Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

17 Ağustos 2018 Cuma

Hey Gidi Karadeniz

Beni uzun yıllardır takip edenlerin bildiği üzre ben, Karadenizliyim. Kardenizliyim ama şöyle Karedeniz'in her yerini bilir misin dersen ııhhh... Benim ki Samsun'da başlayıp en çok Trabzona'a kadar giden bir Karadenizlilik. 
 Çeşme'den döndükten sonra acaba gitsek mi gitmesek mi  derken turdaki son iki kişi olarak tura katılıp seyahate çıktık.
Karadeniz gezisi  biraz meşekkatli bir gezi. Çünkü gidilecek yerler birbirinden çok bağımsız. Bir yeri görmek için kilometrelerce gidip tekrar o yolu geri dönmek zorundasınız.  Karadeniz gezisi için sadece bizim katıldığımız turda tam 11 alternatif vardı. Başlangıç noktaları ve bitiş noktaları değişik olanlar,  gezi sırasında uğranılacak yerler farklı olan turlar vardı. Bizim için karar vermek şöyle kolay oldu. Öncelikle Ordu'da, Batum'da ve Çamlı Hemşin'de kalmak istediğim tamamiyle ahşaptan olan otelde konaklaması olan turu istiyordum. Bir tek başlangıç yeri Kastamonu veya Amasya olan ve bitişi Safranbolu olan turlar arasında kaldık ama istediğimiz konaklamalar olan tur Amasya'dan başladığı için  bir kaç dakikada karar verdik. Vee gece saat bir gibi İstanbul'dan çıkıp kahvaltımızı Amasya'da Yeşilırmak kıyısında yaptık.







Amasya'ya defalarca gittim ama son gidişimde gördüm ki Amasya turizmi keşfetmiş. Tertemiz sokaklar, tarihi eserlerin restorasyonu ve Yeşilırmak kıyısında yer alan  evleri  ve ırmak boyunca ilerleyen gezi yolu ile  gidenlere iyi ki geldim dedirtiyor.  Amasya'nın benim için bir diğer özelliği ise çocukluğumda  karabasan haline gelen Mumyalar Müzesi. Valla o zamanlar pedagoji ilmi böyle değildi demek. Yedi sekiz yaşındaki bir çocuğun Mumya Müzesinde ne işi var😍
Amasya ' ya gidip de Ferhat ile Şirin Efsnesine kulak vermemek Ferhat'ın deldiği dağları görmemek olmaz tabi a ama Ferhat ile Şirin adına yapılmış parkta yarım saat serbest zaman gereksizdi. 

Amasya'dan sonra  Samsun'a geçtik. Samsun deyince tabiki Bandırma Vapuru, İlk Adım Anıtı  ve Atatürk'ün at üstündeki meşhur heykeli gelir akla. 
Samsun'dan sonra Terme'de öğle yemeği yedik ve Ordu'ya doğru yol aldık. Benim niyetim turdan ayrılıp  kendi sevdiklerime kavuşmaktı ama sonra Kocamın teleferik yapıldıktan sonra hiç Ordu'ya gitmediğini hatırladım ve teleferikle Boztepe'ye çıktık. Boztepe'ye vardığımızda Dayım bizi orada bekliyordu😍
Akşam da kardeşim gözümün bebeee Metin kaldığımız otele geldi.
Ordu konaklamalı tur seçmemizin baş nedeni Annemin kabrini ziyaret edebilmekti. Benim kabilem zaten fındık zamanı olduğu için köydeydi. Evşenim geldi bizi aldı ve köye götürdü.
Annemi ziyaret ettik , harmanda kahve içtik ve otele döndük. Ordu Merkez ile bizim köyün arası 3 km olduğu için bu iş çok kolay oldu bizim için.
Ve gezinin ilk günü bitti. 
 Sabah saat sekiz buçuk gibi otelden ayrıldık. Giresun'u panoramik görüp Trabzon'a doğru yol aldık. Tirebolu 42 çay fabrikasına uğradık. Fabrikayı gezdik, bize sunum yaptılar  cay ve fındık ezmesi ikram ettiler. Tirebolu 42 çay adını Kurtuluş Savaşı'na katılan 42. Alay'dan alıyormuş. Çaya meraklı olduğum için bol bol çay aldım tabi. Seçimimi mayıs ayının ilk 10 gününde toplanan ilk hasat mayıs çayından yana kullandım. Her sabah keyif keyif içiyorum valla. 
 Trabzon'da  önce bir gümüşcü ziyareti yaptık ve bize Kazaziye sanatını tanıttılar. Hemen kızlarıma bu sanatla yapılmış birer bileklik aldım tabi. Karadeniz gezisi diğer gezilerden biraz daha masraflı söyleyeyim😍  Gümüşcüden sonra hemen karşısındaki Trabzon Ayasofya Camiine geçtik. Gümüşcüdeki işimiz bitince biz hemen geçip burayı gezmiştik ama rehberimiz anlatırken anladık ki biz aval aval bakmışız ve ne çok seyi gözden kaçırmışız.
Trabzon programında buraları gideken  gezdik ve öğle yemeğini Akçaabatta yiyip Batum'a devam ettik. Aslında Batum üçüncü gündü  ama rehber yolların ve gümrüklerin yoğunluğu ile ilgili programı değistirebiliyor. O yüzden Sümela Manastırı ve Atatürk Köşkü'ne dönüşte uğradık ama ben yazıda karışıklığa neden olmaması için şehirleri bir defada anlatıyorum.


