Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

16 Mart 2013 Cumartesi

cumartesi yazısı

Bugün cumartesiydi, ben uyumaya karar vermiştim,geç saatlere kadar da oturmuş,okumuş, tv de Beyaz Show izlemiş,ooh nasılsa yarın geç kalkacağım deyip çaya kahveye gömülmüştüm ...Heyhat,sabahın köründe uyanmaya alışık kızların biyolojik saatlerini unutmuşum,önce sabah altı gibi Naziş kar yağıyor ağaçlar bembeyaz diye bağırdı, kocam herhalde çiçek açan erik ağaçlarını karlı sandı dedi...Ben istifimi bozmadım, ama uyanmışken ,susamışım bir su içeyim diye gizli gizli mutfağa gittim,mutfağın kapısı gacırt edince ikisi de aneee diye bağırdı,baktım ki  biri yatağında kitap okuyor biri telofonla oynuyor...

Anladığınız gibi biz hafta sonu falan demeden sabahın köründe cörtledik yine...


Hava yine kışa büründü ya bende kışa en layık yemeği pişirdim kuru fasulye,pilav iklisi yani...Sonra kızlar dışarı çıktı ben  kitabımı okudum bitirdim... Mutfak Çıkmazı tutkunun çeşidi olmadığını gösteriyor bize ve nasıl esir ettiğini, gözlerimizi kör ettiğini...Tahsin Yücel'in bu kitabı  çok güzel bir film olabilir...Bizim filmciler bunu kaçırmasalar keşke...Film demişken bu Lale Kart sahipleri yüzünden festivallerde bilet bulmak iyiden iyiye zorlaştı...Lizbon'a Gece Treninin biletleri bitmiş bile. Ek seanslar koymuşlar onların da saati gece 12:)Neyse sinemada oynar elbet...


Bugün yeni bir kitaba başlamayacağım,Sözcükler dergisinden hikayeler,şiirler,denemeler okuyacağım...Bir taraftan da TRT Nağmeler programını dinleyeceğim...



İyi haftasonları olsun

15 Mart 2013 Cuma

İki film birden...

Bugün torbada iki film var...İlki   ''Laurance anyways''
 Cinsiyetini değiştirmeye karar vermiş bir adam ve bir kadın arasında yaşanan imkansız aşkın hikayesini anlatıyor.8.8 gibi oldukça yüksek bir puanı var...2012 yapımı ve Cannes'de Palmiye ödüllü...Uzun bir film,biraz daha kısa olur muydu? olurdu ama insanı yormuyor. Oyunculuk kalitesi de çok çok iyi...Film 10 yıllık bir süreyi kapsıyor...Ayrı beşer yıllık dönemelerde geçen filmde seksenli ve doksanlı  yıllara geçişler,değişen saç modelleri, objelerle güçlendirilmiş..Film zaman zaman yoruyor,süre uzunluğu nedeniyle ama ne yapalım ki, bazıları  böyle uzun uzun anlatmayı sever:)





İkinci filmi her cuma günü yaptığımız gibi sinemada izledik...''Aşk Kırmızı'' adından da anlaşılacağı gibi kırmızı bir film:)) +18 olduğunu bildireyim de ,hadi haftasonu şöle ailece bir film izleyelim diye çoluk çombak gitmeyin,biz ettik siz etmeyin:)...Nurgül  Yeşilçay oldukça cesur bir  oyunculuk sergilemiş...Onun yanında tüm oyuncularda filmde  oyunculuk haklarını vermişler...Filme gelince tam Amerikanvari bir film,isimleri değiştir,Corc morc de,Mary falan de uyar...hele çok lüzümsuz bir sahne vardı ki,gidenler olabilir yazmayayım, o sahnenin filme ne faydası olmuş anlamadım,çıkar orayı farketmez,ekle orayı farketmez...Madem sonunu öyle bağlayacaktın o sahneye noldu...Yaşlı bi amca da lmış mısırını gelmiş, gençlik günlerini mi? yad etmeye gelmişti,ne:))




Bu arada yeni bir kitabın haberini vereyim...Murat Menteş'in yeni kitabı ''Ruhi Mücerret'' ben bu hafta satışa çıktı sanıyordum,çünkü D&R internet sitesinde satışta demek ki ön satıştaymış...Haftaya raflarda olacakmış...''Korkma Ben Varım'' ile bana inanılmaz bir okuma deneyimi yaşatan beni oradan oraya savuran Murat Menteş'in bu kitabını da  sabırsızlıkla bekliyorum.

