ilk haber bilgisayar bozuldu. Naziş'in laptopundan yazıyorum. Onunda sürekli işi var:)). O yüzden boş buldukça başına çörekleniyorum.
Ramazanın ilk günleri fena değil, iftara kadar hiç açlık hissetmiyorum, akşam beşten sonra zaten yemak yapma telaşına giriyorum. Ammmaaaa sahurda yerlerde sürünüyorum. Halbuki ben sahura kalkar ve de geri yatmayı unuturdum. Şimdi daha kalkarken, yarın gece yiyip de yatalım hayalleri kuruyorum. Ben çayı koyarken , kocam masa hazırlıyor tv de izlemek için bir şeyler ayarlıyor .
İlk iftar akşamından sonra Bostancı sahilinde uzunnnn ama upuzun bir yürüyüş yaptık, Ercangillerle. Banu , Ercan, Cemre ve Ceren dörtlüsür bunlar.Yazılarımı baştan beri okuyanlar, Ercan ve Banu'nun su kayağı macerasından hatırlarlar.İşte bu dörtlüyle Bostancı sahilini şenlendirdik. Dün akşam da biz, karıkoca karıkoca, bir arkadaşımızın Bağlarbaşında ki Restoranındaydık.
Yarın artık Naziş de iş başı yapıyor. Cancan da heheh. Yarın O'nunla ev de yalnızız. En son çarşamba günü gelmişti bize. Diğer günler annesi homeofis çalıştı. Cumartesi ise annesi şantiyeye gitti o Zuz teyzesine gitti. . Babaanne dönene kadar, böyle gezecek arada.
Şimdi yemek yapmak üzere mutfağa gitmeliyim. Eskiden daha sabahtn oluşurdu , liste kafamda. Şimdi mutfağa girince karar veriyorum. İlk gün ocakta et pişerken onun üzerine on fikir değiştirip, en sonunda bambaşka bir şey yaptım.
NOT. Dantelli kitap ayracının yapılışını Ece sandıkiçine koydu. Bana kalforniyadan yazıp soran arkadaş için.Bu linke tıklamanız yeterli olacaktır
http://dikismakinamdan.blogspot.com/
Lalenin Bahçesi
Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...
23 Ağustos 2009 Pazar
21 Ağustos 2009 Cuma
karanfil oylum oylum

Bu gün haberlerde dinledim, bilmem kaç hektar alndaki fındık sökülecek yerine karanfil dikilecek.miş))
Bizim için söz konusu değil, çünkü bizim bahçeler de yüz küsür yıldır fındık tarımı yapılıyor ve bahçeler fındık bahçesi olarak geçiyor tapuda. Halbuki ne hoş olacaktı dayım kulağının arakasına bir karanfil takmış gezerken, karanfiller arasında.
Bu tabiki işin latife kısmı. 1994 yılında 400 bin hektar alanda fındık ekili iken bu rakan 700 bin hektara çıkmış. Çünkü fındfıkla uğraşan üretici köylerde oturmuyor. Genelde şehirdeler, ancak fındık zamanı bir aylığına köye gidiyorlar. Fındık kışın bakım istemiyor. Hal böyle olunca rekolte artmış, kalite düşmüş.Alternatif ürün belki iyi bir düşünce olabilir ama pratikte hiç de kolay değil bu durum. Çünklü fındık üreticisi fındık alanlanlarında yerleşik düzende değil .Hükümet eğer fazla açıldığı sularda boğulmazssa üç yıl içinde yaşama geçirecekmiş bu olayı. kendilerine kolay gesssiiiiin diyorum.
Evet çoğunuzu hiç de ilgilendirmeyen u durum ben dahil tüm Karadeniz bölgesi halkı için hayati önem taşıyor.Eh bende birimizin derdi hepimiizi gerdi düşüncesiyle bu durumdan haberdar olun dedim.
not:Kitap ayracının yapılışını isteyen arkadaş için Ece'ye rica edeceğim. Yapılışını kendi sayfasında anlatması için. He Ece ne dersin???
