İste yazı yazssam diye oturup da , ne yazacağımı bilmediğim günlerden birindeyim. Hadi hayırlı olsun vatana millete.
Düzensiz uyku moduna girdiğim dönemlerden birindeyim. Nedeni yok. Ya da var da ben bilmiyorum. Önce uykuya dalıyorum yalan değil. Ama sonra zıp. Bişe oluyor. Gözlerimi açıyorum. Tüm uykumu almışım sanki cöm cöm bakıyorum. Kanal 1 e takılıyorum bu ara. Yatak odasındaki tv de en güzel görüntü onda. İyiki digitürk bağlatmamışız oraya da. Ama kanal 1 acaip atakta bu aralar. Haberleri Fatih Altaylı sunuyor. Çok güzel filmler oynuyor. Gündüz ne alemde sorarsanız bilmem. Gece yarısından sonraki durumları söylüyorum. Bilindik nedenlerden dolayı ATV haberleri izlemiyoruz artık. En sevmediğim müzik aleti borazandır da))))
Örgüye devam , atkı örüyorum Gamzeye. Bi sıra örüp , ne kadar olmuş diye bakıyorum. Gamzenin finalleri başladı. Eskiden sınav dönemine girince. Bir torba boncuk alır gelirdi. Kafam öyle rahatlıyor diye. Her yer kağıt ve boncuk içinde kalırdı. ÖSS sınavı sırasında görmeniz gerekirdi bizim evi. Her yer boncuklardan yapılmış kolyeler bilekliklerle dolmuştu. Bu sene çift anadal yaptığı için ona fırsat bulamıyor. Şimdi odasının duvarlarına aklında kalması gereken şeyleri küçük postitlere yazıp yazıp yapıştırıyor. Nazlı karneleri hazırlıyor bilgisayarda. Kocam çalışıyor da çalışıyor. Beni zaten biliyosunuz. Bizim evden haberler bu kadar.
Denediğim tatlardan bahsetmemiştim bu ara. Bu yazacağımı mutlaka denemenizi istiyorum ama. Benim çok hoşuma gitti.
Ama adı yok bunun, süprizli bi tat. Adını siz koyun. Hani salata yaptığımız mor renkli lahana var ya. Hah işte onu robotta incecik çekin. Sonra elmayı çok minik minik doğrayın. Hatta kıyar gibi incecik ve küçük. Bu lahana ile karıştırın. İçine bir avuç, isterseniz daha fazla kuru üzüm , bir çay bardağı , isterseniz daha fazla çok ince dövülmüş fındık veya ceviz ekleyin. Nasıl değişik bir tat anlatamam, hafif, sağlıklı bir o kadar da.
Bu gün evdeyim. Çaya gelin , kahveye gelin, yemeğe gelin hatta. Patlıcan kebabı ve pilav var, yanında karışık elma ve ayva kompostosu var. Tarçınlı ve karanfilli.
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
10 Ocak 2008 Perşembe
9 Ocak 2008 Çarşamba
kaçan balık gerçekten büyük mü olur ???
Yılın ilk haftasını geride bıraktık bile. Aile olarak da ülke olarak da pek iyi başlangıç yapamadık. Hastalıkla başladık, Diyarbakır olayı ile de sarsıldık.
Sabah bir program izledim. Fırsatlarla ilgili idi. Hayatınızın fırsatını nasıl yakalarsınız, ayağınıza gelen fırsatı tepermisiniz, talih kapıyı çalarken ülen kim bu kapıyı çalan , bu ne gürültü der kovalarmısınız. Önüme gelen fırsatı değerlendireyim derken, anayol dan sapıp, asıl hayatınızın fırsatınımı kaçırırsınız , ya da her fırsatı değerlendiren fırsatçılardamısınız. İşte bu gibi sorulara cevap arandı. Programı izlerken ben de kendimi düşündüm tabi, acaba şöyle mi yapsaydım o zaman falan diye. Mesela, okulu bitrdiğim yıl, Akbank Eleoktronik merkezi sınavlarından hatırı sayılır bir puan almıştım. Ama işe başla yazısı gelince , attım. Şimdi emekli bir bankacı falan olurdum herhalde. Sonra biliyosunuz çoğunuz , modelistlik yaşamı. iş hayatımda yaşadığım renkli anları düşünüyorum. Tanıdığım insanları. Onları yaşamamış olsaydım, hayatımda bir renk eksik olurdu kuşkusuz. Burada değil ama blogcu da yazarken zaman zaman anlatmıştım. Odamız Boğaz manzaralıydı. Ve boğaza bakan duvar tamamen camdandı. Akşama kadar manzarayı içerdik sanki. Yav ne şairane bir cümle oldu. Alpaslan sen bunu değerlendir:)). Çok güzel insanlar tanıdım , ve anaaaa böyle insanlarda olabiliyormuş diyebileceğim insanlarda.
