Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

19 Kasım 2009 Perşembe

dolupda taşan yazı:)))))

Biliyorsunuz evde nekahat devresi geçirmekteyim zorunlu olarak. Bu gün Beyoğlu'na gitme girişimim geri püskürtüldü. Yarın hava daha güzel olcakmışşş.

Nekahat devrem oldukça verimli geçti. Geçen yıl yarım bıraktığım atkıyı tamamladım, bir atkı ördüm bitrdim. Dünde, Derya Baykal izledim ve bir bere başladım . Bere 17 adet üçgenden oluşuyor ve bitmek üzere. Güzel olmazssa babam uyurken takar heheheheh. Mor ,lila ve yeşil renlerden oluşuyor ama olsun. Renkli rüyalar görür.

Kayıp Gül bittti bu arada. Altı çizilecek cümleleri var, okunabilir ama kaçmaz demem. Okuyan da üzülmesin, okumayan da .Ben bir kitap için böyle yazmıştım yine bir kez de , anam sen yazarı oku bunu, bana anlamamışın bir daha oku de. Unutulmaz hatıralarım arasında yer almıştır kendileri. Söylemiştim ya Simyacı ile başlayan serüven bu diye, aynen sözümdeyim. Hiç birimizin bilmediği bir şey söylemiyor ama hatırlanası , hatırdan çıkarılmaması gereken şeyleri de hatırlatıyor.Kitabı okumak isteyenlerin şu yazıyıda okumalarını salık veririm


Kitaplıktan yeni seçtiğim kitap Erdal Öz'den Gülünün Solduğu Akşam.Ne demişti Turgut Uyar
"herkes ne zaman ölür
elbet gülünün solduğu akşam."
Şimdiden söyleyeyim, bu kitap okunacak , bitecek ve hakkında konuşmayacağım. Her konuda ahkam kesemem ben öyle.

Dün '''İz'' de, Sait Faik Abasıyanık'la ilgili bir belgesel vardı. İnsanların kötülüğünden kaçıp, Burgaz Ada'ya yerleşen Sait Faik. Bir Balıkçının diğer Balıkçının hakkını yediğine şahit olur. O kadar üzülür ki , kötülük her yerde der, deli gibi kaçar oradan hemen bakkaldan kalem defter alır ve yazmasaydım delirecektim der.

TV demişken geçenlerde bir gece , Gamsegamse ile uykumuz kaçtı, zaplayıp duruyoruz , o sırada birden ekrandan Billur Kalkavan geçti. Yüzünde bir dehşet ifadesi vardı. Geri dön dedim Gamse'ye, galiba bir şey olmuş, evet dedi,- sanki korkmuş gibi. Baktık bir konuğuyla normal sohbette. Botoks yüzünden yüzüne bir dehşet ifadesi yerleşmiş. Ay şimdi o kadınceyiz her sabah aynada kendine bakaıp korkmaz mı???. Belki de yüzündeki dehşet ifadesi ondandır:)))))

Bir de tatlı tarifi size. Kemal paşa tatlısını pişirin, bir de vanilyalı puding pişirin,ya da tavuk gögsü ne bilim ya da kazandibi. İçine accıkda şanti ekleyin hah. Şimdi cup ların dibine bir kemal Paşa koyun üstüne puding koyun, en üste yine bir kemal paşa daha koyun. Amanııın ne güzel oluyor deyin. Hem görsel hem tatsal bir zenginlik.

Hadi bi de salata tarifi. Yeşil mercimeği haşlayın süzün. ,çine yarım demet mor reyhan(bunu koymazsanız hiç yapmayın daha iyi), yarım demet dere otu ve maydonoz. 4-5 dal yeşil taze soğan , ikişer adet kırmızı közlenmiş biber ve domates, bir iki adet de yeşil biber doğrayın. Biraz dövülmüş ceviz ekleyin. İki diş sarımsak rendeleyin. Karabiber, kimyon,tuz, zeytinyağ koyun harmanlayın. Ne biçim bir lezzet şaşacaksınız.


Şimdiiii, kitap önerisi yaptık hem de iki tane, Bir tatlı tarifi verdik, Üşenmedik bir de salata tarifi yazdık. Eğer isterseniz 17 üçgenli bereyide tarif ederiz evellallah. TV den de bir sürü haber verdim, hatta magazin bilgisi bile verdim:)))).E yarın hava güzel olacak da demişim. Daha ne istiyonuz.





