Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

13 Ekim 2013 Pazar

Pazar gününden

Sanırım bir çoğunuz,uzun bayram tatilini fırsat bilip tatil yollarındasınızdır. Ya da varmışsınızdır bile gideceğiniz yerlere...Biz  tatili evde geçirmeyi seçenlerdeniz... Gerçi bir plan yapsak da gerçekleşmeyecekmiş. Çünkü dizim ama bu kez asıl problemli olan dizim değilde sağlam olduğunu sandığım; arıza çıkardı... Cuma akşamı Kuzenimin oğlunun düğününe giderken  sanki dizimin arkasından bir şey ,koptu ve korkunç bir acı duydum. Şimdi daha iyi, Ataletim sayesinde ama son söz yarın söylenecek. İki gündür sadece dinleniyorum. Yatıp kitap okuyup,film izliyorum... Akşam yemeğinde bile pizza siparişi verdik,anlayın gayrı...

Sabah  televizyonda ''Soğuk Dağ'' izledim... Daha önce de izlemiştim ama yine aynı keyifle izledim. Yeni kitabımı okudum. Ama kitaptan çok daha değişik bir platformda söz edeceğim size... Çok keyifli bir şey hazırlıyoruz. Bir kitabı, dört ayrı kişi değerlendirecek size... Bir kitap hakkında dört değişik yorum okumak çok farklı olacaktır,eminim...



Bir de tarif verip size, gideyim...Tarif; kuzenimin eşi Özlem'e ait...Pazar günü için harika bir tarif bence...




Malzemeler: 1.5 su bardağı un 1. Çay bardağı zeytinyağı 1 yumurta sarısı 3 yemek kaşığı su ( daha fazlada olabilir ama genelde yetiyo) ve biraz tuz. Bütün malzemeyi yoğur ve küçük borcamın içine yayın hamur sert ve sanki birleşmicek gibi görünsede korkmayın yaymaya devamm edin ve tamamna yaydıktan sonra çatalla tabana delikler delinki hamur şişip patlamasın :))) bu hamur harcıydı ve 10 dk kadar fırında pişiriyoruz.yarımkilo pazıyı  soğan ve biraz yağ ile  kavurup soğumaya bırakalım.  Sonra 2 yumurta peyaz peynirle karıştırılır kavrulmuş pazıya ilave edilerek pişen tartın üstüne yayılır ve tekrar fırına verilir ve çıkmamasına yakın istenirse üstüne kaşar peyniri rendesi dökülüp afiyetle yenir...


Bayramınızı kutluyor ve bu kez gerçekten gidiyorum:)

İyi Bayramlar



10 Ekim 2013 Perşembe

Resimsiz yazı

Bugün azcık dedikodu yapasım var:) Mesela Gözde Kansu olayı... Bakanın kıyafetini asla tasvip etmeyip,bunu da beyan edince; hemen işinden edilmesini nasıl karşıladınız...Bu memelerin görünmesi kadar  meme kanseriyle  ilgilenilse diyo musunuz?...

Mesela ulan biz enayi miydik ki, yağmurda,karda soğukta ıslana ıslana,üşüye üşüye andımızı söyledik yerine iyi ki söylemişiz keşke daha gür bağırsaydık diyo musunuz?
Keser döner sap döner gün gelir hesap döner atasözü en sevdiğiniz atasözü olabilir mi...Ben her zaman çok sevmişimdir de...

Şimdi kurban bayramı yaklaşıyor ya, sanki bu memlekette ilk kez kurban bayramı kutlanıyormuşcasına yok kesildiydi  yok kesilmediydi, kaçan hayvanların sokakta kovalanma görüntüleri gözünüzü şimdiden korkutuyor mu?...Valla en güzel bayramlaşma sanal alemdeki bayramlaşma oooh temiz...Zaten en masum orası, orada herkes bi melek, herkes evliya,herkes derviş ruhlu,herkes sütten çıkma ak kaşık...Zaten azcık bi çıkıntılık yapsan hep birlikte bi hööööt çekilir kiiii nereden gelip nereye gittiğini anlamazsın....

Bi de şimdi anacım kimse dizi falan izlemiyo:))  Yazık olmasın diye bi tek ben izliyorum:)))

 Pazartesi O SES, salı günü; Çalıkuşu,çarşamba günü; Merhamet,perşembe günü;Aramızda Kalsın,cuma günü; Yalan Dünya,cumartesi günü;Fatih Harbiye, pazar günü; Güneşi Beklerken izliyorum...Amanınnnn ben şimdi dantel mi oldum acep?)))