Şimdi de bir salataya katkı önerisi...Öğle yemeğini dışarıda yeyince akşam yemeğini sadece salata ile geçirmek istedik... Marul,roka,maydonoz,domates, taze soğan ile yapılmış salatanın  üstüne  bayat ekmek dilimlerini kare kare kesip tost  makinasında iyice kızarttım,üstüne sızma yağ gezdirip,kekik serptim... Bunlarıda salatanın üstüne koydum,sonra kırma zeytin ve dilim kaşarlar koydum..Bir  çala kaşık yememiz vardı:)


Hadi şimdi Beyaz Show izleyelim...kelebeğin Rüyası ekibi konuk..

Bir mimdir iki mimdir:)

Leylak Bacı'dan gelince mim olur mu? hiç yapmamak:))

Hayde başlayalım...

1- Su mu, ateş mi, güneş mi olurdun? Neden?

Kesinlikle ama kesinlikle su olurdum...Şöyle serin serin,çağıl çağıl akan bir nehirin suyu hem de...Başka bir ülkede doğup başka bir ülkenin denizlerine akan bir nehirin suyu...Bazen usul usul aksın bazen de şelalelerden aşağı dökülerek yol alsın...Denizin tuzlu suyuna karışsın...




2-Taş olsan nerenin taşı olurdun?

Çocukken deniz kıyılarında taş toplarken çakmak taşı arardık,beyazımsı,saydam bir taştı,ikisini birbirine sürttüğümüzde kıvılcımlar çıkarırdı...Onunla ateş yakmaya çalışırdık...Hala da deniz kıyısına ne zaman gitsem gözlerim o taşı arar...O yüzden ben Ordu'da Efirli'de denizin kıyısında ki bir çakmak taşı olaydım...Bi çocuk alsın evine götürsün,gece yorganın altında ışıklar çıkarsın...
Attila İlhan'da  şöyle demiş bakın;
 Yanlızlık çakmak taşı gibi sert, elmas gibi keskin
Ne yanına dönsen, bir yerin kesilir fena kan kaybedersin.




 3- Neyin ve kimin karşısında, hangi durumlarda susarsın?

Eğer fikri sabit bir insanla karşılaşırsam susarım...Hiiiç uğraşmam,bırakırım dağınık kalsın..

.4- Kusur olsan nasıl bir "kusur" olurdun?

o kadarcık kusur kadı kızında da olur kabilinden bir kusur olurdum...



5- Küfür olsan ne olurdun? Kime savrulurdun?
Valla küfür bilmeyen insan yoktur.Etmesen de o bir yerlerde saklı durur...Eğer bir küfür olsaydım,tüm şiddet yanlılarına en yakası açılmadık bir küfür olarak savrulurdum...



6- Esir olsan neyin veya kimin esiri olurdun/olmak isterdin?
Allah kimseyi o duruma düşürmesin ama eğer esir olsaydım  bir kütüphanede tutulmak isterim...Ona da esaret denmez o zaman:)


7- Bir suç olsan nasıl bir "suç" olurdun?
Öğrencilik yıllarıma bakarak sanırım siyasi bir suç olurdum...

8- Topraktaki güç olsan o güçte ne yetiştirilirdi?
Patates ya patates insanlar haşlasın,kızartsın,cips yapsın film neyin seyrederken yesin...Püre yapsınlar şöyle iyi bir bifteğin yanında servis etsinler:))

9- Sayılmadığında ne hissedersin?
Sizi sayan kim ki? derim... 

10-Bir "oyun" oynasan ne oynardın?

Vişne Bahçesinde ki vişne ağacı  olsam:)) hiç rol kabiliyetim yoktur da:)


çok eğlendim ben bu mimi yaparken umarım Ayşegül annemahsustanblogcu ve Hüznün Tadı Mihriban da aynı keyifle yaparlar...





















