Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Yani hiiiç kadınlar günü yazısı döşenecek modda değilim. Zati bitmesine bi kaç saat kaldı şurda hehehe. Kutlu olsun mutlu olsun , umutlu osun. Hayırlı kandiller olsunBu sabaaaah yağmur var İstanbuldaaaa diye başlayalım. Çok da güzel yağıyordu cama tıp tıp vuruyordu. Gamse kursa Koca pazar pazar işe yollandı. Benimse bir hafta önceden belirlenmiş programım vardı. İlmiyem bekliyordu. Erken gelirim demiştim ona ama biraz uyumak istedi canım. Dün gece Gamse hadi gel birlikte radyo dinleyerek uyuyalım demişti. Biraz nazlandım yatağım falan filan dedim ama sonra kıramadım. Karşılıklı yattık Murat Belge ve Pelin Batu'nun Haber Türkteki tv programını radyodan dinledik. Programın adı Tarihin Arka Odası. Bazen Murat Belge'nin konuşma tarzı garipleşse de güzel bir program. Dün akşamki konuları Mevlana idi. Çok da ilgi çekici gidiyordu program ama uyumuşum. Gecenin bi yarısı uyanınca da yatağıma gittim. Sabah erkenden de baba kıza tost çay faslı yapınca yeniden uyumak istedim ama saat on buçuk gibi falan kalktım. Kendime bi çay koydum güçcücük bi tost yaptım ki zil çaldı. Hayırdır inşalah dedim ki gelen Naziş'ti. Zuz sabah fuara gitmiş, O da cuma cumartesi günü ve gecesnii arkadaşlarıyla geçirince hadi pazarı da annemle geçireyim demiş. Mesaj atmış beni bekle , geliyorum diye ama görmemiştim . Neyseki yetişti ve çayıma da tostuma da kondu.
Nazişle dışarı çıktık ki yağmur tıp tıp atıştırmakta çok güzeldi. İlmiyeme gittiğimizde bir baktıkki masa hazır, çay demlenmiş, filmler de hazır ve nazır beklemekte. Hani bir mim vardı İstanbulda en sevdiğiniz 10 mekan diye de , ben bir tanesine İlmiyemin evi yazmıştım. Ben bir şey diyosam boşa demiyorumdur. Masada yok yoktu. Benim en sevdiğim lorlu biber kavurması en baştaydı. Revanimiz daha ılıktı, ıspanaklı gül börekleri ise tam İlmiyemin şanına layıktı. en güzeli de İlmiyemin güler yüzüydü tabiki.

Üçümüz birer kanepeye yayıldık yedik içtik ve filmimizi izledik. Birinci sırada Nurgül Yeşilçay'ın Altın Portakal aldığı Vicdan filmi vardı . İkinci sırada ise Richard Gere ve Diane Lane 'nin lanetlileri vardı. Akşam dönüşte yediğimizi yedik yemediğimizi de gelemeyenlere getirdik))).
Eve gelirken bir baktık ki bizim meeeşur marketin önü sümbül saksılarıyla dolu durumuyuz sümbüllerimizi de aldık geldik eve . Ha İlmiyem de otururken kapı çaldı, İlmiyem kapıya gidip döndüğünde elinde iki sümbül saksısı vardı. Büyükşehir Belediyesi kadınlar günümüzü kutluyormuş dedi. Yook yav dedim...