Bu ara iki kitabı aynı anda götürüyorum... Ormanda Ölüm Yokmuş ve Acı Ülke... Gceleri bi erken sızama hali dolayısıyla biraz okuma hızım yavaşladı...



Bu bayramda uzun tatil dolayısıyle büyük bir ihtimalle İstanbul boşalacak...Hazır herkesler gitmişken ben bir iki program yaptım,inşallah havalarda güzel olur da....

Bu ara sesiz takipçiler pek sessiz kaldılar,arada ses ederler beni hoş ederlerdi:))
İşte böle

9 Ekim 2013 Çarşamba

Kadın Mektupları 3'lemesinin Son Kitabı: İMZA:BEN

İçinde olmaktan hep gurur duyduğum projenin son ayağındayız artık...Hem çok sevinçli hem de biraz hüzünlüyüm... Bu proje bittiğinde  kendimi sanırım biraz boşlukta hissedeceğim. Ama  bu vesileyle birilerinin  geleceğine bir imza da ben atabildiğim için çok ama çok gururluyum.

8 Ekim 2013 Salı

Naber

Sonbaharla birlikte ,ben de eski moduma girdim...Filmler,kitaplar,kış hazırlıkları gidiyo böyle işte... Şu bayram tantanası da bitsin ,etamine başlayacağım...En son yüz yıl önce yapmıştım inşallah beceririm...Ecemi bekliyorum sekiz göz ile:)) Onun önderliğinde başlamak istiyorum. Henüz onun böyle  bir plandan haberi yok ama:)

Önce kitaplarla başlayalım. Okuduğum Acı Ülke; eğer Edgar Alan Poe ya da O'Henry'den hikayeler tarzı kitaplar okumaktan hoşlananlar  bu kitabı da severler...

Pazar günü Naziş ile sinemaya gittik,pazar günü...E sinemaya gidip de yanındaki D&R a girmeden olur mu?...Bir komplo gibi sanki...Sinema başlama saatine kadar bi gezineyim deyip,elin kolun dolu çıkmak garanti... İletişim Yayınlarından yeniden basılıp,yeniden raflara çıkan  Ormanda Ölüm Varmış Yokmuş/Latife Tekin aldım.Benim için hala en iyi kitabı; ''Sevgili Arsız Ölüm'' dür... Bu kitabın sürprizi, gece yatağıma yatıp, kapağını açtığımda  ilk bölüm başlığının - LALE AĞACI- olması oldu...Gece gece beni gülümsetti  beni sevdiğim yazar...




Pazar günü gittiğimiz film ise; Malavita-Belalı Tanık idi...Robert De Niro adamım ya yine muhteşemdi... Uzun zamandır da bu kadar keyifli bir film izlememiştik. Ön sıralarda filmi izlemeye  yalnız gelen bir seyirci; elinde koca patlamış mısır paketiyle hepimizden çok çıkardı filmin keyfini.. Uluya uluya güldü...En çok filme mi, ona mı güldük karar varmiş değilim:)
Gelelim bu filmi benim için ballı lokma tatlısına ya da kaymaklı ekmek kadayıfına çeviren olaya, Hürriyet Gazetesinin bu  filmin kitabı ile ilgili yaptığı ödüllü yarışmayı da kazanmayayım mı?))

"Hurriyet.com.tr Hediye Kitap Günleri" devam ediyor. Bu yarışma ile Tonino Benacquista'nın "Malavita-Belalı Tanık" kitabını kazanan 20 şanslı hurriyet.com.tr okuyucusu belli oldu.


3- LALE CELEPOĞLU - İSTANBUL




Kış haızrlıklarında domates işinde artık son noktayı dün koydum. Son partiyi acılı yaptım. Pazarsa satılan küçük kırmızı acıka biberlerinden aldım. Beş kiloya yarım kg bizim acı eşiğimize uydu...  Temizleyip,yıkadım,en alta  biberleri koydum,üstüne de sıcak suda bekletip kolayca soyduğum domatesleri iki üçe bölüp koydum. Kilo başına birer çay kaşığı tuz hesabıyla kaynattım. İyice yumşayınca yine her zamanki gibi el blendırını içine sokup bzııtladım. Ve koyulaşana kadar kaynatıp,kavanozlara yerleştirdim. Bu sabaha kadar kavanozlar ters olarak beklediler ve sabah itibariyle yerlerine yerleştiler.