 

14 Mart 2013 Perşembe

Zuz, Kar Pastası,Mutfak Çıkmazı

Dün akşam Zuz^u uğurladık köyüne...Ne de olsa artık yavaş yavaş sezona hazırlanmaları gerekiyor...Hiçbir şey almadım da bu iki bavul nasıl beş bavula çıktı anlamadım dedikçe ben de sanırım bizim evden bir şeyler doldurdun artık başka bir açıklama kalmıyor dedim:)) Gece yarıları mutfakda yapılan kahveli,sigaralı sohbetler, herkes yattıktan sonra salonda karşılıklı  kanepelere yaılıp yaptığımız kitap okuma seansları,  gecenin bi yarısında romantik komedi film aramalarımız,izlemelerimiz, ablaaaa ben kalktım diye yataktan bağırması,kızarmış ekmeğe hergün bi kusur bulması, yastığımı alması artık sadece yaşanmış anlar...

Dün okey grubumla buluşmaya giderken azcık nemli saçla çıktım diye hemen akşamı mort oldum...Şıpır şıpır burun ve göz akıntısı hafif kırgınlık sonucu bugünü evde yata kalka geçirdim. Kanepeye kamp kurdum,telefonları, laptopu,kitaplarımı,dergilerimi yanıma aldım,sadece çay ,kahve operasyonları gibi şeyler için kalktım yerimden. Pembe lizözümü de giydim. Lohusa gibi yattım:))Bir de film izledim...''Kar Pastası''...Oğluna çarpıp,ölümüne neden olan şöförü öldürdükten sonra girdiği hapisten çıkan adam, yolda otostop yapan bir kızı rabasına alır ,ve kaza ile ölümüne neden olur...Film buradan sonra başlıyor... Kızın otistik annesiyle ve kasabada yaşayanlarla olan ilişkisi onun kendi hayatını da sorgulamasına neden olur...Her bir kar tanesi birbirinden  farklıdır aynı bizler gibi...Hiç tanımadığınız birinin yasını tutabilirmisiniz...Bunlar ilginizi çektiyse izleyin,bence de izleyin... Eleştirmenler tarafınfan oldukça yüksek puanlarla derecelendirmiş bir film...



Yeni kitabım,Tahsin Yücel'e ait^^ Mutfak Çıkmazı^^...Bu sabah  tesadüfi olarak Szöcükler Dergisinde Tahsin Yücel kitapları, roman karakterleri ve yazım dili ile ilgili Bilge Karasu'nun kaleme aldığı bir yazı okudum...Özellikle Ben ve Ötekiler adlı öyküler toplamından söz ediyordu...Memlekette memleketi bulamayanlar diye başlık atmıştı... Bu söz bana Ordu^ya gittiğimde  hissettiğim bir şeyi ,adını koyamadığım bir şeyi hatırlattı hatta adını koydu...Okulumun önünden geçerken hissettiğim yabancılık duygusunu,artık bana ait olmadığı hissini, mesela sahile dikilen o anlamsız palmiyeleri...Bir Karadeniz iline niye bir Akdenizli havası vermek istenir ki demiştim...Hala da bir garip olurum onları görünce...Caanımm manolya ağaçları dururken... Hemen her sokakta olan ulu manolya ağaçlarından başka Ordu'ya en fazla ne yakışabilir ki...

Gelelim ''Mutfak Çıkmazı''na... Daha kitabın başında dedim ki evet Tahsin Yücel benim yazarlarımdan...Kahramanının beline mutfak önlüğünü taktırışından anladım...Yataktan kaldırış biçiminden anladım...



Bu gece Fener Bahçe maçı var... Umarım Galatasaray'ın Shalke karşısında  söyeldiği şarkıyı devam ettirirler...O gece ben maçtan çok Fatih Terim'i izledim...

Hayde gittim ben...İntikam izleyip çay içeceğim...Sonra da kitabımı alıp yatağıma gideceğim...

12 Mart 2013 Salı

Bizim yenge

Bugün üç kuzen ve iki yenge sabahtan yola düştük...Kuzenler Bilge-Mehmet-Filiz... Yengeler  Banuş ve bendeniz....Macera vapurda başladı....Beşiktaş'a geçerken  sohbete dalıp vapurdan inmeyi unuttuk, motorlar  yeniden çalışmaya başlayınca bir koşturmamız vardı ki görülmeye değer...Parkta  kavga eden  sevgilileri gözetledik ki bir maraza çıkarsa müdahale edelim,polis çağıralım.Teşvikiye Camiinin önüne geldiğimizde  tv kanalalrına ait  canlı yayın araçlarını gördük ve Metin Serezli'nin cenaze töreninin ortasına düşüverdik....

Sabah kahvemizi Teşvikiye ''The Bite'' de içtik...




