Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

12 Haziran 2012 Salı

Cihangir'in yolları taştan

Bugün çok sıcaktı ama sabah erken çıkıp, akşam serinliğinde eve dönünce; sıcağı fazla hissetmedim. Kuzenlerle bir Cihangir buluşması yaptık. Gülden yine beni gülmekten yerlere yatırdı. Falımda bu kez kurbağa çıktı. Neymi efendim hızlı hayvanmış, bir işim zıp zıp hemen olacakmış. Bazen de kaplumbağa çıkar, ay gördün mü? tembel hayvan, yavaş yavaş olacak bir işin der. Mesela kanguru çıkarsa kazanç demekmiş, hani keseli ya:))Kahvaltıdır, kahvedir, akşam yemeğidir beraberdik. Ordu'ya da birlikte gidiyoruz valla 4 temmuz yolcuları gardını alsın:)
Dönüşte motorda içeri girmedim, yukarı da çıkmadım. Güvertede demirlere yaslandım, aynen balkondan bakar gibi...deniz motorun hızından köpük köpük oldu, yüzüme sular sıçradı , nasıl hoşuma gitti.


Eve geldiğimde anladım nasıl yorgun olduğumu, ama Gamse, - Anne, hadi mahallede yürüyüş yapalım deyince de kıramadım.Bu resimlerin olduğu sokağı çok severim. Sokak dediysem hiç ev yoktur. Karşılıklı kilise duvarları arasından geçen bir sokak. Bitiminde bir sanat galerisi var. Bu sokakta ünlü ressamların resimlerini, ışıklı tablolar halinde sergilerler. Sürekli değişir.
Bu da Gamse ile klasik gölge oyunumuz:)

Siz yarın yani 13 Haziran sabahı bu yazıyı okurken, ben bir yaş daha almış olarak uyanmış olacağım. Bir daha geçmeyeceğim yollar var, bir daha semtine uğramayacağım yerler var, hayatımdan çıkarınca kazandığım, hayatıma girdikçe birlikte çoğaldığım, beni zenginleştiren insanlar var...Okuduğum kitaplar, okuduğumu unuttuğum kitaplar , okuyacağım kitaplar var. İyi ki izlemişim, ülen niye izledim ki bu filmi dediğim filmler var...Hayallerim var, gittiğim bir yol var, dandik dandik fikirlerim, abuk subuk huylarım var... Hiç vaz geçmediğim bir ideolojim var. Görmek için bayıldıklarım, görünce yolumu değiştirdiklerim var. Çok sevdiklerim var, hiç sevmediklerim var. Çok sevdiklerim çok çok daha çok.İki kızım, kocam, iki kardeşim, iki yeğenim, bi milyon tane kuzenim var. Can arkadaşlarım, can dostlarım var..
Bu dünyada bi de LALE var.
Daha ne olsun yav


Haydi gittim ben, bu laptop valla ısıttı beni:)

11 Haziran 2012 Pazartesi

Yorgunum Hancı

Bu yazıya çok yorgun olduğumu söyleyerek başlamak istiyorum. Bir pazartesi klasiği... Temizlik , alış veriş ve yemek pişirme eylemi. Annem olsa , yine 32 çarşambayı bir araya getirdin derdi ama ne yapalım ki bu da benim tarzım. Bir günde hepsi bitecek...Semsam'la komşu olunca, bana- manyakmısın kızım sen, hergün iş yaplır mı? dedi... O saaat anladım ki tam benim tarzım komşum var.Açtığı yolda, gösterdiği hedefte aynen ilerledim:) Semsam kariyer de yaparım çocuk da diyenlerdendi zira. Hakimlik yapar, kanun çalar, şarkı söyler, Şahane makarna yapar, yufka açar, tarhana yapar, konserve yapar, örgülerin en güzelini ören bir kadındı hala da öyle.Bunları hem yapar, hakimlik dışındakileri heheh benim de yapabilmem için peşimi bırakmazdı. Birlikte bir iş yapmaya kalktığımızda, hep onu kazıkladığımı işin çoğunu ona yapturdığımı söylerdi ama sonunda benim kapasitemin o , olduğuna inanırdı, inandırırdım.Bugün evde deli danalar gibi oradan oraya koştururken hep ,Semsamın kulaklarını çınlattım.

