Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

27 Mayıs 2011 Cuma

başlıksız yazı



İyilikse muradın
Kapıya vur
Aşksa
Zaten Açık
Tagore

İki gündür Tagore'den şiirler, düz yazılar okuyorum... Bir kez daha anladım ki edebiyattan daha uzun ömürlü bir şey yok... Tagore 1913 yılında Nobel edebiyat ödülü almış... Neredeyse yüz yıl önce yazdığı şiir bana ulaşıp , etkiliyorsa daha yüzyıllar boyu yaşayacaklar demektir.Ne krallar geldi geçti, ne krallıklar çöktü . Unutulup giitiler. Danteler, Shakespeareler eserleriyle bizleri büyülemeye devam ediyorlar... Tagore şiiirleri, hiç şiir sevmeyen birini bile büyüleyebilir... Evet ilk kez bir şiir kitabı tavsiyesiyle çıktım karşınıza...TAGORE'nin Aşka Çağrı... Tavsiyemdir.

Gelelim bu günün etkinliğine, Ordulu hemşehrim ve ta blogcu yıllarından blog arkadaşım Aysun İstanbul'a gelmişti. Geliş nedeni mesleği ile ilgili ulusal bir kongre ama benimle buluşmaya da vakit ayırdı ve ablası Gülay, ben ve Aysun bu gün Tarihi Yarımada gezisi yaptık. Ayasofya ve Arkeoloji müzesini gezdik... Birlikte yemek yedik. Sohbetler ettik. Ve güzel bir günün altına imzalarımızı attık. Devamını temmuzda Ordu'ya bıraktık. Aysun diş doktoru ve Ordu'da diş hekimleri oda başkanı... Biz daha önce tanışmıyorduk , son Ordu ziyaretimizde; O'nu içimde ıslak mayo olan elbise ile muayenehanesinde basmıştım... Sonra o bana şahane bir anı armağan etmişti. Bir kahvaltı daveti vermiş, Ordu Olay Gazetesi benimle röportaj yapıp yayınlamıştı... Hemi de koca bir orta sayfayı ayırarak ve manşetten de haber vererek.

Eve geldiğimde Gamsegamse gelmişti, diğer üyelerde yavaş yavaş yerini aldılar ve bizim evde akşam matinesi başladı...

Bu gün


Akardion çaldık

kitap okuduk

scooters yarışları yaptık
Parkta sallandık
Zuz kitaplığımı talan etti... Unutmasın diye resmi çekildi...belge olarak saklandı:)


Hayatımda ilk kez kupun biriktirdim...Milliyet gazetesinin ödüllü kitaplar kampanyasıydı... Kitaplarım bu gün geldi... Son derec kaliteli, bandrollu ve gazetenin promosyon etiketi taşımıyor en önemlisi...Bu 10 kitabın yanı sıra bir de bu kitapların yazarları ve kitaplar hakkında temel bilgilerin ve de aldığı ödüllerin açıklamaları olan çok güzel bir kitapçık vardı...
Yani kısaca CAN'lı ve heyecanlı bir gün oldu...

25 Mayıs 2011 Çarşamba

ordan burdan şurdan

Bir taraftan tv izliyorum bir taraftan yazı yazıyorum. Türkmakx da Herşey Tadında'yı izliyorum. Bu aralar sabah buna takılmaya başladım. Jess Molho'nun programı.Program öyle uzun ki, ömür boyu sürüyor falan sanabilirsiniz:)) Ama güzel bir program... Önce masa başında toplanıp bir magazin programı yapıyorlar. Ama iyi bir magazin. Mesela şu anda Canness'de ödül alan Nuri Bilge Ceylan ve filmi ile ilgili röportajlar ve oyuncuların dün akşam ki NTV de ki programlarından görüntüler var. Bu arada filmi ancak sonbaharda izleyebilecekmişiz.Filmimn adı Bir Zamanlar Anadolu'da, onu da belirtelim. Neyse Ben Nuri Bilge Ceylan filmlerini fotoğraf albümüne bakar gibi bakıyorum... Fotoraflara biraz uzun bakıyorum yalnız:). Gurur duyuyorum yaptıklarıyla ve söylemleriyle... Ödüllerini Türkiye adına almasıyla... Neyse işte magazin programından sonra çok sevimli bulduğum bir şef ile mutfak bölümü ve konuk bölümü var...Eğer evdeyssem ve işim varsa tv yi açık bırakıp, ilgimi çeken terlerinde kulak kabarttığım bir program...Mesela bu günkü konuk Ülkü Erakalın ...izlemezmiyim , yeşilçam anılarınıı dinlemezmiyim...

