Leylak Dalı bir yazı yazdı, yazısını bitirirken de aynen şöyle yazmış ''Son olarak, hayatının bir döneminde-daha ziyade çocukluk-duvarında bu
halıdan asılı bir eve girdim ya da yaşadım diyenler parmak kaldırsın :) Resmi görünce hiiiih dedim. En eski arkadaşımı,sırdaşımı buldum. Benim çocukluk yatağım duvara dayalıydı. Ordu rutubetli bir yer malum, Annem yatağımın dayalı olduğu duvara bu duvar halısını asmıştı. Geceler boyu elimi üzerinde gezdirerek, oradakilerin yerine kendimi koyarak ne hayaller kurdum, neler anlattım bir bilseniz. Elinde mavi nazar boncuklu çanta olan kadın en beğendiğimdi ve doğal olarak da kendimi onun yerine koyardım. Duvar halısında evcilik gibi bir şey oynardım işte...
(Fotoğrafı çeken: Leylak Dalı
Fotoğraf makinesi Funda(Madeni Cesaret) :)
O duvar halısını görünce - aa bi tane de ayılı olan vardı dedim.Ama tüm aramalarıma rağmen onu bulamadım ama tablosunu buldum.Meğer aslı bir tabloymuş. Ivan Shishkin isimli Rus ressam tarafından yapılmış.Yaz aylarını geçirdiği Estonya'da 1889 yılında yaptığı düşünülüyormuş.Adı;Bir Çam Ormanında Sabah... Rusya'da en sevilen iki tablodan biriymiş.( diğeri hangi tablo acaba çok merak ettim, iki yıl önce bir Rus resamlar sergisi gezmiştim. Gezerken işte bu resim diyorsunuz) Bana bu halı;'' Ayşegül Ormanda'' kitabını hatırlatırdı.
Şimdi bu nostalji işine dalınca; Annemin çapraz olarak astığı (zaten herkes de öyle asıyormuş)Arap kızlarını anmadan olmaz...Bir kaç yıldır karı koca bunları aramaktayız. Nerede bir eskici görsek hemen dalıyoruz. İnternette bir iki yerde satışına rastladım ama hasarlıydı... Olmadı Beyaz'dan isteyeceğiz artık:)Onun stüdyosunda ve Seksenler dizisindeki evde var... Bu aşağıda gördükleriniz gibi...Gitti Gidiyor da bulduğumu sanmıştım ama satılmış.
Sizin çocukluğunuzdan, aklınızdan silinmeyen objeler var mı?
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
nostalji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nostalji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Ağustos 2014 Perşembe
29 Ocak 2012 Pazar
Siyah Beyaz, film gibi biraz
Öyle yıllardı siyah beyazdı , film gibiydi... Sınıfı nasılsa geçerdik, önemli olan biraz da eğlenmekti...
Bayramlar yaklaşınca 15 gün öncesinden bando takımı olarak izinli sayılırdık.Basketbol maçları başlayınca artık yazılılılar sözlüler bize vız gelirdi. Tüm okul için önemli olan tek şey şampiyonluktu. Bizi ortaokulun basketbol takımından beri takip eden hoca , liseye geçince hoop hepimizi birden takıma almıştı. Okulun en uzak yerinde çalışma yapardık. Yemeklerimizi okulun yatılı bölümünün yemekhanesinde yerdik. Yatılı öğrenciler içinde şenlik olurdu maç ve bayram dönemleri.
Bu gün hem basket hem bando takımından arkadaşım Nurgül'ün kızı Sinem bizim resimlerimizi taratıp facebook'a koyunca hepimiz o yıllara gittik.
