Cancan geldiğinde uyuyordu, yatırdım yanına uzandım, beraber beraber uyuduk...yağmur yağıyordu.
Uyandı , yemek yedik beraber beraber ...yağmur yağıyordu.
Kitap okuduk , kitaptaki köpeğin mamasını bana ikram etti. Ham ham etik beraber beraber...yağmur yağıyordu.
Hastaydı cancanım, çok azamadık, koşamadık koridorda...yağmur yağıyordu.
hep yağdı hep yağdı, her anımıza eşlik etti, tıp tıp camlara vurup kendini hatırlattı milyon kez , ben de ben de dedi Cancan'a ben de seviyorum seni.
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
4 Kasım 2009 Çarşamba
Bu sabahı özel yapan, bu günü güzelleştirecek olan Cancan'ı beklemektedir:))) Anladınız siz onu, biz bu gün çook meşgulüz. Okunacak kitaplarımız var. Oynayacak oyunlarımız var. Çoook meşgulüz çok.Ben ona yemek yedirirken o da bana kıyamayıp, ağzındaki lokmasını bana ikram edecek.Buz dolabındaki magnetleri toplayacak. Kızların odalarına dalıp, gördüğü her şeye çığlık atacak. Gamzenin duvarındaki stickeri önce cici cici diyecek sonra tısss diyecek ama bir hamlede de çıkarmaya çalışacak. Bir yerlerimi ısıracak işte böyle yaşanacak bir gün olacak.
Biz bunları yaparken siz çarşamba gününün keyfini çıkarın. Bir İstanbul'lu için çarşamba haftanın ortasına gelinmiştir ve alemlere akmak için iyi bir gündür.
fonda, yıldız usmonova & yaşar -seni severdim... çalıyor. Teşekkürler zuzuların annesi Banu
not. bu yazı çarşamba günü yazılmıştır tabiyatiyle, ama bu blog saati pasifik saatine geri dönmektedir her dem. Ya gidip pasifiklere, döndürücem dünyayı bu yana ya da gidicez böyle geriden geriden , tam düzeltene kadar:)))
not-2- son kez bir şans verdim ona ve düzelttim, yazı yine çarşambaya döndü, ama yine pasifik saatine dönerse bu kez kesin gidicem.
Not-3- pasifik saatine dönmem gerekiyo
not4-( valla son not).Ali Atıf Bir bu reklamı gördümü acaba. Seyretmezseniz iki elim yakanızda olsun hehehehe
Biz bunları yaparken siz çarşamba gününün keyfini çıkarın. Bir İstanbul'lu için çarşamba haftanın ortasına gelinmiştir ve alemlere akmak için iyi bir gündür.
fonda, yıldız usmonova & yaşar -seni severdim... çalıyor. Teşekkürler zuzuların annesi Banu
not. bu yazı çarşamba günü yazılmıştır tabiyatiyle, ama bu blog saati pasifik saatine geri dönmektedir her dem. Ya gidip pasifiklere, döndürücem dünyayı bu yana ya da gidicez böyle geriden geriden , tam düzeltene kadar:)))
not-2- son kez bir şans verdim ona ve düzelttim, yazı yine çarşambaya döndü, ama yine pasifik saatine dönerse bu kez kesin gidicem.
Not-3- pasifik saatine dönmem gerekiyo
not4-( valla son not).Ali Atıf Bir bu reklamı gördümü acaba. Seyretmezseniz iki elim yakanızda olsun hehehehe
3 Kasım 2009 Salı
izlence
Biz bu gün Naziş'le evdeyiz. Dün okulda hastalanmış, bu gün ev de istirahatli. Gamse ve Babası yola revan olduktan sonra, aldım çayımı bu kez bir değişiklik yapıp salona gittim. Çünküüüü SKY TÜRK de Ayhan Sicimoğlu'nun programı vardı. Adamımdır kendisi. Hani vardır ya , bazı kişiler özeldir, ne yapsa izlersiniz, ne yazsa okursunuz, ne söylese dinlersiniz. Ayhan Sicimoğlu da onlardan biri benim için. Geçtiğimiz pazar, sarı pantolonunu çekmiş, üzerine yeşil ceketini giymiş. İçine de sarı ve yeşil şahane bir gömlek giymiş, Serra Yılmaz'ın konuğu olmuştu. Sanki uzaydan gelmiş gibi dinledi Serra'nın anlattıklarını, gülmekten öldük . O da nereden aklına geldiyse, Hamsi taşıyan kamyonlardan sızan yağların, karayollarında neden oldukları kazaları anlatıyordu. Programın sonuna doğru yemekler pişip , servise sıra geldi. Oturdular karşılıklı yiyorlar, önce Serra Yılmaz aldı ağzına, kardeşimiz Ayhan Sicimoğlu(kendisinden söz ederken, kardeşiniz Ayhan Sicimoğlu , böyle düşünüyor der hep)soruyor, güzel mi???, yemeği yapan kendisi sanki, ya da güzel değil diyecek Setra , O da yemeyecek.