Erkenciyim bu sabah, herkesi yolcu ettim. Naziş dün akşamdan Zuz'a konuşlandı. Gece yarılarına kadar arkadaşlarıyla takılır, sabaha kadar Zuz la bilgisayar oyunu oynarlar ya da film izlerler öğlen de kalkıp akşam saatlerine kadar kahvaltı yaparlar. Gamse çoktandır ihmal ettiği ingilizceye yeniden el attı ve bu sabah itibarıyla kursa başladı. Yabancı kaynak takibinde zorlanma iyi oldu O'na:))) Ben kahvemi içip yazı yazıp bir taraftanda kulağım kirişte Can Beyi beklemekteyim. Randevumuz var yine bu gün. Bizim yatağın üstünde yatıp yuvarlanacağız. O daha çok perdelere ilgi gösteriyor ama olsun, onları ucundan yakalayıp sallamak en büyük zevki. Bi gün kornişler tepemize inebilir. Benimle oynuyor ama kızlar eve geldiğinde çıldırıyor naralar atıyor. Geçen gece Zuz ve Berfu eve çıkarken taa merdivenlerden sesi geliyor dediler. Tek şikayetim gelirken sanırsınız bizim eve iltica ediyor. Bir bavul giyecek, bir bavul yiyecek, bir bavul bavul oyuncak çantası var. Bi de kocaman koltuğu. Acaip bir yayılma politikası uyguluyor yani. Şimdi gitmeliyim , çay suyu koyayımda Berfu ve Zuz dünden kalan patatesli rulolarla birer fincan çay içip öyle atılsınlar hayata hehehehe
Bu gün evdeyim. Aslında sabah erkenden karşıya geçecek teyzemleri kahvaltıda basacaktım ama kocam ve Gamze beni fırtına konusunda uyardılar. Lodos var bu gün dediler vapurlar çalışmaz dediler. Karşılar nasıldı bilmiyorum ama burası günlük güneşlikti. Akşama kadar başlarının etini yedim ama. Sabah ben her zamanki gibi yatakta çay kahve faslı yapıp Yabancı Damat izledim . Sonrada Gamse ile kahvaltı yaptık. Bilgisayarda Hürriyetin bilgi yarışmasını yaptık. Genel Kültürde fena değiliz diğer kategorlere daha bakmadık. Sorular biraz dandikti heheheheh. Öğleden sonra ben poğaça hamuru yoğurdum, patetesli kıymalı iç hazırladım. Ama poğaça yapmaya üşendim, hamıru dörde böldüm . Her parçayı oval şekilde açıp , içine malzemeyi koyup rulo şeklinde sardım. Ruloların üstüne de yumurta sarısı sürüp fırına verdim. Pişer pişmez Gamseyle bir ruloyu sıcak sıcak ağzımız yana yana yedik))). Ve ünlü Türk Atasözünü hatırladık ))). Türkler yemek pişene kadar beklermiş ama soğuyana kadar beklemezmiş. Gamse Hanım hazretleri beni engelledi ama kendi sonra dışarı çıktı. O çıktı Naziş geldi. Gamsenin okulu pazartesi açılıyo ama Naziş de Purim tatiline giriyor. Çarşambaya kadar evde. Bu gün kostümlü bir parti yapıp tatile girdiler. Geçen yıl cadı öğretmendi ama bu yıl kedi öğretmen oldu. Öğrencileri çok sevmişler.
kedi kız Yarın fuar dolayısıyla Can Bey yine bizde takılacak. Ama pazar günü pazar mazar demeden sabah kalkar kalkmaz dışardayım. İlmiyem'le randevum var. Çoktandır görüşemedik. Gittim şimdilik herkese iyi bir haftasonu olsun. İstanbul yağışlı o yüzden kapalı hava programlarına devam etsin İstanbul'da oturanlar.
Sabah kalktım ekşimik suratlıyım nedeni yok. Halbuki dün çok güzel bir gün geçirdim çocukluk arkadaşlarımla. Akşam yemek soframı da onların getirdiği hediyelerle kurdum. Masada çan çan anlattım. Dizilerimi izledim kitabımı okudum çayımı içtim . Ama sabah ekşimik surat. Nedeni yok. Kimseye kahvaltı da veremedim ada çayı içtim o kada. Bi de her zamanki bi multivitaminim var onu içtim. Öğleden sonra çıktım okey partisine gittim yok yahu yine yok. Yiyorum tadı yok , içiyorum tadı yok. Saat dörtte eve geldim. Kızların akşam programı varmış gittiler. Akşam dünden kalanları