Ordu Lisesi Bando takımı... Bir dönem okumuş olabilirim ama süperdi süper... 10 KASIM' da Atatürk anıtında nöbet tutarken anneanemin beni dürbünle izleyip, üşüyeceksin orda eve git diye haber göndermesi hehehehhe... Karadeniz coşa coşa bizi ıslatırken sahil yolunda konvoy gibi yürüyerek okula gitmek... Basket maçları...antremanları...Bando
Bizim artık İstanbul'a yeniden dönme vaktimiz geldiğinde arkadaşlarımla bizim evin tek toplanmayan odasında veda partisi yaptık. Özel fotoğrafçı gelmişti eve... Ben de az afilli pozlar vermemişim. Akşama kadar bizim evdeydik ama ayrılık vakti geldiğinde Buket Pastanesine gitmiştik. Hiç unutmam pastanede Selçuk Ural'ın güle güle sana yolun açık olsun şarkısı çalmıştı. Ayşegül , bizi yolcu ettikten sonra, kendi bahçelerinin en ücra köşesine saklanıp bağıra bağıra ağlamış. Gece zor bulup çıkartmış oradan Behice Teyze...
Beni ise İstanbul'da meğer Deniz, Nermin , Yasemin ve Ordu sahilleri yerine Yenikapı sahilleri beklemekteymiş. Bir kaç ay geçmeden tüm öğrenci kahvelerinde güllü sigaralarımız ve usta okeyciliğimizle boy gösterdik.
Sinem bu gün Ordu resimlerini ortaya çıkardı. İstanbul grubu koştu yorum yaptı... Birbirini tanımayan , tek ortak noktaları ben olan iki grup arasında bir köprü kurdu... Ben bir gün bu iki grubu bir araya toplayabilme düşü kuruyorum şimdi...
Bayramlar yaklaşınca 15 gün öncesinden bando takımı olarak izinli sayılırdık.Basketbol maçları başlayınca artık yazılılılar sözlüler bize vız gelirdi. Tüm okul için önemli olan tek şey şampiyonluktu. Bizi ortaokulun basketbol takımından beri takip eden hoca , liseye geçince hoop hepimizi birden takıma almıştı. Okulun en uzak yerinde çalışma yapardık. Yemeklerimizi okulun yatılı bölümünün yemekhanesinde yerdik. Yatılı öğrenciler içinde şenlik olurdu maç ve bayram dönemleri.
Bu gün hem basket hem bando takımından arkadaşım Nurgül'ün kızı Sinem bizim resimlerimizi taratıp facebook'a koyunca hepimiz o yıllara gittik.

Ordu Lisesi Bando takımı... Bir dönem okumuş olabilirim ama süperdi süper... 10 KASIM' da Atatürk anıtında nöbet tutarken anneanemin beni dürbünle izleyip, üşüyeceksin orda eve git diye haber göndermesi hehehehhe... Karadeniz coşa coşa bizi ıslatırken sahil yolunda konvoy gibi yürüyerek okula gitmek... Basket maçları...antremanları...Bando çalışmaları, Hepsi artık uzak bir hatıra ama unutulmaz bir hatıra...
Bizim artık İstanbul'a yeniden dönme vaktimiz geldiğinde arkadaşlarımla bizim evin tek toplanmayan odasında veda partisi yaptık. Özel fotoğrafçı gelmişti eve... Ben de az afilli pozlar vermemişim. Akşama kadar bizim evdeydik ama ayrılık vakti geldiğinde Buket Pastanesine gitmiştik. Hiç unutmam pastanede Selçuk Ural'ın güle güle sana yolun açık olsun şarkısı çalmıştı. Ayşegül , bizi yolcu ettikten sonra, kendi bahçelerinin en ücra köşesine saklanıp bağıra bağıra ağlamış. Gece zor bulup çıkartmış oradan Behice Teyze...
Beni ise İstanbul'da meğer Deniz, Nermin , Yasemin ve Ordu sahilleri yerine Yenikapı sahilleri beklemekteymiş. Bir kaç ay geçmeden tüm öğrenci kahvelerinde güllü sigaralarımız ve usta okeyciliğimizle boy gösterdik.
Sinem bu gün Ordu resimlerini ortaya çıkardı. İstanbul grubu koştu yorum yaptı... Birbirini tanımayan , tek ortak noktaları ben olan iki grup arasında bir köprü kurdu... Ben bir gün bu iki grubu bir araya toplayabilme düşü kuruyorum şimdi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


