Sabah sabah pörtledim erkenden. Yaz boyu hiç kapanmayan yatak odası penceremi , dün gece yarısı kapadım. İstanbul bi serinledi sanki.Sabah açınca tekrar açınca bir serin rüzgar doldurdu içeriyi. Ne severim İstanbulun bu hallerini. Perdeler uçussun, yapraklar savrulsun.
Sahi düşündüm de ben hangi hallerini severim İstanbulun, galiba her halini, siste bağıran vapurlarını, fırtınalı havalarda kabaran , kapkara olan boğazını, motorda karşıya geçerken Tarihi Yarımadanın görüntüsünü, lodosunu, poyrazını, erguvanlarını, sinemalarını, ne dediklerini, ne sattıklarını aanlamadığım sokak satıcılarının seslerini... Ama şu trafiği olmasa, suç oranı bu kadar yüksek olmasa, gecekondulaşmasa hatta rezidanslaşmasa. Eskisi gibi nisan yağmurları yağabilse. Kar yağsa hatta bir gün tipi olsa. Olsa olsa ...
Ben geldim geleli dur durak bilmez hallerdeyim. Geldim geleli, önce Eyüp Sultan, sonra İlmiyem, pazar günü Zuz ve Nazlının dayanılmaz ısrarları üzerine Zuz da kahvaltıya gidiş, tabi akşama kadar süren bi kahvaltı bu. Evimi özledim ya. Ama yalan olmasın salı günü bir misafirim vardı; henüz 45 günlük bir delikanlıdır kendilerini. Zuz'un ortağu Berfu'nun oğlu. Onların Adapazarında yaptıkları bir eve gitmeleri gerekince , Can Bey de bize teşrif ettiler. Çok heyecanlı bir gündü. Biz ona ailece aşık olduk. Annesinin sütünü dondurucudan çıkarıp ısıtıncaya kadar , bizi koşum koşum koşturdu. Dizimden başka bir yerde uyumadı. El ele göz göze bir gün geçirdik onla. Tabi benim tırsaklıklarımı saymazsak. Mama yerken boğazına kaçarsa diye korkmalar, uyurken gidip nefesini dinlemeler ...
Dün erkenlerden kendimi Beyoğluna attım. Hafta içi olmasına rağmen aman ne kalabalıktı. Beyoğlu ekibim de artık İstanbula döndü anladığınız üzre. Özlemişim en son 26 Haziran da vedalaşmıştık . Hep derim ya, bir yabancının yolu önce Taksime düşse, der ki; Türkler ne kadar güzel giyiniyorlar, hep eğlenip yiyip içiyorlar. Türkiye bir refah toplumu. Yalnız dikkatimi çekti çiçekçiler meydan da yoktu. Hepsi İlle de Roman Olsuna katılmış olamazlar dimii??. Neyse gelelim bize, biz kuzenler birbirimizi çok özlemişiz. Güle konuşa özlem giderdik.
Şimdi gideyim ben artık.Zuz'un göz doktorunda randevusu var onun öncesinde bize kahvaltıya gelecek. Kocam ve Naziş çoktan işbaşı yaptı. Gamsegamse hala tatilin tadını çıkarmakta. Onun okulu taaa bayramdan sonra açılacak. Çayı koyayım artık var mı isteyen.
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
lodos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lodos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Ağustos 2008 Perşembe
25 Mart 2008 Salı
bit pazarı gibi yazı -2
Geceki lodostan sonra , sakin bir sabaha uyandık. Çatılar uçuyor sandım bir an. Hafif var ama daha sakin dediğim gibi.
Kabile üyelerimin her biri başka bir semte dağıldılar. Kimi okula kime işe.Ben de çayımı ve elmalı pastamı alıp buraya geldim. en sevdiğim pastadır ve kendim için özel olarak yaparım. 40 yıllık bir tarif neredeyse. Teyzeme ait. Ne zaman onlara gideceğimi duysa hemen bu pastayı yapardı. Ama saklar , ay bu sefer yapmadım der beni aratırdı. Bi keresin de en üst rafa saklamıştı , çıkıp buldum, ama elimde tencere sandalyenin içine geçtik.
Bir çok arkadaşım artık neden evde pişirdiğin şeylerden söz etmiyosun demiş. O yüzden bu gün bu elmalı pastayı ve bu sıralarda geç yapılan kahvaltılarımıza eşlik eden sarımsaklı ekmek dilimlerinin tarifini yazacağım. Yazının en sonuna eklerim artık.
