Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

24 Aralık 2013 Salı

2013'ün ''En'' leri

2013 yılına 12 üzüm yiyerek,  her üzümde bir dilek dileyerek girmiştik.



2013  ülke açısından çok zor bir yıldı..Umarım 2014'e bunlar bitmiş olarak gireriz.
Şimdi gelelim benim kişisel tarihimin 2013'de en en neler olmuş...

2013' de en sevdiğim kitap,okurken bana en çok keyif veren kitap: Bayan Brodie'nin Baharı

Bayan Brodie görüp görebileceğiniz en tuhaf öğretmen. Ne bir Çalıkuşu'nun Feride'si ne de Ölü Ozanlar Derneğinde ki John Keating.
  1930’ların İngilteresinde, kendi takımını kurduğu altı öğrencisi üzerinde kendi ideallerini gerçekleştirmeye çalışan bir öğretmen o…Sizin için hayatımın baharında, kendi hayatımdan vazgeçtim der sık sık.
  Sürekli zaman sıçrayışları olan, bir öğleden sonrayı okurken bir de bakmışsınız sizi otuz yıl öğleden sonrasına götüren bir roman Bayan Brodie’nin Baharı…
  Ölmeden önce okumanız gereken 1001 kitap arasında da yerini almış.

En iyi Türk yazar kitabım ise; Kızarmış Palamutun Kokusu/Engin Gençtan oldu... Engin Gençtan yüzyıllar arasında gidip gelen bir  İstanbul yolculuğu yaptırdı bana...




2013 de en beğendiğim film:KAPI...Kitabıyla olsun,filmiyle olsun beni çok etkiledi... Hatta kitabını en beğendiğim  kitap olarak da koyabilirdim ama ''Bayan Brodie '' başka bir yerden vurdu beni.. İki farklı kadının biri yazar,diğeri ise onun yanında çalışan hizmetçisi...Ama kuralları koyan kim,patron kim belli değil. Hala izlemeyen varsa,mutlaka izlemeli.
Ev sinemasında en çok beğenerek izlediğim film:Balzac ve Küçük Çinli Terzi Kız...''Bir kitap okudum, hayatım değişti'' sözünü ispatlamak için çekilmiş sanki. Görsellikte bir başka boyutuydu,güzelliğinin...


Beni en çok şaşırtan yok artık dedirten film ise ''Köpek Dişi''ydi...Başından ,sonuna kadar şaşkın, şaşkın izledim. Bambaşka bir sinema deneyimiydi...

 En beğendiğim animasyon filmi:İntihar Dükkanı en beğendiğim yerli film ise Kelebeğin Rüyası ,en en kötü film ise Umut Üzümleri oldu..

En beğenerek izlediğim dizi ise 4 sezonunu 10 gün de bitirdiğim Dawnton Abbey oldu.
2013'de en severek izlediğim yerli dizi  ise; Güneşi Beklerken... Kerem Bürsin;valla bu adı ezberleyin ,geliyo diim size...


En eğlendiğim gece sülalece yaptığımız kop kop gecesi... Bütün sülale Anadolu Hisarı Öğretmenevinde toplandık ve çok eğlenceli bir gece geçirmiştik.
 

En eğlenceli gün ise; Ercangillerle yaptığımız , Sabah kahvaltısında Fethi Paşa Korusunda başlayıp, Rumeli Kavağı, Garipçe Köyü ve sonunda yine Çamlıca'da yediğimiz geceyarısına az kala yemeği ile sona eren 'Anlat İstanbul uzuuuun uzun anlat'' gezisi...

2013'ün  en keşifli gezisi ise Zuz ve Nermin ile yaptığımız ayaklar nereye biz oraya ya da '' Söyle İstanbul'' gezisiydi... Kahvaltıyla Eminönü'nde başlayan gün,İş Bankası Müzesi gezisi, Caferağa Medresesinde kahve, Küçük Ayasofya  camiii, ahşap yakma atölyesinde karşılaştığımız Piri Reis Haritası, Ayasofya'ya karşı yediğimiz akşam yemeği ve hiç tanımadığımız gelin ve damatla çektirdiğimiz fotoğraf mizansenleri ile  sona ermişti.


















