Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
2 Aralık 2013 Pazartesi
Tamam mıyız?
Sabah erken uyandım ama yağmur camlara öyle güzel vuruyordu ki tıkır tıkır, koşmaca yatağa geri döndüm.Saat 10 a kadar yattım. Sonra yeşil çayımı aldım.Bahçedeki portakal ağacındaki iki tane portakala; pencereden baka baka bi hal oldum. Mala bağladım afedersiniz:)Benim sabahları dünyaya intibakım biraz zor olur da...Neyse ki o iki portakal , bakışlarımın tesiriyle yere düşmeden ben kendime geliverdim:)
Bu hafta sonu Çağan Irmak'ın yeni vizyona giren filmi '' Tamam mıyız''ı izledik. Her zamanki gibi yine elini yüreğimize bastırdı Çağan Irmak. Arkadaşlarına adadığı bu filmde bize, ben kiminle tamamım sorusunu sordurdu... Ben, filmdeki her oyuncuyu çok ama çok beğendim.Sumru Yavrucuk yine her zamanki gbi harika bir oyun çıkartmıştı.Aras Bulut İynem'liyi ilk kez ''Öyle bir Geçer Zaman Ki '' de gördüğüm zaman; bu çocuk ,buradan yürür gider demiştim, öyle de oldu. ''Çalıkuşu''ndan tanıdığımız Deniz Celiloğlu'da çok iyiydi... belki tek tedirginliğim filmdeki havanın biraz fazla masalsı oluşuydu. Ama iyimserlik aşılaması,umut vaad etmesi açısından sonra buna fazla takılmadım.Sonuçda Çağan Irmak sinemasını,onun hikayelerini filmlerinde kullandığı müzikleri seviyorum. Zaten ben izlediğim filmlerde de, kitaplarda da genele bakmam tek bir sahne yüzünden, tek bir cümle sebebiyle o kitabı ya da o filmi çok beğenebilirim...
Hafta sonu Begüm'ün doğum gününü nihayet bir hafta gecikmeli de olsa kutladık.Kafka Kafe'de şaraplı pizzalı kutlama yaptık.Doğumgünü bahane bir araya gelmek şahaneydi..
.
Bugün ise evdeydim ve portakal reçelimin birinci raundunu tamamladım... Birinci gün için portakallar fırçalayarak yıkandı. O fırçalama sırasında yayılan kokuyu anlatamam size...Daha sonra da ince ince dilimlendi, üstünü geçecek kadar üstü suyla dolduruldu ve cam bir kaba konup ağzı kapatılıp buzdolabına kaldırıldı, yarına kadar.
Bu arada ''Bibliyomanyaklar'' da bugün ''Venüs/Şebnem İşigüzel'' Leylak Dalı tarafından yorumlandı ama ondan önceki sunuş yazılarını da kaçırmayın derim...
Hayde gittim ben...
30 Kasım 2013 Cumartesi
Hafta Soncuğu önerileri
Hafta sonu öneriler bu kez geç kalınca, öneriler de hafta soncuğu önerilerine dönüştü haliyle....
İlk öneri film. Biz dün gece izledik ve çok beğendik. Fazla söze ne hacet bir Çağan Irmak filmi...Bu kez arkadaşlarına adamış filmini...Gidin,izleyin ve siz kiminle tamamsınız karar verin.
Nerede ne yiyelim önerisi:
Bu kez Beşiktaş'da bir köfteci. Benim defalarca köfte yediğim, her seferinde de hay maşallah bu nasıl porsiyon dediğim köfteci...MANGALHANE...Valla köfte dediniz mi tepeleme bir tabak dolusu köfte gelir önünüze... Yanında ızgara sebzeleri ve kendi özel sosları eşliğinde...
Beşiktaş deyince siz hiç Karadeniz Dönercisinden döner yediniz mi?... Ama önce sırada beklemeyi göze alacaksınız, kuyruğun resmini çekenlere göğüs gereceksiniz, hatta tv çekimine bile rastlamanız olası... Sahibi resimdeki Rizeli Asım Usta... Vedat Milor'da geldikten sonra burası almış başını gitmiş.Dönerin eti Samsun'dan geliyormuş.