Bi de Nalanın son yazısını düşündüm. Hatırla Sevgili yüzünden o günleri zaten çokça düşünür olmuştum da. Hani yaşayan bilir hesabı. O günleri yaşayan tanıdıklarınız varsa, yada siz o günleri yaşayanlardansanız. Şimdi de çocuk sahibiyseniz eğer. Kalıbımı basarım çocuklarınız apolitiktir. E iyi mi yaptık , kötü mü yaptık. Aman çocuklarımız bizim yaşadıklarımızı yaşamasın, gördüklerimize bir de onlar şahit olmasın derken , aha işte böyle bir meclise sahip olduk. Hiç bir siyasi ideali olmayan , tamamen rant peşinde olanların oluşturduğu bir meclis. Yani en büyük fırsatı kaçırdık galiba.
Bu gün de böyle bir yazı oldu. Hayat devam etti, yemekler pişti yendi, kitap okundu, örgü örüldü:)). Görümcenin grubuyla okey oynandı. Bir ziyafet masasında yer alındı. Anlatıp ağzınızı sulandırmayayım. Gittim ben...
Sabah bir program izledim. Fırsatlarla ilgili idi. Hayatınızın fırsatını nasıl yakalarsınız, ayağınıza gelen fırsatı tepermisiniz, talih kapıyı çalarken ülen kim bu kapıyı çalan , bu ne gürültü der kovalarmısınız. Önüme gelen fırsatı değerlendireyim derken, anayol dan sapıp, asıl hayatınızın fırsatınımı kaçırırsınız , ya da her fırsatı değerlendiren fırsatçılardamısınız. İşte bu gibi sorulara cevap arandı. Programı izlerken ben de kendimi düşündüm tabi, acaba şöyle mi yapsaydım o zaman falan diye. Mesela, okulu bitrdiğim yıl, Akbank Eleoktronik merkezi sınavlarından hatırı sayılır bir puan almıştım. Ama işe başla yazısı gelince , attım. Şimdi emekli bir bankacı falan olurdum herhalde. Sonra biliyosunuz çoğunuz , modelistlik yaşamı. iş hayatımda yaşadığım renkli anları düşünüyorum. Tanıdığım insanları. Onları yaşamamış olsaydım, hayatımda bir renk eksik olurdu kuşkusuz. Burada değil ama blogcu da yazarken zaman zaman anlatmıştım. Odamız Boğaz manzaralıydı. Ve boğaza bakan duvar tamamen camdandı. Akşama kadar manzarayı içerdik sanki. Yav ne şairane bir cümle oldu. Alpaslan sen bunu değerlendir:)). Çok güzel insanlar tanıdım , ve anaaaa böyle insanlarda olabiliyormuş diyebileceğim insanlarda.
Bi de Nalanın son yazısını düşündüm. Hatırla Sevgili yüzünden o günleri zaten çokça düşünür olmuştum da. Hani yaşayan bilir hesabı. O günleri yaşayan tanıdıklarınız varsa, yada siz o günleri yaşayanlardansanız. Şimdi de çocuk sahibiyseniz eğer. Kalıbımı basarım çocuklarınız apolitiktir. E iyi mi yaptık , kötü mü yaptık. Aman çocuklarımız bizim yaşadıklarımızı yaşamasın, gördüklerimize bir de onlar şahit olmasın derken , aha işte böyle bir meclise sahip olduk. Hiç bir siyasi ideali olmayan , tamamen rant peşinde olanların oluşturduğu bir meclis. Yani en büyük fırsatı kaçırdık galiba.