Ha ne diyecektim, varmıdır ? böyle adamım dediğiniz kişiler. Mesela şimdi geçmişte kalsa bile protest kişilikleri ile Jane Fonda ve Joan Baez bir zamanlar adamımdılar. Mesela Denny Devito, ta siyah beyaz yılarada Taxi dizisinde keşfetmiştim onu. Mesela Türkan Şoray, tüm filmlerini replik replik bilirim hatta.Amin Maalouf'un tüm kitaplarını okumaya çalışırım. Çivisi Çıkmış Dünyayı henüz okumadıysam da. Latife Tekin'i takip ederim. Murat Bardakçı da adamımdır. Soner Arıca çok güzel slow söyler gibi yani. Hadi yazın adamlarınızı. Ben de aklıma geldikçe eklerim buraya yeniden.
Not: Başbakan domuz gribi aşısı hakkında çok spekülasyon olduğunu ve aşı olmayacağını açıklamış bu gün ... ınının ınınınnn
Ekler: Leylak dalı ve Peren hatırlattı, ben Uğur Polat'ı nasıl atlamışım. Tüm zamanların en yakışıklısı , eski kitapçım Nejat İşler'i. İlk öykücüm Fürüzan'ı ve de Lale Mansur'u hatta hüzün kraliçesi Zuhal Olcay'ı.Adamlarım, kadınlarım benim yav. Eklemeler devam edecek)))
Ha ne diyecektim, varmıdır ? böyle adamım dediğiniz kişiler. Mesela şimdi geçmişte kalsa bile protest kişilikleri ile Jane Fonda ve Joan Baez bir zamanlar adamımdılar. Mesela Denny Devito, ta siyah beyaz yılarada Taxi dizisinde keşfetmiştim onu. Mesela Türkan Şoray, tüm filmlerini replik replik bilirim hatta.Amin Maalouf'un tüm kitaplarını okumaya çalışırım. Çivisi Çıkmış Dünyayı henüz okumadıysam da. Latife Tekin'i takip ederim. Murat Bardakçı da adamımdır. Soner Arıca çok güzel slow söyler gibi yani. Hadi yazın adamlarınızı. Ben de aklıma geldikçe eklerim buraya yeniden.
Not: Başbakan domuz gribi aşısı hakkında çok spekülasyon olduğunu ve aşı olmayacağını açıklamış bu gün ... ınının ınınınnn
Ekler: Leylak dalı ve Peren hatırlattı, ben Uğur Polat'ı nasıl atlamışım. Tüm zamanların en yakışıklısı , eski kitapçım Nejat İşler'i. İlk öykücüm Fürüzan'ı ve de Lale Mansur'u hatta hüzün kraliçesi Zuhal Olcay'ı.Adamlarım, kadınlarım benim yav. Eklemeler devam edecek)))
2 Kasım 2009 Pazartesi
Haftanın ilk gününde, kazan gibi bir kafa ile huzurlarınızdayım. Ev halkını gönderdikten sonra, her zamanki gibi çayımı falan aldım, koştur koştur yatağıma gittim. Dünkü gazetelerin pazar eklerini okudum çayımı içe içe, tv de açık. O arada ben nasıl olduysa uyuyaım, rüyamda doktorum diye bir program var. Seyircili meyircili--ay dr bize gelmiş, geçerken sizin evi gördüm , acaba uğrasam mı ? dedim diyor. Ne iyi ettiniz diyorum. Çay hazırlıyorum, adam daha ben tabakları hazırlarken , fırındakileri çıkarıp yemeye başlıyor. Bi de arsız bi kzı var, o ara , nası olduysa o da geldi. Tüm tabaktakileri avuç avuç yedi. O sıra Naziş ve Gamsegamse de okul için hazırlanıyorlar ve tanımadığım yaşlı bir kadın ortalıkta dolanıyor. Tam bir kabustu, bir uyandım O Dr tv de .Saatte teee nereler gelmiş. Çalışanlar öğle yemeğine çıkacak neredeyse:)))
