Mutfak camından bakıyorum, yokuştan aşağı inmiş yol boyu yürüyor.Elinde yine kızlar için pişirdiği özel bir şey var ve yine çok şık. Kırmızı rujunu, mavi farını sürmüş...Semra da pencereden görmüş bizim bahçe kapısına gelmiş, bekliyor. Ben de dışarı çıkıyorum. O sırada kızların servisi geliyor, Lucky yerinden fırlıyor. Bir curcuna... Önce bir bahçeyi dolaşıp, sonra giriyoruz eve...Hep bu görüntü var gözümün önünde... Bir de kızıl saçları...Son zamanlarda sarıya dönmüştü artık ama nedense ben hala çocukluğumda ki kızıl saçları ile hatırlıyorum...
Bu gün tam 13 yıl oldu , Annem bizden ayrılalı... Bir acı nasıl bu kadar taze kalır,gülerken hatta kahkahalarla, beyninin , kalbinin bir yerinde nasıl öylece durur.
Geçtiğin yollar, dokunduğun duvarlar,bastığın taşlar, o caddeler sokaklar, girdiğin denizler, güneşlendiğin kumsallar seni unutur mu? Anne...Bir kız kaç yaşına gelirse gelsin, annesini kaybettiği gün büyürmüş... Biz de öyle 13 yıl önce bu gün çocuk olmaktan birinin kızı olmaktan çıktık, büyük olduk.
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
10 Ağustos 2011 Çarşamba
Kitap demişken
Kitaplardan yazmayı çok özlemişim.,
Yeni kitabım uzak diyarlardan ve daha önce tanımadığım bir yazar...Zeya sayesinde ulaştı bana...Julia Alverez'in yazdığı SALOME URENA... Salome Urena; Karaiplerde ki Dominik Cumhuriyetinin çok ünlü bir şairi.. Kitapta kızının ağzından anlatılıyor. Fonda ABD var , Dominik Cumhuriyeti var... Okurken karşımıza kah Salome kah kızı Camilla çıkıyor...Kızların okumasının bile düşünülemediği , ülkesinde özgürlüğü düşleyen , devrimci şiirler yazar, tabiki takma adla...İlk şiirlerini babasına yazar Salome...Sonra da devrimci, özgürlükçü şiirler yazssa da en güzel şiirlerini delicesine aşık olduğu kocasına yazar...Salome'nin inişli çıkışlı hayatının hikayesi beni çok etkiledi.Bu kitabı tavsiye ettiğim kitaplar arasına koymanızı özellikle öneririm...
Kırmızı üniformalılarla mavi üniformalılar... Biri başa geçtiği zaman baban eve dönüyor, öteki başa geçince baban ya hapiste ya sürgünde. Neyse ki bu renk değişikliği sık sık, kimi zaman günübirlik bile oluyor da hasret uzun sürmüyor. Kızların şair olması mı? O nasıl söz! Okuyup yazmaları bile yasak. Tanıdık mı geliyor bu ortam? Hayır, çok uzaklardan, Haiti ile Dominik Cumhuriyeti’ne ev sahipliği yapan Karayipler’deki bir adadan söz ediyor roman. Salomé Ureña 1850’lerde Santo Domingo’da yaşamış bir kız çocuğu. Zaman içinde onu, yaşadığı toprağı ‘özgür bir yurt’ haline getirmeye çalışan devrimci bir kadın ve devrimci bir şair olarak görüyoruz.
Tatilden gelince birden ramazan olunca tatilde okuduğum Hayat ve Hüzünden söz edemedim...Aslında bu kitapları okumayan kalmadı ama kendi fikrimi söyleyeyim. Ayşe Kulin bu kitapları yazarken , kendi hayatını anlatırken bize de bir Türkiye Panoraması çizmiş. Aramızda yaş farkı olmasa mutlaka karşılaşırmışız...Aynı yerlerde denize girip aynı sinemalara gidip aynı pastanelerde oturmuşuz... İyi ki o zamalar bu kahve zincirleri yokmuş dedim kitapları okurken... O keyifleri kaçırmak gerçekten üzücü olurmuş... Hiç bir yerde karşılaşmasak Todori'nin önünde kesin karşılaşırmışız dimi Aysellll....Bir de ben Ayşe Kulin'i sadece kadınlar okur gibi bir düşünce gafletine düşmüşüm... Terminalde rastladığım yaşlı amcanın elinde UMUT'u görünce ve de kaldığımız otelin işletmecisi Ayşe Kulin mi? okıyorsunuz , bayılırım, Sevdalinkayı okudunuz mu diye sorunca ; anladım ki Ayşe Kulin'in ulaştığı kitleler belkide kendinin bile farkında olamadığı boyutta... Veda ile başlayıp Hüzün ile biten bu seriyi okumadıysanız mutlaka okumalısınız derim....
