Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

2 Haziran 2014 Pazartesi

Bu hafta sonu

Bu hafta sonu
 ''Yeryüzü Derneği''nin Üsküdar Ekolojik Pazar ve Antikacılar pazarında yaptığı ekşi mayalı ekmek yapımı Workshopu vardı... Önce maya yapımını gördük sonra da pazar fırında pişen ekmeğin kokusu ile bi yerinde sallandı şöle:))
 Yeni bir kitaba başladım. Çok önceleri şöyle bir karıştırabildiğim bir kitaptı...
 Krep... Gamsegamse,sabah biz uyurken odaya gelip kahvaltıda canım krep istiyo deyince yapıldı... Ablası yani Naziş Cunda'ya gittiği için pek hüzünlüydü zaten:))) Krep hamuru fazla kaçınca bir kısmına da dereotu doğradım o da beyaz peynirle ,domatesle pek yakıştı...

Hafta sonu bir de düğüne katıldık, Balta Limanında... Kocamgilin)) tarafından akraba idi gelinimiz...Düğün akraba düğünü olunca tabi herkes de tanıdık olunca pek bir güzel oldu... Düğünün sonunda masadaki güllerden birini kulaklarımızın arkasına takıp Boğazın bu enfes manzarası karşısında poz vermeden edemedik. Filiz ve Banu ile...
Dün akşam da Naziş Cunda'dan döndü... Çok eğlenmişler...

Bu kadar işte...Peki siz ne yaptınız bu hafta sonuı...

30 Mayıs 2014 Cuma

Düğündür dernek... İstanbul İstanbul

Yazmadığım günlerde Aylin'i evlendirdik biz...Aylin kim derseniz:)Bi TIK deyin,öğrenin...Asmalı Mescit'de '' Kum Saati Blues'' de sokaklara taşan bir düğün yaptık.

 

Düğünün her ayrıntısını inceden inceye planlayan Aylin çok güzel bir iş başarmıştı ama çok da yorulmuştu...Yani düğünün sefasını biz sürdük diyebilirim. Uzun süredir  görüşemediğimiz ama görüştüğümüzde de sanki dün ayrılmışız gibi olduğumuz insanlarla yepyeni olan ama çok can olan dostlarla güzel bir gece geçirdik.





Bu gördüğünüz, konukların duygularını yazılı iletmelerini sağlayan dilek ağacı... Çok hoş bir fikir olarak, yeni evlenecekler not alsın... Ağacın dibinde bir kalem ve  asılacak biçimde tasarlanmış  not kağıtları vardı...

Yazmadığım günlerde okuduğum kitap ise;  Duygu Asena ödülünü alan Fırtına Takvimi/Jale Sancak.


Bu kitapla ilgili görüşlerimi  ''Bibliyomanyaklar/ Kitap Düşkünleri'' nde okuyacaksınız. Mayıs ayının kitabı  Pala Hayriye/ Figen Şakacı idi biliyorsunuz. Ve bu ayın son yazısını ben yazdım. Okuyun ve de yorumlayın bence:)) Hem yorumculardan biri Mehmet Eroğluna ait Fay Kırıkları Üçlemesinin ilk kitabı olan ''Mehmet''i kazanacak.


İzlediğim filmler için facebook sayfası açtım yan tarafta göreceksiniz '' Bizim Evin Orta Yeri Sinema'' Artık toplu olarak görülebiliyor hem de...