Dün pazarımızdı. Görümcemle , en favorisiyle biz de çay içtik. Sonra da pazara çıktık. Baktım pazarda satıcı , dünyanın en güzel laleleri burada diye bağırıyor. Yok yav dedim sahi mi?. Evet dedi, dünyanın en güzel çiçeklerini ben satıyorum. Sen bu kadar kendinden emin olduktan sonra diyecek bir şey yok dedim ve altı tane lale soğanı alıp diktim. Bakalım ne renler çıkacak. Geçen sene hepsi beyaz çıkmıştı((.
Dün akşam durup dururken , gamze ile orayı burayı karıştırmaya başladık. O sınıfta yaptıracağı bir etkinlik için malzeme arıyordu, ben de nerelerde ne unuttum acaba diyerek başında bekliyorum. Bir taraftan da karıştırrken. Elime kendimi tanıttığım BEN diye başlık attığım taa 2002 de yazdığım bir yazı geçti. Allah Allah niye böyle bir şey yazmışım derken aklıma geldi. Bizm iş güzar halkla ilişkilerin marifetiydi. İş yerine ODTÜ den uzmanlar gelmiş, bir hafta karşılıklı konuşmalar yapmıştık. Garip bir yol takip ediyorlardı. Havadan sudan konuşarak başlayan karşılıklı konuşmalar , bakıyorduk başka yerlere gelmiş. iŞte o günlerden birinde bizden bu yazıları istemişlerdi. Kendimimizi tanıtan, ne olmak istediğimizi, hedeflerimizi anlatan bir yazı istemişlerdi. İşte o yazıdan bir kaç cümle size.
Bunları neden sizle paylaştım biliyormusunuz , altı yıl önce yazdığım bu yazıdan bu yana ben umut ede ede bu güne gelmişim. Hiç bir şey değişmemiş. 78 li yıllardan beri daha yaşanılası daha yaşanılası bir Türkiye demişim. Demeye de devam edeceğim. Ne yaptın derseniz, bunları benim gibi söyleyen iki eğitim neferi daha kattım .Bu da gündeme getirdiğim yorumum olsun.
Şimdi sırada tarifler var.

ELMALI PASTA.dört elmayı rendeledim, yarım bardak toz şeker ilavesiyle pişirdim , pişirince tarçın ilave ettim bolca.
Marmelat soğurken , bir paket yağla(zeytinyağlı becel kullandım), bir yumurta, bir bardak toz şeker , kabartama tozu ve alabildiğince unla yumşak bir hamur yaptım. Hamuru ikiye böldüm. Tezgahı hafif unladım , hamurun birini , merdane yardımıyla tepsim büyüklüğünde açtım. tepsiye yaydım. Üstüne marmelatı döktüm iyice onuda hamurun her tarafına yaydım. En üste tekrar aynı işlemle ikinci hamuru açıp koydum. 200 derecede pişirdim. Soğuyunca pudra şekeri serpip dilimledim.
SARIMSAKLI EKMEK DİLİMLERİ. İki diş sarımsağı ezdim, üstüne sızma yağ, kekik ve kırmızı biber döktüm karıştırdım. İnce dilimlenmiş ekmek dilimlerinin üstüne sürüp fırında kızarrtım. Kahvaltıda süper oluyor. Afffiyyetler olsun
Şimdiiii, hava raporu verdik, biraz gümdeme mündeme dokundurduk, iki de tarif verdik. E daha ne olsun bundan iyisi ŞAMDA KAYSI bence.Hadi gittim ben öğleden sonra arkadaşlarla okey oynayacağız, yarın da tiyatro günüm. Raprumuda verdim yapacak iş kalmadı....
Kabile üyelerimin her biri başka bir semte dağıldılar. Kimi okula kime işe.Ben de çayımı ve elmalı pastamı alıp buraya geldim. en sevdiğim pastadır ve kendim için özel olarak yaparım. 40 yıllık bir tarif neredeyse. Teyzeme ait. Ne zaman onlara gideceğimi duysa hemen bu pastayı yapardı. Ama saklar , ay bu sefer yapmadım der beni aratırdı. Bi keresin de en üst rafa saklamıştı , çıkıp buldum, ama elimde tencere sandalyenin içine geçtik.