Bu gün de böyle bir yazı oldu. Hayat devam etti, yemekler pişti yendi, kitap okundu, örgü örüldü:)). Görümcenin grubuyla okey oynandı. Bir ziyafet masasında yer alındı. Anlatıp ağzınızı sulandırmayayım. Gittim ben...
7 Ocak 2008 Pazartesi
dağılın kızlar
Biliyosunuz , kaç gündür bizim ev de bütün kızlar toplandık halleri vardı. Bu gün itibarıyla dağılmış durumdayız. Nazlının ağzındaki uçuklar da sönmeye yüz tuttu artık. Kocam her yüzüne bakışta , çocuğum çok hasta yaa diye az ajitasyon yapmadı bize
*********************************************************************************
Geçetiğimiz salı gününden beri ev de depolanmış vaziyetteyiz. Ben de ha bire pişirdim taşırdım. Bol bol tv izledim. Yeni bir kitaba başladım. Erasmusun '' Deliliğe Övgü''. Filmler izledim.
**************************************************************************************
Haaaa asıl önemlisi örgü örmeye başladım. Pek anlamam bu işten. Elimde beni bu tür işlerle uğraşırken gören olmamıştır. Ama pek bi özenirim. Neyse yav. Taaa ilkokul öğretmenimin öğrettiği bir atkı modelim var. Basittir ama pek havalıdır. Bir de bildiğim şal örneği var. Tığ işi. Bakın tığ işi de biliyorum. He bi de ortaokul da el-işi dersine gelen öğretmenimiz antika çekmeyi öğretmişti. Yalnız kendi solak olduğu için bana da öyle öğretti. Gerekirse antika da çekerim soldan soldan . Sahi artık bu iş yapılmıyor dimi artık. Artıkın teknoloji var. Ya bi de hani diyolar ya, örgü insanı dinlendirir , kafasını boşaltır diye. Zinhar bu tezi çürüttüm. Boynum ağrıyor bir, devamlı bi örgü , bi sağa sola balmaktan midem bulanıyor iki. Örerken de ne kadar abuk subuk düşünce varsa kafama üşüştü üüüüüç...
*********************************************************************************
Gözüme gözlüğümü takıyorum, tv karşısına kuruluyorum, üstten üstten tv izliyorum, alttan alttan da örgü örüyorum. Beni ilk kez böyle gören ev halkı kendilerini acaip hissettiklerini söylüyorlar niyeyse. Yalnız gözlük sektörüne bir önerim var. Yakın gözlüklerine silecek taksınlar. Çay içerken buhar yapıyor. Birden buğulu gözlerle bakıyorsunuz dünyaya. Atkımı bitireyin el-işi bloglarını gezicem biraz , biraz da onlarla takılıcam. Zaten bazen yemek bloglarından rol çalıyorum :))
*************************************************************

Kar gitti ama çarşamba günü geri geliyormuş. Cumartesi kar yağarken Gamze ile markete gittik. Çıkarken Gamze - anne yolu uzatalım , biraz karda yürüyelim dedi. Çünkü bu marketin ön kapısından girip araka kapısından çıkınca bizim eve çıkıyor . Evi tarif ederken zaten aynen şöyle diyorum. ............. marketin önünde arabadan in. Yürüyen merdivenlere bin:)))). Yukarı kata çık. Arka kapıdan dışarı çık. Nasıl adres tarifi . Marketten dışarı çıktık , kar topu oynaya oynaya eve geldik. Çıkışta baktım Gamze , bir arabanın üstündeki karları topladı kar topu yaptı.-Bana atmayı düşünmüyorsun dimi dedim. -Ama bu cadde de ki tek tanıdığım sensin dedi. Doğru söze ne denir. O zaman başladı işte kar topu savaşı.
************************************************************
Dün gece karı-koca daha önce izlediğimizi sandığımız bir filmi izledik. Sonunda karar verdik izlememişiz hehehe. ''Tesadüf'' olarak Türkçe isimlendirilmiş. Ev de ''raslantının böylesi'' var. Önce o sandım , o da değildi ama , çok güzel bir romantik komediydi. Güzelmiş dedi ,my koca, ben de dedim ki- seninle izlemek daha da güzel di :))) Tamam ben buraları yine sulandırmaya başlamadan gideyim.
