Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

24 Kasım 2009 Salı

Bizim Ev de Öğretmenler Günü

Biz,dün akşam çok meşgulduk.Bu gün , Öğretmenler Günü Malum. Kendileri için çok özel bu günde, öğrencilerine çok daha şık , güzel görünmek isteyen öğretmenler var bu evde. Gamsegamse yakasına melek broş taktı. Melek gibi bir öğretmen oldu,ilk Öğretmenler Gününde. . Naziş artık beş yıllık öğretmen olmanın olgunluğunda, duruşunda.

Müsterihim ki, ta başından beri, iyi bir eğitmen olmanın sinyallerini verdiler bana . Ne de olsa çizgi filmlerde bile ağlayabilecek bir annenin, karısına yük taşıtıp kendi elini kolunu sallayarak giden adamın yolunu kesip kavga edebilen bir babanın, başkalarının başarısından sonsuz haz duyup gözleri yaşaran, okul birincisi olan öğrenciyi kendi ailesini bile şaşırtan çılgınlıkta alkışlayan anne ve babanın, kızları onlar. Umarım hep böyle devam eder. .Sabah kalktık karı-koca uğurladık, kutladık kızlarımızı ve onların nezdinde TÜM ÖĞRETMENLERİ.

Onlara ögüdüm. İlerlediğiniz yol çok dikenli ve çetrefil. Rehberiniz Atatürk'ün şu sözleri olsun.



Cumhuriyet sizden "fikri hür vicdanı hür irfanı hür" nesiller ister. 25.081924 Muallimler Birliği Kongresi Üyelerine.

• Sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır. 25.08.1924 Öğretmenler Birliği Üyelerine.

• Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden eğiticiden mahrum bir Öğrenci her ne yaşta ve sınıfta olursa olsun onlara geleceğin büyükleri gözüyle bakacak ve öyle davranacaksın. (1930)





23 Kasım 2009 Pazartesi

Biz dün çok CAN'lı saatler yaşadık. On beş gün sonra ilk kez görüşebildik, benim hastalığım yüzünden. Nasıl özlemişiz birbirimizi nasıl anlatamam. Arabaları daha bizim sokağa girerken sevinç çığlığı atmış.

Dün birlikte yattık yuvarlandık, koştuk yedik içtik. Ablalarına pirzola , O'na köfte kızarttım pilavının yanına. Ama o ne cin biliyomusunuz. Köfteyi attı, pirzolayı kaptı. Kemiğini bile zor aldım elinden. Nasıl kemirdi, diğer eliyle nasıl pilav kaşıkladı inanamzsınız. Artık O kocaman bi adam oldu.

Öğleden sonra uyumuştu. Gamsegamse de kendi odasında uyuyordu, Naziş'de salonda laptopda bir şeyler yapıyordu. Bende fırsattan istifade akşam yemeğini hazırlayayım dedim. Ara sıra gidip bakıyordum, uyuyor mu? diye. Tam tencereyi karıştırıyorum, arkadan biri bacaklarıma sarıldı. Uyanmış, yataktan inmiş, pıt pıt sessizce gelmiş. Sarıldık birbirimize, kucağıma aldım, yeleğini giydirdim. Göğsümde biraz daha uyudu. Kan bağıymış pöh dedim. O an , böyle bir mutluluk var mı daha dedim. Bir bebek sana böylesine sarılsın, yaslansın. Yeşil çay yapmıştım, O da bisküvi batırdı, hapır hupur nasıl zevkle yedi. Arada bana da ikram etti. Kaşla göz arası cep telefonumu çaldı kaçtı. Anlayacağınız dün çok Can'lı çok güzeldi.

Akşam Gamsegamse ile Çok Güzel Hareketler Bunları izledik. Naziş'de izlediğini iddia atti. Bize kalsa uyududa. Sonra sizle bir şey izlenmiyor dedi gitti. Gece Murat Bardakçı Ve Murat Belge'nin konuk olduğu Teke Teki izlerken uyumuşum. Halbuki çok güzel bir programdı. Nazlı da radyodan dinliyor, kulaklıkla .

