Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

14 Nisan 2011 Perşembe

Gecenin bi yarısı...sakarcalı yazı



Bu gün şunu anladım ki, dizim benden kurtulmak istiyor. Free takılmak istiyor artık. Bense ona hiç aldırmadan , onu ardım sıra sürüklüyorum.
Bu gün Zuz'la Taksim'de tramvay durağında buluştuk. Hiç gelmeyeceksin sandım dedi...epi topu beş dk beklemiştir ama o daha çok beklediğini iddia etti.Simit sarayının karşısında aynı fiata simit satan simitçiye kızdı.O da ben de buraya beş yüz lira kira veriyorum dedi. Bir yerde bir simitçinin ayda en az ikibin lira kazandığını okuyunca atmışlar demiştim ama bu gün ilk ağızdan doğruluğunu öğrendim.İyi ya kazansın adamcağızlar... Bu gün kuzenlerle teyzemde buluştuk.Teyzem bize sakarca kızarttı heheheh. Ay o ne dersiniz şimdi. Sakarca Ordu ve çevresinde yetişen yenilebilir endemik bitki...Endemik bilmeyenler için ....sadece o yörede yetişen demek... Sakarca soğansı bir bitki. Taze soğana benzeyen bir başı ve ahtapota benzeyen yeşil saçakları var.Bu çok zor toplanan ve pişirilmeye hazırlanan bir diğer adı da beslek kaçırandır:)) Beslek de hizmetçi demek...Ben tabi hiç bir zaman yapmayı denemedim. Teyzem Ordu'dan getirmiş. Dondurucuya atmış, pişirmek için bizi beklemiş. Bu sakarca önce temizlenir, haşlanır ve suyu iyice sıkılır. Mısır unu ve bir iki yumurtayla harmanlanıp, tavada aynen mücver gibi altlı üstlü kızartılıp sirke ve sarımsakla mezeye de dönüştürülür mücver gibi de yenir. Biz çayın yanında mücver gibi yedik.
Bu kadar sakarca bilgisi yeterli olmuştur sanırım. Akşam olunca Zuz , Aylin^'i aradı üçümüz kız kıza Asmalımescitte takılalım biraz dedi. İyi dedim. Evi aradım. Tamam tamam dediler ama Kocanın sesi hasta gibi, grip olmuş, Gamse çok yorgunmuş sesi ondan öyleymiş. Naziş aradı sonra , gözlerine bir şey alerji yapmış, okulun doktoru damla vermiş. Çok akıyormuş, kötüymüş. Ay benim içim rahat etmez eve gideyim ben dedim. Yolda bin kez aradılar. Geliyorum içim rahat etmedi dedim. Eve geldiğimde ki manzarayı anlatayım, kocam yatakta ama maç izliyor, Naziş kucağında laptop kulağında müzik... Gamse anne çabuk koş koş sana bir şey göstereceğim diyor.Kocam eve gelirken kocaman bir Trabzon ekmeği almış, babam gelirken kocaman bir esmer undan yapılan ev ekmeği almış.Eve kıtlık var gibi bir çuval ekmek doldurmuşlar. Halbuki ev de yokum diye, bir tencere kabak ve biber dolması, makarna, çorba ve enginar pişirmiştim. Üstelik her zaman açlıktan kırılan insanlar saat yedi buçuk olmuş henüz yemek bile yememişlerdi.Neyse Gamse ile hemen yemekleri ısttık masayı hazırladık , Naziş'in göz damlasını damlattık.Sonra da oturup Muhteşem Yüzyılı izledik.

Yeni kitabım Serenad... Zülfü Livanelli'nin... Mavianne'nin Ankara hediyesi.Bu gece başlıyorum. Okudukça üzerinde konuşuruz her zamanki gibi...
Yarın akşam için çok heyecanlıyım...Zeya büyük bir sürpriz yapıp benim bulamadığım biletleri buldu ve İstanbul Film Festivali kapsamında oynayan ; Haruki Murakami'nin İmkansızın Şarkısı kitabının filmine gidiyoruz. Bu kitabın filme alınmasını Murakami istemiş. O sözler, o görüntüler filme nasıl yansıyacak çok merak ediyorum. En güzel yanı da benim gibi Murakami severlerle izleyecek olmamız...
gece yarısı sohbetimiz burada sona erdi... Şimdi birazcık da okuma vakti.