******************************************************************************************
FİLM HAKKINDA BİLGİ::
Günümüzden on yıl önce, karlı bir Noel arifesi... Mağazalar Noel alışverişlerini tamamlamaya çalışan insanlarla doludur. Bunlardan birinde, aynı eldiveni almak için tartışan Jonathan ve Sara, mağaza çıkışında kendilerini " Serendipity " isimli restoranda sohbet ederken bulurlar. Jonathan Sara’ya ilk görüşte aşık olduğunu düşünmektedir. Ama hem Jonathan'ın hem de Sara'nın sevgilileri vardır. Restorandan ayrılırlarken Jonathan’ın ısrarı sonucu Sara bir kağıt parçasına telefon numarasını yazar ama çıkan rüzgar kağıdı uçurunca bunun biraraya gelmemeleri için bir işaret olduğunu düşünür. Jonathan bu fikri aptalca bulur fakat Sara kararlıdır. Eğer biraraya gelmeleri gerekiyorsa, bu mutlaka olacaktır, kader bunu planlayacaktır, doğru zamanı beklemeleri gereklidir... Ardından da küçük bir oyun hazırlar: Bir beş dolarlık banknotun üzerine Jonathan’ın telefonunu yazar ve o parayla bir dergi satın alır. Kendisi de eve gittiğinde en sevdiği kitap olan Marquez’in “Kolera Günlerinde Aşk”ının ilk basımının ilk sayfasına kendi telefon numarasını yazacak ve kitabı bir sahafa satacaktır. Eğer bir gün bu kitap ve banknot birbirlerinin eline geçerse, kader onları o zaman biraraya getirecektir. Eğer bir daha sonsuza dek karşılaşmazlarsa, bu onların asla biraraya gelmemeleri gerektiği anlamına gelecektir...
*********************************************************************************
Geçetiğimiz salı gününden beri ev de depolanmış vaziyetteyiz. Ben de ha bire pişirdim taşırdım. Bol bol tv izledim. Yeni bir kitaba başladım. Erasmusun '' Deliliğe Övgü''. Filmler izledim.
**************************************************************************************
Haaaa asıl önemlisi örgü örmeye başladım. Pek anlamam bu işten. Elimde beni bu tür işlerle uğraşırken gören olmamıştır. Ama pek bi özenirim. Neyse yav. Taaa ilkokul öğretmenimin öğrettiği bir atkı modelim var. Basittir ama pek havalıdır. Bir de bildiğim şal örneği var. Tığ işi. Bakın tığ işi de biliyorum. He bi de ortaokul da el-işi dersine gelen öğretmenimiz antika çekmeyi öğretmişti. Yalnız kendi solak olduğu için bana da öyle öğretti. Gerekirse antika da çekerim soldan soldan . Sahi artık bu iş yapılmıyor dimi artık. Artıkın teknoloji var. Ya bi de hani diyolar ya, örgü insanı dinlendirir , kafasını boşaltır diye. Zinhar bu tezi çürüttüm. Boynum ağrıyor bir, devamlı bi örgü , bi sağa sola balmaktan midem bulanıyor iki. Örerken de ne kadar abuk subuk düşünce varsa kafama üşüştü üüüüüç...
*********************************************************************************
Gözüme gözlüğümü takıyorum, tv karşısına kuruluyorum, üstten üstten tv izliyorum, alttan alttan da örgü örüyorum. Beni ilk kez böyle gören ev halkı kendilerini acaip hissettiklerini söylüyorlar niyeyse. Yalnız gözlük sektörüne bir önerim var. Yakın gözlüklerine silecek taksınlar. Çay içerken buhar yapıyor. Birden buğulu gözlerle bakıyorsunuz dünyaya. Atkımı bitireyin el-işi bloglarını gezicem biraz , biraz da onlarla takılıcam. Zaten bazen yemek bloglarından rol çalıyorum :))
*************************************************************
Kar gitti ama çarşamba günü geri geliyormuş. Cumartesi kar yağarken Gamze ile markete gittik. Çıkarken Gamze - anne yolu uzatalım , biraz karda yürüyelim dedi. Çünkü bu marketin ön kapısından girip araka kapısından çıkınca bizim eve çıkıyor . Evi tarif ederken zaten aynen şöyle diyorum. ............. marketin önünde arabadan in. Yürüyen merdivenlere bin:)))). Yukarı kata çık. Arka kapıdan dışarı çık. Nasıl adres tarifi . Marketten dışarı çıktık , kar topu oynaya oynaya eve geldik. Çıkışta baktım Gamze , bir arabanın üstündeki karları topladı kar topu yaptı.-Bana atmayı düşünmüyorsun dimi dedim. -Ama bu cadde de ki tek tanıdığım sensin dedi. Doğru söze ne denir. O zaman başladı işte kar topu savaşı.