Bu gün itibarıyla bayram hazırlıklarına startı verdim. Bu gün genel temizlik var. Son rötuşu perşembe günü olur. Ooo daha dolmalar falan sarılacak. Geçen bayram yapmadım da , burası kimin evi, bizim ev değil dediler:)))

İyi bir hafta olsun.

21 Kasım 2009 Cumartesi

Oyyy bugün , günler sonra kankalarımla buluştuk okey oynadık. Evden çıkarken kocam- hala yüzün bembeyaz gitme felan diyodu, Naziş'i de kışkırtıyordu. Sana kalsa beni hasta modundan çıkartmayacaksın, hoşuna gidiyo dimi evde oturmam diye çıkım çıkım çıkıştım. Ay tam giyindim kuşandım, apaçi çizmelerimi ayğıma çekiyorum, bende bir halsizlik. Yuh olsun sana dedim, tüm enerjimi aldın, beni hasta moduna soktun yeniden. Üzüm üzüm üzüldü hemen umca koşturdu hehehehehehe sonunda umca aldık. Tavsiye ederim süper bir şey. Neyse gittim, okeyimi oynadım , yedim içtim, eve geldim. Tam kapıdan içeri giriyorum, gögsümde sanki bir kaplan oturuyor. Ülen , ille bu adamı haklı çıkaracaksın dedim. Çaktırmadan gidip 10-15 dk falan uzandım geçti.


Ekmek sepeti örtümü fotoğraflamam hakkında baskı yapmayın boşuna canlarım, yemezler. Zuz ben yoldayken telefon açtı , yazımı okurken gülmekten gözünden yaş gelmiş, çok merak ediyormuş falan filan. Valla çok güzel oldu yav, biraz amacından şaştı o kadar heheheheheheh. Hem Ece ile anlaştık O bana ekmek sepeti örtüleri bulacak ben onlardan bere yapıcam.

Yazımı yazayım bu gecemi sadece okumaya ayıracağım, bir ara Kavak yelleri izleriz Gamsegamse ile. Şimdi sinemada, hangi filme gittiğini bilmiyorum. Eve gelirken tiyatroya uğradım, aralık ayı oyunlarının listesini aldım. Taaa lise yıllarında izlediğim Tarla Kuşuydu Jülyet yeniden sahneleniyor. Beğenip beğenmediğimi hatırlamıyorum hoş o zaman beğendiğim bir şeyi bu gün beğenmeme olasılığım çok fazla.
O yıllarda en beğendiğim film , Tommy müzikaliydi hatırladığım kadarıyla. Şimdi yeniden izleyip ne düşüneceğimi merak ediyorum.







En sevdiğim şarkıcı Suzy Quatro idi. Can the caaaaaan diye onunla birlikte çığırır Annemi deli ederdim. Bakın o şarkıyı hala da çok severim.

Şimdi çikolatalı Türk Kahvesi içeceğiz. iYİ PAZARLAR OLSUN


not: Çikolatalı Türk Kahvesi öyle çok da menem bir şey değil. Sakızlısı daha güzeldi galiba. Herşeyi kendi tadında bıraksalar olmaz , bende denemesem olmaz.Mavi cola bile içmiştim:)))Şimdi kocama sorsam nasıldı diye, inadımdan sormuyorum. Cevabı - ne bilim olur. Bu ne bilim. Beğenmedim demektir. Şimdi beğenmese küscez sanır , söylemez heheheheh.

20 Kasım 2009 Cuma

Ördüğüm bere ekmek sepetimize çok şık bir örtü oldu baştan söyleyeyim . Kenarına oya bile yaptım. Kenarlarındanda renkli yünlerle bağladım. Yaratıcılıkta sınır tanımaz olduğumu bir kez daha ispatladım. Akşam bitiripte kafama takınca evdekiler gülme krizine girdi, kocam bir ara cılız bir sesle yakıştı bile dedi. Ama ekmek sepetinin içine yerleştirince abartılı bir şekilde çok güzel oldu dedi. Şimdi pazartesi Derya Baykal bir başlasın. Elimde yünlerim tığlarım ve şişlerimle oturup hemen yeni bir şeye başlayacağım.Ölmek var dönmek yok .Hep atkımı örücem ben ha bir de şal örneğim var örebildiğim. Yalova yazlık yıllarında, Babamın ortağının eşi öğretmişti. Kulaklarınız çınlasın Gülseren Yenge.