Okuduğum Bir başka kitap ise Kazım Karabekir'in Ağzından Kurtuluş Savaşı...Kitapta yer yer düşündürücü bulduğum yerler oldu ama neyse ki bu konuda en doğru cevabı verebilecek kişiye sorularımı sordum ve aldığım cevapların da benim düşündüğüm gibi olmasından çok mutlu oldum.
Şimdi sahur zamanı... Ama kızlar zaptiye zap zap zaptiye rap rap geziyorlar hala...Bir şey değil sahur yemeğimize sulanacaklar. Kızlar demişken Burcu^nun da katılımıyla sayıları bir kaç gündür üçe çıktı biliyorsunuz:))
Etiketler:
AYŞE KULİN,
hayat,
hüzün,
kitap,
Salome Urena
9 Ağustos 2011 Salı
Kambersiz düğün
Bu konuda herkes yazdı çizdi ahkam kesti...Hemen tu kaka edildi İskender...Yerden yere vuruldu Elif Şafak... İşin komik tarafı hayatında Zaide Smith'in adını duymayanlar , İnci Gibi Dişler adlı bir kitabın varlığından bile habersiz olanlar bile ahhaah intihalmiş okumam valla da okumam alıntıymış falanmış filanmış demeye başladılar. Zaten yeryüzünde bizden başka kendi altını oyan millet görmedim sanırım da yoktur. Şimdi İnci Gibi Dişler yeniden raflara çıkar, Hatta yeniden basıma girer...Zaide Smith yeni bir roman yazarsa bu arada bizde bestseller olur.
İnci Gibi Dişler çok sevdiğim bir kitap. Yazarının ilk kitabı.Ayıptır söylemesi 2000 yılında okumuşum... Çok ama çok güzel bir kitap...Kurgusu mükemmel... Olay Londara'da geçer , farklı dinlerin, farklı kuşakların hikayesidir. Olayın kahramanları içinde ikizler vardır. İskender de böyledir. Ama Londra'da yaşayan etnik kökenli bir aile ve aile içinde ikizlerin oluşundan başka benzerlikler göremedim ben. E ona bakarsanız benim de Londrada yaşayan Doğulu bir arkadaşım var... Sorayım ailesinde ikizlerde varsa yandı gülüm keten helva....
Ruhlar Evini okuyordum birden kitabı kapatıp yazarına baktım yeniden niye mi çünkü okuduğum kitap İsabel Allende'ye aitti ve ben birden bir Marquez romanı okuyormuş gibi oldum. Latife Tekin ; Sevgili Arsız Ölümü yazdığında çok Marquez okumuş, etkisinde kalmış dendi...
Diyeceğim o ki, ben İskender'i okudum ve çok beğendim...Akan giden, tertemiz çeviri...Çeviri diyorum çünkü Elif Şafak ingilizceye daha hakim olduğu için ingilizce yazar kitaplarını...İnci Gibi Dişleri de okumuş çok beğenmiştim. Hem sizce onlarca kitap yazmış, kitapları otuz dile rakamla 30 dile çevrilip , yüzbinler ce satmış ; Elif Şafak , Türkçeye çevrilmiş, ödüllü bir kitaptan alıntı yapacak kadar aptal olabilir mi?
Tavsiyem iki kitabı da okuyun...okumanın keyfine varın...gerisi laf salatası..Kambersiz düğün olmaz misali bende yazdım işte, bu konuda aha da....
Bu yazıma şu keyif eşlik etsin dedim.
