Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Niksar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Niksar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2014 Perşembe

Evvel Bahar

Bugün baharın ilk günü...Dün gece saat iki dolaylarında rüzgarın sesine uyandım. Sanırsınız evin etrafında dönüyor. Heee gündönümü dedim, dönüyo işte. Sonrasında da sağanak yağmur başladı. Ama öğleye doğru yine bahar havası hakim oldu.

Niksar'da bugüne evvelbahar diyorlar. Yüksek yerlere çıkılır ,kırlara gidilir.Doğaya çıkılır yani. Sahi kıra gitmek diye bişi vardı eskiden:)Her özel günün olduğu gibi bugünün de bir ritüeli var. Şimdi bugün ikindiden başlayıp yarın ikindiye kadar devam eden bir gün bu. Peki ne yapacağız. Ben bunları anlatmayı düşünürken tek takip ettiğim astrolog Zeynep Turan'dan bir mail geldi. Bugünün ritüleini bir güzel anlatmış. Yaparsanız hayatınız da bir hoşluk olur yapmassanız da heeee böle bişi varmış diye bilginiz olur.Resim üstünde  yapılacaklarla ilgili bilgiler var.



Ben sabah erken kalktım, keyifli bir film izledim. Sonra da görümcemgillerle evvelbahar masasına oturdum. Yazı bundan geç kaldı anlayacağınız.Keyifli keyifli sohbetler ettik. Onlar eski evvelbaharlarda neler yapardılar onu anlattılar. Bir iki kez katılmış,birlikte Niksar Kalesine falan çıkmıştık hatta... Masada  Niksar usulü cevizli ekmeğimiz bile vardı,hem de Niksar'dan gelmiş daha ne olsun:) Oy kocam inşalah bu resmi görmez, anamın bazlamaları diye başlar:)


(valla resimdeki el görümcemin, kesmeye de kıyamadım heheh)

Bu yazı böle...Filmdir kitaptır sonra...

23 Aralık 2008 Salı

Bir salı günü ve havada kar kokusu var

Ahhh bi kalktım hiç bir işim yok. Yupppppi tembellik vakti dedim. Çayımı aldım yatağa girdim biraz tv izleyip, gazete okudum. Sonacımaa bilgisayarımı açtım. Az biraz teknolocik kadınız ya , mailerime baktım, iki mail attım ben de. Biri Ataletime iyi doodun maili, diğeri özel bi mail. Sonra bloğuma baktım, gittim salonda bir iki salındım. Birden anladım ki bu gün ev dar gelir bana. Önce denizler geçeyim , dalgalardan atlayayım dedim , ama hava soğuk yakınlarda takılayım dedim. Bir görümce ziyareti yaptım, en küçük görümce de dahil olunca olaya bi güzel yemek yedik birlikte , sohbet ettik.

Eve geldim.
Ha unutmadan dün sabah beni uykumdan eden vapur düdüğü emektar Fenerbahçe Vapuruna aitmiş. Ellibeş yıl hizmet verdiği İstanbullulara veda ediyormuş. Rahmi Koç Müzesine çekilmiş. Bakın bu müzeyi herkese tavsiye derim. Haliçe kıyısı var. Müze çıkışı Haliç Vapuru ile de sefa yapabilirsiniz. Ay çok zevklidir. Zik zak çizerek tüm Haliç kıyısındaki iskelelere uğrar. Çay da için bu arada yanınada simit de yeyin hatta.


Yarın kar bekliyoruz İstanbullular olarak. Bakalım yağacak mı?. Çok severim karlı havaları. Çocukken Ordu'da boyumu aşan, Niksardaki bir başlayıp bir saat içinde tüm şehri örtüp , aylarca kalkmayan , sonra benim bu kar eridiği zaman mutlak ortalığı sel basar diye beklemem, ama rüzgarla savrula savrula birden ortadan yok olan kar.Üstteki manzara o günleri hatılattı bana, aynen böyle bir görüntü olurdu. İstanbul da artık yağmaz olan , tipiyi özlerim zaman zaman . Aman kimse o havada dışarda kalmasın, evsiz kalmasın diye de dualar da ederim içimden. Öyle bir fırtına olur öyle bir savrulurdu ki, kar taneleri havada okula giderken önümü görmez olurdun. Sonra yine Ordu da annemin dışarı çıkıp hasta olmayalım diye tepsi tepsi içeriye kar taşıması.Evin içinde kocaman siniler içinde kardan adam yapmamız. Okuldayken , okuldan çıkış satlerinde okula kılavuz gelip, evleri yukarı mahallelerinde olanları evlerine götürmesi. Heyyy bu Ordunun göbeğindeki bir okuldaydı ha, dağ köyünde değil. Ama bizim müdür çok titizdi. İki yıl önce Ümraniye 'de bir öğrencinin okul çıkışı karda yolunu kaybedip donarak öldüğünü hatırlarsanız, bizim müdürü sağduyusu dolayısıyla tebrik etmeniz gerekiyor. Yaşıyorsa Allah selamet versin, öldüyse nurlar içinde yatsın Mahmut İşbakan.

Ben şimdi yemek yarışması izlemeye gidiyorum, babamla izleyeceğiz. Gülmekten yerlere yatıyorum, babamın- elini yıkamadı- onun içine o koyulurmu, o yenir mi diye bir müdaheleleri var ki ölürsünüz gülmekten. Zaten gitmesem de seslenir- Laleeee bak ne biçim yemek yapıyo diye. Onun için müsade bana şimdilik.