17 Kasım 2009 Salı

TV den MV den

Adam diyo ki, karım üç çocukla beni bıraktı, beş çocuklu bir adamla kaçtı. Yedi ay oldu. Ben şimdi kız istiyom, boşanamadığım için vermiyolar, karımı bulda boşanayım. Müge Anlı çöktü, yere oturdu. Bulayım, sen boşan evlen. O üç çocuğu yuvaya bırakmışın , üç çocuk daha yap sonra bu da kaçarsa, nasılsa onlarıda yuvaya bırakırsın.Bir başkası görücü usulü ile tanıştığı kızın o sırada başka bir görücü ile görüşüp onunlada anlaşma hareketleri yaparken hamile kaldığını anlatıyor. Yani aile kızı iki tarafla da görüş, hangisi ile anlaşırsan onunla evlen demiş galiba. Valla anlamadım, çözemiyorum bu denklemleri ben, buralar çalıştığım yerler değil. Yahu bunlar Anadolunun bağrından kopup gelen insanlar, hadi İstanbul falan olsa diyeceğim ki, adımız çıkmış dokuza inmez sekize. Önce ekmekler bozuldu da biz ondan mı? böyle olduk. Yoksa bu işler hep böyleydi de ben mi? bir kaç yıldır haberdar oluyorum. Bütün bunlar Bihter'le Behlül'ün suçu mu? yoksa. Bu hastalık halleri bozdu beni, sabah tv 'lerine fazla takılınca.Yok bir daha ben sabah tv izlemem , izleyeceksemde doooru salona giderim. Dizimax falan takılırım , terbiyem bozuldu, ayile kadını çizgimden kaydıracaklar beni, küfüre neyin başlayacağım. Küfür dedimde, geçen sabah kocam evden çıkmış, sokakda iyi giyimli bir genç kız, elinde şemsiye ile yürüyor diyor, o sırada rüzgar esmiş, şemsiye ters dönmüş, kız bir sunturlu küfür etti diyor. Bizimki utançtan kıpkırmızı olmuş. Baya baya sinkaflı falan bi küfürmüş heheheh. Yani öyle bir küfür duymamıştım dedi. Dün gece birlikte Feberbahçe - Galatasaray maçında olaylar çıkmasına neden olan Demet Hanımcık'ı izlerken aklına gelip anlattı. . Hem girmesi yasak olan maça girmiş bu hanımcık canımcık, hem alkollü, hemde yaptığı el hareketi ile salonu birbirine katmış. Nasılda pişkin, refleksmiş yaptığı, refleksini yediğim.

Benim acilen dışarılara çıkmam gerek evde biraz daha takılırsam halim kötü. Yakında evlendirme programlarına falanda başlar kafanızı şişiririm:))))

16 Kasım 2009 Pazartesi

pazartesi neşesi


Bu resim biz de yoktu, biraz önce geldi. Şunlara baktım, manzaraya baktım iyi oldum. Yer Nezahat Gökyiğit Botanik Parkı.


Bu sabah yatakta çay keyfimi yaptım tam 8 gün sonra. Kitabımı okudum. Sonra Babam seslendi, çay hazır diye kalktım. Tulum peyniri ve susamlı çubukla kahvaltı yaptım, ağzımın tadı yerine gelmiş, yaralarıda geçse tam olacak.

Biraz önce çaktırmadan pazara gittim:)))yağmur çiseliyordu. Hemen sokağın başından bir şeyler aldım geldim. Hafif başım döndü.Hala öksürük var çatal çatal ama nasıl razıyım buna. Darbe sonrası izler bunlar :)))

Akşama hamsili pilav yapacağım. Hamsileri temizlemek Babamdan diyordum ama bir baktım gitmiş:)))


Evi ben dağıtıyormuşum galiba heheheheh, ev hiç dağılmadı, tozlanmadı, kirlenmedi. Şaştım ben bu işe. Dün küçük çapta bir temizlik yapıldı o kadar. Fekaaaaat kendimi çok bi takdir ettim bu zaman zarfında. Hastalık sırasında dondurucudaki stoklar ne kadar işe yaradı. Haşlanıp kavrulmuş ıspanağın üstüne yumurta kırdılar sadece. Hazırladığım domates biber sosunu bifteğin üstüne döküp fırına verdiler, kalan sosun üstüne bulgur koyup bulgur pilavı yaptılar yanına da. Haşlanmış olarak buzlukta bekleyen yeşil mercimek, yine hazır duran harcın üstüne dökülüp çorba oluverdi. Yani bu tür karagün hazırlıkları sadece gezmekten vakit bulunmadığı günler için değil asıl hastalıkta işe yarıyormuş:))) Benim amacım gezme günleri için olsa bile .

Şimdilik pazartesiden bu kadar . Ara ara küçük notlarla gelebilirim her zamanki gibi.