yiyeceğiz. Görümcem de patatesli börek göndermiş çay da demleriz , Canım Ailem seyrederiz karıkoca. Kocam benim bu durumumu havalara bağlar))) . Ben büyük bir ihtimalle yarın bi karşıya geçerim. Deniz geçmek , dalgadan atlamak iyi gelir bana biliyorum bi de Gülden. Ben anlatırım O , aaaaa sahiden mi der, sonra eeeeeee der beni fıtık eder. Ona fıtık olur kendimi unuturum. O yine burada yat , sabaha kadar otururuz der yakamı zor kurtarır kendimi eve zor atarım. Her Güldenle buluşmamız sonucunda olduğu gibi gece yine boğazım ağrır ...Öyle işte
Yıl 1974 biz İstanbula tekrar dönüyoruz. Artık dayılar büyümüş babamın ve annemin misyonu tamamlanmış. Artık Fabrika da dedemin yanında iki dayım var. Ben lise 1.sınıftayım. Ayrılıyoruz ama benim içim parçalanıyor. Artık yazdan yaza değil temelli İstanbul yolcusuyuz. Garajı sadece benim arkadaşlarım doldurmuş sanki. Mahalle arkadaşlarım, sınıf arkadaşlarım, basketbol takımından ve de bando takımından arkadaşlarım. Herkes bir şeyler tutuşturuyor elime. Ben sarhoş gibiyim. Tam 35 yıl olmuş. O gün garajda vedalaştığım ve geçtiğimiz aya kadar bir daha görüşemediğim arkadaşım Nurgül ve Nimet bu gün beni ziyarete geldiler. Daha çocuk sayılacak yaşta ayrılmıştım onlardan, bu gün kendi evimin kapısını iki kocaman kız çocuğu sahibi olarak açtım onlara. Nimet mahalle arkadaşım, Nurgül hem bando takımından hem de basketbol takımından arkadaşım.Ortaokulda da lise de hiç aynı sınıflarda olmadık ama her tenefüs birlikte arşınladık koridorları. Telefon çaldırıp çıktık evden uzun sahil yürüyüşünden sonra okula gittik. Neler paylaştık neler . Lisenin antrönörü bizi daha ortaokul takımındayken takip ediyormuş, daha yaz tatilinde hem bando takımına hem de basket takımına angaje etti. Gerçi ben liseyi yarım dönem okuyup ayrıldım. Nimetle 1975 yılında bir ay süren bir İstanbul maceramız var. Bizde kalmıştı o zaman bankada çalışıyordu. Kanlı 1 mayısı da birlikte yaşadık. O da sonra Antalya ya yerleşti Nurgül de. O dur bu dur görüşemedik. Ordu da hiç tarihlerimiz uymadı. Ama bundan sonra uçarı kaçarı yok. Ayşrgül oy kullanmak ve Ordudaki evi kolaçan etmek için gittii. Nisan ayı bi gelsin, kollasın kendini İstanbul. Biz bu gün birlikte çok hoş saatler geçirdik. Çocukluğumuza , okul yıllarına döndük , geleceğe bakış attık. Çok ama çok güzeldi.
B
u gün cumartesi rehavetindeyiz. Kocamın eline bir sandwich tutuşturup sen bunu kave çay eşliğinde yersin deyip koşa koşa yatağa cupladım. Bi güzel yeniden uyumuşum. Rüyamda birilerine ev falan döşüyordum ki uyandım. Baktım kızlarda bi hareket neyin yok kendime bi çay alıp yine koşa koşa yatağıma gittim. Yatak odasında digitürk yok epi topu beş kanal falan çekiyo, cine5 de bi Türk filmi vardı onu izledim, akşamdan kalan gazeteleri okudum ki kızlar bir bir sökün etti. Kahvaltıya oturduğumuzda saat bir falan gibiydi o yüzden kuvvetli bir kahvaltı yaptık. Mücverli, üzerine sızma yağ gezdirilmiş domates biberli hatta üstüne kırmızı biber ve kekik ilaveli ve bilumum reçeller. Birde benim vaz geçilmez alışkanlığım kara kuru kayısı yani gün kurusu. İzlerken Serra Yılmazın yemek programını izledik, yemek bahane konukları çok iyi oluyor. Bu günkü konuğu Canım Ailem dizisindeki Halim'di. Kahvaltı sonunda da; meğer herkesin bi planı varmış bu gün kızlar giyinmeye gittiler. Ben de çoktandır istediğim dolap düzeltme işini yaptım. Arada bir el atılması gerekeiyor oraya yoksa alıp başını gidiyor. Şimdilik cumartesi notları bu kadar, unutmadan Nazişin öğrencilerinden henüz yumurta kıran yok yeniden hediye dağıtmış, evde unutan iki öğrencinin çikolatasını ben yedim üzülerek))) Motif aleti ile yaptığımız atkı çok güzel oldu Gamse taktı da gitti bile. Resimleri akşam çekeceğiz. Hadi gittim ben iyi bir hafta sonu olsun hepimize