20 Ağustos 2009 Perşembe
bu kez söz resimler de
19 Ağustos 2009 Çarşamba
Koru da kahvaltı şenliği
Gördüğünüz gibi bir koru kahvaltısındayız yine. Gördüğünüz üzre de keyfimiz gayet gıcır. Zuz'un kucağında Cancan 'ı görmektesiniz. Annesi de resmimizi çekiyor tabi ki,Arka fonda boğaz ve Boğaz Köprüsünü görmektesiniz üzerinize afiyet.
Biz sabah 10 da kahvaltıya oturup 12 de kalktık.Sonra korunun içinden Kuzguncu'ga kadar inip Bordo Köşk de Türk Kahvesi içtik. Ece'yi Kuzguncuk kapısından uğurlayıp biz aynı yoldan geri döndük.
Koru programından sonra Ece Emniönü ve Tahtakale'nin, Nalan Beşiktaş2ın , Zeya da Kadıköy'ün tozunu almış. Biz programa Zuz , Naziş ve Cancan ve de Berfu olarak, Cancan'ın evinde devam etmek üzere Kalamış!a yollandık. Cancan'a balkonda havuz keyfi yaptırdık. O şımardıkça şımarıp bizide ıslattıktan sonra yeniden yeme içme faslı yapıp evlerimize dağıldık.
Gamsegamse bu gün Belgrad Ormanlarında öğretmen arkadaşlarıyla kaynaştırma yapıyor:)) Hiç unutmam Nazlı' da Beykozx Ormanlarında yapmıştı ilk kaynaştırma etkinliğini ve eve pestil gibi dönmüştü. Biz şimdi her akşam Gamse!nin yolunu gözlüyoruz, günün detayları için. Nazlı ben de böyle yapmamıştınız diyor ama unutmuş, biz gerekli hatırlatmaları yaptıkça ha ha diyor.
Bu gün sabah gözümüzü Cancan'la açtık. Annesini Adapazarına şantiyeye gönderdik biz Başbaşa kahvaltı yaptık. Sonra uyuduk sonra yine yemek yedik, market alışverişi yaptık. Burnumuzdan sonra gözümüzü göstermeyi öğrendik bu rada Cancan beni 5 kere daha ısırdı.
Biraz önce evin önünden deve geçti, çan çala çala.Bir pastanenin açılışını daha doğrusu yeniden açılışını müjdeliyor. Anadolu Yakasının meşhur pastanelerinden biridir, tadilat vardı, açılmış. İsmini sölemem valla. Ne yani şimdi bedavadan reklam mı yapayım heheheheh.
Şimdi yine uyku saatimiz geldi hadi bize müsade.
17 Ağustos 2009 Pazartesi
kısa kısa haberlerle:)))
Önce söyleyeyim Beyoğlu yorgunuyum. Hatta sürünüyorum. Gülden'le bir ay daha program yapmam. Nazlı iki saat kadar yanımızda oturdu eve kaçtı heheheh. Gece de onda kaldık, sabah erkenden de Cancan gelecek diye ben yollara düştüm. İtalyan yokuşunu yürüyerek indim, takkırı tukkuru. Yokuş üzerinde İtalyan Lisesi ve İtalyan konsolosluğu olduğu için bu isim verilmiş. Diklik konusunda baya bi başarılıdır. Çıkışta değil inişte tercih edin. Verin Cihangir'den aşağı kendinizi Tophane' de alın soluğu. Üzerinde çok zevkli hediyelik eşyaların olduğu bir kaç dükkan var.
En süper haber; Gamsegamse artık bir üniversite öğrencisi değil, İstanbul Erkek Lisesinin bir öğretmeni.
Bir süper haber daha , Eniştemi ziyaret ettim o kadar iyi gördüm ki, sohbet ettik hatta Babamla telefonda konuştu. Ordu'ya gittiğimi söyleyince Taka Şükrü'yü sordu:))))
Bir süpper haber daha, CANCAN'ın Babaannesi İngiltere'ye gitti. Üç hafta kalacak. O zaman zarfında Cancan sık sık bizde artık. Bu gün dakkika bir gol bir di. Bu gün ben, bir de Beyoğlu yorgunu olunca, O'nun her uyumasında yanına yattaım uyudum.
Şimdi sadec tv izlemek, uyuklamak, arada çay içmek üzere , salondaki kanepeye doğru gidiyorum
En süper haber; Gamsegamse artık bir üniversite öğrencisi değil, İstanbul Erkek Lisesinin bir öğretmeni.
