın.yıkayın,tuzlayın ve sularının süzülmesi için süzgeçte bırakın. 

Soğanı incecik doğrayn sıvı yağda  ,fıstıkla birlikte kavurun, fıstıklar pembeleşince yıkadığınız pirinci ilave edin ve kavurma işlemine devam edin. Aynı zeytinyağlı dolma içi gibi anlayacağınız. Sonra üzümlerini koyun. Ve sıcak su ilave edip aynen pilav gibi pişirin. Pirinç diri kalmasın aynen pilav gibi pişsin. Pişme işlemi sona erince nane ve karabiberini serpin karıştırın. Biraz ılımasını bekleyin.

Gelelim hamsileri dizme işlemine. Bu işlem aynen resimde gördüğünüz gibi...Biraz ince kenarlı tepsi tercih ederseniz, daha rahat edersiniz. Tepsinin altı hamsiyle kaplansın, hatta biraz sıkışık koyun çünkü; pişme sırasında hamsiler küçülüp, birbirinden ayrılıyor. tepsi kenarlarından da aşağı sarkacak gibi dizme işlemine devam edin.



 Alt  ve yanlara dizme işlemi bitince ,pilavı ortasına dökün ve eşit şekilde yayın.







Yan kısımları da üstüne getirin. Yine en üstü de , alt kısımda yaptığımız gibi sıkı sıkı boşluk kalmayacak şekilde hamsi ile kapatın. En üste ben biraz mısır unu serperim ki, kızarma işlemi daha güzel olsun.
 

 Fırını önceden biraz ısıtın ve 220 derecede pişirin.
Afiyetler olsunnnn...

31 Aralık 2008 Çarşamba

Soğuk hava mı? yağmur ya da kar mı? bizi durduramaz hiç bir şey :))

Dün gece için çok önceden kararlaştırdığımız program, buz gibi bir havaya rağmen hiç aksamadan gerçekleşti. Çok güzel bir gece oldu. Nalan ( Desertwind), nurdanacar, zeya ve ebrucukla Zuz da toplandık. Tabii Gamsegamse de vardı. Naziş ne olur ne olmaz dönemezsiniz diye gelmedi.

Bizim hamsili pilav fırındayken , oooo kokuya bak diye önce Nalan ve Nurdan geldi, arkasından Ebru ve Zeya da gelince ekip tamamlandı. Bizim mutfaktaki işimiz tamamlanana kadar mutfağa doluşup sohbete başladık.



Sonra kahkahalar arasında hediye faslı yaptık. Hediye almak da vermek de acaip güzel bir duygu. Hediyelerimin hepsine bayıldım. Resim de ben yokum mutfaktayım, benim olduğum resimler Gamsenin makinesinde , akşama okul dönüşü ancak ekleyebileceğim. Nalan resim ama koymuş ben yokum her seferinde mutfakta orda burdaymışım,Hamsili pilav resimini de ondan aldım zaten:)). Gece nasıl başladı nasıl o saatlere geldi farkına bile varamadık. Bu kaçıncı buluşmamız artık sayısını unuttuk. İlk zamanlar resim çekeceğimiz zaman zeya makineyi otomatiğe alır, son hızla üstümüze atlardı, hatta zeyanın rüzgarından Ebru'nun saçları havaya kalkmış bir resmi var. Şimdi benim kızlarında katılımıyla daha büyük bir grup olduk.

Ah gecenin en ilginç anını anlatmalıyım. Herkes birbirine hediyesini verdi açıyoruz, o sırada Zeya aaaa Vedat'ın hediyesi gelmiş sana dedi Zuz a döndük o da şaşkın şaşkın elindeki hediyeye bakıyor. Nurdan da o sırada herhalde aralarında bir esprileri var, ondan bunu almış diye düşünmekteymiş.

Unutmadan söyliyeyim hamsili pilavın hakkını da vermiştim yani:))
Dünün kayda değer ilginç bir olayıda Gamse ile Zuz'un eve giderken , Gamse'nin telefonu çaldı, cebinden çıkarırken , telefon elinden zıpladı ve o kadar kuru yer varken yolun kenarındaki küçücük su birikintisine daldı.Kurutttuk makine ile falan ama çalışmadı. Olan benim telefona oldu tabi))))

Gece Zeya eve bıraktı bizi, önce Ebruyu bıraktık kısa bir Anadolu yakası turu attık bu arada. Eve girdiğimiz de saat bir buçuktu. Hediyelerimi yaydım yatağın üstüne kocama tek tek gösterdim, o uyurken ben ona geceyi anlattım ninni gibi, sonra bi baktım Naziş ayakta ne oldu dedim, ne, ne oldu anne , okula gidiyorum dedi. Meğer sabah olmuş...