10 yorum:

  1. Sakarca çok ilginç gerçekten kuru-yeşil soğan-canlanmış ahtapot olmuş gibi.
    Amman dizlere dikkat. Bu şahane etkinliklere o dizler taşıyor seni. Ara sıra dinlendirmek lazım.
    Yarın için iyi seyirler...

    YanıtlayınSil
  2. Gı Laloş, diz n'apsın anacım ben bile düşünüpdurum onu zaman zaman;-)
    Çok yaşa e mi?(dizinle)

    YanıtlayınSil
  3. serenad'ın sonlarına geldim severek okuyorum.

    akşamı sabırsızlıkla bekliyorum.

    Sevgiler

    YanıtlayınSil
  4. KANKİMMM
    ÇOK GEÇMİŞ OLSUN SANA
    umarım düzelir dizlerin sağlıklı günler diliyorum sana
    akşamı merak ediyorum
    kitaptan sonra filminde hayal kırıklığı olmamasını dilerim
    zeyanın da bilet bulması süper olmuş
    iyi seyirler

    YanıtlayınSil
  5. Geçmiş olsun. Bu diz niye böyle oyun bozanlık yapıyor? Aranızdaki sorunlar hallolur inşallah.

    YanıtlayınSil
  6. Lale Hanımcığım, sizi bir süredir takip ediyorum. Çok da beğeniyorum. Yalnız... börek, çörek, kebap, fast food, cafe pastane v.s. ürünlerine oldukça düşkün olduğunuzu görüyorum. Herşeyin başı sağlık. Oldukça fazla olan kiloları verirseniz diz ağrılarınız azalacak. 1 yılda 15 kilo vermiş biri olarak tecrübelerime dayanarak söylüyorum. Ne kadar daha hafiflemiş ve ağrısız sızısız hareket ediyorum. Hedefte bir 7-8 kilo daha var. Kiloları vermeye siz de hemen bugün başlayın derim ben. Sevgi ve sağlıkla kalın...
    Mine

    YanıtlayınSil
  7. şu dizi bi de ben görsem anacım artık.. belki benden korkar..

    gitmedi mi o diz bi doktora.. çekilmedi mi emar neyin.. kap gel ..
    biliyosun balkonlu kadının eski evinin yokuşunun tepesi.. iki katlı sarı yeşil bina..

    öperim çokça hem de utanmam.. dizinden öperim =)

    atalet..

    YanıtlayınSil
  8. hhaha valla haklısınız Mine Hanım lezzetlere düşkünüm de bi farkla Fastfoodan hoşlanmam. Kilo vermenin de dizime iyi geleceğini biliyorum. Doktora fidince ilk söyleyeceği söz olduğunu da ama benim 50 kiloluk kardeşimde dizinden ameliyat oldu geçen yıl:))
    Ben en iyisi atalate görüneyim bir yol:)

    YanıtlayınSil
  9. Geçmiş olsun Lale, yaşlanmaya mı başladık diyeceğim, biliyorum kızacaksın bana. Haa haaa! Bana ilk yazdığın yorum aklıma geldi de...
    Bu yörede de "zılbıt" var. Kayınvalidem çok güzel pişirir.
    Sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
  10. lale ablacımm afiyet bal şeker olsun sakarca.teyzenizin eline,koluna sağlık.Allah sizi hiç ayırmasın.
    geçmiş olsun.dizini bir doktora götür.Allah şifa versin.sevgilerimle çookça öptümm.

    YanıtlayınSil

içinizden geldiği gibi yorumlayın ama unutmayın ki keser döner sap döner gün gelir hesap döner:))