12 EKİM İmza:Karın   davetimi tekrarlayayım... Hem  tanışmamıza hem de bayramlaşmamıza vesile olacak bu toplantı...
Hayde gittim ben...İyi olsun gününüz...

6 Ekim 2013 Pazar

Cumartesinin notları

Ve bazen kırmızıdır gökyüzü ve bazı kişiler,bazılarının hayatında fark yaratır... Bu filmi herkese tavsiye  ederim...

Biri gelir,minicik bir menekşe ile kitaplığının baş köşesine oturur, yıllar öncesinden köklene köklene gelen bir baba hatırasıdır... Başka evlere de güzellik katar... O köşe olur sana ''Ece'' köşesi,zira o bebek de onun ellerinden çıkmadır...


Kızın gelir,dışarıdan...Nazlı kızın,kendine kitap alırken,annesine de bi güzellik yapar,olur cumartesin güpgüzel...Çok severek izlediğim Haldun Dormen anılarıyla ,kitaplığına giriverir...

Uzun zamandır izlemek istediğin film, Digifestival kanalda çıkar karşına,  öğleden sonranı doldurur... Doldurur da,herkese tavsiye edilmez dersin,üç saatlik , bu duyarsızlığı anlatan fimi...Ama gerçek sinema seyircisi de bol ödüllü bu filmi  kaçırmasın...

Akşam yemeğine de fırında patlıcan kebabı attırdın mı?...Attırdın,cumartesi akşamı yemeğini de kurtardın...Etleri biraz fazla kızarmış ama o kadarcık kusur kadı kızında da olur:))

Sizin nasıldı cumartesiniz... ha unutmadan  12 Ekim cumartesi günü Kadıköy Belediyesinin İmza:Karın için hazırladığı etkinlikte buluşmak ister misiniz?...tanışırız,kaynaşırız,kitap imzalar,resim falan çekeriz...

Biliyorsunuz kitapda ben de varım:)

İyi olsun akşamınız ve dahi pazarınız...





4 Ekim 2013 Cuma

Hafta sonu önerileri

Bu hafta sonu için önerilerim tamamen eve yönelik:) Çünkü bu hafta sonu benim planım evde olmak ve bu hain dizi dinlendirmek...O meşhur yastığımı biliyorsunuz ona bacaklarımı uzatıp yatıcam,kitapdır,filmdir artık ne gelirse...



Önerilere geçmeden önce katıldığım bir etkinliği anlatmak istiyorum.

Çarşamba akşamı Missgibi'nin davetiyle Sapphire-EKS de  Emsan mutfak gereçleri için düzenlenen bir Workshopa katıldım. Şef Eyüp Kemal Sevinç ile birlikte Meksika yemekleri pişirdik sonra da oturup bir güzel yedik.... Eyüp Kemal Sevinç sürekli takip ettiğim şeflerden olduğu için,benim için çok daha özellikli bir akşam oldu...Çok lezzetli ve çok eğlenceli bir akşam oldu...Missgibi de bugün şahane bir börek tarifi var, hafta sonu önerilerimden biri olsun hatta....


(yemek listemiz)

Kitabım; Gamsegamse'nin arkadaşının hediyesi Acı Ülke/Joyce Carol Oates...Biraz tarzım dışı gibi duruyor,,,korkutucu,tekinsiz hikayelerden oluşuyor...Ben biraz tırsarım böyle şeylerden:)) ama ilk hikayeyi beğendim,henüz bi tırsma hali yok yani...











Hafta sonu ,soğuk ve yağışlı geçeceği ve dizim bu aralar nane molla olduğu için daha öncede dediğim gibi evdeyim...


Yeme içme önerileri olarak dün Magissa için hazırladıklarımı önerebilirim. Çünkü tam kış yemekleriydi...Mesela bir keşkek, kuru biber dolması biraz ağır gittik derseniz taze fasulye diblesi ve yoğurtlu kabak-havuç salatası..Tatlı olarak da karaorman pastası...

Keşkek bizim evde çok pişmez ama çok sevilir...Nasıl bir ters orantı di mi?.. Taş çatlasa yılda iki kez...Ama kardeşim tamam çok lezzetli ama bomba...Kayınvalidem usulü pişiyor bizde...Ordu'da pek kekşkek kültürü yoktur zaten...Yediklerimin de bununla ilgisi yoktu...her yörenin keşkeği farklıdır. Benimki Niksar usulü...