En lezzetli gün ise; Ece, Begüm, Elçin ve Zeya ile yaptığımız Burgazada gezisiydi...  Sabah,Ergün Pastanesinde kahvaltıyla başlayan gün, Burgazada öğretmenevinde kahve, Kalpazankaya'da bira ,patates  yine Öğretmenevinde akşam yemeği ve en son Ergün Pastanesinin çilekli milföyleriyle sona ermişti... Çok ama çok da eğlenceli bir gündü ayrıca...
En hüzün duyduğum gün: Haydar Paşa'dan son trene binmekti... Artık Haydar Paşa'dan tren kalkmayacağını binmek buruk buruk etti içimi...


En  yıldızlı gece)) Zeya ve Ebrucuk ile elimizde çay kupaları, battaniyelere sarınmış halde Zeya'nın terasında gece dörde kadar yıldızlar altında oturduğumuz geceydi... Büyük Ayı,Küçük Ayı, Samanyolu bize şölen yaptılar...

2013'ün en güzel seyehati: Ece, Begüm,Nermin, Zeya ve Timsal Hanım ile birlikte yaptığımız Cunda seyehatiydi...İİndiğimizde Zuz'un meşhur kahvaltısıyla başlayan tatil gündüz deniz kıyılarında gece Cunda meyhanerinde coştuk durduk...Badavut ise torbadan çıkan sürpriz gibiydi...



2013'ün en güzel ailece yapılan gezisi '' Suyun Öte Yanı'' gezisiydi.Edirne ve Karaağaç gezisi Hatta Naziş yürüyerek Yunanistan'a geçmiş. Bir köye kadar yürümüş, orada bir kahvede çay içip, sohbetler edip  dönmüştü... Selimiye Camii, Lozan Müzesi, Edirne çarşıları,Uzun Köprü  unutulmaz anlarımız arasına girdi..




 

(Soğuktan donan ellerimi Uzun Köprü yanındaki kahvede ısıtırken...)








                    2013'ün benim için en önemli olaylarından biri '' İmza;Karın''   dı...124 kadın bir araya gelip  hayatımızdaki erkeklere yazdık ve gelirini '' Sınır Tanımayan Ebeveynler Topluluğu'' bağışladık.

Katıldığım sosyal olayların en eğlencelisi;benim aralarında bulunduğum yüzlerce kadının, dünyada ise milyonlarca kadının aynı anda birlikte dans edip,kadına şiddete dikkat çektiği  ''One Bilion Rising '' di...






2013 de ki en medyatik olayım:)) kazanamadığımız bir tv yarışmasına katılmaktı:))'' Aileler Yarışıyor'' da ailenin yengesi sıfatıyla yarıştım. Kazanamadık ama hem çok eğlendik hem de çok güzel bir anı oldu...
Resimde sunucunun beni alkışlamaktan kendini alıkoyamadığı halini görmektesiniz:)))




 2013 de ki en lezzetli etkinliğim ise Missgibi'nin daveti üzerine katıldığım Şef Eyüp Kemal Sevinç ile gerçekleştirdiğimiz, ''Meksika Yemekleri Gecesi'' ydi...Birlikte pişirdik ve güle oynaya yedik...





 2013'ün benim için belkide en kayda değer olayı, sizinle birlikte gerçekleştirdiğimiz '' Bizim de bir Ana Sınıfımız Olsun mu?'' projesiydi... Hiç ummadığım kadar desteklediniz, seyretmediniz yanımızda oldunuz ve ana sınıfı diye çıktığımız yol neredeyse bir okulun  ihtiyaçlarını karşılamaya yettiği gibi çevre okullarla da paylaşılmasına kadar gitti...Onlar sadece etkinlik için kumaş parçamız bile yok demişlerdi sizin sayenizde projeksiyon makineleri, oyun halıları ve bir kaç yıllık stok malzemeleri oldu...2012 sonlarına doğru başlattığımız bu kampanya 2013 başlarında da devam etti...


(Diyarbakır/Hazro'nun bu köyünde artık bizim katkılarımızla gerçekleşen bir ana sınıfı var...)

2013 de karşılaştığım en büyük sürpriz...Ordu'dan gelen kardeşim Metin'in bana sürpriz yapmak için haber vermemesi ama benim ona vapurda rastlamam ve çaprazımda duran Metin'e usulca - sen misin? demem:))Ve ilginç olan günlerden de 1-Nisan olması:))



2013'ün en nostaljik günü, karı-koca yaptığımız Fındıkzade günü... Mezun olduğum lise, arkadaşlarımla oturduğumuz pastaneler, eski evimiz, Goralı... her şey her şey çok güzeldi yeniden...
 



