Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

11 Mayıs 2011 Çarşamba

KÜÇÜK ŞEF



bize elleriyle börek yapıtı...fırına koydu... Şimdi balık unluyormuş annesi kızartıyormuş. Artık sırtım yere gelmez...

Master Chef Lale







Bu gün daha doğrusu bu akşam çok hoş bir etkinliğe katıldım.Fikri Muhim davetlisi olarak Tefal'in sponsorluğunda grçekleşen bir workshopta yer aldım...Mutfak Sanatları Akademisinde... Bir Dilim Sohbet Zero buradan mezun oldu... Zero^da okudukça gördükçe merak eder bir taraftanda özenirdim. Neyse kısmet oldu...Bu akşam 28 kadın şefler eşliğinde hem pişirdik hem yedik hem de çok eğlendik...Yedik içtik eğlendik, sertfikalarımızı da aldık geldik. Daha ne olsun , her gün böyle olsun...

Sabah, film, şu bu işte

Bu sabah hava güneşli galiba... Mayıs ayının ilk 10 gününü bitirdik ama henüz bahardan ses seda yok. Gerçi bu gün hava aydınlık , güneşli gibi duruyor ma yine de mayıs ayı için oldukça serin bir hava... hatırlıyorum da lise yıllarında 19 Mayıs gösterilerine hazırlık için stadyuma giderdik. Her okuldan gelen öğrencilerle ortak çalışmalar yapardık. Bu çalışmalar 15-20 gün hatta bir ay önceden başlardı , derslerden izinli sayılırdık, beden eğitimi derslerimiz kafadan 10 olurdu ve nasıl yanardık güneşten... O zamanlar , günler öncesinden kızların etek boyu tartışılmazdı... Sanırım törenlerin coşkusu da bu etek boyu tartışmalarının arasında tüm heyecanını yitirdi. Bu sabah kalktım, önce bir parti çamaşır attım makineye, sonra yeşil çayımı içerken bir taraftan da kahvaltı için çay suyu koydum. Çay suyu kaynarken yatakları düzelttim veee kahvaltımı yaparken de çok güzel bir film izledim.Böylelikle bana nasıl bu kadar film izleyebiliyorsun diye sorulan sorulara da açıklık
getirmiş oldum:)
.

Sevgi Ziyafeti ya da orjinal adıyla ''love feast''... Baş rolde Morgan Freeman'ın olması benim için referanstı ve yanılmadım. Çok güzel bir film izledim. Charles Baxter'ın aynı adlı kitabından uyarlanmış.
Videoyu izlerseniz film hakkında yeterli fikir edinmiş olur böylece izleyip izlememeye karar verebilirsiniz.

Şimdi oldukça yoğun bir gün beni bekliyor. Eğer bu gün yapmak istediğimi gerçekleştirebilirsem yarın size anlatacağım çok şeyim olacak...

düzenleme:Nihat, Euruvision'dan elendiğimizi duyunca bize ne diyecek şimdi. Oturup kalkıp onu düşünüyorum...Acun söylemese bari de morali bozulmasa:)

10 Mayıs 2011 Salı

Hayvansever Naziş



Naziş bu gün eve gelip de,okulun bahçesinde ki kediyi veterinere götürüp ,üstüne kaydettirdiğini adını Salem koyduğunu ve onu okulun kedisi yaptıklarını söyleyince ; bir kez daha anladım ki O'nun hayvanseverliği spor olsun diye değil...Sadece ulaşabildiklerine değil, evlat edindiği nesli tükenmekte olan bir saz kedisi ve okyanusta yaşayan bir deniz kaplumbağası var... Ama keşke sadece kedi köpek gibi ne bilim kuş balık gibi hayvanlarla sınırlı kalabilseydi bu sevgi... Sürüngenleri es geçseydi mesela))Adını duyduğumda beni zıp zıplatan hayvanları eline almaya kalkmasaydı... Ama iguanaları bile eline alan omzunda gezen bu kız, ufacık bir örümcek görmeyiversin duvara tırmanır:))

Bu gün eve erken geldi. Evde de kimse yok sakin sakin oturuyoruz, kahvelerimizi içtik. Şimdi O da kitabını aldı uzandı, ben de bana tavsiye ettiği ikinci kez bile okurum dediği Esrarname'ye devam edeceğim...

