Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

3 Ocak 2012 Salı

İkizler



Çoktandır kitaplardan söz etmedim... En son okuduğum Kitaptan çok fazla söz edemedim... Düşlerin Rengi Zeynep'in hediyesi olan İkizler çok ama çok beğendiğim bir kitap oldu... Anneleri ve babaları ölünce altı yaşlarında birbirlerinden ayrılan ve yaşlılık dönemlerin de bir kaplıcada karşılaşan ikizlerin hikayesi... İkinci Dünya savaşının kadınlar tarafını anlatan bir hikaye... Biri Almanya'da biri Hollanda'da biri işgal eden diğeri işgal edilen topraklarda yaşayıp aynı acıları yaşayan ikizlerin, savaş, aşk ve günah çıkarma hikayeleri... Bu kitabı okurken anlıyorsunuz ki, savaşın kazanan tarafı yok. Savaşta herkes kaybediyor. Farklı toplumların ve sosyal çevrenin etkisiyle yabancılaşan kardeşlerin uzlaştırılması ana tema...Çevirisi de çok güzeldi, geriye dönüşler çok ustaca, hikayeden ayrılmadan yansıtılmış. Deniz bu kitapdan ilk bahsettiğim yazıma yaptığı yorumda ; bu kitabın filmi de olduğu ve Hollandacayı öğrenen herkese ilk kez bu kitabın okutulduğunu ve her yıl 5 Mayıs da filmin televizyonlarda gösrerildiğini yazmıştı. 5 Mayıs; Hollanda'nın Alman İşgalinden kurtuluşunun yıldönümüymüş.Filmi bulamadım...Ancak traillerini izledim...Anladığım kadariyle film de kitabı kadar güzel..

Evet bu kitabı rahatlıkla listenize koyabilirsiniz... Eğer benim tavsiyelerime inanıyorsanız...








Bu gece yeni bir kitaba başlıyorum adı Kafka'nın Bebeği... Aslında tamamiyle başka bir kitap almak için girmiştim D&R'a...Tülay'ın tavsiyesiyle Murat Menteş'in ''Korkma Ben Varım'' adlı kitabını alacaktım ama bulamayınca, zaten bununla da elimde gezip duruyordum, aldım çıktım.Konusu ilginç gibi...

Şimdi biraz okuyup uyumalıyım, yarın için erken başlayacak olan bir programım var...

Üsküdar ile Harem'in arası

Sabah biraz geç kalktım yani sekiz buçukda...Bazılarına göre erken sayılabilecek bir saat olabilir ama benim gibi erken kalkanlar için geç sayılıyor. Kızların gittiğini bile duymamışım...yalnız bir ara Gamse'nin sesini duydum. Akşam okul çıkışı Capitol'de buluşalım demiş...

Kahvaltıdır, sabah evde yapılması gereken rutin işlerdir derken, dışarı çıkma vakti geldi:))...Benden önce aşağıya inen Kocam- Lale, sana yine bir sürü şey gelmiş diye seslendi... Aşağı indim ki breh breh , gerçekten de yeni yıl kartları gelmiş yine... Hepsini çantama doldurdum, yürüyüş sonunda ki verdiğimiz çay molasında açarız dedim

Bu günün yürüyüş güzergahını akşamdan belirledim. Meteoroloiye göre hava haftasonuna kadar misler gibi olacakmış. O yüzden biz de yürüyüş programını deniz kıyılarına göre yaptık. Bu gün Üsküdar- Harem arasında ki sahil yolu,yürüyüş parkurumuz oldu...

Denizin üstündekiler karabatak, karabataklar ; martılar kadar çok görülmezler, böyle sürü halinde görünce bayıldım...

Havayı gören insanlar da hayvanlar da sahile koşmuştu... Hadi karabatakdır, martıdır personelden de o sahilde gezen tavuklara akıl sır erdiremedim... Sahilde mesken yok, caddenin karşı tarafı desen restoranlar, kafeler, çay bahçeleri, yani o tavuklara akıl sır erdiremedim.