************************************************************
Dün gece karı-koca daha önce izlediğimizi sandığımız bir filmi izledik. Sonunda karar verdik izlememişiz hehehe. ''Tesadüf'' olarak Türkçe isimlendirilmiş. Ev de ''raslantının böylesi'' var. Önce o sandım , o da değildi ama , çok güzel bir romantik komediydi. Güzelmiş dedi ,my koca, ben de dedim ki- seninle izlemek daha da güzel di :))) Tamam ben buraları yine sulandırmaya başlamadan gideyim.
******************************************************************************************
FİLM HAKKINDA BİLGİ::
Günümüzden on yıl önce, karlı bir Noel arifesi... Mağazalar Noel alışverişlerini tamamlamaya çalışan insanlarla doludur. Bunlardan birinde, aynı eldiveni almak için tartışan Jonathan ve Sara, mağaza çıkışında kendilerini " Serendipity " isimli restoranda sohbet ederken bulurlar. Jonathan Sara’ya ilk görüşte aşık olduğunu düşünmektedir. Ama hem Jonathan'ın hem de Sara'nın sevgilileri vardır. Restorandan ayrılırlarken Jonathan’ın ısrarı sonucu Sara bir kağıt parçasına telefon numarasını yazar ama çıkan rüzgar kağıdı uçurunca bunun biraraya gelmemeleri için bir işaret olduğunu düşünür. Jonathan bu fikri aptalca bulur fakat Sara kararlıdır. Eğer biraraya gelmeleri gerekiyorsa, bu mutlaka olacaktır, kader bunu planlayacaktır, doğru zamanı beklemeleri gereklidir... Ardından da küçük bir oyun hazırlar: Bir beş dolarlık banknotun üzerine Jonathan’ın telefonunu yazar ve o parayla bir dergi satın alır. Kendisi de eve gittiğinde en sevdiği kitap olan Marquez’in “Kolera Günlerinde Aşk”ının ilk basımının ilk sayfasına kendi telefon numarasını yazacak ve kitabı bir sahafa satacaktır. Eğer bir gün bu kitap ve banknot birbirlerinin eline geçerse, kader onları o zaman biraraya getirecektir. Eğer bir daha sonsuza dek karşılaşmazlarsa, bu onların asla biraraya gelmemeleri gerektiği anlamına gelecektir...
Etiketler:
antika çekmek,
kar topu,
serendipity,
yakın gözlüğü
4 Ocak 2008 Cuma
kardan kıştan, hastalıktan , elemtere fiiiiş, kem gözlere şiiiş
Dışarda lapa lapa kar yağıyor.Hiç kar yağmayacak artık, anılarımızda kalacak sanmıştım. Geçen yıldan sonra. Ama insanoğlu bi şeyden memnun kalmaz ya. Şimdi de Gamze okula gitti. Nasıl gidecek , gelecek diye düşünmedeyim.
Hastalık hallerimiz devam ediyor. Nazlı konan bronşit ve üsye (üst solunum yolu enfeksiyonu), nedeniyle raporlu. Gamze sunum hazırlıkları dolayısıyla dün evdeydi. Ben de onlardan dolayı evdeyim. Yani bütün kızlar toplandık olayı.Nazara geldik nazara. Boşa mı dedim başta elemtere fiiş , kem gözlere
şiiş diye .