Nişantaşı sokaklarında gezindik,asıl amacımızla ilgili bir toplantıya katıldık ama bundan sonra söz edeceğim...Ama çok verimli ve de eğlenceli bir toplantı olduğunu söyleyebilirim... Toplantı sonrası konuşa,konuşa bakına bakına  Beşiktaş'a kadar uzun bir yürüyüş yaptık.Bu sırada da feci acıktık ve Beşiktaş çarşı içindeki''Mangalhane'' den  gelen kokulara dayanamayarak hemen bir masaya oturduk...Burayı da aman not alın...Köfteleri, yanında getirdikleri acılı ezmeleri enfes...Porsiyonlar oldukça büyük...Başka yerlerde yediğimiz 1,5 porsiyonlar gibi düşünün...Fiyatları da oldukça makul....Bir de devasa boyutlarda sucukları var,bunları ızgara yapıyorlar ve dışarıya kilo ile köfte ve sucuk satışları da var...





Karnımız doyunca biraz çarşıda dolaştık,baktım gençlerin eve dönesi yok beni azad edin dedim ve ben eve döndüm. Çünkü Zuz'da gelecekti... Yarın artık köyüne dönüyor...Ayvalık-Cunda onu bekler... İki bavulla gelip beş bavulla gidiyor bir de   hiç  birşey almadım neden böyle oldu diye söyleniyor,o zaman bizim evden bir şeyler götürüyorsundur dedim:))


Bu gece Seksenler özetsiz oynadı... Gamse anne senden bıktıalr dedi...taciz ettim onları, mail attım twetterden mesaj attım..Dizi süresi kadar özet bizi diziden soğuttunuz dedim...kocam da Galatasaray maçı var bu akşam o yüzdendir dedi...Artık haftaya anlarız...Bu arada akşan Cimbom ya, şarkı gibi oynuyor Shalke karşısında...

Ay ay kitabımdan söz etmedin, geçen akşam başladığım ''Limonu Pastanın Sıradışı Hüznü''nü dün gece iki buçukta bitirdim. Bitirmeden bırakamadım,özellikle ikinci yarıda bambaşka bir şeye büründü kitap,kitap içinden kitap çıktı sanki...Sonra da bir uykum kaçsın,salona geçtim  televziyondan radyo kanalını açtım,şu ekranda çıtır çıtır şömine yananlılardan:)) TRT Nağmeleri açtım,Türk Sanat Müziğimizin güzide nağmeleri eşliğinde uymaya çalıştım ıııhhhh yeniden kalktım  relax çay yaptım,içindeki melissa biraz mayıştırdı galiba uyumuşum ama en son saate baktığımda 04.35 di... Sonra efenim ,kocam Lale burada uyuya kalmışsın dedi ve beni uyandırdı,sağol ya dedim,gülermisin ağlarmısın:)


Hayde gideyim ben artık...

Not: Yan tarafta linkini verdiğim Flower Craft Aksesuar görümcemin kızı Filiz'e ait takı tasarımlarının olduğu sayfaya aittir...Tamamiyle kendi tasarımı ve el işi...Bakmanızı öneririm...

11 Mart 2013 Pazartesi

Günlerin getirdikleri

Cuma gününden başlayalım...Cuma günü sabah Özlem'in(Macera Kitabım)haydi Lale Abla demesiyle kendimi Budapeşte'nin peşinde buldum...Budapeşte; Remzi Kitapevi Kafenin özel bir tatlısı daha doğrusu pastası...Ben hiç yemedim deyince Özlem; aaa , mutlaka tatmalısın demişti...Rezzan'da katılınca bize Suadiye-Remzi Kitapevi  Kafede, kitaplar arasındaki sohbetimize işte bu Budapeşte eşlik etti:)...

 Yolunuz ,Suadiye taraflarına düşerse mutlaka tadın derim... Dışı acıbadem kurabiyesi,içi lezzet yüklü acaip bişi...



Sohbet sonrası  caddede Rezzan ile yürüyüş yaptık.Hava miiiis, cadde boyunca sıralanmış çiçekçilerden gelen baygın çiçek kokuları eşliğinde yürüdük de yürüdük,Mısırlı Mağazasının Kadınlar Günü nedeniyle verdiği kokteyle uğradık,şampanya kadehleri tokuşturduk...