Kokinalar ise kendinize yapacağınız bir hoşluk öner
isi... Bu yıl erken çıktılar ve kokinasız yeni yıla girilmez bilesiniz:)) Ben bu akşam çatır çatır pazarlık yaptım ve tanesini 10 liraya dediği kokinanın ikisini 7,5 liraya aldım...1 Aralık itibariyle de ağacımızı süsleriz.
Bi de akşamları bundan örün çaydanlığınıza ,kupanıza...Ben bu akşam öreceğim mesela:))
Kitap önerisi yapmadım di mi? Ama ben hala Güneş Çavması okuyorum...Şarkı,türkü dinleye dinleyeee ancak okuyorum işte...
Hadi Adios
İlk öneri film. Biz dün gece izledik ve çok beğendik. Fazla söze ne hacet bir Çağan Irmak filmi...Bu kez arkadaşlarına adamış filmini...Gidin,izleyin ve siz kiminle tamamsınız karar verin.
Nerede ne yiyelim önerisi:
Bu kez Beşiktaş'da bir köfteci. Benim defalarca köfte yediğim, her seferinde de hay maşallah bu nasıl porsiyon dediğim köfteci...MANGALHANE...Valla köfte dediniz mi tepeleme bir tabak dolusu köfte gelir önünüze... Yanında ızgara sebzeleri ve kendi özel sosları eşliğinde...
Beşiktaş deyince siz hiç Karadeniz Dönercisinden döner yediniz mi?... Ama önce sırada beklemeyi göze alacaksınız, kuyruğun resmini çekenlere göğüs gereceksiniz, hatta tv çekimine bile rastlamanız olası... Sahibi resimdeki Rizeli Asım Usta... Vedat Milor'da geldikten sonra burası almış başını gitmiş.Dönerin eti Samsun'dan geliyormuş.
Kokinalar ise kendinize yapacağınız bir hoşluk öner
isi... Bu yıl erken çıktılar ve kokinasız yeni yıla girilmez bilesiniz:)) Ben bu akşam çatır çatır pazarlık yaptım ve tanesini 10 liraya dediği kokinanın ikisini 7,5 liraya aldım...1 Aralık itibariyle de ağacımızı süsleriz.
Bi de akşamları bundan örün çaydanlığınıza ,kupanıza...Ben bu akşam öreceğim mesela:))

Kitap önerisi yapmadım di mi? Ama ben hala Güneş Çavması okuyorum...Şarkı,türkü dinleye dinleyeee ancak okuyorum işte...
Hadi Adios
28 Kasım 2013 Perşembe
Çorbalı, ponponlu yazı
Bir kaç gündür süren bir garip uyku düzenim vardı.Sabahları erken kalktığım için, geceleri de kolaylıkla uyuyordum. Ama bir iki gün yatarken alerji ialacı almak zorunda kalınca, sabah yataktan jiletle kazınacak hale geldim. Böyle olunca gece geç saatlere kadar uykum gelmedi. Ben öyle uykum gelmeden, hadi geç oldu,yatalım modunda olamam hiç. İlle de uykum gelmeli.Önceki akşam, aynen böyle aaa çok geç olmuş artık yatalım dedim. En son baktığımda saat 04.22 idi...Dün akşam biraz itinalı davrandım, çay,kahve içmedim. Kitabımı uykum gelene kadar okudum, iki kez kitap elimden düşünce hemen başucuma gözlüğümü ve kitabımı bıraktım ve bingo....Bi baktım sabah olmuş.
Kitabın adı, yazarının adı ilginç bir kitap okuyorum.Bir kaç güvendiğim insandan da referanslı olunca hiç çekinmeden almıştım...Daha önceki yazımda söz ettiğim, ''Güneş Çavması''...Satır altlarından sürekli müzik sesi gelen bir kitap... Bu açıdan keyifli ama daha ilk sayfalarda ağlatmıştı beni... Şimdi daha keyifli gidiyor. Kahramanı okuduğum kitapları okuyor, başucu kitaplarımız neredeyse aynı...Sayfalar ilerledikçe daha söz ederiz bundan zira biraz tuğla kalınlığında... Yayınevlerinden rica ediyorum ricaaa, böyle kalın kitapları iki cilt olarak basıp, tek ambalajda satın noooolurr...
