Aslında başlık yalnızca Aşk olacaktı ama önceki yazıdaki zeyadan çalıntı başlıktan sonra , şimdi de Ece den çalıntı bir başlıkla karşınızda olacaktım:)))))))
Sabah yatakta Aşk'ı bitirdim, güzeldi evet söylenenler doğruymuş gerçekten güzeldi, modern hayat ve Mevlana Şems hikayesi çok güzel birleştirilmişti. Kırk kural internette o kadar çok dolaşıyor ki, zaten herkes okumuştur ben kendi adıma her kuraldan kendime bir şeyler çıkardım.
Kitap bitince de akşam için zeytinyağlı fasulye pişirdim :))
Dün Gamsegamse saat üçe kadar ders çalıştı. Sonra görümceme çaya gittik. Görümcemin kızı Meral hem benim hem Gamse'nin kankası. Aynı zamanda meslektaşlar. O da öğretmen. Ama onunki sanatla ilgili, resim öğretmenidir. Giderken Meral'e hediye kitap götürdüm, kitaplığımın armağan kitaplar köşesinden Adalet Ağaoğlu'na ait Sessizliğin İlk Seslerini seçtim. Evet böyle bir köşem var kitaplığımda ama artık oradaki kitaplar tükendi yerine yenilerini koymam gerek.
Hava çok sıcaktı , neyseki aynı mahallede oturuyoruz görümcelerimle. yürürken tam onların sokağına dönecekken Gamse gel deniz gören sokaktan aşağı inelim dedi. Denize baka baka indik de ne olacak bu deniz sevdamız dedim içimden. Artık mayıs ayından itibaren denize girebileceğim bir yerde oturmak istediğime karar verdim heheheh her yaza girişte ben bu kararı veririm.
Bu gün evdeyim anladığınız üzre. Gamse Caddebostan sahilinde piknikte, Kocam işte pazar pazar, Naziş sabah erkenden yıl sonu gösterisi için gitti biraz önce haşat biçimde geldi. Cuma günü de karne veriyor sonra ay sonunda ver elini Bodrum. Ben kararlıyım bu yıl kesinlikle tatilimin tümünü Ordu^da geçireceğim. Gamse 10 günlüğüne ben de gelirim dedi. Kocam da aynı fikirde . Tamamdır 10 gün kalıp dönsünler ben kendi kabilemle takılırım biraz , ayile saadeti durumunda takılmalar da bi yere kadar dimi yani=))
Hadi gittim ben önce çamaşır asacağım sonta biraz tv ve Zeyanın armağanı Çarşamba Mektuplarına başlanacak.
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
7 Haziran 2009 Pazar
5 Haziran 2009 Cuma
FELİCİTA:))
Başlık çalıntı zeya'dan)))). Çünkü ben de sabah O'nunla aynı duygular içinde uyandım. Dün akşam hiç ummadık bir anda keyifli bir gece geçirdik. Ben Zuz'daydım. Ebru namı diğer yıldızlı fırça ile Zeya da Caddede buluşmuşlar. Zuz'u aradılar, bir Cadde sakini olarak. Biz de hadi gelin hadi gelin deyince gece birden seyrini değiştirdi, ev de ne nevale varsa çıkardık ve süper bir gece geçirdik.
Gecenin sonunda her zamanki gibi Zeya ve ben önce Ebru'yu eve bıraktık. Bu kez kaybolmadan yolumuzu bulduk:))). Medeniyet medeniyet diye bağırmadan direk medeniyete daldık bu sefer, meğer biz sola dönmemiz gerekirken dümdüz gidip şantiyelerin içine dalış yapıyomuşuz. Ben kapıdan girerken saat ikiye yirmi vardı, hemen cupladım yatağa.
Bu günü ev de bir o yana bir buyana devrile devrile, tv izleyerek, kitap okuyarak geçirmek istiyorum. Kırmızı Pelerinli Kent'e başlayacakken, Aşk'ı okumaya başladım. Çünkü okuyan herkes çok beğendiğini söylüyor daha fazla bekletemedim. Ama o beni bekleyen kitaplar yok mu? onlar hazinem benim.
Gecenin sonunda her zamanki gibi Zeya ve ben önce Ebru'yu eve bıraktık. Bu kez kaybolmadan yolumuzu bulduk:))). Medeniyet medeniyet diye bağırmadan direk medeniyete daldık bu sefer, meğer biz sola dönmemiz gerekirken dümdüz gidip şantiyelerin içine dalış yapıyomuşuz. Ben kapıdan girerken saat ikiye yirmi vardı, hemen cupladım yatağa.
Bu günü ev de bir o yana bir buyana devrile devrile, tv izleyerek, kitap okuyarak geçirmek istiyorum. Kırmızı Pelerinli Kent'e başlayacakken, Aşk'ı okumaya başladım. Çünkü okuyan herkes çok beğendiğini söylüyor daha fazla bekletemedim. Ama o beni bekleyen kitaplar yok mu? onlar hazinem benim.