Gelelim bugüne bugün İsviçre'den Asis, Ankara'dan Mavianne'nin gelmesi dolayısıyla  ve de İstanbul cenahlarından ben ve Ece'nin katılımıyla çok güzel bir gün geçirdik valla dolu dolu bir gündü. İzleyin hak vereceksiniz. Eminönünde buluştuk 11 gibi... Önce bir Saray Muhallebicisinde soluklandık, ev limonatası diye sunulan ama bundan şüphe duyduğum limonata ile ferahladık. Ayol ne sıcaktı.   Sonra  daha önce  palanladığımız şekilde Şehzadebaşı Cağ Kebapçısının yolunu tuttuk. Burası sizlere daha öncede önerdiğim Rumeli Köftecisinin karşısında... Nimet Abla(Sirkeci'de ki)nın sokağından içeri girin hemen görürsünüz zaten. Okuduğuma göre Erzurumdan sonra en iyi Cağ Kebabı burada yenilebilirmiş.İstanbul'un arka sokak lezzetleri ünlü restoranlara meydan okuyor söyleyeyim. Cağ kebabı güzeldi, çömlekte sunulan yoğurt güzeldi. Garsonlar güleryüzlüydü fiyatlar makuldu tavsiye ederim. Önce bir şiş geliyor. Sonra garsonlar tepsiyle masaları dolaşıyorlar,isteyenlere tekrar veriyorlar. Biz ikişer şiş yedik ama ben ezmeye saldırmasaydım üçüncü de yenilebilirdi...










 Ahmet Hamdi Tanpınar Müzesi...








Yemekten sonra yine programımızı takip ettik ve Gülhane Parkı içindeki Ahmet Hamdi Tanpınar Müzesini ziyaret ettik. Müze haftada 6 gün açık ve de ücretsiz geziliyor.Tanpınar yanında İstanbul'da yaşayan diğer yazarlar ve şairlerden de hatıra eşyalar belgeler var. Mesela Nazım Hikmet'in annesine yazdığı mektuplar hepimizi çok duygulandırdı...


Müzeden çıkınca Gülhane Parkı içinden çıkmadık ve ağaçlar arasında yürüyerek bu kez Asis'in geçen yıl keşfettiği Saray Burnu üstlerindeki şahane manzaralı çay bahçesine gittik. Çay bahçesi dediğime bakmayın yemek de yiyebilirsiniz:)) Bakır demliklerde gelen çayı harikaydı...







 Burda sohbetin dibini deldik akşamı ettik.  Tabi tekrar o yolu yürüyüp  Sirkeci tarafına çıkmadık,sahil kapısından dışarıya çıkıp Eminönüne kadar yürüdük. Mavianne ile ben aynı vapura binip günün güzelliğine biraz daha devam ettik. Ve Üsküdar'da vedalaştık.

İşte böle böle



23 Mayıs 2014 Cuma

Kahve Dükkanı

Bu yaz yolu Karadeniz sahiline düşeceklere özellikle de Fatsa'dan geçeceklere bir mekan önerim var... Fatsa City AVM içinde yer alan  ''Fatsa City Kahve Dükkanı''...Bizzat kuzenimdir sahibesi...Bir kahve molası verirseniz  Özlem'e selamlarımı söylemeyi unutmayın:))

Fatsa çok özel bir yerdir benim için...Oraya gelince hah artık Ordu'ya geldik derdim, çünkü... Gitmişken  mutlaka eski yoldan geçin...
Haydi esen kalın...

21 Mayıs 2014 Çarşamba

Günler geçerken

Günler geçigeçiverirken:)) önce bugünden başlayayım,bugün çok güzel bir etkinliğe daha ev sahipliği yapan ''Tavsiye Evi''ndeydim. ''İmza: Ben'' yazarlarını ve okuyucularını konuk ettiler bu kez de. Yazarlar,okuyucular karşılıklı söyleştik.Banu Özkan Tozluyurt  kitap satışlarının nasıl iyi gittiğini, gördüğü ilgiyi, geri dönüşleri anlattı... Güldük,kitapla ilgili anılarımızı anlattık, kitaplar imzaladık.Türgök yararınaydı bu kitabımızın geliri, biliyosunuz. Kendisi de bir Türgök gönüllüsü olan Armağan Portakal bize görmeyenler için basılan kabartma kitapların ancak beş kez okunabildiğini söyleyince ve bir kitabın maliyetinin neredeyse 300 lira olduğunu,biz kitapçıya girip saatlerce bunu mu alsam? şunu mu alsam? diye ordan oraya zıplarken,görmeyenlerin sadece seslendilmiş veya kabartma olarak basılabilmiş kitapları okuyabildiklerini de ekleyince bu projede yer aldığıma yüzlerce kez daha sevindim.