Bu akşam bakalım Cemile'nin Suçu Ne... her seferinde izlemeyeceğim diyorum ama yine de izliyorum, mazoşistmiyim neyim:))

MİLLİYET gazetesinden telefonuma mesaj geldi, dahi yönetmenler çekti ama yasaklandı... 10 filmin dvd sini bilmem kaç kupona veriyoruz diyor. Filmlere baktım da annem ne zaman yasaklandı onlar , yasaklandıysa ben niye izledim hepsini:))
Ama ödüllü kitaplar çok güzeldi , bak onların kuponlarını biriktirdim. hem de çoğu evde olduğu halde... Okumayana veririm, okumadıklarımı okurum. Böyle gelin bana... öyle yok yasaklı filmleri veriyorlarmış:))

Tamam bu yazı burada bitti bence...

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Haftanın ilk günü nasıl geçti diye sorsalar işte öle derim...Okuduğum kitabı yarım bıraktım daha doğrusu geceleri okumamaya karar verdim.Naziş'in tavsiye ettiği kitap tabi ki cinli perili olacaktı::)) İzlediğim film de yarım kaldı çünkü; ikinci cd bozuk çıktı. Nasıl da özenmiştim Colin Firth ve Julien Moor'lu The Single Man izlemeye. İkisine de bayılırım... Hele Colin Firth'i, Bridge Jones'un Günlüğünde giydiği o geyikli kazağıyla gördüğümden beri:))Bunu da bin kere yazdım belki... Bu akşam Murat Gülsoy'un ''Bu Filmin Kötü Adamı Benim'' e başladım. Şu an 40 sayfa falan okudum...Yazarın okuduğum ilk kitabı, bakalım senkron tutturacakmıyız...

Bu akşam çok takdire şayan bir olay gerçekleştirdim. Aakşam yemeğini yedikten sonra, kuruldum teelvizyonun karşısına hem Survivor izledim Hem de bir tencere dolusu etli yaprak dolması sardım .Survivorda favorim Nihat...Ne yani, adamın felsefesi var, bir kere... Bir sürü de atasözü öğrendim ondan. Mesela; atın üzerinde sinek olacağına at ol, gibi. Asena'dan ne öğrendim, , Pascal'dan ne öğrendim. Kaç yıldır Beşiktaş seyircisi, Pascal bizi diskoya götür diye slogan atıyo da bi kişiyi bile götürdü mü?Hah gaza gelip diskalifiye de oldu zaten. Nihat'dan öğreneceğimiz daha çok şey var. Sonra adam kadınları bir takdir ediyor ki... Bir kadının karşısında ben kim oluyorum ki dedi dün akşam, imparatorlar, krallar dize gelmiş önlerinde de... Bknz; Hürrem:)

Yarın hava güzel olsun istiyorum...

8 Mayıs 2011 Pazar

Anneler günü kutlaması


Anneler gününü de kutladık bin şükür:)) Bağlarbaşı Bağ Pastanesinde ufak bir kutlama yaptık... En favori görümcem, kızı Meral ve Naziş ve de Gamsegamse ile.
Bağlarbaşı Bağ pastanesininin Altunizade de ki yerinde oturduk. Bahçesi de iç mekanı da çok güzel... Makarnaları, sandviçleri, pastaları da ağzınıza layık. Eğer yolunuz buralara düşerse ve oturacak mekan ararsanız tavsiyemdir...Bizim kızların hepsi başka bir çeşit makarna isteyip sonrada birbirlerinin tabaklarında gözleri kaldı.

Bu gecenin programında erken yatmak gibi bir düşüncem var . Dün gece daha doğrusu sabahın dördünde uyanıktım hala... İzlemeye de bir şey bulamadım Lale Devrinin tekrarını izledim. Hiç izlemediğim bir dizi olmasına rağmen bir takıldım. Hatice Arslan harika oynuyor doğrusu... Ferhunde Hanım ve Kızlarından beri beğenirim kendisini...

Şu anda Başbakan m tv de fıkra anlatıyor töbe töbe... Kendini süper ligde görüyormuş bu arada... Sanırım Patagonya'nın süper liginde....

Gittim ben... iyi bir pazar akşamı olsun...