3 Haziran 2009 Çarşamba
Tenhalarda buluşalım :)))
Ne oldu ayol, blog sapır sapır döküldü. Kırlaramı açıldık, yaylalara mı? çıktık. Biz aynıyız. Naziş son turları atıyor okulda, yıl sonu etkinlikleri hazırlıyor, hep sahnede olacağı için ))) kendine kıyafet ayarlıyor. Gamsegamse hala ödev sunum, yıllık çekimleri peşinde. Neyseki stajı bitti. İzleyen hocası hem çekim yapmış, hem de hayatımda izlediğim en iyi 10 staj dan biri demiş. Biz de ev de videosunu izledik ve iyi not verdik:)). Allah dualarımı kabul ediyor. Nazlıya bir delik olsada seni sınıfta izlesem demiştim. Kanal Türk ve Show TV sınıfında çekim yapmıştı, değil ben sülalace izlemiştik. Hele Kanal Türk'ünkü bir çocuk programıydı ve aylarca her sabah saat 9 da Nazlı'nın sınıfından yayın yapıyordu. Ben ev de baba iş de kızımızı izledik . Neyse Gamse^yi de izledim ders anlatışını çocuklarla iletişimini birebir kendi gözlerimle gördüm,
Zuz tatilden kara marsık olarak döndü. Tatili çok iyi geçmiş. Kuşadası ve Bodrum dolaylarındaydı. Can Bey de yurt semalarına döndü, dün bizdeydi. O bizi biz O'nu çok özlemişiz. Yaladık yuttuk birbirimizi, doyamadık yarın da geliyor. Zaten perşembe O^nun günü de, dün özlemden extra yaptık. Sevgiden mi?dir nedir bilemedik bana bir sarıldı kulağımı kaptı ısırdı:)).
Bu gün arkadaşlarla buluştuk iki tur okey oynadık, ayıptır söylemesi ikiye katlayıp dörtle çarptım onları:)). Ya bi adamın her el elinde okey olurmu bazen iki okey birden . Kumarda kazanan aşkta kaybeder lafına inanmayın siz, artık devir değişti kazanan her yerde kazanıyor heheheheheheh.
Akşam yemeğine kabak kemane yaptım( benim uydurduğum isim biliyosunuz). Giderken pişirip bırakmıştım. Nazlı bu gün koşturmacadan doğru dürüst yemek yiyememiş okulda gelince bir tabak yemiş hemen. Ben gelince de giyindi uçtu gitti bile dışarıya.
Aldığım kitaplardan Mucizevi Mandarini bitirdim. Okudukça İstanbul'u özledim ne garip değilmi??. Bir de,'' aşka bir göz fazladır''sözü kaldı yadigar. Sonuç'da Aslı Erdoğan'ın okuduğum ilk kitabıydı , yazı dilini sevdim. Yani evet bir Aslı Erdoğan okuyucusu olabilirim. Sırada Kırmızı Pelerinli Kent var. Bu akşam başlayacağım.
Hadi bakalım artık akşam oldu evli evine köylü köyüne
Zuz tatilden kara marsık olarak döndü. Tatili çok iyi geçmiş. Kuşadası ve Bodrum dolaylarındaydı. Can Bey de yurt semalarına döndü, dün bizdeydi. O bizi biz O'nu çok özlemişiz. Yaladık yuttuk birbirimizi, doyamadık yarın da geliyor. Zaten perşembe O^nun günü de, dün özlemden extra yaptık. Sevgiden mi?dir nedir bilemedik bana bir sarıldı kulağımı kaptı ısırdı:)).
Bu gün arkadaşlarla buluştuk iki tur okey oynadık, ayıptır söylemesi ikiye katlayıp dörtle çarptım onları:)). Ya bi adamın her el elinde okey olurmu bazen iki okey birden . Kumarda kazanan aşkta kaybeder lafına inanmayın siz, artık devir değişti kazanan her yerde kazanıyor heheheheheheh.
Akşam yemeğine kabak kemane yaptım( benim uydurduğum isim biliyosunuz). Giderken pişirip bırakmıştım. Nazlı bu gün koşturmacadan doğru dürüst yemek yiyememiş okulda gelince bir tabak yemiş hemen. Ben gelince de giyindi uçtu gitti bile dışarıya.
Aldığım kitaplardan Mucizevi Mandarini bitirdim. Okudukça İstanbul'u özledim ne garip değilmi??. Bir de,'' aşka bir göz fazladır''sözü kaldı yadigar. Sonuç'da Aslı Erdoğan'ın okuduğum ilk kitabıydı , yazı dilini sevdim. Yani evet bir Aslı Erdoğan okuyucusu olabilirim. Sırada Kırmızı Pelerinli Kent var. Bu akşam başlayacağım.