Resimde gördüğünüz pasta , Nazlının özel isteği üzere yapılmıştır. Kokinalarda artık pastayamı sarkmış, sıcaktan mı mayışmış bilinmez
::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
Hastalık hallerimiz devam ediyor. Nazlı konan bronşit ve üsye (üst solunum yolu enfeksiyonu), nedeniyle raporlu. Gamze sunum hazırlıkları dolayısıyla dün evdeydi. Ben de onlardan dolayı evdeyim. Yani bütün kızlar toplandık olayı.Nazara geldik nazara. Boşa mı dedim başta elemtere fiiş , kem gözlere
şiiş diye .Resimde gördüğünüz pasta , Nazlının özel isteği üzere yapılmıştır. Kokinalarda artık pastayamı sarkmış, sıcaktan mı mayışmış bilinmez
::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
Habire çorba , börek, pasta yapıp duruyorum .Dün akşam üzeri, Nazlı-anne , geçen gün kü pastan çok güzeldi deyince ben mesajı hemen aldım. Kızım hastaydı hasta ve canı istiyordu pasta. hemen yaptım.Vakit olmadığı için hazır pastaban dan yaptım. Çikolatalı puding pişirdim. arasını ve üstünü bununla kapladım. fazlalık olarak araya muz dilimleri koydum. Baktım , pastayı pudingle kaplarken tabağın her tarafı batmış. Hiç temizlemeye uğraşmadım. Üstlerine hindistan cevizi döktüm. hehe hem aksiyon oldu, hem uğraşmadım, hemde pasta servisi yaparken bir tatlı kaşığıda ondan koydum üstüne. Hiç yapmam bi de fotoğrafını çektim size. Hatta dolapta önceki pastadan kalan süsler vardı süsledim bile.
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::.
Hastayız ya, bol bol çorba pişiyor bizde, tavuk suyuna şehriye. Mercimek başta gidiyor. mercimeğin içine bir patates bir havuç ve bir soğanı , robotta çekiyorum . hepsini birlikte piiriyorum. Sonra üstüne kızdırılmış tereyağda nane ekliyorum.
Bir başka mercimek çorbası versiyonum da; yarım su bardağı kırmızı mercimek, yarım fincan bulgur ve yarım fincan tereyağda iyice kavrulmuş tel şehriye birlikte pişer. Şehriyeyi biraz sonra ekleseniz de olur.Piştiktan sonra üstüne yine tereyağda, nane li, salçalı , kırmızı biberli sos yapılıp dökülür. Limon ve karabiberle afiyetle içilir.
::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::.
Şimdi bir başka usulde tavuk suyu çorba; kaynayan tavuk suyuna, biraz beyaz etinden tavuk didikleyip atın. Bir başka kapta bir su bardağı yoğurt ve bir çorba kaşığı unu çırpın. yavaş yavaş kaynayan tavuk suyuna ilave edin. 10-15 dk pişirin. Altını kapatıp üstüne kırmızı biberli yağ ilave edin. Bunu mutlak deneyin
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
Bu soğukta üç çorba tarifi verdim size, bence bundan iyisi Şamda kaysı
son dakika
Ekran da bu yazıyı görünce tüylerim diken diken oluyor. Yine kimlerin canı yandı diye. Dün akşam da aynı oldu. Ne çok şey söylebilir, hiç bir şey söylemez ya da. Şiddetin asla geçerli bir nedeni, bahanesi olamaz . Bu konudaki net görüşüm budur.
Dünya kaynayan bir kazan oldu. Pakistan, Kenya da terörün kucağında. Sanırım 2008 çok daha zorlu bir yıl olacak, ve Barış söylemleri lafta kalacak.
Bir de dün akşam haberlerde izlediniz mi? bilmem, karda kayan arabanın altında kalan kadın. Görüntüler hep gözümün önünde.
Birileri , yediğimizi boğazımıza dizmek için, yaşadığımızdan keyif almamız için, toplumsal bir paronaya yaşamamız için düğmeye bastı. Sanırım 2008 de zorlu ve dikenli bir yol bizi bekliyor. Ama biz ne karartma günleri gördük...
Dünya kaynayan bir kazan oldu. Pakistan, Kenya da terörün kucağında. Sanırım 2008 çok daha zorlu bir yıl olacak, ve Barış söylemleri lafta kalacak.