Bir süper haber daha , Eniştemi ziyaret ettim o kadar iyi gördüm ki, sohbet ettik hatta Babamla telefonda konuştu. Ordu'ya gittiğimi söyleyince Taka Şükrü'yü sordu:))))
Bir süpper haber daha, CANCAN'ın Babaannesi İngiltere'ye gitti. Üç hafta kalacak. O zaman zarfında Cancan sık sık bizde artık. Bu gün dakkika bir gol bir di. Bu gün ben, bir de Beyoğlu yorgunu olunca, O'nun her uyumasında yanına yattaım uyudum.
Şimdi sadec tv izlemek, uyuklamak, arada çay içmek üzere , salondaki kanepeye doğru gidiyorum
15 Ağustos 2009 Cumartesi
CUMARTESİ CUMARTESİ
Ay çok sıkıcı bir gündü, hatta çok sinirdi. Uyuşuktu hatta. Miskindi bile. Ne yapacağımı bilmez halde bi o yana bi bu yana dolandım. Sonra bayram temizliği yaptım hehehehe. Benim bu tür temizlik harekatlarıma , kızlar ; ay yine mi? bayram temizliği var derlerde.
Dün sabah kahvaltıdan sonra , Mor Yılları izledim. Gamse sürekli ne sinir ne sinir deyip sinirimi bozdu:))). Film kara film kategorisinden. Gamse'de üzüldüğü için ne sinir ne sinir dedi zaten. Zenci iki kızkardeşin hikayesi. Steven Spielberg'in bir filmi. 1985 yılında yapılmış. Yıllar önce izlemiştim ama aynı zevkle izledim. . Zenciyim, fakirim , çirkinim ve varım filmin ana konusu.
Bu gece Barcelona Barcelona oynayacak , Goldmax 2 de. Çayımı onu izlerken içeceğim. Şu anda Naziş , yürüyüş için evden birini kandırmak için ikna turlarında heheheh, hiç kimseninde niyeti yok. Yalnız çıkmaya karar verdi. Bu gün Gamsegamse, koruda ne kadar karınca varsa getirmiş, çantasında demek yerlere oturdular hıııı, hemen o pantolan makineye atılmalı. Bi de baktım sehpanın üstünde hemi de at kadar büyüklükte karınca ordusu geziyor. Hele birinin ağzında bi kırıntı parçası bile vardı, bak o kırıntıda çantadan)). Hayvanları yerinden yurdundan ettin diye kızdım Gamse'ye.
Yarın sabah kahvaltıya Zuz gelecek. Akşam'da Karadeniz akşamı yapacaklarmış. Karalahana diblesi yaptım o yüzden. Yarın akşam giderken götürecek. Bu ara dible takıldım, dibleler götürsün seni diyebilirsiniz)). Bi bilsenizki ev de , Kardeniz yemekleri sevmeyen bir koca kişisi yaşar. Turşu kavurmasını görünce hala mört mört bakıp , turşuyu neden pişiriyorsunuz Allah Allah der. Bu ağzımdaki ne diye sorar heheheheheh. Ama çok saygı duyar. Aylin bu gün telefon açıp da, hangi yemekleri yapalım diye bana danışırken arkadan turşu kavurması diye bağırıyordu hehehe. Köye gidince-Laleeee bak , burada melocan var diye beni çağırır, Ordu'da çarşıya çıkınca , tirmit çıkmış der. Yani öylede tanır , otlarımızı.
Şimdi gidip film izlemeye hazırlanmalıyım. Yeni bir kitap okumaya da bir hazırlık yaparım ben , biliyomusunuz. Uygun kitap ayracı falan seçerim. Kahve ya da çay hazırlarım. Arkama altı yastıktan oluşan bir dayanak yaparım. Mesela Katre-i Matem i yavaş yavaş okuyorum ki, dantelli ayraç yetişsin. Atalet de gördüğümden beri kitabımdan sarkan dantelleri hayal etmekten helak oldum. Sanırım ilgili kişi mesajı almıştır. Keçeden yapılmış lale şeklinde ayraçlarım var tam kolleksiyonluk. Gevezekalem'in kitap etkinliğinde ki hediyesi. Bir önceki kitabımın ayraçlarıydı. Çocuklaçocuk'tan hediye çok şık, uçlarından boncuklar sarkan ayracımda şimdiki kitabıma eşlik etmekde. Her kitap alışımda bir tonda ayraç alıyorum zaten.
