Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

2 Mart 2008 Pazar

ZUZ 'FUARDA(İstanbul Dekorasyon ve Tasarım Fuarı)



Merhaba

Bizde Krea dizayn bünyesinde fuara katılıyoruz.
bekleriz.
ZUZ -BERFU


Krea Dizayn Dekorasyon Merkezi
DAVETLİSİNİZ…

Krea Dizayn Dekorasyon Merkezi olarak, Türkiye'de bir ilke imza atıp modern dekorasyon alanında geliştirdiğimiz konseptimiz ile yine Türkiye'de ilk defa yapılan İ-Deco İstanbul Tasarım ve Dekorasyon Fuarı'na katılıyoruz.
06-09 Mart tarihleri arasında CNR Expo'da gerçekleştirilecek olan konseptimiz ile birebir örtüşen Fuara, dekorasyon merkezimizde bulunan mağazalarımızla beraber katılıyor, sizleri 8. Hall'de bulunan C803 & B804 nolu standımızda bekliyoruz.
Krea Dizayn Dekorasyon Merkezi olarak, özel tasarım mobilyalar, cam sistemleri, gergi duvar ve tavan sistemleri, seramik, dekoratif radyatör sistemleri, doğal taş efektli duvar tasarım sistemleri, ev tekstili, dekoratif duvar kağıdı, dekoratif duvar boyaları ve şömine gibi mekanda farklılık yaratan tüm ürünleri standımızda bir araya getirerek hayal gücünüze dokunuyoruz.
Alanında lider firmalarımızın tasarladığı ve uygulamasını gerçekleştirdiği oldukça özgün kurgulanmış standımızda her akşam saat 17:00-19:00 arasında vereceğimiz kokteyllerimizde görüşmek üzere..
Saygılarımızla

*******************************************************************
ULAŞIM

BOSTANCI: Deniz otobüsü ile BAKIRKÖY- metro ile CNR EXPO

KADIKÖY: Deniz otobüsü ile BAKIRKÖY - metro ile CNR EXPO İETT ile TAKSİM - İETT ile CNR EXPO

MECİDİYEKÖY: İETT ile AKSARAY - metro ile CNR EXPO

EMİNÖNÜ: Tramvay ile AKSARAY - metro ile CNR EXPO

TAKSİM: Fuar zamanları İETT ile CNR EXPO

AKSARAY: Metro ile CNR EXPO

KABATAŞ: Tramvay ile AKSARAY - metro ile CNR EXPO

ATATÜRK HAVALİMANI:
Metro ile CNR EXPO




CNR EXPO Fuar Merkezi
34830 Yeşilköy/İstanbul



Tel: (0212) 465 74 74
Faks: (0212) 465 74 76

29 Şubat 2008 Cuma

ordan burdan bi de eskiden

Hani Orhan Veli demiş ya, ''BENİ BU GÜZEL HAVALAR MAHVETTİ'' diye. İşte aynen öyle. Pazar günü hava bozacakmış ne gam. Şu son bir kaç gündür baharı yaşıyoruz. Tabii ben de bilirsiniz kaçırmam böyle havaları. Sokaklardayım anlayacağınız. Önceki gün hadi dedik arkadaşlarla Kadıköyün ara sokaklarını eskiciler falan gezelim. Ama tam durağa gelmiştikk ki bir telefonla rotayı çevirirdik başka yöne ve Fatoya gidip mükellef bir masaya konduk. Akşam ayrılırken de yeni bir program yapıp Banu ya sabah kahvaltısına gittik. Kahvaltı dediysem Gamse ile ben saat 11.30 da oradaydık. Millet açlıktan gebermişti. Mükemmel bir masaydı ama favorim kaşarlı mantardı. Banuyu beni eskiden tanıyanlar bilir . Ercünün eşi.Valla burayı tıklayıp Ercü hakkında bilgi sahibi olun bence . Khvaltıda beş kişiydik ama daha sonra sekiz kişi olup , fethiPaşa korusuna gittik. Korunun içinden yürüyerek Kuzguncuğa indik sonra da Üsküdara yürüdük. Eve geldiğimde hışırım çıkmıştı.