Bir de dün akşam haberlerde izlediniz mi? bilmem, karda kayan arabanın altında kalan kadın. Görüntüler hep gözümün önünde.
Birileri , yediğimizi boğazımıza dizmek için, yaşadığımızdan keyif almamız için, toplumsal bir paronaya yaşamamız için düğmeye bastı. Sanırım 2008 de zorlu ve dikenli bir yol bizi bekliyor. Ama biz ne karartma günleri gördük...
2 Ocak 2008 Çarşamba
yeni yıl da ilk yazı ve Beyoğlu gecesinden resimler
Evet nihayet resimlerin bir kısmı geldi. Nalan Dubai ye vardı ve resimleri gönderdi. Sıra Nurdanın Ağvadan dönmesinde :))
Peripetie de kahve içerken
veeee Nevizade - Boncuk , henüz dağılmamışız, çalgıcılar masamıza gelmemiş. Sanıyorum o resimler Nurdan da.
Benim karşımda oturan da bu da Nevizade -Boncuk da . Yanımda oturan Nalan, karşısında Zuz , mor atkısıyla zeya ve benim karşımda oturan Nurdan.
***************************************************************************************
veeee Nevizade - Boncuk , henüz dağılmamışız, çalgıcılar masamıza gelmemiş. Sanıyorum o resimler Nurdan da.
***************************************************************************************
Yeni yıl yazısını nihayet ekleyebiliyorum. Son Beyoğlu gecesinde kalmışım. O gece kızlardan ayrılınca ben eve dönmedim,baktım saat bir hayli geç olmuştu. Şimdi evdekiler yatar , bende kahvaltıya onlara yetişirim dedim. Cihangirde oturan kuzenim Güllüye gittim. Zuz ve Zeya beni yarı yola kadar bıraktılar. Gittim ki kuzen Fato da orda , beni görünce O da orada kaldı. Gecenin dördünü bulduk. Sabah kalktım kafa ambalaj gibi. Tüm günüm öyle geçti. Ertesi gün de yeni yıl sofrası hazırlıkları.
****************************************************************************
Yeni yılı evde karşıladık . Çağıran arkadaşlara yemekten sonra uğrarız dedik ama ona bile üşendik. Nazlı zaten arkadaşlarıyla idi. Bu tür geceleri evde geçirmeyi seviyorum. Var öyle bir anımız karı koca. Bi kez taaa Antalyalara gittik. Yılbaşı gecesi klüpte millet eğleniyor. Bizim canımız bir sıkıldı. Onikiye kadar zor dayandık. Bizimkiler toplanmışlardır, ne yapıyorlardır falan vaziyetleri. Az kala kocam başlayacaktı anamın gözlemeleri falan demeye ki kalktık. Garsonlar falan peşimize üşüştü bir şey mi oldu, memnun mu kalmadınız diye. Evimizi özledik dedik. Öle işte .
************************************************************************************
Biz hastayız bi de. Nazlı bronşit raporlu evde. Benim geceden midem bulanmaya başladı. Sanırım üşüttüm. Ama midem bulana bulana yatakta bir film de izlemeyi ihmal etmedim. ''Aşk her yerde '' Güzeldi. Geçen yıl ya da önceki yıl sinemalarda oynamıştı.
Filmin Konusu:Günümüz Londra'sında Noel'den iki ay önce yaşanan farklı olayları izliyoruz. Ve filmin amacı insanaların yaşamında aşkın kapladığı yeri göstermek. Hatta pek çok karakter arasında başrolde aşk'ın olduğu bile söylenebilir. Başkanlar, rock yıldızları, sıradan insanlar; hepsinin ortak bir özelliği vardır: Aşkın komik, hüzünlü, saçma yanıyla bir kez de olsa kaşılaşmışlardır.Bu filmi izlemeye gidenler, tam 10 tane filmle ve onlarca aşkla karşılaşıyorlar... Yönetmen: Richard Curtis Senaryo: Richard Curtis Oyuncular:Bill Nighy (Billy Mack)Gregor Fisher (Joe)Colin Firth (Jamie)Liam Neeson (Daniel)Emma Thompson (Karen)Keira Knightley (Juliet)Hugh Grant (Başbakan)Laura Linney (Sarah)
Etiketler:
aşk her yerde,
nalan,
Nazlı,
nevizade-boncuk,
nurdanacar,
peripetie,
zeya,
zuz
30 Aralık 2007 Pazar
ne gecceydi be!!!!