İstanbul'da sıcaklar iyiden iyiye bastırdı. Bizim ev , nispeten ağaçlık bir alana baktığı için henüz sıcakları hissetmedik. Dün akşam balkonda üşüdüm bile. Klimayı eski evde bıraktık ve buraya henüz klima takılmadı. Bir ara acaba tavana şu kelebeklerden mi? taktırsam diye düşünmedim de değil.Olmadı salona klima ama yatak odalarına onlardan taktıralım diyorum ama, onlar dönerken fırlarda bir yerimize gelir mi? paranoyası taşıyorum.

1Q84 Alahın izniyle bu gece bitiyor. Sonra Zeya ile bir kahvaltı yapıp bunu konuşacağız ve size ortak fikirlerimiin olduğu bir yazı çakarım. Bitsin diye sabırsızlanıyorum, o kadar güzel ktaplarım var ki, sıra bekleyen, ba ucuma da dizdim, kedi gibi yalanıyorum. Merak edenler için, yan tarafta; okunma sırası bekleyen kitaplarımın adı var.

Hafta sonunun tüm saatleri, dakikaları Can'dı... Yıl sonu etkinliği tüm hafta sonuna yayıldı. Çok güzel oldu. Birlikte danslar ettik,şarkılar söyledik. Darısı üniversitelere dedik.


Şimdilik bu kadar...

10 Haziran 2012 Pazar

Dünün tek etkinliği CAN CAN CAN........................................................Cicianne'nin yerine kurulup çalışma yaparkenBir çalışma da ''Doğayı Koruyalım'' atölyesinden....

Şirin,Şirine'ye saldırıya geçerken...Acaba bu posmaç kafa, zorla Şirine kılığına sokulmuş olmaktan , olmuş olabilir mi?)) Hayır bir de resim çekildikten sonra, bakıcam bakıcam demesi var...


Sabah başlayan Can'lı Hayat akşam 8'de bitti...Ama bugün yine devam edecek, yılsonu gösterisini izlememeye gideceğiz...

9.06.2012 kayıtlara böyle geçti.






9 Haziran 2012 Cumartesi

Bugün


Bu gün sadece kitap okumaya yoğunlaştım. Kitapta adı geçen müzikleri dinledim.Merak ettiğim şeyleri not aldım araştırdım.Adı geçen filmleri izlediğim filmler olmasından memnunluk duydum. Murakami, Turgut Uyar'ı tanısın...Göğe Bakma Durağı adlı şiirini okusun, ezberlesin istedim. Zelkova Ağacı, Savant sendromu,Sonny-Cher şarkıları, siyah beyaz televizyon yıllarında izlediğim , bilim adamlarının mikroskopla görülebilecek şekilde küçültülüp insan vücudünda yaptıkları yolculuğun konu edildiği film -bizde Şahane Yolculuk adıyla gösterilmişti-Tüm bunlar bugünün renkleriydi...Okumayanlar iki gün daha beklesin. Bu kitabın, el kitabını yazacağım:) Adı geçen şarkının linki, filmlerin bilgisi, ay bu Savant Sendromu da neyin nesi, Zelkova ağacı da ne menem bir şey acep demeyeceksiniz:))Kitabın bir yerinde, gökyüzüne bakmayı unuturak yaşamak deyince ayol bunun şiirini bile yazdı Turgut Uyar dedim. Annemahsustan-Ayşegül- çok sever bu şiiri ve bana da sevdirmiştir. Yürürken içimden derim bazen- HADİ DURMA GÖĞE BAKALIM-

1256 sayfalık kitapta 833.sayfadayım. Sanırım bir iki güne biter. Bitince kitapla ilgili son bir yazı yazarım artık.

Bunun dışında bugün Serpil haber verdi. Ayfer Tunç'un yeni kitabı Memleket Hikayeleri piyasaya çıkmış. Ayfer Tunç gibi özel bir yazara sahip olduğumuz için gurur duyuyorum. Ve sevdiğim iki yazarın kitabı da arka arkaya geldi.-Murakami ve Ayfer Tunç-


Bu akşamın dizisi Yalan Dünyaydı haliyle... Yeni favorim; yırtık Zerrin...Bayılıyorum ona bu gidişle Nurhayat'ı sollar.

Bugün şarkısı da buydu diyelim ve gidelim.Şarkıyı mutlaka dinleyin ama...

