Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Tanrının Doğum Günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tanrının Doğum Günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2008 Cumartesi

paldıradak küldüredek bir doom günü ve mavianne ile buluşma

Nereden başlasam , hemen de başlamalıyım çünkü acelem var, daha et sote pişecek:)), pilav yapılacak . Ev temizlendi paklandı hijyen hale geldi. Acele ediyorum çünkü yarından sonra salı gününe kadar yokum, merak etmeyin. Ev de benim yokluğum da aynen varmışım gibi devam edecek şekilde planlandı.

Mavianneden başlayalım. Perşembe günü Capitolde buluştuk. İlk görüşmemizdi ama , yıllardır tanıyormuşcasına su gibi akan bir sohbet ettik. Kardeşi ile de tanıştım. Zaten bir aile gibi olduk burada bi çok arkadaşla. Hep tahmin ettiğim gibiydi sıcak , samimi, güler yüzlü. Kısaca biz birbirimizi daha da sevdik...



Cuma gününe gelelim, Naziş ve kocam işe gitti, Gamsegamse de okula gitmek için hazırlanıyordu ki kapı çaldı, uy kim bu dedik, sabbah sabbah . Gelen bizim Oya idi. Kuzenim. Bna tip olarak da huy olarak da en benzeyen kuzenim. Hayırdır yav dedim. Zuz la anlaşmışlar, Zuz akşam tatile çıkacağı için , o gün de benim doğum günüm olduğu için sabahın köründe daha kargalar kahvaltı etmeden doğum günü partisi düzenlemişler. Birlikte kahvaltı ettik ve getirdikleri pastayı kestik. Gülmekten öle öle resimler çektik. Ama resimleri çeken Oya olduğu için ve gider gitmez hemen gönderirim dediği halde hala göndermeyince bizim üç kişilik partinin resimlerini koyamadım buraya.Kaç yaşına girdiğime gelince. Kırk yaşıma girdiğim gün dedim ki kendime. Valla iyi bi yaş bu . Ortadır, karardır. Çocuklarının elinden artık tutmadan yürüdüğü, eteğini çekiştirmediği senin de kendini hala genç ve güzel hissettiğin bir yaştır. İş hayatın parlaktır. Herkes sağlıklıdır. Evet evet iyi bi yaş bu. Hem de her sene her sene yok şu yaşa , yok bu yaşa girdim diye uğraşmassın. Söylenişi de kolay, dört harflik bir kelime, kırk dedin bitti.Sonra kırk yaş partisi de çok güzeldi, Zuz sürpriz parti hazırlamış ta çocukluk arkadaşlarımı bile çağırmıştı. Gelen hediyeleri az kaldı kamyonla getirecektim eve. Yani işin özü sözün kısası budur yaşım da kırktır. Ne eksik ne fazla tamı tamamına kırk.

Nazişle her akşam yürüyüşe çıkıyoruz , ama ben vitrinlere bakmaktan yürümeyi unutuyorum. O da - anne dün akşam bakmıştın ya bunlara diyo. Kocam maçlara dalmış durum da. Bizim maçlarda özel maç mönüsü hazırlıyoruz ve hep birlikte izliyoruz. Eh herkesin pencereleri açık olduğu için her golde mahalle ayağa kalkıyoruz aynı tribünde gibi maç izliyoruz. . Gamsegamse ye gelince büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öper, finaller bitene kadar çekecek ve çektirecek)).
herkese iyi bir hafta sonu olsun, salıya kadar adios hadi gidiyos
Not- Babalar günü tüm babalara kutlu olsun mutlu olsun. ÖSS ye katılan tüm öğrencilere başarılar

25 Şubat 2008 Pazartesi

HAFTA SONUNDAN, HAFTA BAŞINDAN

Bitirdik bir haftasonunu daha. Dışarda çok güzel bir hava var galiba. Galiba diyorum henüz daha perdeleri bile açmadım. Kafam kazan gibi. Yazı yazacak maodda da değildim ama, zeyanın yazısını görünce birden şevke geldim. Kafamın kazan gibi olmasının nedeni, gece uyku tutmayınca, Jane Eyre izledim. Kitabını okuduğumda ortaokulda falandım galiba. Zaten tüm klasikleri o dönemde okudum. Ama şimdi yeniden okumak gerek desem. Nasıl yetişicem bu kadar çıkan , basılan kitaba.