  2013 de en sevdiğim mekan: Alkım Kitabevi üstündeki;Şahane manzaralı Kafka Kafe
 ve Kadıköy Balıkçılar Çarşısı içindeki Otantik Anadolu Yemekleri lokantası oldu...

 Bu yılın en lezzetli keşfi, ''Macera Kitabım'' Yazarı; Özlem sayesinde oldu. Bu Budapeşte başka bir Budapeşte idi...


 

Yılın benim için sağlık açısından en kötü olayı birden 17 ye fırlayan tansiyonum oldu ve kendimi birden hastanede buldum... Ara ara ataklar yaptı ama şimdilik sakin...

2013'ün   Türkiye açısından en önemli olayı kuşkusuz ki ''Gezi Direnişi''ydi... Ve artık ''Gezi''den önce ve ''Gezi''den sonra diye bir kavram var...



    Ve 2013'ün en müjdeli haberi ile bitirelim 2013' ''en'' leri yazısını... Bana göre en müjdeli haber : Mustafa Balbay'ın  özgürlüğüne kavuşmasıydı.
Darısı 2014' e diyelim artık...

23 Aralık 2013 Pazartesi

Yazamadığım sürede,çok gezdim, çok okudum ve çok film izledim... Hepsini anlatmaya kalkamayacağım,artık ne yaptığımı unuttum bile:))

Sinamada  düğün dernek kurulmuşken katılmamak olmazdı:)) ailece ''Düğün Dernek'' filmini izlemeye gittik. Bizim için özel olmasının nedeni oyunculardan Murat Cemcir ile kocam aynı mahallenin çocuklarıdır,kullandığı dil;Niksar'ın yerel dilidir. Çok da başarılı kullanıyor. Film müzikleri ise o yörenin ortak türküleri... Tüm düğünlerde çalınan ''entarisi dım dım yar'' yeni keşfedildi film sayesinde. Filmin sonunda çalınca bir grup seyirci kalktı şakır şakır oynadı:)
Türküyü dinlemeyenler buradan dinlesinler...TIK

Bu haftanın evde izlediğim  en güzel filmi ise'' Pluton'da Kahvaltı'' idi... Ben çok beğendim,izlemenizi de öneririm...
h


 Henüz kundağındayken terk edilen Patrick'in, başka biri olmayı reddede reddede ,cinsel kimlik arayışları ve annesini bulma çlışmaları...Filmi çok beğendiğimi söylemiştim di mi?

Okuduğum kitap; aynı zamanda  2014 de ''Bibliyomanyak''ların ilk kitabı olma özelliğinde... Kapalıçarşı Cinayeti/Esra Türkekul...Ben çok polisiye okumam ama bu çok keyifli bir kitap. İsterseniz eşzamanlı okuyalım...






Hafta sonum pek hareketli geçti. Cuma akşamından başladı dün akşama kadar hız kesmedi...

Cuma akşamı her yıl yeni yıl öncesi yaptığımız yeni yılı karşılama partimiz vardı. Bu yıl 7. kez bir araya geldik. Ece,Zeya, Ebrucuk,Nalan, Berfu, Begüm, Elçin ve de bendeniz....Yine çok eğlendik, hele bir  hediye çekilişimiz var ki, bir dahkine dışardan birine videoya çektiricem. İçinde ne olduğunu keşfettiğim hediyeyi kendime çıkartmak için neler yaptım bir bilseniz:))


Resimde gördüğünüz ''Madame Coco'' yazan torba:)))

Gece geç saatlere kadar sürdü tabi parti  ve ben eve dönmedim o gece Cankuşum beni bekliyordu,onlara gittim. Annesi de bizimle partideydi zaten... Tabiki eve gittiğimizde o kaçıncı uykusundaydı ama sabah kahvaltıyı birlikte yaptık. Annesinin işi vardı,çıktı. Ben de çocukluk arkadaşları toplantısına gidecektim ama onu evde yardımcı teyzeleriyle bırakmaya kıyamadım,hadi hazırlan benimle geliyosun dedim. Hemen koştu,dişlerini fırçaladı:)) Gideceğimiz yer yakındı,yürüye yürüye,konuşa konuşa gittik.Benim çocukluk arkadaşım, kocamın Güneş Kolejinden okul arkadaşıyla evlenmiş bu kadar tesadüf yeterli değilmiş gibi bir de çocuklarımız ta küçüklükten arkadaş ve sınıf arakadaşı oldular. Onlar da iki kız bizde iki kız işte böyle tesadüfün bombasını yapmışız:))
Tekmilcim bize harika bir masa hazırlamıştı. Tabi benim elmalı turtam unutulmamıştı...Sofranın yıldızı ise lahanalara sarıp sarıp yediğimiz dolma içiydi... Aşlık denilen dövülmüş buğdaydan pişirilen fesleğenli(reyhan) falan acaip bişi... Cankuş ise Bani ile  çok hoş vakit geçirdi...


