Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

26 Mart 2014 Çarşamba

Kriton Curi'de İmza: Kızın & İmza: Karın

Dün çok güzel bir gündü,benim açımdan. ''Kriton Curi Parkı''içinde yer alan ''Kadıköy Gönüllüler Evi''nde  gelen konuklar ve yazarlarla birlikte ''İmza:Kızın ve İmza:Karın''ı ve de nisan ayı içinde çıkacak olan ''İmza:Ben''i konuştuk. Bu arada Zuz meraktan ölmek üzere acaba onun hakkında ne yazdım. Çünkü bu kitapta,hayatımızda önemli yeri olmuş, hayatımıza etkisi olmuş insanlara seslenip; İmza: Ben dedik.

Her şey çok güzeldi, yazarlar yeniden buluştu,görüştü. Hürriyet Gazetesi yazarı Yonca Tokbaş tee Dubai'den kalkmış gelmiş,bize katılmıştı, Cem Karaca'nın eşi İlkim Karaca hemen yanı başımda kendi hikayesini anlatıyordu. Yıllardır blog arkadaşı olduğum,aynı şehirde yaşadığım ama bir türlü yanyana gelme fırsatı bulamadığımız Asuman Yelen ile nihayet reel anlamda da görüştük. Daha kapıdan girerken Yaşamın Kıyısından-Nur- hemen el etti,buradayız diye.






 off kapmışım mikrofonu,bu projeye nasıl dahil olduğumu falan anlatıyorum işte:)








Kadıköy gönüllüleri bizi gerçekten de çok güzel ağırladılar. Konuşmanın sonunda da çay masasının etrafında toplanıp sohbetimize kendi aramızda  devam ettik.


 Günün en güzel yanlarından biri de, konuşmalarımızla duygularımızı,dinleyicilere öyle bir geçirmişiz ki konuşma sonunda önümüzde uzun imza kuyrukları oluştu.

 aradan beni farkettiniz mi? hihihi nasıl da bi edalı imzalıyorum ama:))



İmza:Ben büyük bir olasılıkla 8 Nisan da çıkıyor. Bu kitap aynı zaman da  sesli olarak da basıldı.En çok o kısmını merak ediyorum açıkçası:)






Bu projeler benim hayatımı daha da anlamlandırdı. Bu artık bitiyor ama umarım başka başka sosyal sorumluluk projelerinde yer almaya devam edebilirim.

24 Mart 2014 Pazartesi

Kız Kulesi Aşıkları

Bugün günlerden yine ''Kız Kulesi''ydi... İstanbul'da en çok nereyi seversin deseler şu aşağıda gördüğünüz resimdeki yer derim sanırım.Karşımda İstanbul'un sevdiğim tüm objeleri ,Kız Kulesi, Galata Kulesi, Tarihi Yarımada daha ne olsun.... Ben yine çantama tabletimi ,kitabımı neyin doldurdum ,düştüm kocamın peşine:)) Çayımdır,kitabımdır, arada  çektiğim resimleri facebooka yükleyip arkadaşlarımla eğleşmektir. Kocayla muhabbettir derken  saatler geçmiş yine hiç farketmemişiz.



Eve gelirken malumnuz üzre koca beni yolda ekip arkadaşlarının yanına klübe yollandı. Ben de evcağızım evcağızım sen bilirsin halcağızım diye kapımı açıp,kanepeye serildim. Neyseki şöyle bir prensibim vardır,evde beni bekleyen hiçbir işim olmayacak, evde beni bekleyen tek şey kahve suyunun altını yakmak olmaktır o kadar:) Geldim kahvemi koydum, bi de film açtım kendime. ''İstanbul Film Festivali''nde Bagımsız Filmler  kategorisinde oynayacak olan ; ''Aşk Balık Kokar''.Ben beğendim. Meksikalı arabesk şarkıcısı olan Guillermo Garibai’ye adanmış kenar mahalle müzesinde,müzeyi şleten ailesiyle birlikte yaşayan bir gencin hikayesi. Doğumundan itibaren balık kokusuyla doğan ve ne yapsa bundan kurtulamayan  Mica'nın hikayesi.IMDB puanı: 7.1/10




Kitap konusuna gelince; Sol Omzuna Güneşi Asmadan Gelme/Selçuk Altun okuyorum. Bibliyomanyaklar'ın nisan ayı kitabıdır kendisi. O yüzden bu kitaba ait yorumları okumak isterseniz bi zahmet oraya buyuracak  hatta bir kitap kazanma şansı yakalayacaksınız. Mart ayında okuduğumuz kitaba yaptığım yorum sanırım bu akşam yayına girecek ve bir okuyucuya  Peri Gazozu/Ercan Kesal armağan edeceğiz.

not: yazı yayına girdi... Şuraya bi TIK

İşte böle böle

23 Mart 2014 Pazar

pazarola

twitter ile kalkıp twitter ile yatıyoruz. Yasaklarla birlikte , hem kayıtlı kullanıcı sayısında hem de twit atma sayısında patlama olmuş. E yasaklara en çok da devlet erkanı uymayınca bize her yer bahar bahçe:)

Hava bugün çok güzel ama malum bugün İstanbul'da iki büyük miting bir de üstüne sınav olunca sokağa çıkmak delilik olur dedik.