Cumartesi Zeya, ebrucuk , Zuz ve ben buluştuk, Kadıköyde. Artık bizimki blogcu buluşması değil. Bu sanırım beşinci buluşmamız , her seferinde daha çok eğlenip daha çok şey paylaşıyoruz. Bir de Ebrunun İstanbula yerleşmesini sağlayabilsek çok güzel olacak. Bizi Kdıköy sokaklarında görmeliydiniz. Nerede abuksubuk yer var oraya girdik. Hele bir yerde undergraund kıyafetler satılıyordu. Melek kanatları , vampir elbiseleri, cadı kostümleri. Zeya melek kanatlarına takıldı. Ama ne satıcılar, ne müşteriler bize benzemiyordu:)). Zeya , -şuraya bakın bize benzeyen kimse yok burada deyince, - zaten bizle de o yüzden ilgilenmiyorlar dedim.
Pazar gününü ev de geçirdik. Evde geçirmek demek , sürekli yiyip içmek demek tabii.Kitabıma devam ediyorum. Biraz yavaş giden bir kitap. Tanrının doğum günü. Hayli de ilginç bir kitap. Öyle haldır haldır okunmuyor. İsminden biraz esprili bir kitap sanmıştım ama değil.
Geldik bu güne. Bu gün pazarımız var, Gamze ile Üsküdar da buluşacağız işimiz var. Bu gün ayrıca İspanyolca kursuna kayıt oluyorum. Gamze kayıt için Kadıköye gitti. Tek dezavantajı pazar günü sabah dokuzda oluşu.Bakalım bakalım ne olacak.

14 Şubat 2008 Perşembe

sevgililer günü şeysi....

Geldik bir sevgililer gününe daha. Hıncalım Uluçumun kulaklarını çınlatalım.Dünya durdukça şanı yürüsün O nun.Bu işi Türk insanın başına saran bizzat kendisidir.
Aslı yani Angel evlenenler , aynı askerin karavanadan düşmesi gibi; onlar da sevgililer gününden çıksın demiş. Olmaz Aslı , düşemem, çıkamam)))))).
Bence bu günde seni seviyorum demenin yok bi zararı.
Bu aralar ben ve gamsegamse berduş hayatı yaşıyoruz.Gece yarılarına kadar oturup, öğlenlere kadar yatmalar, ikindiye kadar sabah kahvaltısı. Dün evden kaçtım da kendimi kurtardım biraz.
Elimdeki kitaplar bitti. Kimya Hatunu okurken biraz garipseyeceğiniz bir Mevlana ile karşılaşıyorsunuz. Bilhassa Şems ile tanıştıktan sonra.Yeni bir kitaba başladım adı''Tanrının Doğum Günü''.Henüz bi kaç sayfa okuduğum için kendi görüşlerim kitap bitince. Ama kitap tanıtımı aldım buraya sizin için.



: BURAK ÖZDEMİR Baskı Yılı : 2006 Yayın Evi : 2006 Sayfa : 521
Yeryüzünde işler hiç iyi gitmiyordu. Dünya gergin, insanlar mutsuzdu… Artık zamanı gelmişti… Tanrı, imajını değiştirmesi için bir reklam ajansıyla anlaştı. Genç reklamcı ile chat’leşmeye başladılar. Çocuk, “Nasıl olur da Tanrı insanla chat yapar?” diye sordu. “Musa ile çalılıklar arasından konuşmuştum, seninle de internetten yazışıyorum. Şaşılacak bir şey yok” dedi. "TANRI''NIN DOĞUM GÜNÜ", böyle başlıyor ve her sayfasında okuyucusunu biraz daha içine alarak kendine hapsediyor. Güzeldünya Kitapları''nın ilk eseri olan bu kitap, saatler süren bir chat''ten sonra müthiş finaliyle kişiyi kucaklıyor, hayata bakışını baştan aşağı değiştiriyor. Kimine göre roman tadında bir araştırma, kimine göre NLP''nin ulaştığı son nokta, kimine göre bir tür tefsir ya da hayat bilgisi kitabı. Adını ne koyarsanız, o. "Nereden geldim, nereye gidiyorum?" sorusuna bu kadar açık ve yalın cevap veren bir eser yazılmadı. "TANRI''NIN DOĞUM GÜNÜ", Burak Özdemir''in üçüncü eseri. "Yıl 2102" ve "Türklerim Diken Diken Oldu" kitaplarını bir solukta okuyan tiryakilerinin bile tüylerini diken diken edecek bir eser, "TANRI''NIN DOĞUM GÜNÜ"… “Ya sonra?” sorusunun kitabı