Şimdi sıra eski yazıda. 2006 yılında yazdığım o günlerdeki gündem ile ilgili yazı. Bakın o günlerden bu günlere gündem nerelere gelmiş. Türban, Kara Harekatı derken bu günde Kara Harekatının sona erdiği, bunda Amerikanın parmağı olup olmadığı. Daha güzel gündemlere diyelim ve sözü eski yazıya bırakalım.
*************************************************************************
30/3/2006 - GÜNDEM mündem GÜNDEM
Hadi bakalım güneş tutulması da bitti şimdi ne konuşacağız.Şu gündemi belirleyen kimse acilen belirlesin .Açıkta kaldık.

Bu gün güneş tutulmasından bahsedeyim dedim ama daha yakından tanık olanlara bıraktım o işi,Onurtan Hocam Manavgatta ,baharla da Antalya da buna çok yakından tanık oldular.Ama milletin taaaaaaaaaa nerelerden gelip izlediği Nasa nın Antalya ya konuşlanıp incelediği bu görsel şöleni bi her şeyi bilen profumuz,. benim denizi olmayan yerime zehir etti. Çoluk çocuk deprem bekliyo sokakta. A benim canım efendim olursa dicen ki ben demiştim bakın .Olmazsa biz sevinicez tabi

Yıllar önce yanlış hatırlamıyorsam 79 yazı olmalıydı.Gümüşyaka ya tatile gitmiştik,Skaylab diye bi uydunun dünyaya düşeceği söylendi.,hemde Türkiyeye koca yaz ha düştü ha düşecek onla geçti,Kara da, hava da.,deniz de aynı muhabbet.Ha düştü ha düşecek.Sonra Halley kuyruklu yıldızı dünyaya çarpacak dendi ,aha çarpıyo.aha da kuyruğu çarpacak derken ,o kuyruğunu altına kıstırıp,değmeden geçti.

Bir de küresel ısınma var ,günahları boynuna bununda çevreci ürünler yapıp bu işin kaymağını yiyenler tarafından desteklendiği söyleniyor,

Bu arada huuuuuuuuuuuuuuuuu yurdum insanı sen kafanı uzaya takma Nasa sı masası var hallederler orayı ,sen yurda bak .Gökyüzüne bakarken burda, atı alan Üsküdarı geçmesin sonra.Şiddet okullara girdi,ABden ne haber ,terör tırmanıyo.,şu olmayan enfilasyonu biz niye görmekteyiz hala,

Güneş tutulcak tutulcak tamam tutuldu.,sırada ne varsa o gelsin.

27 Şubat 2008 Çarşamba

Haftanın ortasından

Haftanın ortasını etmişiz de haberim yok. Dışarda hava misler gibi. Aslında canım dışarı çıkmak istiyor. Ama beynim henüz uyanmadı. Yani beynim ve bedenim henüz iletişime geçmedi. Yoğun bir pzartesi ve salı yaşadım .
Pazartesi Gamsegamse ile Üsküdarda idik. Gidip en geveze balıkçıyı bulup balık aldık. Adam Gamzeye ayak üstü bi sürü hayat dersi, öğüdü verdi. Sadece başımızı salladık. eğer bizde cevap verseydik. Elimizdeki hamsiler kokabilirdi. Sonra da çorapçıya girdik. Sadece çorap satan bir dükkan burası. o yüzden girince neyi alacağınıza , ne tarafa bakacağınıza şaşırıyorsunuz. Bi torbada çorap aldık eve geldik.Eve gelince de dün yani Salı günü gelen misafirlerim için hazırlık yaptım biraz. Karadenizli olmayanların hamsili pilav, bizim işli tava dediğimiz yemeği yaptım.Turşu kavurdum.Pancar çorbası yani kara lahana çorbası yaptım.Yani geleneksel Karadeniz yemekleri.
Salı günü erkenden hortladım. E misafir gelecek ya. Misafir dediğim, en yeni tanıdığım 20 yıllık falandır herhalde. 10 kişiydik.Yedik içtik. Uğurladık.
Akşam , tam yemek yerken zil çaldı. Baktım Zuz. O yemekleri kaçırırmıyım diye güle güle çıktı merdivenlerden. Hemen bir tabak ilave ettik masaya. Birlikte tv izledik. O gittikten sonra gazetelerimi gözlüğümü alıp koşa koşa yatağa gittim. Gerisini hatırlamıyorum. Gazete okudum mu ondan bile haberim yok.Uyandım sabah ile diye bir türkü var ya aynı onun gibi oldu. Şimdiii çok güzel bir hava var ve bunu kaçırmama planları yapmalıyım ...