Bu ara yaptığım bir başka şey ise, katıldığım PROG uygulaması... Bu online eğitim(kişisel gelişim) programı...Bir kaç kursuna kayıt oldum. Sesli eğitim veriyor, uygulamalı bölümleri var. Mesela sızma zeytinyağ yapımı gösterilirken makine ortaya çıkıyor, siz aynen bir bilgisayar oyunu gibi mouse yardımıyla , makineye zeytinleri atıp, yağ üretimini uygulamalı olarak yapıyorsunuz.... Ya da zeytin toplama anlatılırken, zeytin toplama işini elle toplama, silkeleme ya da makine yardımıyla toplayabiliyorsunuz... Bir zeytin ağacının matbanın icadına ve aya gidişe tanık olabilecek kadar uzun ömürlü olduğunu öğrenebiliyorsunuz ..Peynir bölümünde uygulamalı bölümde basit bir peynir yapımı vardı. Ben deneyeceğim evde de....Eğitimin bölümleri bittikçe öğrendiklerinizi kontrol için testler var. Ben Dijital Fotoğrafçılık, empati, peynircilik , şarap ve şarapçılık , Zeytin ve Zeytinyağı bölümlerine kayıt oldum... Sabah erken saatlerimi bunlara ayıracağım üç hafta boyunca....Yabancı dil sınıfları onar kişilk ve saat uygulaması var... O yüzden bana uymadı...Benim ki, bir Fikri Mühim uygulaması ama çok yakında inretnette online eğitim başlayacak...Ücretlerine baktım oldukça ucuz. Mesela İngilizce online ayda 20 lira...


Dün gece Öyle Bir Geçer ki zaman gecesiydi. Yine gerim gerim gerildim. Ben Mete büyüsün, İnci Hoca yaşlanmasın , Mete ünlü bir şarkıcı olsun ... sevgili olsunlar, mutlu mutlu yaşasınlar hayalleri kurarken senaristler sanırım İnci Hoca'yı öldürecekler. Cemilenin kürtaj bölümünde ise kanalı değiştirdim... Sonra da Tövbeler tövbesi izleyeyim yakışıklı Keremcem 'le üstüne cila yapalım dedim ama sızmışım...Dün yorulmuşum...

Gelelim dün niye yoruldum. Dün Ece ve İpek hanım ile önce Kuzguncuk Hayat Kahvesinde kahvaltı yaptık .Kahvaltı öyle şaaane değildi ama bizim sohbetimiz şahaneydi. Kahvelerimizi İsmet Baba'nın yanındaki benim denize balkon dediğim yerde içelim dedik ama rüzgar izin vermedi.Biz de Paşalimanına gidip orada içtik... Keşke kahvaltıyı da burada yapsaydık dedik hatta...Ece mönüler üzerindeki Osmanlı lalerini çok beğendi ama bir yolunu bulup kopyalayamadık. Ececim ben bir yolunu bulup sana getircem o lale desenini... Belki bir gün bana da yarar:))Burada kahve sohbet , gülüş mülüş derken acıktık. Mönünün bu kez yemek bölümünü incelerken, Ben hadi yemeği de korudaki Beyaz Köşkde yiyelim dedim:)) Korunun aşağı kapısı hemen buranın karşısı zaten. Gittik , mis gibi çiçekler , ağaçlar içinde yemeğimiz yedik. Kalabalık olduğu için servis son derece yavaştı ama garsonumuzun sevimliliği bunu kapattı...Yemek sonrası koruda yürüyüş yaptık. Akşam çayımızı da Korunun üst girişindeki Dilruba'nın terasında boğaz manzarasına karşı içtik. Dün çok keyifli çok lezzetli ve çok manzaralıydı anlayacağınız..