Sümela; Bulutların üstündeki Manastır. Gözümü alamadım. Ayrılırken  tekrar dönüp arkama baktım, aynı anda  bakktım Kocam da dönmüş. İnsanı çok garip bir biçimde etkiliyor.
Trabzon'daki Atatürk Köşkü de görülmeye değer bir yer. Atatürk, mal varlığını Türk Millerine bırakmaya burada karar vermiş. Vasiyet odasını da görebiliyorsunuz burada.



Karadeniz gezisinin en güzel yanı hep deniz kıyısında yol alıyorsunuz. Bir yanınız deniz bir yanınız yemyeşil bir bitki örtüsü. Ve yerleşim yerleri birbirine o kadar yakınki, Of'a geldik Sürmene'yi  geçtik derken yol su gibi akıyor. 
Batum' a girerken biraz zorlandık. Buraya girişlerde daha önce bavul içinde insan geçirmekten, uyuşturucu kaçakçılığına kadar o kadar şey olmuş ki artık denetlemeler çok titiz. Didik didik aranıyor. Biz aramalarla vakit kaybetmemek için tur şirketinin anlaştığı  Rize- Pazar'da bir otele bavullarımızı  bıraktık. Bir günlük Batum konaklaması için gerekli eşyalarımızı sırt çantamıza koyduk hatta kullanmamız zorunlu olan ilaçlarımızı bile ne kadar kullanacaksak o kadar kesip öyle aldık yanımıza. Gürcistan parası bizim paramızın tam iki katı değerinde olduğundan,Gürcüler çamaşır suyu almak için bile Türk tarafına geçiyor ve o yüzden ellerinde Bim ve A101 poşeti ile sınırdan geçmeye çalışan Gürcüler yüzünden acaip bir karmaşa var. 
Gece bir Gürcü gecesine katıldık ve  dağ eteklerinde çok güzel bir oetelde kaldık. 
Batum'u gezmek için sabah daha Batumlular uyurken kalktık ve ferah ferah gezdik. Tertemiz bir şehir. Binalar kominist rejimden kalma ve hep çok abartılı. Çogunun kaplamasında altın varmış. Yani Türkiye'de olsaydı sanırım tırnaklarla kazınırdı bu altınlar.
 Batumi ah Batumi sanırım aklımda bu göz alıcı binaları ve  o mis gibi sokaklarıyla kalacak.





Koskoca bir haftalık Karadeniz gezisi bir yazıya sığar mı hiç. Daha Ayder, Uzungöl, Zilkale ve yaylalar var...Horon var horon...
Umarım ve dilerim ki en kısa zamanda devam ederim.
Hayde kalın sağlıcakla 
Bitti da😍




5 yorum:

  1. çok hoş anlatmışsın, karadeniz gezmesi bana müşakkatli geldiği için, hep erteliyorum. sen gezerken, oralarda tabii afetler vardı, hep aklıma geldin. paylaşım için sağol arkadaşım, bu tür yazılarla gitmiş kadar oluyorum..

    YanıtlayınSil
  2. senin gözünden görmek, oraları yaşamış olsam da çok güzel,Metini bende özledim hiç denek gelip görüşemedik uzun yıllardır,karadenizli olmaktan mı bilmiyorum ama bana her yerden daha güzel geliyor ve inan ben halen resimlerde bile Sümelaya dönüp dönüp bakıyorum....

    YanıtlayınSil
  3. En güzel fotoğraf kardeşinizle olan bence. Allah nazardan saklasın. @annebulbul

    YanıtlayınSil
  4. Valla gitmiş kadar oldum kankim her zamanki gibi su gibi okudum yazdıklarını
    Batumu ben de çok merak ediyorum ama gitmek kısmet olmadı😍 anneciğinin ruhu şad olsun

    YanıtlayınSil
  5. Annenizin ruhu şad olsun. Çok güzel akıcı bir yazı.

    YanıtlayınSil

içinizden geldiği gibi yorumlayın ama unutmayın ki keser döner sap döner gün gelir hesap döner:))