Bu gün Naziş le öğrencilerinden söz etmek istiyorum. Çünkü burada bir anlamda da , bizim evin günlüğü , tarihi oluşmakta)))Nazlı öğrencileriyle her hafta bir konu işliyor. Örneğin geçen haftanın konusu yalandı. Bu haftanın konusu sorumlulukmuş. Önce bir hikaye okumuş onlara. Hikayede küçük bir çocuk annesinde kendisine bir kardeş yapmasını istiyor. Anne - tamam ama önce bir şey yapmalısın diyor ve ona bir yumurta veriyor. Bu yumurtayı hiç kırmadan bir hafta nereye gidersen git yanında taşıyacaksın diyor. Eğer bir hafta sonunda yumurta kırılmazssa bir kardeşin olacak. Çocuk bu bir hafta bounca yumurtayı kırmamak için elinden geleni apıyor. Onu muhafazalara alıyor, yavaş yürüyor, sağına soluna dikkat ediyor. Sonunda bir kardeşi olmasını hak ediyor.Hikaye çocukların çok hoşuna gitmiş, bizde yapalım öğretmenim demişler. Nazlı- sadece yapmaka isteyenler yapacak ama demiş. Ertesi gün, servisten bir indiler diyor, hepsinin elinde bi kutu ya da plastik bardak, peçetelere sarmışlar, annelerime dışına kılıf yaptıran bile olmuş. Kutulara, bardaklara koymuşlar, bantla sarmışlar. Bi de yavaş yürüyolar diyo. Müdürleri görmüş, Nazlı Hanım bunlar ne taşıyorlar böyle demiş. Yumurta kutularını dolaplarının en emniyetli yerine koymuşlar. Sonra sınıfta sürekli birbirlerini uyarmışlar, koşma , yanımdan hızlı geçtin yumurtam kırılacak. Ben gidip bakayım yumurtam nasıl.İlk gün hepsine küçük hediyeler dağıtmış. Katılmayan iki çocuk varmış onlarda özenmiş bizde yarın yapalım demişler. Nazlı olmaz dedim dedi. Ben de olsun, onlarda yarın başlasın , onlara da daha küçük hediye verirsin dedim. olmaz , hediye almak için yapınca olmaz , senin bildiğin gibi değil dedi.Şimdi ben bu kıza sorumluluğu öğretirken yumurtamı taşıttım he, benim dediğimi yapmıyo))).
Bebek bekleyen bir veli de okula gelip , uygulamanın çok hoşuna gittiğini söylemiş.Şimdi ben de bekliyorum heyecanla sonunda kaç yumurta sağlam kalacak.
*************************************************************************Dün bize torbadan Can bey çıktı yine babaanne hasta , annesininde ofiste çalışması gerekiyormuş. saat 11 de kapıdan verdiler gittiler. Biz de herzamanki gibi oynaştık. Artık kendini çok güzel oyalıyor, oyuncaklarıyla oynuyor. hatta ben yanına yatıp kitap bile okudum. En hoşuma giden ben onu uyuturken eee diyorum ya o da avaz avaz eeee diye bağırıyor.Gece 11 de tumba yatak , can geldiği günler hiç bir iş, yemek bile yapmıyorum ama acaip yoruluyorum nedense. Gamse de öğleden sonra arkadaşlarıyla çıkıp sinemaya gitti, Nazlının da bir haftadır okul çıkıiı Milli Eğitimin semineri var o yüzden geç geliyor. Can Beyle yalnız kaldık anlayacağınız. Biraz da o yüzden yoruldum. Resmen sızdım gece. Sabahları ev halkını yolcu ettikten sonra , kocamla çay içiyorum ama sonra kahve ya da yeşil çay alıp yeniden yatağa dönüyorum. Yabancı Damatı izliyorum, bazı dizilerin tekrarı bile keyif veriyor. Bu gün için hiç bir planım yok, gamse uyansın belki bir fikri vardır::))).Belki yine hobi günü yaparız, belki dışarı çıkarız.