Aşağıdaki resim de Naziş ile yaptığımız uzun,ışıltılı cadde yürüyüşünden...
Pazar günü ise Naziş ile Capitol'de alışverişteydik... O şimdi Cunda'da teyzesiyle... Noel tatiline girdi okulları...

Hade gittim yav, yetmez mi?

17 Aralık 2013 Salı

Fotoroman

yazmadığım sürede çok şey birikti en iyisi resim altlarında anlatayım:)
 Pazar günü Naziş ile dışarı çıktık, anne-kız günü yaptık. Amacımız sinemaya gitmekti ama sarı kutu Türkcellcilerle bir alana bir bedava Vodafoncular yüzünden bilet bulamadık. Laf aramızda biz de sarı kutuculardandık:)) Biz madem öyle işte böyle ,bundan sonrası tufan dedik, gezdik, tozduk, yedik ,içtik. Şu yukarıda ki melekler; girdiğimiz'' Tepe Home'' mağazasından ,düşüp peşimize bizim eve geldiler... Kızlarla beni temsil etsin dedik. Şu  önünde duran kızları için  dua eden tabikitleri de benim:))... Girdiğimiz kitapçıda kitap bakarken, bir kadının yanındaki arkadaşına, alma alma bizim evde 2 kitap var, ben sana veririm demesine çok güldük. Ama  arkadaş da dünden razıymış, akıcıysa ver diye de tembih etti:))
 The Visitor...Dün izledim ve çok beğendim. 12 Eylül sonrası, ABD'nin azınlıklara bakış açısı ve göçmen politikası eleştirel bir dille ele alınmış... Ayrıca insanların yaşadıkları kentlere yabancılaşmasına da çok zarif bir dokunuş vardı...İzlemenizi öneririm bu bol ödüllü filmi...



Bir bol ödüllü film daha... Şimdiki Zaman... Kahve telvesinde şekillenen hayatlar... Müşterilerine,  fal bakarken kendini de sorgulayan genç kız...

Belmin Söylemez’in ilk uzun metraj filmi ‘Şimdiki Zaman’ işsiz bir genç kadının umut arayışını anlatıyor. Başrollerini Sanem Öge, Şenay Aydın ve Ozan Bilen'in paylaştığı film 31.İstanbul Film Festivali'nde ve 24.Ankara Film Festivali'nde en iyi kadın oyuncu ödülünü, 19.Altın Koza Film Festivali'nde ise Yılmaz Güney, SİYAD ve Film Yönetmenleri ödüllerini kazanmıştı.

‘Şimdiki Zaman’ son olarak Amerika kıtasının en eski film festivali olan 56. San Francisco Film Festivali'nde en iyi ilk filme verilen "Yeni Yönetmen Ödülü"ne değer bulundu.




 Bizim evden yeni yıl ışıkları...


Kupamın elbisesini gördünüz mü?...Pek özenirdim modellerde falan göre göre...Kalın bir yün çorap alın, alttan kesin giydirin kupanızı ayol... Biraz da pratik olalım... Şimdi çorapçılarda bir sürü yılbaşı temalı çoraplar var, hatta onlardan alın bir kupaya geçirin. Sap kısmın da kesin. Alt kısmına süs amaçlı bir düğme dikin...
 Kavanozlarda mum bu sene pek bi moda... içine boncuk moncuk atın, tealightınızı koyun,yakın... Ben koridor ve antreye koydum. Adını vermeyeyim de koca koca markalı mağazalarda 25-30 lira tövbe estağfurullahhh...
Kızlar gelmeden hepsini yakıyorum, hele bir de kokulu mumlar alırsanız,mis gibi kokuyor ev...Hafif bir koku tercih etmenizi öneririm tabiki...