Yağışlı hatta fırtınalı ama gezenti bir hafta sonu geçirdik. Cumartesiyi anlatmıştım zaten. Dün de Nazişle ev de yalnızdık. Hadi - Anne tatili iyi noktalayalım, gidip kendimzie ziyafet çekelim dedi. En yakın yer- Kardeşim Kebap. Oraya gittik. Artık bizim baba evi ya orası. Siparişlerimiz gelene kadar, fındık lahmacunlar, güveçte eritilmiş peynirler, fırından hemen çıkan minik minik yufkalar ve ezmelerle ağırladılar bizi. Ay doyduk bunlarla asıl yemeği nasıl yiyeceğiz derken onuda götürdük evelallah. Çaylarımızı da içtik. Çaylarımızı içerken Cancanlar aradı, Zuz da oradaymış bize gelin dediler. Geç oldu , yarına hazırlık var dedik, çok istesek de, Cancan'ı görmek istesek de; gitmedik. Biraz mağaza dolaştık eve geldik. Dışarda işi biten Gamse aradı bizi, işim bitti geliyorum, ne yiyeceğiz dedi. Kem küm dedik. SEN Bİ GEL HELE :))) Biri 47 kiloluk , biri 50 kiloluk bu kızlar istedikeri gibi yiyip içiyorlar tabi. Onların yedikleri de bana gidiyo galiba , valla.
Bu güne nasıl başladığımı zaten yazmıştım ta baştan, e bitti o zaman, birazdan pazarı dolaşacağım. Sonra evdeyim büyük ihtimalle.
İyi bir hafta olsun.
Yağışlı hatta fırtınalı ama gezenti bir hafta sonu geçirdik. Cumartesiyi anlatmıştım zaten. Dün de Nazişle ev de yalnızdık. Hadi - Anne tatili iyi noktalayalım, gidip kendimzie ziyafet çekelim dedi. En yakın yer- Kardeşim Kebap. Oraya gittik. Artık bizim baba evi ya orası. Siparişlerimiz gelene kadar, fındık lahmacunlar, güveçte eritilmiş peynirler, fırından hemen çıkan minik minik yufkalar ve ezmelerle ağırladılar bizi. Ay doyduk bunlarla asıl yemeği nasıl yiyeceğiz derken onuda götürdük evelallah. Çaylarımızı da içtik. Çaylarımızı içerken Cancanlar aradı, Zuz da oradaymış bize gelin dediler. Geç oldu , yarına hazırlık var dedik, çok istesek de, Cancan'ı görmek istesek de; gitmedik. Biraz mağaza dolaştık eve geldik. Dışarda işi biten Gamse aradı bizi, işim bitti geliyorum, ne yiyeceğiz dedi. Kem küm dedik. SEN Bİ GEL HELE :))) Biri 47 kiloluk , biri 50 kiloluk bu kızlar istedikeri gibi yiyip içiyorlar tabi. Onların yedikleri de bana gidiyo galiba , valla.
Bu güne nasıl başladığımı zaten yazmıştım ta baştan, e bitti o zaman, birazdan pazarı dolaşacağım. Sonra evdeyim büyük ihtimalle.
İyi bir hafta olsun.
31 Ekim 2009 Cumartesi
Ben size , bizim aşağı katta oturan arızadan söz ettim mi? hiç . Yalnız yaşayan , yaşlı bir adam. Zaten apt on daire. Dört dairede aile var, geri kalan dairelerde yalniz yaşayan insanlar oturuyor. O nedenle pek sakin bi apartmanız. Kokmaz bulaşmaz. Disiplinli. Balkona çamaşır asmak yasaktır , merdivende yüksek sesle konuşmayız falan. Ama bu arıza bey, tek kişilik ordu gibidir, esneyince , kızlar uykudan uyanır. Kulağı az işiten babam bile ne oluyo diye sorar. Sabahları onun söylediği şarkılarla uyanırsınız. Buraya kadar iyi, bu adam bu gün biz merdivenden inerken , siz benim yukarı katta mı? oturuyorsunuz dedi. Biz apt de tam altı yıldır oturmaktayız. Yüz kerede kapıya lüzümsuz sorular için gelmiştir, hatta apt ,nin dış cephe boyası değişirken bile gelip fikrimi alma nezaketi göstermiştir , nası olduysa. Yani öyle sorunca , merdivenden adamın üzerine uçacaktım az kala.