Akşam olunca herkesler evine dağılınca ben önce Kadıköy'e geçtim oradan,çarşıda biraz dolaştım. Kendime ahşap,el işi laleler aldım...Evime geldim...


Eve gireli yarım saat olmamıştı ki Gamse aradı.- Anne hemen çık,Capitol^e gel,Banuş'da geliyor,sinema bileti alıyorum dedi...Kocam maçta,Naziş arkadaşlarıylaydı zaten...Banuşun kızısı Cemre'de geldi...Hep birlikte Romantik Komedi-2 izledik...Güldük mü? güldük...eğlendik mi? eğlendik...iyi geldi...Aslında benim izlemek istediğim film Aşkın İzleri adlı filmdi ama genç kesim onu tercih etti...fena da olmadı...





Cumartesi günü Banu ve Naziş ile program yaptık...Kahvelerimizi Kadıköy Türk kahvecileri sokağında içtik...Sonra Moda'ya doğru yürüdük,iskeleye indik...











 
Öğle yemeğimizi iskeledeki,Beltura ait restoranda yedik... Burayı da tavsiye ettiğim yerler listesine ekleyebilirsiniz...Denizle kucak kucağa yemeğinizi yersiniz. Bir BELTUR işletmesi olduğu için fiyatlar da oldukça uygun...İster kahvaltınızı yapın,ister tostunuzu yeyin çay için,isterseniz et ya da balık yemekleri yeyin...Ne isterseniz var...Biz yediğimiz mantının sunumuna da lezzetine de bayıldık...Üstüne de çaylarımızı içtik,daha ne olsun ayol... Biraz kıyıda yürüdük,sonra tekrar Kadıköy'e yürüyerek döndük ve Gamse ile buluştuk,biraz alışveriş yaptık. Eve geldiğimizde ben artık müsade ederseniz yorulmuştum:))Bir de gördüm ki, mart ayı D&R siparişlerim gelmiş...Akşam yemeğidir,çayıdır derken  kucakladım kitaplarımı yatak odasına kaçtım...Yatakta kitap okurken kitap suratımda uyuya kalmışım....





Pazar günü,sakına sakın bana dokunmayın dedim,evde geçirdik...Çok güzel bir kitap okuyorum...''Limonlu Pastanın Sıradışı Hüznü''İki akşamda yarısına geldim...Bu kitabı size doya doyaaa anlatmak isterdim ama Ataletim canım benim Kitaplık Kurdunda öyle güzel anlatmışki,üstüne edilecek tek kelime dahi bulamadım...
Buradan okuyabilirsiniz..

Bugün de önce Kocamın bir ahbabını uğurladık Şakirin cami avlusundan...Yaşarken tanışmak kısmet olmamıştı ama son yolculuğuna uğurlayanlar arasında oldum...

Akşam da yemektir,dizidir falandır filandır,yazım bitince tekrar kitaplarıma,dergilerime döneceğim...Sözcükler dergisinin 42.sayısı çıktı,aldım ama henüz göz bile atma fırsatı bulamadım. Sadece hangi yazarlar yer almış onlara baktım...

Yarın için Kocamın yeğenleri ile programım var, bugün arayıp yenge yarın bizimlesin dediler...Nişantaşı civarlarında  olacağız...

Haydi gittim şimdilik...

Not: Hande/Gülümse...Hani adres:)
 



9 Mart 2013 Cumartesi

ÇEKİLİŞ SONUCU

Öncelikle gecikme için özür diliyorum...Aniden sinemaya gitmeye karar verince,apar topar evden çıkınca ve de eve geç dönünce böyle oldu...

Ama siz benim böyle  telaşlı hallerimi, birden bire çıkıveren  programlarıma yabancı değilsiniz...

Önce videolu bir çekim yapalım dedik ama o kadar güldük ki, üstesinden gelemedik...Sonunda  çekilişi ben kendi ellerimle yaptım...

Hande Hanım...Adresinizi bana maille bildirirseniz, çok sevdiğim bir yazar olan Magda Szabo'nun ''Kapı'' adlı kitabı artık sizindir:)) Çok güzel de bir filmi olan bu kitabı çok severim...İki kadının hikayesi oluşu nedeniyle bugüne de yakıştığını düşünüyorum...




Size keyifli okumalar diliyor,katılan herkese çok ama çok teşekkür ediyorum.

EMAİL...laleninbahcesi@gmail.com