7 Mayıs 2011 Cumartesi

cumartesi keyfi

Sabah telefon sesiyle gözümü açtığımda saati erken sanıyordum, meğer 11.30 muş. Nasıl uyumuşum hayret ettim. Naziş çoktan uyanmış kahvaltısını etmişti. O klasik kahvaltılardan pek hoşlanmaz. Gamse ; odanın kapısına dayandı ne yiyeceğiz dedi. Sen bi du dedim, accık sabret. Kendi yeşil çayımı yaptım, koca simit ve taze ekmek almaya gitti. Ben bir taraftan çayımı demledim, bir taraftan da masayı hazırlamaya koyuldum. Kekikli, kırmızı biberli, nar ekşili domatesimi yaptım, yumurtaları haşladım, dolaptan zeytinyağlı biber dolmamı çıkardım.Simitler de gelince klasik kahvaltılıkları da koyunca oldu sana şölen...Allah olmayanlara da versin dedik masaya oturduk.

Öğleden sonra Naziş'in Rumeli Hisarı programı Gamse'nin İstanbul Üniv.de müzik dinletisi varmış. Biz de karıkoca ne yapalım ne yapalım dedik. Sonunda Kadıköy de karar kıldık. Gittiğimizde bütün İstanbul Kadıköy'e doluşmuş ya da Kadıköy'e haçlı seferleri düzenlenmiş ya da Gazi Osman Paşa bin atlısı ile Kadıköy'e akın düzenlemiş sanırdınız. İlk önce Türk kahvesini hem satın alıp hem oturabileceğiniz kahvehanelerin olduğu tarihi Kadıköy Çarşısındaki Fazıl Bey'de kahvelerimizi içtik. Burası hemen Migrosun karşı sokağı...yolunuz buraya düşüp de burada kahve içmezseniz valla da billa da küserim. Yanında hakiki Türk lokumu ve çikolatalı draje servisi de yapılır ve dandik bi yerde kırık dökük fincanlarda içtiğiniz kahve parasını ödersiniz.Kahvelerimizi içerken bir de baktık Özgür Çevik ve Nuri dizisindeki Zabıta Avni geldiler, yan masamıza oturdular. Biz kahvelerimizi içip ben de bir karanfilli telledikten sonra kalktık eskicileri gezdik. Kocama hadi gidelim burada seninle gezmenin keyfi yok burası Ece ile güzel oluyo dedim:)). Daha sonra Akmar pasjında girmedik kitapçı ,elimi değdirmedik kitap bırakmadım. Bir de Alkım Kitabevine uğradım. Bu gün dört kitap aldım. hatta birini almakla almamak arasında kalınca Leylak Dalı'nı arayıp okudun mu? nasıl diye sordum. PAUL ASTHER'in Newyork Üçlemesi ile SUNSET BULVARI arasında kalmıştım çünkü.Newyork Üçlemesini aldım. Diğer kitaplar ise; İnci Aral'ın Safran Sarısı -eski bir kitabıdır ama okumamıştım. Hiç bir kitabını okumadığım Murat Gülsoy'un Bu Filmin Kötü Adamı Benim her seferinde Alkım'da gözüme cöm cöm bakar ben de her seferinde bu adamın hiç bir kitabını okumadım derdim. Neyse artık sıraya girdi onu da aldım . Dördüncü kitap ise kocamın isteği üzerine Padişah Kadınları. Nedense Hürrem'den başlıyor.Bu kez kitap alışverişimi güncel kitaplardan yana yapmadım. Yoksa Murathan Mungan'ın Şairin Romanını okumak için nasıl sabırsızlanıyorum bilemezsiniz.

Alkım'dan çıkınca , artık acıkmıştık balık - bira mı yoksa midye tava, midye dolma , kokoreç-biramı? derken Mercan'a gidip midyelerimizi kokoreçlerimizi ve buzzz gibi biralarımızı söyledik. İyi ki zamaında gidip oturmuş siparişlerimizi vermişiz bizden sonra çok büyük bir grup geldi zor yetiştiler garsonlar... Siparişler gelene kadar kitaplarımı inceledim. Siparişler gelince de yedik içtik sonra da evimizin yolunu tuttuk.
Bu akşam ben tv de yahşi Cazibe ve Survivor arasında gidip geleceğim onlar bitince de kitap okuyacağım...
Cumartesinin özeti de buydu...