25 Şubat 2008 Pazartesi

HAFTA SONUNDAN, HAFTA BAŞINDAN

Bitirdik bir haftasonunu daha. Dışarda çok güzel bir hava var galiba. Galiba diyorum henüz daha perdeleri bile açmadım. Kafam kazan gibi. Yazı yazacak maodda da değildim ama, zeyanın yazısını görünce birden şevke geldim. Kafamın kazan gibi olmasının nedeni, gece uyku tutmayınca, Jane Eyre izledim. Kitabını okuduğumda ortaokulda falandım galiba. Zaten tüm klasikleri o dönemde okudum. Ama şimdi yeniden okumak gerek desem. Nasıl yetişicem bu kadar çıkan , basılan kitaba.

Cumartesi Zeya, ebrucuk , Zuz ve ben buluştuk, Kadıköyde. Artık bizimki blogcu buluşması değil. Bu sanırım beşinci buluşmamız , her seferinde daha çok eğlenip daha çok şey paylaşıyoruz. Bir de Ebrunun İstanbula yerleşmesini sağlayabilsek çok güzel olacak. Bizi Kdıköy sokaklarında görmeliydiniz. Nerede abuksubuk yer var oraya girdik. Hele bir yerde undergraund kıyafetler satılıyordu. Melek kanatları , vampir elbiseleri, cadı kostümleri. Zeya melek kanatlarına takıldı. Ama ne satıcılar, ne müşteriler bize benzemiyordu:)). Zeya , -şuraya bakın bize benzeyen kimse yok burada deyince, - zaten bizle de o yüzden ilgilenmiyorlar dedim.
Pazar gününü ev de geçirdik. Evde geçirmek demek , sürekli yiyip içmek demek tabii.Kitabıma devam ediyorum. Biraz yavaş giden bir kitap. Tanrının doğum günü. Hayli de ilginç bir kitap. Öyle haldır haldır okunmuyor. İsminden biraz esprili bir kitap sanmıştım ama değil.
Geldik bu güne. Bu gün pazarımız var, Gamze ile Üsküdar da buluşacağız işimiz var. Bu gün ayrıca İspanyolca kursuna kayıt oluyorum. Gamze kayıt için Kadıköye gitti. Tek dezavantajı pazar günü sabah dokuzda oluşu.Bakalım bakalım ne olacak.

22 Şubat 2008 Cuma

ESKİ YAZI(BİZ ESKİDEN ESKİDEN SU İÇERDİK TESTİDEN)

Bu haftayı bayağı bi tembel geçirmişim blog açısından. Ne yapalım kızlar ev de ben dışarda olunca böyle oldu. Unutmadan söyleyeyim çarşamba günü izlediğim oyun çok güzeldi. Üsküdar-Musahipzade Celal sahnesindeydi. Adı Bernarda Albanın evi. Kendi adıma ben beğendim. Alkışlar da herkesin benimle aynı fikirde olduğunu söylüyordu. Biz dokuz tiyatro sevdalısı, çıkışta hemen Mart ayı biletlerinin satışa çıktığını duyunca , hemen iki oyuna daha bilet aldık. Biri Kadıköy- Haldun Taner sahnesinde oynayacak olan'' Eskici Dükkanı''. Diğeri ise ''üç Kızkardeşler''. Üç Kızkardeşlerin oyuncularından biri, Yaprak Dökümünün Fikret'i Bennu Yıldırımlar. Şimdi geldik eski yazı gününe . Bu sefer arşivden bu yazıyı çektim aldım. Benim 1982 yıllarında yollarına düştüğüm Anadolu yıllarımdan bir kesit.
**********************************************************************************
22/2/2006 - BİZ, ESKİDEN ESKİDEN SU İÇERDİK TESTİDEN
Ben uzuuuuuuuuuuuun bir nişanlılık döneminden sonra ,seninle dağ başında bile yaşarım dediğm kocamın peşine düşüp (profilime göz gezdiren bilir) denizi olmayan ,küçük bir yere gittik .Anlı şanlı bir balayı ,akdeniz ,ege turu sorası bir ay daha istanbul' da kalıp ver elini Anadolu .Karlar altında girdik şehre.
Burada ki evimiz önceden hazırlanmıştı ama biz görmemiştik. Çok güzel olmuştu. İstanbul'dan getirdiklerimizi eve attık ilk iş çay koyduk .Yalnız, burada kaloriferli ev olmadığı için, soba seçeneği de çok olduğu için o işi bize bırakmışlardı(ÇOK ANLARMIŞIZ GİBİ). Soba deyip geçmeyin yüz çeşidi var . Üstten yakmalı ,alttan yakmalı,uyuyan.,kovalı ,turbo. Sobacıya gittik, orada kocccaaa bir kuzine gördüm (genelde mutfakta kullanılıyor gövdesi aynı fırın görevini görüyor ,mutfağımızda oturma odası gibiydi)ille bunu alalım dedim kocam sen bunu kullanamassın dediyse de aldım.Ben, onunla bir oynadım bir oynadım başından gelmedim, içinde neler pişirmeye kalkmadım ki... kocam da ertesi kış ilk iş onu yok etti..