7 Ağustos 2011 Pazar
Ramazan yazıları6
İstanbul bir kaç gündür hafiften serinledi. Geceleri baya bi rahatladı... Dün gece çok güzel bir kitaba başladım. Hatta bu akşamı soluksuz bekledim devam etmek için ama bu gece Elif Şafak'ın İskender'ine başlıyorum.Ama sorun ki niye ... Bu akşam benim yeğenim Cucu geldi...Hani Ordu'ya nişanına gittiğim. Bir haftalık izni varmış, atlamış gelmiş. Yolda gelirken annesi yani bizim taze kaynana Arzu'ya iki kitap almış. Biri Serenad diğeri de İskender:))) E okumak istiyordum e bi de beleş okuyacağım heheheh...Sen gidene kadar ben okurum bunu dedim. Okuuu Haloşummm dedi. Şimdi bu yazıyı yazdıktan sonra ,istikamet kitap okumaya... Ha dün akşam başladığım kitap Zeya'dan. Bir kitabı okurda çok beğenirse -hemen sana getiriyorum Lale Abla der. Sonra üzerinde konuşmaya bayılıyoruz. Daha ilk sayfalardan kitabın içine girdim. Böyle içine alıp insanı sürükleyen romanlara nehir roman deniyordu dimi...
Ben olaya geceden başladım ama sabahımız ve günümüz de az hareketli değildi doğrusu...Bu gün Cancan özel davetlimizdi. Artık okula gittiği için ve de kardeşi olup evlerinde yatılı yardımcıları olduğu için eskisi kadar sık gelemiyor. Sabah ablalarıyla kahvaltı etti, market alışverişine çıktı. Tüm alışverişi o yapmış. Neler olduğunu tahmin edebilirsiniz tabi. Sürpriz yumurtalar, rüzgar gülleri diyeyim gerisini anlarsınız artık.Verdiği tüm siperiş yemekleri pişirmiştim zaten. Tarhana çorbası,makarna ve köfte...Makarna yerine güzel bir ev eriştesi pişirdim.Bayıla bayıla yedi. Beraber yatıp iki saat de uyuduk mu size oh kebap olduk. Ara ara uyanıp, beni yanında görünce devam etti uykusuna...
Kendinize özel tasarım T-shirtleriniz olsun isterseniz. Bu T-shirtleri bizim ailenin art directörlerinden Nilüfer yapıyor. Güzel Sanatlar mezunudur aynı zamanda. Bu resimdeki t-shirt Gamsegamse için yapıldı mesela...
İşte böle böle
Ben olaya geceden başladım ama sabahımız ve günümüz de az hareketli değildi doğrusu...Bu gün Cancan özel davetlimizdi. Artık okula gittiği için ve de kardeşi olup evlerinde yatılı yardımcıları olduğu için eskisi kadar sık gelemiyor. Sabah ablalarıyla kahvaltı etti, market alışverişine çıktı. Tüm alışverişi o yapmış. Neler olduğunu tahmin edebilirsiniz tabi. Sürpriz yumurtalar, rüzgar gülleri diyeyim gerisini anlarsınız artık.Verdiği tüm siperiş yemekleri pişirmiştim zaten. Tarhana çorbası,makarna ve köfte...Makarna yerine güzel bir ev eriştesi pişirdim.Bayıla bayıla yedi. Beraber yatıp iki saat de uyuduk mu size oh kebap olduk. Ara ara uyanıp, beni yanında görünce devam etti uykusuna...
Kendinize özel tasarım T-shirtleriniz olsun isterseniz. Bu T-shirtleri bizim ailenin art directörlerinden Nilüfer yapıyor. Güzel Sanatlar mezunudur aynı zamanda. Bu resimdeki t-shirt Gamsegamse için yapıldı mesela...İşte böle böle
6 Ağustos 2011 Cumartesi
Ramazan yazıları 5
Baktım televizyonlarda sahur programları çok kötü, ben de kendi sahur programımı yaptım dün gece:))
Gece Zeya, Ebru ve Elçin'in iftardan sonra beni evden almaları ile başladı. Benim için öyle tabi
onlar iftarla başladılar programa...Önce Beylerbeyine yöneldik. Deniz kıyısında yürüyüş yaptık.Rüzgar püfür püfür, Boğaz köprüleri ışıl ışıl, camiden gelen Kur'an sesi
denizden geçen teknelerden gelen müzik sesi , denize atılan oltalar ve bu ambians içinde biz...çok ama çok güzeldi.