Bu örgü işine başladığım iyi oldu, akşamları hem tv izliyorum, hem örüyorum...Bilgisayarla daha az uğraştığım için kocam pek memnun:))Çünkü nerem ağrıyo desem bilgisayara bağlamak gibi bir huy edinmişti:)Bütün kış örücem ben de...Hatta şu yeni gördüğüm iplerden almak için bugün Üsküdar'a gidicem...
Bir de çorba tarifi verip gideyim. Dün pişirdim. Piştikten sonra da bir kavanoza doldurup görümcemgillere de götürdüm:)...Çayımı içtim, sohbetimi yapıp evime geldim.
Çorbanın tarifi...
Hiç bir yerden bakmadım. Doğaçlama:))
Brokolileri önce haşladım. Sonra çorba pişireceğim tencreye bir büyük havuç rendeledim. Zeytinyağ ile onu biraz çevirdim. Sonra içine iki çorba kaşığı un koydum. Un kokusu çıkana kadar birlikte kavurdum. Dolabımda yarım litrelik kavanozda et suyu vardı, bu karışımı et suyu ile karıştırdım, un topak kalmaması için iyice ezdim. Brokoliler(yarım kg kadar vardı) içinden bir kaç çiçek ayırdım geri kalanını kendi suyunda el blendırı ile iyice çırptım. Et sulu karışıma ekledim. Birlikte 20 dk kadar pişirdim. Ayırdığım brokolileri çiçek çiçek içine attım, cest olsun diye:))
Bir kaç yerde süt ile pişirildiğini okudum ama brokoli zaten sasuk susuk bişi:)) süt ile düşünemedim. Et suyu olmasaydı mesela unlu havuçlu karışımı tereyağ ile kavurur, normal su ile pişirirdim
Kitabın adı, yazarının adı ilginç bir kitap okuyorum.Bir kaç güvendiğim insandan da referanslı olunca hiç çekinmeden almıştım...Daha önceki yazımda söz ettiğim, ''Güneş Çavması''...Satır altlarından sürekli müzik sesi gelen bir kitap... Bu açıdan keyifli ama daha ilk sayfalarda ağlatmıştı beni... Şimdi daha keyifli gidiyor. Kahramanı okuduğum kitapları okuyor, başucu kitaplarımız neredeyse aynı...Sayfalar ilerledikçe daha söz ederiz bundan zira biraz tuğla kalınlığında... Yayınevlerinden rica ediyorum ricaaa, böyle kalın kitapları iki cilt olarak basıp, tek ambalajda satın noooolurr...
Bu örgü işine başladığım iyi oldu, akşamları hem tv izliyorum, hem örüyorum...Bilgisayarla daha az uğraştığım için kocam pek memnun:))Çünkü nerem ağrıyo desem bilgisayara bağlamak gibi bir huy edinmişti:)Bütün kış örücem ben de...Hatta şu yeni gördüğüm iplerden almak için bugün Üsküdar'a gidicem...
Bir de çorba tarifi verip gideyim. Dün pişirdim. Piştikten sonra da bir kavanoza doldurup görümcemgillere de götürdüm:)...Çayımı içtim, sohbetimi yapıp evime geldim.
Çorbanın tarifi...
Hiç bir yerden bakmadım. Doğaçlama:))
Brokolileri önce haşladım. Sonra çorba pişireceğim tencreye bir büyük havuç rendeledim. Zeytinyağ ile onu biraz çevirdim. Sonra içine iki çorba kaşığı un koydum. Un kokusu çıkana kadar birlikte kavurdum. Dolabımda yarım litrelik kavanozda et suyu vardı, bu karışımı et suyu ile karıştırdım, un topak kalmaması için iyice ezdim. Brokoliler(yarım kg kadar vardı) içinden bir kaç çiçek ayırdım geri kalanını kendi suyunda el blendırı ile iyice çırptım. Et sulu karışıma ekledim. Birlikte 20 dk kadar pişirdim. Ayırdığım brokolileri çiçek çiçek içine attım, cest olsun diye:))
Bir kaç yerde süt ile pişirildiğini okudum ama brokoli zaten sasuk susuk bişi:)) süt ile düşünemedim. Et suyu olmasaydı mesela unlu havuçlu karışımı tereyağ ile kavurur, normal su ile pişirirdim
26 Kasım 2013 Salı
Naber
Sanırım yazmakla ilgili bir tutulma geldi bana...Kelimeler birbirine bağlanamıyor sanki.