Biz bu günkü fırtınada ev de değildik :)))). Ama çok uzakta da değildik. Kız kıza Capitole gittik. Alişveriş yaptik. Gloria Jean's da kahve molası verdik. Sonra eve gelip dünkü yaptığım ıspanaklı , patatesli rulolarımızı ısıttık, pastamızı yanı başımıza aldık, çayımızı demledik ve film izledik.
Sonra bana rahatlık battı, gittim ayakkabı bölümümüzü aldım aşağı, düzelttim, verilecekleri ayırdım. Günlükleri ön plana aldım, oldu bitti.
Siz hiç aldatılmış olmayı dilediniz mi? hiç. Ben bu gün diledim. Biz otururken yanımıza gelen, o narin kızacağızın kucağındaki ağzı maskeli küçük bebeği hala unutamıyorum. Biz annesine yardımda bulunurken o sapsarı yüzüyle , annesinin topuzuyla oynaması hiç gözümün önünden gitmiyor. İnşallah Allahım inşallah dedim, bu kadın bizi aldatmış olsun.
Şimdi yarın için iyi bir pazar diledim ve hemen gittim.
Biz bu günkü fırtınada ev de değildik :)))). Ama çok uzakta da değildik. Kız kıza Capitole gittik. Alişveriş yaptik. Gloria Jean's da kahve molası verdik. Sonra eve gelip dünkü yaptığım ıspanaklı , patatesli rulolarımızı ısıttık, pastamızı yanı başımıza aldık, çayımızı demledik ve film izledik.
Sonra bana rahatlık battı, gittim ayakkabı bölümümüzü aldım aşağı, düzelttim, verilecekleri ayırdım. Günlükleri ön plana aldım, oldu bitti.
Siz hiç aldatılmış olmayı dilediniz mi? hiç. Ben bu gün diledim. Biz otururken yanımıza gelen, o narin kızacağızın kucağındaki ağzı maskeli küçük bebeği hala unutamıyorum. Biz annesine yardımda bulunurken o sapsarı yüzüyle , annesinin topuzuyla oynaması hiç gözümün önünden gitmiyor. İnşallah Allahım inşallah dedim, bu kadın bizi aldatmış olsun.
Şimdi yarın için iyi bir pazar diledim ve hemen gittim.
28 Ekim 2009 Çarşamba
pazar teyzeleri ve Karadeniz Güzeli isabella
Kızlar tatilde ama, artık biyolojik saatleri ereken kalkmaya kurulmuş. İyide azcık yatak keyfi falan yapın dimi. Ben çayımı almış, yatağıma kurulmuş, afiten afiften müziğimi açmış, kitabıma dalmışken, biz acıktık diye yatağa zıplıyorlar.Günün en sevdiğim saatlerinin içine...Şimdi eğer yeni okuyan biri varsa beni, bu kızların yaşını 7-8 hadi bilemedin 9-10 diye düşünür. Ah yeni okuyucu; dana kadalar desem. Kocca zırantalar desem sana, hatta.
Dün akşam fener alayına katılamadık, yeniden hastalık tazelenmesin diye. Ama akşam Cancan geldi. Annesi ve Babası havai fişek gösterisi izlemek üzere The Marmara'nın roofuna kuruldular, Gamsegamse de Mado'nun üst katından izledi.Cancan biraz ürktü seslerden, korkunca ko ko diyor.Sarılıyor bana, korkma diyorum korkma, ben yanındayken hiç bir şeyden korkma. Bu sene bu güzelliği kaçırdık. Seneye inşallah.
Araya hastalık, bayram girince pazar
maceralarını atladık , işte onlara da bir selam çakalım.