Çay kahve içmek için oturduğumuz kafe aynı Gümüşlük'de ki kafelere benziyordu...Önünde; epi topu üç dört masa, mavi boyalı çerçeveler ,kapılar...o kadar mekan içinde bizi kendine çekti.Evimizin balkonunda gibi oturduk zaten. Garson orayı bize bırakıp karşı kafeye gitti:))


Gecenin biri olmuş meydan boşalmış , köpekler, kıyıda iki sevgili ve biz kalmışız haberimiz yok.


Kalkıp asıl program amacına yöneldik. Yani Fethi Paşa Korusunda sahur yapmaya...
Rezarvasyonu terasa yaptırmıştım ama öyle serindiki hava içeride bile hırka ile oturduk. Sıcak birer çorba ile başlangıç yaptık sonrası Allah ne verdiyse))
Eve geldiğimde saat dörde geliyordu. Bizim ahali hala uyanıktı. Ben hemen yatağa atladım, o serinlik duygusu geçmeden uykuya daldım.Yepisyeni bir kitabım var...Anlatılacaklarda birikiyor. Artık toplu gösterim yaparız...
Gece Zeya, Ebru ve Elçin'in iftardan sonra beni evden almaları ile başladı. Benim için öyle tabi
onlar iftarla başladılar programa...Önce Beylerbeyine yöneldik. Deniz kıyısında yürüyüş yaptık.Rüzgar püfür püfür, Boğaz köprüleri ışıl ışıl, camiden gelen Kur'an sesi
denizden geçen teknelerden gelen müzik sesi , denize atılan oltalar ve bu ambians içinde biz...çok ama çok güzeldi.
Çay kahve içmek için oturduğumuz kafe aynı Gümüşlük'de ki kafelere benziyordu...Önünde; epi topu üç dört masa, mavi boyalı çerçeveler ,kapılar...o kadar mekan içinde bizi kendine çekti.Evimizin balkonunda gibi oturduk zaten. Garson orayı bize bırakıp karşı kafeye gitti:))
Gecenin biri olmuş meydan boşalmış , köpekler, kıyıda iki sevgili ve biz kalmışız haberimiz yok.
Kalkıp asıl program amacına yöneldik. Yani Fethi Paşa Korusunda sahur yapmaya...
Rezarvasyonu terasa yaptırmıştım ama öyle serindiki hava içeride bile hırka ile oturduk. Sıcak birer çorba ile başlangıç yaptık sonrası Allah ne verdiyse))
Eve geldiğimde saat dörde geliyordu. Bizim ahali hala uyanıktı. Ben hemen yatağa atladım, o serinlik duygusu geçmeden uykuya daldım.Yepisyeni bir kitabım var...Anlatılacaklarda birikiyor. Artık toplu gösterim yaparız...
5 Ağustos 2011 Cuma
Ramazan yazıları 4
Dün geceden beri bloguma giriş yapamıyordum. Mail geldi hesabımı Google hesabına taşımışım
artık önce oradan oturum açıp girebilecekmişim. Bak ese köse ama teknolocik bilgim aha da buraya kadar. Neyse dün akşamdan beri kapılardan bacalardan kovuldum
yanlış şifre yine yanlış şifre hahah yine yanlış yine yanlış derken mail atmayı akıl ettim. gelen cevap da taşınmışsınız şeklinde oldu.
Evde oruçda fire verdik. Kocam şiddetli boğaz ağrısı ve kırgınlıkla doktora gidip bir çuval ilaçla geri geldi. Doktor bir kaç gün oruç tutmamasını ,ilaçlarını düzenli kullanmasını söylemiş. Hastalığının nedeni de klimaymış. Şimdi benim kocam evdeki klima ile kuması gibi gözleşmese doktor da arkadaşının oğlu olmasa yiyecektik bunu))...Ha ondan da olabilir tabi de olmasa çok şaşardık.