Dün gece dizi gecemdi. Aşk-ı Memnunun hemen ardından flaşh dizim Bir Bulut Olsam'ı izledim. Son karesinde işte burada bitsin dedim. Narin ve Serdar ilelebet orada yaşasın dedim. Sence de öyle değilmi Peren. Hep mutlu sonlar olsun. Herkes umduğunu bulsun hayatta, kimsenin emeği boşa gitmesin istiyorum. Şu kısacık dünyada.


Bu gün 10 gündür ilk kez dışarı çıktım. Kocamla yürüyerek Üsküdar'a indik. Hava çok güzeldi, ara ara soğuk rüzgar hissettim ama sesimi çıkarmadım. Nasıl özlemişim açık havayı. Baktık cuma pazarı kurulmuş biraz dolaştık. Anlayın işte kocam hatırım için pazara girdi ama bi baktım fırt diye dışardayız. Öyle bir yola sokmuşki beni sonu pazarın dışı:))). Sonra balık pazarına girdik, balık aldık. Akşama tereyağda domatesle buğulatılmış, fırında barbun var. İki kızda akşam yemeğinde evde olmayacaklar. Aa ben dün akşam yöresel takıldım keşkek pişirdim. Yapabilirmiyim yapamazmıyım derken valla yaptım şahane oldu. Naziş daha yerken - Anne tatilde hemen yeniden yap dedi. Nasıl mı yaptım. Keşkeklik buğdayı bir taşım kaynatıp altını söndürdüm. Bir kaç saat beklettim. Daha sonra kontrol ettiğimde sanki neredeyse pişmişti. Tencerenin dibine tereyağ koydum erittim. Babamın fırınlatıp getirdiği kuzu etlerini buzluğa paketleyip koymuştum. Onlardan bir paketini içine attım, 100 gr kadarda çemensiz pastırma koydum, kırmızı biber ilave ettim, birlikte soteledim. Üstüne buğdayı koydum. Ve bolca sıcak su koydum. Sanırım 1,5 saat daha pişirdim. Bizim keşkek kültürümüz yok mesela Annem hiç keşkek pişirmemiştir ama kocamın ailesinde dillere destan keşkekler pişer. Biz de yenen keşkek pilavımsı olur, bazı yörelerde ise çorba kıvamına yakın pişer. Yanında sadece salata yedik. Üstüne çay içtik . Akşam yemeğini saat 18.30 gibi falan yedik. Yoksa pişirmezdim. Çünkü genelde saat sekiz gibi falan yenir yemek bizim evde.


Şimdi az gidim ben , karıkoca bir çay molası verelim, sonra gelir belki devam ederim.

not. Beni izlemeye alanların çoğu blogcu değil. Nasıl merak ediyorum kendilerini beni neden okuduklarını falan. Okuyunca bi not yazsalar nasıl sevinirim.
Geçende beni okuyan Ordulular bir merhaba deseniz nasıl sevinirim yazmıştım. Bir kaç merhaba aldım, teşekkür ederim.Ama isimde yazsaydınız keşke :)))

19 Kasım 2009 Perşembe

dolupda taşan yazı:)))))

Biliyorsunuz evde nekahat devresi geçirmekteyim zorunlu olarak. Bu gün Beyoğlu'na gitme girişimim geri püskürtüldü. Yarın hava daha güzel olcakmışşş.

Nekahat devrem oldukça verimli geçti. Geçen yıl yarım bıraktığım atkıyı tamamladım, bir atkı ördüm bitrdim. Dünde, Derya Baykal izledim ve bir bere başladım . Bere 17 adet üçgenden oluşuyor ve bitmek üzere. Güzel olmazssa babam uyurken takar heheheheh. Mor ,lila ve yeşil renlerden oluşuyor ama olsun. Renkli rüyalar görür.