Dün de sabah erkenden evden çıkmak zorunda olan kızlar bugün geç kalktılar. Ben de hadi çoktandır yapmadım patates mücveri yapayım dedim. Bayıldılar valla...Kahvaltının mutlulukla  bir ilgisi  mutlaka var gerçekten de... Onların dünkü maceralarını dinleye dinleye kahvaltımızı yaptık. ''Eğitimde teknolojiyi kullanma'' eğitimi aldılar ama daha başlar başlamaz internetin çökmesi ironik olmuş:)


Dün biraz fazla yemek yaptığım için bugün yan gel Osman bir dönüm bostan durumları var...Yatıcam yuvarlanıcam,kitap,film,çay,kahve...Acıkana dondurucudan pizza...

Size sözünü etmek istediğim bir film var. ''Yozgat Blues''...Ercan Kesal ve ''Aramızda Kalsın''dizisinin Hatçik'i Ayça Damgacı'nın baş rolleri paylaşıyor. Filmin Yozgat'da çekilmiş olmasının ya da isminde Yozgat olmasının filme hiç bir katkısı yok. Filmde öyle çok Yozgat'da yok zaten. İstanbul dışındaki her yer olabilir. Bize her yer taşra durumları.Yozgat'da bir barda Fransızca şarkılar söylemeye çalışan bir adam ve ona vokal yapan öğrencisi... Her türlü değişimi reddeden bir adam ve değişime açık bir kadın.Değişime kapalı olanın hayatı biter diğerininki başlar öyle bir hikaye. Ben sevdim. İki oyuncu da çok başarılıydı.


Kitaplardan söze edecek olursak okuma şeklim de aynı ruhum gibi bugünlerde,karışık yani. Üç dört kitaba birden başladım. Gündüz birini, gece yatakta birini, dışarı giderken çantamdan çıkartmadığımı gibi...Ama bugün o yarımların hepsini bitiricem. Az az kaldılar zaten. Nisan ayı ''Bibliyomanyaklar'' ın okuyacağı kitap Selçuk Altun'un yeni çıkan kitabı;''Sol Omzuna Güneşi Asmadan Gelme'' adı bile ne kadar üzel değil mi?... ''Bibliyomanyaklar''ı takip ediyor musunuz bilmiyorum  ama her hafta bir de kitap hediye ediyoruz.

Kitap demişken,geceleri yatakta selendirilmiş 100 hikayeyi dinliyorum. Seslendirenler de ünlü tiyatrocular. Mesela dün gece  Fürüzan'ın  Taşra adlı hikayesini dinledim. Bir gece önce Sabahattin Ali'nin Hanende Melek adlı hikayesini Müşfik Kenter'in sesinden dinledim. Sabah ise İnci Aral'ın Düşman adlı hikayesini... Hepsini okumaya vakti olmayanlar için çok güzel bir şey olmuş. Google'ye sesli kitap yazmanız yeterli. Dışardayken bile kulaklığınızı takıp dinleyebilirsiniz,rahatça...


Haydi gittim ben pazarola

21 Mart 2014 Cuma

20 Mart 2014 Perşembe

Evvel Bahar

Bugün baharın ilk günü...Dün gece saat iki dolaylarında rüzgarın sesine uyandım. Sanırsınız evin etrafında dönüyor. Heee gündönümü dedim, dönüyo işte. Sonrasında da sağanak yağmur başladı. Ama öğleye doğru yine bahar havası hakim oldu.

Niksar'da bugüne evvelbahar diyorlar. Yüksek yerlere çıkılır ,kırlara gidilir.Doğaya çıkılır yani. Sahi kıra gitmek diye bişi vardı eskiden:)Her özel günün olduğu gibi bugünün de bir ritüeli var. Şimdi bugün ikindiden başlayıp yarın ikindiye kadar devam eden bir gün bu. Peki ne yapacağız. Ben bunları anlatmayı düşünürken tek takip ettiğim astrolog Zeynep Turan'dan bir mail geldi. Bugünün ritüleini bir güzel anlatmış. Yaparsanız hayatınız da bir hoşluk olur yapmassanız da heeee böle bişi varmış diye bilginiz olur.Resim üstünde  yapılacaklarla ilgili bilgiler var.