Dün gece uyuyamayınca salona geçtim. Klimadan da etkilenmeyeyim diye kanepe yastıklarından kendime barikat yapıp arasına yattım, yanıma da notbook aldı kafama göre takılıyorum. Birden -anneeee diye bir ses...Naziş, yastıkların arasından sızan ışığa akıl erdirememiş bir an... heheheh annem erdi mi? sandın dedim. Ne de olsa ,küçükken odalarına giren ateşböceklerini görünce;bizim odada uzaylılar var diye koşuşturmuş çocuklara sahibim. O yüzden buna hiç şaşmadım))
TVler de ki sahur programlarını beğenmediğim için bu akşam kendim bir sahur programı yaptım. Yapayım bir, yarın anlatırım.
Bu akşam myeni bir dizi başlıyor. İstanbul'un Altınları...Haluk Bilginer var Demet Akbağ var yetmez mi? bana yeter artar bile...
Şimdilik gittim.
artık önce oradan oturum açıp girebilecekmişim. Bak ese köse ama teknolocik bilgim aha da buraya kadar. Neyse dün akşamdan beri kapılardan bacalardan kovuldum
yanlış şifre yine yanlış şifre hahah yine yanlış yine yanlış derken mail atmayı akıl ettim. gelen cevap da taşınmışsınız şeklinde oldu.
Evde oruçda fire verdik. Kocam şiddetli boğaz ağrısı ve kırgınlıkla doktora gidip bir çuval ilaçla geri geldi. Doktor bir kaç gün oruç tutmamasını ,ilaçlarını düzenli kullanmasını söylemiş. Hastalığının nedeni de klimaymış. Şimdi benim kocam evdeki klima ile kuması gibi gözleşmese doktor da arkadaşının oğlu olmasa yiyecektik bunu))...Ha ondan da olabilir tabi de olmasa çok şaşardık.
Dün gece uyuyamayınca salona geçtim. Klimadan da etkilenmeyeyim diye kanepe yastıklarından kendime barikat yapıp arasına yattım, yanıma da notbook aldı kafama göre takılıyorum. Birden -anneeee diye bir ses...Naziş, yastıkların arasından sızan ışığa akıl erdirememiş bir an... heheheh annem erdi mi? sandın dedim. Ne de olsa ,küçükken odalarına giren ateşböceklerini görünce;bizim odada uzaylılar var diye koşuşturmuş çocuklara sahibim. O yüzden buna hiç şaşmadım))
TVler de ki sahur programlarını beğenmediğim için bu akşam kendim bir sahur programı yaptım. Yapayım bir, yarın anlatırım.
Bu akşam myeni bir dizi başlıyor. İstanbul'un Altınları...Haluk Bilginer var Demet Akbağ var yetmez mi? bana yeter artar bile...
Şimdilik gittim.
4 Ağustos 2011 Perşembe
Ramazan yazıları3
Havada ramazan'ın verdiği bir rehavet var sanki...Bir zamansızlık söz konusu...geçen akşam hadi yatayım dediim meğer saat iki buçuk olmuş. Yani sahur olmuş. Bir daha yatmayınca , hadi sahurdu, masada sohbetti, tv izlemeydi derken sabah olmuş. Ertesi günü hepimiz sersem sepelek geçirdik. Ve gün saat 48 saatmiş gibi geldi bize.
Okuduğum kitaplardan söz edesim var ama yazasım yok:) böyle bir dengesiz kişilik sergilemesi içindeyim.Bu gün Zeya'nın yazısını okuduktan sonra , baş ucumdaki ve de ayak ucumdaki kitap kulesinin bir an önce erimesi gerektiğine karar verdim. Elif Şafak'ın yeni kitabı ''İSKENDER''İ çok merak ediyorum ama kapağı o kadar itici geldi ki tarifsiz. Firarperest'in o şirin kapağından sonra bu iyi gelmedi bana...
Gündüzleri Çocuklar Duymasının tekrar bölümlerini izliyorum. Kızlarla tüm kanepeleri koltukları kapışıyoruz. Karşılıklı seriliyoruz. Bir kanepe var ki, Kocamın da, Gamsenin de benim de en favori kanepemiz. Tam balkon kapısının yanında ve tvnin tam karşısında ve de önünde sehpa olması dolayısıyle çok cezbedici...Naziş kendi köşesine çekiliyor, kitabını laptopunu, içeceğini eline alır bu yazın limonata kışın sıcak çikolata şeklinde olur, kimseye karışmıyor. Ama biz üçümüz bir devinim içindeyiz :)Bir balkona çık, bir içerilere git , kanal değiştir...