Hadi bakalım artık akşam oldu evli evine köylü köyüne
Etiketler:
Aslı Erdoğan,
Kırmızı Pelerinli Kent,
Mucizevi Mandarin
1 Haziran 2009 Pazartesi
Hafta sonu raporu:)))))
Hafta sonunu tarif et deseler, eğlenceli, doyurucu ve yorucuydu derim:).
Cumartesi önce ev halkı ile geç ve uzun bir kahvaltı yaptıktan sonra hadi çıkalım , şimdi çıkalım derken ancak saat ikiye doğru çıkabildik.İstikamet Beşiktaş.

Beşiktaş'a veya Kadıköy'e gidince uğramadan edemediğimiz yer tabiki Alkım Kitabevi. Ben buraya girince saldırganlaşıyorun, bir oraya bir buraya gidiyorum, her kitabı elime alıyorum. Sonuç da Gamse ile dört kitapta karar kıldık ve aldık. İlki Elif Şafak'dan ''Aşk''. Bu kitap hakkında çok yazıldı , çok söylendi. Ben de böyle popüler kitapları okumak için ortalığın biraz durulmasını beklerim. İki kitapda Aslı Erdoğan'dan aldık. ''Mucizevi Mandarin'' ve ''Kırmızı Pelerinli Kent''. Erdogan’in dunya okurlarinca gelecege kalacak elli yazardan biri sayildiginı ve kitaplarının İngilizceden Norveçceye kadar bir çok dile çevrildiğini de dip not olarak düşelim. Dördüncü kitapta ''Telefonda Anlatılan Masalar'' yazarı Gianni Rodari. İçinde 70 kısa öykü var. Çok seyehat eden baba, her akşam kızına bir masal anlatmaya söz veriyor, cep telefonunun olmadığı zamanlarda geçiyor bu olay.
Kitapçıda hemen hemen bir saat falan kalmışız, acıkmışız da bu arada. Karnımız doyursak teyzeme gidiyoruz, hadi Şampiyonda birer midye tavalı sandvich yiyeylim dedik. Hem yedik hem kitaplarımızı inceledik. Teyzeme gittiğimiz de tüm kuzen tayfası toplanmıştı. Acaip gürültülü bir gündü. Hatta Gamse eve dönmeye falan kalktı, Oya da bize gel dedi ama ertesi günkü sınav yüzünden kaldı mecburan bizimle:))). Bu gürültü patırtı ve yeme içme faslı gece 11 e kadar sürdü. Bir ara Beyoğlu faslı yaptık geri döndük. Gece yarısı Kuzen Gülden'e geçtik. Karar verdim artık yatağım dışında yerlerde uyuyamıyorum. Uyur uyanık bir gece geçirdim. Gamse Darüşşafaka'da ki sınavda gözetmen olduğu için erken kalktık. Taksim'e çıktık , o saatte insanlar eğlenceden yeni dönüyordu , Bambi de kahvaltı ettik birlikte . Sonra ben yine Gülden'e geri döndüm. Mucizevi Mandarin'i okudum biraz , yeniden uyumuşum. Öğlene kadar uyumuş kalmışız, o ara Gülden benim odama gelmiş, karşı yatağa yatmış haberim bile yok. Kalktık kahvaltı ettik, kahvemizi içtik. Eniştem'i ziyarete gittik. Ben Eniştem için enginar pişirdim, piştikten sonra püre yaptık. Biraz biraz konuşuyor , bir iki adım attırdık, koltuğa oturttuk.

Akşam eve dönerken Kabataş'a geldiğimde yer gök inliyordu, Beşiktaş2ın Şampiyonluk kutlamasının hazırlıkları vardı. Biliyosunuz bizim ev fifty fifty Beşiktaşlı ve Galatasaraylı. O yüzden biz de bu sevinçten pay alıyoruz. Gamse ve Kocam BJK li , Ben Ve Naziş GS liyiz. Zaten bu yıl ya Beşiktaş Ya Sivas şampiyon olsun istiyordum.
Üsküdar'a geçtiğimde hissettiğim dinginliği anlatamam. Sanki garip bir huzur vardı. Eve gelen sokağa girdiğimde yorgunluğumu anladım. İçeri girer girmez hemen banyoya sonra yatağa gittim. Gamze de gelmiş aynını yapmış uyuyordu. Gözümü açtığımda üstüme eğilmiş şaşkın şaşkın bakan kocamı gördüm. Bu kadar yorulacak ne yaptınız ki dedi, hangisini anlatsam ki dedim içimden. Sadece Gülden desem yeter sanırım dedim.
Hafta sonunun bir diğer güzelliği de Moonsun'dan aldığım doğum günü kutlama kartıydı. Nazlı - Anne sana Miami'den kart var deyince nasıl şaşırdım anlatamam. Akabinde nasıl mutlu olduğumu da. Moonsun hafta sonumu aydınlattın renk kattın çok teşekkür ederim. Doğum günüme biraz daha var ama çok güzel oldu, kutlamalar erken başlamış oldu:))). Bu sayede bir kat daha anladım ki blog açmakla doğru ve güzel bir şey yapmışım.