8 Haziran 2012 Cuma

perşembe geldi de gitti bile


Fasa fiso bi gündü.

Kendime bir kazan yeşil çay yaptım. İki saat izlemek için film seçtim. Bir Ürdün filmi izleyecektim ama dvd alt yazılı çıkınca bıraktım niye derseniz etli yaprak sarma yaparken bir tarftan da alt yazı okumaya çalışmak biraz zor olurdu.Sonunda ''Sekizinci Gün'' de karar kıldım.Hayatta film izlemeden yaprak sarma yapmam, ütü yapmam. Çünkü ikisi de başladıktan sonra pişman olduğum şeylerdir.Yaprak sarma yapmaya okuduğum bir öykü neden oldu. Haşa, öykünün özü ile ilgisi yok ama aklıma getirdi işte...Öykü;Aslı Eti'ye ait.Öykünün adı; ''Karaliçelere layık etli yaprak sarma''. E bizim evde elini sallasan kraliçeye çarparsın zaten. Öyküyü merak ederseniz işte buradan okuyuvettirin.

Filme dönersek, Down sendromlu bir gencin, bir satış gurusu sayılabilecek bir adamceyizi yerden yere vuruşunu, toplumun Down sendromlu birine yaklaşımı işlenmiş. Ben filmi çok beğendim. Ama bu tür filmler için sözylediğim bir söz vardır. Sinemaya bakış açınız, boş zamanınızı öldürmekse size tavsiye etmem.Kitap ve sinema benim için başka başka pencerelerden dünyaya bakmaktır. Bir başkasının görüş açısından nasıl görünür mesela dünya...

Eveet filmi izledik, sarmalar sarıldı , pişti, yanına nohutlu pilav da konduruldu. Fatmagül tıslaya tıslaya izlendi. Tıss sesi kocamdan geldi. Ne Fatmagülmüş, kaç senedir bitemedi diyo. Ona göre 10 sene falan sürmüş:)

E hadi ben azcık da kitabımı okuyayım...Zeya beni sıkıştırıyo hadi bitir de konuşalım diye:) Kendi bir çırpıda bitirip gözlerini kıpkırmızı etmiş, kitap okuyan kızda da benden önce yazmış:)

7 Haziran 2012 Perşembe

perşembenin gelişi

Hayır , niyetim nostalji falan yapmak değil. Son derece memnunum teknolojik ilerlemelerden üstelik de teknolojinin etinden , sütünden, yumurtasından yararlanan biriyim. Bu sabah durup dururken karşıma bu şarkı çıktı, dinledim...birden kendimi , Ordu'da ki evde , masada otururken buldum, Masanın üzerindeki radyoda bu şarkı çalıyor, ben eşlik ediyorum. Sokak kapısı açık oradan rüzgar geliyor. Cereyan yapmış mutfak tülleri uçuşmakta...Nedir bu, yoksa 1q84, paralel evren falan derken , ondan mı? oldu, derken çözdüm, yakaladığım bir tınıydı....İlkokul müdürümüzün kendi mandolinini akort ederken beni karşısına alıp, kendi mandolinimde ki notalara bastırıp, o sesi araması gibi... dın dın dın... Ya da Kuzen'in bizim çocukluk mahallemizin , sokağının; sokak tabelasının resmini facebooka koyup beni etiketlemesi mi? yoksa çook uzun yıllardan sonra lise arkadaşının birden karşına çıkıp sanaldan da olsa merhaba demesi mi? basket potası önünde turnike sırası beklemeyi, Güldenleri, Nurgülleri, Sündüsleri,Yaseminleri,Bahrileri, Bahtiyarları, Hüseyinleri hatırlatan. Ne çok şey biriktiriyor bu beyin.Bazı şeyleri de nasıl silip atıyor...Geçenlerde Kuzen'imle yurt dışı bağlantılı bir iş yapmak isteyen, yıllar öncede yurt dışına yerleşmiş biri ille de ortak bir tanıdık bulmak amacıyla sohbet ederken benim ismimi söylemiş. Sınıf arkadaşıydık demiş ama yok, beynimin bütün kırımlarını didik didik ettim, tüm çekmecelerini açtım kapadım. O isimde ve o resimde birini hatırlayamadım. Ben hatırlamadıkça daha çok hatırlatılmaya çalıştıkça ters tepti, beynim hepten reddetti bu olayı. Bir ip ucu vermedi.