Yarım kg kadar buğdayı bir gece önceden yıkadım ve tencereye  üstünü epeyce geçecek kadar suyla birlikte koyup bir iki taşım kaynatıp,altını kapattım.Ertesi gün, 4-5 parça kuzu gerdanı, keşkeği pişireceğim tencerede altlı üstlü tereyağda kızarttım( bunun raconu tereyağ)... kırmızı pul biber,karabiber ve tuz ilave ettim kızarma sırasında... Sonra üstüne  buğdayı ilave ettim ve üstünü üç dört parmak geçene kadar sıcak su  ve yarım su bardağı kadar da haşlanmış nohut ilave ettim unutmadan söyleyeyim. Sonra dibini tutmaması için ara sıra karıştıra karıştıra kısık ateşte iyice  pişirdim. Bundan sonrası tufan:))) Pişen keşkeği derin bir tepsiye döktüm...Etleri üste doğru çektim...Ve pastırma dilimlerini de üstüne dizdim. Sonra doğrruuu fırına...üstü hafif kızara kadar ,tuttum... Benim usul keşkek budur...

Bugün tam bir kış havası var dışarıda. Hafta sonu böyle geçecek ama hafta  başından itibaren yeniden ısınacakmışız... Isınabiliriz ama kış bi kere yüzünü gösterdi...Hoş geldi sefa geldi...



1 Ekim 2013 Salı

Ekim

Ekim yağmuruyla geldi gümbür gümbür...Hoş gelsin,hoşluklarla gelsin...
Ekim ayı bizim için hoş bir ay,çünkü içinde Naziş'in doğum günü var, Cumhuriyet Bayramı var, filmekimi var...

Bugün  önce biraz temizlik yaptım sonra görümcegillere:) çaya gittim. İki görümce bi gelin, çay içtik sohbet ettik. Bu ara hepimiz yoğun olduğumuzdan epi bir süredir görüşememiştik...Özlemişiz,konuşacak bi sürü şey birikmiş.Birlikte akşamı ettik.

Yağmur altında kısacık bir yürüyüşten sonra eve geldim.İçeri girer girmez makarna suyu koyup,şöle salçalı ,kıymalı bir spagetti yaptım...

Sonbaharla birlikte diziler de başladı... Bu akşam Çalıkuşu akşamı...Türkan Şoray'lısı, Aydan Şener'lisi derken üçüncü versiyonda çekilmeye başlandı...İlk bölümü sevdik biz, sevmeyenler hala Aydanım da Aydanım, Şenerim'de Şener'im diyenler mevcut ... Artık ,önümüze bakmak gerek ,geçti onun zamanı artık...


Size Yaban Koyunu/Haruki Murakami okuduğumu söylemiş ama hiç söz etmemiştim sanırım... En güzel kitabı bu değil söyleyeyim... Ama filme alınsa mesela severim o filmi... Müzik,kedi,fantastik öğeler Murakami'nin olmassa olmazları biliyorsunuz onlar yine var tabi... Alttan altan çalan müziğin sesini duymadan edemiyorsunuz...Bir kaç tanesini bulup dinledim ve Bing Crosby şarkısı  ile  de kitaba veda ettik...Kitabı okurken o koyun senin içine kaçsa falan demedim değil:)) Çeviri de biraz problemliydi sanırım belleten belleten dedikçe töğbeee estağfurullahh dedim ,bülten desen  nolur sanki...Kısaca konusu,bir reklam ajansı sahibi başkişimiz bir bültende pardon belletende bir dağda otlayan koyunların resmini kullanır ve başı derde girer. Artık o dağı bulmak  ve sırtında kahverengi yıldız olan koyunu bulmak zorundadır.Yoksa sonu gelmiştir. En önemli özelliği kulaklarının güzelliği olan sevgilisiyle yolculuğa çıkarlar...
Eğer hiç Murakami kitabı okumadıysanız  bence Sahilde Kafka ile başlayın...
Şimdi aklıma bir soru geldi... Kitap okuru olmak yanında bir yazarın da okuru musunuz?...Kitap çıkarsa diye bekler, çıkar çıkmaz kimseler hakkında konuşmaya başlamadan  okumak için kitapçıya koşar  mısınız? Murakami işte benim öyle yazarlarımdan biridir...
 Şimdi gitmek  zorundayım,Çalıkuşu başladı...