Kayıp Gül bittti bu arada. Altı çizilecek cümleleri var, okunabilir ama kaçmaz demem. Okuyan da üzülmesin, okumayan da .Ben bir kitap için böyle yazmıştım yine bir kez de , anam sen yazarı oku bunu, bana anlamamışın bir daha oku de. Unutulmaz hatıralarım arasında yer almıştır kendileri. Söylemiştim ya Simyacı ile başlayan serüven bu diye, aynen sözümdeyim. Hiç birimizin bilmediği bir şey söylemiyor ama hatırlanası , hatırdan çıkarılmaması gereken şeyleri de hatırlatıyor.Kitabı okumak isteyenlerin şu yazıyıda okumalarını salık veririm


Kitaplıktan yeni seçtiğim kitap Erdal Öz'den Gülünün Solduğu Akşam.Ne demişti Turgut Uyar
"herkes ne zaman ölür
elbet gülünün solduğu akşam."
Şimdiden söyleyeyim, bu kitap okunacak , bitecek ve hakkında konuşmayacağım. Her konuda ahkam kesemem ben öyle.

Dün '''İz'' de, Sait Faik Abasıyanık'la ilgili bir belgesel vardı. İnsanların kötülüğünden kaçıp, Burgaz Ada'ya yerleşen Sait Faik. Bir Balıkçının diğer Balıkçının hakkını yediğine şahit olur. O kadar üzülür ki , kötülük her yerde der, deli gibi kaçar oradan hemen bakkaldan kalem defter alır ve yazmasaydım delirecektim der.

TV demişken geçenlerde bir gece , Gamsegamse ile uykumuz kaçtı, zaplayıp duruyoruz , o sırada birden ekrandan Billur Kalkavan geçti. Yüzünde bir dehşet ifadesi vardı. Geri dön dedim Gamse'ye, galiba bir şey olmuş, evet dedi,- sanki korkmuş gibi. Baktık bir konuğuyla normal sohbette. Botoks yüzünden yüzüne bir dehşet ifadesi yerleşmiş. Ay şimdi o kadınceyiz her sabah aynada kendine bakaıp korkmaz mı???. Belki de yüzündeki dehşet ifadesi ondandır:)))))

Bir de tatlı tarifi size. Kemal paşa tatlısını pişirin, bir de vanilyalı puding pişirin,ya da tavuk gögsü ne bilim ya da kazandibi. İçine accıkda şanti ekleyin hah. Şimdi cup ların dibine bir kemal Paşa koyun üstüne puding koyun, en üste yine bir kemal paşa daha koyun. Amanııın ne güzel oluyor deyin. Hem görsel hem tatsal bir zenginlik.

Hadi bi de salata tarifi. Yeşil mercimeği haşlayın süzün. ,çine yarım demet mor reyhan(bunu koymazsanız hiç yapmayın daha iyi), yarım demet dere otu ve maydonoz. 4-5 dal yeşil taze soğan , ikişer adet kırmızı közlenmiş biber ve domates, bir iki adet de yeşil biber doğrayın. Biraz dövülmüş ceviz ekleyin. İki diş sarımsak rendeleyin. Karabiber, kimyon,tuz, zeytinyağ koyun harmanlayın. Ne biçim bir lezzet şaşacaksınız.


Şimdiiii, kitap önerisi yaptık hem de iki tane, Bir tatlı tarifi verdik, Üşenmedik bir de salata tarifi yazdık. Eğer isterseniz 17 üçgenli bereyide tarif ederiz evellallah. TV den de bir sürü haber verdim, hatta magazin bilgisi bile verdim:)))).E yarın hava güzel olacak da demişim. Daha ne istiyonuz.