Konuşamayan ama hiç de susmayan 11 yaşındaki bu küçük kızın hikayesi beni çok ama çok etkiledi...
Daha önce ''Karışık Kaset'' adlı kitabıyla da çok beğendiğim Uygar Şirin bu kez de  beni etkilemeyi başardı.






Bu  fotoğraf da bugünden... Zero(Bir Dilim Sohbet) ve Özlem( Macera Kitabım) ile Kafka Kafe''nin sahip olduğu şahane manzaraya  baka baka   filmli ,kitaplı bol kahkahalı bir sohbet eşliğinde  oturduk.
Alkım Kitabevinin en üst katında olan bu  kafeyi öneririm. Alkım kartlılara %20 indirimli ve şahane pizzaları var... Akşam dörtten sonra çay servisleri olmadığını hatırlatayım. Tek sevmediğim yanı,akşamları  gereğinden fazla loş olması...Bir süre sonra insanın içini gam basıyo:)) afakanlar geliyo...

BİTTİ

13 Aralık 2013 Cuma

#yemekfirtinası 6... Bizim ev falan filan

''YEMEK FIRTINASI''nın bugünkü teması  evin en sevilen keki...Bizim evde kek namına hepsi sevilir. Zaten prensip olarak sevilmeyen h,ç bir şeyi pişirmem.
Kek içinse; en kolay tarifim...Beş bardak fincan un, beş fincan şeker, beş yumurta...Kalıbınıza göre bu sayıyı üçe de indirebilirsiniz daha da çıkarabilirsiniz...Kabartma tozu ve vanilyayı unla birlikte koyun... Hatta ben kabartma tozunu hafif sulandırp üstüne biraz limon sıkıp öyle ilave ederim.. Buna unladığınız bir avuç kuru üzüm, ya da damla çikolata da atabilirsiniz...Kalıbın dibine yağlı kağıt serin , birazcıkta yağlayın...Çünkü kek yağsızdır.

 Bu baz bir tariftir. Her türlü kullanabilirsiniz ister çayın yanında böyle yiyin ya da yaş pasta yapmak isterseniz keki ikiye bölüp, sütle ıslatıp, arasına dolgu kreması meyvalar koyup, bazen muz , çilek koyarım. İkinci parçayı üstüne kapatıp, üstünü tekrar krema ile kapladınız mı alın size yaş pasta:))




Havalar soğudu ya ben de bu kış biraz nazeninim ya:) evdeyim bir kaç gündür. Dün izlediğim filmi sevmedim tamam ödüllüymüş falan filan da sevmedim. İtalyan köylüsü sarmadı beni demekki...Buna benzer biz de'' Dondurmam Gaymak '' yapılmıştı. Yöre halkı oynamıştı bir çok rolde,ama o benim köylümdü arkadaş:))

Evdeki manzaram da şu, tabi bu keyfe geçilmeden önce ev toplandı,akşam yemeği planlandı...Ekmek elden su gölden yaşamıyoruz icabında:) Yazdan hazırladığım karnıtarıklık patlıcan ile pişen fırında karnıyarık var bu akşam...



 Kitabım Atatürk^'ün son yılını anlatan: 1938  Son Yıl/Orhan Çekiç

12 Aralık 2013 Perşembe

#yemekfirtinasi 5.gün ve bi de mevsimlerden Akdeniz

Bugün ''YEMEK FIRTINASI''nda beşinci gün. 5.gün konusu: Son dakika lezzetleri Telefon çaldı, 1 saate misafiriniz gelecek. Yemek yedik çaya geliyoruz bir şey hazırlama dediler. Kurtarıcı çay eşlikçiniz nedir? Şipşak lezzetlerinizi görelim.