İlk yıl kasabalı bana ben onlara şaşa şaşa geçti. Birbirimize pek yanaşmadık. Bunda Bizim İstanbula neredeyse ay da bir yaptığımız seyahatlerimizin de payı oldu tabii.Ama onlar da boş durmadılar, Bu arada yanımda çalışan kadından gerekli bilgileri aldılar . Önceleri , beni adres belirtmekte epey kullandılar ,mesela şöyle İstanbullu gelinin evinin yanı,İstanbullu gelinin evinin arkasındaki ,önüdeki sokak gibi.Buradaki kadınların sıfatları Kaymakamın karısı,Başkanın karısı.,muhtarın karısı,falancanın,filancanın kızı . Heeeeyt be tek başına sade beni belirten bir sıfat ınınının ''İstanbullu gelin''.

Biz bir yılı böyle geçirdik (her aklımıza düştüğünde istanbul'a koşarak)Zaten bütün yazı Kumburgaz'da yazlıkta geçiriyorduk. Ertesi yıl Nazlı nın doğumu için tekrar istanbul'a dönüp iki ay sonra kar kış kıyamet kucağımızda kızımız gene kasaba. Aman tanrım insanlara n'olmuştu bizi sevgi seline gark ettiler .Bir ay evimizde yemekyapılmadı.Pilavlar,tavuklar,dolmalar,pastalar,börekler,meyvalar,çorbalar.
Birbirinden güzel bebek kıyafetleri. Sonra birbirimizi bi sevdik bi sevdik . Orda 8 tane çok kafa arkadaşım oldu.15 günde bir toplandık çaydan sonra sessiz film oynadık Ramazan da ise iftardan sonra buluştuk. Seramik çiçekler ,meyvalar yaptık (hiçbir sanatsal değeriolmayan)Yeniden ÖSS sınavına girip açık öğretim de okuduk. Birlikte sınavlara girip çıkıp aramızda yarıştık. Çocuklarımızda bizimle birlikte büyüyordu bu arada.Gamzeloş orada doğdu.

Sonra yıllar geçti Naziş Anadolu Lisesi sınavlarını kazandı.(o zaman bu sınavlar 5 yıllık ilkokul öğrenimin den sonra oluyordu.) e İstanbul'da bizi çağırıp duruyordu zaten kalktık doğduğumuz topraklara geldik ,benim doğduğum semte,eşiminde 10 yaşından beri oturduğu semte yerleştik.

Bu arada hayatımıza bir sürü insan girdi çıktı. Kimi geldi bize bir şeyler kattı ,kimi bizden bir şeyler aldı gitti. Kimileriyse yaşadığımız sürece bizimle olacak olanlar.Gelenlere de,gidenlere de selam olsun Taaa oralarda bizi gelip ziyaret eden dostlarımıza da ayrıca selam olsun.

orası neresi derseniz,ip ucu..................................................