Cumartesi önce ev halkı ile geç ve uzun bir kahvaltı yaptıktan sonra hadi çıkalım , şimdi çıkalım derken ancak saat ikiye doğru çıkabildik.İstikamet Beşiktaş.
Beşiktaş'a veya Kadıköy'e gidince uğramadan edemediğimiz yer tabiki Alkım Kitabevi. Ben buraya girince saldırganlaşıyorun, bir oraya bir buraya gidiyorum, her kitabı elime alıyorum. Sonuç da Gamse ile dört kitapta karar kıldık ve aldık. İlki Elif Şafak'dan ''Aşk''. Bu kitap hakkında çok yazıldı , çok söylendi. Ben de böyle popüler kitapları okumak için ortalığın biraz durulmasını beklerim. İki kitapda Aslı Erdoğan'dan aldık. ''Mucizevi Mandarin'' ve ''Kırmızı Pelerinli Kent''. Erdogan’in dunya okurlarinca gelecege kalacak elli yazardan biri sayildiginı ve kitaplarının İngilizceden Norveçceye kadar bir çok dile çevrildiğini de dip not olarak düşelim. Dördüncü kitapta ''Telefonda Anlatılan Masalar'' yazarı Gianni Rodari. İçinde 70 kısa öykü var. Çok seyehat eden baba, her akşam kızına bir masal anlatmaya söz veriyor, cep telefonunun olmadığı zamanlarda geçiyor bu olay.
Kitapçıda hemen hemen bir saat falan kalmışız, acıkmışız da bu arada. Karnımız doyursak teyzeme gidiyoruz, hadi Şampiyonda birer midye tavalı sandvich yiyeylim dedik. Hem yedik hem kitaplarımızı inceledik. Teyzeme gittiğimiz de tüm kuzen tayfası toplanmıştı. Acaip gürültülü bir gündü. Hatta Gamse eve dönmeye falan kalktı, Oya da bize gel dedi ama ertesi günkü sınav yüzünden kaldı mecburan bizimle:))). Bu gürültü patırtı ve yeme içme faslı gece 11 e kadar sürdü. Bir ara Beyoğlu faslı yaptık geri döndük. Gece yarısı Kuzen Gülden'e geçtik. Karar verdim artık yatağım dışında yerlerde uyuyamıyorum. Uyur uyanık bir gece geçirdim. Gamse Darüşşafaka'da ki sınavda gözetmen olduğu için erken kalktık. Taksim'e çıktık , o saatte insanlar eğlenceden yeni dönüyordu , Bambi de kahvaltı ettik birlikte . Sonra ben yine Gülden'e geri döndüm. Mucizevi Mandarin'i okudum biraz , yeniden uyumuşum. Öğlene kadar uyumuş kalmışız, o ara Gülden benim odama gelmiş, karşı yatağa yatmış haberim bile yok. Kalktık kahvaltı ettik, kahvemizi içtik. Eniştem'i ziyarete gittik. Ben Eniştem için enginar pişirdim, piştikten sonra püre yaptık. Biraz biraz konuşuyor , bir iki adım attırdık, koltuğa oturttuk.

Akşam eve dönerken Kabataş'a geldiğimde yer gök inliyordu, Beşiktaş2ın Şampiyonluk kutlamasının hazırlıkları vardı. Biliyosunuz bizim ev fifty fifty Beşiktaşlı ve Galatasaraylı. O yüzden biz de bu sevinçten pay alıyoruz. Gamse ve Kocam BJK li , Ben Ve Naziş GS liyiz. Zaten bu yıl ya Beşiktaş Ya Sivas şampiyon olsun istiyordum.
Üsküdar'a geçtiğimde hissettiğim dinginliği anlatamam. Sanki garip bir huzur vardı. Eve gelen sokağa girdiğimde yorgunluğumu anladım. İçeri girer girmez hemen banyoya sonra yatağa gittim. Gamze de gelmiş aynını yapmış uyuyordu. Gözümü açtığımda üstüme eğilmiş şaşkın şaşkın bakan kocamı gördüm. Bu kadar yorulacak ne yaptınız ki dedi, hangisini anlatsam ki dedim içimden. Sadece Gülden desem yeter sanırım dedim.
29 Mayıs 2009 Cuma
ay bi yazı ki, dolu dolu, hatta taşıyo:)))
Dünden başlayayım, dün evcek evdeydik . Ama hafta içi sabahın köründe pörtleyen bir aile olduğumuzdan , erkenden pörtledik. Herkes önce odasında takıldı ama heyhat erken kahvaltı etmeye alışkın mideler guruldumaya başladı. Sonra aklıma geldi aaa bizde misafir vardı heheheheh. Gamse^nin arkadaşı Neşe, namı diğer Neşka. Ama O, meğer erkenden gitmiş, kursu varmış.