Hafta sonu şöyle geçti diye başlayayım:))
Cumartesi günü gecesi Kuzenimin oğlunun düğününe katıldık. Tabi düğün kuzenin oğluna ait olunca, biz yine tüm akraba-yı talukat bir araya geldik ve kendi aramızda eğlendik. Gelin çok güzeldi bizim oğlan çok yakışıklıydı daha noolsun.... Damat televizyoncu olunca televizyon camiası oradaydı...Karadayı ekibi tam kadro mesela:) ve kuduralım anasını satayım diye diye şarkı söyleyen bir solistimiz vardı:)
Biz pazar günü, sinemaya gittik ama filme giremedik... Çünkü Capitol öğretmenler günü nedeniyle biletleri ücretsiz veriyordu öğretmenlere ama hafta içi kullanın diyordu:) Bizim de işimize geldi, girmek istediğimiz seans saatini kaçırmış, diğer seans için de geç olur mu diye düşünüyorduk. Bedava sirke baldan tatlıdır misali biletlerimizi aldık.Meral'de bizimleydi...Hep birlikte önce yemek yedik sonra alış veriş yaptık. Beta her yıl öğretmenler gününde %50 indirim yapar.Ben de ayakkabı konusunda mızmız olduğumdan başka yerden ayakkabı neyin almam ''Beta' öğretmenler gününü beklerim. Ayol niye beklemeyeyim, bir hafta önce 340 liraya alacağım botu yarı fiyatına hemen indira gandi yaptım.Kendim öğretmen olmayabilirim ama o iki örtmen kimin eseri:)) Hatta D&;R dan kendime bir de öğretmen anası olma hediyesi kitap bile aldım...Dün gece de başladım ama daha ilk sayfalardan ağlattı beni hayırlara vesile olsun inşallah....Kitap aşağıda kolajda minnacık görünüyor, o yüzden adını yazayım. Güneş Çavması/ Dünya Varmış... Güneş çarpması değil ha Güneş Çavması...
Kitapta adı geçen şarkıları da dinleye dinleye okuyorum...
İstanbul ışıl ışıl olmaya başladı, yeni yıl hazırlıkları başladı.Ben de kendime yeni yıl hediyesi bir atkı başladım:)) gerekli uzunluğa gelince iki ucu birleştirip dikeceğim, hem atkı olacak, soğuk havalarda da kafama çekicem başımı ve kulaklarımı koruyacak. Valla bi yerde gördüm 40 liraydı... Bir çile yünden çıkacak bişi... Pirinç örgü ile örüyorum. Dün hazır evde temizlik varken ,ağacımızı çıkarttım. Henüz süslemedik. Aralık ayı da bi girsin ,süslemeye başlarız.
Dün genel temizlik günümüzdü. Ev gıcır gıcır misler gibi oldu. O yüzden bugün tembelliğin dibine vurdum. Akşam da bir yemek programım var dışarda.
Haayd, gittim ben...
Hafta sonu şöyle geçti diye başlayayım:))
Cumartesi günü gecesi Kuzenimin oğlunun düğününe katıldık. Tabi düğün kuzenin oğluna ait olunca, biz yine tüm akraba-yı talukat bir araya geldik ve kendi aramızda eğlendik. Gelin çok güzeldi bizim oğlan çok yakışıklıydı daha noolsun.... Damat televizyoncu olunca televizyon camiası oradaydı...Karadayı ekibi tam kadro mesela:) ve kuduralım anasını satayım diye diye şarkı söyleyen bir solistimiz vardı:)
Biz pazar günü, sinemaya gittik ama filme giremedik... Çünkü Capitol öğretmenler günü nedeniyle biletleri ücretsiz veriyordu öğretmenlere ama hafta içi kullanın diyordu:) Bizim de işimize geldi, girmek istediğimiz seans saatini kaçırmış, diğer seans için de geç olur mu diye düşünüyorduk. Bedava sirke baldan tatlıdır misali biletlerimizi aldık.Meral'de bizimleydi...Hep birlikte önce yemek yedik sonra alış veriş yaptık. Beta her yıl öğretmenler gününde %50 indirim yapar.Ben de ayakkabı konusunda mızmız olduğumdan başka yerden ayakkabı neyin almam ''Beta' öğretmenler gününü beklerim. Ayol niye beklemeyeyim, bir hafta önce 340 liraya alacağım botu yarı fiyatına hemen indira gandi yaptım.Kendim öğretmen olmayabilirim ama o iki örtmen kimin eseri:)) Hatta D&;R dan kendime bir de öğretmen anası olma hediyesi kitap bile aldım...Dün gece de başladım ama daha ilk sayfalardan ağlattı beni hayırlara vesile olsun inşallah....Kitap aşağıda kolajda minnacık görünüyor, o yüzden adını yazayım. Güneş Çavması/ Dünya Varmış... Güneş çarpması değil ha Güneş Çavması...