Ayraç demişken hadi burada ayrılalım artık. Kendinize istediğiniz gibi bakın ve iyi bir pazar geçirmeye bakın.
kara lahana diblesi- Bir kg karalahanayı ince ince doğrayın ve haşlamaya koyun. Haşlama suyu sıcak olsunki , rengi yeşil kalsın. Sap kısımlarından bir parça alın eziliyorsa içine yarım bardak pirinç koyun. Birlikte haşlansınlar. Pİrinçlerde pişince, süzün. İyice süzülsünler, hiç su kalmasın. Tencerede soğanı kavurun , soğan biraz bol olsun. Kavrulmuş soğanın üstüne süzdüğünüz karışımı dökkün kırmızı pul biberde ilave edin biraz kavurun. Afiyetler olsunnn
en dip not. Kendimle gurur duydum, iki film önerisi yapmışım, bir de yemek tarifi vermişim . Katre-i Matemi de öneririm, okuyun hem aşk hem polisiye , hem de Lale Devri eğlenceleri , O zamanın siyası olayları falanda var. Kültürlere geleyim inşallah. Ama önce dibleler geleyim:))
Dün sabah kahvaltıdan sonra , Mor Yılları izledim. Gamse sürekli ne sinir ne sinir deyip sinirimi bozdu:))). Film kara film kategorisinden. Gamse'de üzüldüğü için ne sinir ne sinir dedi zaten. Zenci iki kızkardeşin hikayesi. Steven Spielberg'in bir filmi. 1985 yılında yapılmış. Yıllar önce izlemiştim ama aynı zevkle izledim. . Zenciyim, fakirim , çirkinim ve varım filmin ana konusu.
Bu gece Barcelona Barcelona oynayacak , Goldmax 2 de. Çayımı onu izlerken içeceğim. Şu anda Naziş , yürüyüş için evden birini kandırmak için ikna turlarında heheheh, hiç kimseninde niyeti yok. Yalnız çıkmaya karar verdi. Bu gün Gamsegamse, koruda ne kadar karınca varsa getirmiş, çantasında demek yerlere oturdular hıııı, hemen o pantolan makineye atılmalı. Bi de baktım sehpanın üstünde hemi de at kadar büyüklükte karınca ordusu geziyor. Hele birinin ağzında bi kırıntı parçası bile vardı, bak o kırıntıda çantadan)). Hayvanları yerinden yurdundan ettin diye kızdım Gamse'ye.
Yarın sabah kahvaltıya Zuz gelecek. Akşam'da Karadeniz akşamı yapacaklarmış. Karalahana diblesi yaptım o yüzden. Yarın akşam giderken götürecek. Bu ara dible takıldım, dibleler götürsün seni diyebilirsiniz)). Bi bilsenizki ev de , Kardeniz yemekleri sevmeyen bir koca kişisi yaşar. Turşu kavurmasını görünce hala mört mört bakıp , turşuyu neden pişiriyorsunuz Allah Allah der. Bu ağzımdaki ne diye sorar heheheheheh. Ama çok saygı duyar. Aylin bu gün telefon açıp da, hangi yemekleri yapalım diye bana danışırken arkadan turşu kavurması diye bağırıyordu hehehe. Köye gidince-Laleeee bak , burada melocan var diye beni çağırır, Ordu'da çarşıya çıkınca , tirmit çıkmış der. Yani öylede tanır , otlarımızı.
Şimdi gidip film izlemeye hazırlanmalıyım. Yeni bir kitap okumaya da bir hazırlık yaparım ben , biliyomusunuz. Uygun kitap ayracı falan seçerim. Kahve ya da çay hazırlarım. Arkama altı yastıktan oluşan bir dayanak yaparım. Mesela Katre-i Matem i yavaş yavaş okuyorum ki, dantelli ayraç yetişsin. Atalet de gördüğümden beri kitabımdan sarkan dantelleri hayal etmekten helak oldum. Sanırım ilgili kişi mesajı almıştır. Keçeden yapılmış lale şeklinde ayraçlarım var tam kolleksiyonluk. Gevezekalem'in kitap etkinliğinde ki hediyesi. Bir önceki kitabımın ayraçlarıydı. Çocuklaçocuk'tan hediye çok şık, uçlarından boncuklar sarkan ayracımda şimdiki kitabıma eşlik etmekde. Her kitap alışımda bir tonda ayraç alıyorum zaten.