Neyse ben kalktım, mutfak tezgahında duran helvadan bi tane lüpledim sabah sabah zihnim açılsın diye. Akşam Gamse Anne Neşe ile geliyoruz deyince yemeğin yanına hadi bi de helva attırayım dedim. Üstünüze afiyet un helvam meşhurdur. Tariflidir , şaşmaz tutar. tarif , yazının sonunda:)))
Kahvaltı faslından sonra biz karı-koca tıkır tıkır yürüyere yürüye Üsküdar'a indik. Alış veriş yaptık biraz, hava efil efildi.
Eve gelince çamaşır yıkama, asma , katlama , kaldırma , ve dolma sarma günü ilan ettim.Çünkü kocam dönüşte firar etti. Bizim bir özelliğimiz de ben dahil. Evden birlikte çıktığın biriyle , eve birlikte dönme olasılığın % 20 falandır. Bu gün yazı da tarif dolu çünküüü nohut dolması yaptım. Anah demeyin, nohut dolması da olur mu??? hiç demeyin ve üşenmeyin deneyin. Onunda tarifi yazının sonunda. Dolma sarma işlemi sırasında bi tencerede etli taze fasulye pişti. Sonracığıma , okuldan aç gelen Gamse'nin canı ton balıklı makarna istedi, ara verildi o da yapıldı. Sonra sonra nohut dolması yapılıp pişmeye konulunca bi de bakıldı ki , bi sürü yaprak artmış. Hemen etli dolma içi hazırlandı , sarıldı bir taşım kaynatılıp , soğutulup dondurucıuya karagün dostu olarak atıldı. Bunların hepsi yapıldı Aşkı Memnu başladı , dondurma yiyerek seyredildi, sonra üstüne dolma yendi heheheheheheh.
Şimdiii gelellim bu hummalı yemek faliyeti neden yapıldı, şundan yapıldı, Hafta sonu yüklü bir program var , iki gün evde yokum hatta gece de yokum. Yarın , Oya ( kuzen), benim kızlar ve Zuz diğer bir kuzen tayfası ile buluşucaz. Teyzeme çıkartma yapacağız. Sonra Naziş , Zuz ve Oya ile dönecek. Gamse ile ben yedi bela dokuz katil lakaplı Gülden'de kalacağız, Fato da katılacak bize, gece de Beyoğluna akmaca var.
Pazar günü Gamse Darüşşafaka'da yapılacak sınava gözetmen olarak katılacak. Akşam dönüşte Taksim^de buluşacağız, Beşiktaş Alkım'da turlayacağız . Yani program bu. Bu gün de evde değildim bir arkadaşıma gittim, geldim. Nazlı biraz mırın kırın etti, çünkü O Şavuot Bayramı nedeniyle tatildi. O yüzden çok kalmadan eve geldim.
ŞİMDİ SIRA TARİFLERDE
Un Helvası.
yedi çay bardağı un, bir paket tereyağ(250gr) ya da margarin, üç çay bardağı şeker, üç çay bardağı süt, fındık fıstık ceviz ne arzu ederseniz
Yağı eritin , unları yağda iyice un kokusu gelip pembeleşene kadar kavurun, belkide sararana kadar demeliyim bilemedim. Zaten o kendini belli ediyor kavrulma işlemi birden kolaylaşıyor, kremamsı bir kıvama geliyor. Önce toz şekeri hiç eritmeden boca edin üstüne hemen soğuk sütüde, bir güzel karıştıra karıştıra yedirin, fındık fıstık ilave edin, altını kapatın. Beş on dakika bırakın demlensin. Sonra kaşıkla şekil vere vere servis tabağına alın. Afiyetle yiyin bu kıyağımıda unutmayın. Bu tarif hiç şaşmaz. Helva delisi bir koca için tarafımdan deneye yanıla geliştirilmiştir. Adam herkesin yakasına yapışıyodu helva yapın diye ayol.
Nohut Dolması
Bunda ölçü veremek zor , her şey göz kararı. Ama 250-300 gr kadar nohutu akşamdan ıslatın.