45 dakikalık yürüyüşümüz sona erince, artık aheste çektik kürekleri... Resim çeke çeke, etrafı izleye izleye yürüdük. Bir ara, arkasında kamera ile gelen bir araba gördük bir de baktık arkada ki arabada, Kuzey ile Güney'in Güney'i arkada ki arabada...Onu çekiyorlarmış...
Çay molamızı Salacak'da verdik... Çayımız içerken ben kartlarımı açtım okudum.Nasıl bir keyiftir bu, Mavi Anne , kankim gönderdiğin bereket kuşları, bolluk ve bereketin simgesi, habercisi olsun evimize...

Daha sonra baktık ki ooo benim yemek saatim geçmiş bile, Adil Kebap'da bana uygun bir şeyler yedik. Çünkü bir öğünüm ızgara ve salata... Geçen kontrolde; diyetisyenim bazı durumlarda akşam ve öğleyi artık yerdeğiştirebilirsin dedi ama ben sebze mönüsü akşamda tutuyorum genelde... Bir tek yılbaşında ve dün akşam değişitirdim... Akşama balık yapacağım için sebze mönüsünü öğlende yedim.

Çoktandır kitaplardan söz etmiyorum ama toplu gösterim yaparım artık:)) İkizlerden tam anlamıyla söz edemedim çünkü...

Şimdi yeni yıl kartı gönderen arkadaşlarıma bir teşekkürüm var müsadenizle

Leylak Dalı
Ataletim canım benim
Mavianne
Madeni Cesaret
Ecehan..Samimice Ecece
Düşlerin Rengi
Baykuş Gözüyle
Anne Mahsustan
Sevin Hanım...Ekmekçi Kız
Özlem..Macera Kitabım
Kara Kitap
Nazpek
Asis...Butterfly
Eda Üntürk
Yolun Neresindeyim...Sergül
Selma Er
Ülkü
Meyra'nın Gemisi
Sevda...Bilge ve Annesi
Tülay...Başka Türlü Şey
Burcu...Sevgi Terazisi
Selgin G.
Arzu Sarıyer
Ayşenur..Yollarımın Başlangıcı
Funda Taştekin
Bir Adam Bir Kadın
Çikolata Fabrikası...Neslihan
Hayat İzlerim ...Özlem
Müjgan Halıcılar
Hayriye Uzun... hepinize, yeni yıl için gönderdiğiniz iyi dileklerinize çok ama çok teşekkür ederim... Bize bu keyfi yaşattığı içinse Leylak Dalıcım'a bin teşekkür

2 Ocak 2012 Pazartesi

Ben bu gün

bu filmi izledim çok beğendim...Jack Nicholson ve Morgan Freeman iki kişilik bir show yapmışlar neredeyse... Bucket List... Yani ölmeden önce mutlaka yapılması gerekenler listesi...Türkçe adıyla Şimdi ya da Asla... Hayatlarının son günlerini yaşayan iki adam, aynı hastane odasını paylaşırlar... biri; bir araba tamircisi, diğeri; çok zengin hatta yattığı hastanenin sahibi... Aynı odayı paylaşmalarının nedeni. Hastane sahibinin , işletme politikası... hastane tatil yapma yeri değilidir ilkesi... Ama bir gün kendisi başka bir hastayla aynı odayı paylaşmak zorunda kaldı...Birinin listesi birinin de bu listedekileri gerçekleştirecek parası olan ve sonradan çok iyi dost olan iki adamnın hikayesini izlemeye bayıldım... Sanırım böyle bir liste de ben hazırlarım...Sonra Kuzguncuk'da yılın ilk çay sefasını yaptım...
Bulutlar bana bu kadar yakındı, hava pırıl pırıldı...hüüüp diye içime çektim İstanbul'u
Bir direğe yapıştırılmış bu yazıyı gördüm, yuvarlak bir direğe yapıştığı için çevresine sarılmıştı... Bazı duvarlar görünmezdir yazıyordu...İki taraftan ayrı ayrı görüntüledim...