Ayşe Erbulak ile...Başımızdaki çiçeklere dikkatinizi çekerim ,İmza: Ben kitap kapağındaki çiçeklerin aynısı...

Böle de afilli imzalarım kitapları:))

(sunum: kutu kutu parti)



Günler geçerken iki de kitap okudum bitirdim...


İngiltere'de ulaşımı çok zor olan bir adanın tek kitapçısı Fikry,kızına bir okuma listesi hazırlar...Eğlenceli,duygusal,bilmediğimiz,duymadığımız kitaplardan bizi haberdar eden bir kitap... Her bölüm; okuma listesindeki bir kitap ile açılıyor.



İsabael Allende için bir söz söylemek haddime mi? Yine çok güzel bir kitaptı. Bugünlere de cuk oturdu... Birbirinden alakasız üç ailenin ayrı ayrı hikayesi nereye gidecek derken bir maden ocağında birleşti...Ve Arjantin halkının uyanışına neden oldu...

Filmlere gelirsek şimdi bakalım ne var...
İlk filmim bir yerli film...Bir Küçük Eylül Meselesi...  Filme plato olan Bozcaada muhteşemdi...Kız güzel oğlan yakışıklıydı... Konu da kötü sayılmazdı... Sonuçda  eli yüzü düzgün bir filmdi...

Bu filme çok umutlu başlamıştım. Çok kötü değilse de beklentime cevap vermedi... Jane Austen hayranı bir genç kızın bir tur şirketiyle  gittiği Austen hayranları için hazırlanmış   o konsepte hazırlanmış bir köydeki maceraları...

Şimdi sırada Uçurtma Müzesi var. Daha önce de söz etmiştim ama ilk kez müze sahibi Mehmet Naci Aköz ile tanıştık ve müzeyi onun anlatımıyla tanıdık gezdik.Mehmet Naci Aköz...
Hiç bir ücret almadan çocuklara dünyanın her tarafından topladığı uçurtmaları gösteriyor. Anlatıyor. Aşağıdaki atölyelerde çocuklarla birlikte uçurtma yapıyor. Mutlaka gitmelisiniz. Ama önce randevu alın... 






Bir de artık filmler için facebook da sayfa açtım. Toptan orada görebileceğiz hepimiz...

Bizim Evin Orta Yeri Sinema .... Buraya tıklayarak takibe alabilirsiniz...



Bizim Evin Orta Yeri Sinema

Bizim Evin Orta Yeri Sinema

 

Son olarak da bir etkinlikten söz edeyim. Yasemin Sungur'un 6 yıldır, Oyuncak Müzesi içinde gerçekleştirdiği '' Kitap İle Sohbet'' etkinliğine katıldım.  Gündüz Vassaf'ın Cehenneme Övgü  kitabından okumalar yapıp,üzerinde konuştuk. İnanılmaz keyifliydi. 

 




 haydi yeter bu kadar gayri:))





20 Mayıs 2014 Salı

Evvel Sevda İçinde

Kapkara günler yaşadık,yüzümüze gözümüze kömür karaları bulaştı. Şimdi yavaş yavaş bu hava dağılacak ve  yine ateş düştüğü yeri yakacak. Ne kadar üzülmüş,yanmış olsak bile o babasız  kalan çocukların,eşini yitirmiş kadınların  acısını ne derece hafifletebiliriz. Sosyal medyada dolaşan şu  '' 301 ölü 77 milyon yaralı''sözü belki de durumumuzu en iyi anlatan sözdü...