Şimdii zırnanın zırt dediği yere geliyoruz , iki su bardağı kadar aşlık diyeceğim o da ne diyeceksiniz. Çekilmiş buğdaydır bunun türkçesi yada dövülmüş. Ama görümcelerim aşlık olmadığı zaman bulgur koyduklarını söylüyorlar. İki su bardağı kadar da ondan diyelim. Bol soğan doğrayın, ince ince. İki çorba kaşığı kadar kuru reyhan. Karabiber kırmızı biber ve tuzla ve de iki çorba kaşığı salça ile harmanlayın. Et dolmasından daha iri iri sarın. Bir dolmanın içinde üç nohut falan olsun. Bunu tencereye dizerken aralarına kemikli etler koyun. Ben kuşbaşı koydum. Bizim evin kemik alerjisi var da :)). Tenceye dizme işi bitince üstünden sıvı yağ gezdirin yağın biraz fazla olması gerekiyor, çünkü iç malzeme hiç yağsız. Tamammmm tencerenin yerleşmesi bitti dimi. Ama bizim iş bitmedi. Şimdi bolca soğan doğrayın yine piyazlık gibi. Bunu bir kaşık tereyağda iyice sarartın, pembeleştirin her ne yapıyosanız, içine 10 diş kadar sarımsak da atın.Bir kaşık da salça koyun karıştırın. Tenceredeki dolmaların üzerine yayın bu karışımı. Sıcak su ialave edin pişirin. Tarif uzun görünebilir ama ben bu işi bilemediniz 45 dk da bitirdim. Nohutum İspanyol cinsiydi ve çok kolay piştiyi de dip not olarak ekledim. Niksar da pişirken üstüne pastırma dilimleri de koyuyorlar. Aman ne lezzetli oluyor. Ama biz de kokulu hiç bir şeyi kızlar ağza koymadığından, koymuyorum.
Neyse ben kalktım, mutfak tezgahında duran helvadan bi tane lüpledim sabah sabah zihnim açılsın diye. Akşam Gamse Anne Neşe ile geliyoruz deyince yemeğin yanına hadi bi de helva attırayım dedim. Üstünüze afiyet un helvam meşhurdur. Tariflidir , şaşmaz tutar. tarif , yazının sonunda:)))
Kahvaltı faslından sonra biz karı-koca tıkır tıkır yürüyere yürüye Üsküdar'a indik. Alış veriş yaptık biraz, hava efil efildi.
Eve gelince çamaşır yıkama, asma , katlama , kaldırma , ve dolma sarma günü ilan ettim.Çünkü kocam dönüşte firar etti. Bizim bir özelliğimiz de ben dahil. Evden birlikte çıktığın biriyle , eve birlikte dönme olasılığın % 20 falandır. Bu gün yazı da tarif dolu çünküüü nohut dolması yaptım. Anah demeyin, nohut dolması da olur mu??? hiç demeyin ve üşenmeyin deneyin. Onunda tarifi yazının sonunda. Dolma sarma işlemi sırasında bi tencerede etli taze fasulye pişti. Sonracığıma , okuldan aç gelen Gamse'nin canı ton balıklı makarna istedi, ara verildi o da yapıldı. Sonra sonra nohut dolması yapılıp pişmeye konulunca bi de bakıldı ki , bi sürü yaprak artmış. Hemen etli dolma içi hazırlandı , sarıldı bir taşım kaynatılıp , soğutulup dondurucıuya karagün dostu olarak atıldı. Bunların hepsi yapıldı Aşkı Memnu başladı , dondurma yiyerek seyredildi, sonra üstüne dolma yendi heheheheheheh.
Şimdiii gelellim bu hummalı yemek faliyeti neden yapıldı, şundan yapıldı, Hafta sonu yüklü bir program var , iki gün evde yokum hatta gece de yokum. Yarın , Oya ( kuzen), benim kızlar ve Zuz diğer bir kuzen tayfası ile buluşucaz. Teyzeme çıkartma yapacağız. Sonra Naziş , Zuz ve Oya ile dönecek. Gamse ile ben yedi bela dokuz katil lakaplı Gülden'de kalacağız, Fato da katılacak bize, gece de Beyoğluna akmaca var.
Pazar günü Gamse Darüşşafaka'da yapılacak sınava gözetmen olarak katılacak. Akşam dönüşte Taksim^de buluşacağız, Beşiktaş Alkım'da turlayacağız . Yani program bu. Bu gün de evde değildim bir arkadaşıma gittim, geldim. Nazlı biraz mırın kırın etti, çünkü O Şavuot Bayramı nedeniyle tatildi. O yüzden çok kalmadan eve geldim.
ŞİMDİ SIRA TARİFLERDE
Un Helvası.
yedi çay bardağı un, bir paket tereyağ(250gr) ya da margarin, üç çay bardağı şeker, üç çay bardağı süt, fındık fıstık ceviz ne arzu ederseniz
Yağı eritin , unları yağda iyice un kokusu gelip pembeleşene kadar kavurun, belkide sararana kadar demeliyim bilemedim. Zaten o kendini belli ediyor kavrulma işlemi birden kolaylaşıyor, kremamsı bir kıvama geliyor. Önce toz şekeri hiç eritmeden boca edin üstüne hemen soğuk sütüde, bir güzel karıştıra karıştıra yedirin, fındık fıstık ilave edin, altını kapatın. Beş on dakika bırakın demlensin. Sonra kaşıkla şekil vere vere servis tabağına alın. Afiyetle yiyin bu kıyağımıda unutmayın. Bu tarif hiç şaşmaz. Helva delisi bir koca için tarafımdan deneye yanıla geliştirilmiştir. Adam herkesin yakasına yapışıyodu helva yapın diye ayol.
Nohut Dolması
Bunda ölçü veremek zor , her şey göz kararı. Ama 250-300 gr kadar nohutu akşamdan ıslatın.