Ayraç demişken hadi burada ayrılalım artık. Kendinize istediğiniz gibi bakın ve iyi bir pazar geçirmeye bakın.
kara lahana diblesi- Bir kg karalahanayı ince ince doğrayın ve haşlamaya koyun. Haşlama suyu sıcak olsunki , rengi yeşil kalsın. Sap kısımlarından bir parça alın eziliyorsa içine yarım bardak pirinç koyun. Birlikte haşlansınlar. Pİrinçlerde pişince, süzün. İyice süzülsünler, hiç su kalmasın. Tencerede soğanı kavurun , soğan biraz bol olsun. Kavrulmuş soğanın üstüne süzdüğünüz karışımı dökkün kırmızı pul biberde ilave edin biraz kavurun. Afiyetler olsunnn
en dip not. Kendimle gurur duydum, iki film önerisi yapmışım, bir de yemek tarifi vermişim . Katre-i Matemi de öneririm, okuyun hem aşk hem polisiye , hem de Lale Devri eğlenceleri , O zamanın siyası olayları falanda var. Kültürlere geleyim inşallah. Ama önce dibleler geleyim:))
Etiketler:
Barcelona Barcelona,
kara lahana diblesi,
katre-i matem,
mor yıllar
14 Ağustos 2009 Cuma
uykusu kaçana gazozlu kek))

Geceleri uykunuz kaçınca ne yaparsınız, ben hiç bir şey yapmam gelmesini beklerim. yani ille de uyumalıyım diye çabalamam, kendimi germem. Şimdi olduğu gibi mesela. Kitap okudum biraz da bilgisayar da takılayım dedim. Kitap sitelerini gezdim. İdefiks ve Pandora'dan mail gelmişti, son çıkan kitplarla ilgili onlara baktım. Yine uzun bir kitap listesi yaptım. Haruki Murakami kitaplarını liste başı yaptım. Hiç okumadığım ve bundan dolayıda utandığım bir yazar.
Türkiye de en çok kitabı kadınlar okuyormuş. Hiiiç şaşırmadım. Çünküüü erkekler çok meşgul, dünya gailelerinin hepsi ama hepsi onların başında:))).Benim kocam senede tamı tamamına dört kitap okur. İki tane tatilde, ama hakkını yemeyeyim tatilde elinden kitap düşürmez. Geri kalan iki taneyi de yıl içine dağıtır heheheh. Takip ettiği dergiler vardır. Coğrafya dergileridir bunlar. Çünkü hayıflanıp durur neden kimya okudum diye, coğrafya okusaymış bu konuda ün yapabilirmiş))
Kızlar yaz olunca salonu işgal ederler , hatta bazı sabahlar bakarım ki yatakları bile açılmamış, salonda birer pikeyle uyumuşlar. Sehpanın üstü alabildiğince bardak tabak dolu olur. Size şöyle izah edeyim. Zuz'un sayesinde bizim orta sehpa, salonun kendisi kadardır. Rahat altı kişi etrafında oturup yemek yiyebilir. İşte o sehpada , iğne düşşe yere düşmez yani o kaa dolu olur. Boşalmış abur cubur ambalajlarını saymıyorum bile.
Bu gün Canla çok eğlendik ama o artık sadece uykusu gelince ve acıkınca bana yüz veriyor. Geri kalan zamanda ben tu kaka. Bu gün kocam banyoda traş olurken O'nu mama sandalyesinde yanına oturttum. Nasıl ilgiyle izledi , nasıl kendi dilince bir şeyler anlattı görmeliydiniz.
Cumartesi akşamı Goldmax de Barcelona Barcelona oynayacak, izlemeyenlerin ya da bir kez daha izlemek isteyenlerin dikaktine.Bu önemli bilgiyi de verdim gittim.
not. bir önceki yazımda onca şey yazmışım ama en çok ilgiyi fasulye diblesi çekmiş hehehee. Sırf o yüzden portakallı gazozlu bir kek tarifi ile bitiriyorum yazıyı. Bizim bu günkü ağız tadımızdı.