Pazarda kestane alırken , ha bire yanımda 3 kilo al 3 kilo al, ben 3 kilo aldım, çok güzel diye beni dürtükleyen teyze- param bitmişti ayol, artık. Aldık işte iki kilo bitince, yine alırız. Hem kestane kıranımı var yarın.
Sonra yine aynı teyze, Ben Zuz'a muhacir üzümü alırken, çok güzel çok güzel fazla al, reçel yap diye geldin yanıma. Bak şüphelendim artık , yoksa gizli müşterimisin. Var ya marketlerde hani gizli müşreriler, müşteriyi o reyona çekmek için abartılı abartılı davranırlar. Hatta ünlü bir market zinciri ,gizli müşteri ilanı vermişti gazetelere bir kaç yıl önce.
Biber alırken burdan alma ,yukarda bir buçuk diye dirsek atıp böğrümü delen teyze, ayol bu gün yaşlı teyzelerin sosyal etkinlik günümüydü.
Birde şu sebze arabalarını kullanmanız için, trafik size kurs açsa. Direk geçiyorsunuz, insanın üzerinden, bi sinyal falan verseniz:))))
Selam size buradan.Öptüm ellerinizden.
Yağmurlu bir gün yaşıyoruz İstanbul'da. Biraz önce , biraz yürüdük çise altında Naziş'le. Eve gelir gelmezde hemen hapşırmaya başladım, sesim değişti.
Şimdi bir kahve vakti.Kalın sağlıcakla.
Düzenleme-1: Bu yazıyı yazdıktan sonra, kahvemi neyin içtikten sonra, girdim mutfağa, ıspanaklı ve patatesli rulolar yaptım. Dondurucuda hazırlanmış iç malzelerim vardı. Zeytinyağlı pırasayı da attım ocağa, peşine bi de çikolatalı yaş pasta taktım. Kendimle gurur felan duyuyorum.
Kızlar tabikide dışardalar:))))
Dün akşam fener alayına katılamadık, yeniden hastalık tazelenmesin diye. Ama akşam Cancan geldi. Annesi ve Babası havai fişek gösterisi izlemek üzere The Marmara'nın roofuna kuruldular, Gamsegamse de Mado'nun üst katından izledi.Cancan biraz ürktü seslerden, korkunca ko ko diyor.Sarılıyor bana, korkma diyorum korkma, ben yanındayken hiç bir şeyden korkma. Bu sene bu güzelliği kaçırdık. Seneye inşallah.
Araya hastalık, bayram girince pazar
maceralarını atladık , işte onlara da bir selam çakalım.
Pazarda kestane alırken , ha bire yanımda 3 kilo al 3 kilo al, ben 3 kilo aldım, çok güzel diye beni dürtükleyen teyze- param bitmişti ayol, artık. Aldık işte iki kilo bitince, yine alırız. Hem kestane kıranımı var yarın.

Sonra yine aynı teyze, Ben Zuz'a muhacir üzümü alırken, çok güzel çok güzel fazla al, reçel yap diye geldin yanıma. Bak şüphelendim artık , yoksa gizli müşterimisin. Var ya marketlerde hani gizli müşreriler, müşteriyi o reyona çekmek için abartılı abartılı davranırlar. Hatta ünlü bir market zinciri ,gizli müşteri ilanı vermişti gazetelere bir kaç yıl önce.
Muhacir üzümü: Elül ortasında çıkar piyasaya. Küçük, siyah kokulu bir üzüm. Dünyada isabella üzümü diye bilinir. Ama Ordu'da muhacir üzümü denir. Asma şeklindedir. Ağaçlara sarılı olarak yetişir. Aslında şıralık üzüm ama Karadenizde sofralık olarak tüketilir. Beykoz köylüleri getiriyor pazara. Ağzımda parfüm kokusu bıraktığı için pek yemem. Ama Zuz eylül girdi mi başlar, üzüm çıktı mı? , gördün mü diye.
Biber alırken burdan alma ,yukarda bir buçuk diye dirsek atıp böğrümü delen teyze, ayol bu gün yaşlı teyzelerin sosyal etkinlik günümüydü.
Birde şu sebze arabalarını kullanmanız için, trafik size kurs açsa. Direk geçiyorsunuz, insanın üzerinden, bi sinyal falan verseniz:))))
Selam size buradan.Öptüm ellerinizden.