Kitapta adı geçen şarkıları da dinleye dinleye okuyorum...
İstanbul ışıl ışıl olmaya başladı, yeni yıl hazırlıkları başladı.Ben de kendime yeni yıl hediyesi bir atkı başladım:)) gerekli uzunluğa gelince iki ucu birleştirip dikeceğim, hem atkı olacak, soğuk havalarda da kafama çekicem başımı ve kulaklarımı koruyacak. Valla bi yerde gördüm 40 liraydı... Bir çile yünden çıkacak bişi... Pirinç örgü ile örüyorum. Dün hazır evde temizlik varken ,ağacımızı çıkarttım. Henüz süslemedik. Aralık ayı da bi girsin ,süslemeye başlarız.
Dün genel temizlik günümüzdü. Ev gıcır gıcır misler gibi oldu. O yüzden bugün tembelliğin dibine vurdum. Akşam da bir yemek programım var dışarda.
Haayd, gittim ben...
22 Kasım 2013 Cuma
Hafta Sonu Önerileri
Ne çabuk geldi hafta sonu ayol:)
İlk önerim kahvaltınız için.Otlu omlet.2 yumurta, bir tutam maydonoz, 2 sap taze soğan, bir tutam dereotu , tuz, karabiber... Ecem sen sadece dereotu koy:))Otları ince ince doğrayın,tuz ve karabiber ile çırpılmış yumurtanın içine koyun karıştırın.Yanmaz tavada altlı üstü pişirin...Kızarmış ekmek üzerine alın... Ben kepekli sandviçi ikiye bölüp onun üstüne aldım bu sabah...Kalabalık kahvaltılarda kişi başı bir yumurta kırın ve kabak mücveri gibi kaşık kaşık dökerek pişirin..
Hava yağmurlu en güzeli sinemaya gitmek. Bizim programımızda bugün vizyona giren ''Erkek Tarafı'' var...

Kitap, kendi okuduğum kitabı önereceğim Anne, Tut Elimi/Uygar Şirin ya da ''Bibliyomanyaklar'' aralık ayının kitabı olan Venüs/Şebnem İşigüzel...Yorumlarımızı karşılaştırırız...
Yağmurlu havada yürüyüş de tavsiye ederim. Biz bugün karıkoca pek güzel yürüdük. Sonra da lahmacun yedik ama olsun:))' Hacıoğlu''nun kapalı balkon kısmına kurulduk, üşütmeyen yağmurlu havayı içimize çeke çeke yedik ,içtik. Bir taraftan bu bekleyen ama verilen lahmacunları yemeyen kedicik ile uğraştık, bir taraftan da yağmurdan kaçışanları izledik.
Benim bu hafta sonum yine çok yoğun. Yarın akşam kuzenimin oğlunun düğününe katılacağım, artık sülalelemle muhabbet diz boyu olur:)) pazar günü de bir doğum günü brunchu var...
Hayde gittim ben şimdilik. Çok güzel olsun haftasonunuz...
İlk önerim kahvaltınız için.Otlu omlet.2 yumurta, bir tutam maydonoz, 2 sap taze soğan, bir tutam dereotu , tuz, karabiber... Ecem sen sadece dereotu koy:))Otları ince ince doğrayın,tuz ve karabiber ile çırpılmış yumurtanın içine koyun karıştırın.Yanmaz tavada altlı üstü pişirin...Kızarmış ekmek üzerine alın... Ben kepekli sandviçi ikiye bölüp onun üstüne aldım bu sabah...Kalabalık kahvaltılarda kişi başı bir yumurta kırın ve kabak mücveri gibi kaşık kaşık dökerek pişirin..