Eve gelirken pazarın içinden geçtim, öğle yemeğim için ne yapabilirim diye fikir verir dedim...Tezgahta rengi siyaha yakın domatesleri gördüm...Harran domatesiymiş...Böyle lezzetli bir domates yemedim...Yanına köy biberi ve mantar aldım ve eve gelip kendime şahane bir öğle yemeği yaptım, yanında iki dilim çavdar ekmeği ile götürdüm.














Akşam yemeği için, fırında balık yapmak üzere balığımı da alıp evime geldim...
Eve geldiğim de saat henüz 13.07 idi... Oooo daha akşama bir ton vakit var...

1 Ocak 2012 Pazar

ilk saatler

Yeni yıl sabahı, erkenden uyandım ve yılın ilk saatlerinin sessizliğini yaşadım. Sonra bu filmi izledim...

Büyülü bohça yeşil çayımı içtim , en sevdiğim fincanla...

İlk çayımı içtim essahtan çayımı:)...



Ve en sevdiklerimin sesini duydum... Birlikte kahvaltı ettik...Ben kayısımlarım ve bademimle eşlik ettim onlara...



En sevdiğim şarkıyı dinledim




ve yeni bir kitaba başladım...Mino'nun Siyah Gülü

Kocamın doom gününü kutladık


e
Veee yeni yılın ilk hediyesini ilk günün de aldım...2o12'yi alışverişle açmak isteyen Gamsegamse bana bu Melekler Ajandası ile döndü... Bu herhangi bir ajanda değil, o hafta ki
ay ki dileklerimi yazacağım bir ajanda...



İlk saatler için fena sayılmaz değil mi?)))Leylak dalıcım uğurlama yazısı yazmış ben de karşılama yazısı...

31 Aralık 2011 Cumartesi

2011'İN SON TURLARI

2o11'in son sinema keyfini yaptık bu gece,saat 10 seansında Capitolde'ki 14 sinema salonun içinde en sevdiğim salonda ve en sevdiğim yerden izledik.Yani en küçük salonda en arka sıranın en ortada ki koltukalarında... Gelenek gibi her yıl yeni yıla girmeden bir gün önce ya da yeni yıl sabahı kahvaltı da bir yılbaşı filmi izleriz. Geçen yılkini evde Digitürk Saloon'dan satın alıp izlemiştik. Film bir ünlüler geçidi.O yüzden iyi bir final oldu diyebiliriz.Kocam en sonunda ki çekim hatalarını daha çok beğendi. Ben siyah saçlı Michele Phiffer'i zor tanıdım. Robert de Niro:yatağından kalkmadan bile şahane rol yapıyordu. Sarah Jesica Parker'in o incecik yüzünü ne kadar beğendiğimi hatırladım...

Bu gün okey grubumla buluşup yılın son okey partisini yaptık.Eve gelirken baktım
, Üsküdar'da kurulan en büyük pazarın önünden geçiyorum, hadi bir göz atayım dedim...en sevdiğim pazar alış verişini yaptım... Pijama kombinasyonları...Bayılırım bunu yapmaya...Yazın bir süirü yapmıştım. Bu gün de kışlık versiyon yaptım. Fuşya alt pijamanın üstüne minik pembe beyaz çiçekli bir üst aldım mesela...Gelir gelmez de makineye doldurdum hepsini.Gidiş ve gelişte yolun bir kısmını yürüyerek günlük egzersizimi de yaptım:))

Sanırım bu yılın son yazısıdır.

Sağlıklı mutlu yıllar diliyorum... Umarım bu yıl hepimiz için çok iyi bir yıl olur.

29 Aralık 2011 Perşembe

Üsküdar keyfi

Bu gün Zero ile yeni yıl öncesi bir Üsküdar keyfi yaptık... Hava serin olabilir ama güneş nasıl parlaktı, zaman zaman oturduğumuz yerde güneş gözlüğü takmak zorunda kaldım.