Bugün size bir şiir kitabından söz edeceğim. Belki de ilk kez bir şiir kitabı konuk olacak sayfama...İbrahim Öksüz; yani bu kitaptaki şiirlerin şairi,  ''Şiir; edebiyatın mahzun çocuğudur'' demiş bana gönderdiği mailde... Çok haklı halbuki isyanlarımızı, acılarımızı, aşkımızı, zaferlerimizi şiire dökeriz,şiirle ifade ederiz de niye ihmal ederiz bu kadar.

 






Okuma listelerinize alabileceğiniz bir şiir kitabı Evvel Sevda İçinde...

Yeni dilmlerde,kitaplarda buluşmak üzere...

14 Mayıs 2014 Çarşamba

günlerden kömür karası

ne denir ki, ne yazılabilir, bu acı ne kadar paylaşılabilir...

12 Mayıs 2014 Pazartesi

O anlar unutulmasın diye

Üç filmim var , üçü de birbirinden güzel söyleyeyim size... Ama en güzeli pırasa dolması sararken izlediğim ''Seviyor Sevmiyor '' bu film için ne desem sürprizi kaçar.'' Amelia  '' dan tanıdığımız Audrey Tautou harikalar yaratmış...   Pırasa dolmamı  yaparken izledim. Dolma bitti, film de bitti öyle şahane bir zamanlama oldu... Dolmam da film kadar güzeldi...                            






Türkçe adı; Sarayın Tatları olan bu filmi bugün izledim. Tam bir mutfak filmi... Fransız Cumhurbaşkanı Miterand ev yemekleri ister,süslü püslü yemeklerden,pastalardan bıkmıştır ve saraya yeni aşcı alınır. İzlerken ağzınızın suyunun akması garanti:))


Festen  tamamiyle bir yetişkin filmi...Babasının 60. yaş gününde konuşma yapmak için ayağa kalkan büyük oğul,babalarının kızkardeşi ve kendisine çocuklukları boyunca cinsel tacizde bulunduğunu söyler. Film genelde yemek masası  ve  çevresi etrafında geçiyor.


Bu hafta genelde evdeydim ama   geçen gün yağan yağmura aldırmadan Ecemle buluştuk,Kadıköy'de...Şıpır şıpır gezdik yağmur altında... Sabah saatlerinde buluşunca  girmedik yer bırakmadık haliyle...Islama Köfteyi bi tatlı ile taçlandıralım diye gittiğimiz ''Kafka Kafe'' de tiramusu niyetine kadehte yağ gelince soluğu Baylan'da aldık. Ağzımızın tadını limonlu çaylarla, Baylan talılarıyla zor yerine getirdik.
(''Baylan'da milföy başkadır,muhallebisi muhallebidir,milföyü çıtırdır)

Bu da ne derseniz ,bu da cumartesi sabahından... Salona hazırladığım kahvaltıya bi de nostalji olsun diye ''Alf '' ayarlayınca pek neşeli bi kahvaltı oldu...Öğleden sonra da kocamla görümcelerimi ziyaret ettik o da fene güzel oldu:))



Anneler günü de yine bildik seromonilerle kutlaşmalarla geçti... Anneler günü pastamız Öz-süt den mandalinalı ve fıstıklısıydı... Tavsiye  ederim beyaz çikolatalı, mandalina suyuyla ıslatılmış kekiyle çok lezizdi bu da kulagınızda bulunsun...






Memleket arenasında horoz dövüşü var malum... Tahammülsüzlükler  devletin başından en küçüğüne kadar sirayet etmiş durumda... Bizim Cancan bile anneme sinir oldum bağırmaktan sesim kısıldı diyor mesela....Dün bindiğimiz dolmuşda şoförümüz, adam 10 metre sonra indi diye  sinir küpü oldu... Ağzında cart cart sakızına biz bişi demedik ama...

Eveeet hangi kitabı okuduğumu sorarsanız da Artun Ünsal'ın ''Tel Dolaptaki Karpuz'' derim. Kendi üslubuyla konuşur gibi kendi hayatından kesitler anlatmış... Benim çok hoşuma gitti  derimmm ve giderim artık...