17 Kasım 2009 Salı

TV den MV den

Adam diyo ki, karım üç çocukla beni bıraktı, beş çocuklu bir adamla kaçtı. Yedi ay oldu. Ben şimdi kız istiyom, boşanamadığım için vermiyolar, karımı bulda boşanayım. Müge Anlı çöktü, yere oturdu. Bulayım, sen boşan evlen. O üç çocuğu yuvaya bırakmışın , üç çocuk daha yap sonra bu da kaçarsa, nasılsa onlarıda yuvaya bırakırsın.Bir başkası görücü usulü ile tanıştığı kızın o sırada başka bir görücü ile görüşüp onunlada anlaşma hareketleri yaparken hamile kaldığını anlatıyor. Yani aile kızı iki tarafla da görüş, hangisi ile anlaşırsan onunla evlen demiş galiba. Valla anlamadım, çözemiyorum bu denklemleri ben, buralar çalıştığım yerler değil. Yahu bunlar Anadolunun bağrından kopup gelen insanlar, hadi İstanbul falan olsa diyeceğim ki, adımız çıkmış dokuza inmez sekize. Önce ekmekler bozuldu da biz ondan mı? böyle olduk. Yoksa bu işler hep böyleydi de ben mi? bir kaç yıldır haberdar oluyorum. Bütün bunlar Bihter'le Behlül'ün suçu mu? yoksa. Bu hastalık halleri bozdu beni, sabah tv 'lerine fazla takılınca.Yok bir daha ben sabah tv izlemem , izleyeceksemde doooru salona giderim. Dizimax falan takılırım , terbiyem bozuldu, ayile kadını çizgimden kaydıracaklar beni, küfüre neyin başlayacağım. Küfür dedimde, geçen sabah kocam evden çıkmış, sokakda iyi giyimli bir genç kız, elinde şemsiye ile yürüyor diyor, o sırada rüzgar esmiş, şemsiye ters dönmüş, kız bir sunturlu küfür etti diyor. Bizimki utançtan kıpkırmızı olmuş. Baya baya sinkaflı falan bi küfürmüş heheheh. Yani öyle bir küfür duymamıştım dedi. Dün gece birlikte Feberbahçe - Galatasaray maçında olaylar çıkmasına neden olan Demet Hanımcık'ı izlerken aklına gelip anlattı. . Hem girmesi yasak olan maça girmiş bu hanımcık canımcık, hem alkollü, hemde yaptığı el hareketi ile salonu birbirine katmış. Nasılda pişkin, refleksmiş yaptığı, refleksini yediğim.

Benim acilen dışarılara çıkmam gerek evde biraz daha takılırsam halim kötü. Yakında evlendirme programlarına falanda başlar kafanızı şişiririm:))))

16 Kasım 2009 Pazartesi

pazartesi neşesi


Bu resim biz de yoktu, biraz önce geldi. Şunlara baktım, manzaraya baktım iyi oldum. Yer Nezahat Gökyiğit Botanik Parkı.


Bu sabah yatakta çay keyfimi yaptım tam 8 gün sonra. Kitabımı okudum. Sonra Babam seslendi, çay hazır diye kalktım. Tulum peyniri ve susamlı çubukla kahvaltı yaptım, ağzımın tadı yerine gelmiş, yaralarıda geçse tam olacak.

Biraz önce çaktırmadan pazara gittim:)))yağmur çiseliyordu. Hemen sokağın başından bir şeyler aldım geldim. Hafif başım döndü.Hala öksürük var çatal çatal ama nasıl razıyım buna. Darbe sonrası izler bunlar :)))

Akşama hamsili pilav yapacağım. Hamsileri temizlemek Babamdan diyordum ama bir baktım gitmiş:)))


Evi ben dağıtıyormuşum galiba heheheheh, ev hiç dağılmadı, tozlanmadı, kirlenmedi. Şaştım ben bu işe. Dün küçük çapta bir temizlik yapıldı o kadar. Fekaaaaat kendimi çok bi takdir ettim bu zaman zarfında. Hastalık sırasında dondurucudaki stoklar ne kadar işe yaradı. Haşlanıp kavrulmuş ıspanağın üstüne yumurta kırdılar sadece. Hazırladığım domates biber sosunu bifteğin üstüne döküp fırına verdiler, kalan sosun üstüne bulgur koyup bulgur pilavı yaptılar yanına da. Haşlanmış olarak buzlukta bekleyen yeşil mercimek, yine hazır duran harcın üstüne dökülüp çorba oluverdi. Yani bu tür karagün hazırlıkları sadece gezmekten vakit bulunmadığı günler için değil asıl hastalıkta işe yarıyormuş:))) Benim amacım gezme günleri için olsa bile .

Şimdilik pazartesiden bu kadar . Ara ara küçük notlarla gelebilirim her zamanki gibi.