Bir çok arkadaşım artık neden evde pişirdiğin şeylerden söz etmiyosun demiş. O yüzden bu gün bu elmalı pastayı ve bu sıralarda geç yapılan kahvaltılarımıza eşlik eden sarımsaklı ekmek dilimlerinin tarifini yazacağım. Yazının en sonuna eklerim artık.
Dün pazarımızdı. Görümcemle , en favorisiyle biz de çay içtik. Sonra da pazara çıktık. Baktım pazarda satıcı , dünyanın en güzel laleleri burada diye bağırıyor. Yok yav dedim sahi mi?. Evet dedi, dünyanın en güzel çiçeklerini ben satıyorum. Sen bu kadar kendinden emin olduktan sonra diyecek bir şey yok dedim ve altı tane lale soğanı alıp diktim. Bakalım ne renler çıkacak. Geçen sene hepsi beyaz çıkmıştı((.
Dün akşam durup dururken , gamze ile orayı burayı karıştırmaya başladık. O sınıfta yaptıracağı bir etkinlik için malzeme arıyordu, ben de nerelerde ne unuttum acaba diyerek başında bekliyorum. Bir taraftan da karıştırrken. Elime kendimi tanıttığım BEN diye başlık attığım taa 2002 de yazdığım bir yazı geçti. Allah Allah niye böyle bir şey yazmışım derken aklıma geldi. Bizm iş güzar halkla ilişkilerin marifetiydi. İş yerine ODTÜ den uzmanlar gelmiş, bir hafta karşılıklı konuşmalar yapmıştık. Garip bir yol takip ediyorlardı. Havadan sudan konuşarak başlayan karşılıklı konuşmalar , bakıyorduk başka yerlere gelmiş. iŞte o günlerden birinde bizden bu yazıları istemişlerdi. Kendimimizi tanıtan, ne olmak istediğimizi, hedeflerimizi anlatan bir yazı istemişlerdi. İşte o yazıdan bir kaç cümle size.
Benim için önce iyi insan olmak gelir. Ancak böyle iyi anne, iyi eş, iyi arkadaş, iyi dost olabilirim. Hedefim şu; Şu anda Türkiye şartlarında önümü çok iyi göremiyorum belki, ama gözlerimin keskinliğine ve sağduyuma inanarak, güvenerek söylüyorum ki, daha yaşanılası bir Türkiye de benim de yapacağım bir şeyler var. Yarın, yarınlardan umudunu kesmeyenlerindir. Her şey değişecektir. Çünkü değişmeyen tek şey değişimdir.
Bunları neden sizle paylaştım biliyormusunuz , altı yıl önce yazdığım bu yazıdan bu yana ben umut ede ede bu güne gelmişim. Hiç bir şey değişmemiş. 78 li yıllardan beri daha yaşanılası daha yaşanılası bir Türkiye demişim. Demeye de devam edeceğim. Ne yaptın derseniz, bunları benim gibi söyleyen iki eğitim neferi daha kattım .Bu da gündeme getirdiğim yorumum olsun.
Şimdi sırada tarifler var.

ELMALI PASTA.dört elmayı rendeledim, yarım bardak toz şeker ilavesiyle pişirdim , pişirince tarçın ilave ettim bolca.
Marmelat soğurken , bir paket yağla(zeytinyağlı becel kullandım), bir yumurta, bir bardak toz şeker , kabartama tozu ve alabildiğince unla yumşak bir hamur yaptım. Hamuru ikiye böldüm. Tezgahı hafif unladım , hamurun birini , merdane yardımıyla tepsim büyüklüğünde açtım. tepsiye yaydım. Üstüne marmelatı döktüm iyice onuda hamurun her tarafına yaydım. En üste tekrar aynı işlemle ikinci hamuru açıp koydum. 200 derecede pişirdim. Soğuyunca pudra şekeri serpip dilimledim.
SARIMSAKLI EKMEK DİLİMLERİ. İki diş sarımsağı ezdim, üstüne sızma yağ, kekik ve kırmızı biber döktüm karıştırdım. İnce dilimlenmiş ekmek dilimlerinin üstüne sürüp fırında kızarrtım. Kahvaltıda süper oluyor. Afffiyyetler olsun
Şimdiiii, hava raporu verdik, biraz gümdeme mündeme dokundurduk, iki de tarif verdik. E daha ne olsun bundan iyisi ŞAMDA KAYSI bence.Hadi gittim ben öğleden sonra arkadaşlarla okey oynayacağız, yarın da tiyatro günüm. Raprumuda verdim yapacak iş kalmadı....