Yılın bu son gününde yeni yıl beklentilerimi de yazayım dedim

Bu yıl daha çok gezmek daha çok okumak istiyorum,
Naziş çok istediği lisans üstüne artık vakit ayırsın istiyorum,
Gamsegamse okulunu bitirip istediği gibi bir yerde işe başlasın istiyorum, dil terapistliği konusunda yine düşünsün istiyorum,
kocam yeniden resim yaptığı günlere dönsün istiyorum,
Zuz yeni taşındıkları iş yerinde daha mutlu olsun, daha kazançlı işlere imza atsın istiyorum,
Kocamla o çok istediğimiz tren yolculuğuna çıkalım istiyorum,
Ege kıyısında bir ev istiyorum, alt katı kahvaltı salonu olsun,

Cancan bana ben de seni seviyorum desin istiyorum, bize gelmek için annesini taciz etsin istiyorum..
bu yazdıklarımda önem sırası yoktur. Hepsi de birinci derecede öneme haizdir:))

Mutlu sağlıklı yıllar , hep sevdiklerinizle. Tüm dilekleriniz gönlünüzce olsun...

21 Aralık 2007 Cuma

bayramın içinden


Biraz önce bu gün bayramın kaçıncı günü diye düşündüm. İkinci gün olunca şaşırdım. Yine bir kaç günlük yaşamışım anlaşılan bu iki günü.

Arefe günü akşamından geldi Zuz, gece bizde kaldı. Kızlarla patırtı kütürtü bi akşam geçirdik. Sabah kocamın sesini duyunca bayram namazına gidiyor sandım, meğer gelmiş. Biraz daha yat erken dedim. Bir hayli uyumuşuz. Yok artık , dimi öyle sabahın kör saatlerinde kalkmalar falan. Kimse artık rahatını bozmuyor. Galiba iyi de ediyor. Nasılsa bayram uzun. Dört koca gün neler yapılır.

Biz birinci güne uzun upuzun bir kahvaltı ile başladık. Onlara günün mana ve ehemniyetine yaraşır şıklıkta masalar hazırladım gün boyu. Akşam yemeğinden sonra Zuz evine kaçtı. Biz de toparlanıp yayılalım biraz dedik , ama kızlar , itiraz etmeyelim diye internetten bilet almışlar Capitole, sinemaya gittik. ''Hicran Sokağ''ı.Nostalji olsun demişler bize. Filmde kimler yok ki. Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Cüneyt Arkın , Selda Alkor, Engin Çağlar, Ayla Algan ve her kimi görsek aaa bu da var dediğimiz bir sürü ünlü. Film baştan iyi idi ama sonra uzadıkça uzadı. Bitmek bilmedi. Sinema da da zaten karı koca biz, bi de bizim kızlar var. Yani dört kişi. Sinemayı kapatmışız anlayacağınız. Evimizde gibi film izledik. Gamze arada mesaj çekiyor arkadaşına , bu film kaç dakika falan diye soruyor. Aramızda yorum yapıyoruz. Yani değişik bir sinema gecesi oldu. 19.15 de girdiğimiz filmden , 22.10 da çıktık. Ara 20 dk. Hatta Gamze gitti haber verdi başlatın artık dedi. Şimdi diyorsanız ki , benim için senaryo önemli değil, önemli olan kadro ha işte o zaman kaçırmayın. Yalnız bir sahne vardı Ayla Alganın büyü yapma sahnesi, gözümüzden yaş geldi gülmekten. Çıkışta nasıl acıkmışız. Bi yerde yemek yedik. Eve geldik.

İkinci gün , yani bu gün . Kızlar akşama doğru kaçıştılar. Biz de karı- koca bir iki ziyeret yaptık. Dönüşte de , misafirlerimiz geldi. Oya ve Kadir ve de fatih Meral. Uzun uzun oturduk sohbet ettik. Sonra 28 Aralık da , bizim evlilik yıldönümümüz için bizim ev de buluşmak üzere yeniden sözleştik. Mönü de hamsili pilav yani Karadenizlilerin deyimiyle işli tava var.

Yarın kısmetse yan gelip yatmak istiyorummmmm