Ben sabah erken kalktım, keyifli bir film izledim. Sonra da görümcemgillerle evvelbahar masasına oturdum. Yazı bundan geç kaldı anlayacağınız.Keyifli keyifli sohbetler ettik. Onlar eski evvelbaharlarda neler yapardılar onu anlattılar. Bir iki kez katılmış,birlikte Niksar Kalesine falan çıkmıştık hatta... Masada  Niksar usulü cevizli ekmeğimiz bile vardı,hem de Niksar'dan gelmiş daha ne olsun:) Oy kocam inşalah bu resmi görmez, anamın bazlamaları diye başlar:)


(valla resimdeki el görümcemin, kesmeye de kıyamadım heheh)

Bu yazı böle...Filmdir kitaptır sonra...

19 Mart 2014 Çarşamba

Saçlarını dağıtırsın,rüzgarlarla yarışırsın:)

Aşağıdaki yazımı okuyanlar bugünkü programımı biliyordu zaten. Aynen o yazımda  ne dediysem aynını yaptım.
Dizliğimi taktım. Yumşak yumşak dizimi yormadan yormadan  yürüdüm.İstikamet, Kız Kulesi karşısındaki deniz taraçaları. Uzattım bacaklarımı Kız Kulesine, daha arkada Galata Kulesine karşı kah kitabımı okudum,çayımı içtim,kitabımı okudum kah resim çekip ''facebook'' daki arkadaşlarımı tahrik ettim:)Buranın sevdiğim taraflarından biri de eski 45 likleri çalmasıdır.

(
 (önümüzde dalıp batıp çıkan karabatak da resimde çıkmış)

Yalnız size tavsiyem kesinlikle ama kesinlikle hafta içi gelmenizdir. hafta sonu yakınlarından bile geçmeyin.Bir de şimdi tam zamanı. Havalar biraz fazla ısınınca güneş rahatsız ediyor.Bugün bile saat iki buçuktan sonra başlarımız baya ısındı.

Eve gelince ,oradaki çaylar keser mi beni hemen çayımı koydum. Bu ara son çayıma limon dilimi atıyorum. Şimdiki modam da bu:)


Çayımı içerken bir iki Edgar Alan Poe hikayesi okudum. E bugün filmsiz biter  mi?.Çoktan ötelediğim bir film vardı  Hadi onu izleyeyim dedim. Film bol ödüllü, güzel bir film ama anam babam  ne şansız oğlandı. Hırsızlığa çıktı,ay akşamdan doğdu. Ağustos ayında denize girdi,balta kesmez buz oldu. Kara bastı iz oldu, eller duydu,söz oldu...
7.0 ımdb puanlı bi dünya ödüllü film size...




Akşam yemeğimiz vardı yanına Foça'nın çekme makarnasından yaptım. Ben bir yerde okuyup da, kıs Petek ne kıs bu çekme makarna. Nası çekiyolar yane diye sorunca; Petek'im de al bak nasıl oluyo demiş ve bana göndermiş. Değişik bir şey, yani bildiğimiz makarna gibi değil. Petek kendine de almış, pişirmiş pek sevmemiş. Ben internetten araştırdım,bi kaç tarif buldum ona göre pişirdim. Önce makarnayı tereyağda kavurdum, içine bir et bulyon koydum(tarif öyleydi).Suyunu çektire çektire pişirdim. Anaaa yoksa ondan mı çekme makarna deniyo ki?... Petek'in pişirdiğinin tadı nasıldı bilemem ama benimkinin tadı mısır ekmeğine benziyodu:)Sanırım tam buğday unuyla yapılmış olduğu içindi.Üzerine peynir serptim ,yedik. Teşekkür ederiz Petek'im. 


Ben dışardayken gündem biraz ağır geçmiş, meclis falan karışmış. Sabırla bekliyorum ya sabıııır şu seçimler bitseydi.

Ne ka ekmek O ka köfte

Gününüz aydın olsun blog ahalisi ve de okuyucuları...Hava güzel, defterimi, kalemimi, kitabımı,tabletimi, telefonumu ve dahi fotoğraf makinemi aldım ,çıkıyorum. Dizim istediği kadar mazarat çıkarabilir çok da tın...
Bugün 13. gün ona verdiğim süre çoktan doldu da 3 gün de uzatmalara oynadık.

Bekle simitçi, en kızarmış simiti bana ayır, yunuslar geçecekseniz beni bekleyin, çaycı çayım duble olsun.Martılar fazla cayırdamayın,  Kalk kız sen de , orası benim yerim ben hep oraya otururum.

O kada,bu kada şu kada