Bugünün etkinlik programında kütüphane var.Birazcık sahil yürüyüşü var. Bir Ürdün filmi var. Ürdün sinemasını hiç tanımıyorum film çeşitli festivallerde 14 ödül almış. İzleyeyim bu konuda konuşuruz elbet. Kitapta ise aynı be yav... Ama artık yarıladım 620. sayfadayım. İlk kez bir Murakami kitabı okuyor olsaydım belki çok daha farklı şeyler söyleyebilirdim ama şu ana kadar okuduklarımdan edindiğim izlenim; asla bir Sahilde Kafka asla bir Zemberek Kuşu olmadığı... Belki bu kitabı çok bekledik, çıtayı çok yükselttik ondan mı? bilemem.


Kızlar , yarın karne veriyorlar ama bir aya yakın bir süre daha okula gidecekler. Bu senenin tatil programı bir aksilik çıkmadığı takdirde belli... Önce Ordu sonra ise malum Cunda... Pansiyon ile ilgili herşeyi bana sorabilirsiniz. Fiyat bilgileri buna dahil.Gidenlerin yorumlarını okuyorum, ziyaretçi sayfasında ya da facebook'da çok hoşuma gidiyor.İnşallah hep böyle gider.Kardişimin elleriyle hazırladığı kahvaltı masası...Burası pansiyonun bahçesi
Görüyorsunuz kardeşceyizim nasıl çalışıyor. Bahçeyi akşama hazırlıyor.
İlk gelenler için not. Pansiyonun Web sayfasına sayfanın sol üst köşesindeki resime tıklayıp gidebilirsiniz.

Şimdi gitme vakti...
Bağlantı

6 Haziran 2012 Çarşamba

Üsküdar Senfonisi

Üsküdar senfonisinin bestecileri, Lale , Ece ve Magissa idi...

Önce bu şemsiyelerin altında oturup kitap okumaya çalıştık ama sohbet daha ağır bastı, bir de yunuslar önümüzde şov yapmaya kalkışmasınlar mı? Sabah çayımızı, kahvemizi burada içtik. Vapurları izledik, arada ikişer satır okuduk , ay yunuslar nere gitti hah orada işte derken öğlen oldu... Benim meeeşur köfteci de arkamızdaydı zaten oraya zıpladık.

Şu manzaraya baka baka yemeklerimizi yedik.

sonra ben Magissa'nın dondurmalı irmik helvasına bakmamaya çalışa çalışa yine manzarayı kestim.Filizler Köftecisi tabiki sözünü ettiğim. Buraya gittiğinizde sakın personelin çokluğu karşısında şaşırmayın. Mesela bizim servisimizi 4 garson ve bir başgarson yaptı. Böyle bir durum söz konusu orada... Siz yemeğe ve manzaraya odaklanın onları görmemeye çalışın:))


E karnımız doydu, üstüne çaylar kahveler içildi... Magissa buradan sonra ne yapıyoruz dedi. Ev sahibi olarak ben - Haydi Paşa Limanına dedim. Bu sıcakta ancak orası çekilir.Güne orada devam ettik, Ecem, boğazda yüzen çocuklara tekne çarpacak diye pek endişelendi bir ara... Onlar denizden çıkmadan rahat etmedi.Bu maceracı yüzücüler aşağıdaki resimde:))Burada da pek keyifli oturduk. Bir ara Magissa ile ben garsonun başka masaya servis yaptığı vişneli muhallebinin peşine düştük:) Aynısından bize de dedik. Ben haftalık sütlü tatlı hakkımı iyi ki kullanmamışım dedim , pek lezizdi çünkü...Üsküdar Senfonisinin ikinci bölümü Ataletim canım benim ile yazmak üzere , bu bölüm bitirildi. Evlere dönüldü.

Sıcak hava bizi zaman zaman zorladı. Gece gök gürültülerine pek sevindim ama kuru gürültü çıktı, yağmur falan yok ortada... Naziş'in okulda bugün su günü yapacaklardı. Öğrenciler ,öğretmenler birbirini ıslatıyor, havuza atılanlar, arkadan gelip öndekinin tepesinden kovayla su boşaltmalar ...Sabah hadi yağmur yağar toptan ıslanırsınız dedim ama olmadı. Yine de acık düne nazaran daha serin bir hava var.