 Bana bir saate kadar sana geliyorum diyecek olanlar ya görümcelerim olur ya da Zuz olurdu,Cunda'ya gitmeden önce. Onlara da şipşak peynirli kanepeler yaparım,  evde kahvaltılık ne varsa dökerim ortaya çayımı da demlerim ooh misss...Öyle kekdir, börektir olayına girmem.
Bir kaç yumurtayı, beyaz peynir, maydonoz ve dereotu ile karıştırır. İncecik ekmek dilimlerinin üstüne koyar,  fırına atarım. Fırında çok durup ekmeğin kurumaması için  biraz piştikten sonra ızagara kısmını açar 1-2 dk da üstünün kızarmasını sağlarım. Bundan daha pratik ve lezzetli bir şey de düşünemiyorum:))

*****************************************************************
Yemek dedik o zaman şu yeme içme işlerini bitirelim.


İki gündür begamot reçeli yapmakla uğraşıyorum. Biraz meşekkatli bir işmiş. Yok öle vişnenin , çileğin üzerine şekeri kaynat gibi değil yani...
Benim tarif biraz yiğidin harman olduğu yer gibi pardon reçelin harman olduğu yer bizim ev gibi oldu. Ve bu reçelde esas olan dostluk, arkadaşlık oldu. Bu reçel biraz da ondan çok özel bir reçel oldu...Bizim hep süslü olan Zehra:) tuttu gece yarısı Beragamot reçeli dedi, ben de  daha önceki yazımda da anlattığım gibi huuu komşu biraz begamotu olan dedim. Biraz geyik yapalım diye yazdığım bu cümle hooop menziline ulaştı ve Minem cevap verdi biliyorsunuz.  Tarif biraz Zehra'dan biraz bana teee Antalyalardan bergamot reçeli taşımış olan Bahar'dan biraz da Giritli Yorgo'dan:))
Hadi tarif, bakarsınız lazım olan olur, yapmak isteyip ,tarif ararken sayfaya yolu düşen olur:)
Yıkadığım bergamotların, pürüzlü yüzeyini rende ile ( ben şu salatalık falan soyulan bi aparat var onunla yaptım) çıkardım.Ortadan ikiye kesip içini temizledim, dilim dilim doğrayıp,içe doğru yuvarlayıp ipe dizdim. Üstünü  suyla doldurup  biraz, sanırım 10 dk kadar kaynattım. Suyunu süzdüm, tekrar su doldurdum üstüne ve 24 saat boyunca belki 10 kez falan suyunu değiştirdim.Böylece acısı çıkıyormuş.  Sabah kalktığımda suyunu döktüm, ve süzgece koyup ,süzülmeye bıraktım. . Daha sonra bergamotun ağırlığının bir buçuk kadar şekeri tencereye koydum ki benim şekerim 2kg falandı. Üstüne iki bardak da su koyup,bir 10 dk kadar şekerli suyu kaynattım ve süzülen bergamotları içine attım. Altını kapattım, ve şerbet içinde 5-6 saat kadar beklettim. Daha sonra yine ocağa koyup 30 dk.kadar pişirdim, inmeden 5dk. önce iki limon suyu ialave ettim.Uzun iş diyebilirsiniz ama anlatması uzun iş valla:)
*****************************************************************
Dün akşam, Demet Akbağ ve Erdal Özyağcılar'ın  başrolünü oynadığı '' Sevdaluk' adlı dizi başladı. Dizi,  Rize'de yaylalarda çekiliyor. Dizi karakterleri, benim çocukluğumun en renkli anılarına sahip olduğum Hemşinliler. Benim kulağım bu şiveye çok aşina olduğu için ilk yadırgadığım yer o kısmı oldu. Sonra   mimiklerini  çok kullanan bir sanatçı olarak Demet Akbağ'ın   botokslu yüzü... Erdal Özyağcılar'ın bana sürekli ''Vizontele'' de ki ''Emin'' tiplemesini hatırlatan karakteri...Ama o görsellik çok iyi verilmişti...

Bugün yine  iyi bir film izleyeceğimi düşünüyorum, ama önce bi izleyeyim ki, tavsiye edebileyim di mi)) Adı; Nalın Ağacı
 Şöyle bir afişi var:)

Haydi gittim ben...

11 Aralık 2013 Çarşamba

#yemekfirtinasi 4.bölüm ve tabikitleri de bizim ev , bergamotlar ve de kar manzaraları

 

 Yemek fırtınasının dördüncü gününün konusu, ailenin en sevdiği yemek ile ilgili..