Bol, filmli, kitaplı şahane bir sohbet oldu... Ayrıca günlerden beri en tatlı gündü , çünkü diyetisyenden izinli tatlı günümdü... Bunu Mado'nun kazandibisiyle kutladım..

Bu yıl kokina almadım hala dedim durdum, hatta bizim sokaktaki çiçekçinin önünde ki kokina vazolarını görünce , dönüşte alayım bari dedim. Çocukluğumdan beri hiç kokinasız olmadı bizim ev. Annem onların üstüne minik pamuklarla kar yağmış havası verirdi hatta yılbaşı gecesi... Sonra Zero elinde kokinalarla karşıma çıktı... Nasıl memnun oldum, bu yıl ki kokinalar Zero'dan geldi..














Mado'da pencere kenarına oturup Üsküdar'a akşam çökene kadar oturduk. Sokak ışıkları yandı, trafik sıkışmaya, insanlar koşturmaya başladı.O hengameyi bir süre pencereden izledik, çayımızı yudumlaya yudumlaya izledik daha sonra da o hengameye biz de karıştık.

Veeee ayrılmadan önce şahane bir program yaptık...

Diyetik kutlama

Dün evlilik yıl dönümümüzdü...Hepinize , teşekkür ediyorum yorumlarınız , mesajlarınız için.
Kutlama biraz diyetik oldu...Sabah saat 11 de diyetisyen randevum vardı...Önce ödevimi verdim,çünkü yazın ki nasıl yaptığınızı anlayayım demişti. Neyse bunu yazmaktan hoşlanmadığımı anladı ki, zor geliyorsa yazmayabilirsiniz dedi...Gidişattan memnun, memnunuz...19oo gr. daha gitmiş. Listeme artık hafta iki gün yarım simit ve haftada bir gün sütlü tatlı girdi .Bu hafta ki hakkımı , Zero ile bu gün yapacağımız buluşmada kullanacağım ve Mado'nun kazandibinden yana yapacağım tercihimi...Artık değişimi biraz biraz ben de hissetmeye başladım. Bu memnuniyet nedeniyle ve de günün mana ve ehemniyetine binaen:) güzel bir yemek yiyin ama fazla abartmayın dedi. Yalnız öğle yemeği.

Diyetisyen çıkışı Koca kişisiyle buluşup Harem'e gittik. Harem'den sahil boyunca Üsküdar'a kadar yürüdük. Hava pırıl pırıldı...Deniz üzerinde martılar çığlık çığlığaydı ve hiç görmediğim kadar karabatak vardı... Bilmeyen biri onları deniz üstünde nazlı nazlı pardon Gamze Gamze yüzen ördek sürüsü sanabilirdi.( hikayesi aşağıda:))) Kız Kulesine geldiğimizde çay molası verdik... Sonra yine devam... Üsküdar'da en sevdiğimiz yerde en sevdiğimiz yemekleri yedik ama gerçekten de aşırıya kaçmadım...Bir tek mezelere dayanamadım..


Akşam Hürrem gecesiydi... Artık Hürrem Hürrem oldu...Tarihte ki ilk nikahlı padişah eşi olma yolunda... Yapılan düğünü Avrupa aylarca konuşmuş ...Böyle anlatıyor tarihçiler.... Tarihin magazin bölümü diyorum ben bunlara...


Bu gün hava yine pırıl pırıl, Zero ile tatlılarımızı yedikten sonra çaylarımızı yine belki Kız Kulesinde içeriz, kimbilir...


Yukarıda ki Gamze Gamze olayı... Gamsegamse küçükken ona kitap okuyordum, okuduğum hikaye de şöyle bir cümle geçti...Ördekler derede nazlı nazlı yüzüyorlardı.Kıyameti kopardı, niye ablamın adı diye..Hikaye şöyle devam etti mecburen, ördekler derede gamze gamze yüzüyorlardı:)