Şimdii zırnanın zırt dediği yere geliyoruz , iki su bardağı kadar aşlık diyeceğim o da ne diyeceksiniz. Çekilmiş buğdaydır bunun türkçesi yada dövülmüş. Ama görümcelerim aşlık olmadığı zaman bulgur koyduklarını söylüyorlar. İki su bardağı kadar da ondan diyelim. Bol soğan doğrayın, ince ince. İki çorba kaşığı kadar kuru reyhan. Karabiber kırmızı biber ve tuzla ve de iki çorba kaşığı salça ile harmanlayın. Et dolmasından daha iri iri sarın. Bir dolmanın içinde üç nohut falan olsun. Bunu tencereye dizerken aralarına kemikli etler koyun. Ben kuşbaşı koydum. Bizim evin kemik alerjisi var da :)). Tenceye dizme işi bitince üstünden sıvı yağ gezdirin yağın biraz fazla olması gerekiyor, çünkü iç malzeme hiç yağsız. Tamammmm tencerenin yerleşmesi bitti dimi. Ama bizim iş bitmedi. Şimdi bolca soğan doğrayın yine piyazlık gibi. Bunu bir kaşık tereyağda iyice sarartın, pembeleştirin her ne yapıyosanız, içine 10 diş kadar sarımsak da atın.Bir kaşık da salça koyun karıştırın. Tenceredeki dolmaların üzerine yayın bu karışımı. Sıcak su ialave edin pişirin. Tarif uzun görünebilir ama ben bu işi bilemediniz 45 dk da bitirdim. Nohutum İspanyol cinsiydi ve çok kolay piştiyi de dip not olarak ekledim. Niksar da pişirken üstüne pastırma dilimleri de koyuyorlar. Aman ne lezzetli oluyor. Ama biz de kokulu hiç bir şeyi kızlar ağza koymadığından, koymuyorum.
28 Mayıs 2009 Perşembe
Sabah programlarını izlememe geleneğini bozup, bir kaç gündür Müge Anlının programına takıldım. Hay takılmaz olaydım. Yengesi tarafından öldürülüp sandıkta gizlenen üç buçuk yaşındaki çocuk. Ve yedi yaşına kadar hiç resmi olmayan, çöpten ekmek yiyen, pantolonu bile olmadığı için pijamayla dolaşan , annesi ve sevgilisi tarafından öldürülen çocuk.
O çocuk çöpten ekmek yerken, annesi bir adamla 10 lira karşılığında birlikte oldu. O çocuk buğday başakları arasında kurda kuşa yem olurken annesi gülüyordu. Yalanı hiç sevmeyen adam yalan söylüyordu. O çocuğun yedi yaşına kadar hiç resmi olmamış. Annesi ve babası tarif edip bir robot resmini bile çizdiremedi.
Hani bizim için en kutsal şey çocuklarımızdı. Her gün annesi babası ya da başka bir yakını tarafından öldürülen çocuk haberi duyuyoruz.
Bu günlerde içim öyle acıdı ki, boğazımda hep bir yumruk var.Çocuğum olsun diye dr kapılarında bekleyenler, denemedik yol bırakmayanlar, bu uğurda servet harcayanlar, diğer yanda da başlarından çocuk yağan bu caniler. Terslik nerede çözemiyorum.
O çocuk çöpten ekmek yerken, annesi bir adamla 10 lira karşılığında birlikte oldu. O çocuk buğday başakları arasında kurda kuşa yem olurken annesi gülüyordu. Yalanı hiç sevmeyen adam yalan söylüyordu. O çocuğun yedi yaşına kadar hiç resmi olmamış. Annesi ve babası tarif edip bir robot resmini bile çizdiremedi.
Hani bizim için en kutsal şey çocuklarımızdı. Her gün annesi babası ya da başka bir yakını tarafından öldürülen çocuk haberi duyuyoruz.
Bu günlerde içim öyle acıdı ki, boğazımda hep bir yumruk var.Çocuğum olsun diye dr kapılarında bekleyenler, denemedik yol bırakmayanlar, bu uğurda servet harcayanlar, diğer yanda da başlarından çocuk yağan bu caniler. Terslik nerede çözemiyorum.
27 Mayıs 2009 Çarşamba
Havalar ısındı ya, blogada rehavet iyice çöktü. Eylüle kadar devam eder bu durum.
Önceki senelerde ben çoktan yaz rotamı belirlemiş olurudum. Ama şimdi rotasısız. Dümeni kırık yelkenliyiz anlayacağınız. Bakalım rüzgar nereden eserse, yelken o yana doğru şişecek.