Yağmurlu bir gün yaşıyoruz İstanbul'da. Biraz önce , biraz yürüdük çise altında Naziş'le. Eve gelir gelmezde hemen hapşırmaya başladım, sesim değişti.
Şimdi bir kahve vakti.Kalın sağlıcakla.
Düzenleme-1: Bu yazıyı yazdıktan sonra, kahvemi neyin içtikten sonra, girdim mutfağa, ıspanaklı ve patatesli rulolar yaptım. Dondurucuda hazırlanmış iç malzelerim vardı. Zeytinyağlı pırasayı da attım ocağa, peşine bi de çikolatalı yaş pasta taktım. Kendimle gurur felan duyuyorum.
Kızlar tabikide dışardalar:))))
Bu gün de kısa kısa
Daha iyi uyandım bu gün, gece öksürük nöbetim bir kez oldu, gittim gargara yapıp , salonda gazete okudum.
Kalktığımda herkes gitmişti ve kızların odaları, salon toplanmıştı. Sabahın o kör saatinde nasıl yapmışlar anlamadım valla pek bi duygulandım.
Gamse , dün akşam Cumhuriyet resepsiyonundan , bitkin döndü, daha kapıdan girer girmez 10 dk benimle konuşmayın dedi. Sabah çıktı o çıkış, çok yorulmuş. Annem taşın sert olduğunu çalışmaya başlayınca anlayacaksınız derdi. Gamse de anladı ki taş çok sert :)))))
Dün tv karşısında otururken bir atkı örmeye başladım. . Bu kalp Seni Unutur mu? yu izledik karı- koca. Ahh uunuturmu bu kalp seni hiç unutur mu. İşkence sahneleri ilk kez bu kadar cesur , tv ekranlarında. Yaaa bunlar oldu işte bu jenerasyon bunları yaşadı. Bazı sahnelerde ...Sonra da hava soğuktu ve yağmur çiseliyordu .
Bu gün de sadece kendimle takılıcam. Halbuki bu gün Cancan gelecekti, Zuz ve kuzen Oya gelecekti, şantiyedeki işini bitirip Berfu da, çaya yetişecekti ööööf öööf. Şimdi planı Zuz'a kaydırdılar. Cancan'ı çoook özledim. Hatta şu an gözlerim doldu.
Bu gün kızlar yarım gün çalışıyorlar neyseki . Bundan sonraki dört gün de evdeler. Tatil diye gezmeyeceksiniz dinleneceksiniz dedim bakalım bakalım ne olacak .
Hava sıcaklığı bu günden itibaren 6-7 derece düşecekmiş. Dışarda kapalı bir hava var zaten.
Kalktığımda herkes gitmişti ve kızların odaları, salon toplanmıştı. Sabahın o kör saatinde nasıl yapmışlar anlamadım valla pek bi duygulandım.
Gamse , dün akşam Cumhuriyet resepsiyonundan , bitkin döndü, daha kapıdan girer girmez 10 dk benimle konuşmayın dedi. Sabah çıktı o çıkış, çok yorulmuş. Annem taşın sert olduğunu çalışmaya başlayınca anlayacaksınız derdi. Gamse de anladı ki taş çok sert :)))))
Dün tv karşısında otururken bir atkı örmeye başladım. . Bu kalp Seni Unutur mu? yu izledik karı- koca. Ahh uunuturmu bu kalp seni hiç unutur mu. İşkence sahneleri ilk kez bu kadar cesur , tv ekranlarında. Yaaa bunlar oldu işte bu jenerasyon bunları yaşadı. Bazı sahnelerde ...Sonra da hava soğuktu ve yağmur çiseliyordu .
Bu gün de sadece kendimle takılıcam. Halbuki bu gün Cancan gelecekti, Zuz ve kuzen Oya gelecekti, şantiyedeki işini bitirip Berfu da, çaya yetişecekti ööööf öööf. Şimdi planı Zuz'a kaydırdılar. Cancan'ı çoook özledim. Hatta şu an gözlerim doldu.
Bu gün kızlar yarım gün çalışıyorlar neyseki . Bundan sonraki dört gün de evdeler. Tatil diye gezmeyeceksiniz dinleneceksiniz dedim bakalım bakalım ne olacak .
Hava sıcaklığı bu günden itibaren 6-7 derece düşecekmiş. Dışarda kapalı bir hava var zaten.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)