Hava yağmurlu en güzeli sinemaya gitmek. Bizim programımızda bugün vizyona giren ''Erkek Tarafı'' var...

Kitap, kendi okuduğum kitabı önereceğim Anne, Tut Elimi/Uygar Şirin ya da ''Bibliyomanyaklar'' aralık ayının kitabı olan Venüs/Şebnem İşigüzel...Yorumlarımızı karşılaştırırız...
Yağmurlu havada yürüyüş de tavsiye ederim. Biz bugün karıkoca pek güzel yürüdük. Sonra da lahmacun yedik ama olsun:))' Hacıoğlu''nun kapalı balkon kısmına kurulduk, üşütmeyen yağmurlu havayı içimize çeke çeke yedik ,içtik. Bir taraftan bu bekleyen ama verilen lahmacunları yemeyen kedicik ile uğraştık, bir taraftan da yağmurdan kaçışanları izledik.
Benim bu hafta sonum yine çok yoğun. Yarın akşam kuzenimin oğlunun düğününe katılacağım, artık sülalelemle muhabbet diz boyu olur:)) pazar günü de bir doğum günü brunchu var...
Hayde gittim ben şimdilik. Çok güzel olsun haftasonunuz...
21 Kasım 2013 Perşembe
BUGÜN
Dün gece alerji ilacı alıp yatınca saat taaa 11.30 da uyandım, uyandırılmasam sanırım öylece akşama kadar uyurdum. Uyku ilacı alsam uyumam ama bu alerji ilacı beni zom ediyor.
O yüzden bugün akşama kadar, aşağıda gördüğünüz resimlerdeki olayları gerçekleştirdim. Akşam beşten sonra da mutfağa girdim,kıymalı,bulgurlu acı biberli bir ıspanak yemeği pişirdim. Bolonez soslu makarna( valla havalı olsun diye böyle yazdım, bilidiğiniz salçalı ,kıymalı makarnadır bu) ve kendi usulümce yeşil mercimek pişirdim.
Şimdii yeşil mercimeği tarif edip gideyim.Neyse ki bir arkadaşa tarif etmiştim bugün de,hemen kopyaladım:)
1 su bardağı yeşil mercimek, yarım su bardağı dövülmüş buğday, bir çay bardağı haşlanmış nohut, iki acı sivri biber, iki domates, kuru nane, biraz tereyağ... Yeşil mercimeği önce biraz haşlayın, çıkan siyah suyu döküp, içine buğdayı koyup üstüne su koyup yeniden haşlayın. İçine haşlanmış nohutları da atın. Pişme işlemi sona erince; sivri biberleri ince ince doğrayın, tereyağda soteleyin, üstüne küçük doğranmış domatesleri de ilave din birlikte sotelemeye devam edin, bu sırada yarım çorba kaşığı kadar salça ilave edin. Salça ile de biraz karıştırdıktan sonra kuru nane ekleyip çorbanın üstüne dökün... İki diş sarımsağı da ezip yine tencerenin içine atın.Çorbanın altını kapatın:) Biraz kıvamlı bir çorbadır.Niksar'da bunun içine biraz erişte atıyorlar ve adına çatal çorba diyorlar.
O yüzden bugün akşama kadar, aşağıda gördüğünüz resimlerdeki olayları gerçekleştirdim. Akşam beşten sonra da mutfağa girdim,kıymalı,bulgurlu acı biberli bir ıspanak yemeği pişirdim. Bolonez soslu makarna( valla havalı olsun diye böyle yazdım, bilidiğiniz salçalı ,kıymalı makarnadır bu) ve kendi usulümce yeşil mercimek pişirdim.