15 Kasım 2009 Pazar

pazar yazısı

Son iki yıla kadar ben hiç hastalanmazdım, hastayım bile demezdim. Ama ne oldu bilmiyorum. Anneannemin deyimiyle, yere gayim basmanın zamanı geldi , olsa gerek.

Neyse az buçuk ayaklandım, tıngır mıngır gidiyorum. Sanki darbe almış gibiyim. Bilirim darbe nedir, anlı şanlı iki darbe görmüş olarakdan.

Bana kalsa yarın çıkarım dışarıya da, kesin ültümatom aldım, tüm ev halkından ağız birliği ile. Bu hafta böyle geçecek. Olsun kitaplarımı okurum, orayı burayı karıştırırım. Derya Baykal takılır, atkımı örerim. Bir kaç gündür, yatak odasına mevzilendiğim için, orada da sadece ulusal kanallar çektiğinden , gündüz kuşağı hakkında artık bilirkişi sayılabilirim. Sabah gözümü yemek programları ile açtım, Müge Anlı izledim. Ama insan takılınca , takılıyor ha. Cinayet çözüldü mü?, tanık çıktı mı diye az takip etmedim ha!!

Kayıp Gül bitmek üzere. Bitireyim öyle söyleyeceğim. Simyacı ile başlayan bir serüven bu, devam edeceğe de benzer. Çünkü bu hamur daha çok su kaldırır. Ama geçen gün Derya Baykal'a konuk bir kadınceyiz vardı. Nil Gün. Elinde 15 doları varken gitmiş 1000 dolarlık kursa yazılmış. Kurs bir haftalık. Ama o , bir haftanın sonunda bin doların geleceğini biliyormuş, gelmiş de. Bir banka, 20 yıl önce , biz sizin hesaplarınızda yanlışlık yapmışız demiş ve 5000 dolar göndermiş. Şimdi ben ne diyeyim. Uçtun desem olmaz , kaçtın desem olmaz.


Beni balkon penceresinden maskeli gören karşı komşu, sanırım domuz gribi olduğum haberini yaymış heheheheheheh, hiç görüşmediğim komşulardan bile çok içten sağlık mesajları aldım. Bu gün bir ara balkona çıktım, karşı pencereden biri eliyle hani mükemmel, çok iyisin işareti yapılır ya ondan yaptı. Valla gözlerim yaşardı.

Kızlar iyiler büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperler. Gamsegamse okulda klüp kurmakla ve onların sunumunu yapmakla meşgul. Takı ve düşünme becerileri klubü açacak. Bakalım kaç öğrencisi olacak. Naziş ise Kafkas Derneği çalışmalarıyla çok meşgul bu ara. Dün gece çok geç geldi. Berlin Duvarı yıkılırken Kafkasya'nın kapıları açılıyordu başlıklı bir konferansa katıldı. Geldiğinde biz Kavak Yellerinin sonuna gelmiştik, çok da heyecanlı yerindeydik ama ne dediysek O, bize konferansı anlattı:)))

Bir yazının sonuna daha gelmiş bulunuyoruz. Hadi bakalım siz sağ ben selamet. Şimdi kızımın elceğizleriyle yapıp getirdiği sıcak çikolatamı içmeliyim soğumadan.

14 Kasım 2009 Cumartesi

ateş hattında

39.5 lara geldim gittim geldim gittim. Yüzüm dudağım gözümün akı aynı renkti. Bu ne gribiydi bilinemedi ama sanırım gidiyor artık. İnsan içine karışmaya bu gün itibarıyle başladım. İlk kez birlikte masaya oturduk, kahvaltı yaptık. Çok iyi bakıldım, nazlandım ama bir daha hastalanırsan otele gidip yatıcam. Her uykuya daldığımda ya telefon çaldı ya biri nasılsın dedi, ya da bir şey istermisin diye sordu. Neyse geçti, gidiyordur inşallah.

Dört gün boyunca yataktan çıkamadım ama keyifte yapamadım. Çünkü her bir hücremle, damarımla, damarımda akan kanla yeniden yeniden tanıştım.

Dün akşam Gamsegamse bana geçmiş olsun hediyesi getirdi . Son günlerin flaş kitabı KAYIP GÜL. Yarıladım bile. Bitireyim üzerinde konuşuruz.İddiası çok büyük,Türklerin Küçük Prensi ve Martı'sı olmaya oynuyor.
Şimdilik bu kadar yeter, fonda çalan şarkı Duman'dan ''Ah' '_tabi bizim ev de çalıyor:)))_

13 Kasım 2009 Cuma

daha iyiyim ama azcıkda dinleneyim gelcem .

10 Kasım 2009 Salı