İpek bürük bürünmüş

yar yar yar yandım

Niksar'ın fidanları

şinanay yavrum şinanay nay



KAMYONLAR KAVUN TAŞIRDI VE BEN

BOYUNA ONU DÜŞÜNÜRDÜM

KAMYONLAR KAVUN TAŞIRDI VE BEN

BOYUNA ONU DÜŞÜNÜRDÜM

NİKSAR DA EVİMİZDEYKEN

KÜÇÜK BİR SERÇE KADAR HÜRDÜM

CAHİT KÜLEBİ
.

20 Şubat 2008 Çarşamba

kar yolları kesti

Aynı başlıkta olduğu gibi kar yolları kesti de ondan kaç gündür gelemedim yazamadım desem:))
Kar yağınca bir de okullar tatil olunca herkesler ev de oldu tabii. Üstelik kocam ve Zuz da kendilerine kar tatili verdiler.
Her fırsatta dışarı çıktık. O tipi fırtınalarının hiç birini kaçırmadım, gece ve gündüz. Kitabımı okudum, baharatlı kurabiyeler pişirdim. Perdeleri açıp , elim de likör bardağı karı izledim. Niye likör derseniz, bu özel ev yapımı bir likör. Kocamın arkadaşı Garo tarafından yapıldı ve hediye edildi bize. Kuşlara yem verdik. Hatta gamze akşam yemeği için yaptığım bulgur pilavını bile yedirmiş kargalara.Karı-koca filmler izledik. Kızlar dışarı çıkınca kocam onları aradı- çabuk eve dönün, fırtına çıktı dedi. Ne hikmetse onların olduğu yerlerde hiç fırtına olmadı:)).İşte böyle geçti bizim ev de karlı günler.
Bu gün tiyatro günüm, gideceğimiz oyunun adı ''BERNARDA ALBA'NIN EVİ''.Dokuz kişiyiz. Ayda iki kez gitmeye başladık. Ama bilet bulmak çok zorlaştı. O yüzden biletleri bir ay önceden alıyoruz. Eskiden DeveKuşu Kabare nin oyunları oynardı böyle kapalı gişe. İki ay önce falan bilet alırdık. Şimdi tüm tiyatro salonları bu durum da. Neyse gittim ben. Tiyatro dönüşü görüşürüz artık....

16 Şubat 2008 Cumartesi

PAZAR SİNEMASI



Nihayet beklediğimiz kar geldi.Çok güzel yağdı tüm gün. Perdelerimi açtım elime çayımı aldım. Hem kar yağışını izledim hem de bir film izledim. İlk kez bir animasyon filmini sevdim. Hatta izlerken animasyon olduğunu unuttum.
Evde kimsecikler yoktu, Gamze ille sinemaya gidelim dedi - yok dedim. Arkadaşlarıyla gitti. Çok duygusal bir filmmiş. Filmin adı - Not: seni seviyorum. İsmi bile çekiyor insanı . Ama benim filmim bu değil. Benim filmimin adı ''Ratatuille'' Çocukları olanlar mutlaka bu filmi bulup izlesinler , bu hafta sonu.
Remmy , tat ve koku alma duygusu çok gelişmiş bir fare. En büyük tutkusu aşcı olmak. Kolonisi çöpten beslenirken, o evlerden peynir falan çalıp pişiriyor, tatları birbirine karıştırıp yeni tatlar keşfediyor.
Ağız tadına son derece düşkün ve iyi yemekten çok iyi anlayan bu minik fare Remy'nin en büyük hayali aşçı olabilmektir. Bir gün bir kaza eseri, şehrin en iyi aşçısının hizmet verdiği ve en önde gelen müşterileri ünlü yemek eleştirmenleri olan çok ünlü bir lokantanın kanalizasyon çukuruna düşer.Şef Gusteau , herkesin yemek yapabileceğine inanmaktadır . Ama iki yıl önce aldığı kötü eleştiri yüzünden yıldızlarından birini kaybedince kederinden ölmüştür. Kader remmyi şef Gusteau'nun oğlu olan ama lokantada çöpcü çocuk olarak çalışan Linguini ile karşılaştırıyor. Filmde zaten burada başlıyor.Remy Linguini'nin şapkasına yerleşiyor ve ikisi muhteşem işler yaratıyorlar.
İYİ PAZARLAR