12 Kasım 2007 Pazartesi
HAFTANIN BAŞINDAN
Lodosla uyandık. Bir rüzgar bir uğultu. Herkese bir tost bir ballı ekinezya çayı, uğurladım evden. Beş dk sonra Gamsegamse aradı, vapur , motor hiç bir şey çalışmıyor dedi. Sunumu da vardı bu gün. Diğer dersleri kaçırsam da olur, sunum saatine kadar tuğçelerde bekleyeceğiz , belki o zama açılır dedi. Sonra sesi çıkmadığına göre gidebildiler demektir.
Cuma günü bir Beyoğlu yaptım. Hava güzeldi. Artık ben cesaret edemiyorum ama hala güverte de yolculuk yapanlar var. Sokaklar nasıl kalabalıktı anlatamam. Yoksa iş günü değil mi? bu gün dedim. Kuzenlerimle yine iyi bir gün geçirdim. Halil beni çok güldürdü. Şimdi de Side de pansiyon açmaya karar verdi. Hep alakasız işler yapar. Bir kaç yıl sonra bıkar. Daha önce Derimod da idi. Oradan çıkana kadar akla karayı seçti. Çokta başarılıydı. Sonra engelliler için bir okul açtı. Ne hevesle yaptı anlatamam. Yüzmeye bile onlarla gitti her gün. Günlük hediyeler hazırladı. Beni aradı- sende gel dedi. -Ne yapıcam dedim. -Ben oturuyorum sende oturursun benimle dedi.üç ya da dört yıl yaptı bu işi, devretti. Şimdi de pansiyoncu olacakmış.Halil yazısına tıklarsanız daha önce onu anlattığım yazıyı okur, nasıl bir adam olduğunu görürsünüz.
Cumartesi , kızlarıda evden gönderdim. Evi baştan aşağıya temizledim. Güzel yemekler yaptım. Hatta kovcam aç kaldığıma değmiş bu gün dedi. Fırsat bulup öğle yemeği bile yiyememiş. Ona daha çok Beşiktaş dokunuyor bu günlerde. Son Sivas yenilgisi mahvetti kocamı be yaw.
Pazar gün biraz yatak keyfi yaptım. Sonra Semoşum aradı Ankaradan. Sesi hem bana çok iyi geldi hem de İbrahim Beyin kaybından sonraki en iyi sesiydi. Onu çok özledim. Semrayı , beni sürekli okuyanlar bilir. Denizi olmayan yerden, eğri çatılı evden komşum. Şimdi Ankarada tetkik hakimliğinden emekli oldu. Çok iyi bir korist, iyi kanun çalar. Bana reçel yapmayı , tarhana yapmayı öğretmiştir. -Kız niye yapıyoruz bunları, niye uğraşıyoruz bunlarla dememe rağmen zorla yaptırdı bana. Mesela öyle güzel vişne şurubu yapmayı ondan öğrenmişimdir. Şimdi bi gün Semra da, Gamze bu şuruptan içti. Çok beğendi. Daha da iki-üç yaşında. Hemen kocama yarın vişne al, surup yapıcam dedim. O gözünü sevdiğimde bir kasa vişne gönder eve. Biz Semra ile yarısını reçel , yarısını şurup yaptık. Eeee sonra ne mi oldu. Gamze içti ve ııııh Semsa teyzeminki gibi olmamış dedi. Kendisi gurmedir ya:)).
Pazar öğleden sonra Gamze ile dışarı çıktık. Naziş Zuz la takıldı. Cumartesi gecesinden gitti teyzoşuna. Onun için bayağıda karlı olmuş:)). Dün Bağdat Caddesine çıkıp alış-veriş yapmışlar bi sürü. Eee ne kadar çalışıp parasını kazansa da teyze bu boru mu. Gamze de hemen mesaj çekti, adaletin bu mu dünya diye. Onunla ayrı bir gün yapacaklarmış:)).