Bu yaz tamamiyle Gamse'ye endeksli. Ramazan da Ağustosa denk geliyor. Geçen yıl değil ondan önceki yıldı galiba, Bodrum'daydık. Ramazan'ın ilk üç günü, bizim tatilin son üç gününe denk geldi. Aslında keyiflide oldu.Site de iftar yemeği çıktı. Akşam yaklaşırken , lokali işleten çocuk , balkonun altına gelir, bizde mi yiyeceksiniz diye sorardı, ben de yemek listesine göre evet ya da hayır derdim. Oruç tutsak da tutmasak da ramazan da tatil yapmaktan keyif almıyorum. Bu duruma göre, Gamsenin finallerdi, kep töreniydi derken Temmuz ortasına kadar işi var. Ağustos 15 de de seminerler başlayacakmış. Yani çok kısa bir boşluğumuz olacak. O arada ben bir Ordu yapabilirsem ne mutlu bana. Nazlı sanırım arkadaşlarıyla program yapıyor. Kocam ,tatildendöndüğümüz günün ertesi sabahı kahvaltıda, gelecek yılın tatili düşünen biri olarak bu yıl ne yapacak çok merak ediyorum heheheheh.
Bu arada bilmem anladınız mı, yazma motivasyonumu kaybetmiş bulunuyorum. Sayfayı açıyorum bön bön bakıp gidiyorum. Ayşegül'ün Ordu'ya geri taşınıyor olması nedenlerden biri olabilir. Oğlu askere gidince onlar da karı-koca bu arayı Ordu'da ki evlerinde geçirmek için dönüyorlar. Öyle güzel bir evi var ki,balkonunda otururken hayat boyu burada hiç kalkmadan oturabilirim duygusuna kapılırım hep.. Uçsuz bucaksız deniz serilir önünüze, Taaa Rusya'yı görücem sanırım o balkonda otururken. Neyseki O'nun orada oturduğunu hayal edebileceğim. Aysel demişti bana bunu. Ben denizi olmayan yerde otururken bizi ziyaret gelmişti ailesiyle. Artık benimle telefonda konuşurken nasıl bir yerde olduğunu , mutfaktayım dediğinde nasıl bir mutfakda olduğunu biliyor olacağım. Bahçedeyim dediğinde bahçenden görünen manzara gözümde canlanacak demişti. Sonra düşündüm ne kadar önemli bu dedim, daha önce bilinmez bir yerdeydim onun için.
Bu kadar , şimdi kahve zamanı...
Önceki senelerde ben çoktan yaz rotamı belirlemiş olurudum. Ama şimdi rotasısız. Dümeni kırık yelkenliyiz anlayacağınız. Bakalım rüzgar nereden eserse, yelken o yana doğru şişecek.
Bu yaz tamamiyle Gamse'ye endeksli. Ramazan da Ağustosa denk geliyor. Geçen yıl değil ondan önceki yıldı galiba, Bodrum'daydık. Ramazan'ın ilk üç günü, bizim tatilin son üç gününe denk geldi. Aslında keyiflide oldu.Site de iftar yemeği çıktı. Akşam yaklaşırken , lokali işleten çocuk , balkonun altına gelir, bizde mi yiyeceksiniz diye sorardı, ben de yemek listesine göre evet ya da hayır derdim. Oruç tutsak da tutmasak da ramazan da tatil yapmaktan keyif almıyorum. Bu duruma göre, Gamsenin finallerdi, kep töreniydi derken Temmuz ortasına kadar işi var. Ağustos 15 de de seminerler başlayacakmış. Yani çok kısa bir boşluğumuz olacak. O arada ben bir Ordu yapabilirsem ne mutlu bana. Nazlı sanırım arkadaşlarıyla program yapıyor. Kocam ,tatildendöndüğümüz günün ertesi sabahı kahvaltıda, gelecek yılın tatili düşünen biri olarak bu yıl ne yapacak çok merak ediyorum heheheheh.
Bu arada bilmem anladınız mı, yazma motivasyonumu kaybetmiş bulunuyorum. Sayfayı açıyorum bön bön bakıp gidiyorum. Ayşegül'ün Ordu'ya geri taşınıyor olması nedenlerden biri olabilir. Oğlu askere gidince onlar da karı-koca bu arayı Ordu'da ki evlerinde geçirmek için dönüyorlar. Öyle güzel bir evi var ki,balkonunda otururken hayat boyu burada hiç kalkmadan oturabilirim duygusuna kapılırım hep.. Uçsuz bucaksız deniz serilir önünüze, Taaa Rusya'yı görücem sanırım o balkonda otururken. Neyseki O'nun orada oturduğunu hayal edebileceğim. Aysel demişti bana bunu. Ben denizi olmayan yerde otururken bizi ziyaret gelmişti ailesiyle. Artık benimle telefonda konuşurken nasıl bir yerde olduğunu , mutfaktayım dediğinde nasıl bir mutfakda olduğunu biliyor olacağım. Bahçedeyim dediğinde bahçenden görünen manzara gözümde canlanacak demişti. Sonra düşündüm ne kadar önemli bu dedim, daha önce bilinmez bir yerdeydim onun için.
Bu kadar , şimdi kahve zamanı...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)