Şimdii yeşil mercimeği tarif edip gideyim.Neyse ki bir arkadaşa tarif etmiştim bugün de,hemen kopyaladım:)
1 su bardağı yeşil mercimek, yarım su bardağı dövülmüş buğday, bir çay bardağı haşlanmış nohut, iki acı sivri biber, iki domates, kuru nane, biraz tereyağ... Yeşil mercimeği önce biraz haşlayın, çıkan siyah suyu döküp, içine buğdayı koyup üstüne su koyup yeniden haşlayın. İçine haşlanmış nohutları da atın. Pişme işlemi sona erince; sivri biberleri ince ince doğrayın, tereyağda soteleyin, üstüne küçük doğranmış domatesleri de ilave din birlikte sotelemeye devam edin, bu sırada yarım çorba kaşığı kadar salça ilave edin. Salça ile de biraz karıştırdıktan sonra kuru nane ekleyip çorbanın üstüne dökün... İki diş sarımsağı da ezip yine tencerenin içine atın.Çorbanın altını kapatın:) Biraz kıvamlı bir çorbadır.Niksar'da bunun içine biraz erişte atıyorlar ve adına çatal çorba diyorlar.
20 Kasım 2013 Çarşamba
Saraylara layık aşure:)))
Bu sabah kalktım, yeşil çayımı içtim ve vira Bismillah deyip aşure kazanını ocağa oturttum...Kazan diyorum çünkü pişirince yedi mahalleye yetecek kadar pişirir ve dağıtırken de evdeki kişi sayına göre kase koyarım. Dört kişi varsa dört kase...Ben de usul bu...
Şimdi 1kg buğdaya göre vereceğim tarife gelelim....
Yukarıdaki resimde buzdağının görünen yüzünü görmektesiniz:))
Pişen aşureler böyle en yeni esbaplarını giydiler, aşure servisine uygun olarak dizayn edilmiş, anne elinden çıkma örtü üzerinde servise çıktılar...
Önce apartmana dağıttım, ondan sonra da görümcelerimin paylarını aldım,onlara gittim. Ohhh misss gibi çaylarımızı içtik, ben Van'da ki bebelere ördüğüm örgümü örmeye devam ettim, görümcelerimle sohbet sohbet oturdum akşam olunca da hadi bana müsade deyip evime geldim.
Bu akşam yeni bir kitaba başlıyorum biline:) Anne Tut Elimi/ Uygar Şirin... Bi okuyalım konuşuruz nasılsa hakkında...
Hadi ben gideyim, kendinize iyi bakıyosunuz ve öpüyosunuz...Güzel olsun akşamınız...
Şimdi 1kg buğdaya göre vereceğim tarife gelelim....
1kg
buğdayı yıkayıp, pişireceğim tencereye koydum ,üstünü suyla doldurup
bir iki tık kaynattım ve altını kapatıp yattım. Sabah kalktığımda
iyice yumşamış ve şişmişti ve hiç su kalmamıştı. Üstünü tekrar su ile
doldurdum ve pişirme işine başladım. Bugday iyice pişince içinden beş
altı kepçe kadarını başka bir tencereye alıp el blendırı ile bzzttt
bztttt yaptım, macun gibi oldu. Onu
tekrar tencereye geri koydum. İçine koyacağım üzümünü, kayısısını,
fasulye, nohut(önceden haşlanmış) ve incirini ilave ettim.Bu kuru
meyvaları küçük küçük doğruyorum. Meyvalar da iyice yumşayınca bu kez
1kg kadar şeker koyup biraz daha pişirdim. Kıvamı muhallebi kıvamı
hatta biraz daha suluca kalsın. Çünkü koyulaşıyor sonra. Kaselere
böldükten sonra üstünü süsleyin istediğiniz gibi...
Yukarıdaki resimde buzdağının görünen yüzünü görmektesiniz:))
Pişen aşureler böyle en yeni esbaplarını giydiler, aşure servisine uygun olarak dizayn edilmiş, anne elinden çıkma örtü üzerinde servise çıktılar...
Önce apartmana dağıttım, ondan sonra da görümcelerimin paylarını aldım,onlara gittim. Ohhh misss gibi çaylarımızı içtik, ben Van'da ki bebelere ördüğüm örgümü örmeye devam ettim, görümcelerimle sohbet sohbet oturdum akşam olunca da hadi bana müsade deyip evime geldim.
Bu akşam yeni bir kitaba başlıyorum biline:) Anne Tut Elimi/ Uygar Şirin... Bi okuyalım konuşuruz nasılsa hakkında...
Hadi ben gideyim, kendinize iyi bakıyosunuz ve öpüyosunuz...Güzel olsun akşamınız...
Etiketler:
Aşure,
en güzel aşure benim aşure,
saray usulü aşure
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