Bu günün programı ev ev ve ev... yarın Cancan geliyor . Hazırlanmak lazım.

Bir de Sibel Üresin meselesi var... Medeni kanuna aykırı konuşan kadın, belediyelerin salonlarında hem de, atını koşturuyor... En ufak bir sözden o kanalı bu kanalı kapatan, maç yayınlandı diye maç yayınlayan siteyi değil dört milyon kullanıcısı olan '( bu rakam Türkiye'de ki kullanıcaların sayısı)blogspotu kapatanlar bunu sadece izliyorlar...Ne diyeyim 12 Haziranda diyeyim , diyeceğimi... Ben demokrasiye inanırım ya...

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Tatil bitti

Dört günlük tatilden sonra kızlar okula şen şakrak gittiler... Sanırım nihayet gelebilen baharın da etkisi vardı... Aksine ben gözümü açamadım , tek gözümün altından baka kaldım... Gamse'nin hangi ceket daha iyi olur, bunun üstüne diye sorduğunu , Naziş'in nasıl güzel oldum mu diye sorduğunu hatırlıyorum yalnızca...Ama onları gördüm mü? tam emin değilim...Gece geç saatlere kadar kitap okudum... Murat Gülsoy'un ''Bu Filmin Kötü Adamı benim'' adlı kitabı... Murat Gülsoy ; kaçırdığım ama bundan sonra asla kaçırmayacağım yazarlardan ... Kitap hemen sardı sarmaladı beni... İç içe giden iki hikaye var... Kitabın baş kişisi bir yazar ve bir roman yazıyor... Yazdığı roman ile yaşadığı hayat o kadar iç içe ilerliyor ki bazen karıştırıyorum hangisi benim okuduğum roman, hangisi romandada yazılan roman:))
Murat Gülsoy'u TRT de yaptığı programda izledim bir kaç kez. Eski Türk filmlerini yorumluyor, filmlerden görüntülerle de destekliyor anlattıklarını mesela Anayurt Otelini konu aldığı programda ; filmi daha önce izlediğim halde neleri atladığımı gördüm... Biliyorsunuz benim kitap yorumlarım beğenip beğenmediğim şeklindedir. Aslında bayılıyorum o , cümleyi öğelerine ayırır gibi kitap yazıları yazanlara... Şunu demek istedi bunu demek istedi diye satır satır satır anlatanlara . Ama benim anladığım kendi anladığım. Belki yazar başka bir şey bile anlatmak istemiş olabilir:))
İkinci kitabım; Nil'in Kelebekleri... Zeya vermişti... Nil Karaibrahimgil'in tüm şarkılarına bayılırım. hatta kek yaparken O'nun şarkısını söylemeden yaptığım kek güzel bile olmaz... Çırptım çırptım karıştırdım, sana kek yaptıııımmmm diye bağırmam lazım bir.İlk Özgür Kız olarak tanımıştık. Ta, o zamandan beri izlerim kendisini. Kitapta aynı kendi gibi, şarkıları gibi... Yatmadan önce bir bölüm okuyorum...Otururken elime alıp bir bölüm okuyorum... Ben sevdim kısaca...

Sabah kahvaltıdan sonra, evde temizlik faaliyeti başladı... Dört günlük tatilin ardından bana kalan bir savaş meydanıydı... Yemek namına da bir şey kalmamıştı...Önce temizlik yapıldı evde yer yerinden oynadı...masa örtülerine değin her şey değişti... Yemek için mutfağa girince önce akşamdan haşladığım kuru fasulyeden , pilaki pişirdim. Barbunya pilakinin aynısını kuru fasulyeden yapıyorum. Gamse bu şeklini seviyor. Havuçları ve soğanı kavrulurken hemen köfte yoğurdum dolaba attım... Yanına da pesto soslu makarna ve cacık var...Ama yarına da sabah kahvaltısına bile dışarda program var:)

Bu arada bir taraftan da Fatma Girik ile Berkant'ın Vuruldum Bir Kıza adlı filmini izliyorum. yan rollerde Deniz Erkanat ve Feridun Karakaya ve de Vahi Öz var...Fatma Girik bir köylü kzı.. nasıl çirkin... kapkara kaşlar demek ki sonradan güzelleşecek.Berkant'ın yanında çalışıyor. Berkant ve Deniz Erkanat gazinoda şarkıcı... Vahi Öz de gazino patronu...