Gazozlu kek. 4 yumurta, iki bardak şeker, vanilya, limon kabuğu rendesi, kabartma tozu, bir su bardağı portakal aromalı gazoz, yarım bir çay bardağından iki parmak az sıvı yağ, alalbildiğince un, üzeri için biraz ceviz. Çırpın anacım, karıştırın. Kek yapmayı öğretecek değilim burada size. Farkındaysanız zaten, yoğurt süt gibi mamulatın yerini gazoz almış, geri kalanı bildiiin kek. Ama nasıl hafif bir kek oldu anlatamam. İki misli kabardı, apartman gibi bir kek oldu. Ununu da öyle doldurmayın, biraz akışkan olsun ki yumuşacık olsun.Portakal reçeliniz varsa iki kaşık koyabilirsiniz. Hatta yerken üstüne koyarsanız da çok lezzetli oluyor. Hem daha da kalorili oluyor:)))) Can bile yarım dilim yedi. İlk keki oldu hatta.
Türkiye de en çok kitabı kadınlar okuyormuş. Hiiiç şaşırmadım. Çünküüü erkekler çok meşgul, dünya gailelerinin hepsi ama hepsi onların başında:))).Benim kocam senede tamı tamamına dört kitap okur. İki tane tatilde, ama hakkını yemeyeyim tatilde elinden kitap düşürmez. Geri kalan iki taneyi de yıl içine dağıtır heheheh. Takip ettiği dergiler vardır. Coğrafya dergileridir bunlar. Çünkü hayıflanıp durur neden kimya okudum diye, coğrafya okusaymış bu konuda ün yapabilirmiş))
Kızlar yaz olunca salonu işgal ederler , hatta bazı sabahlar bakarım ki yatakları bile açılmamış, salonda birer pikeyle uyumuşlar. Sehpanın üstü alabildiğince bardak tabak dolu olur. Size şöyle izah edeyim. Zuz'un sayesinde bizim orta sehpa, salonun kendisi kadardır. Rahat altı kişi etrafında oturup yemek yiyebilir. İşte o sehpada , iğne düşşe yere düşmez yani o kaa dolu olur. Boşalmış abur cubur ambalajlarını saymıyorum bile.
Bu gün Canla çok eğlendik ama o artık sadece uykusu gelince ve acıkınca bana yüz veriyor. Geri kalan zamanda ben tu kaka. Bu gün kocam banyoda traş olurken O'nu mama sandalyesinde yanına oturttum. Nasıl ilgiyle izledi , nasıl kendi dilince bir şeyler anlattı görmeliydiniz.
Cumartesi akşamı Goldmax de Barcelona Barcelona oynayacak, izlemeyenlerin ya da bir kez daha izlemek isteyenlerin dikaktine.Bu önemli bilgiyi de verdim gittim.
not. bir önceki yazımda onca şey yazmışım ama en çok ilgiyi fasulye diblesi çekmiş hehehee. Sırf o yüzden portakallı gazozlu bir kek tarifi ile bitiriyorum yazıyı. Bizim bu günkü ağız tadımızdı.
Gazozlu kek. 4 yumurta, iki bardak şeker, vanilya, limon kabuğu rendesi, kabartma tozu, bir su bardağı portakal aromalı gazoz, yarım bir çay bardağından iki parmak az sıvı yağ, alalbildiğince un, üzeri için biraz ceviz. Çırpın anacım, karıştırın. Kek yapmayı öğretecek değilim burada size. Farkındaysanız zaten, yoğurt süt gibi mamulatın yerini gazoz almış, geri kalanı bildiiin kek. Ama nasıl hafif bir kek oldu anlatamam. İki misli kabardı, apartman gibi bir kek oldu. Ununu da öyle doldurmayın, biraz akışkan olsun ki yumuşacık olsun.Portakal reçeliniz varsa iki kaşık koyabilirsiniz. Hatta yerken üstüne koyarsanız da çok lezzetli oluyor. Hem daha da kalorili oluyor:)))) Can bile yarım dilim yedi. İlk keki oldu hatta.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)