Aydın Boysan'ın oynadığı reklamı izlediniz mi?Masaya yumruğunu indirmesine bayılıyorum. Bir de Şahan Gökbakar'ın öztürkcell reklamları. Her seferinde gülüyorum.
İftara artık bir çeşit yemek yapmaya karar verdim. İftariyeliklerde olayı bitiriyoruz karıkoca...Geçen akşam Gamse'nin börekçi arkadaşı)Fatma ; bize iki tepsi börek getirdi. Jambonlu mantarlı ve pastırmalı sucuklu, kaşarlı ve közlenmiş biberli.Hemen dilimlere ayırıp dondurucuya attım. Sıkışca hemen iki üç dilim çıkarıp ısıtıyoruz. Fatma , liseden sonra iş hayatına atıldı ve babası onaPanbörek'in bayiliğini aldı. Bu da en çok Gamse'ye yaradı.Özellikle zeytinyağlı dolmalarının dibine darı ekiyor. Bakınız şekil 1.a
Kızlar iki hafta sonra seminer dönemine girerek , bir ölçüde iş başı yapıyorlar. Geç giderler , erken gelirler, arada gitmezler ama sonuçda zil çalıyorYani ördek suya daldı zil çaldı. Onların zili çalınca , ben daha özgür olacağım tabi heheheh...Nereye gitemeye kalkasam mırın kırın ediyolar sonra da akşam program yapıp kendileri kaçıyor.
Şimdilik bu kaa
Okuduğum kitaplardan söz edesim var ama yazasım yok:) böyle bir dengesiz kişilik sergilemesi içindeyim.Bu gün Zeya'nın yazısını okuduktan sonra , baş ucumdaki ve de ayak ucumdaki kitap kulesinin bir an önce erimesi gerektiğine karar verdim. Elif Şafak'ın yeni kitabı ''İSKENDER''İ çok merak ediyorum ama kapağı o kadar itici geldi ki tarifsiz. Firarperest'in o şirin kapağından sonra bu iyi gelmedi bana...
Gündüzleri Çocuklar Duymasının tekrar bölümlerini izliyorum. Kızlarla tüm kanepeleri koltukları kapışıyoruz. Karşılıklı seriliyoruz. Bir kanepe var ki, Kocamın da, Gamsenin de benim de en favori kanepemiz. Tam balkon kapısının yanında ve tvnin tam karşısında ve de önünde sehpa olması dolayısıyle çok cezbedici...Naziş kendi köşesine çekiliyor, kitabını laptopunu, içeceğini eline alır bu yazın limonata kışın sıcak çikolata şeklinde olur, kimseye karışmıyor. Ama biz üçümüz bir devinim içindeyiz :)Bir balkona çık, bir içerilere git , kanal değiştir...
Aydın Boysan'ın oynadığı reklamı izlediniz mi?Masaya yumruğunu indirmesine bayılıyorum. Bir de Şahan Gökbakar'ın öztürkcell reklamları. Her seferinde gülüyorum.
İftara artık bir çeşit yemek yapmaya karar verdim. İftariyeliklerde olayı bitiriyoruz karıkoca...Geçen akşam Gamse'nin börekçi arkadaşı)Fatma ; bize iki tepsi börek getirdi. Jambonlu mantarlı ve pastırmalı sucuklu, kaşarlı ve közlenmiş biberli.Hemen dilimlere ayırıp dondurucuya attım. Sıkışca hemen iki üç dilim çıkarıp ısıtıyoruz. Fatma , liseden sonra iş hayatına atıldı ve babası onaPanbörek'in bayiliğini aldı. Bu da en çok Gamse'ye yaradı.Özellikle zeytinyağlı dolmalarının dibine darı ekiyor. Bakınız şekil 1.a

Kızlar iki hafta sonra seminer dönemine girerek , bir ölçüde iş başı yapıyorlar. Geç giderler , erken gelirler, arada gitmezler ama sonuçda zil çalıyorYani ördek suya daldı zil çaldı. Onların zili çalınca , ben daha özgür olacağım tabi heheheh...Nereye gitemeye kalkasam mırın kırın ediyolar sonra da akşam program yapıp kendileri kaçıyor.
Şimdilik bu kaa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)