Dün gece Nalan(desertwind), zeya , nurdanacar Zuz ve ben çok güzel bir Beyoğlu gecesi yaşadık.Üstteki ilk resim Kahve molası verdiğimiz, peripetie, ikinci resim se asıl gecenin yaşandığı Nevizade sokak. Bu sokak hakkında en aydınlatıcı bilgiyi, Sinan Özedincik yazmış. Kısa bir alıntı yaptım yazısından sizin için,Beyoğlu'nun gece hayatında önemli bir yer tutan Nevizade'de yaz kış ayrı bir keyif yaşanıyor. Hele yazları... Masalar, sokaklara dizilir, sazlı kemanlı fasıl cümbüşleri sokaklara taşar. Bu yoğunluğun içinde yolu bulup yürümek zorlaşır. Ancak yine de İstanbul' un olmazsa olmazlarındandır Nevizade Sokak...Yazının tamamı ise burada http://arsiv.sabah.com.tr/2007/02/15/gny/yaz1640-200-102-20070215-200.html
........................................................................................
Önce Nalan bundan sanırım bir ay önce falan , benim bitmez tükenmez Beyoğlu yazılarımdan birine , şimdi Beyoğlunda fasıl yapmak vardı yazdı. Zeya hemen yapalım o zaman dedi. Nurdan ve bende ne duruyoruz deyince , organize işi Zuz a kaldı. Ebrucuk da olacaktı ama olmadı. O bu gün gelebildi İstanbula. Ebruuu seninle bir program yaparız inşallah. Ama biz bu arada bir mail trafiği yaşıyoruz ki sormayın. Gün kararlaştırıldı. İş Nalanın Türkiyeye avdet etmesine kaldı.
.....................................................................................................................................
Dün planladığımız gece gerçekleşti nihayet. Ama önce erkenden AKM nin önünde buluşup benim deyimimle pötibör ama asıl adı peripetie de bir kahve faslı yaptık. İki saattçik kadar falan.Nurdan bize fal baktı ve hep güzel şeyler söyledi. Nurdaaaan eğer fal çıkarsa Turgut Reis de davetlimsin.
...............................................................................................................................................................................
Akşam yedi gibi Nevizade- Boncuğa geçtik. Zuz gelmişti zaten. Breh breh , ondan sonrası içelim açılalım , çalsın sazlar oynasın kızlar misali. Yalnız oynayan kadın değil erkekti ama hakkını verdi. Bu kısmı zeya anlatacak. Nurdan ve Nalan da resimleri gönderince resim koyacağım. Ben biraz arıza olduğum için, son anda makineyi çıkarttım çantamdan, o yüzden ben de resim yok. Masamıza gelen çalgıcılara istekler yaptık hem söylettik hem söyledik. Hepimiz Mihribancıymışız meğer, ilk istek parçamız o oldu. Mihribaaaaan mihribaaaan diye bağırmaktan şu an da boğazım acıyor. Cumartesi geceleri Beyoğlunu bilenler bilir. İnsan seli diyeyim ben size. Bir ara bizim olduğumuz sokakta insan trafiği tıkandı resmen. O soğukta dışarda masalarda oturanlar vardı. Gecenin sonun da bittiğine inanamadık. Şimdi değişik planlar içindeyiz bakalım bakalım neler olacak. Artık evimde baktıkça onları hatırlayacağım, bu arkadaşlığın sanal değil nasılda gerçek olduğunu ispatlayan objeler var. Hepsi de onları hatırlatan , onlardan özellik taşıyan.
......................................................................................................................................
Yarın yılın son günü. Tüm yaşanan sıkıntılar bu yılda kalsın, yaşanan sevinçler bu yılda da devam etsin. Yeni yıl sağlıkla güzellikle umutlarla gelsin. Hepimize iyi seneler
Etiketler:
Beyoğlu,
ebrucuk,
mihriban,
nalan,
nevizade-boncuk,
nurdanacar,
zeya,
zuz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)