22 Mayıs 2011 Pazar

Ben ve kendim ikimiz

Dün eve geldiğimizde Naziş babasına dedi ki; Mahvoldum, bu annemle çıkınca hep böyle oluyo, ben bir yere sabahın köründe gidiği, gece yarısı gelsem de gittiğim yerden geliyorumdur.Ama laf aramızda dün ben de yorulmuşum. Gece , bir bölüm Nil'in Kelebeklerinden okudum sızmışım. Gözümü açtığımda sabah saat dokuz olmuştu.Gamse telefon açmasa belki daha da uyuyabilirdim. Dün akşam Zuz'da kalmıştı... Bana laf atan Naziş'de gitmişti sonradan yanlarına...Sabah hep birlikte Caddebostan sahiline kahvaltıya gitmişler , beni de çağırdı öyle bir yoook demişim ki:)))

Bu günü evdeyiz ben ve kendim. Aramızda kimse yok. Sadece izleyeceğim okuyacağım ve yatacağım... İstediğim müzikleri dinleyeceğim. Eski dizilerin tekrarlarına bakacağım...Acıkınca tost yapacağım...

Yeni kitaplar var sözü edilecek, filmler var bahsedilmeyen ama sonra ...

21 Mayıs 2011 Cumartesi

Bu cumartesi

Bu masada kahvaltı ettim... Yıllarca birlikte çalıştığımız, uzun mesai gecelerini şenliğe çevirdiğimiz, bu mahallede her gün biri kek , kurabiye pişiriyor diye diye en sonunda bir lokum imalathanesi bulduğumuz,birlikte ıslandığımız, üşüdüğümüz Hatice'nin evindeydi bu kahvaltı... Yıllar önce blogcuda yazmıştım maceralarımızı... Rüzgardan uçan perdenin kalıplarımızı sağa sola uçurmasından bıkıp ; perde eteklerine taşlar bağlayıp sonra o taşların havadan kafamıza yağmasından saklanmak için masaların altına saklandığımızı , sokak sokak modellerimize uygun çocuklar aradığımızı, Darıca hayvanat bahçesinde; temmuz sıcağında yaptığımız kış çekimlerini anlatmıştım bir zamanlar...Birimiz işe gelmediği gün iş yeri nasıl çekilmez olurdu, saatler nasıl geçmek bilmezdi.

Kahvaltımızı ettik, kahvelerimizi içtik. Hava güzel hadi dışarı çıkalım dedik. Ben Kuzguncuk yaza yaza Hatice'nin de canını istetmişim...Üstelik kızcağız bebek bekliyor... Naziş, Hatice'nin annesi Hasibe hanım ve de Naziş ile Kuzguncuk'a gittik. Bizim mahalleye gelince arabadan inip , aşağı yürüyerek indik. Hayat Kahvesinde mola verdik./( Hative Naziş pastalarına konsantre olmuşlar:)))

Hayat Kahvesinde bir süre oturduk sohbet ettik, sonra deniz kıyısına indik. Sahil boyunca yürüdük ve bir mola da Paşa Lima'nında verdik...Artık kızıl kestane olan saçlarımla:))Sonra da bu erguvan ağacı gibi bir sürü erguvanların altından yürüyerek eve geldik...
E daha ne olsun her gün böyle olsun...

tabi bu arada tasarımıma oy vermeye devam:)
buradan
http://www.gladekadini.com/sentasarla/index.php?id=7383#/galeri

20 Mayıs 2011 Cuma

seçim havasına girdim... oyunuzu bana verin:))
Fikri Mühim'in Glade'nizi siz tasarlayın etkinliği için ben de tasarım yaptım... Aha da tasarımım budur. Teması bahar olacaktı. Bahar da kuş, çiçek ve kelebek değilmidir...
İşte benim tasarımım burada... Hadi oylayın, ilk yüz tasarım arasına gireyim:))
blogcular, dışarıdan okuyanlar ...Tüh keşke bir seçim çalışması yapsaydım:))

http://www.gladekadini.com/sentasarla/index.php?id=7383#/galeri