Üsküdara inmiştik. Hava da buz gibiydi. Sunumu için renkli çıktı yaptırdık. Biraz dolaştık. Biraz alış- veriş yaptık geldik. Sonra Naziş elinde çantalarıyla geldi , ortalık yeniden karıştı. Sonra kombimiz de - iyonizasyon-servis çağırın- yazısı çıktı. Haydeee al sana bir iş daha dedim. Klimayla idare ettik. Şimdi servis bekliyoruz, kombi hazretleri emretti ya. İnsan lütfen filan der ya. Ne o servis çağırın demek. Haftaya arıza ile başladık anlayacağınız...
Cuma günü bir Beyoğlu yaptım. Hava güzeldi. Artık ben cesaret edemiyorum ama hala güverte de yolculuk yapanlar var. Sokaklar nasıl kalabalıktı anlatamam. Yoksa iş günü değil mi? bu gün dedim. Kuzenlerimle yine iyi bir gün geçirdim. Halil beni çok güldürdü. Şimdi de Side de pansiyon açmaya karar verdi. Hep alakasız işler yapar. Bir kaç yıl sonra bıkar. Daha önce Derimod da idi. Oradan çıkana kadar akla karayı seçti. Çokta başarılıydı. Sonra engelliler için bir okul açtı. Ne hevesle yaptı anlatamam. Yüzmeye bile onlarla gitti her gün. Günlük hediyeler hazırladı. Beni aradı- sende gel dedi. -Ne yapıcam dedim. -Ben oturuyorum sende oturursun benimle dedi.üç ya da dört yıl yaptı bu işi, devretti. Şimdi de pansiyoncu olacakmış.Halil yazısına tıklarsanız daha önce onu anlattığım yazıyı okur, nasıl bir adam olduğunu görürsünüz.
Cumartesi , kızlarıda evden gönderdim. Evi baştan aşağıya temizledim. Güzel yemekler yaptım. Hatta kovcam aç kaldığıma değmiş bu gün dedi. Fırsat bulup öğle yemeği bile yiyememiş. Ona daha çok Beşiktaş dokunuyor bu günlerde. Son Sivas yenilgisi mahvetti kocamı be yaw.
Pazar gün biraz yatak keyfi yaptım. Sonra Semoşum aradı Ankaradan. Sesi hem bana çok iyi geldi hem de İbrahim Beyin kaybından sonraki en iyi sesiydi. Onu çok özledim. Semrayı , beni sürekli okuyanlar bilir. Denizi olmayan yerden, eğri çatılı evden komşum. Şimdi Ankarada tetkik hakimliğinden emekli oldu. Çok iyi bir korist, iyi kanun çalar. Bana reçel yapmayı , tarhana yapmayı öğretmiştir. -Kız niye yapıyoruz bunları, niye uğraşıyoruz bunlarla dememe rağmen zorla yaptırdı bana. Mesela öyle güzel vişne şurubu yapmayı ondan öğrenmişimdir. Şimdi bi gün Semra da, Gamze bu şuruptan içti. Çok beğendi. Daha da iki-üç yaşında. Hemen kocama yarın vişne al, surup yapıcam dedim. O gözünü sevdiğimde bir kasa vişne gönder eve. Biz Semra ile yarısını reçel , yarısını şurup yaptık. Eeee sonra ne mi oldu. Gamze içti ve ııııh Semsa teyzeminki gibi olmamış dedi. Kendisi gurmedir ya:)).
Pazar öğleden sonra Gamze ile dışarı çıktık. Naziş Zuz la takıldı. Cumartesi gecesinden gitti teyzoşuna. Onun için bayağıda karlı olmuş:)). Dün Bağdat Caddesine çıkıp alış-veriş yapmışlar bi sürü. Eee ne kadar çalışıp parasını kazansa da teyze bu boru mu. Gamze de hemen mesaj çekti, adaletin bu mu dünya diye. Onunla ayrı bir gün yapacaklarmış:)).
Üsküdara inmiştik. Hava da buz gibiydi. Sunumu için renkli çıktı yaptırdık. Biraz dolaştık. Biraz alış- veriş yaptık geldik. Sonra Naziş elinde çantalarıyla geldi , ortalık yeniden karıştı. Sonra kombimiz de - iyonizasyon-servis çağırın- yazısı çıktı. Haydeee al sana bir iş daha dedim. Klimayla idare ettik. Şimdi servis bekliyoruz, kombi hazretleri emretti ya. İnsan lütfen filan der ya. Ne o servis çağırın demek. Haftaya arıza ile başladık anlayacağınız...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)