Bizim evin ahalisinin banko en sevdiği yemek; dolmadır. Dolmanın her türlüsü hem de. Ben de fene güzel yaparım kayınvalidemin deyimiyle, bu konuda hiç mi hiiiç mütevazi olamam. 1500 çeşit falan dolmam var heheh biraz fazla attım galiba:)
Hadi  sayalım. Biber, patlıcan, kabak hem kurusu hem tazesi... Asma yaprağı, pazı,kara lahana,beyaz lahana, domates,patates, ebegümeci,Girit kabağı, pırasa,Asma yaprağının etlisi, zeytinyağlısı, baklalısı, yeşil mercimeklisi ve de nohutlusu...
Bugün nohutlu dolma günü:)) 
 


Nohut Dolması

Bunda ölçü veremek zor , her şey göz kararı. Asma yaprağı ile yapılan bir dolma... Verdiğim ölçüye yarım kg dan biraz fazla asma yaprağı gerekiyor. Önce 250-300 gr kadar nohutu akşamdan ıslatın.

Şimdii zurnanın zırt dediği yere geliyoruz , iki su bardağı kadar aşlık diyeceğim o da ne diyeceksiniz. Çekilmiş buğdaydır bunun türkçesi yada dövülmüş. Ama görümcelerim aşlık olmadığı zaman bulgur koyduklarını söylüyorlar. İki su bardağı kadar da ondan diyelim. Bol soğan doğrayın, ince ince. İki çorba kaşığı kadar kuru reyhan. Karabiber kırmızı biber ve tuzla ve de iki çorba kaşığı salça ile harmanlayın. Et dolmasından daha iri iri sarın. Bir dolmanın içinde üç nohut falan olsun. Bunu tencereye dizerken aralarına kemikli etler koyun. Ben kuşbaşı koydum. Bizim evin kemik alerjisi var da :)). Tenceye dizme işi bitince üstünden sıvı yağ gezdirin. . Yağın biraz fazla olması gerekiyor, çünkü; iç malzeme hiç yağsız. Tamammmm, tencerenin yerleşmesi bitti dimi. Ama bizim iş bitmedi. Şimdi bolca soğan doğrayın yine piyazlık gibi. Bunu bir kaşık tereyağda iyice sarartın, pembeleştirin her ne yapıyosanız, içine 10 diş kadar sarımsak da atın.Bir kaşık da salça koyun karıştırın. Tenceredeki dolmaların üzerine yayın bu karışımı. Sıcak su ialave edin pişirin. Tarif uzun görünebilir ama ben bu işi bilemediniz 45 dk da bitirdim. Nohutum İspanyol cinsiydi ve çok kolay piştiyi de dip not olarak ekledim. Niksar da pişirken üstüne pastırma dilimleri de koyuyorlar. Aman ne lezzetli oluyor. Ben pastırmaların, kenarlarındaki çemenli kısımlarını ayrıyorum.  
****************************************************************** 

Dün bir güzellik de Sabunlarım blogunun sahibi ''Mine Özgür'' yaşattı bana... Bir gece yarısı arladaşlarımızdan birinin  portakal reçelinden sonra bergamot reçeline el atmasıyla ve benim de ayol ben bergamotu nereden bulayım diye hayıflanmamla,Mine Hanım'ın ben de var demesi  arasında 5dk yoktur yani.  O küçücük ağacındaki bergamotları  bana gönderdi tabi her zaman yaptığı gibi kendi el ürünleri sabunları da  ve limon ve portakalları da ekleyerek. Eve giren , ev miss gibi kokuyor dedi. Doğal peeling etkisi yapan kahveli sabunlarına , miss gibi güllü, lavantalı,ısırganlı aklınıza gelebilecek her çeşit sabununa   bayılıyoruz zaten.Kendisine ait sabun atölyesinde ürettiği sabunlara ve ürettiği bitkilerine buradan bakabilirsiniz.



Akşam çayımızı içerken, bir parça kabuğundan kesip çayıma atıverdim, misssss





Dün bir film izleyeceğimden söz etmiştim size- Balzac ve Küçük Çinli Terzi Kız- Çok ama çok beğendim. ''Bir kitap okudum hayatım değişti '' ye bir örnek...Gerçekten de kitap okudular dünyaya bakışları değişti, hayat artık asla eskisi gibi olmadı onlar için... İzlemezseniz küserim kategorisine koydum bu filmi... Filmde görsellik de muhteşemdi...Film ile ilgili akademik bilgileri bir önceki yazımda vermiştim.



Dün gece gök gürleye gürleye kar yağdı. Ama ne yağma,sabah da savrula savrula yağdı  fakkaaat Vali nuh dedi peygamber demedi tatil yapmadı. Valla kızlarım kedi ciğer bekler gibi bekleştiler:))






Bugünlük de bu kada...